Lexpera Blog

Yaz Tatilimin Hukukla İlgili Düşündürdükleri: Kafa Yorulacak Konular (Food for Thought)

Biraz sakin ve dinlenmeli, biraz gezmeli, biraz da çalışmalı geçen yaz tatilinde “mesleki deformasyon” diyebileceğimiz yaklaşımla, yaşadığımız olayların ve bazı konuların hukuksal düzenlemesini, değerlendirmesini merak ederek ve araştırma konularına da vesile olması amacıyla bu yazımda kısaca aktarmak istedim. Aslında bahsedeceğim konuların çoğunun ortak noktası, büyük ölçüde “İklim Değişikliği” (Climate Change) konuları ya da o alanı etkileyen ya da o alanda etkilenilen konular. Özellikle sıcaklardan şikâyet ettiğimiz, varsa klimalarımızı kullanabildiğimiz, hem sıcaklıkların mevsim normallerinden yüksek olması sebebiyle bunaldığımız hem de klimalı hayata çok alışık olmayan coğrafyalarda olmadığımız için sevindiğimiz bir yaz geçti. İklim değişikliğine dair akademik çalışma alanlarıma ilişkin çalışmaları özellikle ticaret ve yatırım konusunda daha önce bu blog’da yapmıştım.[1] Bu yazının amacı, akademik bir çalışma olmayıp yaz tatilimde düşündüklerimi kendi bakış açım ile aktararak özellikle gelişmekte olan alanlara ilişkin düşünmeye vesile olmak, bunların hukuksal bağlantılarına dikkat çekmektir.

Gezilerin Düşündürdükleri

Bu yaz şanslıydık, hem benim için hem de yakın arkadaşlarım için seyahat edebildiğimiz bir yaz oldu. Kendi seyahatlerime ve arkadaşlarımın yaz gezilerine bakınca iklim değişikliğinin hayatımızı ne kadar etkilediğini görmek, iklim değişikliğinin hayatlarımıza olan etkisine bakınca, özellikle etkinin kapsamı bakımından, iklim değişikliğine ilişkin hukuksal yaklaşımın revize edilmesi gerektirdiğini düşündürttü. Tabii ki doğanın korunmasının önemini merkezine alan bir revizyonla.

Şöyle ki:

Yakın bir arkadaşımın, benim de çok merak ettiğim ve henüz gidemediğim İzlanda seyahati sonrası buluşmamızda uçsuz bucaksız yosunlardan oluşan harika fotoğraflara, özellikle de gün batımı fotoğraflarına bakarken haliyle bu güzelliklerin nasıl korunduğunu konuştuk. Sonrasında da hem kendim için İzlanda biletlerini hem de koruma konusundaki düzenlemeleri biraz inceledim. Çok genel hatlarıyla bahsedersem İzlanda’nın hukuksal düzenlemelerini Avrupa Birliği (AB) üyesi olmadığı için ayrı değerlendirmek gerekmektedir. Belki de bu sebeple hayvanlara ve bitkilere dair düzenlemeleri daha korumacı. İzlanda’nın doğal özellikleri açısından en hassas olduğu konu yosundur (moss). Hızlı bir araştırma yaptığınızda bile karşınıza “İzlanda’da Yosunların Üzerinde Neden Asla Yürümemelisiniz?” başlıklı yazılar çıkıyor.[2] İzlanda’ya canlı hayvan ithalatı genel olarak yasaklanmış. Ülkeden çıkan hayvanların, özellikle atların ülkeye geri girmesi neredeyse imkânsız. Akla yarış atları geliyor ama ne de olsa başlıkta düşünülecek konular dediğim için bu kadarla bırakıyorum. Ülkenin çok sıkı biyogüvenlik önlemleri bulunmakta. İzlanda’nın Doğa Koruma Kanunu (Nature Conservation Act) var.[3] Sonuç olarak ülkenin hayvan popülasyonunu, bitki örtüsünü koruyan katı ve bence çok yerinde bir Doğa Koruma Kanunu var. Bu düzenlemeler, bir taraftan İzlanda seyahatim gecikse bile benim de bu güzellikleri görebileceğim konusunda teselli oluyor bir taraftan da güzel ülkemizde benzer düzenlemelerle neler korunur, korunurdu diye düşünmeden edemiyorum, yıllar içinde gördüğüm tüm güzel manzaralar, özellikle sadece bizim coğrafyamızdaki hayvanlar, bitkiler gözümün önünden geçiyor, hala aynı kaldıklarını umuyorum.

