Lexpera’da Geçen Hafta (24-30 Ekim 2026)

Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 255. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.

Literatür

Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:

İlayda Gökhan, Sermaye Piyasası Hukukunda Zorunlu Pay Alım Teklifi

Çalışmada, pay alım teklifi mekanizması tüm boyutlarıyla ele alınmış; hâkim ortaklar ile diğer yatırımcılar arasındaki menfaat dengesi incelenmiş; güncel mevzuat değişiklikleri, Sermaye Piyasası Kurulu kararları ve yargı kararları mercek altına alınarak uygulamada sıklıkla karşılaşılan hukuki tereddütlere ışık tutulmuştur.

Muhammet Erturan, İş Hukukunda İşverenin Girişim Özgürlüğünün Sınırlandırılması

Eserin birinci bölümünde girişim özgürlüğünün kavramsal çerçevesi çizilmiş; ikinci bölümünde Türk hukukunda girişim özgürlüğünün sınırlandırılması üzerinde durulmuş; üçüncü bölümünde iş hukuku ilkelerinin girişim özgürlüğünü sınırlandırıcı etkisi değerlendirilmiş; dördüncü ve son bölümünde ise iş hukukundaki düzenlemeler, işverenin girişim özgürlüğünün sınırlandırılması bakımından tartışılmıştır.

Ayşe İpek Sarıöz Büyükalp, Milletlerarası Ticari Tahkimde İddia ve Savunmanın Genişletilmesi veya Değiştirilmesinin Sınırlandırılması

Kitapta, hakemlerin sınırları belirleme konusunda sahip olduğu yetkileri nasıl kullanabileceği sorusu cevaplanmaya çalışılmış; bu bağlamda hakemlerin usulî yetkilerinin kaynağı ve temeli ile tahkim yargılamasına hâkim olan ilkeler üzerinde durulmuş; Milletlerarası Tahkim Kanunu, UNCITRAL Model Kanunu ülkelerinin tahkim kanunları ve Uluslararası Ticaret Odası (ICC) tahkim kurallarına yer verilmiştir.

İsmail Dede, Miras Payının Devri

İsviçre-Türk hukukunun esas alındığı ve Alman hukukuyla karşılaştırmalı bir perspektifin benimsendiği çalışmada, miras açılmadan önce ve miras açıldıktan sonra kurulan devir sözleşmeleri irdelenmiş; miras payının devri, teknik bir miras hukuku kurumunun ötesinde ekonomik ihtiyaçlar ile hukuki çözümlerin kesiştiği noktada yer alan çok yönlü bir araç olarak ele alınmıştır.

Volkan Maviş, Ceza ve Ceza Muhakemesi Hukukunda Nemo Tenetur İlkesi

Eserin birinci bölümünde nemo tenetur ilkesinin tarihsel kökleri ve felsefi temelleri, ilkenin diğer ceza muhakemesi hak ve ilkeleriyle ilişkisi ortaya konulmuş; ikinci bölümünde ilkenin karşılaştırmalı hukuktaki yerine değinilmiş; üçüncü bölümünde Türk ceza muhakemesi hukukunda nemo tenetur ilkesi, ilkenin kapsam ve istisnaları, ilkeye aykırılık oluşturan hallere yer verilmiş; dördüncü ve son bölümünde ise ilkeye ilişkin özel durumlar aktarılmıştır.

Mevlüt Alper Kaya, Egemenlik ve Cezalandırma: Egemenliğin Ortaya Çıkışı ve Sınırlandırılması Sürecinde Siyasal İktidar Tipleri ve Cezalandırma Yetkisi

Kitapta, olgusal ve kavramsal boyutlarıyla, egemenlikten kaynaklanan bir yetki olarak cezalandırmanın siyasal iktidar biçimleriyle birlikte geçirdiği dönüşüm tarihsel süreç içerisinde incelenmiş; devlet öncesi siyasal örgütlenmelerden Antik Yunan ve Roma’ya, feodal dönemden modern devletin doğuşuna dek egemenlik anlayışındaki değişimlerin cezalandırma yetkisine olan yansımaları masaya yatırılmıştır.

