<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" version="2.0" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"><channel><title><![CDATA[Lexpera Blog]]></title><description><![CDATA[Lexpera]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/</link><image><url>https://blog.lexpera.com.tr:443/favicon.png</url><title>Lexpera Blog</title><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/</link></image><generator>Ghost 2.22</generator><lastBuildDate>Thu, 02 Jul 2026 08:46:34 GMT</lastBuildDate><atom:link href="https://blog.lexpera.com.tr:443/rss/" rel="self" type="application/rss+xml"/><ttl>60</ttl><item><title><![CDATA[Hukuk Muhakemeleri Kanununun Erozyon Süreci II]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h3 id="giri">Giriş</h3>
<p>Bir süredir konuşulan 12. Yargı Paketinde yer alan bazı hükümler, Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Aşağıda bu pakette yer alan ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>na ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda kabul edilen üç</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/hukuk-muhakemeleri-kanununun-erozyon-sureci-ii/</link><guid isPermaLink="false">6a43fed71715cd01ae8f885a</guid><category><![CDATA[Hukuk Muhakemeleri Kanunu]]></category><category><![CDATA[kanun taslağı]]></category><category><![CDATA[12. yargı paketi]]></category><category><![CDATA[belirsiz alacak davası]]></category><category><![CDATA[kısmi dava]]></category><category><![CDATA[bilirkişi incelemesi]]></category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez]]></dc:creator><pubDate>Wed, 01 Jul 2026 14:36:46 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/07/lexpera_blog_karar.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h3 id="giri">Giriş</h3>
<img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/07/lexpera_blog_karar.jpg" alt="Hukuk Muhakemeleri Kanununun Erozyon Süreci II"><p>Bir süredir konuşulan 12. Yargı Paketinde yer alan bazı hükümler, Yargının Etkin ve Verimli İşlemesine Yönelik Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine sunulmuştur. Aşağıda bu pakette yer alan ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>na ilişkin Türkiye Büyük Millet Meclisi Adalet Komisyonunda kabul edilen üç maddeyi değerlendireceğiz. Anılan Kanununa ilişkin değişiklikler hakkında 12. Yargı Paketinde yer alan Genel Gerekçe şöyledir;</p>
<p>“<em>4. Yargı Reformu Strateji Belgesinde belirtilen hedefler doğrultusunda hazırlanan Teklif uyarınca 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda yapılan düzenlemeyle yargılamaların hızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve makul sürede yargılanma hakkının daha etkin biçimde teminin amacıyla hukuk yargılamalar bakımından yazılı yargılama usulünün uygulandığı duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç aydan daha uzun olmayacağı kabul edilmektedir.</em></p>
<p><em>Belirsiz alacak davasının sağlamış olduğu bir defaya mahsusu olmak üzere alacağın kalan kısmını talep etme hakkı ile zamanaşımının davanın açıldığı tarihten itibaren kesilmesi gibi faydalar kısmi dava kapsamında düzenlenerek, uygulamada tartışmalara ve mağduriyetlere neden olan belirsiz alacak davası yürürlükten kaldırılmaktadır.”</em></p>
<p>Bu konuda önceki Adalet Bakanı döneminde, Bakanlık tarafından belirsiz alacak davasının kaldırılması yönündeki teklif hakkında görüşüm sorulmuştur. Aşağıda bunun üzerine hazırladığım ve Adalet Bakanlığına sunduğum kısa değerlendirmeme yer vereceğim. Arkasından 12. Yargı Paketinde yer alan düzenlemelerden belirsiz alacak davasının kaldırılması, kısmi davaya ilişkin hükme bir fıkra eklenmesi, duruşma aralarının üç aydan fazla olamayacağı ve hukukî konularda bilirkişilik yapan hâkime disiplin cezası uygulanmasıyla ilgili değişiklikler değerlendirilecektir.</p>
<h3 id="abelirsizalacakdavasnnkaldrlmashakkndakidncelerim">“<strong><em>A. Belirsiz Alacak Davasının Kaldırılması Hakkındaki Düşüncelerim</em></strong><em><sup class="footnote-ref"><a href="#fn1" id="fnref1">[1]</a></sup></em></h3>
<p><strong><em>1. Yargı Paketinin Amacı ve Ruhuna Aykırı Olması</em></strong></p>
<p><em>12. Yargı Paketinin;</em></p>
<ul>
<li><em>Hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmayı,</em></li>
<li><em>Uzun süren davaları makul sürede sonuçlandırmayı ve</em></li>
<li><em>Yargıda gecikmeyi engellemeyi ve usul ekonomisini sağlanmayı</em></li>
</ul>
<p><em>amaçlayan düzenlemeler getirmesi amaçlanmıştır.</em></p>
<p><em>Belirsiz alacak davası da etkin bir hukuki koruma yanında ve uyuşmazlıkların daha basit, daha az masraflı ve daha hızlı giderilmesine hizmet etmektedir. Bütün bunların ötesinde alacağının miktarını veya tutarını belirleyemeyen davacıya bu durumda bir çözüm sunulması zaruridir. Bu çözümü sunan belirsiz alacak davası, ülkemizde yıllarca fark edilmemiş ya da bilinmediği içinde düzenlenememiştir. 2011 yılından bu yana hukukumuzda da hak arama bakımından getirilen bu önemli dava türünü kanunda çıkarmak kabul edilebilir bir çözüm değildir.</em></p>
<p><em><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-107">107. maddesi</a>nin gerekçesinde bu davanın kabul edilme nedeni olarak,</em></p>
<ul>
<li><em>Hak arama özgürlüğü,</em></li>
<li><em>Etkin hukukî koruma ve</em></li>
<li><em>Usûl ekonomisi</em></li>
</ul>
<p><em>sayılmıştır<sup class="footnote-ref"><a href="#fn2" id="fnref2">[2]</a></sup>.</em></p>
<p><em>Belirsiz alacak davasının kaldırılması açıkça 12. Yargı Paketi’nin amacına ve usul ilkelerine aykırı olacaktır.</em></p>
<p><strong><em>2. Belirsiz Alacak Davası Aynı Uyuşmazlık İçin Birden Fazla Dava Açılmasını Engellediği İçin Mahkemeler Üzerindeki İş Yükünü Azaltmakta, Çelişkili Kararların Verilmesini Engellemekte ve Yargıya Güveni Sağlamaktadır</em></strong></p>
<p><em>Belirsiz alacak davasının kabulünden önce, alacak miktarının belirsiz olması durumunda alacaklıların başvurduğu en yaygın dava türü kısmî davaydı. Bu ise aynı uyuşmazlık için yargılama sırasında talebin ıslah ile artırılması veya geri kalan kısmın ayrı bir dava veya davalara konu edilmesi sonucunu doğurmaktadır. Davacı, ıslah yoluyla talebi artırdığında, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-109">109. maddesi</a>nin 3. fıkrası gereğince, ek bir dava açmasına engel bulunmamaktadır<sup class="footnote-ref"><a href="#fn3" id="fnref3">[3]</a></sup>. Diğer bir ifadeyle, ıslah yoluna başvuran davacı, yine de ek dava veya davalar açabilmektedir.</em></p>
<p><em>Belirsiz alacak davasının kabulünden önce, alacak miktarının belirsiz olması durumunda alacaklıların tespit davası açtıkları da görülmektedir. Tespit hükmü edaya mahkûmiyeti içermediği için tespit davasından sonra eda davası açılması gerekmektedir. Böylelikle aynı uyuşmazlık en az iki kez dava konusu yapılmaktadır.</em></p>
<p><em>Belirsiz alacak davasında ise, uyuşmazlık tek bir dava ile sona ermektedir. Davacının daha sonra ek dava veya davalar açması mümkün değildir. Belirsiz alacak davasının kaldırılması taraflar arasında tek bir dava ile kolay, hızlı ve basit şekilde giderilen uyuşmazlığın daha uzun, daha masraflı ve karmaşık hale gelmesi; bazen de söz konusu uyuşmazlığın ancak birden fazla dava sonucunda giderilmesi söz konusu olacaktır.</em></p>
<p><em>Belirsiz alacak davası ile aynı alacak için birden fazla dava açılmasına ihtiyaç duyulmaması, çelişik kararların ortaya çıkma ihtimalini de ortadan kaldırdığı için, belirsiz alacak davasının kanunda düzenlenmesi, hukukî güvenin sağlanması bakımından da gereklidir. Bu konuda idari yargıda 2000’li yılların başında içtihadı birleştirme kararı ile belirsiz alacak davasının açılması kabul edilmiş ve bugüne kadar tereddütsüz şekilde uygulanagelmiştir. Hal böyle iken adli yargıda mevcut olan hükmün kaldırılmasında hiçbir yarar bulunmamaktadır.</em></p>
<p><strong><em>3. Yargıtay Dairelerinin Sayısının Azaltılmasından Sonra Belirsiz Alacak Davası İle İlgili Uygulamadaki Tartışmalar Önemli Ölçüde Sona Ermiştir</em></strong></p>
<p><em>Belirsiz alacak davası uygulaması en çok iş yargılamasında tartışmalara sebebiyet vermiştir. Yargıtay’da daire sayısı azaltılmadan önce 7., 9. ve 22. Hukuk Daireleri olmak üzere üç dairenin işçi alacaklarına ilişkin kararları temyizen inceleyen daireler olması, farklı uygulamaların ortaya çıkmasına sebebiyet vermiştir. Özellikle bu dava türünün hukukumuzda yeni olması ve belirsiz alacak davasının koşulları göz ardı edilerek değerlendirme yapılması, belirsiz alacak davasının uygulamasında âdeta bir karmaşa yaratmıştır. Belirsiz alacak davası, istisnaî olarak açılabilen bir dava türü olmasına rağmen, Yargıtay 22. Hukuk Dairesi’nden farklı olarak, 7. ve 9. Hukuk Daireleri uygulamalarında işçilik alacakları için belirsiz alacak davasının açılabilmesi olağan bir uygulama hâlini almıştır. Belirsiz alacak davasına ilişkin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-107">107. maddesi</a>nde kabul edilen koşullar da göz ardı edilerek ve ayrıca yeni koşullar yaratılarak işçi alacakları bakımından belirsiz alacak davası asıl dava türü olarak uygulanmıştır.</em></p>
<p><em>Bununla birlikte Yargıtay daire sayılarının azaltılması ile 9. ve 22. Hukuk Dairelerinin, 9. Hukuk Dairesi çatısı altında birleşmesinden sonra uygulama birliğinin sağlanması amacıyla alınan ilke kararları<sup class="footnote-ref"><a href="#fn4" id="fnref4">[4]</a></sup> ve 9. Hukuk Dairesi’nin 22. Hukuk Dairesi’nin önceki uygulamalarını devam ettirmesi, işçilik alacakları bakımından da belirsiz alacak davasının istisnaî bir dava türü olarak kabul edilmesini sağlamış ve uygulamada yaşanan karmaşa da önemli ölçüde giderilmiştir.</em></p>
<p><strong><em>4. Belirli Alacaklar İçin Belirsiz Alacak Davasının Açılması Engellenirse Belirsiz Alacak Davası İle İlgili Tüm Tartışmalar Giderilir</em></strong></p>
<p><em>Belirsiz alacak davası uygulamasında yaşanan en önemli tartışma, belirli alacaklar için belirsiz alacak davası açılmasının sonucunun ne olması gerektiği yönündedir. Anayasa Mahkemesi, bireysel başvurular üzerine verdiği kararlarında, belirli alacaklar için hatalı olarak belirsiz alacak davası şeklinde açılan davaların, hukukî yarar yokluğu nedeniyle usûlden reddine dair verilen kararların <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a>’nın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-36">36. maddesi</a>nde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının engellenmesi niteliğinde olduğunu kabul etmektedir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn5" id="fnref5">[5]</a></sup>.</em></p>
<p><em>Anayasa Mahkemesi’nin belirsiz alacak davasına ilişkin kararları usûl hukukunun temel ilkelerine ve Kanun’a aykırıdır. Belirsiz alacak davası</em> <strong><em>istisnaî olarak</em></strong> <em>sadece alacağın miktarının belirlenemeyen durumlarda, yargılama sırasında bunu belirlemeyi amaçlayan ve sağlayan bir davadır. Alacağın miktarı belirli ise, davacının bu yönde bir amacı da bulunmadığı için belirsiz alacak davası açmasında hukukî yararı yoktur. Belirsiz alacak davasında da davacının hukukî yararı, diğer davalarda kabul edildiği gibi davanın açıldığı anda var olmalıdır. Bu nedenle mahkeme, belirlenebilen alacak için belirsiz alacak davası açıldığında süre vermeksizin davayı usûlden reddetmelidir. Bugün belirsiz alacak davasının yüzyıllardır uygulandığı İsviçre Alman ve Avusturya hukukunda da koşulları oluşmadan açılan belirsiz alacak davası reddedilmektedir. Hukukumuzda da yıllardır hukuki yarar olmaksızın açılan tespit davaları reddedilmektedir.</em></p>
<p><em>Kanaatimce 12. Yargı Paketi ile <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-65">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-107">107. maddesi</a>ne ek fıkra getirilerek belirsiz alacak davasında uygulamada yaşanan sorunlar giderilebilir. Bu fıkra da şu şekilde olabilir:</em></p>
<p><em>“</em><strong><em>(3) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri tam ve kesin olarak belirliyse, belirsiz alacak davası açılamaz. Aksi takdirde mahkeme, davacıya süre vermeksizin hukukî yarar yokluğu nedeniyle davanın usûlden reddine karar verir.</em></strong><em>”</em></p>
<p><em>Anayasa Mahkemesi’nin kararları doğrultusunda sorunun giderilmesi istenirse şu şekilde bir düzenleme önerilebilir:</em></p>
<p><strong><em>“(3) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri tam ve kesin olarak belirliyse, belirsiz alacak davası açılamaz. Aksi takdirde mahkeme, ön inceleme aşamasında davacıya talebini belirlemesi için iki haftalık kesin süre verir. Davacı bu sürede talebini belirlemezse mahkeme, hukukî yarar yokluğu nedeniyle davanın usûlden reddine karar verir.”</em></strong></p>
<p><em>12. Yargı Paketi ile bu yönde yapılacak bir düzenleme, hem bu Yargı Paketi’nin amacına ve ruhuna uygun olacaktır hem de belirsiz alacak davası ile ilgili uygulamadaki temel sorunu giderecektir.</em></p>
<p><strong><em>5. Belirsiz Alacak Davasının Kanundan Kaldırılması Uygulamadan Kaldırılması Sonucunu Doğurmayacaktır</em></strong></p>
<p><em>Alman hukukunda belirsiz alacak davasına ilişkin kanunî düzenleme bulunmamaktadır. Ancak 1883 ve 1888 yılında Alman İmparatorluk Mahkemesi’nin verdiği kararlarla belirsiz alacak davası uygulamada kabul edilmiştir. Örneğin Alman İmparatorluk Mahkemesi, 28.6.1888 tarihli kararında, alacaklının talebini rakamsal olarak belirleyemeyeceği durumlarda, alacaklıdan dava dilekçesinde, talebinin miktarını rakamsal olarak göstermesini aramamış; bunun yerine alacaklının talebini hiç bir kuşkuya yer vermeyecek şekilde bireyselleştirmesini sağlayacak dava konusunu ve dava konusu talebin dayanaklarını dava dilekçesinde gösterilmesini yeterli saymış, talep miktarının hâkim tarafından veya ihtiyaç duyulduğu takdirde bilirkişi tarafından belirlenmesine imkân tanıyacak şekilde düzenlenmesini yeterli kabul etmiştir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn6" id="fnref6">[6]</a></sup>. Alman Federal Mahkemesi de İmparatorluk Mahkemesi kararlarına uygun olarak, söz konusu durumlarda alacaklının dava açarken dava dilekçesinde talebinin miktarını rakamsal olarak göstermeden de dava açabileceğini kabul edilmektedir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn7" id="fnref7">[7]</a></sup>.</em></p>
<p><em>İsviçre Federal Usûl Kanunu’nun 85. maddesi açıkça belirsiz alacak davasını düzenlemektedir. Hatta</em> <strong><em>İsviçre hukuku, Türk hukukunu takip ederek</em></strong> <strong><em>1.1.2025</em></strong> <em>tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle belirsiz alacak davasında mahkemenin, davacıya talebini belirlemesi için süre vermesi gerektiğini kabul etmiştir. Hukukumuzda</em> <strong><em>2020 yılında 7251 sayılı Kanun’la</em></strong> <em>belirsiz alacak davasında yapılan değişiklikle hâkimin davacıya talebini belirlemesi için süre vermesi gerektiği kabul edilmiştir. Bu çerçevede</em> <strong><em>Türk hukukunun İsviçre hukukunun önünde olduğu, adeta gelişmeleri daha etken kabul ettiği söylenebilir</em></strong><em>.</em></p>
<p><em>Tüm bunlar mevcutken, belirsiz alacak davasının kaldırılması, hukukta ilerleme olarak değil; gerileme olarak tarihe geçecektir. İkinci olarak, bir dava türünün Kanun’da açıkça düzenlenmemiş olması bu dava türünün uygulamada görülmeyeceği anlamına gelmez. Nitekim 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nda dava çeşitleri düzenlenmemişti. Yargıtay önceki usûl kanunumuz olan HUMK’da dava çeşitleri düzenlenmemiş olsa da gerek uygulamada gerekse doktrinde tereddütsüz şekilde kabul edildiğini kararlarında açıkça vurgulamıştır<sup class="footnote-ref"><a href="#fn8" id="fnref8">[8]</a></sup>. Yine Yargıtay, kararlarında, kanunda dava çeşitleri açıkça düzenlenmemiş olsa da bazı davaların hangi dava çeşidine girdiğine de işaret etmiştir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn9" id="fnref9">[9]</a></sup>. Yargıtay’ın HUMK’un uygulandığı dönemde mahkemeden istenen hukukî korumaya göre dava çeşitlerinin eda davası, tespit davası ve inşaî dava şeklinde üçe ayrıldığını açıkça belirttiği kararları da bulunmaktadır<sup class="footnote-ref"><a href="#fn10" id="fnref10">[10]</a></sup>.</em></p>
<p><em>Görüldüğü üzere, bir dava türünün uygulamada görülmesi için kanunlarda açıkça düzenlenmesine ihtiyaç yoktur. Belirsiz alacak davasının Kanun’dan kaldırılması, uygulamadan kaldırılması sonucunu doğurmayacaktır. Belirsiz alacak davasının Kanun’da açıkça düzenlenmediği dönemde dahi Yargıtay ve Danıştay belirsiz alacak davasına ilişkin kararlar vermekteydi. 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun yürürlükte olduğu dönemde uygulamada ise, tenkis davaları belirsiz alacak davasının bir türü olarak karşımıza çıkmaktaydı. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bir kararı aynen şu şekildedir: “Saklı payın hesaplanması, malların, miras bırakanın ölüm tarihindeki değerinin tespiti ile mümkündür. Malların ölüm tarihindeki değeri bilinmedikçe dava dilekçesinde bu konuda gösterilen rakam, bir tahminden başka bir şeye dayanmaz. Bundan dolayı mahkemenin bu rakamı esas alarak değil, tespit edilen gerçek değeri esas alarak saklı pay isteğini karara bağlamış olması, istekten fazlaya karar verme sayılmaz (HUMK. m. 74). Gerçek değer mahkemece, usulünce tesbit ettirildikten sonra dava harcının buna göre alınması yasa gereğidir.”<sup class="footnote-ref"><a href="#fn11" id="fnref11">[11]</a></sup>. Tenkis davasında davacının dava açtığı anda tenkise tabi kazandırmaları belirleyebilmesindeki zorluğu göz önünde bulunduran Yargıtay’ın, belirsiz alacak davasına imkân tanıdığı görülmektedir. Hatta hâkimin bu durumda, davacının gösterdiği geçici değerle bağlı olmaksızın karar verebileceği Yargıtay kararında açıkça ifade edilmektedir.</em></p>
<p><em>Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu’nun 1983 yılında verdiği karar da aynen şu şekildedir: “<em>Yukarıda açıklanan nedenlerle içtihadın, kamu görevlilerine ilişkin mevzuattan doğan uyuşmazlıklarda, İdari Yargılama Usulü Kanununun 3/d maddesinde yer alan ‘tam yargı davalarında uyuşmazlık konusu miktarın dava dilekçesinde gösterileceği’ yolundaki hükmün, ancak bunun mümkün olduğu, yani zarar miktarının hesaplanabileceği durumlar için uygulama alanı bulunduğu, kamu görevlilerini ilgilendiren mevzuat dolayısıyla zararın tespit edilememesi nedeniyle uyuşmazlık konusu miktarın dilekçede gösterilmemiş olmasının iptal ve tam yargı davalarının birlikte açılmasını engellemeyeceği, dolayısıyla zarar miktarının tespitinin mümkün olmadığı hallerde dava dilekçesinde uyuşmazlık konusu miktar gösterilmeden tam yargı davası açılabileceği görüşüne dayanan Beşinci ve İkinci Mürettep Daire kararları doğrultusunda birleştirilmesine 29.12.1983 tarihinde oyçokluğuyla karar verildi.</em>” <sup class="footnote-ref"><a href="#fn12" id="fnref12">[12]</a></sup> Buna göre, alacak miktarının davanın açıldığı anda belirlenemediği durumlarda, davacının talebini dava dilekçesinde rakamsal olarak belirlemeden de dava açabilmesi gerektiği kabul edilmiştir.</em></p>
<p><em>Görüldüğü üzere, belirsiz alacak davasının Kanun’dan kaldırılması, uygulamadan kaldırılması sonucunu doğurmayacaktır. Hukukumuzda belirsiz alacak davası açıkça düzenlenmeden önce dahi bu davanın uygulamada kabul edildiği görülmektedir. Bu aşamadan belirsiz alacak davasının Kanun’dan kaldırılması koşulları ve sonuçları konusunda çok fazla karmaşanın çıkmasına ve içtihat farklılıklarına sebebiyet verecektir. Bu nedenle belirsiz alacak davasının kaldırılması hiçbir fayda sağlamayacağı gibi bu zamana kadarki tüm kazanımları ortadan kaldıracak ve hukukumuza çok zarar verecektir.</em></p>
