Lexpera Blog

Sosyal Güvenlik Kurumu’nun Yersiz Ödemeleri Tahsil Esasları

Sosyal Güvenlik Kurumu, yasal şartları sağlamaları halinde sigortalılara veya sigortalıların hak sahiplerine çeşitli aylık ve/veya gelirler bağlamaktadır. Ancak bazı durumlarda sigortalının (hak sahibinin) bazı durumlarda da Kurum çalışanlarının hatalı eylemleri nedeniyle, şartları taşımadığı halde sigortalı ya da hak sahiplerine aylık bağlanabilmektedir. Yersiz ödeme kavramı, Kurum’un sosyal sigorta yardımlarına hak kazanma konusunda yanılgılı değerlendirmeleri nedeniyle, hak sahibi olmayan kişilere yaptığı her tür ödemeyi ifade eder. Örneğin, muvazaalı boşanma sonucu hak kazanılan yetim aylığı yahut kanunen hak etmediği halde aynı anda hem eşinden hem ana-babasından ölüm aylığı bağlanan kişiye yapılan ödemeler yersiz ödeme niteliğindedir.

Pek çok uyuşmazlığa sebep olan yersiz ödemelerin Kurum tarafından tahsili hakkında esaslar, “5510 sayılı Kanun” ile “Fazla Veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul Ve Esaslar Hakkında Yönetmelik”te düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun’da yersiz ödemelerin geri alınma usulü, yersiz ödemenin sigortalı veya hak sahiplerinin kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğması ile Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanması hali arasında ayrım yapılarak iki başlık halinde ele alınmıştır.

I. İlgililerin Kasıtlı Veya Kusurlu Davranışından Doğan Yersiz Ödemelerin Tahsili

5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun “Yersiz Ödemelerin Geri Alınması” başlıklı 96. maddesine göre,
“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden… itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”

Madde metninden anlaşılacağı üzere, Kurumca yapılan yersiz ödeme, sigortalı veya hak sahibinin kasıtlı veya kusurlu davranışından kaynaklandıysa, yersiz ödemeye dair hatalı işlemden geriye doğru en fazla 10 yıllık sürede yapılan ödemeler Kurum tarafından geri alınacaktır. İlgilinin kusurlu olduğu hallerde yersiz ödenen miktarların yapıldığı tarihten itibaren kanuni faizi hesaplanacak; ilgilinin Kurum’dan alacağı varsa önce bundan mahsup edilecektir.

Sigortalı veya hak sahibinin hangi davranışlarının kasıtlı yahut kusurlu kabul edilmesine yol açacağı madde metninde açıklanmamıştır. Ancak, Fazla veya Yersiz Ödemelerin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik’te bu konuda ayrıntılı bir düzenleme yer almaktadır. Yönetmeliğin 5. maddesine göre,
“a) Kuruma verilen veya ibraz edilen belgelerle gerçeğe aykırı bildirimde bulunulması, b) Örneği Kurumca hazırlanan belgelerle bildirilmesi taahhüt edilen durum değişikliklerinin bir ay içinde Kuruma bildirilmemesi,
c) Kanunda öngörülen şartlar yerine gelmediği hâlde, sahte bilgi ve belgelerle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması,
ç) Sahte hizmet kazandırılmak suretiyle sağlık hizmetleri ve diğer haklardan, ödeneklerden yararlanılması ile gelir veya aylık bağlatılması, d) Boşanma nedeniyle gelir veya aylık bağlandıktan sonra boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşanması,
e) Gelir ve aylıklarının kesilmesi gerektiği hâlde durumun gizlenmesi ve/veya bildirilmemesi,
f) Sigortalılar ile gelir veya aylık alanlara yapılan ödemelerden, hak sahipliği sona ermesine rağmen her hangi bir kişi tarafından tahsilat yapılması,
ilgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışlarını oluşturur. (Ek cümle:RG-23/6/2017-30105) Ancak, sigortalılıklarının (b) bendinde belirtilen süre içerisinde bildirim yükümlüleri tarafından Kuruma bildirilmesi halinde ya da Kurum tarafından yeni bir gelir veya aylık bağlanması durumunda ilgililer (b) ve (e) bentleri kapsamında kasıtlı veya kusurlu sayılmaz.”