Başka bir arkadaşım ise Ren nehri turu diye gittiği geziden, Ren nehrinin debisi ve su seviyesi düşük olduğu için oradayken revize edilen gezi programı ile kendilerini Tuna nehrinde bulduklarını ve tekneden geçirmeyi planladıkları seyahatin büyük bir kısmının transferler sebebiyle otobüste geçirdiklerini anlattı.[4]

Yaklaşık zamanlarda ben de fırtına sebebiyle 2 gün iptal edilen gemi seferleri sonucu, bir bakıma mahsur kaldığım adada hava şartları sebebiyle ve hava ve karayolu ile ulaşılamayan coğrafyalarda bir de üstüne üstlük tahminim normal bir sivrisinek tarafından sokulup eş zamanlı sosyal medyada yine iklim değişikliğinin ya da belki göçlerin vs etkisiyle Atina da görülen sivrisinekten geçen Batı Nil virüsü haberlerini görünce[5] tatil ruh halinden çıkıp kendimi iklim değişikliği, sağlık sigortasının kapsamı, mücbir sebep kavramının günümüzde iklim değişikliği ile kapsamının değişip değişmediğini, seyahat sigortasının kapsamını, yabancıların hastaneye ulaşım hakkı, insan ve hayvanların göçleri ile ortaya çıkan yeni hastalıklar gibi konuları düşünürken buldum. Neyse ki mecburen fazladan kaldığımız günlerde kendimizi yılda bir düzenlenen ve gazeteci (kendi ifadesiyle ve çok doğru olarak tanımladığı “kayıt tutucu”) Nilay Örnek’in sosyal medya hesaplarında bahsettiği ve benim de merak ettiğim[6] ada festivalinde bulunca düşünceleri erteleyip tekrar tatil moduna geçtim.

Lisansüstü eğitim için uzun yıllar yurtdışında kalmış ve seyahat etmiş bir olarak son yıllarda özellikle de bu yıl iklim değişikliğinin, sadece seyahat kapsamında daraltarak bakarsak, seyahat koşullarını bu kadar etkilediği bir yaz daha hatırlamıyorum. Nepal'deki sel, batan gemiler, Endonezya ve İtalya Etna’da patlayan yanardağlar, iptal edilen uçaklar ve dolayısıyla devamında bağlantılı etkilen işler ve zararlar. İklim değişikliği hukuksal olarak birçok tartışmanın konusu olmaya devam edecektir. Örneğin yaz okumalarının vazgeçilmezi, özellikle dünyadaki gelişmeleri takip etmek isteyenler için şiddetle tavsiye ettiğim Oksijen gazetesinde okuduğum yazıda sıcaklar sebebiyle belirli coğrafyalarda uyku kalitesinin düştüğü, yakın gelecekte uyku ve soğutma hakkının insan hakkı olarak tartışılabileceğine ilişkin bir haber de vardı.[7]

İklim değişikliği konusunda sorumluluk kavramı ve birçok farklı boyutu tartışılmaya devam edecek. “Çok geç olmadan” yaklaşımını da geçtiğimiz düşünülürse zararın neresinden dönersek kar olacak yaklaşımıyla hukuksal çözümler, öncelikler daha etkin ortaya konulmalıdır. Devletler açısından iklim değişikliği konusunda uluslararası yükümlülüklerin bağlayıcı olup olmadığı dair tam sonuç alınamama ihtimali olsa bile açılacak davalar, yeri geldiğinde sembolik davalar bile farkındalık yaratmak, muhatabı belirlemek, sorumluluk almaya zorlamak açısından önemli olacaktır, olmaktadır. Bu alanda örnek olabilecek, sembolik davalardan biri 26 Şubat 2026 tarihli “İsveçli gençler, iklim konusunda harekete geçmemesi nedeniyle hükümeti dava etti” haberinde söz edilen davadır. Haberde İsveçli gençlerin İsveç’in mevcut iklim hedeflerinin yetersiz olduğunu ve uluslararası hukuku ihlal ettiğini iddia ederek açtığı davadan bahsedilmiş.[8] Başka bir çalışmada Japonya’da 2025 Aralık ayında, 452 Japon davacının Japon hükümetinin yetersiz iklim değişikliği önlemleri nedeniyle uğradıkları zararların tazmini talebiyle açtıkları haksız fiil davası incelenmiş.[9] İklim değişikliğinin etkileri konusunda elbette hali hazırda birçok çalışma bulunmakta. Ancak iklim değişikliğinin yukarıda bahsettiğim olaylarda da görüldüğü üzere günlük hayatımızı sekteye uğrattığı yeni birçok gelişmede düşünüldüğünde, daha etkili çözüm bulma arayışlarının devamı önemlidir. Bu amaçla özellikle de devletlerin iklim konusundaki sorumluluğuna ilişkin bu alana kapı açacak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı kararları da incelenerek sorumluluk konusu tartışılmaya devam etmelidir. İklim değişikliği sebebiyle ortaya çıkan bu durumlar acaba klasik sorumluluk kavramlarını değiştirip devletlere, özellikle de bu alandaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen devletlere, sorumluluk yükleyebilir mi konusu tekrar değerlendirilmelidir. Buna örnek olarak “BM’nin en yüksek mahkemesi, ülkelerin iklim değişikliği konusunda birbirlerine dava açabileceğini açıkladı”- Top UN court says countries can sue each other over climate change) haberini bu tartışmayı devam ettirmek için paylaşıyorum.[10]