<h3 id="bksmdavaalmashalindealacantamambakmndanzamanamkesilmesiynndedzenlemeyaplmasnndouracasorunlar"><strong><em>B. Kısmî Dava Açılması Halinde Alacağın Tamamı Bakımından Zamanaşımı Kesilmesi Yönünde Düzenleme Yapılmasının Doğuracağı Sorunlar</em></strong></h3>
<p><strong><em>1. Kısmî Davanın Özüne Aykırı Olması (Hibrit Bir Dava Türünün Ortaya Çıkması)</em></strong></p>
<p><em>Kısmî dava ile davacı, mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmî dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından doğar. Hâkim de taleple bağlılık ilkesi gereğince, sadece dava konusu yapılan kısım hakkında tahkikatı yürütüp hüküm verebilir. Bu nedenle kısmî davada derdestlik sadece dava konusu yapılan miktar bakımından doğmaktadır.</em></p>
<p><em>Kısmî dava açılması hâlinde alacağın tamamı bakımından zamanaşımının kesildiği kabul etmek hukuken ve mantıken mümkün değildir. Bu zamana kadar gerek hukukumuzda gerekse mukayeseli hukukunda kısmî dava açılmasıyla dava konusu yapılmayan kısım bakımından da zamanaşımının kesilmesinin kanunen kabul edilmesi gerektiğini, hukuken ve mantıken açıklayacak bir görüş bulunmamaktadır.</em></p>
<p><em>Hem doktrinde hem de uygulamada kısmî davanın hiçbir sorunu yoktur. Alacağın bir kısmının dava konusu yapılması hâlinde tamamı bakımından zamanaşımının kesildiğini kabul etmek konusu, şartları ve sonuçları tamamen farklı olan kısmî dava ile belirsiz alacak davasını birbirine karıştırarak</em> <strong><em>hibrit bir dava türü</em></strong> <em>ortaya çıkarmak sonucunu doğurur. Ortaya çıkacak bu hibrit dava türünün getireceği sorunları şimdiden öngörmek mümkün değildir.</em></p>
<p><strong><em>2. Tüm Uyuşmazlıkların Kısmî Dava Şeklinde Görülmesi (Aynı Uyuşmazlığın Birden Fazla Davaya Konu Edilmesi)</em></strong></p>
<p><em>Alacağının bir kısmının dava konusu yapılması durumunda, geri kalan kısmının da zamanaşımının kesildiğini kabul etmek, tam eda davası açılmasını ortadan kaldırır ve tüm uyuşmazlıkların kısmî davaya konu edilmesine sebebiyet verecektir. Bu da aynı hukukî uyuşmazlığın birçok defa dava konusu yapılmasına sebebiyet verecektir ki, bu da 12. Yargı Paketi’nin amacına ve ruhuna aykırı olacaktır. Örneğin 10.000.000 Türk lirası alacak için 1.000 Türk lirası kısmî dava açıldığında geri kalan kısmın zamanaşımına uğraması mümkün olmayacağı için aynı yargılama ıslah ile geri kalan kısmın dava konusu yapılması söz konusu olmayacaktır. Zira davacı, her hâlükârda kısmî davanın kesinleşmesini ve kesin hükmün kesin delil etkisinden yararlanarak ek dava açmak isteyecektir. Davacı, kısmî davadan sonra birden fazla kısmî dava da açabilir. Tüm bunlar kısmî davaya ilişkin düzenlemenin hukuk yargılamalarının etkinliğini artırmayı, uzun süren davaları daha çabuk sonuçlandırmayı ve yargıda gecikmeyi engellemeyi amaçlayan 12. Yargı Paketi’ne uygun düzenleme olmadığını göstermektedir.</em></p>
<p><em>Uluslararası hukukta dava türlerinin niteliklerine aykırı düzenleme yapmak, Türk mahkemelerinin vereceği kararların yabancı ilkelerde tenfizinde de sorun oluşturabilecektir. Zira yabancı hukukta hiçbir şekilde kabul görmeyen kısmi davanın sonuçlarının kanun hükmüyle kabul edilmesi hiçbir yarar sağlamayacağı gibi karmaşaya da neden olacaktır.</em></p>
<p><strong><em>3. Zamanaşımı Kurumunun İşlevsiz Kalması</em></strong></p>
<p><em>Alacağın bir kısmının dava konusu yapılması durumunda tamamı için zamanaşımının kesildiğini kabul etmek zamanaşımı kurumunu işlevsiz kılar. Medenî usûl hukuku, özel hukuka hizmet eden bir hukuk dalıdır. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nda yapılacak bir düzenleme ile <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098">Türk Borçlar Kanunu</a>’nda düzenlenen zamanaşımı kurumu işlevsiz bırakılmamalıdır.</em></p>
<p><em>Zamanaşımın dava yoluyla kesilmesi için alacağın dava konusu yapılması gerekir. Kısmî davada alacağın bir kısmı dava konusu yapılmakta; diğer kısmı dava konusu yapılmamaktadır. Dava konusu yapılmayan kısım için zamanaşımı kesilmez. Böyle bir kabul önce maddi hukuka sonra da usul hukukuna aykırı olur.</em></p>
<p><strong><em>4. Diğer Özel Sorunlar</em></strong></p>
<p><em>Alacağın bir kısmının dava konusu yapılması hâlinde tamamı bakımından zamanaşımının kesildiğini kabul etmek bazı özel sorunları da doğuracaktır. Örneğin:</em></p>
<p><strong><em>a.</em></strong> <strong><em>Temerrüt bakımından</em></strong> <em>da tartışmalar doğacaktır. Yani, alacağın bir kısmının dava konusu yapılması hâlinde davalının dava konusu yapılmayan kısım bakımından temerrüde düşüp düşmediği sorunu doğacaktır.</em></p>
<p><strong><em>b.</em></strong> <em>Alacağın bir kısmının</em> <strong><em>icra takibine</em></strong> <em>konu edilmesi hâlinde takip konusu yapılmayan kısmı bakımından da zamanaşımın kesilip kesilmediği, takip konusu yapılmayan kısım bakımından da temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği sorunu ortaya çıkacaktır.</em></p>
<p><strong><em>c.</em></strong> <strong><em>İflâs masasına</em></strong> <em>alacağın kısmen bildirilmesi hâlinde de aynı tartışmalar ortaya çıkacaktır.</em></p>
<p><em>Şu an uygulamada ve doktrinde bu konularda bir tereddüt, tartışma veya belirsizlik bulunmamaktadır. Alacağın bir kısmının dava konusu yapılması durumunda tamamı için zamanaşımının kesildiğini kabul etmek, birçok konuda tereddüt ve belirsizlik doğuracak, sorunsuz işleyen uygulamaya yeni tartışmalar getirecektir. Bu da 12. Yargı Paketi ile hukuk yargılamalarının etkinliğini artırma, uzun süren davaları daha çabuk sonuçlandırma ve yargıda gecikmeyi engelleme amaçlarına aykırı olacaktır.</em></p>
<p><strong><em>Sonuç</em></strong></p>
<p><em>Belirsiz alacak davasının kaldırılması 12. Yargı Paketi’nin amacına ve ruhuna aykırı olacaktır. Yargıtay’da daire sayısının azaltılmasından sonra belirsiz alacak davası ile ilgili uygulama yerleşmiş durumdadır.</em></p>
<p><em>Belirsiz alacak davasında uygulamada karşılaşılan tek sorun belirli alacaklar için belirsiz alacak davası açılmasıdır. Bu sorun da 6100 sayılı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-107">107. maddesi</a>ne eklenecek şu yöndeki üçüncü fıkra ile giderilebilir:</em></p>
<p><em>“</em><strong><em>(3) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri tam ve kesin olarak belirliyse, belirsiz alacak davası açılamaz. Aksi takdirde mahkeme, davacıya süre vermeksizin hukukî yarar yokluğu nedeniyle davanın usûlden reddine karar verir.</em></strong><em>”</em></p>
<p><em>Anayasa Mahkemesi’nin kararları doğrultusunda sorunun giderilmesi istenirse şu şekilde bir düzenleme önerilebilir:</em></p>
<p><strong><em>“(3) Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri tam ve kesin olarak belirliyse, belirsiz alacak davası açılamaz. Aksi takdirde mahkeme, ön inceleme aşamasında davacıya talebini belirlemesi için iki haftalık kesin süre verir. Davacı bu sürede talebini belirlemezse mahkeme, hukukî yarar yokluğu nedeniyle davanın usûlden reddine karar verir.”</em></strong></p>
<p><em>Kısmî dava açılması hâlinde alacağın tamamı bakımından zamanaşımının kesildiği yönündeki bir düzenlemeyi hukuken gerekçelendirmek mümkün değildir. Bu yöndeki bir düzenleme, kısmî dava ile belirsiz alacak davasının karıştırılarak hibrit bir dava türünün ortaya çıkması sonucunu doğurur ki, bu hibrit dava türünün getireceği sorunları şimdiden öngörmek mümkün değildir.</em></p>
<p><em>Kısmî dava açılması hâlinde alacağın tamamı bakımından zamanaşımının kesildiği yönündeki bir düzenleme tüm uyuşmazlıkların kısmî dava şeklinde açılması sonucunu doğurur. Bu da aynı uyuşmazlığın birden fazla kez dava konusu yapılmasını, dolayısıyla 12. Yargı Paketi’nin amacına aykırı olur. Yine bu yöndeki düzenleme, kaynağı maddî hukuk olan zamanaşımı kurumunu işlevsiz kılar.</em></p>
<p><em>Kısmî dava açılması hâlinde alacağın tamamı bakımından zamanaşımının kesildiği yönündeki bir düzenleme temerrütte, kısmî icra takiplerinde ve iflâs masasına alacak kaydı yapılmasında olduğu gibi bu zamana kadar sorunsuz işleyen birçok konuda tereddüt duyulmasına, tartışma veya belirsizlik yaşanmasına sebebiyet verecektir.”</em></p>
<h3 id="ctaslandeerlendirilmesi">C. Taslağın Değerlendirilmesi</h3>
<h4 id="1belirsizalacakdavaskaldrlmtr">1. <strong>Belirsiz Alacak Davası Kaldırılmıştır</strong></h4>
<p>Taslağın 20. maddesine göre, 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-107">Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi</a> yürürlükten kaldırılmıştır.</p>
<p>Maddenin kaldırılma gerekçesi ise aşağıdaki gibidir:</p>
<p><strong><em>MADDE 20-</em></strong> <em>Maddeyle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 107 nci maddesi yürürlükten kaldırılmaktadır.</em></p>
<p><em>6100 sayılı Kanunla kabul edilen belirsiz alacak davası yürürlüğe girdiği tarihten itibaren uygulamada çeşitli tartışmalara neden olmuştur. Özellikle hangi alacaklar için belirsiz alacak davası açılabileceği noktasında tereddüt bulunmaktadır. Bu durum yargılamaların uzamasına neden olabilmektedir. Diğer yandan Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru üzerine verdiği çeşitli ihlal kararlarında belirsiz alacak davası olmadığı halde bu şekilde açılan davaların reddedilmesini, Anayasanın 36 ncı maddesinde düzenlenen hak arama hürriyetine aykırı bulmuştur. Zira yargılama bu şekilde kesinleştiğinde alacağın zamanaşımına uğraması söz konusu olabilmektedir.</em></p>
<p><em>Alacağın tam ve kesin olarak belirlenemediği durumlara özgü olarak açılan belirsiz alacak davası, özellikle alacağın tamamı bakımından zamanaşımını kesmektedir. Bu husus, belirsiz alacak davası açan tarafın en önemli hukuki yararlarından biridir. Teklifle, Kanunun 109 uncu maddesinde yapılması öngörülen değişiklikle, kısmi dava açan tarafa ıslah hakkını kullanmaksızın bir defaya mahsus olmak üzere alacağın kalan kısmını talep etmek hakkı verilmekte ve zamanaşımının davanın açıldığı tarihten itibaren kesileceği hükme bağlanmaktadır. Bu nedenle, belirsiz alacak davasının sağlamış olduğu hukuki yarar, kısmi dava ile sağlanmış olacağından madde yürürlükten kaldırılmaktadır”.</em></p>
<p>Gerekçenin ikinci kısmında belirsiz alacak davası açan alacaklıya bu dava sayesinde tanınan tüm hakların kısmî dava ile sağlandığı ve bu nedenle de belirsiz alacak davasına gerek kalmadığı ifade edilmektedir. Ancak belirsiz alacak davasının; dava açıldığı tarihte alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenmesinin beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hallerde açılabileceği kabul edilmiştir. Bu hükmün kabulünden bugüne kadar geçen on beş yıl içinde ortaya çıkan tereddütler önemli ölçüde giderilmiştir. Bütün sorun alacaklının alacağının belirlenebilir olup olmamasıdır. Bu tartışmalar içtihat yolu ve doktrindeki tartışmalarla giderileceğinden, davanın kaldırılması hiçbir haklı sebebe dayanmamaktadır.</p>
<p>Bilindiği gibi menfi tespit davasının açan davacının hukuki yararının bulunup bulunmadığı konusunda da hukukumuzda pek çok tartışma bulunmaktadır. Bu sebeple menfi tespit davasının kaldırılması yönünde bir öneri olmamış, zaman içinde içtihatlar yolu ile bu tartışmaların önemli kısmı giderilmiştir. Ayrıca bir davanın tartışmalarını başka davalara zarar vermeden yapmak mümkün olamaz mı?</p>
<p>Genel gerekçede, uygulamada tartışmalara ve mağduriyetlere neden olması sebebiyle belirsiz alacak davasının kaldırıldığından söz edilmektedir. Hemen belirtelim ki bu sağlanmaya çalışılırken, uygulamada çok daha fazla mağduriyet ve gecikmeye sebep olabilecek bir kısmî dava düzenlemesi yapılmıştır. Hukuktaki tartışmalar hukukun gelişimine, doğrunun bulunmasına katkı sağlar. Yapılan değişiklikle çok daha fazla kişinin mağduriyeti ortaya çıkacaktır. Koşulları oluştuğu için belirsiz alacak davası açabilecek olan kişiler bu haktan mahrum kalırken, kısmî dava ile getirilen düzenleme başa önemli sorunlara sebebiyet verecektir. Nitekim kısmî davada talep sonucu ne zamana kadar arttırılacaktır? Bölge Adliye Mahkemesinde veya temyizin bozmasından sonra talep arttırılabilecek midir? Ayrıca ıslah yoluna başvurulabilecek midir? Bu davada hukukî yarar nasıl belirlenecektir? Talep edilmeyen kısım için temerrüt faizi talep edilmiş sayılacak mıdır? Dava konusunun değeri üzerinden daha az avukatlık ücreti ödenmesi yönünde sorunlar çıkabilecektir. Beş, on liralık davayı takip eden avukat, dava sonunda talep sonucu arttırılmazsa, çok düşük bir vekâlet ücreti alabilecektir. Uzun yıllar dava türü olarak bilmediğimiz belirsiz alacak davası “<em>geç bulduğumuz, çabuk kaybettiğimiz bir dava türü</em>” olarak hatırlanacaktır. Ancak hatırlanacak olan bir diğer husus, bu dava türünün kaldırılmasıyla amaçlanan pek çok hususun gerçekleşmeyecek olmasıdır.</p>
<p>Gerekçenin ilk kısmı da uygulamayı ve doktrindeki görüşleri yansıtmamaktadır. Zira belirsiz alacak davası usûlden reddedildiğinde ve bu arada zamanaşımı süresi dolduğunda alacaklı, 6098 sayılı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098">Türk Borçlar Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098/madde-158">158. maddesi</a>ndeki ek süre içinde usûlüne uygun şekilde alacağının tamamı için tam bir eda davası açabilmektedir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn13" id="fnref13">[13]</a></sup>. Böylelikle belirsiz alacak davasının usûlden reddedilmesi, alacağın zamanaşımına uğraması sonucunu doğurmamaktadır.</p>
<h4 id="2belirsizalacakdavasileksmidavabirletirilerekhibritbirdavaoluturulmutur">2. <strong>Belirsiz Alacak Davası ile Kısmi Dava Birleştirilerek Hibrit Bir Dava Oluşturulmuştur</strong></h4>
<p>12. Yargı Paketiyle getirilen düzenlemelerden birisi, kısmi dava ile ilgili <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-109">109. madde</a>ye dördüncü fıkranın eklenmesidir. Buna göre,</p>
<p>MADDE 21- 6100 sayılı Kanunun 109 ncu maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</p>
<p>“(<strong><em>4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsusu olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar arttırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.</em></strong> “</p>
<p><strong>Madde Gerekçesine göre;</strong></p>
<p><strong>MADDE 21-</strong> Maddeyle, 6100 sayılı Kanunun 109 uncu maddesine yeni bir fıkra eklenmektedir.</p>
<p><em>“Kısmi dava açılması durumunda zamanaşımı dava edilen kısım yönünden kesilmekte, bakiye alacak yönünden işlemeye devam etmektedir. Bu nedenle, tahkikat aşamasının uzun sürdüğü davalarda kısmi dava açan tarafında geri kalan alacağı, zamanaşımı tehdidiyle karşı karşıya kalabilmektedir. Hatta kısa süreli zamanaşımına tabi alacaklarda bakiye alacak zamanaşımına uğramaktadır. Maddeyle, alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda dava açan tarafa, ıslah hakkını kullanmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar alacağın geri kalan kısmını talep etmek hakkı verilmekte ve zamanaşımının artırılan kısım bakımında da davanın başından itibaren kesileceği düzenlenmektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin Yargı/ Türkiye kararında, kısmi davada alacağın talep edilmeyen kısmı için zamanaşımının kesilmemesini ve bu nedenle bilirkişi raporu alınıncaya kadar alacağın talep edilmeyen kısmı bakımından zamanaşımına uğramasını Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6 ncı maddesinin birinci fıkrasında yer alan mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Yine Anayasa Mahkemesi, bireysel başvuru üzerine verdiği Çetin Akboğa kararında, kısmi davada alacağın başlangıçta talep edilmeyen kısmı için zamanaşımına uğramasını adaletin iyi yönetim ilkesiyle bağdaşmadığını belirterek bu şekilde bir uygulamanın Anayasanın 141 inci maddesinde düzenlenen davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasının yargının görevi olduğu hükmüne aykırı bulmuştur.</em></p>
<p><em>Ayrıca Teklifle, Kanunun 107 nci maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası kaldırıldığından, bu davanın koruduğu hukuki yarar, yapılan değişiklikle kısmi davada korunmaktadır.</em></p>
<p><em>Düzenlemeyle, hak arama hürriyetinin daha etkin bir şekilde korunması sağlanmış olacaktır”.</em></p>
<p>Bu düzenlemenin medenî usûl hukukunun pek çok ilkesine aykırılık yanında maddi hukuk bakımından da sakıncaları mevcuttur. Öncelikle talebini belirleme konusunda hiçbir sorunu olmayan bir kişi, dilediği gibi kısmi dava açtığında, davanın açılmasıyla birlikte doğacak olan maddî ve usûl hukukuna ilişkin sonuçlar, haklı bir sebep olmaksızın müdahale edilerek değiştirilmiş olacaktır. Bu teklifle talep sonucunu belirleyebilen kişi bu hüküm sayesinde davasını <em>yeni düzenlemeye göre</em> kısmî dava olarak açabilecek ve bunun sonunda kendisine pek çok kolaylık ve haklar sağlanmış olacaktır. Örneğin bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmadan talep sonucunu tahkikatın sona ermesine kadar hiçbir engelle karşılaşmadan arttırabilecektir. Neden sadece kısmî dava açan kişiye bu imkân sağlanmaktadır? Diğer dava türlerinde neden halâ iddianın değiştirilmesi yasağı sürdürülmektedir? Aynı alacaklı eğer tam bir eda davası açacak olursa, aynı imkâna sahip olarak talep sonucunu neden arttıramayacaktır? Eda davası bakımından böyle bir hak kendisine neden tanınmamaktadır? O zaman davacı neden eda davası açsın? Böyle bir eda davası açacak olursa, karşısına iddianın genişletilmesi yasağı çıkacaktır. Yine zamanaşımının kesilmesi sadece talep edilen alacak tutarı kadar olacak ve yine işleyecek faiz de davanın açılmasından sonra değil, talep sonucunun arttırılmasından sonra hesaplanacaktır. Bu değişikliğin kabulünden sonra uygulamada tam bir eda davası açılmasına şahit olacak mıyız? Kısmî davanın getirdiği avantajları bilen bir kişinin, artık eda davası açması beklenmemelidir. Böylelikle aslında <strong>uygulamada sadece belirsiz alacak davası değil, eda davası da fiilen kaldırılmış olacaktır</strong>.</p>
<p>İkinci olarak kısmî dava açan kişi, hiçbir şekilde alacağının geri kalanını dava etmediği halde henüz talep etmediği kısım için zamanaşımı süresi kesilmiş olacaktır. Ayrıca kısmî dava açan kişinin muhtemelen alacağının henüz talep etmediği kısmı için faiz işlemeye başlayacaktır. Hâlbuki <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098">Türk Borçlar Kanunu</a>’na göre zamanaşımının kesilme sebeplerinden birisi dava açılmasıdır. Bu ise talebin usûlüne uygun olarak dava açılması ile sağlanacaktır. Bugüne kadar dava açan kişinin sadece talep ettiği kısım için zamanaşımı kesilmekte ve bu durum <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098">Türk Borçlar Kanunu</a>’na da uygun iken; getirilen düzenleme ile maddî hukuka aykırı bir kanunî düzenleme ile bu sonuç sağlanmamış olacaktır. Bu ise iki kanun arasındaki uyumun da kaldırılması anlamına gelmektedir.</p>
<p>Kısmî dava ile ilgili olarak yapılacak değişiklikten sonra milyonlarca alacağı olan kişi, neden dava açarak yüksek bir harç ödemek zorunda kalsın? Yeni getirilen hükümler artık çok düşük bir alacak miktarı talep edilerek ve dolayısıyla çok az bir harç ödenerek dava açabilmeyi mümkün kılmaktadır. Davacı alacağının şimdilik beş-on lirasını talep ederek tahkikatın sonuna kadar yüksek bir harç ödemekten kurtulacaktır. Eda davası ile neden ve hangi haklı sebeple harç bakımından bu büyük fark oluşturulmuştur? Davacı davayı açtıktan sonra tahkikat aşamasında alacağının kalan kısmı için davayı kazanma ihtimâli görmüyorsa, herhangi bir talepte bulunmayarak bu sebeple mahkûm olabileceği yargılama giderlerinden de kurtulacaktır.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemelerin Kanunu</a> yürürlüğe girdiği sırada belirsiz alacak davasının ne olduğu tam olarak bilinmediğinden, bu dava “<strong><em>bir liralık dava</em></strong>” olarak konuşulmakta idi. Belirsiz alacak davasının yürürlüğe girdiği ilk yıllarda sorun oluşturmasının nedeni de dava açan kişilerin belirsiz alacak davasının koşulları oluşmadığı halde, sırf daha az harç ödemek için belirsiz alacak davası açmalarından kaynaklanmıştır. On beş yıl içinde doktrin ve uygulamadaki tartışmalar ve verilen kararlarla bu konuda çok önemi bir yol alındı ve pek çok sorun çözüldü denebilecekken, bu kadar tecrübe ve uygulama bir anda çöpe atılarak bu dava türünden vazgeçildi. Bu dava türleri azaltılarak, birbiriyle karıştırılıp nitelikleri bozularak getirilen çözüm uygulamaya daha fazla sorun getirecek niteliktedir. Böylelikle gerçek anlamda “<strong><em>bir liralık dava</em></strong>” açabilme imkânı bu şekilde uygulamaya kazandırılmış olmaktadır.</p>