M. Buhari Çetinkaya, Türk Ceza Kanunu’nda Hile

Çalışmada, hileye unsur olarak yer veren her suç için kavramı daha belirgin hale getirmek, kavrama ilişkin bütünlüklü bir teori ortaya koymak, kavramın, ilgili suç tiplerine uyarlanabilir zeminini ve sınırlarını belirlemek hedeflenmiş; bu kapsamda hile kavramının geçirdiği tarihsel evrim, hilenin unsurları ve sonuçları, bazı suçların bünyesindeki hile unsurunun kapsamı ele alınmıştır.

İçtihat

Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:

MAHKEME KARAR SAYISI
Anayasa Mahkemesi 121
Yargıtay (Hukuk) 2010
Yargıtay (Ceza) 330
Danıştay 246
Bölge Adliye Mahkemesi 202
Bölge İdare Mahkemesi 12
TOPLAM 2921

Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na ait karar özellikle dikkati çekmektedir:

Yargıtay HGK., E. 2025/246 K. 2026/201 T. 01.04.2026

Davacı vekili; 21.03.1925 doğumlu (...)’ın 02.07.2014 tarihinde dul ve çocuksuz olarak öldüğünü, geride tek mirasçısı olarak dayısı 01.07.1907 doğumlu (...)’un kaldığını, nüfus kayıtlarının incelenmesinde (...)’un 05.07.1993 tarihinde bekâr ve çocuksuz olarak ölmüş olması nedeniyle miras payının yönetilmesinde Hazinenin hak ve menfaati olduğu gözetilerek (...) Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile Hazine adına İstanbul Defterdarının (...)’a kayyım olarak atandığını, dolayısıyla (...)’un hak ve menfaatlerinin korunması amacıyla eldeki davanın açıldığını, diğer yandan muris (...)’nin ölümünden bir gün önce 01.07.2014 tarihinde sözlü vasiyette bulunduğunu, anılan vasiyetnamenin tanıklarca 01.07.2014 tarihinde saat 20.00 ibaresi ile tutanağa bağlandığını, akabinde tutanağın 03.07.2014 tarihinde mahkemeye gönderildiğini, murisin ölümü üzerine de dava konusu vasiyetnamenin (...) Sulh Hukuk Mahkemesi’nin kararı ile açıldığını, ancak sözlü vasiyet anında murisin 89 yaşında olduğunu, hukuki işlem ehliyetinin bulunmadığını ileri sürerek sözlü vasiyetnamenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; vasiyetçinin uzun süreden beri müvekkili olan vakfa ait huzur evinde kalmaktayken aniden gelişen sağlık sorunları nedeni ile vakfın hastane bölümüne nakledildiğini, burada yanına çağırdığı arkadaşı olan tanıklara sözlü vasiyetini bildirdiğini ve ertesi gün vefat ettiğini, söz konusu vasiyetname ile murisin tüm terekesini davalı vakfa bıraktığını, dolayısıyla müvekkilinin atanmış mirasçı konumunda bulunduğunu, somut olayda belirli mal bırakma vasiyetinin olmadığını, murisin iptali istenen vasiyetnameyi düzenlemekteki tek amacı ve son arzusunun ölümünden sonra terekesinin müvekkili vakfa intikal etmesi olduğunu, vasiyetnamenin yasal koşulları taşıdığı gibi vasiyetçinin ehliyetsiz olduğu yönündeki iddianın da soyut ve dayanaktan yoksun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesi; vasiyetçi (...)’nin uzun yıllardan beri davalı vakfa ait huzurevinde kaldığı, tüm bakımının vakıf tarafından karşılandığı, 01.07.2014 tarihinde davalı vakfa ait hastanede tedavi görmekteyken sözlü vasiyette bulunarak tüm malvarlığını davalı vakfa bıraktığı, sözlü vasiyetin tanıklar tarafından tutanağa geçirildiği, Adli Tıp Kurumu’ndan alınan rapor uyarınca da vasiyet tarihinde temyiz kudretine sahip olduğu ve sözlü vasiyette bulunma ehliyetinin bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine (...) Bölge Adliye Mahkemesi; ilk derece mahkemesi tarafından verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar vermiştir.