Bu değerlendirmelerde devletlerin sorumluluğu dışında özel hukuk kapsamında da konu nasıl tartışılabilir sorusu günümüzdeki değişiklik, gelişme ve yeni dinamiklere göre kurgulanmalıdır. Örneğin nehirlerdeki su seviyesi, hava durumuna göre taşıma araçlarının durumları mevcut hesaplamalar ve takip sistemleriyle çok daha önceden takip edilebilmektedir. Teknolojinin ilerlediği, öngörülerin daha gerçekçi olduğu günümüzde özel hukuk kişilerinin sorumluluğu nasıl olacak, yukarıda bahsettiğim durumda turizm şirketleri, seyahat acentaları sorumlu olacak mı? Mücbir sebep kavramının tanımı değişecek mi? gibi sorular, bu konular yönelik aklıma gelenlerden.

Tüm bu tartışmalar yapılırken doğanın bir bütün olduğunun, insanın üstünlüğünün olmadığının hatırlanması gereklidir ve “Terra domus omnium animantium est” -”Dünya tüm canlıların evidir” yaklaşımı benimsenmelidir. İzlanda örneğindeki koruma kapsamı da bu yaklaşımı desteklemektedir. “Doğa hakları” “Right of nature” bu yaşananlardan, iklim değişikliği tartışmalarından ve getirilen ya da getirilecek çözümden ayrı düşünülemez. Yazın bu alanda da olumlu bir gelişme olmuştur. Şöyle ki haberde: Quebec’te Terrasse-Vaudreuil kasabasının, ağaçları haklara sahip canlı varlıklar olarak kabul ettiği ve Kanada’da “Ağaç Hakları Evrensel Bildirgesi”ni imzalayan ilk belediye olduğu belirtiliyordu.[11] İlgili haberde Uluslararası Doğa Hakları Gözlemevi Başkanı Yenny Vega Cardenas, ağaç haklarına ilişkin bildirgenin, Yeni Zelanda’dan Kolombiya’ya kadar dünyanın dört bir yanındaki yargı bölgelerinin nehirlere ve diğer doğal alanlara tüzel kişilik tanımasına yol açan aynı girişimin bir parçası olduğunu belirten sözlerine yer verilmişti.[12]

Başka alana geçmeden önce özellikle hem Türkiye’de hem de özellikle Avrupa’daki turist yoğunluğunu düşününce, sadece havaalanı yoğunluğundan bahsetmiyorum şehir, tarihi alanlar, müzeler hem yoğun hem işletmelerce işgal edilmiş sahil kenarı gibi genel yoğunluktan bahsediyorum, turist sınırlaması, turistlerden alınan vergiler, “zarar vermeden seyahat etme” kavramları, bir taraftan seyahat hakkı, eşitlik, sosyal adalet gibi kavramların da yeniden düşünülmesi gerektiğini vurgulamak isterim. Konuya bütünsel bakılmadan hem disiplinler arası hem de hukukun farklı dallarıyla beraber çözüm önerileri getirilmeden etkin, adil ve amacına uygun, zamanın gerisinde kalmayacak hukuksal düzenlemeler getirmek de mümkün olmayacaktır.

Sosyal Medyanın Düşündürdükleri

Hem ülkemizde hem de dünyada özellikle Avrupa’da bu yaz mevsiminde de yaşanan yangınlar gündemimizdeydi. Yukarıda bahsettiğimiz “İklim Değişikliği” başlığı altında da tartışılabilecek yangınlar konusu Whatsapp yazışmalarında paylaşılan bir yazı sonucu, bana hukukla ilgili yeni bağlantılar düşündürttü. Şöyle ki:

Paylaşılan yazıda özellikle İspanya özelinde bu yıl sonbahar ve kış mevsiminin çok yağışlı geçmesi sebebiyle etrafın çok yeşillendiği ancak şehre göçün artması, hayvancılığın azalması vb nedenlerle keçilerin otları yememesi ve bunun sonucunda da havaların ısınmasıyla otların kurumasının yangınların daha hızlı ilerlemesinden ve daha geniş alanların yanmasından bahsediliyordu.[13] Konuyu hukuksal çerçevede düşündüğümde aklıma ilk olarak Avrupa Birliği hukuku çerçevesinde teşvikler konusu geldi.

Konunun haliyle tarım dışında da sosyolojik, ekonomik birçok boyutu olmakla birlikte kendi adıma yangınlardaki etkisini görmek şaşırtıcıydı. Aslında bir süredir okuduğum bütünsel bakış, biyoçeşitlilik, kültürün korunması konularını da kapsamakta. Eminim özellikle de mesleğin başındaki birçok akademisyeni de heyecanlandıracak çözüme, uygulamaya en önemlisi de farkındalık yaratmaya katkı sağlayacak çalışma konuları olacaktır.