<p>Mukayeseli hukukta mevcut olamayan bir dava türü kabul edilerek belirsiz alacak davasının yürürlükten kaldırılması çözüm olarak düşünülmüştür Belirsiz alacak davasını yüzyılı aşkın bir süredir uygulayan ülkelerde, bu dava türünü kaldırarak yargılamanın hızlandırılması kimsenin aklına gelmemiştir. Peki bu uygulamada gerçekten yargılamayı hızlandıracak mıdır? Tahkikatın sonuna kadar beş on lira için yürütülen yargılama, tahkikatın sonunda hiçbir engel olmaksızın arttırıldığında, bu kısım için yeniden tahkikat başlayacak ve bu durum hiçbir pratik ve davanın hızlanmasına hizmet etmeyecektir. Bu nedenle belirsiz alacak davası bu tür taleplerin ancak talep sonucunun belirlenmesinin mümkün olmaması ya da imkânsız olması hali için kabul edilmiştir. Şimdiki uygulama hiçbir sınırlama olmaksızın tamamen keyfi biçimde taleplerin ileri sürülmesini ve davanın adeta ciddiyetini ortadan kaldıracak niteliktedir.</p>
<p><em>Özet olarak</em> getirilen düzenleme ile kısmî dava dejenere edilerek değiştirilmiş, eda davasının uygulanmasına fiilen son verilmiş ve belirsiz alacak davası da kaldırılmış olacaktır.</p>
<p>Son olarak gerekçede yer verilen İnsan Hakları Mahkemesi kararları ile Anayasa Mahkemesi kararı belirsiz alacak davasının kaldırılmasının gerekçesi olamaz. Zira belirsiz alacak davası ülkemiz dışında pek çok ülkede düzenlenmiş olup, bu konuda bu davanın kaldırılması düşünülmemiştir. Gerekçede ifade edilen zamanaşımı sorunu zaten uygulama ve doktrindeki görüşlerle uzun bir süre önce çözüldü.</p>
<p>Belirsiz alacak davasının belirlenebilir bir kısmı için dava açılsa da zamanaşımının tüm alacak için kesilmiş sayılmasına ilişkin sonucu hukukumuza belirsiz alacak davası ile girmiştir. Daha önce böyle bir düzenleme ve uygulama bulunmamaktadır. Kısmi davanın ise kendine özgü özellikleri ve sonuçları vardır. Şimdi iki dava birleştirilerek melez ve fakat pek çok yönden sorun doğuracak bir dava türü elde edilmiştir. Bu haliyle gerekçenin son cümlesinde ifade edildiği gibi davaların en az giderle ve mümkün olan süratte sonuçlandırılması mümkün olamayacaktır.</p>
<h4 id="3durumaaralklarnnaydandahafazlaolmamas">3. <strong><em>Duruşma Aralıklarının Üç Aydan Daha Fazla Olmaması</em></strong></h4>
<p>Bu konuda getirilmek istenen düzenleme aşağıdaki gibidir:</p>
<p><em>MADDE 22- 6100 sayılı Kanunun 147 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</em></p>
<p><em>“(3) Duruşmalar arasındaki süre üç aydan daha uzun olamaz. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hallerde, hâkim gerekçesini belirterek daha uzun bir süre belirleyebilir.”</em></p>
<p>Bu maddenin gerekçesine göre;</p>
<p><strong><em>MADDE 22-</em></strong> <em>Maddeyle, 6100 sayılı Kanunun 147 nci maddesine yeni bir fıkra eklenmektedir.</em></p>
<p><em>Anayasanın 36 ncı maddesinde adil yargılanma hakkı, temel bir hak olarak belirlenmiştir. Uygulamada bu hakkın etkin bir şekilde kullanılmasının bir unsuru da makul sürede yargılanma hakkının temin edilmesidir. Davaların makul bir sürede sonuçlandırılarak söz konusu temel hakkın daha etkin bir şekilde hayata geçirilmesi için düzenleme yapılmaktadır. Buna göre, hukuk yargılamasında yazılı yargılama usulüne tabi davalarda kural olarak duruşma aralarının üç aydan fazla olamayacağı düzenlenmektedir. İşin niteliği gereği bilirkişi incelemesinin uzaması veya istinabe yoluyla tahkikat işlemlerinin yürütülmesi gibi zorunlu hâllerde, hâkim gerekçesini belirterek üç aydan daha uzun bir süre için de duruşma günü belirleyebilecektir. Söz konusu düzenlemenin bir benzeri basit yargılama usulünde de bulunmaktadır.</em></p>
<p><em>Böylelikle, hâkimin dosyadan uzaklaşmadan daha çabuk inceleme yapıp, sağlıklı bir karar vermesi mümkün olabilecektir. Hâkimin, duruşma gününü üç aydan sonraya talik edebilmesi ancak zorunlu haller bakımından kabul edilmiş olup, erteleme gerekçesinin duruşma tutanağından belirtilmesi gereklidir. Gerekçede soyut ve genel açıklamalara değil, somut ve olaya uygun vakıalara yer verilmesi gerekmektedir.</em></p>
<p><em>Düzenlemeyle yargılamaların hızlandırılması, usul ekonomisinin sağlanması ve makul sürede yargılama hakkının daha etkin biçimde temini amaçlanmaktadır.</em></p>
<p>Öncelikle belirtmek gerekir ki bu hüküm basit yargılama usûlüne ilişkin Hukuk Muhakemeleri Kanununun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-320">320 nci maddenin</a> üçüncü fıkrasından esinlenilerek önerilmektedir. Uygulamada bu süreye uyulamadığı maruf ve meşhur bir vakıadır. İşin niteliği gereği basit usûlle çözülebilecek uyuşmazlıkların daha kısa sürede çözümlenebilmesi için getirilen bu düzenleme uygulamada dosya sayısı ve diğer nedenlerle başarılı olmamıştır. Hatta zorunlu hallerde bir aydan daha uzun bir duruşma günü belirlenecek ise, hâkimin bunun gerekçesini gösterme zorunluğu da uygulanmamaktadır. Zaten bir gerekçe göstermek gerekirse, iş yükü, dosya fazlası, hâkim sayısı gibi pek sebep sayılabilir. Bu kadar çok gerekçe varken uygulanması mümkün olmayan bir düzenleme daha kabul edilmiş olacaktır.</p>
<p>Hâkim layihalar teatisi tamamlandıktan ve deliller toplandıktan sonra yapılacak ön inceleme duruşmasının arkasından, kısa süre içinde hatta ard arda yapılacak duruşma ya da duruşmalar sonunda tahkikatı bitirebilir. Bugün duruşma aralarının daha uzun tutulmasının sebebi Hukuk Muhakemeleri Kanununda bu konuda sınırlayıcı bir hüküm bulunmayışı değil, dosya sayısı ve hâkim azlığı gibi diğer nedenlerdendir. Bu durum hem ilk derece mahkemeleri hem de istinaf mahkemeleri için geçerlidir. Hatta bu nedenle istinaf mahkemeleri ilk derece mahkemesinin kararını kaldırdıktan sonra kendisi tahkikat yapmak yerine dosyayı yeniden ilk derece mahkemesine gönderebilmekte ve bu sayede davalar daha da uzamaktadır. Bu yöndeki uygulama ve kanun değişikliğinin sebebi de yeteri kadar istinaf mahkemesi ve istinaf dairesi kurulmadan bölge adliye mahkemelerinin göreve başlatılmış olmasıdır. İstanbul’da istinaf incelemesinin sonuçlanması için bekleme süresi iki yıl geçmektedir. Yakın zamanda İstanbul’da kira bedelinin tespiti için açılan davalarda sekiz dokuz ay sonrasına duruşma günü verilmesi de bilinen bir gerçek olup, bütün bunların nedeni Hukuk Muhakemeleri Kanununda hüküm bulunmaması değil, hâkimlerin iş yükünün fazlalığıdır. Asıl sebep dosya sayısı olmakla birlikte, uygulamada bilinen diğer sebepler de elbette mevcuttur.</p>
<p>Aylar sonra yapılan duruşmalarda da çok fazla bir şey yapılamamakta, birkaç söz söylenip tutanağa geçirildikten sonra, yeni bir duruşma günü belirlenmektedir. Hâlbuki önemli olan duruşma aralıkları değil, duruşmaların gerçekten duruşmanın amacına uygun yapılabilmesidir. Duruşmalarda delillerin tartışılabilmesi, uyuşmazlığın aydınlanması, tarafların dinlenmesi, gerektiğinde isticvabı, bilirkişinin de raporunu duruşmada sunması ve tartışılması, tanıkların gerçekten sorguya çekilerek dinlenmesi, tarafların sözlü açıklama yapmalarına izin verilmesi gerekir. Bunların yapılamasına izin verilmediği için uygulamada duruşmada konuşamayan taraflar, hemen hemen her duruşma öncesi ya da sonrasında “beyan” adı altında dilekçe sunmaktadırlar. Bu beyan dilekçelerinin önemli bir kısmı, daha önce söylenenlerin tekrarı niteliğinde olduğundan, dosyalar gereğinden fazla biçimde kabarık hale gelmekte ve bu sorun genellikle dosya bilirkişiye gönderilerek adeta bir karar taslağı beklenerek çözülmeye çalışılmaktadır.</p>
<p>Kanunlarda getirilen yasaklara rağmen buna uyulmamasına ilişkin bir örnek vermek istiyorum. Bununla amacım kanunî düzenleme yapmanın çoğu zaman çözüm sağlamadığı, bunun yerine gerçek sebeplerin araştırılarak bunlarla ilgili çalışma yapılmasının zorunlu oluşudur. Hukukî konularda bilirkişi incelemesi yapılamayacağı konusunda Hukuk Muhakemeleri Kanununda üç hüküm varken, buna Bilirkişilik Kanununda da aynı yönde hükümler konulmuş ve uygulamada hukukî konularda bilirkişilik yapılmasının önüne geçilmek istenmiştir. Ancak pek çok yasak mevcut olduğu halde, Bölge Adliye Mahkemelerinin bilirkişilik listelerine bakıldığında, pek çok hukukçunun, başka bir uzmanlığı olmadığı halde bilirkişilik yaptığı görülmektedir. Bunu aşmak için ise hukukçu kişinin alanına “…<strong><em>kaynaklı nitelikli hesaplamalar</em></strong>” eklenerek bilirkişi listesi oluşturulmakta ve bu uygulama herkes tarafından bilinmektedir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn14" id="fnref14">[14]</a></sup>. Uygulamada bu çelişkiyi görmek ve yaşamak yargıya güveni azaltmaktadır. O halde bir kez daha kanuna hüküm koymakla uygulamadaki pek çok sorunun çözülemediğini görmemiz ve bundan vazgeçmemiz gerekir.</p>
<p>Bu açıklamalardan sonra acaba duruşma aralarının üç ayı geçmemesi yönündeki hüküm gerçekten duruşma aralıklarının üç ayı geçmeyecek biçimde uygulanmasını sağlayabilecek midir? Duruşma aralıkları altı ay olan mahkemeler, bu hükümden sonra duruşma aralıklarını üç aya indirebilecek midir? Bu soruya hemen cevap vermeden önce bir kez daha kanunlarımızdaki bu tür sınırlamalarla ilgili örneklere bakmamız uygun olur.</p>
<p>Örneğin, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/icra-ve-iflas-kanunu-2004/madde-18">İcra ve İflas Kanununun 18. maddesi</a>nde şikâyet yargılamasında icra mahkemesinin karar vermesi hakkında sınırlama getirilmiştir. Bu maddenin son fıkrasına göre, “<em>Duruşma yapılmayan işlerde icra mahkemesi, işin kendisine geldiği tarihten itibaren en geç</em> <strong><em>on gün içinde</em></strong> <em>kararını verir. Duruşmalar ancak zorunluluk halinde ve</em> <strong><em>otuz günü geçmemek üzere ertelenir</em></strong>”. Gerçekten bugün icra mahkemelerinin duruşma yaptığı hâllerde, bu hükme uyulmakta mıdır?</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/icra-ve-iflas-kanunu-2004/madde-366">İcra ve İflâs Kanununun 366. maddesi</a>ne göre; “<em>İstinaf ve temyiz incelemeleri Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununa (Hukuk Muhakemeleri Kanunun olarak anlaşılmalıdır) göre yapılır ve</em> <strong><em>onbeş gün içinde karara bağlanır</em></strong><em>”.</em> Acaba bu süre içinde istinaf ya da temyiz incelemesinin yapıldığı görülmüş ve hatta duyulmuş mudur? Bu soruya birkaç istisnaî uygulamayı esas alarak değil, genel uygulamayı esas alarak cevap aramak gerekir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-317">Hukuk Muhakemeleri Kanununun 317. maddesi</a>nin üçüncü fıkrasına göre basit yargılama usulünün uygulandığı davalarda “<em>Taraflar cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi veremezler</em>.” Uygulamada bu yasak beyan ve beyana cevap dilekçesi ile birden fazla kez ihlâl edilmektedir.</p>
<p>Bu birkaç örnek bize duruşma aralıklarının kısa tutulması konusunda kanuna konulacak hükümlerin başarılı olamayacağını göstermektedir. Kanunlara bu tür sınırlayıcı süreler koymak yerine, mevcut ve uyulması mümkün olmayan süre sınırları kaldırılmalı, bunun yerine makul süre içinde yargılamanın yürütülüp yürütülmediği değerlendirilmelidir.</p>
<h4 id="4hukukkonulardabilirkiincelemesiyapanhkimhakkndadisiplincezasuygulanmas">4. <strong><em>Hukukî Konularda Bilirkişi İncelemesi Yapan Hâkim Hakkında Disiplin Cezası Uygulanması</em></strong></h4>
<p>Hukukî konularda bilirkişilik yapılamayacağı gerek <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>nda gerekse <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/bilirkisilik-kanunu-6754">Bilirkişilik Kanunu</a>nda birden fazla kez yasaklanmıştır. Nitekim bu konuda Hukuk Muhakemeleri Kanunundaki hukukî konularda bilirkişi incelemesi yapılamayacağına ilişkin ilk madde <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-266">266 ncı madde</a> olup, bu maddeye göre;</p>
<p>“<em>Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.</em> “</p>
<p>Böylelikle ilk olarak hukukî konularda bilirkişilik yapılamayacağı düzenlenmiştir. Ancak aynı maddenin birinci fıkrasının ikinci cümlesinde;</p>
<p><em>“...Ancak genel bilgi veya tecrübeyle ya da hâkimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurulamaz”</em>.</p>
<p>Böylelikle aynı maddede iki kez hukukî konularda bilirkişilik yapılamayacağı düzenlenmiştir. Bunun dışında bilirkişinin uzmanlığı ister hukukçu olsun ister olmasın, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-279">279. maddenin</a> dördüncü fıkrasının son cümlesinde bilirkişinin özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamayacağı, hâkim tarafından yapılması gereken hukukî nitelendirme ve değerlendirmelerde de bulunamayacağı belirtilmiştir. Bu hükme göre bilirkişi, raporunda ve sözlü açıklamaları sırasında</p>
<p>“…<em>çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hakim tarafından yapılması gereken hukuki nitelendireme ve değerlendirmelerde bulunamaz.”</em> Bu fıkrada 6754 sayılı Kanun’la getirilmiştir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/bilirkisilik-kanunu-6754/madde-3">Bilirkişilik Kanununun 3. maddesi</a>nde, “<em>Bilirkişi, raporunda çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hususlar dışında açıklama yapamaz; hukuki nitelendireme ve değerlendirmelerde bulunamaz.</em></p>
<p>(3) <em>Genel bilgi veya tecrübeyle ya da hakimlik mesleğinin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konular da bilirkişiye başvurulamaz.”</em> denilerek HMK m. 266’daki düzenleme bir kez daha tekrar edilmiştir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/bilirkisilik-kanunu-6754/madde-10">Bilirkişilik Kanununun 10. maddesi</a>nin dördüncü fıkrasında ise,</p>
<p>“<em>Hukuk öğrenimi görmüş kişiler, hukuk alanı dışında ayrı bir uzmanlığa sahip olduğunu birinci fıkradaki şartları taşıdığını belgelendirmediği takdirde, bilirkişilik siciline ve listesine kaydedilemez.”</em> denilerek hukukçuların bilirkişilik yapamayacağı ve bilirkişilik siciline kaydedilemeyeceği açıkça düzenlenmiştir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hakimler-ve-savcilar-kanunu-2802/madde-63">2802 sayılı Kanunun 63. maddesi</a>nin ikinci fıkrasına (e) bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki bent eklenmiş ve diğer bent buna göre teselsül ettirilmiştir.</p>
<p>“f_) Mesleğin gerektirdiği hukuki bilgiyle çözümlenmesi mümkün olan konularda bilirkişiye başvurmak.”_</p>
<p>Bu değişikliğin gerekçesine göre;</p>
<p>Bu düzenlemenin sonucu olarak hukukî konularda bilirkişiye başvuran hâkim hakkında disiplin cezası uygulanması kabul edilmiştir. Gerekçeye göre,</p>
<p><em>“hâkimlik mesleğinin temel unsurlarından biri, uyuşmazlıkların hukuki bilgi ve değerlendirmeyle çözümlenmesidir. Yargılama faaliyetinde bilirkişiye başvuru, teknik veya özel bilgiyi gerektiren hallerle sınırlı olup, hukuki değerlendirme ve değerlendirme yetkisi münhasıran hakim ve savcıya aittir”.</em></p>
<p>İki ayrı kanunda birden fazla kez yasaklanmış olan hukukî konularda bilirkişi incelemesi yapılamayacağına ilişkin hükümlerden sonra, bu kez yasaklamaya aykırı davranan hâkim hakkında disiplin cezası uygulanacağına dair yeni getirilen düzenleme, mevcut uygulamayı hiçbir şekilde değiştiremeyecektir. Zira bu yönde bir gerçek irade bulunsaydı, öncelikle bilirkişi listesinde uzmanlık alanı sadece hukuk olan kişilerin isimlerine yer verilmezdi. Bir tarafta birden fazla yasaklayıcı hükümler mevcut iken, diğer tarafta oluşturulan bilirkişilik listesinde hukuk alında bilirkişilik yapacak isimlere yer verilmesi, çelişkisi giderilmeden yeni getirilen disiplin cezasının uygulamasını mümkün kılmayacaktır. Bu konunun çözümü öncelikle hâkimlerin uzmanlaşması ve uzmanlık alanlarına göre görev almasını gerektirmektedir. Üç yıl asliye hukuk mahkemesinde, bir süre iş mahkemesinde, bir süre icra mahkemesinde çalışan hâkim ilk yıllarda hukukî konularda da bilirkişiye başvurma ihtiyacı hissetmektedir. Yine iş yoğunluğu çok olan mahkemelerde gerçek anlamda ve etkin şekilde hâkim yardımcılığı uygulamasına geçilmelidir.</p>
<p>Ülkemizde bilirkişilik kurumu uzun yıllardır çeşitli yönlerden sorunları barındıran ve bir türlü çözülememiş bir kurumdur. Bu sorunun gerçekten çözümü isteniyorsa, öncelikle bu kurumun sebep olduğu sorunların ve nedenlerinin incelenmesi gerekmektedir. Bu Kanundan da açıkça görüldüğü gibi, sorunun nedenleri tam olarak tespit edilmeden ve en önemlisi giderilmeden sadece bir kanun yaparak bu soruna çözüm aranmaya çalışılmıştır. Asıl sorunlar çözülmeden yürürlüğe konulmuş olan Kanun hükümleri, sorunları çözmeye yönelik başarısız kalmaya mahkûm birer nakıs teşebbüs örneğidir.</p>
<p>Bilirkişi sorunu öncelikle uygulamadaki <strong>iş yükünden</strong> kaynaklanmaktadır. Bu iş yükü azaltılmadığı sürece bilirkişilikle ilgili düzenlemeler uygulamaya olumlu bir katkı sağlamayacaktır. İş yükü çok olan hâkimler dosyayı adeta karar vermek üzere bilirkişiye vermekte ve bilirkişilerin cevaplaması gereken sorular da kendilerine sorulmayarak dosya hakkında karar vermeleri beklenmektedir. Bilirkişi de dosya hakkında hâkimin söylemesi gereken kararı vermekte ve raporunun altına lütfen “<em>Takdir yüce mahkemeye ait olmak üzere arz olunur</em>” diyerek karar taslağı oluşturulmaktadır.</p>
<p>6100 sayılı Kanununun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-279">279. maddesi</a>nin dördüncü fıkrasının değiştirilmesine ilişkin 54. madde, bu maddenin 4. fıkrasının değiştirilmesini haklı kılacak hiçbir yenilik getirmemektedir. Yukarıda da belirttiğim gibi hâkim bilirkişinin uzman olarak cevaplaması gereken hususları belirtirse zaten bilirkişi gereksiz açıklamalar yapmayacaktır. Bu işin özü bilirkişiye incelemesi, değerlendirmesi ve cevaplaması gereken soruların açık ve net biçimde sorulmasıdır. Ancak dosya okunmadan bilirkişiye verildiğinden, bu soruların sorulması mümkün olmamaktadır. Açık söylemek gerekirse bu rahatlığı da iş yüküyle açıklamak kabul edilebilir olmamalıdır.</p>
<p>Son yıllarda hemen hemen her yıl en az bir kere <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a> hükümleri değiştirilmekte ya da yeni hükümler eklenmektedir. Bu kadar sık kanun değiştirilmesinin uygulamaya gerçek bir yararı olmadığı gibi, yeni hükümler tam olarak anlaşılmadan, yerleşik bir uygulama sağlanmadan, yeni hükümler kabul edilerek yarardan çok karmaşaya neden olmaktadır. Bu değişikliklerin hiçbirisi yeteri kadar tartışılmadan hemen kabul edilerek uygulamaya sokulmaktadır. Bu kadar sık kanun yapmak yerine uygulamanın esas sorunlarıyla ilgilenilerek kanun değiştirme dışındaki değişiklikler yapılmalıdır.</p>
<hr>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<hr class="footnotes-sep">
<section class="footnotes">
<ol class="footnotes-list">