Davacı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine ilgili Yargıtay Dairesi; dava konusu vasiyetin içeriğinden vasiyet edenin kımıldayacak durumunun olmadığı, tedavi gördüğü hastanenin ulaşım sıkıntısı olmayan merkezi bir konumda yer aldığı, tıbbın geldiği nokta dikkate alındığında vasiyet eden hayatta iken noterin de katılımıyla resmi vasiyetname düzenlenebileceği, dolayısıyla sözlü vasiyetnameye başvurulmasının esas şartı olan olağanüstü halin gerçekleşmediği gerekçesiyle kararı oy çokluğuyla bozmuştur.

İlk derece mahkemesi; sözlü vasiyetnamenin geçerliliği bakımından önemli olan hususların, vasiyetnamenin yapıldığı sırada vasiyetçide vasiyetname yapma iradesinin bulunması, olağanüstü koşulların vasiyetnamenin yapıldığı esnada var olması ve başka bir ölüme bağlı tasarrufa başvurma imkânının olmaması noktalarında toplandığı ancak somut olayda belirtilen tüm koşulların gerçekleştiği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.

Davacı vekilinin bu kararı da temyiz etmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; vasiyetçinin yakın ölüm tehlikesi içerisinde bulunması nedeniyle olağanüstü hal içerisinde olduğu kabul edilse bile, resmî vasiyetname yapma imkânına sahip olmadığından söz edilemeyeceği, zira vasiyetçinin sözlü vasiyetin düzenlendiği gün rahatsızlanarak saat 14.30’da hastaneye yatırıldığı ve bu anda arkadaşlarına haber verilmesini istediği, dolayısıyla mirasbırakanın vasiyetname düzenleme kararına vararak uygulamaya geçme anının bu saat üzerinden değerlendirilmesi gerektiği, vasiyetname yapma arzusu içerisinde olan vasiyetçinin olağan olan el yazılı veya resmî vasiyetname düzenleme imkânına sahipken istisnai olan sözlü vasiyetname düzenleme isteğinin ve kendilerine haber verilen tanıkların mesai saatinden sonra saat 17.30’da hastayı ziyarete gelmiş olmalarının önem taşımadığı, olayın gerçekleştiği yerin çok merkezi bir konuma sahip olması nedeniyle etrafında çok sayıda noterliğin bulunduğu, bir noterin temin edilerek vasiyetçinin son arzularının resmî vasiyetname ile düzenlenmesi mümkünken sırf vasiyetçinin yakın ölüm tehlikesi içerisinde olduğu ve tanıkların mesai saatinden sonra 17.30’da hastaneye ulaştıklarından bahisle başka türlü vasiyetname düzenleme olanağının bulunmadığından söz edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararını oyçokluğu ile bozmuştur.

Mevzuat

Tasfiyesine Karar Verilen Bazı Yatırım Fonları Hakkında Kanun

Sermaye Piyasası Kanunu’nun 128. maddesi uyarınca, Sermaye Piyasası Kurulu’nun 17.09.2026 tarihli kararları ile tasfiyesine karar verilen yatırım fonlarından kanunun yayımı tarihinde tasfiyesi tamamlanmamış olanların adil, şeffaf ve etkin şekilde tasfiyesine, bu fonların malvarlığından hukuka aykırı olarak çıkarılan değerlerin geri kazanılmasına, fon kayıp ve zararının sorumlulardan tahsiline ve geri kazanılan değerlerin fon pay sahibine ödenmesine ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.

