7226 Sayılı Kanun Geçici 1. Maddesinin Çek Uygulamasına Etkisi Üzerine Bir İnceleme

7226 sayılı Kanun’un Geçici 1. maddesi ile, “Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler … 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden … itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar.” düzenlemesi getirilmiş olup, bu hükümle özel hukuktaki birçok süre durdurulmuştur. Dolayısıyla maddenin çek hukuku ve banka uygulamaları çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir.

Genel Olarak

Çek bir ödeme aracı olarak düzenlendiğinden, görüldüğünde ödenecek bir kambiyo senedi vasfını haizdir. Çekin görüldüğünde ödenecek olması sebebiyle kural olarak çekte vadeye de izin verilmemektedir (TTK m. 795). Ancak ülkemiz uygulamasında, piyasanın gerçekleri ve gereklilikleri göz önünde bulundurularak, çekte vade olmayacağına ilişkin kurala pratik anlamda bir istisna getirilmiştir. Çek Kanunu’na eklenen Geçici 3. maddenin 5. fıkrasında yer alan, “31.12.2020 tarihine kadar, üzerinde yazılı düzenleme tarihinden önce çekin ödenmek için muhatap bankaya ibrazı geçersizdir.” düzenlemesi dolayısıyla uygulamada ileri tarihli çek düzenlenmek suretiyle çekte fiili vade oluşturulmaktadır. Çekin üzerinde yazılı tarihten önce ibrazı da mümkün olmadığından, çek uygulamasındaki vade düzenlemesi bu şekilde devam etmektedir. Belirlenen sürenin sürekli uzatıldığı göz önünde bulundurulduğunda, tekrardan bir süre uzatımının yapılması ise mevcut durumda kaçınılmazdır.

Çekin üzerinde yazılı olan düzenleme tarihinde çekin muhatap bankaya ibrazı neticesinde, çekle işleyen hesapta karşılık bulunması halinde ödeme yapılmakta, karşılığın tamamen veya kısmen bulunmaması halinde ise karşılıksızdır işlemi yapılmaktadır.

Çekin ödenmesi için ibraz işleminin yapılması zorunlu olup, süresinde yapılan ibraz ile çek muaccel hale gelmektedir. İbraza bağlanan bütün sonuçlar da çekin süresinde ibraz edilmesi şartına bağlıdır. Dolayısıyla ibraz süreleri hak düşürücü süre niteliğinde süreler olarak karşımıza çıkmaktadır.

7226 Sayılı Kanun Geçici 1. Maddenin Çekte İbraz Sürelerine Etkisi

7226 sayılı Kanun Geçici 1. maddesi hükmü ile ibraz, zamanaşımı ve hak düşürücü sürelerin 30.04.2020 tarihine kadar durdurulmuştur. Maddede hem ibraz sürelerinin açıkça yazılması hem de hak düşürücü sürelerin zikredilmiş olması nedeniyle, çekte ibraz sürelerinin de madde kapsamında yer aldığı yönünde bir sonucuna varılması mümkündür. Kanun koyucu maddede süreleri çok geniş bir şekilde saydığından, istisna kapsamında değerlendirilebilecek bir sürenin bulunması dahi oldukça güçtür. Nitekim Geçici Madde 1’in 2. fıkrasında yer alan istisnalarda da çeke ilişkin bir düzenleme bulunmamaktadır. Açıklanan sebeplerle çekte ibraz sürelerinin, 7226 sayılı Kanun Geçici 1. madde hükmü uyarınca durduğu sonucunu kabul eden görüşler de doktrinde ileri sürülmektedir (bkz. Paslı, Ali; COVID-19 Salgınının Çek Hukukuna Etkisi: Güncel Koşullar Sürerken Çek İbrazı Mümkün Müdür?). Kanun koyucunun işlemeyecek sürelere ilişkin geniş bir sayım yapması karşısında, çekte ibraz sürelerinin madde kapsamında yer almadığının ileri sürülmesi hukuken doğru olmayan bir yaklaşım olarak görülebilecektir.