<li id="fn1" class="footnote-item"><p>Görüşün sunulduğu tarihte 12. Yargı Paketi’ne ilişkin Taslak henüz bilinmemekteydi. Ancak tarafımıza belirsiz alacak davasının kaldırılmasının ve kısmî dava açılmasının alacağın tamamı için zamanaşımını keseceğine ilişkin düzenleme yapılmasının öngörüldüğü ifade edilmiştir. Görüş de bu çerçevede hazırlanmıştır. <a href="#fnref1" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn2" class="footnote-item"><p>Adalet Komisyonu Gerekçesi: “… <em>Hak arama durumunda olan kişi, talepte bulunacağı hukuki ilişkiyi, muhatabını ve bu ilişkiden dolayı talep edeceği miktarı asgari olarak bilmesine ve tespit edebilmesine rağmen, alacağın tamamını tam olarak tespit edemeyebilir. Özellikle, zararın baştan belirlenemediği, ancak bir incelemeden sonra tam olarak tespiti mümkün olan tazminat taleplerinde böyle bir durumla karşılaşılabilmesi söz konusudur. Hukuk sistemimiz içinde, böyle bir durumla karşılaşan kişinin hak araması bakımından birçok güçlük söz konusudur. Öncelikle kendisinden aslında tam olarak bilmediği bir alacak için dava açması istenmekte, ayrıca daha sonra kendi talebinden daha fazla bir miktar alacağının olduğu ortaya çıktığında da bunu davayı genişletme yasağı çerçevesinde ileri sürmesi mümkün olabilmekteydi. Böyle bir durumda, gerçekten bilinmeyen bir alacak için dava açmaya zorlamak gibi, hak aramanın özüyle izah edilemeyecek bir yol ve aslında tarafın kendi ihmâli ya da kusuru olmadığı halde bir yasakla karşılaşması gibi de bir engel söz konusuydu. Oysa, hak arama özgürlüğü, böyle bir kısıtlamayı ve gerçek dışı davranmaya zorlamayı değil, gerçekten hakkı ihlâl edilen veya ihlâl tehlikesi altında olan kişiyi, mümkün olduğunca geniş şekilde korumayı amaçlamalıdır. Son dönemde,</em> <strong><em>gerek mukayeseli hukukta gerekse Türk hukukunda artık salt hukuki korumanın ötesine geçilerek “etkin hukuki koruma”nın gündeme gelmiş olması da bunu gerektirir. Kaldı ki miktar ya da değeri belirsiz bir alacak için dava açılması gerektiğinde birtakım sınırlamalar getirmek, dava içinde yeni taleplere veya o davanın dışında yeni davalara yol açarak, usûl ekonomisine aykırı bir durum da meydana getirecektir. Ayrıca miktarı veya değeri bilinmeyen bir alacak için klasik kısmi davanın da tam bir çözüm üretmediği gerçektir</em></strong>.…” <a href="#fnref2" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn3" class="footnote-item"><p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-109">HMK m. 109/3</a> “(<em>3) Dava açılırken, talep konusunun kalan kısmından açıkça feragat edilmiş olması hâli dışında, kısmi dava açılması, talep konusunun geri kalan kısmından feragat edildiği anlamına gelmez.</em>” <a href="#fnref3" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn4" class="footnote-item"><p>Örneğin: “01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Kanunu'nun 107. maddesiyle, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda yer almayan yeni bir dava türü olarak belirsiz alacak ve tespit davası kabul edilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 107. maddesinin 1. fıkrasına göre, “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir”. 6100 sayılı Kanunun 107. maddenin 2. fıkrasında, karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda davacının, iddianın genişletilmesi yasağına tâbi olmaksızın davanın başında belirtmiş olduğu talebini artırabileceği hüküm altına alınmış, madde gerekçesinde de &quot;karşı tarafın verdiği bilgiler ve sunduğu delillerle ya da delillerin incelenmesi ve tahkikat işlemleri sonucu (örneğin bilirkişi ya da keşif incelemesi sonucu)&quot; belirlenebilme hali açıklanmıştır. Davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılabilmesi için, davanın açıldığı tarih itibariyle uyuşmazlığa konu alacağın miktar veya değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafça belirlenememesi gereklidir. Belirleyememe hali, davacının gerekli dikkat ve özeni göstermesine rağmen miktar veya değerin belirlenmesinin kendisinden gerçekten beklenilmemesi durumuna ya da objektif olarak imkânsızlığa dayanmalıdır. Davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması ve bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. Alacağın miktarının belirlenebilmesinin hâkimin takdirine bağlı olduğu durumlarda hukuki imkânsızlık söz konusu olur. Bu durumda davacı alacaklı, hâkimin takdir yetkisini nasıl kullanacağını bilemeyeceği için davanın açıldığı tarihte alacağının miktarını belirleyebilecek durumda değildir. Sırf taraflar arasında alacak miktarı bakımından uyuşmazlık bulunması, talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olması anlamına gelmez. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır. Alacağın hangi hallerde belirsiz, hangi hallerde belirli veya belirlenebilir olduğu hususunda kesin bir sınıflandırma yapılması mümkün olmayıp, her bir davaya konu alacak bakımından somut olayın özelliklerinin nazara alınarak sonuca gidilmesi gereklidir. İş yargılamasında sıklıkla davaların yığılması söz konusu olmakla alacağın belirsiz olma kriterleri her bir talep için ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Diğer yandan, aynı dava dilekçesinde talep yığılması şeklinde bazı alacaklar için belirsiz alacak davası bazıları için kısmi dava açılmasına yasal bir engel bulunmamaktadır. Kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti ve ücret alacakları işçi tarafından bilinmekle kural olarak belirsiz alacak davasına konu edilmez. Ancak hesabın unsurları olan sosyal hakların (ayni olarak sağlanan yemek yardımı gibi) miktarının belirlenmesi işveren tarafından sunulacak belgelere veya yargılama ile belirlenecek ise kıdem ve ihbar tazminatı belirsiz alacak davasına konu edilebilir. Madde gerekçesinde &quot;Alacaklının bu tür bir dava açması için, dava açacağı miktar ya da değeri tam ve kesin olarak gerçekten belirlemesi mümkün olmamalı ya da bu objektif olarak imkânsız olmalıdır. Açılacak davanın miktarı biliniyor yahut tespit edilebiliyorsa, böyle bir dava açılamaz. Çünkü, her davada arandığı gibi, burada da hukukî yarar aranacaktır, böyle bir durumda hukukî yararın bulunduğundan söz edilemez. Özellikle, kısmî davaya ilişkin yeni hükümler de dikkate alınıp birlikte değerlendirildiğinde, baştan tespiti mümkün olan hâllerde bu yola başvurulması kabul edilemez.&quot; şeklindeki açıklamayla, alacağın belirli veya belirlenebilir nitelikte olması durumunda, belirsiz alacak davası açılarak bu davanın sağladığı imkânlardan yararlanmanın mümkün olmadığına işaret edilmiştir. Şu halde davanın açıldığı tarihte alacağın miktarı yahut değeri belirlenebilir durumda ise, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmelidir. Burada hukuki yarar eksikliğinin tamamlanabilir dava şartı olmadığı sonucuna varılmıştır. 7251 sayılı Kanun ile 107. maddede yapılan değişiklikler şartları olmadığı halde açılan belirsiz alacak davasında davacıya süre verilerek hukuki yarar eksikliğini tamamlama imkânı tanımamaktadır. Dairemizce sözü edilen düzenleme, şartları mevcut olan belirsiz alacak davasında yapılan yargılama ile alacağın belirli hale gelmesi durumunda hâkimin geçici talep sonucunu kesin talep sonucuna dönüştürmesi için alacaklıya süre vermesi gerektiği yönünde değerlendirilmiştir. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden aynı Dairenin görev alanındaki bölgelerden gelen dosyalarda birleşme öncesi uygulamalarına güven duyularak açılan davalarda aynı Dairenin önceki uygulamalarına devam edilecektir. Hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkeleri ve sürpriz karar verme yasağı gereği birleşme tarihinden önce yukarıda belirtilen esasları dikkate alan ilk kararın Yargıtay Kararları Dergisi veya başkaca yolla yayını tarihinden sonra açılan davalarda belirtilen ilkeler uygulanacaktır. Başka bir anlatımla açıklanan kararın yayınından önce açılan davalarda her iki Daire görev alanına giren bölgelerde verilen kararlar bakımından Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ile Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin önceki uygulamalarına devam edilecektir. Somut uyuşmazlıkta, davacı tarafça kıdem tazminatı, fazla çalışma, fazla çalışma alacağının %5 fazlası, hafta tatili, ulusal bayram ve genel tatil alacakları talep edilerek belirsiz alacak davası açılmıştır. Davanın açıldığı tarihte kıdem tazminatı miktarı belirlenebilir olduğundan belirsiz alacak davasına konu edilmez. Ancak yukarıda açıklandığı üzere Yargıtay 9. Hukuk Dairesi tarafından daha önce verilen kararlarda hukuki yarar yokluğu sebebiyle dava şartı yokluğuna bağlı davanın reddi kararları verilmediğinden Dairenin görüşüne güvenilerek belirsiz alacak şeklinde açılan bu davada belirtilen husus bozma nedeni yapılmamıştır. Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuni gerektirici sebeplere ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalılar vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun olan hükmün ONANMASINA, aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, 14/09/2020 tarihinde oybirliği ile karar verildi.” <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/e-2016-26476-k-2020-7547-t-14-9-2020">9. HD, 14.09.2020, 26476/7547</a>. <a href="#fnref4" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn5" class="footnote-item"><p>AYM, Başvuru No: <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2019-12190-k-1-t-22-2-2022">2019/12190</a>, 22.02.2022 (RG, 20.04.2022, S. 31815). <a href="#fnref5" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn6" class="footnote-item"><p>RGZ 21, s. 386-387. Aynı şekilde: RGZ 10, s. 356. <a href="#fnref6" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn7" class="footnote-item"><p>BGHZ 4, 141; BGH, NJW 1967, s. 1421; BGH, NJW 1969, s. 1427-1928; BGH, VersR 1992, s. 374. <a href="#fnref7" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn8" class="footnote-item"><p>“Tesbit davaları bir hukuki ilişkinin (münasebetin) var olup olmadığının tesbitine ilişkin davalardır. Bazı özel kanun hükümlerinde tesbit davaları öngörülmüş olmasına rağmen, <em>HUMK.'nunda tesbit davası açıkça düzenlenmiş değildir. Ancak, gerek doktrinde ve gerekse uygulamada bu dava türünün geçerli olduğu konusunda tam bir görüş birliği vardır.</em> Ne var ki, her tesbit davası bir eda davasının öncüsü bulunduğundan mahkemelerin görevlerine ilişkin kuralların tesbit davaları için de uygulanması zorunludur. (Prof. Dr. Baki KURU, Hukuk Muhakemeleri Usulü, Dördüncü Baskı 1979 - Cilt 1. Sayfa 215). Daha açık bir deyimle, eda davası hangi mahkemede açılabilecekse tesbit davasının da o mahkemede görülmesi gerekir. Şüphe yok ki, eda davasının açılabileceği hallerde tesbit davasının görülmesine hukuki yarar açısından olanak bulunmamaktadır. Genelde tesbit davaları, muhtemel bir eda davasını düşünerek o davanın temelini ya da dava şartını oluşturacak bir hukuki ilişkinin önceden tesbitini amaçlar. Böylece belki de gerekli olmayacak bir eda davasının başta ekonomik, çeşitli yükümlülüklerinden ilgililer kendilerini korumuş olurlar.” 4. HD, 25.01.1988, 8252/719. Aynı yönde bkz. 4. HD, 4.2.2002, 385/1835; <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2008-13994-k-2010-10253-t-14-10-2010">11. HD, 14.10.2010, 13994/10253</a>; <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/21-hukuk-dairesi-e-2009-12666-k-2010-9599-t-08-10-2010">21. HD, 08.10.2010, 12666/9599</a>. ”…<em>hukukumuzda aynı vakaya dayanılarak birden fazla taleple dava açılması olanaklıdır. Uygulama ve doktrinde terditli dava olarak nitelendirilen bu dava türünde</em> iddia edilen taleplerin biri veya birkaçının reddedilmiş olması bütün kademeli talepler reddedilmedikçe dava bütünüyle reddedilmiş sayılmayacağından kademeli isteğin hüküm altına alınmamış olması halinde karşı taraf lehine avukatlık ücreti takdirini gerektirmez.” 14. HD, 29.9.2005, 4393/8492. “<em>Davacının alacağının yalnızca bir bölümü için açtığı davaya kısmi dava denir.</em> Bir davanın kısmi dava olarak nitelendirilebilmesi için, alacağın tümünün aynı hukuki ilişkiden doğmuş olması ve alacağın şimdilik belirli bir kesiminin dava edilmesi gerekir. Diğer bir söyleyişle, <em>bir alacak hakkında daha fazla bir miktar için tam dava açma imkanı bulunmasına rağmen, alacağın bir kesimi için açılan davaya kısmi dava denir.</em> Davacının kısmi dava mı, yoksa tam dava mı açtığı, dava dilekçesinden anlaşılır. … <em>Türk Hukuk sisteminde, Alman, İsviçre ve Avusturya hukuk sisteminde olduğu gibi kısmi dava açılması mümkündür.</em>” HGK, 02.04.2003, 4-260/271. <a href="#fnref8" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn9" class="footnote-item"><p>“<em>Tenkis davası</em>, saklı pay sahiplerine, saklı paylarına, miras bırakanın yaptığı tecavüzü gidermek, temliki işlemlerini tasarruf nisabı sınırı içine sokmak imkanı veren ve kişisel hakkın korunmasını amaç <em>tutan yenilik doğurucu ( inşai ihdası ) nitelikte bir dava türüdür</em> ( Prof. Tahir Çağa, Mahfuz Hisseli Mirasçıların Vaziyeti, 1950 bası, sayfa 25 ).” <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-1989-480-k-1989-644-t-06-12-1989">HGK, 6.12.1989, 2-480/644</a>.” “<em>Boşanma davaları</em> kanunda öngörülen belirli sebeplerin varlığı halinde bir hukuki durumun (evliliğin) değiştirilmesini (evlilik birliğinin sona erdirilmesini) ve ayrıca bu sonuçla ilgili yan tedbirlerinde birlikte düzenlenmesini sağlama amacına <em>dayalı yenilik doğuran (inşaa bir dava türüdür.</em>” <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/2-hukuk-dairesi-e-1988-10859-k-1988-12271-t-28-12-1988">2. HD, 28.12.1988, 10859/12271</a>. <a href="#fnref9" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn10" class="footnote-item"><p>“<em>Davalar, mahkemeden istenen hukukî korunmanın çeşidine göre üçe ayrılır; 1)Eda davaları, 2)Tespit davaları, 3)İnşaî davalar. Eda davasında davacı, davalının bir iş yapmaya bir şey vermeye veya bir işi yapmamaya mahkum edilmesini ister.</em> Eda davasının kabulüne ilişkin kararda hem tespit, hem de eda hükmü yer alır. Eda davasının reddine ilişkin hüküm, eda hükmü olmayıp, bir tespit hükmüdür. <em>Tespit davaları, bir hukukî ilişkinin(münasebetin) var olup olmadığının tespitine ilişkin davalardır.</em> <em>İnşaî davalar ise var olan bir hukukî durumun değiştirilmesi veya kaldırılması veya yeni bir hukukî durumun yaratılması sonucunu doğuran davalardır.</em>” <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2005-8-22-k-2005-64-t-16-2-2005">HGK, 16.02.2005, 22/64</a>. ”<em>Davalar mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre eda, tespit ve inşai olmak üzere üçe ayrılır.</em>” <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/1-hukuk-dairesi-e-2007-19016-k-2008-15317-t-07-10-2008">21. HD, 07.10.2008, 19016/15317</a>. “<em>Mahkemeden istenen hukuki korunmaya göre dava çeşitleri üçe ayrılır. Bunlar; Eda davaları, tespit davaları ve İnşai davalardır</em>.” <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/6-hd-e-2010-1594-k-2010-8273-t-01-07-2010">6. HD, 01.07.2010, 1594/8273</a>. Aynı yönde bkz. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/6-hd-e-2010-1594-k-2010-8273-t-01-07-2010">6. HD, 01.07.2010, 1594/8273</a>; <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/21-hukuk-dairesi-e-2009-12666-k-2010-9599-t-08-10-2010">21. HD, 08.10.2010, 12666/9599</a> (Kararlar için bkz. Lexpera). <a href="#fnref10" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn11" class="footnote-item"><p>HGK, 26.5.1965, E. 781/2, K. 223. <a href="#fnref11" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn12" class="footnote-item"><p>Danıştay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/danistay/ictihatlari-birlestirme-kurulu-e-1983-1-k-1983-10-t-29-12-1983">29.12.1983, E. 1983/1, K. 1983/10</a>. Aynı şekilde: Danıştay İdari Dava Daireleri Genel Kurulu, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/danistay/idari-dava-daireleri-kurulu-e-1999-996-k-2000-1038-t-27-10-2000">27.10.2000, E. 1999/996, K. 2000/1038</a>. <a href="#fnref12" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn13" class="footnote-item"><p>Örneğin: “Hukuk sistemimiz, davanın usulden reddedilmesi nedeniyle alacağın zamanaşımına uğraması durumunda, davacının mağduriyetini önleyecek bir hukuki çareye de yer vermiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) &quot;Davanın reddinde ek süre&quot; kenar başlıklı 158. maddesine göre &quot;Dava veya def’i; mahkemenin yetkili veya görevli olmaması ya da düzeltilebilecek bir yanlışlık yapılması yahut vaktinden önce açılmış olması nedeniyle reddedilmiş olup da o arada zamanaşımı veya hak düşürücü süre dolmuşsa, alacaklı altmış günlük ek süre içinde haklarını kullanabilir.&quot; Yargıtayın (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi ile 9. Hukuk Dairesi, belirsiz alacak davası olarak açılan davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddedilmesi hâlinde davacının 6098 sayılı Kanun’un 158. maddesinin öngördüğü imkândan yararlanabileceğine karar vermiştir (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/22-hukuk-dairesi-e-2018-15434-k-2018-25756-t-29-11-2018">Yargıtay (Kapatılan) 22. Hukuk Dairesi, 29.11.2018 tarihli ve 2018/15434 Esas, 2018/25756 Karar</a>; <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/22-hukuk-dairesi-e-2019-7815-k-2019-19996-t-24-10-2019">24.10.2019 tarihli ve 2019/7815 Esas, 2019/19996 Karar</a>; <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/22-hukuk-dairesi-e-2016-27790-k-2020-825-t-21-1-2020">21.01.2020 tarihli ve 2016/27790 Esas, 2020/825 Karar</a>; <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/9-hukuk-dairesi-e-2021-6019-k-2021-10945-t-28-6-2021">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 28.06.2021 tarihli ve 2021/6019 Esas, 2021/10945 Karar</a> sayılı kararları). <em>Yargıtayın bu uygulaması doktrinde de kabul görmüş ve belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi hâlinde alacaklının, 6098 sayılı Kanun’un 158. maddesindeki ek süre içinde usulüne uygun şekilde alacağın tamamı için tam eda davası açabileceği ifade edilmiştir (Cemil Simil, “Yargıtay Kararları Işığında Belirsiz Alacak Davası ve Kısmî Dava ile İlgili Sorunlar”, Medenî Usûl ve İcra İflâs Hukukunun Güncel Sorunları II, Lexpera Semineri, İstanbul, 2020, s.111,112). Bu nedenle belirsiz alacak davasının hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinin, davacının mahkemeye erişim hakkını engellediğini kabul etmek de mümkün değildir. Davacının, belirli veya belirlenebilir alacağının tamamı için usulüne uygun şekilde tam eda davası açmasına usuli açıdan bir engel bulunmamaktadır</em>.” <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/9-hukuk-dairesi-e-2025-9596-k-2026-981-t-9-2-2026">9. HD, 09.02.2026, 9596/981</a>. <a href="#fnref13" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn14" class="footnote-item"><p>Örneğin: İcra ve iflâs hukukundan kaynaklı hesaplamalar, ticaret mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar, borçlar mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar, aile ve miras mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar; avukatlık vekâlet ücreti alacağından kaynaklı nitelikli hesaplamalar; tüketici mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar; iş mevzuatından kaynaklı nitelikli hesaplamalar; bankacılık mevzuatından kaynaklı nitelikle hesaplamalar, deniz taşımacılığı; hava taşımacılığı örnek olarak sayılabilir. <a href="#fnref14" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
</ol>
</section>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (20-26 Haziran 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 237. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
3</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1205</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2112</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