Konutların Turizm Amaçlı Kiralanması Faaliyetlerinin Düzenlenmesine İlişkin Yönetmelik

Denetim ve yaptırımlar kapsamında izin belgeli konutlarda evrak eksikliğine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Bilgilendirilmiş Rızanın Elektronik Ortamda Alınması Hakkında Yönetmelik

Sağlık hizmetinin sunumu sırasında gerçekleştirilecek tıbbi müdahale öncesinde hastanın bilgilendirilmiş rızasının elektronik ortamda alınması halinde, buna ilişkin süreç ile bu süreçte bilgilendirilmiş rıza formunun hastaya güvenli ve erişilebilir şekilde ulaştırılması ve bilgilendirilmiş rızanın kayıt altına alınmasına ilişkin usul ve esaslar belirlendi.

Yataklı Tedavi Kurumları İşletme Yönetmeliği

Sağlık kurullarına ilişkin yönetmelik hükümleri yürürlükten kaldırıldı.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Kurumlar Arası Geçici Görevlendirme Yönetmeliği

Atama yapılana kadar yönetmelik kapsamında geçici görevlendirme yapılamamasının hukuki dayanakları, tereddütlerin giderilmesi ve bildirime ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Binalar ile Yerleşmeler İçin Yeşil Sertifika Yönetmeliği

Yönetmelik eklerinde değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu Kapsamında Kültür ve Turizm Bakanlığına Yapılacak Başvurular ile Sunulacak Hizmetler Karşılığı Alınacak Bedellere İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik

Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu kapsamındaki kültür varlıklarının korunması, yaşatılması, geliştirilmesi, belgelenmesi, araştırılması, planlanması, yönetimi ve denetlenmesine ilişkin olarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın yetkili olduğu iş, işlem ve hizmetler hakkında yapılacak başvurular ile sunulacak hizmetler karşılığında alınacak ücret tarifesinde belirlenen hizmet bedellerine ilişkin usul ve esaslar düzenlendi.

Tersane, Tekne İmal ve Çekek Yeri Hakkında Yönetmelik

Mevcut tesis yeniden tanımlandı. Tesis organizasyonu ve yerleşim planı onayı başvurusu, kısmi işletme izni belgesi başvurusu, işletme izni belgesi başvurusu, kısmi işletme izni belgesi veya işletme izni belgesi başvurusu değerlendirme esasları, yüzer havuz işletme izni belgesi başvurusu ve değerlendirme esasları, tesis kira ve devir başvuruları, gemi sanayi veri tabanı programı uygulamaları yükümlülüğü ve yaptırımlara ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Yapı Sahipleri ile Yapı Denetimi Hizmet Sözleşmesi İmzalayacak Yapı Denetim Kuruluşlarının Elektronik Ortamda Belirlenmesine İlişkin Usul ve Esaslara Dair Tebliğ

Yapı denetim hizmet sözleşmesini imzalayacak yapı denetim kuruluşunun belirlenmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklikler, 30.11.2026 tarihinde yürürlüğe girecek.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Zorunlu Karşılıklar Uygulama Talimatı

Türk lirası cinsinden nakdi kredi büyümesine dayalı zorunlu karşılık tesisi ve istisna kredilerin kapsamına ilişkin hükümler ile talimatın cetvel ve eklerinde değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Yatırım Taahhütlü Avans Kredisi/Finansmanı Uygulama Talimatı

Kredi/finansman limitleri ve yatırım taahhüdünün gerçekleştirilmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Raporların geçerliliğine ilişkin geçiş hükümleri ihdas edildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğe İlişkin Uygulama Talimatı

Döviz dönüşüm desteği sağlanması, firma satış limitleri ve aracı bankaların görev, yetki ve yükümlülüklerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Yatırım Fonlarına İlişkin Rehber

Serbest fonlara ilişkin esaslar ve yatırım fonları tarafından ortaklık payları ile ilgili yapılan işlemlere ilişkin esaslarda değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Yatırım Hizmet ve Faaliyetleri ile Yatırım Kuruluşlarına İlişkin Rehber

Profesyonel müşteriler ve nitelikli yatırımcılara ilişkin hususlarda değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.