AB üyesi İspanya örneğinden ilerlersek özellikle kırsal, kentsel politikalar konusunda AB’nin bu alandaki düşünülebilecek hukuksal düzenlemelerinden aklıma gelen ana başlıklar şöyle:

AB Uyum Politikası ve Bölgesel Fonlar (EU Cohesion Policy and Regional Funds), Kırsal Kalkınma (Rural development)[14], Bölgesel ve kentsel politika (Regional and urban policy)[15], Kentsel-kırsal bağlantılar (Urban-rural linkages)[16], Ortak Tarım Politikası (Common Agricultural Policy -CAP), Avrupa Kırsal Kalkınma Tarım Fonu (European Agricultural Fund for Rural Development -EAFRD).[17] Bunlara ek olarak AB fonlarında “kentsel-kırsal” dengenin iyileştirilmesi konusu ve dengenin değişiminin maliyeti çalışılmıştır.

Kanımca konunun ayrıca biyoçeşitlilik (Biodiversity) boyutu da bulunmaktadır. Biyoçeşitlilik; Dünya’nın belirli bir bölgesinde bulunan yaşamın çeşitliliği veya genellikle Dünya’daki yaşamın toplam çeşitliliği olarak tanımlanmıştır.[18] Bu bağlamda AB’nin 2030 için Biyoçeşitlilik Stratejisi (EU Biodiversity strategy for 2030) bütünsel bakış açısı için önemlidir. Elbette konunun hukuk dışında özellikle planlama, kentsel planlama - bölgesel planlama gibi alanlarla beraber disiplinler arası çalışılması gerekir ki etkili hukuksal çözümler olabilsin.

Yapay Zekâ Gelişmelerinin Düşündürdükleri

İklim değişikliği konusuna değinmiş iken, bu konunun ayrılmaz parçası yoğun enerji kullanımı ve yapay zekâ kullanımın enerji tüketiminden bahsetmemek olmaz. Yabancı basında bir haber bu konuda biraz araştırıp bakmama vesile oldu. Yapay zekâ ve uluslararası hukuk düzenlemeleri konusunda çalışma yapmaktaydım[19] ancak konuya enerji tüketimi ve birazdan bahsedeceğim “veri merkezleri” (data centers) açısından bakmak da önemli ve konuya bütünsel bakmak açısından tamamlayıcı olacaktır. Dikkatimi çeken birkaç gelişme şöyle:

Birleşik Krallık haber paylaşımı: “İngiltere’nin veri merkezi planları için yeterli su yok” başlıklı yazıda veri merkezlerinin sunucuların ürettiği ısıyı yönetmek için büyük miktarda suya ihtiyaç duyduğu ve veri merkezlerinin halihazırda su sıkıntısı çeken bölgelerde inşa edildiği belirtilmiş, su konusundaki kaygılar değerlendirilmiştir.[20] Yine “Yapay zekâ patlaması yaşanırken yetkililer veri merkezlerini hangi bölgelerde kısıtlıyor?” başlıklı bir Reuters haberinde: “Elektrik maliyetleri, su kaynaklarındaki sıkıntılar, arazi kıtlığı ve yapay zekaya güç sağlayan altyapının yerel topluluklar üzerinde yarattığı yük konusunda endişeler arttıkça daha fazla hükümet, düzenleyici kurum ve şehirin yeni veri merkezi inşaatlarını dondurma, kısıtlama ve yasaklama yönünde adımlar attığı” belirtilmiştir.[21]

Yine bu konuda dikkatimi çeken Amerika Birleşik Devletleri (ABD) düzenlemelerine bakacak olursak: ABD’de 23 Temmuz 2025 tarihli “Veri Merkezi Altyapısı İçin Federal İzin Sürecinin Hızlandırılması” (Accelerating Federal Permitting Of Data Center Infrastructure) yürütme emri (executive order) bulunmaktadır.[22] Yukarıda bahsedilen endişeler kapsamında ise 24 Haziran 2026 tarihinde “…Yapay zekanın tehlikelerinden halkı koruyan bir yasa yürürlüğe girene kadar yeni veri merkezlerinin inşasına moratoryum getirilmesi …” “Yapay Zekâ Veri Merkezi Moratoryum Yasası (Artificial Intelligence Data Center Moratorium Act) teklifi verilmiştir.[23]

ABD örneğinden devam edecek olursak Julia Roberts’ın 2000 tarihli “Erin Bronkovich” [24] filmiyle dünya çapında tanınmış gerçek karakter, ki film kanımca hukuk öğrencileri tarafından izlenilmesi gereken filmlerden, Erin Bronkoviç, şimdi de veri merkezlerine karşı yürüttüğü protestolarla gündemde.[25]

Görüldüğü üzere yapay zekâ ve veri merkezleri, enerji kullanımı bağlamında çokça tartışılmaya devam edecek, bu nedenle olası fayda sağlayacak hukuksal düzenlemeler için de konuya bütünsel bakılması gerekmektedir. Konunun sağlık, tüketici hakları gibi boyutları da gözden kaçırılmamalıdır. Yine yapay zekâ alanında başka bir potansiyel düşünme, araştırma konusuna dikkat çekmek isterim.