5520</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge Adliye Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1692</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge İdare Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2</td></tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>10534</b></td></tr></table>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-20-26-haziran-2026/</link><guid isPermaLink="false">6a428a341715cd01ae8f87f4</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 29 Jun 2026 15:42:43 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update-5.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update-5.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (20-26 Haziran 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 237. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
3</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1205</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2112</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
5520</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge Adliye Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1692</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge İdare Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2</td></tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>10534</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz İstanbul Bölge İdare Mahkemesi’ne ait karar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/bolge-idare-mahkemesi/istanbul-bim2-idd-e-2019-1445-k-2019-1128-t-11-7-2019">İstanbul BİM, 2. İDD, E. 2019/1445 K. 2019/1128 T. 11.07.2019</a></p>
<p>Dava konusu; (...) İlçe Emniyet Müdürlüğü emrinde polis memuru olarak görev yapan davacının, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/genel-kolluk-disiplin-hukumleri-hakkinda-kanun-hukmunde-kararnamenin-kabul-edilmesine-dair-kanun">Genel Kolluk Disiplin Hükümleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin Kabul Edilmesine Dair Kanun</a>’un 8/1-d maddesi hükmü uyarınca, uyarma cezasıyla tecziyesine ilişkin İstanbul Valiliği İl Polis Disiplin Kurulu kararının iptali istemine ilişkindir.</p>
<p>(...) İdare Mahkemesi; yapılan denetim esnasında ilgili komiser yardımcısı tarafından düzenlenen raporda, davacının görev yerine gelmediğinin tespit edilmesi üzerine telefonla arandığı, davacıya ulaşılamadığı, yapılan ikinci denetimde davacının görev yerinde bulunduğunun tespit edildiği, davacının görev mahallinde bulunmadığına ilişkin somut, objektif ve hukuken kabul edilebilir bir tespitin bulunmadığı, bu sebeple davacının üzerine atılı eylemin sübuta ermediği gerekçesiyle dava konusu işlemi iptal etmiştir.</p>
<p>Davalı idare, cezanın ve mahkeme kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.</p>
<p>Bunun üzerine dava dosyasının tevdi ettiği İstanbul Bölge İdare Mahkemesi İkinci İdare Dava Dairesi; otuz günlük yasal süre geçirildikten sonra istinaf başvurusunda bulunulması nedeniyle istinaf başvurusunun süre aşımı nedeniyle kesin olarak reddine oybirliği ile hükmetmiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/orman-kanunu-6831/56"><strong>Orman Kanunu</strong></a></p>
<p>Küresel iklim değişikliğiyle mücadele kapsamında Orman Genel Müdürlüğü’nün görevleri, daha önceden kesinleşmiş orman kadastrosuna göre kısmen veya tamamen devlet ormanı olarak sınırlandırılan taşınmazlar ve kanunun 2. maddesinin 1. fıkrasının (B) bendi kapsamındaki uygulamalara ilişkin ek madde hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/orman-kanunu-6831/56/56/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kamulastirma-kanunu-2942/45"><strong>Kamulaştırma Kanunu</strong></a></p>
<p>Giderlerin ödenmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kamulastirma-kanunu-2942/44/44/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ispirto-ve-ispirtolu-ickiler-inhisari-kanunu-4250/22"><strong>İspirto ve İspirtolu İçkiler İnhisarı Kanunu</strong></a></p>
<p>Alkollü içkileri üreten, ithal eden ve pazarlayanlara ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi. Fermente alkollü içki markası, distile alkollü içki markası olarak; distile alkollü içki markası, fermente alkollü içki markası olarak kullanılamayacak.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ispirto-ve-ispirtolu-ickiler-inhisari-kanunu-4250/22/22/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/tutun-ve-alkol-piyasasi-duzenleme-kurumu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-4733/28"><strong>Tütün, Tütün Mamulleri ve Alkol Piyasasının Düzenlenmesine Dair Kanun</strong></a></p>
<p>Cezaî hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/tutun-ve-alkol-piyasasi-duzenleme-kurumu-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-4733/26/26/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/seker-kanunu-4634/12"><strong>Şeker Kanunu</strong></a></p>
<p>Kanunda yer alan tanımlar, hammadde ve şeker fiyatları ile idarî para cezalarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/seker-kanunu-4634/12/12/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kara-avciligi-kanunu-4915/8"><strong>Kara Avcılığı Kanunu</strong></a></p>
<p>Av ve yaban hayvanlarının korunması ve koruma alanlarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kara-avciligi-kanunu-4915/8/8/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-5403/13"><strong>Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu</strong></a></p>
<p>Tarım arazilerinin sınıflandırılması, asgari tarımsal arazi büyüklüklerinin belirlenmesi, tarımsal amaçlı arazi kullanım plan ve projelerine aykırılık durumunda uygulanacak cezalar ve yükümlülükler, tarım arazilerinin amacı dışında kullanılmasına ve toprak koruma projelerine uyulmamasına ilişkin cezalar ve yükümlülüklerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/toprak-koruma-ve-arazi-kullanimi-kanunu-5403/13/13/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/veteriner-hizmetleri-bitki-sagligi-gida-ve-yem-kanunu-5996/17"><strong>Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu</strong></a></p>
<p>Hayvan hastalık tazminatı, hayvan sağlığı, hayvan refahı ve zootekni ile ilgili yaptırımlara ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/veteriner-hizmetleri-bitki-sagligi-gida-ve-yem-kanunu-5996/17/17/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/veteriner-hekimligi-mesleginin-icrasina-turk-veteriner-hekimleri-birligi-ile-odalarinin-tesekkul/10"><strong>Veteriner Hekimliği Mesleğinin İcrasına, Türk Veteriner Hekimleri Birliği ile Odalarının Teşekkül Tarzına ve Göreceği İşlere Dair Kanun</strong></a></p>
<p>Haysiyet Divanı tarafından uygulanacak olan disiplin cezaları ve disiplin cezalarının miktarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/veteriner-hekimligi-mesleginin-icrasina-turk-veteriner-hekimleri-birligi-ile-odalarinin-tesekkul/10/10/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/celtik-ekimi-kanunu-3039-1"><strong>Çeltik Ekimi Kanunu</strong></a></p>
<p>Çeltik tarlalarının il ve ilçe merkezleri ile köy ve mahallelerde bulunma mesafeleri yeniden tespit edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/celtik-ekimi-kanunu-3039-1/6/6/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/iskan-kanunu-uygulama-yonetmeligi/10"><strong>İskân Kanunu Uygulama Yönetmeliği</strong></a></p>
<p>Devletçe iskân esasları ve işlemlerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/iskan-kanunu-uygulama-yonetmeligi/10/10/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/motorlu-araclar-ve-romorklari-ile-bunlarin-aksam-sistem-ve-ayri-teknik-unitelerinin-tip-onayi-ve/3"><strong>Motorlu Araçlar ve Römorkları ile Bunların Aksam, Sistem ve Ayrı Teknik Ünitelerinin Tip Onayı ve Piyasa Gözetimi ve Denetimi Hakkında Yönetmelik</strong></a></p>
<p>Elektronik ortamdaki uygunluk belgesi uygulamasına ilişkin ek madde hükümleri düzenlendi. Geçiş hükümlerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/motorlu-araclar-ve-romorklari-ile-bunlarin-aksam-sistem-ve-ayri-teknik-unitelerinin-tip-onayi-ve/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/sigorta-bilgi-ve-gozetim-merkezi-yonetmeligi/8"><strong>Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Yönetmeliği</strong></a></p>
<p>Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi, kapsama dahil sigortalar, yönetim komitesi, yönetim komitesinin görevleri, TRAMER’in amacı ve görevleri, merkez iç işleyişi, merkezin gelirleri, katılım payı ve aşım bedeli, üyelerin bilgi verme yükümlülüğü ve bilgi kayıtlarına erişime ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Yönetmelik hükümlerini Sigortacılık ve Özel Emeklilik Düzenleme ve Denetleme Kurumu Başkanı yürütecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sigorta-bilgi-ve-gozetim-merkezi-yonetmeligi/8/8/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/evde-saglik-ve-palyatif-bakim-hizmetlerinin-sunumu-ve-koordinasyonuna-iliskin-yonetmelik-1"><strong>Evde Sağlık ve Palyatif Bakım Hizmetlerinin Sunumu ve Koordinasyonuna İlişkin Yönetmelik</strong></a></p>
<p>Evde sağlık hizmetleri ve palyatif bakım hizmetlerinin çağın gereklerine, günümüz ihtiyaç ve beklentilerine uygun olarak geliştirilmesi maksadıyla, evde sağlık hizmet birimlerinin ve palyatif bakım servislerinin kuruluşu, işleyişi, personel ve hizmet kıstasları, fiziki şartları, her türlü malzeme ve tıbbi teknolojik imkânları bakımından asgari standartlarını belirlemek, bu hizmetlerin birinci basamak, yataklı ve uzaktan sağlık hizmetleriyle koordineli ve entegre biçimde yürütülmesi ile kayıt, kalite ve denetim süreçlerine ait usul ve esasları düzenlemek amacıyla yeni bir yönetmelik düzenlendi. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/evde-saglik-hizmeti-sunumu-hakkinda-yonetmelik-1">Evde Sağlık Hizmeti Sunumu Hakkında Yönetmelik</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelik/5"><strong>Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelik</strong></a></p>
<p>Kuyum ticaretinde uyulacak ilke ve kurallara ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelik/5/5/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/elektrik-piyasasi-baglanti-ve-sistem-kullanim-yonetmeligi/16"><strong>Elektrik Piyasası Bağlantı ve Sistem Kullanım Yönetmeliği</strong></a></p>
<p>İletim varlıkları ve iletim varlıklarının geri ödemesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/elektrik-piyasasi-baglanti-ve-sistem-kullanim-yonetmeligi/16/16/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/gemi-geri-donusum-tesislerinin-yetkilendirilmesi-hakkinda-yonetmelik-1"><strong>Gemi Geri Dönüşüm Tesislerinin Yetkilendirilmesi Hakkında Yönetmelik</strong></a></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/2009-gemilerin-emniyetli-ve-cevreye-duyarli-geri-donusumu-hakkinda-hong-kong-uluslararasi-sozlesmesi">Gemilerin Emniyetli ve Çevreye Duyarlı Geri Dönüşümü Hakkında Hong Kong Uluslararası Sözleşmesi</a> kapsamında tesislerin yetkilendirilmesine ve çalışmalarına ilişkin usul ve esaslar ile gemilerin tesislerde geri dönüştürülmesiyle ilgili ihlallere yönelik yaptırımların belirlendiği yönetmelik yürürlüğe girdi. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/gemi-sokum-yonetmeligi">Gemi Söküm Yönetmeliği</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/embriyo-uretimine-dair-teblig-2026-8"><strong>Embriyo Üretimine Dair Tebliğ</strong></a></p>
<p>Manda dahil damızlık sığır, koyun, keçi, kedi ve köpeklerden embriyo üretimi ile üretilen embriyoların transferi, depolanması, piyasaya arzı ve izlenebilirliğine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/helal-uygunluk-belgeli-urunlerin-ithalat-denetimi-tebligi-urun-guvenligi-ve-denetimi-2026-35-1"><strong>Helal Uygunluk Belgeli Ürünlerin İthalat Denetimi Tebliği (Ürün Güvenliği ve Denetimi: 2026/35)</strong></a></p>
<p>İthal edilmek suretiyle iç piyasaya arz edilecek ürünlerdeki helal uygunluk işaretlerinin ve bu ürünler için düzenlenen helal uygunluk belgelerinin haksız ticari uygulama teşkil etmesini engellemek, bu suretle ilgili düzenlemelere uygunluğunu sağlamak ve aldatıcı ticari uygulamalara karşı koruma sağlamak amacıyla düzenlenen tebliğ, 25.09.2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/genelgeler/karayollari-motorlu-araclar-zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-tazminat-taleplerinde-hak-sahiplerinin-1"><strong>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Tazminat Taleplerinde Hak Sahiplerinin İletişim Numaralarının Sunulmasına İlişkin Genelge</strong></a></p>
<p>Karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk (zorunlu trafik) sigortası tazminat taleplerinde hak sahiplerinin doğru ve şeffaf bir şekilde bilgilendirilebilmelerini teminen iletişim numaralarının sunulmasına ilişkin usul ve esaslar düzenlendi. Genelge, 01.07.2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (13-19 Haziran 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 236. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
7</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2825</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2302</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
4</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>5138</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-13-19-haziran-2026/</link><guid isPermaLink="false">6a3949491715cd01ae8f87a6</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 22 Jun 2026 20:06:01 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update-4.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update-4.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (13-19 Haziran 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 236. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
7</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2825</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2302</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
4</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>5138</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na ait kararlar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2024-332-k-2025-794-t-10-12-2025">Yargıtay HGK., E. 2024/332 K. 2025/794 T. 10.12.2025</a></p>
<p>Davacı vekili; müvekkilinin vefat eden babasından dolayı bağlanan yetim aylığının, evlendiğini Sosyal Güvenlik Kurumu’na (Kurum) bildirmesi üzerine kesildiğini, (...) Aile Mahkemesi’nin kararı ile boşandıktan sonra aynı kişiyle yeniden evlendiğini ve ikinci kez boşandığını, müvekkilinin ilk boşanmadan sonra yaklaşık 9 ay babasından dolayı yetim aylığı aldığını, sosyal güvenlik kontrol denetmenlerince hazırlanan rapor nedeniyle boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığından bahisle yetim aylığının kesildiğini, ikinci kez boşanmasının ardından aylık bağlanması için Kurum’a yaptığı başvurunun önceki denetmen raporuna dayanılarak reddedildiğini, ancak düzenlenen bu raporun gerçeği yansıtmadığını, raporun düzenlendiği tarihlerde müvekkilinin evden kaçan engelli kız çocuğunu aramak için boşandığı eşi ile sık sık bir araya geldiğini, birlikte yaşamanın söz konusu olmadığını ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile müvekkilinin yetim aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Davalı Kurum vekili; davacının boşandığı eşiyle birlikte yaşadığının Kurum denetmen raporunda tespit edilmesi üzerine yetim aylığının kesildiğini, yapılan işlemlerde hukuka aykırılık bulunmadığını, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>
<p>İlk derece mahkemesi; davacının eski eşi ile birden fazla evlenip boşandığı, getirtilen kayıtlar ve dinlenen tanık anlatımlarına göre davacının son boşanma tarihinden sonra eski eşiyle birlikte yaşadığına ilişkin herhangi bir delilin bulunmadığı, ayrıca boşanma kararı incelendiğinde tarafların birlikte oturdukları evin satılıp parasının ikiye bölünmesinin kararlaştırıldığı, Kurum denetmeninin yaptığı incelemenin daha önceki bir tarihe ait olduğu, davacının son talebi üzerine gerekirse Kurum’un yeniden inceleme yapması gerektiği, çok öncesine dayalı bir rapora istinaden davacının talebinin reddinin usul ve yasalara uygun olmadığı gerekçesiyle davanın kabulü ile Kurum işleminin iptaline, davacıya yetim aylığı bağlanması gerektiğinin tespitine karar vermiştir.</p>
<p>Kurum vekilinin istinaf başvurusu sonucunda (...) Bölge Adliye Mahkemesi; Kurum tarafından davacının beyanına itibar edilerek yetim aylığı bağlanması gerekirken önceden yapılmış Kurum tahkikatı gerekçe gösterilerek yetim aylığı bağlanmamasının hukuka uygun olduğu ve bu nedenle davalı Kurum’un istinaf başvurusunun yerinde olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.</p>
<p>Kurum vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine ilgili Yargıtay Dairesi; Alo 170 hattına yapılan ihbar neticesinde davalı Kurum tarafından yapılan araştırmalara istinaden rapor düzenlendiği, söz konusu ihbarın ilk boşanma ve yeniden evlenme tarihleri arasında yapıldığı, birlikte yaşama olgusunun şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı, ilk derece mahkemesi tarafından, davacı ve boşandığı eşinin adreslerinde zabıta marifetiyle araştırma yapılmadığı, boşandıktan sonra birlikte yaşayıp yaşamadıkları hususunun varsa apartman kapıcısı, yöneticisi, komşuları ve mahalle muhtarı/azalarından sorulmadığı ve tanık olarak dinlenilmeleri ile davacı ve eşine ait ihtilaflı döneme ilişkin Medula/Aile Hekimliği kayıtları getirtilerek tedavi belgelerinin değerlendirilmediği, dosya kapsamındaki tüm bilgi ve belgeler kapsamında, boşanılan eşle eylemli olarak birlikte yaşama olgusunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususunun toplanan kanıtlar ışığında şüphe bırakmayacak şekilde ortaya konulmadığı gerekçesiyle oy çokluğuyla kararı bozmuştur.</p>
<p>İlk derece mahkemesi; önceki gerekçe tekrar edilerek kararın değiştirilmesini gerektirir bir neden olmadığı vurgulanmak suretiyle direnme kararı vermiştir.</p>
<p>Direnme kararına karşı da süresi içinde davalı Kurum vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, yaptığı kapsamlı hukuki değerlendirme sonucunda direnme kararının bozulmasına oyçokluğu ile hükmetmiştir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/ceza-genel-kurulu-e-2023-70-k-2025-549-t-3-12-2025">Yargıtay CGK., E. 2023/70 K. 2025/549 T. 03.12.2025</a></p>
<p>(...) Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, sanığın, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-ceza-kanunu-5237">Türk Ceza Kanunu</a>’nun 188/3-4(a), 62, 52/2-4, 53, 54. maddeleri uyarınca 12 ay hapis ve 25.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>
<p>Hükmün, sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen (...) Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.</p>
<p>Söz konusu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dairesi; <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a>’nın 141. maddesinin 3. fıkrası ile <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ceza-muhakemesi-kanunu-5271/70">Ceza Muhakemesi Kanunu</a>’nun 34. maddeleri gereğince, hükmün gerekçe bölümünde sanıkların lehindeki ve aleyhindeki delillerin belirtilmesi, hükme esas alınan ve reddedilenlerin gösterilmesi, gerçekleşen somut olay ve olgularla bağlantısının gösterilmesinin gerektiği, sanıkların mahkûmiyetlerine konu suçu işlediklerine ilişkin elde edilen delillerin ayrı ayrı tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin her sanık için açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması yerine, yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizliğinden kararın bozulmasına hükmetmiştir.</p>
<p>Dosyanın gönderildiği ilk derece mahkemesi tarafından bozmaya uyularak verilen hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dairesi temyiz isteminin esastan reddine karar vermiştir.</p>