Bu noktada Türk Ticaret Kanunu m. 811 uyarınca, mücbir sebebin mevcut olduğu durumlarda ibraz sürelerinin uzayacağı ve mücbir sebep devam ettiği sürece ibrazın yapılmaması nedeniyle bir hak kaybının olmayacağına ilişkin düzenlemeye de değinilmelidir. Ülkemizde 65 yaş üstü ile bağışıklık sistemi düşük ve kronik akciğer hastalığı, astım, KOAH, kalp/damar hastalığı, böbrek, hipertansiyon ve karaciğer hastalığı olanlar ile bağışıklık sistemini bozan ilaçları kullanan vatandaşların sokağa çıkışları, İçişleri Bakanlığı tarafından 81 il valisine gönderilen genelge ile il valileri tarafından yasaklandığından, bu kişiler bakımından mücbir sebebin gerçekleştiği soncuna varılabilecektir. Dolayısıyla ibraz süreleri, sokağa çıkma yasağının kapsamında yer alan kişiler bakımından uzamış olacaktır.

TTK m. 811’de mücbir sebebe ilişkin bir düzenleme bulunmasına rağmen geçici madde ile sürelerin durdurulması, maddenin mücbir sebebin ötesinde bir menfaatin, yani ekonomik sistemin korunması amacıyla getirildiği sonucuna bizi ulaştırmaktadır. Bu itibarla kanun koyucunun mevcut düzenleme ile korumak istediği menfaat doğrultusunda bir yorum yapılması da mümkündür.

Geçici 1. maddenin ilk cümlesinde, sürelerin durdurulmasının "...yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla...” getiriliği görülmektedir. Bu ibareden hükmün, yargılama aşamasındaki veya yargılamaya ilişkin işlemler bakımından getirilen süreleri kapsar nitelikte olduğu şeklinde bir yorum yapılması da mümkündür. Bu bağlamda maddede yer alan ibraz ifadesinin çekte ibraza ilişkin süreleri de kapsayacak şekilde yorumlanması yerinde olmayacaktır. Zira istisnai hükümlerin dar yorumlanması gerekmekte olup, kambiyo hukuku kendi içinde özel nitelikte düzenlemeler içeren bir hukuk disiplini olarak maddede ayrıca ve özel olarak ifade edilmesi gereken bir alanı oluşturmaktadır. Ülkemiz ekonomik uygulamasında yaygın olarak kullanılan bu ödeme aracına ilişkin ödemelerin Mayıs ayına kadar geciktirilmesinin ekonomik etkisi oldukça yıkıcı olabilecektir. Bu sebeple söz konusu düzenlemenin çekteki süreler bakımından geçerli olmadığı da ileri sürülebilecektir. Ancak madde metninin sürelere ilişkin kapsamlı ve duraksamaya yer vermeyecek açıklamalar getirmesi sebebiyle, bu son görüşün özellikle hükmün lafzi yorumu karşısında ne derece doğru olduğu ise tartışmalıdır.

Çek Uygulamasında Mevcut Durum

Hukuken ibraz sürelerinin durduğu kabul edilmekle birlikte, uygulamada bankaların kendilerine ibraz edilen çekleri, çekle işleyen hesaplarda karşılığın bulunması halinde ödediği, çeklerin takas odasına ibraz edildiği ve Takasbank Çek Takas sisteminde de işlemlere normal bir şekilde devam edildiği görülmektedir.

Türkiye Bankalar Birliği (TBB) tarafından, 27.03.2020 tarihinde yapılan duyuruda, Çek ödeme destek kredisi hizmetinin devreye sokulduğu ifade edilmiş ve bankaların bu hizmeti sunabilecekleri belirtilmiştir. Bunu takiben birçok bankanın da müşterilerine bu kapsamda hizmetleri sunmaya başladığı görülmektedir. Dolaysıyla uygulamada geçici maddenin çeklere uygulanmayacağı yönünde bir algının olduğu da görülmektedir. TBB tarafından ortaya konulan bu yeni kredi sisteminde, çekle işleyen hesabında gerekli karşılık bulunmayan kişiler için Hazine destekli, Kredi Garanti Fonu (KGF) kefaleti ile müşterilerin ticari işlemlerine dayalı olarak keşide ettikleri ve edecekleri çeklerinin ödenmesi ve ticari itibarlarının korunması amacıyla, bankalar tarafından “Çek Ödeme Destek Kredisi” ile bu ödemelerin gerçekleştirilebileceği belirtilmiştir (benzer duyuru Türkiye Katılım Bankaları Birliği (TKBB) tarafından 30.03.2020 tarihinde yapılmış ve katılım bankalarının da aynı şartlarda çek ödemelerinde destek kredisi verilebileceği belirtilmiştir). Dolayısıyla bankaların çek işlemlerine normal bir şekilde devam etmesi ve gerek TBB gerek TKBB tarafından açıklanan çek ödemelerine ilişkin destek kredileri dolayısıyla, uygulamada çekte ibraz süreleri durmamış gibi işlemlere devam edildiği görülmektedir. Bu açıklamalardan bankacılık uygulamasında, geçici 1. maddenin çeke ilişkin süreleri kapsamadığı şeklinde yorumlandığı sonucuna varılmaktadır.