Kullanıcın Rızası Dışında Yapay Zekânın Gerçekleştirdiği Spor Üyeliğine İlişkin Haberin Düşündürdükleri

“Bir yapay zekâ, bir spor salonuna sızarak bir ders için yer ayırmayı başardı, peki üyeliği iptal edebilir mi?” başlıklı haber.[26] Habere göre yerel spor salonunda kendisi için bir ders rezervasyonu yapmasını istediği yapay zeka sistemdeki açıkları yakalayarak, spor salonunun web sitesinin kodlarını inceleyerek zaten dolmuş olan derslere sokmak için asıl listedekileri listeden çıkararak bekleme listesinden asil listeye çıkartmış.[27] Haberde de bahsedildiği üzere insanların bir temsilciye bir işi yapmasını söyledikleri durumda onun bu işi başkalarının rıza ve bilgileri olmadan akıl almaz derecede kötü bir şekilde yerine getirdiği durumlarda yaygınlaşmaya başlamakta. Dolayısıyla bu durumla ilgili hukuksal tartışmalar artacak gibi.

Eş zamanlı olarak, akademisyen bir arkadaşımın Linkedin paylaşımı da benzer konuları düşündürdü. “Genie Katsayısı[28] Ölçütüyle Yapay Zeka Güvenilirliğinin Ölçülmesi” (Measuring AI Reliability with Genie Coefficient Metric) başlıklı Linkedin paylaşımında: daha önce paylaşmış olduğu bir çalışmadaki mevcutta kullanılan sadece “doğruluk” ölçütleri yerine, yapay zekanın “güvenilirliğini” ölçen bir ölçüt geliştirilmesi gerektiğini savunan çalışmayı destekleyen başka bir çalışmadan bahsederek çalışmada “genie katsayısı” ile bir yapay zekanın bir görevi beklendiği gibi ne kadar iyi tamamladığını ve bunu, yapay zeka için özel olarak tasarlanmış talimatlar yerine sıradan dil talimatlarına dayanarak bir “makul kişinin” yapacağı şekilde yapıp yapmadığını ölçmeyi amaçladığını vurgulamış.[29] Arkadaşımın eklediği makale “Neden Yapay Zekaya Bir “Genie Katsayısı” Gerekiyor? Yapay zekanın gerçekten istediğiniz şeyi yapıp yapmadığını belirlemek için yeni bir ölçüt önerisi” (“Why AI Needs a “Genie Coefficient” Proposing a new metric for whether AI does what you actually want”)[30] Genie efficient: Kullanıcının yapay zekadan istediği ile yapay zekanın fiilen yaptığı şey arasındaki farkı ölçmek anlamında ve yazıdaki örnek çarpıcı: “Kahve istendiğinde bir yapay zeka ajanı, bir kahve plantasyonu satın alabilir ya da üç hafta sonra teslim edilmek üzere bir fincan kahve sipariş edebilir. Bu eylemleri “kahve almak” olarak algılanabilir, ancak sizin amaçladığınız şeyle uzaktan yakından alakası olmayabilir. Onlar, bizim “kutu” kavramına sahip olmadıkları için alışılmışın dışında düşüneceklerdir.”[31]

Haber, Linkedin paylaşımı ve atıf yaptığı makale yapay zekaya ilişkin yeni düşünülmesi gereken konular akla getirdi. Bu konuda özellikle alt başlıklar: Güvenilirlik-doğruluk (Reliability-accuracy). Ayrıca Yapay Zekâ Bilinç konusu da düşünülmesi gereken gelişmelerden.

Klasik yapay zeka ve hukuksal düzenlemeler konusunda ise yazın AB kapsamındaki gelişmeler de önemli. AB 2 Ağustos 2026 tarihinde “AB Yapay Zeka Yasası”nı uygulamaya koydu. Ayrıca “yüksek riske” ilişkin “Yüksek riskli yapay zeka sistemlerinin sınıflandırılmasına ilişkin Komisyon Kılavuz Taslağı”- (Draft Commission guidelines on the classification of high-risk AI systems) yayımladı.[32]

Avrupa Komisyonu 26 Ağustos’ta ChatGPT, Reddit ve Roblox’u “Çok Büyük Çevrimiçi Platformlar” (_Very Large Online Platforms -_VLOPs) olarak belirli ek yükümlülükler altına sokacak Dijital Hizmetler Yasası (Digital Services Act) kapsamında tanımladı.[33] Karara göre bu hizmetlerin, Dijital Hizmetler Yasasının ek yükümlülüklerine uymak için 2027 Ocak ayına kadar dört ay süreleri bulunmaktadır.[34]

Remzi Kitabevi Suadiye Şubesinin Kapanması[35]

Remzi Kitabevi’nin Suadiye şubesinin kapandığını duyunca üzüldüm. İstanbul’da yaşamamama rağmen yıllarca anneannem-dedem ve babaannem-halam ziyaretlerinin vesilesiyle uğradığım, benim için de ayrı yeri olan bir mekândı Suadiye Remzi Kitabevi. İstanbul Beyoğlu’nda İnci Profiterol kapandığında da benzer hissetmiştim, anılarımın mekanlarının kaybolması hissi…. Okuyucuya soru: Nesillerdir devam eden ve fırsat buldukça gittiğiniz ve gittiğinizde zaman durmuş gibi hissettiğiniz mekân var mı? Varsa bu mekan kaç nesil geriye gidiyordur?