Madde metninden anlaşılacağı üzere, Kuruma verilen belgede gerçeğe aykırı bildirimde bulunan, taahhüt ettiği halde durum değişikliklerini 1 ay içinde bildirmeyen, sahte belgelerle çeşitli ödemelerden yararlanan, sahte hizmet süresi ile çeşitli ödemelerden yararlanan, aylık almak için eşinden muvazaalı olarak boşanıp eşiyle yaşamaya devam eden, gelir/aylığın kesilmesi gerekmesine rağmen bunu gizleyen ve hak sahipliği sona ermesine rağmen tahsilat yapan ilgililer kusurlu kabul edilmektedir.

Uygulamada genelde en sık karşımıza çıkan ve ihtilafa sebep olan hususlar maddenin b ve e bentlerinde düzenlenmiştir. Nitekim bu husustaki uyuşmazlık sayısının çok fazla olması nedeniyle Yönetmelik’te değişiklik yapma ihtiyacı duyulmuş ve 23.6.2017 tarihinde, madde 5 hükmünün ilk fıkrasına şu ibare eklenmiştir: “Ancak, sigortalılıklarının (b) bendinde belirtilen süre içerisinde bildirim yükümlüleri tarafından Kuruma bildirilmesi halinde ya da Kurum tarafından yeni bir gelir veya aylık bağlanması durumunda ilgililer (b) ve (e) bentleri kapsamında kasıtlı veya kusurlu sayılmaz.”

Yönetmelik değişikliği yapılmasına sebep olan hususları birer örnekle somutlaştırmak gerekirse, örneğin ölen babasından yetim aylığı almakta iken annesi de ölen ve annesinden de yetim aylığı bağlanması için Kurum’a başvuran hak sahibine normal şartlarda ilgili mevzuat gereği yüksek olan aylığın tamamı, az olan aylığın ise yarısının bağlanması gerekir. Burada Kurum her iki aylığı da tamamı üzerinden bağlarsa, hak sahibine yeni aylık bağlandığı için Yönetmelik m. 5/1’in son cümlesi uyarınca hak sahibi kusurlu kabul edilmeyecektir. Yersiz ödenen miktarların geriye dönük 10 yıllık kısmı değil, 5 yıllık kısmı istenebilecektir.

Bir diğer örnek, Kurumdan 4/1-(c) kapsamında aylık almakta iken 18.09.1998 tarihinden itibaren kamu kesiminde görev yaptığının 27.03.2015 tarihinde tespit edilmesi üzerine sigortalının Kuruma yapması gereken bildirim yükümlülüğünü yerine getirmediği gerekçesi ile ilgili hakkında 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin (a) bendi gereğince tespit tarihinden 10 yıl geriye gidilerek 01.04.2005-31.03.2015 tarihleri aralığında yersiz ödenen 138.929,03 TL aylık tutarı ve 55.457,03 TL faizi olmak üzere toplam 194.386,06 TL borç kaydedilmekte iken, Yönetmelik değişikliği sonrasında ilgiliye ait kayıtların incelenmesinde; ilgili kamu idaresince sigortalının bildiriminin 25.09.1998 tarihinde yapıldığı anlaşıldığından, 5510 sayılı Kanunun 96. maddesinin (b) bendi gereğince tespit tarihinden 5 yıl geriye gidilerek tahsilat yapılacaktır1 .