<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz yoluna başvurmuş, ilgili Yargıtay Dairesi ise itiraz nedenlerini yerinde bulmamıştır.</p>
<p>Bunun üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu; sanık ile inceleme dışı sanıklardan uyuşturucu madde ele geçirilen bölgenin, geçmiş tarihli birçok ihbarda uyuşturucu madde satışının yapıldığı yer olarak bilindiği, aynı tutanak içeriği, telefon görüşme kayıtları ve ikrarlarından, sanık ve inceleme dışı sanıkların suç tarihini kapsayan döneme ilişkin olay günü öğle saatlerinden itibaren beraber oldukları ve suç konusu uyuşturucu maddeyi birlikte veya birbirlerinden haberdar şekilde temin ettiklerinin anlaşıldığı, inceleme dışı sanıkların üzerlerinden ve sanığın kullanımdaki araçtan ele geçirilen uyuşturucu maddenin aynı türde olmasının da bu tespiti desteklediği, dolasıyla sanığın, görevlilerce inceleme dışı sanıkların üzerlerinden ele geçirilen otuz paket halinde ve günlük kullanım miktarının oldukça üzerinde olan sentetik uyuşturucu maddelerden de sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, WhatsApp programı üzerinden yaptığı yazışmalara ilişkin bilirkişi raporu da dikkate alındığında sanığın, satıcılar ile uyuşturucu madde almak isteyen kişiler arasında uzun zamana yayılan bir aracılık/başkalarına temin rolü üstlendiği hususunda da kuşku bulunmadığı, sanık ve inceleme dışı sanıkların gerek kendi içinde gerekse birbirleriyle çelişki arz eden aşamalardaki savunmaları da gözetildiğinde sanığın sabit olan eyleminin uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu oluşturduğu gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine oybirliği ile karar vermiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/endustri-bolgeleri-kanunu-endustri-bolgeleri-kanunu-ve-organize-sanayi-bolgeleri-kanununda/9"><strong>Endüstri Bölgeleri Kanunu</strong></a></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/anayasa-mahkemesinin-26-3-2026-tarihli-ve-e-2025-5-k-2026-68-sayili-karari-33282/9">E. 2025/5, K. 2026/68 sayılı ve 26.03.2026 tarihli kararı</a> uyarınca, yönetici şirket, teşvik tedbirleri ve mülkiyete ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklikler, 16.03.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/endustri-bolgeleri-kanunu-endustri-bolgeleri-kanunu-ve-organize-sanayi-bolgeleri-kanununda/9/9/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/gumruk-uzlasma-yonetmeligi-1/6"><strong>Gümrük Uzlaşma Yönetmeliği</strong></a></p>
<p>Uzlaşma komisyonlarının yetkisine ilişkin parasal sınırlarda değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/gumruk-uzlasma-yonetmeligi-1/6/6/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/gumruksuz-satis-magazalari-yonetmeligi-1/5"><strong>Gümrüksüz Satış Mağazaları Yönetmeliği</strong></a></p>
<p>Gemilere satış mağazası yeniden tanımlandı. Ön izin başvurusu, başvuruda aranan belgeler, başvurunun değerlendirilmesi, eşya satışı, sarf malzemeleri ve numunelere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/gumruksuz-satis-magazalari-yonetmeligi-1/5/5/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/sinema-sektorunun-desteklenmesi-hakkinda-yonetmelik-1/9"><strong>Sinema Sektörünün Desteklenmesi Hakkında Yönetmelik</strong></a></p>
<p>Destek türleri, destek türlerine ilişkin başvurular, uzun metrajlı sinema film yapım desteği, dizi film desteği ve yaptırımlara ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sinema-sektorunun-desteklenmesi-hakkinda-yonetmelik-1/9/9/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasina-iliskin-usul-ve-esaslar-hakkinda-2/5"><strong>Sinema Filmlerinin Değerlendirilmesi ve Sınıflandırılmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik</strong></a></p>
<p>Sinema biletlerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sinema-filmlerinin-degerlendirilmesi-ve-siniflandirilmasina-iliskin-usul-ve-esaslar-hakkinda-2/5/5/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/nukleer-tesislerde-bagimsiz-gozetim-faaliyetlerine-iliskin-yonetmelik-1/2"><strong>Nükleer Tesislerde Bağımsız Gözetim Faaliyetlerine İlişkin Yönetmelik</strong></a></p>
<p>Yönetmeliğin amacı ve kapsamı, yönetmelikte geçen tanımlar, genel ilkeler, kuruluşun sorumlulukları, bağımsız gözetim şirketinin (BGŞ) nitelikleri ve sorumlulukları, uygunluk değerlendirmesi, BGŞ denetimleri, başvuru belgeleri, yapı ruhsatı ve yapı kullanma iznine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/nukleer-tesislerde-bagimsiz-gozetim-faaliyetlerine-iliskin-yonetmelik-1/2/2/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/kultur-ve-turizm-bakanligi-yayin-yonetmeligi-1"><strong>Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği</strong></a></p>
<p>Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın kuruluş, amaç ve görevleri doğrultusunda yayımlayacağı basılı ve/veya elektronik her türlü yayının seçimi ve yayım usulleri ile Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü ve Alevi-Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı Yayın Projeleri Değerlendirme Kurullarının kurulması, çalışma esasları, görev ve yetkileri yeniden düzenlendi. 11.12.2007 tarihli ve 26727 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/kultur-ve-turizm-bakanligi-yayin-yonetmeligi">Kültür ve Turizm Bakanlığı Yayın Yönetmeliği</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/katma-deger-vergisi-genel-uygulama-tebligi/59"><strong>Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Tebliği</strong></a></p>
<p>Darülaceze ve vergi muafiyeti tanınan vakıflara ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kamulastirma-kanunu-2942/44">Kamulaştırma Kanunu</a> kapsamında taşınmazların kamulaştırmayı yapan devlet ve kamu tüzel kişilerine devrinde istisna hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/katma-deger-vergisi-genel-uygulama-tebligi/59/59/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/tahsilat-genel-tebligi-seri-b-sira-no-20-1"><strong>Tahsilat Genel Tebliği (Seri: B Sıra No: 20)</strong></a></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanun-6183">Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun</a>’un 48. maddesinde düzenlenen tecil ve taksitlendirme müessesesi kapsamında borçluların belirli bir süre içinde yapacakları müracaat üzerine, cari tecil faiz oranından daha düşük oranda faiz alınması suretiyle vergi dairesine olan borçlarının taksitlendirilerek ödenmesine imkân sağlanmasına yönelik usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/turizm-tesislerinin-niteliklerine-iliskin-yonetmeligin-uygulanmasina-dair-teblig-2019-1/8"><strong>Turizm Tesislerinin Niteliklerine İlişkin Yönetmeliğin Uygulanmasına Dair Tebliğ</strong></a></p>
<p>Belge ve plakete ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Belgeli tesislerin müzik lisans belgesi alması için ek süreye ilişkin geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/turizm-tesislerinin-niteliklerine-iliskin-yonetmeligin-uygulanmasina-dair-teblig-2019-1/8/8/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/genelgeler/karayollari-motorlu-araclar-zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-primlerine-iliskin-genelge-2023-31/20"><strong>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Primlerine İlişkin Genelge</strong></a></p>
<p>01.07.2026 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere, 2026 yılı haziran ayında araç grubu ve kullanım türüne göre uygulanan azami primler, 2026 yılı temmuz ayı için %2 artırılarak uygulanacak.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/karayollari-motorlu-araclar-zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-primlerine-iliskin-genelge-2023-31/20/20/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/cumhurbaskani-kararlari/yer-alti-maden-isletmelerinde-meydana-gelen-maliyet-artislarinin-karsilanmasi-amaciyla-destek-2/6"><strong>Yer Altı Maden İşletmelerinde Meydana Gelen Maliyet Artışlarının Karşılanması Amacıyla Destek Verilmesine İlişkin Karar</strong></a></p>
<p>Desteğin hesaplanması ve formüller, destek verilmesi ile ilgili şartlar, destek ödeme işlemleri ve süresine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/yer-alti-maden-isletmelerinde-meydana-gelen-maliyet-artislarinin-karsilanmasi-amaciyla-destek-2/6/6/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (6-12 Haziran 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 235. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>BATİDER, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/arama?p=jZHRSsMwFIZfJeRSStGiXuyudisrlDHaIIiMcuwOJTRL4CQV59hD%2bQ4%2bmJm6dkhlIxDI%2f5%2f%2fO0nOjpeCT3guHRK4jpAHvExzPnne8YU3ltAcpEcv8Bu%2b2geDXMr33oruBi9RCJRKsm4kODSq5mATox1qJ6jrSSkoi%2f%2fVz978SYPKpW4vDv02%2ba75C%2fkJnqUk4LAxtI3Xa0Jrj4EsE0U4lIUxOVkrtGFciOSwZUk%2bq0Qxylx2L0rW4KTRC9j0l3gA3QJ7RSa8SejYvGv9YlOkRlp5DpVZO3xLdB3dB6yWyrHbKGAWtp8fbHwYT35mJ5ipf3CVktkcUVcXp4Q5zaz2Xw%3d%3d">Cilt 42, Sayı 1, 2026</a></p>
<p>Derginin bu sayısında, Avrupa Birliği’nin 2024/825 Sayılı Direktifi Karşısında Türk Hukukunun Mevcut Durumu, Türk Hukukunda Dijital</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-6-12-haziran-2026/</link><guid isPermaLink="false">6a30a2601715cd01ae8f875c</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Tue, 16 Jun 2026 01:18:48 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update-3.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update-3.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (6-12 Haziran 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 235. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>BATİDER, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/arama?p=jZHRSsMwFIZfJeRSStGiXuyudisrlDHaIIiMcuwOJTRL4CQV59hD%2bQ4%2bmJm6dkhlIxDI%2f5%2f%2fO0nOjpeCT3guHRK4jpAHvExzPnne8YU3ltAcpEcv8Bu%2b2geDXMr33oruBi9RCJRKsm4kODSq5mATox1qJ6jrSSkoi%2f%2fVz978SYPKpW4vDv02%2ba75C%2fkJnqUk4LAxtI3Xa0Jrj4EsE0U4lIUxOVkrtGFciOSwZUk%2bq0Qxylx2L0rW4KTRC9j0l3gA3QJ7RSa8SejYvGv9YlOkRlp5DpVZO3xLdB3dB6yWyrHbKGAWtp8fbHwYT35mJ5ipf3CVktkcUVcXp4Q5zaz2Xw%3d%3d">Cilt 42, Sayı 1, 2026</a></p>
<p>Derginin bu sayısında, Avrupa Birliği’nin 2024/825 Sayılı Direktifi Karşısında Türk Hukukunun Mevcut Durumu, Türk Hukukunda Dijital Dönüşüm ve Şeffaflık Anlayışının Ticari Sır Kavramının Unsurlarına ve Kapsamına Etkisinin Değerlendirilmesi, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Kapsamında Anonim Şirkette Çoğunluğun Azınlık Haklarını Kullanması, Kooptasyon Marifetiyle (TTK 363/I) Seçilen Yönetim Kurulu Üyesinin Onanmasına Yönelik Kararın İlk Genel Kurulda Görüşülmemesine Bağlanan Hukuki Sonuçlar başlıklı makalelere yer verilmiştir.</p>
<p>Mesut Serdar Çekin, Alper Işık, M. Furkan Akıncı, Ahmet Esad Berktaş, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/veri-hukuku-9786258506983">Veri Hukuku</a></p>
<p>Çalışmanın güncellenmiş baskısında, verinin hukuki niteliğine ilişkin teorik tartışmalar esas alınarak AB’nin dijital egemenlik stratejisini oluşturan Veri Yasası (<em>Data Act</em>) ve Veri Yönetişimi Yasası (<em>Data Governance Act</em>) analiz edilmiş; <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kisisel-verilerin-korunmasi-kanunu-6698">Kişisel Verilerin Korunması Kanunu</a> ve KVKK’da gerçekleştirilen değişiklikler irdelenmiş; AB Genel Veri Koruma Tüzüğü bağlamında yaşanan tartışmalar, güncel yargı kararları ve veri koruma otoritelerinin yerleşik kararları incelenmiştir.</p>
<p>Cüneyt Yüksel, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/krizlerden-cozumlere-kuresel-adaletin-insasi-uluslararasi-hukuk-ve-turkiye-perspektifi-9786255878663">Krizlerden Çözümlere Küresel Adaletin İnşası: Uluslararası Hukuk ve Türkiye Perspektifi</a></p>
<p>Eserde, sonuçları itibariyle herhangi bir devlet ülkesi ile sınırlandırılması mümkün olmayan ve çözümleri itibariyle uluslararası bir uzlaşıyı gerektiren küresel krizler olarak adlandırılabilecek olan silahlı çatışmalar, siber saldırılar, terörizm, kitlesel göçler, iklim değişikliği gibi sorunlara ve bunlara karşı uluslararası toplumun reaksiyonlarını içeren hukuki düzenlemeler ile içtihadî gelişmelere değinilmiştir.</p>
<p>Efe Dırenisa, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/tahkimde-dava-konusunun-devri-9786258615470">Tahkimde Dava Konusunun Devri</a></p>
<p>Kitapta, dava konusunun devri olarak kabul edilen durumların tahkim yargılamasına etkileri ve bu anlamda <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/37">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nun 125. maddesinin tahkimde uygulanabilirliği, seçimlik hakkın tahkim yargılamasında gösterdiği özellik, tahkimde dava konusunu devralan kişinin tahkim sözleşmesiyle bağlı olup olmaması, dava konusunun devri sonrasında yargılama giderlerine mahkûmiyet gibi hususlar ele alınmıştır.</p>
<p>Fatma Sümeyye Düven, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-nda-tahkim-ilk-itirazi-9786255823656">Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda Tahkim İlk İtirazı</a></p>
<p>Çalışmada, tahkim ve tahkim itirazı kavramları, tahkim sözleşmesinin hukuki niteliği, etkileri ve geçerlilik şartları irdelenmiş; tahkim sözleşmesinin hükümsüzlüğü, etkisizliği ve uygulanamazlığı ile bağlantılı meseleler, ayrılabilirlik ve <em>Kompetenz-Kompetenz</em> ilkeleri kapsamında tartışılmış; ayrıca tahkim itirazı üzerine verilen mahkeme kararlarının sonuçları ele alınmıştır.</p>
<p>M. Buğrahan Helvacı, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/milletlerarasi-ticari-tahkimde-temsilcinin-yargilamadan-men-i-9786255878656">Milletlerarası Ticari Tahkimde Temsilcinin Yargılamadan Men’i</a></p>
<p>Kitapta, Anglo-Amerikan hukuk sistemi öncülüğünde gelişen temsilcinin yargılamadan men’i kurumunun hukuki dayanağı ve sınırları, farklı hukuk gelenekleri ile uyumu, milli ve milletlerarası tahkim düzenlemeleri çerçevesinde uygulanabilirliği ve doğurabileceği hukuki sonuçlar kapsamlı bir şekilde incelenmiştir.</p>
<p>Pınar Başak Coşkun, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/sirketler-hukuku-baglaminda-surdurulebilirlik-kavrami-ve-anonim-sirket-yonetim-kurulu-uyelerinin">Şirketler Hukuku Bağlamında Sürdürülebilirlik Kavramı ve Anonim Şirket Yönetim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu</a></p>
<p>Eserde, sürdürülebilirlik ve kurumsal amaç kavramlarının şirketler hukukundaki yansımaları, anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin yükümlülük ve sorumlulukları bağlamında ele alınmış; bu doğrultuda öncelikle söz konusu kavramların şirketler hukuku perspektifinden hukuki bir temele oturtulması amaçlanmış, daha sonra ulusal ve uluslararası düzeydeki hukuki çerçevesi çizilmiştir.</p>
<p>Geçen hafta Blog’a yüklenen makaleye aşağıda yer verilmiştir:</p>
<p>Şule Özsoy Boyunsuz, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-36-hukuk-dairesinin-almis-oldugu-mutlak-butlan-karari-ile-ortaya-cikan-hukuki-durumun-anayasa-hukuku-acisindan-degerlendirmesi/">Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin Almış Olduğu “Mutlak Butlan Kararı” İle Ortaya Çıkan Hukuki Durumun Anayasa Hukuku Açısından Değerlendirmesi</a></p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
4</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1706</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1519</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
891</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge Adliye Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
81</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>4201</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Ceza ve Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na ait kararlar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/ceza-genel-kurulu-e-2025-518-k-2026-210-t-8-4-2026">Yargıtay CGK., E. 2025/518 K. 2026/210 T. 08.04.2026</a></p>
<p>(...) Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanığın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-ceza-kanunu-5237">Türk Ceza Kanunu</a>’nun (TCK) 188/3, 188/4-a, 192/3, 62, 52/2-4, 53, 54/4 ve 63. maddeleri uyarınca 10 yıl hapis ve 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>
<p>Hükmün, Cumhuriyet savcısı ve sanık müdafi tarafından istinaf edilmesi üzerine (...) Bölge Adliye Mahkemesi tarafından duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ceza-muhakemesi-kanunu-5271/70">Ceza Muhakemesi Kanunu</a>’nun (CMK) 280/2. maddesi uyarınca hükmün kaldırılmasına, sanığın uyuşturucu madde ithal etme suçundan TCK’nın 188/1, 188/4-a-son, 62, 52/2-4, 53, 54/1-4 ve 63. maddeleri uyarınca 27 yıl hapis ve 75.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>
<p>Bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dairesi; Özbekistan uyruklu sanığa ait nüfus ve adli sicil kayıtlarının, sanığın vatandaşı olduğu ülke ve gerektiğinde uluslararası kurum ve kuruluşlardan genelgeler doğrultusunda temin edilip duruşmada okunarak ve kuşkuya yer bırakmayacak şekilde kimlik bilgileri belirlenmeden, yakalandığında ele geçirilen pasaporttaki bilgiler ve sanığın beyanına göre tespit edilen kimlik bilgilerine dayanılarak mahkûmiyet hükmü kurulması suretiyle CMK’nın 209. maddesine aykırılık nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.</p>
<p>(...) Bölge Adliye Mahkemesi ise bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.</p>
<p>Direnme kararına konu hükmün de sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bozma istekli tebliğnamesi ile Yargıtay Birinci Başkanlığı’na gelen dosya, CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daire’ye gönderilmiş; aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay Dairesi tarafından direnme kararı yerinde görülmemiştir.</p>
<p>Bunun üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu; sanığın açık kimlik ve pasaport bilgilerine ilişkin dosyada birbiriyle çelişen kayıtların bulunması, sanığın açık kimlik bilgilerinin tereddüde mahal bırakmayacak şekilde tespit edilebilmesi amacıyla Adalet Bakanlığı Uluslararası Hukuk ve Dış İlişkiler Genel Müdürlüğü’nün 16.11.2011 tarihli ve 69/2 sayılı “Uluslararası Ceza İstinabe İşlemlerinde Adlî Makamlarımızca Dikkat Edilmesi Gereken Hususlar” başlıklı genelgesinin dikkate alınması, bu kapsamda nüfus ve sabıka kayıtlarının temin edilmesi, ayrıca sanığın Türkiye’de sabıka kaydının bulunup bulunmadığının araştırılması ve elde edilen belgelerin CMK’nın 209. maddesi uyarınca duruşmada sanığa anlatılması hususları gözetilmeden sadece onaysız pasaport fotokopisindeki bilgilere ve sanığın anne adına ilişkin beyanına dayalı olarak hüküm kurulmasının usul ve kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle (...) Bölge Adliye Mahkemesi’nin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına oybirliği ile karar vermiştir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2025-226-k-2026-286-t-29-4-2026">Yargıtay HGK., E. 2025/226 K. 2026/286 T. 29.04.2026</a></p>
<p>Taraflar arasındaki ihalenin feshi isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda ilk derece mahkemesi tarafından şikâyetin reddine ilişkin verilen karar şikâyetçi vekili tarafından istinaf edilmiştir.</p>
<p>(...) Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle şikâyetin kabulüne karar vermiştir.</p>
<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararının alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine ilgili Yargıtay Dairesi tarafından yapılan inceleme sonunda karar bozulmuş; (...) Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.</p>