Aslında sorguladığımız şey, yukarıdaki konuyla da bağlantılı ve konunun tamamlayıcısı: “kültürel miras” (cultural heritage) konusu. Bazı tarihi binaları koruyan Kültür Varlıkları Kanunumuz var ancak kültürel mirasın parçası sayılabilecek işletmeler için bir düzenleme yok ne yazık ki. Aslında bu konuda yerel yönetimlere büyük görev düştüğünü düşünüyorum. Dünya’da böyle düzenlemelerin örneği var mıdır diye baktığımda özellikle ABD’de yerel yönetimlerin, sivil toplumun ve bireysel çabaların dahil olduğu birkaç olumlu örneğin olduğunu gördüm, artan astronomik fiyatlarla bazen sonuçsuz kalsa da özellikle farkındalık yaratmak, kayda geçirmek ve toplumsal hafıza açısından önemli çabalar olduğunu düşünüyorum. Bu konuda özellikle ABD New York’da bir bölge olan “Village Koruma NY”[36] çabası ve San Francisco düzenlemeleri incelenebilir.[37]

Birleşik Krallık bu alanda güzel bir örnek olarak incelenebilir. Toplum İçin Değerli Varlıklar (Assets of Community Value -ACVS) kavramı, 2011 tarihli İngiltere Yerel Yönetim Yasası (England Localism Act) ve Birleşik Krallık Yönetmeliği 2012 bulunmaktadır. Kültürün parçası kabul edilen pubların devamı için yürütülen bir kampanya bulunmaktadır.[38] .

Hatta bu konunda Yeni Yasa Tasarısı var. “İngiltere’deki tarihi pubları yıkım ve amaç dışı kullanıma karşı korumayı hedefliyor” (New Bill Aims to Protect Heritage Pubs in England from Demolition and Conversion) başlıklı haberde bu konu değerlendirilmiştir.[39]

İngiltere’nin, kendi kültürün parçası olan publar girişiminin dışında da birçok koruyucu düzenlemesi ya da programları bulunmaktadır. Örneğin: Kırsal miras (Rural heritage) kavramı,, çiftlik binaları ve resim gibi manzara (Mural landscape)’nın korunması, kültürel miras suçu (Heritage crime)[40], endüstriyel miras (Industrial heritage) gibi birçok konu detaylı incelenebilir. Bir yıllık bir süre için araştırma yapmak amacıyla bulunduğum Birleşik Krallığı ve kırsalını ve bu düzenlemelerin ne kadar yerinde ve gerekli olduğunu düşünürken bir taraftan da yakın zamanda gördüğüm mekanları, örneğin benzeri olmayan Mardin’deki yeni yapılaşmayı, Karadeniz yayla gezilerini, Bafa tarafındaki çocukluğumdan beri geçtiğim muazzam taşlara bakıp taşları şekillere benzeterek daldığım hayalleri yakın zamanda orada gördüğüm taş ocakları, kozak yaylasını ve madenleri düşündüm. “Hafıza fotoğrafı” diye adlandırdığım bu anları düşündükçe beyin hafızamızdan çıkartıp bakabileceğimiz görsel hafıza anılarını hem bizler hem de gelecek nesiller için keşke hep koruyabilsek, kalıcı kılabilsek…

Sonuç

Aslında tüm konular birbirine bağlanıyor: İngiltere'nin görseli, İzlanda’nın yosunu, mekanların korunması, nehirlerin debilerinin azalması, denizde dev dalgaların oluşması, çoğu yaşanan durumun iklim değişikliğine bağlanması bir taraftan da yapay zeka kullanımın artması dolayısıyla enerji ihtiyacının artması gibi.

Aklımdan geçenleri yazınca yaz tatilim çok da dinlendirici geçmemiş gibi. Yine de başlıkta yazdığım gibi kafa yormaya vesile olacaksa ne mutlu. Farkındalık olmalı ki çözüm olsun, çalışmalar artmalı ki hali hazırda yapılanlara destek olsun, konuları daha da görünür kılsın. Ne diyelim kişisel sorumluluklarımızı yerine getirip, gelecek nesiller içinde, ki sadece insan odaklı değil hayvan, bitki, kaynaklar hepsi bir bütün olarak, yaşanabilir güzel bir dünya bırakma çabası daim olsun.

Yeni dönem başlarken, yaz tatili de resmi olarak sona ermişken bu yazının başta kendime, sonra da başka yeni çalışmalara vesile olması dileğiyle.

Umutla...