Bu noktada, 7226 Sayılı Kanun Geçici 1. maddesi uyarınca çekte ibraz sürelerinin durduğunun kabul edildiği durumda, maddenin istisnalarının yer aldığı hükmün ikinci fıkrasının b bendinde yer alan, “b) Durma süresi içinde rızaen yapılan ödemeler kabul edilir ve taraflardan biri, diğer tarafın lehine olan işlemlerin yapılmasını talep edebilir,” düzenlemesi üzerinde de durulmalıdır. Bu düzenlemenin çekin ibraz edilmesi ve hesapta karşılığın bulunması halinde ödeme yapılmasına imkan verdiği şeklinde yorumlanmasının mümkün olup olmadığı tartışılmalıdır. Zira bankalar tarafından çekin ibrazı üzerine, karşılığın bulunması durumunda ödemeler yapılmaya devam etmektedir.

İbraz sürelerinin madde ile durdurulduğunun kabulü halinde, çekin ibrazı üzerine, çekle işleyen hesapta para bulunması durumunda bankanın yapacağı ödemenin rızai bir ödeme olarak değerlendirilmesi mümkün gözükmemektedir. Her ne kadar çekle işleyen hesapta para bulunması durumunda, çek üzerinde yazan tarihte yapılan başvuruda artık çek hesabı sahibinin ödemeye rızasının bulunduğu kabul edilebilecek olsa da ibraz sürelerinin durduğunun kabul edildiği ihtimalde, ibrazın yapılması ve ödeme talep edilmesi de mümkün olmayacağından, yapılan ödemelerin madde kapsamında yer aldığından bahsedilmesi de doğru olmayacaktır.

SONUÇ

7226 Sayılı Kanun Geçici 1. Madde düzenlemesi ile çekteki ibraz sürelerinin akıbeti noktasında ciddi tartışmalara sebep olacak bir düzenleme gerçekleştirilmiştir. Maddenin lafzi yorumundan, çekte ibraz sürelerinin durduğu sonucuna varılması önünde bir engel bulunmamaktadır. Sürelere ilişkin çok geniş bir kapsam çizilmesi ve herhangi bir ayrım yapılmaması sebebiyle bu görüşün kabul edilmesinin hukuka aykırı olmayacağı düşünülmektedir. Ancak gerek TTK m. 811 düzenlemesinin varlığı, gerek düzenleme ile ulaşılmak istenen amacın maddede, “...yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi...” olarak belirlenmesi karşısında, özel nitelikli bir hukuk disiplini olan kambiyo hukuku bakımından ayrıca düzenleme yapılmamış olması karşısında artık çekte ibraz sürelerinin bu kapsamda değerlendirilmesinin mümkün olmayacağı sonucuna varılması da mümkün olacaktır. Belirtmek gerekir ki ülkemiz ekonomik sisteminde çekin oldukça yaygın kullanılan bir ödeme aracı olması da bu sonuca varılmasında önemli bir etkendir.

İlk görüşün kabulü halinde çekte ibraz sürelerinin durması nedeniyle çekin ibraz edilmesi ve bu kapsamda ibraza bağlanan hukuki sonuçların gerçekleşmesi mümkün olmayacaktır. Bu halde çekin ibrazı ve bu ibraz neticesinde ödemede bulunulamayacağı veya karşılıksızdır işleminin yapılamayacağı sonucuna ulaşılacaktır.

Hukuki anlamda tartışmalar bu şekilde olmakla birlikte, uygulamada bankaların çek uygulamasına normal bir şekilde devam ettiği görülmektedir. İşletmelere çek ödemeleri için sağlanan kredi destekleri ile ödemelerin yapılması ve böylece salgının ekonomiye olası yıkıcı etkileri de önlenmeye çalışılmaktadır. Ancak bu noktada sorun, salgın sürecinin geçmesi ve uyuşmazlıkların mahkemeye intikal etmesi durumunda daha da önem kazanacaktır. Mahkemelerin Geçici 1. maddeyi ne şekilde uygulayacağı da bu noktada önem arz edecektir. Dolayısıyla bu gibi sorunların önlenmesi amacıyla, çekte ibraz sürelerine ilişkin bir istisnaya açıkça yer verilmesi, ileride ortaya çıkabilecek sorunların çözümü bakımından yerinde olacağı düşünülmektedir.