<p>Direnme kararının da alacaklı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; yaptığı hukuki değerlendirme sonucunda, alacaklı vekilinin temyizi üzerine verilen Yargıtay bozma kararı sonrasında (...) Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu karara uyması ile alacaklı yararına usuli kazanılmış hakkın doğduğu, somut olayda usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durumun bulunmadığı, bu nedenle önceki kararda direnilmesinin usulen mümkün olmadığı, usuli kazanılmış hak ilkesinin kamu düzeni ile ilgili olup temyiz aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerektiği, hal böyle olunca (...) Bölge Adliye Mahkemesi tarafından bozmaya uyulmakla gerçekleşen usuli kazanılmış hak dikkate alınarak hükmüne uyulan bozma gereklerinin yerine getirilmesi gerekirken direnme kararı verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/icra-ve-iflas-kanunu-2004">İcra ve İflâs Kanunu</a>’nun 364/2. maddesinin göndermesiyle <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/37">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nun (HMK) 371. maddesi gereğince usulden bozulmasına oybirliği ile hükmetmiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/gelir-vergisi-kanunu-193"><strong>Gelir Vergisi Kanunu</strong></a></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2025-219-k-2026-43-t-12-2-2026">E. 2025/219, K. 2026/43 sayılı ve 12.02.2026 tarihli kararı</a> uyarınca, 31.12.2028 tarihine kadar sporculara yapılan ücret ve ücret sayılan ödemelere ilişkin gelir vergisi hükümlerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/gelir-vergisi-kanunu-193/118/118/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p>Hizmet erbabına pay senedi verilmek suretiyle sağlanan menfaatlerde ücret istisnası ile müteferrik istisnalar kapsamındaki ücret istisnasına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Yurt dışından elde edilen kazanç ve iratlar için vergi istisnasına ilişkin hükümler düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-6-12-haziran-2026/(https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/gelir-vergisi-kanunu-193/119/119/1)">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/elektronik-ticaretin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-6563/5"><strong>Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun</strong></a></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2024-187-k-2026-42-t-12-2-2026">E. 2024/187, K. 2026/42 sayılı ve 12.02.2026 tarihli kararı</a> uyarınca, aracı hizmet sağlayıcının, hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu olmayacağına ilişkin fıkra hükmü, tüketici sözleşmeleri yönünden iptal edildi. Değişiklik, 02.03.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/elektronik-ticaretin-duzenlenmesi-hakkinda-kanun-6563/5/5/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/elektronik-haberlesme-sektorune-iliskin-tuketici-haklari-yonetmeligi-1/3"><strong>Elektronik Haberleşme Sektörüne İlişkin Tüketici Hakları Yönetmeliği</strong></a></p>
<p>Abonelik sözleşmelerinin kuruluşu ve içeriğine ilişkin hükümlerde kapsamlı değişikliğe gidildi. Değişiklikler, 25.06.2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/elektronik-haberlesme-sektorune-iliskin-tuketici-haklari-yonetmeligi-1/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/elektronik-haberlesme-sektorunde-basvuru-sahibinin-kimliginin-dogrulanma-sureci-hakkinda-yonetmelik/3"><strong>Elektronik Haberleşme Sektöründe Başvuru Sahibinin Kimliğinin Doğrulanma Süreci Hakkında Yönetmelik</strong></a></p>
<p>Yönetmelikte yer alan tanım ve kısaltmalar, kimlik doğrulamaya ilişkin genel hususlar, e-devlet kapısından kimlik doğrulama, yapay zekâ veya yetkili ile görüntülü kimlik doğrulama, yüz yüze yapılan işlemlerde kimlik doğrulama, işlem belgesi ve verilerin saklanmasına ilişkin hükümler ile yönetmelik eklerinde değişikliğe gidildi. Göç İdaresi Başkanlığı üzerinden kimlik doğrulama ve Dışişleri Bakanlığı vasıtasıyla e-devlet kapısı üzerinden kimlik doğrulamaya ilişkin hükümler ihdas edildi. Değişiklikler, 25.06.2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/elektronik-haberlesme-sektorunde-basvuru-sahibinin-kimliginin-dogrulanma-sureci-hakkinda-yonetmelik/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/genel-sartlar/karayollari-motorlu-araclar-zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-genel-sartlari-2/6"><strong>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları</strong></a></p>
<p>Genel şartlarda yer alan tanımlar, kapsama giren teminat türlerine ilişkin hükümler ile genel şartların eklerinde değişikliğe gidildi. Değişiklikler, 01.07.2026 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/karayollari-motorlu-araclar-zorunlu-mali-sorumluluk-sigortasi-genel-sartlari-2/6/6/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin Almış Olduğu “Mutlak Butlan Kararı” İle Ortaya Çıkan Hukuki Durumun Anayasa Hukuku Açısından Değerlendirmesi]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h3 id="ibamhukukmahkemelerisiyasipartilerinkurultayseimlerinelikinusulszlkleridenetimyetkisivarm">I. B.A.M. /Hukuk Mahkemeleri Siyasi Partilerin Kurultay Seçimlerine İlişkin Usulsüzlükleri Denetim Yetkisi Var Mı?</h3>
<p>Kamu hukukunda kaynağını anayasadan almayan devlet yetkisi kullanılamaz. (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-6">AY 6.md</a>) Yetki açıkça verilmelidir. Bu çerçeveden hareketle yukarıdaki soruya yanıt arayalım.</p>
<p>Öncelikle siyasi partilerin hukuki statüsünü tespit etmeliyiz. 1961 Anayasasından bu yana siyasi partiler</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-36-hukuk-dairesinin-almis-oldugu-mutlak-butlan-karari-ile-ortaya-cikan-hukuki-durumun-anayasa-hukuku-acisindan-degerlendirmesi/</link><guid isPermaLink="false">6a26b3f91715cd01ae8f860e</guid><category><![CDATA[cumhuriyet halk partisi]]></category><category><![CDATA[mutlak butlan]]></category><category><![CDATA[siyasi partiler]]></category><category><![CDATA[Siyasi Partiler Kanunu]]></category><category><![CDATA[kurultay]]></category><category><![CDATA[Medeni Kanun]]></category><category><![CDATA[Dernekler Kanunu]]></category><category><![CDATA[Anayasa Hukuku]]></category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Şule Özsoy Boyunsuz]]></dc:creator><pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:41:26 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/63539684_s221.png" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h3 id="ibamhukukmahkemelerisiyasipartilerinkurultayseimlerinelikinusulszlkleridenetimyetkisivarm">I. B.A.M. /Hukuk Mahkemeleri Siyasi Partilerin Kurultay Seçimlerine İlişkin Usulsüzlükleri Denetim Yetkisi Var Mı?</h3>
<img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/63539684_s221.png" alt="Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinin Almış Olduğu “Mutlak Butlan Kararı” İle Ortaya Çıkan Hukuki Durumun Anayasa Hukuku Açısından Değerlendirmesi"><p>Kamu hukukunda kaynağını anayasadan almayan devlet yetkisi kullanılamaz. (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-6">AY 6.md</a>) Yetki açıkça verilmelidir. Bu çerçeveden hareketle yukarıdaki soruya yanıt arayalım.</p>
<p>Öncelikle siyasi partilerin hukuki statüsünü tespit etmeliyiz. 1961 Anayasasından bu yana siyasi partiler dernek statüsünde değildir; <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a> hükümlerine tabidirler. Ancak kimi hallerde derneklere ilişkin kurallar kıyasen uygulanabilir. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-29">SPK 29</a>, siyasi partilerin her kademedeki kongreleri için siyasi partiler kanununda hüküm olmayan hallerde Dernekler Kanunun uygulanacağını, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-121">121.md</a> de SPK’ya aykırı olmayan durumlarda <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">Medeni Kanun</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253">Dernekler Kanunu</a> hükümlerinin uygulanacağını söylemiştir. Dernekler Kanunu <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253/madde-34">34.md</a> kendisinde hüküm bulunmayan hallerde Medeni Kanunun uygulanacağını söylemektedir. Şunu net biçimde tespit etmek gerekir ki <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a> özel kanun olduğundan burada açıkça düzenlenen konularda dernekler kanunu ya da medeni kanun uygulama alanı bulamayacaktır.</p>
<p>Anayasa Hukuku açısından dernekler <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-33">AY 33.maddesi</a> ile siyasi partiler ise <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">AY 68.maddesi</a> ile düzenlenen temel hakların koruması altındadırlar. Siyasi partiler, Anayasamıza göre demokratik siyasi hayatın vaz geçilmez aktörleridir. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-2">AY 2.md</a> koruma altına alınan demokratik devlet ilkesinin hayata geçmesi, seçme ve seçilme hakkının uygulama alanı bulması bakımından derneklerden çok daha hayati bir role sahiptirler. Bu bakımdan da Anayasa ile getirilen bir takım özel güvencelere sahiptirler.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">SPK 21. maddesi</a> uyarınca siyasi partilerin (büyük kongre) kurultay seçimleri ilgili seçim kurulunun gözetim ve denetiminde yapılır. 10. Fıkra: “<strong>Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar hakim tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır</strong>.”, demektedir. Aynı madde gereği de <strong>seçim sonucunu etkileyecek bir usulsüzlük veya kanuna aykırı bir uygulama tespit edildiği takdirde seçim kurulu başkanı olan hakimce seçimlerin yenilenmesine karar verilir. 1 aydan az, 2 aydan fazla olmayan bir sürede seçim yenilenir.</strong> Burada başka bir itiraz yolu kabul edilmiş değildir. Ancak seçim süreçlerine ilişkin olarak tam kanunsuzluk iddiası ile yapılacak itirazlara bakma yetkisi YSK’dadır.</p>
<p>O halde soru şudur: <strong>Kurultay’da işlendiği ileri sürülen oylamaya hile karıştırma suçu neticesi seçimde oluştuğu iddia edilen sakatlıklarını tespit yetkisi kimdedir? Hukuk mahkemelerinde mi, seçim yargısında mı?</strong></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">SPK 21</a> hükmü açık biçimde büyük kongre seçimlerindeki usulsüzlükler konusunda ilçe seçim kurulunu yetkilendirmiştir. Bunun sebebi de seçim sonuçlarını kısa sürede kesinleştirme zorunluluğudur. Eğer usulsüzlük neticesi kullanılan oy sayısı seçim sonucunu etkileyecekse verilecek karar da seçimlerin yenilenmesi olacaktır. Hiç şüphesiz oylamalara hile karıştırılması bu kapsamdadır. Seçimi iptal etme konusunda hukuk mahkemelerine verilmiş bir yetki yoktur. Ancak işlendiği ileri sürülen suçlara ilişkin ceza mahkemeleri yetkilidir.</p>
<p>Bu sebeple de siyasi partilerin kurultay seçimlerine ilişkin açık hüküm varken dernek genel kurul kararlarının iptaline ilişkin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-83">TMK 83. maddesi</a>nin bu konuda uygulanma imkanı yoktur. Nitekim seçim hukukunda butlan/yokluk kavramının karşılığı “tam kanunsuzluk” halleridir. Kişilerin seçme ve seçilme yeterliliği bulunmaması ya da seçimlerin temel düzenine ilişkin kanunun emrettiği zorunlu unsurlar olmadan seçim yapılması hallerinde verilen seçim iptali durumlarının ana gerekçesidir. Süre ile sınırlı olmadan Yüksek Seçim Kurulu tarafından değerlendirilmektedir.</p>
<p>Sonuç olarak hukuk mahkemelerinin, seçim kurullarına ve YSK’ya <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-79">AY 79</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">SPK 21</a> tarafından açıkça verilen yetkiyi kullanarak seçim iptaline karar vermesi “<strong>görev bir başka yargı kolunda olduğu için” ağır bir yetki gaspıdır.</strong></p>
<h3 id="iiseimkurullarnaverilenyetkininhukukmahkemesincekullanmgrevsizmahkemearyetkigasp">II. Seçim Kurullarına Verilen Yetkinin Hukuk Mahkemesince Kullanımı/Görevsiz Mahkeme/Ağır Yetki Gaspı</h3>
<p>“Bir normun yokluğu, hukuk dünyasında hiç doğmamış olduğunun ifadesidir… Yokluktan farklı olan hukuka aykırılık hâli ise hukuk âleminde var olan normun, hukukun öngördüğü usul ve esaslar çerçevesinde çıkarılmaması anlamını taşımaktadır. Hukuka aykırılık hâli ne kadar ağır ve açık olursa olsun bir normun hukuka aykırı olması, zorunlu koşullarının bulunması suretiyle var olan o normun yokluğu sonucunu doğurmaz.” <strong>AYM (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2018-42-k-2018-48-t-31-5-2018">AYM, E.2018/42, K.2018/48, 31/5/2018</a>)</strong></p>
<p>“… işlemlerinin yok sayılabilmesi ancak yetki ve görev gaspı ya da çok ağır biçim eksikliği durumlarında söz konusu olabilir” (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-1992-26-k-1992-48-t-17-9-1992">AYM E.1992/26, K.1992/48, K.T: 17/9/1992</a>).</p>
<p>Seçim yargısı konusunda görevli olmayan bir yargı kolunun vereceği kararlar görevli olamayan yargı kolu tarafından alındığından yetki gaspı anlamına gelecektir. Yoklukla malul olacaktır.</p>
<p>Türkiye’nin birinci partisinin büyük kurultay seçimlerini incelemek ve iptal etmek, dahası dava konusu edilmeyen sonraki olağanüstü ve olağan 3 kongreyi de siyasi hayata ağır etki edecek bir karar almak konusunda Asliye Mahkemelerini görevli kabul edebilir miyiz? Kanunen açık biçimde bir başka yargı koluna yetki veren madde var iken buna imkân olmadığını değerlendirmek gereklidir. Kısaca asıl yokluk “BAM kararının” kendisindedir.</p>
<h3 id="iiiddiaedilenseimusulszlklerimutlakbutlanhkmszlksonucudoururmu">III. İddia Edilen Seçim Usulsüzlükleri “Mutlak Butlan/Hükümsüzlük” Sonucu Doğurur mu?</h3>
<p>Bir an için bu olayda hukuk mahkemelerinin görevli olduğunu ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-83">TMK 83. madde</a>nin uygulama alnı bulacağını kabul etsek de acaba mutlak butlanın koşulları gerçekleşmiş midir?</p>
<p>Öncelikle mutlak butlan özel hukuk ilişkileri için geçerli bir kavramdır. Siyasi parti yetkili organlarına yapılan seçim ise kamusal yönü oldukça ağır basan, orada oy kullanan kişileri de aşan bir şekilde demokratik rejimin işleyişi ile doğrudan ilgili olan bir durumdur.</p>
<p>Mutlak butlanla malul işlemler, <strong>emredici hukuk kurallarına, yasanın amir hükümlerine, hukuken açık yasaklara aykırılık hali sebebiyle</strong> ölü doğmuş işlemlerdir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu butlanı şu şekilde açıklamaktadır: “Borçlar Hukukumuzda, <strong>hukuki işlemlerin geçerlilik şartlarından, kamu düzenini ilgilendirecek düzeyde olanların eksikliği halinde, anılan işlemin butlanından söz edilir ki, bu durum işlemin kendiliğinden ve baştan itibaren (geçmişe etkili olarak) geçersiz olmasına, hiç bir hüküm ve sonuç doğuramamasına yol açar.”</strong> (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2011-7-695-k-2011-673-t-02-11-2011">Yargıtay HGK, E.2011/695, K.2011/673, 02.11.2011</a>).</p>
<p>Yargıtay, derneklerin genel kurul kararlarına ilişkin her türlü usulsüzlüğü butlan çerçevesinde değerlendirmemektedir. Butlan oluşturacak durumlar için hukuki işlemin kurucu unsurlarının mevcut olmamasını aramaktadır.</p>
<p>“<strong>Bir irade açıklamasının hukuki işlem sayılabilmesi için olmazsa olmaz koşullardan herhangi biri yoksa o bir hukuki işlem değildir. Ortada hukuki bir işlem yoktur</strong>.” (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/8-hukuk-dairesi-e-2017-10212-k-2017-9579-t-22-6-2017">8.Hukuk Dairesi, E.2017/10212, K.2017/9579, 22.06.2017</a>)</p>
<p>Örneğin; Yönetim kurulunun dernek tüzüğünde bir yılda en fazla kırk kişinin üye yapılabileceğine dair karara rağmen, belirtilen sayının üzerinde derneğe üye kaydı yapılması, <strong>seçilmiş ve yetersayıda üyenin katılımı ile yapıldığından yok hükmünde kabul edilememiştir</strong>. Yargıtay, yönetimin kurulunun bu kararının tüzüğe aykırılığı iddiası ile dernek iç denetim yolu ile genel kurul gündemine alınarak denetlenebilir ve iptal edilebilir nitelikte olduğunu belirtmiştir. (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/8-hukuk-dairesi-e-2017-10212-k-2017-9579-t-22-6-2017">8.Hukuk Dairesi, E.2017/10212, K.2017/9579, 22.06.2017</a>)</p>
<p>Derneklere ilişkin olarak MK.83 uygulamasına ilişkin verilen butlan kararlarına baktığımızda <strong>“genel kurul toplantı yeter sayısına ulaşılmadan karar alınması hali</strong>” gibi yasanın amir hükümlerine aykırılık hallerinde butlan/yokluk tespiti yapıldığı görülmektedir. (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/7-hukuk-dairesi-e-2010-5797-k-2010-7597-t-28-12-2010">Yargıtay 7. Hukuk Dairesi E.2010/5797, K.2010/7597, 28.12.2010</a>)</p>
<p>Bu çerçevede Asliye Mahkemelerinin siyasi partilerin kurultay seçimlerinde yetkili olduğu bir an için kabul edilse bile “seçimlerde oylamaya hile karıştırma” büyük kurultayın toplantı, karar yeter sayısı gibi yasanın amir hükümlerine, yetki, görev, karar yeter sayısı gibi işlemin kurucu unsurlarına yönelik bir aykırılık değildir. <strong>38. Olağan Kurultay’da yapılan genel başkan ve yetkili kurullara ilişkin seçimleri yapmaya yetkisi olan seçilmiş delegelerce, toplantı-karar yeter sayılarına uyularak yapılmış bir seçim söz konusudur.</strong></p>
<p>Seçim usulsüzlükleri ise iradenin gerçekten oluşup oluşmadığına ilişkindir ki bu da sayısal olarak gerekli oyun alınıp alınmadığı ile ilgili bir durumdur. Tek tek oylamaya nerede hile karıştırıldığının, hile karışan oy sayısının sonucu değiştirecek güçte olduğunun gösterilmesi zorunludur. Yapılan bir karar/kural işlem değildir. Seçim bir koşul işlemdir. 38. Kurultay’ın başka bir organa ait yetkiyi kullansaydı ya da yaptığı tüzük maddelerinin içerikleri Anayasanın açık yasaklarına aykırı alsaydı mutlak butlan/hükümsüzlük hallerinden söz edilebilirdi.</p>
<p>Ayrıca <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-83">TMK 83.maddesi</a>nde atıf yapılan mutlak butlan halleri Medeni Kanunda zaten açıkça belirtilmiş olan hallerdir. Neyin mutlak butlan oluşturacağı kanununun emredici hükümleri ile bellidir sonradan mahkemelerce tayin edilmemektedir. Bu bakımdan yapılan yorum medeni hukuka da aykırdır.</p>
<p>En önemlisi de alınan karar ile dava konusu edilmemiş ve yapılması kanuni zorunluluk olan 39. Olağan Kurultay da hükümsüz kabul edilmektedir. Hükümsüzlük kurallarının uygulanabileceği hallerde bile ileriye dönük olarak partinin tüm faaliyetlerini içine alır şekilde yorum yapılması mümkün değildir.</p>
<h3 id="ivavrupansanhaklarszlemesiveanayasamzkapsamndargtlenmezgrlhlali">IV. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Anayasamız Kapsamında Örgütlenme Özgürlüğü İhlali</h3>
<p>Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-6">6.md</a> düzenlenen adil yargılanma hakkı, “medeni hak ve yükümlülükler ile cezai alanda yöneltilen suçlamaları” kapsamaktadır. Siyasi haklar büyük oranda madde kapsamı dışında kalmaktadır. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM), siyasi partilerin iç işleyişleri ve organ seçimlerine ilişkin siyasi gücü ve etkisi yüksek mahkeme kararlarından ve yargılama süreçlerinden kaynaklanan ihlalleri örgütlenme özgürlüğü ve siyasi faaliyette bulunma hakkı çerçevesinde incelenmektedir. O bakımdan burada Anayasamızın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-36">36.maddesi</a> kapsamında adil yargılanma hakkına ilişkin tespit edilebilecek ihlalleri de siyasi örgütlenme ve faaliyette bulunma hakkı kapsamında ifade edeceğim.</p>