Özetle Yönetmelik’teki değişiklikle birlikte, ilgililer Kurum’a bildirimde bulunmayı taahhüt edip de bilgi vermedikleri hallerde eğer diğer kurumlar (örneğin vergi dairesi, kanunla kurulmuş meslek kuruluşu vb) SGK’ya bildirimde bulunmuşsa yahut ilgiliye yeni bir gelir/aylık bağlanmışsa ilgililer kasıtlı ya da kusurlu kabul edilmeyecektir. Gerçekten de, hak sahibine yeni bir gelir veya aylık bağlandığında, yahut diğer kurumlardan SGK’ya bildirim yapıldığında, Kurum hak sahibine önceden tahsis edilen aylıkları bilebilecek durumda olduğu için vatandaş lehine olan bu Yönetmelik değişikliğinin yapılması isabetli olmuştur. Zira, farklı sosyal güvenlik kurumlarının, SGK adı altında tek bir çatıda toplanmasının amacı, aradaki bilgi akışını sağlamak, kurumlar arası koordinasyonu kolaylaştırmak ve dağınık yapıyı önleyerek hata yapılmasının önüne geçmektir. Kurumlar arası bilgi akışının yeterince sağlanamaması, gereken denetimlerin aksatılması yahut önceden tahsis edilen aylıkların kontrol edilmemesi hak sahiplerini mağdur etmemelidir.

Yargıtay’ın çeşitli kararlarında yukarıda anılan hususlar gündeme gelmiştir. Örneğin Yargıtay 21. HD’nin 2012/8556 E. 2013/16145 K. 19/9/2013 T. sayılı ilamında şu ifadelere yer verilmiştir:
“Dosyadaki kayıt ve belgelerden; davacının DSİ Müdürlüğünde Meteoroloji memuru olarak 1.9.1970- 1.9.1985 tarihleri arasında çalışmalarından dolayı Kamu Görevlileri Emeklilik işlemleri Daire Başkanlığınca Emekli Sandığı'nca aylık bağlandığı, ancak davacının Refahiye-Çatalçam Bucağı ortaokul müdürlüğü oluruyla Çatalçam bucağı ortaokulunda müstahdem olarak 25.5.1965-31.3.1979 tarihleri arasında 506 Sayılı Yasa'ya tabi sigortalı çalışmaları sebebiyle 21.8.1980 tarihli tahsis talep dilekçesine dayalı olarak 1.9.1980 tarihinden itibaren SSK'dan yaşlılık aylığı da bağlandığı, böylece davacının tahsisinde esas alınan 1.9.1970-1.4.1979 tarihleri arasında çakışan hizmetlerinin bulunması nedeniyle, SGK'nca aylık bağlama işleminin iptali ile 21.1.1997-18.8.2011 tarihleri arasında yersiz ödenen 62.152.16 TL'nin geri ödenmesinin talep edildiği anlaşılmaktadır… Yapılacak iş, yapılan yersiz ödemelerin, sigortalının kasıtlı veya kusurlu davranışından mı, yoksa Kurumun hatalı işleminden mi kaynaklandığını belirleyip, 5510 Sayılı Kanunun 96. maddesi gereğince davacının iadeyle yükümlü olduğu miktarı tespit edip çıkacak sonuca göre bir karar vermektir.”

II. Kurumun Hatalı İşlemlerinden Kaynaklanan Yersiz Ödemelerin Tahsili

5510 sayılı Kanun m. 96’ya göre,
“Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler, b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, (1) itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır.”

Kurum’un hatalı işlemleri, Yönetmeliğin 6. maddesinde “İlgililerin kasıtlı ve kusurlu davranışları dışında kalan, Kurum çalışanlarının kasıtlı veya kusurlu davranışı, ihmali, dikkatsizliği ve bilgisizliği gibi sebeplerden kaynaklanan yersiz ödemeler Kurumun hatalı işlemlerini oluşturur.” cümlesiyle ifade edilmiştir.
Bu durumda, Yönetmeliğin 6. maddesinin 2. fıkrasına göre, yersiz ödemenin tespit edildiği tarihten geriye doğru en fazla 5 yıllık süre içinde yapılan ödemeler, borcun ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmi dört ay içinde ödendiği takdirde faizsiz; yirmi dört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemeler, bu sürenin dolduğu tarihten itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte tahsil edilecektir.

Dipnot:

Yazar Resmi
seymakkasoglu@hotmail.com