Dipnotlar


  1. Konuya ilişkin önceki çalışmalar için bakınız: Pınar Karacan, 7552 sayılı İklim Kanunu ve Avrupa Yeşil Mutabakatı, 23/07/2025; Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Endüstride Yeşil Dönüşüm, ed. Mehmet Emin Aydın, Eyüp Debik, Ankara 2025, Yeşil Mutabakat ve Türkiye’deki Hukuksal Altyapısı, 81-94; Pınar Karacan, Avrupa Yeşil Mutabakatı’nın Uluslararası Yatırım Hukukuna Etkisi: Enerji Şartı Antlaşması ve Avrupa Birliği-Kanada Kapsamlı Ekonomik Ticaret Antlaşması Örnekleri, 09/01/2024; Pınar Karacan, İklim Değişikliği ve Çevreye İlişkin Düzenlemelerinin Dünya Ticaret Örgütü Kuralları Çerçevesinde Uygunluğu: Amerika Birleşik Devletleri “Enflasyon Azaltma Yasası” ve Avrupa Birliği “Emisyon Ticaret Sistemi” Örnekleri, 12/09/2024. ↩︎

  2. Örneğin: https://www.keytoiceland.com/be-inspired/why-you-should-never-walk-on-moss-in-iceland ↩︎

  3. https://leap.unep.org/en/countries/is/national-legislation/nature-conservation-act-no-60-2013 ↩︎

  4. Haberlerden: “Ren Nehri’nin su seviyesi yeni rekor düşük seviyelere ulaştı; yük taşımacılığı kara yoluna kaydırıldı (Rhine water hits new lows, freight transferred to land transport)”, By Reuters August 14, 2026, https://www.reuters.com/business/environment/rhine-water-hits-new-lows-freight-transferred-land-transport-2026-08-14/, “Ren Nehri’ndeki Su Seviyeleri Yeni Düşük Seviyelere Ulaştı; Nehir Turları Risk Altında-(Rhine Water Levels Hit New Lows, Putting River Cruises at Risk)”, Contributor Nusreta Beranac, Aug 20, 2026, https://www.cruisecritic.com/news/rhine-water-levels-hit-record-lows ↩︎

  5. West Nile virus surge in Greece with Attica at the epicentre (Yunanistan’da Batı Nil virüsü vakalarında artış; merkez üssü Attika), By Ioannis Karagiorgas, Published on 13/08/2026- 9:58 GMT+2, https://www.euronews.com/health/2026/08/13/west-nile-virus-surge-in-greece-with-attica-at-the-epicentre ↩︎

  6. https://x.com/nilayornek/status/1819268214733345251 ↩︎

  7. https://gazeteoksijen.com/, Uyumak lüks olacak, Akan Abdula, 21.08.2026, https://gazeteoksijen.com/yazarlar/akan-abdula/uyumak-luks-olacak-286600 ↩︎

  8. 23 July 2025, Esme Stallard and Georgina Rannard, https://earth.org/swedish-youth-sue-government-over-climate-inaction/ ↩︎

  9. Masako Ichihara, ‘Climate Justice Case: A Case as Accessible and Familiar Litigation for Citizens’ (2026) 31(1) Tilburg Law Review pp. 21–27. DOI: https://doi.org/10.5334/tilr.462 ↩︎

  10. https://www.bbc.com/news/articles/ce379k4v3pwo, Also: The UN General Assembly recently backed a landmark court opinion on climate change. Here’s why that’s important., 26 May 2026: https://www.unep.org/news-and-stories/story/un-general-assembly-recently-backed-landmark-court-opinion-climate-change ↩︎

  11. Morgan Lowrie, The Canadian Press, Posted: Jun 21, 2026 2:42 PM ED, https://www.cbc.ca/news/canada/montreal/terrasse-vaudreil-quebec-tree-rights-9.7243634 ↩︎

  12. Morgan Lowrie, The Canadian Press, Posted: Jun 21, 2026 2:42 PM ED, https://www.cbc.ca/news/canada/montreal/terrasse-vaudreil-quebec-tree-rights-9.7243634 ↩︎

  13. Bu konuya ilişkin bir değerlendirme: Wildfires are preventable. So why does the Iberian Peninsula keep burning?, August 21, 2025, By Zia Weise and Aitor Hernández-Morales, https://www.politico.eu/article/wildfire-prevention-iberian-peninsula-spain-portugal-climate-change/ ↩︎

  14. https://ec.europa.eu/regional_policy/policy/themes/rural-development_en ↩︎

  15. https://commission.europa.eu/topics/regional-and-urban-policy_en ↩︎

  16. https://ec.europa.eu/regional_policy/policy/what/territorial-cohesion/urban-rural-linkages_en ↩︎

  17. 30 Jun 2023, https://ruralpact.rural-vision.europa.eu/news/better-urban-rural-balance-eu-funding-costs-non-rurality_en ↩︎

  18. https://www.britannica.com/science/biodiversity ↩︎

  19. Karacan/Irgız, Yapay Zekâ Kullanımı için Hukuksal Çerçeve İhtiyacı, , 20/07/2003; https://blog.lexpera.com.tr/yapay-zeka-kullanimi-icin-hukuksal-cerceve-ihtiyaci/, İzmir Kâtip Çelebi Üniversitesi Hukuk Fakültesi ve Yapay Zeka ve Veri Bilimi Uygulama ve Araştırma Merkezi işbirliğiyle düzenlenen Yapay Zekâ Hukuku Sertifika Programı, Prof. Dr. Pınar Karacan: Yapay Zekâ ve Uluslararası Hukuksal Düzenlemeler I, https://sem.ikcu.edu.tr/Haber/19164/hukukta-yapay-zeka-sertifika-programi-icin-on-kayitlar-basladi. ↩︎

  20. Not enough water for UK’s datacentre plans, trade body says, Pippa Neill, 21 Jul 2026, https://www.theguardian.com/environment/2026/jul/21/not-enough-water-for-uks-datacentre-plans-trade-body-says ↩︎

  21. Reuters, July 14, 2026, https://www.reuters.com/legal/litigation/where-authorities-are-restricting-data-centres-amid-ai-boom-2026-08-18/ ↩︎

  22. https://www.whitehouse.gov/presidential-actions/2025/07/accelerating-federal-permitting-of-data-center-infrastructure/ ↩︎

  23. H.R.9442 , 119th Congress (2025-2026), Rep. Ocasio-Cortez, Alexandria[D-NY-14] https://www.congress.gov/bill/119th-congress/house-bill/9442/text ↩︎

  24. https://www.imdb.com/title/tt0195685/ ↩︎

  25. We’re up against forces that have all the money in the world’: Erin Brockovich on her battle against AI datacentres, Zoe Williams, 29 Jun 2026, https://www.theguardian.com/environment/2026/jun/29/were-up-against-forces-that-have-all-the-money-in-the-world-erin-brockovich-on-her-battle-against-ai-datacentres, ayrıca bakınız: Brockovich AI Data Center Reporting, https://www.brockovichdatacenter.com/ ↩︎

  26. By AJ Dellinger, August 10, 2026, https://gizmodo.com/an-ai-hacked-into-a-gym-to-secure-a-spot-in-a-class-but-can-it-cancel-a-membership-2000796583 ↩︎

  27. By AJ Dellinger, August 10, 2026, https://gizmodo.com/an-ai-hacked-into-a-gym-to-secure-a-spot-in-a-class-but-can-it-cancel-a-membership-2000796583 ↩︎

  28. “Gini Coefficient” Bir nüfustaki ekonomik eşitsizliğin istatistiksel bir ölçüsü: https://corporatefinanceinstitute.com/resources/economics/gini-coefficient/, atıf yapılan çalışmada “Genie Coefficient” ifadesi kullanıldığı için farklı kavram ihtimali olabileceği için türkçe kullanım da “Genie Katsayısı” olarak ifade edilmiştir. ↩︎

  29. https://www.linkedin.com/posts/tonycolearbitration_why-ai-needs-a-genie-coefficient-activity-7488615397580181504-UKoJ?utm_medium=ios_app&rcm=ACoAAAA2r-kBCYZ7gMs8rnL603T_1_kgjk_hkmA&utm_source=social_share_send&utm_campaign=mail ↩︎

  30. Barath Raghavan, Bruce Schneier, 21 Jul 2026, https://spectrum.ieee.org/ai-agent-benchmark ↩︎

  31. Barath Raghavan, 21 Jul 2026, https://spectrum.ieee.org/ai-agent-benchmark ↩︎

  32. AI Annex III point 8/a), https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/library/draft-commission-guidelines-classification-high-risk-ai-systems ↩︎

  33. https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/news/commission-designates-chatgpt-reddit-roblox-under-digital-services-act ↩︎

  34. https://digital-strategy.ec.europa.eu/en/news/commission-designates-chatgpt-reddit-roblox-under-digital-services-act ↩︎

  35. Remzi Kitabevi'nden Bağdat Caddesi'ne veda, 18.08.2026, https://gazeteoksijen.com/kitap/remzi-kitabevinden-bagdat-caddesine-veda-286328 ↩︎

  36. https://villagepreservation.org/ ↩︎

  37. https://www.sfheritage.org/news/heritage-50-legacy-bars-restaurants/ ↩︎

  38. https://campaignforpubs.org.uk/ ↩︎

  39. Posted June 24, 2026 by Tom McCormick, https://probrewer.com/beverage-industry-news/distribution-and-retail/new-bill-aims-to-protect-heritage-pubs-in-england-from-demolition-and-conversion/ ↩︎

  40. https://historicengland.org.uk/advice/caring-for-heritage/heritage-crime/ ↩︎

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer mevzuat hükümlerine aykırı ve bilimsel yazma etik kurallarını aşan iktibaslar konusunda yazarların ve On İki Levha Yayıncılık’ın rızası bulunmamaktadır.
Author image
İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Milletlerarası Özel Hukuk ABD Öğretim Üyesi, ORCID no: 0000-0002-9339-3207 / Private International Law, Katip Celebi University, Faculty of Law