<p>Alınan butlan kararı ile CHP’nin 39. Olağan Kurultay’ında seçilmiş Genel Başkanı, PM, MYK, YDK üyeleri görevden alınmış, Kasım 2023’den önce görevde bulunan Kılıçdaroğlu, PM ve YDK “karar kesinleşinceye kadar” tedbiren göreve iade edilerek karar kesinleşmeden sonuç doğurur hale getirilmiştir. Böylelikle partinin örgütlenme özerkliği, görevden alınan seçilmiş görevlilerin siyasi faaliyette bulunma haklarına müdahalede bulunulmuştur. Bu haklar <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-11">AİHS 11</a> ve AY <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-67">67</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">68</a>. maddelerinde koruma altına alınmışlardır. Anayasamız ayrıca temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılmasında <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-13">13.md</a> ölçütlerinin uygulanmasını zorunlu kılmaktadır. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-13">AY 13.md</a> göre; “<strong>Temel hak ve hürriyetler, özlerine dokunulmaksızın yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, Anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve lâik Cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz</strong>”.</p>
<h4 id="aavrupansanhaklarszlemesineaykrlklar">A. Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne Aykırılıklar</h4>
<p>AİHM içtihatları, <strong>Sözleşmenin 11. maddesi kapsamında siyasi örgütlenme hakkına yönelik müdahalelerin yasal dayanağının bulunmasını, meşru bir amaç taşımasını ve demokratik toplum düzeninde gerekli olmasını aramaktadır.</strong> Ayrıca siyasi partiler kollektif şekilde ifade özgürlüğü kullanan örgütlenmeler olduklarından zaman zaman <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-10">10.madde</a> de <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-11">11.madde</a> ile birlikte değerlendirme konusu olabilmektedir. Yasama seçimlerine katılma açısından da 1 numaralı ek Protokol’ün 3.maddesi seçme ve seçilme hakkı kapsamında gündeme gelebilmektedir. Bu olay partinin iç düzenine yapılan müdahale sebebiyle 11.md, potansiyel olarak da 10.md ve 1.P/3.md ihlal edebilecek düzeydedir. Bu bakımdan diğer iki maddenin de potansiyel mağduriyet yarattığını söyleyebiliriz.</p>
<p>Öncelikle <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-11">AİHS 11.md</a> kapsamında ihlali değerlendirelim.</p>
<ol>
<li>Müdahalelerin Yasal Dayanağı Var Mı?</li>
</ol>
<p>Esasa ilişkin ve ekli ihtiyati tedbir karar ile yapılan müdahaleler bırakın yasal dayanağı olmayı açık biçimde iç hukukta Anayasanın ve yasalarının emredici hükümlerine aykırıdır.</p>
<p>a. 36. Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu kararın sonuçlarından evvel kendisi <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-27">HMK 27.md</a> düzenlenen <strong>“hukuki dinlenilme hakkını</strong>” ihlal etmektedir. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-27">HMK 27.md/ 2. Fıkra</a> uyarınca bu hak yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, açıklama ve <strong>ispat hakkını</strong> ve mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve <strong>kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini</strong> içerir.</p>
<p>Verilmiş olan Karar, hukukunun temel ilkelerini oluşturan konularda yapılmış olan en ağır hataları içermektedir. Kararın <strong>gerekçesinde hiçbir somut delil yoktur</strong>. Gerekçede yer verilen yargılamalar henüz derdesttir ve esastan verilmiş hiçbir karar olmamasına rağmen iddianameler delil olarak kullanılmıştır. Bu davalarda veya soruşturmalarda yer alan somut bir delile de kararın gerekçesinde yer verilmiş değildir. Kısaca kararda hukuken geçerli gerekçe veya delil yoktur.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-36">AY 36.md</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-27">HMK 27</a> gereği <strong>hukuki dinlenilme hakkı, açıklama ve ispat hakkını, silahların eşitliğini, dikkate alınma alt haklarını da kapsamaktadır</strong>. Elimizdeki kararda sadece bir tarafın iddiaları gerçek olarak kabul edilmiş, bu konuda ispat dahi aranmamıştır. Örneğin; 38. Kurultay’da bir kısım delegeye menfaat temin edildiği iddia edilmiş ancak bunların kim oldukları, sayıları belirtilmemiştir. Söz konusu suç isnatlarına ilişkin ceza davaları açılmış ancak sonuçlanmamıştır. Bir kısmına market alışveriş kartı dağıtıldığı, oylarının fotoğrafını vs. çekip yollamalarının istendiği ileri sürülen ceza yargılamalarda hiçbir somut kanıt sunulmamış olduğu, itirafçıların çoğu ifadelerini geri çektiği ve davalar devam ettiği halde sadece ispatlanamayan iddialar delil olarak kullanılmıştır. Gerekçede lehe olan deliller hiç değerlendirilmemiştir.</p>
<p>Konusu suç teşkil eden eylemlere dayanılarak alınan bir yokluk kararı mevcuttur. Oylamaya hile karıştırmak suretiyle <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">2820</a> sayılı kanuna aykırılık suçunun oluştuğu iddia edilmiş ancak bu konudaki yargılamaların sonucu beklenmemiştir. <strong>AY <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-18">18</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-15">15</a> masumiyet karinesini düzenlemektedir</strong>. Hiç kimse suçsuzluğunu ispatlamak zorunda bırakılamaz. Parti, bu davada delegelerinin masumiyetini ispatlamak zorunda bırakılmış olmaktadır. İspat yükü davayı açanlarda olmasına rağmen bu dikkate alınmamış sadece iddialara dayanarak hüküm kurulmuştur. Delegelerin neredeyse tümü zan altına alınmış, bu kişilerin masumiyet karinesini ortadan kaldırarak Anayasa <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-15">15</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-18">18</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-36">36</a> ile HMK <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-27">27</a> hükümlerine aykırı davranılmıştır.</p>
<p>b. Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi’nin butlan kararı Türk Medeni Kanunu’nun derneklerin genel kurul kararlarının iptaline ilişkin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-83">83</a>. ve butlan kavramı açısından Borçlar Kanunu <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098/madde-27">27/1.maddeleri</a>ne dayanmaktadır. Buradaki hukuki problem kanunilik ilkesi açısından gerekli olan öngörülebilirliğin mevcut olmamasıdır. Anayasamızın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-2">2.maddesi</a>nde Cumhuriyetin nitelikleri arasında belirtilen hukuk devleti prensibinin de bir alt ilkesi olan belirlilik ilkesi açısından oldukça sorunlu bir durum mevcuttur.</p>
<p>Kanunla öngörülmüş olmak, ihlale neden olduğu ileri sürülen <strong>müdahalenin iç hukukta bir dayanağa sahip olmasını ve ayrıca söz konusu kanunun, vatandaşın belirli bir eylemin doğurabileceği sonuçları öngörebilmesine ve davranışlarını buna göre düzenleyebilmesine imkân verecek ölçüde yeterli açıklık ve kesinlikle</strong> kaleme alınmış olmasını gerektirir. (Sunday Times / Birleşik Krallık (no. 1), 26 Nisan 1979 tarihli karar, Seri A no. 30, § 49).</p>
<p>Siyasi Partiler Kanunu <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21.md</a> siyasi partilerin seçimlerindeki usulsüzlük iddialarını inceleme ve kesin sonuçlandırma yetkisini seçim kurullarına vermişken ve şimdiye kadar <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-83">TMK 83</a> hükmü hiçbir zaman siyasi partilerin kurultay seçimlerini iptal etmek için uygulanmamışken, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098/madde-27">BK 27</a> ise açıkça özel hukuk sözleşmelerine ilişkin bir düzenleme iken burada açık, öngörülebilir bir yasal dayanak olduğu kesinlikle ileri sürülemeyecektir. Kıyasen uygulanan bu hükümlerin siyasi partiler açısından belirlilik ilkesine uygun olduğunu söyleyebilmek mümkün değildir. İç hukukta yeterli bir kanuni dayanak bulunmamaktadır.</p>
<ol start="2">
<li>Müdahalenin Meşru Amacı Var Mı?</li>
</ol>
<p>Bir hukuk mahkemesinin Türkiye’nin en büyük muhalefet partisinin seçim kazanmış ve 4 ayrı Kurultay’da seçilmiş genel başkanını ve yönetimini görevden alıp yerine görev süresi 2023’de sona ermiş eski genel başkanını ve o zaman ki yönetimini getirmesinin hiçbir meşru amacı yoktur. Başkalarının hak ve yükümlülükleri sebebinin meşru amaç olarak ileri sürülebileceği düşünülse de sonrasında yapılan 3 kurultayda yarışı kaybedenler gelip yarışmamışlar, onun yerine tarihte örneği olmayan bir karar aldırmayı seçmişlerdir. Bu karar alınmadan önce iktidar medyasında kararın AKP içinde tartışıldığı, parti içinde karşı olanlar olduğu buna rağmen yazıldığı bilgileri paylaşılmış, Cumhurbaşkanı “çok yakında Türkiye’ye yakışan bir muhalefet” yaratacaklarını söylemiştir. Çok açık bir biçimde siyasallaşmış yargısal süreçlerle muhalefetin dizayn edilmesi ve CHP’nin seçim kazanamaz hale getirilmesi amaçlanmaktadır. Söz konusu siyasi amaç aynı zamanda <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-18">AİHS 18.maddesi</a>nin de ihlalini oluşturmaktadır.</p>
<ol start="3">
<li>Müdahale Demokratik Toplum Düzeninde Gerekli Değildir.</li>
</ol>
<p>Hakka yapılan müdahalenin demokratik toplum düzeninde baskın bir sosyal ihtiyacı karşılaması ve korunan hukuki amaçla orantılı bir sınırlama olması gereklidir. Demokratik çoğulcu rejimlerde partilerin iç işleyişlerine devletlerce yapılacak müdahalelerin çok sınırlı düzeyde tutulması gereklidir. Avrupa Konseyi Venedik Komisyonu, siyasi partilerin iç işleyişi ve karar süreçlerinin, genel olarak devlet müdahalesinden bağımsız olması gerektiğini ifade etmektedir. Siyasi partilerin iç işleyişine ilişkin düzenlemelerin parti tüzüklerine bırakılması beklenmektedir. <strong>Parti içi işleyişinin hukuki düzenlemeye tabi tutulduğu durumlarda ise bu düzenlemeler, parti özerkliği ilkesine saygı gösterecek ve partilerin özgür birer örgütlenme olarak kendi iç işlerini yönetme hakkına gereksiz müdahalede bulunmayacak şekilde dar yorumlanması gerektiği vurgulanmaktadır</strong>. (Guidelines On Political Party Regulation Second Edition, Adopted by the Venice Commission at its 125th online Plenary Session (11-12 December 2020) CDL-AD(2020)032, P.151)</p>
<p>Alınan karar ile partinin görev süresi dolmuş eski yönetimi geri getirilmiş, oyunu menfaat karşılığı kullandığı iddiaları ortaya atılan İstanbul ili delegelerinin katılmadığı iki olağanüstü ve hakkında hiçbir usulsüzlük iddiası ortaya atılmamış ve dava konusu da edilmemiş mahalle, ilçe, il ve ülke düzeyinde tamamen yenilenmiş bir sonraki 39. olağan kurultayda seçilen genel başkan ve parti meclisi de görevden alınmıştır. Burada kamu otoritelerinin müdahalesi seçimin dürüstlük içinde yapılması ile sınırlı olması gerekirken, yargı kararı ile genel başkan ve parti meclisi atanması yapılması düzeyine çıkmıştır. Üstelik bu kişiler parti tarafından yapılan kurultaylarda da gelip yarışmamıştır. Yapılan müdahale hiçbir şekilde demokratik toplumda baskın bir ihtiyacı karşılamadığı gibi hiçbir demokratik rejimde akla gelmeyecek şekilde kamu otoriteri ana muhalefet partisine yönetim ataması yapmıştır. Demokrasinin en temel ve öncel ilkeleri yerle bir edilmiş, iktidar partisi genel başkanı olan Cumhurbaşkanının, doğrudan ve dolaylı seçimleriyle oluşmuş ve onun fiili kontrolü altındaki Hakimler Savcılar Kurulu’nca belirlenmiş ve denetimi altındaki yargı organları kullanılarak otoriter rejim inşasında önemli bir merhaleye geçiş yapılmıştır.</p>
<h4 id="banayasann13ve68maddelerineaykrlkmevcuttur">B. Anayasa’nın 13. ve 68. Maddelerine Aykırılık Mevcuttur</h4>
<p>Siyasi Partilerin kongre/kurultay süreçlerine ilişkin olarak Anayasa Mahkememizin vermiş olduğu kimi bireysel başvuru kararları mevcuttur. Bu kararlarda Venedik Komisyonunun ilke kararlarına da atıfla çeşitli prensipler benimsenmiştir. Buna göre, <strong>bir partinin iç işleyişine ilişkin kurallarla ilgili olarak; bunların en sağlıklı şekilde parti tüzüğü ya da partinin ayrıntılı biçimde kabul ettiği ilkeler yoluyla düzenlenebileceğini, partinin iç işleyişine ilişkin hususların genel olarak devlet müdahalesine kapalı olması gerektiğini belirtmiştir.</strong> Kamu otoritelerinin siyasi partiler üzerinde aşırı kontrol ve denetim fonksiyonu üstlenmekten kaçınması gerektiği de vurgulanmıştır. Düzenlemelerde verilen yetkinin sınırlarının ve kapsamının açıkça belirlenmesi ve yetkili organların, kuralları tarafsız ve keyfi olmayan bir biçimde bu sınırı uygulaması gerektiği belirlenmiştir. <strong>(Metin Baydar ve Halkın Kurtuluş Partisi (Başvuru Numarası: <a href="https://blog.lexpera.com.tr:443/ankara-bolge-adliye-mahkemesi-36-hukuk-dairesinin-almis-oldugu-mutlak-butlan-karari-ile-ortaya-cikan-hukuki-durumun-anayasa-hukuku-acisindan-degerlendirmesi/www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/genel-kurul-k-2014-15220-t-4-6-2015">2014/15220</a>), P.49,50)</strong></p>
<p>Bu çerçevede <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-83">TMK 83</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098/madde-27">BK 27</a> maddelerinin butlana yol açar biçimde yorumlanması <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-13">AY 13. md</a> belirtilen kanunilik/belirlilik prensibini ihlal eder niteliktedir. Yukarıda da açıklandığı gibi bu maddelerin siyasi partiler için uygulanması mümkün olmadığından keyfi ve belirsiz biçimde dayanak teşkil etmektedirler.</p>
<p>Ayrıca verilen karar ile dava tarihinde yapılmamış ve doğal olarak da dava konusu edilmemiş; hakkında şaibe iddiası da bulunmayan iki olağanüstü ve bir de olağan kurultay geçersiz hale getirilmektedir. Bir kurultay şaibeli ise bunu gidermenin yolu yeni ve temiz bir kurultay yapmaktır. CHP, hakkında iddialar ortaya atılanları dışarıda bırakarak iki olağanüstü kurultay yapmış sonra da tüm delegelerini mahallelerden başlayarak yenileyerek olağan büyük kongresini/kurultayını da yapmıştır. İleriye dönük olarak hiçbir faaliyet yapamayacağını ileri sürmek parti tüzel kişiliğini ve buralarda seçilenleri siyasi faaliyette bulunamaz hale getirerek, örgütlenme ve siyasi faaliyette bulunma hakkını kullanılamaz hale getirir ve hakkın özüne dokunur. Ayrıca CHP tüzel kişiliğinin de iç işlerini düzenleme özerkliği ile bunun doğal bir sonucu olan kendi genel başkanını seçme hakkı elinden alır.</p>
<p>İleriye dönük olarak alınan hükümsüzlük kararının meşru bir amacı yoktur, amaç siyasi olarak partiyi yargı yoluyla ele geçirip, muhalefeti dizayn etmektir. Bir an meşru bir amaç varsaysak bile, ileriye dönük alınan hükümsüzlük kararının ölçülülük ilkesine uygun olduğunu yani orantılı, elverişli ve zorunlu olduğunu ileri sürmek de mümkün değildir. Eğer 38. Kurultay’da seçimi kaybedenlerin hakları korunuyorsa, kimsenin atamayla genel başkan olma hakkı yoktur. Kaybettikleri, gelip yarışmadıkları tüm seçimleri iptal etmek nasıl korunan hukuki faydaya ulaşmak için elverişli bir yol olabilir ya da zorunlu görülebilir? Orantısızlığı zaten aşikardır. Sonraki kurultaylar olası çözümler olarak şikayetleri konusuz bırakırken yok sayılmışlardır. Buradaki şikayetlerin yegane çözüm yolu defalarca işletilmesine rağmen yok kabul ediliyorsa çözüm aranmıyor demektir.</p>
<p>Kanunilik, öze dokunma, ölçülülük ilkelerinin yanı sıra demokratik toplum düzeninin gereklerine de aykırılık oluşturulmuştur.</p>
<p>Siyaseti dizayn etme amacı aşikar olan nihai karar, ondan daha belirsiz, ağır sonuçlar doğuran bir tedbir kararı ile kesinleşmeden sonuç doğurur hale getirilmiştir. Rekabetçi seçimlerin bulunduğu demokratik rejimlerde siyasi parti genel başkanları kamu gücü kullanan devlet organları tarafından atanamazlar. Kamu otoriteleri sadece seçimlerin adil bir biçimde yapılması için müdahale edebilirler. Bizim sitemimizde de kongre/kurultay yapılmasının zorunlu olduğu hallerde bu yerine getirilmezse Sulh Hukuk Mahkemeleri çağrı heyeti tayin ederek müdahale edebilmektedirler. Oysa burada 38. Kurultay günü görev süreleri dolan eski genel başkan, PM ve YDK’nın bir tedbir kararı ile tekrar göreve getirilmesi yani “mahkeme kararı ile atanması” hali söz konusudur. Demokratik toplum düzeninin gerekleri ile bağdaşır olmadığı çok belirgindir.</p>
<h3 id="vtedbirkararnndelegelerintzktenkaynaklananyetkilerinikullanamayacakurultayyaplamayacaanlamnagelirmi">V. Tedbir Kararının Delegelerin Tüzükten Kaynaklanan Yetkilerini Kullanamayacağı, Kurultay Yapılamayacağı Anlamına Gelir Mi?</h3>
<p>Tedbir kararı kurultay delegelerini ve Parti Tüzüğünü kapsamamaktadır. Delegeler görevden alınmış değildir. Karar seçilmiş organlara yöneliktir. Seçimi yapanları kapsamamaktadır. Delegeler kendilerine tüzükte verilen yetkileri kullanabilir durumdadırlar. Tedbir kararı onların kurultay taleplerini geçersiz kılmadığı gibi derhal kurultaya gidilmesi kanunun emredici hükmüdür. Tedbir kararının amacı bunu derhal sağlamak olabilir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-14">SPK 14/6</a> uyarınca siyasi partilerin “en fazla üç yılda bir kurultay” yapılması zorunludur. Bu zorunluluğun yaptırımı da <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-36">SPK 36</a>’da düzenlenmiştir. İlçe, il, büyük kongrelerini üst üste iki defa yapamayan partiler seçime katılma yeterliliğini kaybederler. Ayrıca AYM, üst üste iki kurultay yapamayan partiyi <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-87">MK 87</a> uyarınca kendiliğinden sonra ermiş kabul etmektedir. Bu karar ile CHP’nin hukuki varlığının sona ermiş olacağı ileri sürülemezse de (partinin faaliyetlerine son verme iradesi olmadığı için); Anayasa Mahkemesi’nin yaklaşımı, kurultay yapmamanın partilerin siyasi faaliyetlerine son vermelerinin işareti olacak kadar emredici olduğunu gösterir. <strong>Öyleyse bir tedbir kararının yasanın emredici hükümlerini askıya alması ya da partiyi siyasi faaliyetine fiilen son vermiş hale getirmesi düşünülemez. Kararın kesinleşmesi halinde</strong> Parti 2023 yılına geri gidecekse en son olağan Kurultay 2020 yılında yapılmıştır ve derhal olağan kurultaya gidilmesi zorunluluğu mevcuttur.</p>
<p>Temmuz 2026’da CHP iki olağan Kurultay yapmamış hale gelecektir. Karar kesinleştiği anda CHP bunun kanunini sonuçlarıyla baş başa kalacağına göre partinin bu tehlikeyi derhal bertaraf etme hakkı mevcuttur. Tedbir kararı belirsiz bir süre için verildiğine göre bu süre boyunca kendi yöneticilerini seçemeyeceğini ileri sürmek CHP’nin tüzel kişi olarak özerk biçimde iradesini ortaya koymasını engellemek olacaktır. Siyasi faaliyette bulunma hakkının özüne dokunan onu kullanılamaz hale getiren bir sonuç doğuracaktır.</p>
<p>Partinin seçime girme yeterliliği riske sokulmuş olacaktır. Yargının gideceği yön artık kestirilemeyen ve hukuk güvenliği oldukça zayıflamış olan ülkemizde parti için alınamayacak riskler yaratılmış olacaktır.</p>
<p>Kurultay yapılamaz demek, siyasi faaliyette bulunma hakkının özünü dokunur. Seçme ve seçilme hakkını anlamsızlaştırır. Kurultay yapılmazsa parti fiilen seçilmemiş, atanmış bir yönetime süresi belirsiz şekilde teslim edilecektir. Bu her hangi bir demokratik rejimde asla kabul edilebilir değildir.</p>
<h3 id="vikurultaydavasnnniteliihtiyatitedbirkararnakarbireyselbavuruyaplabilirm">VI. Kurultay Davasının Niteliği, İhtiyati Tedbir Kararına Karşı Bireysel Başvuru Yapılabilir Mİ?</h3>
<p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesinde karara bağlanan davanın türünü belirlemek gerekir. Bu dava bir tespit veya inşai dava olarak değerlendirilmelidir. Bu iki dava türünün en önemli özelliği ise verilen kararların kesinleşmeden sonuç doğurmamasıdır. Başka bir ifade ile mutlak butlan kararının sonuç doğurabilmesi için kararın temyiz de onanması gerekmektedir. Ancak bunu bilen Bölge Adliye Mahkemesi, verdiği ihtiyati tedbir kararı ile kararın kesinleşmeden sonuç doğurabilmesini ihtiyati tedbir kararı ile sağlamak istemiştir. Buna davanın sonucunun öne çekilmesi denir ki, Yargıtay pek çok kararı ile bu tür tedbir taleplerinin çok istisnai haller dışında verilemeyeceğini kabul etmemektedir.</p>
<p>Bu hali ile usul hukukuna da aykırılıklar barındıran ihtiyati tedbir kararına karşı, öncelikle kararı veren mahkemeye itiraz ile müracaat edilerek kararın hukuka aykırılığı sebebiyle kaldırılması talep edilebilmelidir (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-394">HMK. m. 394</a>) ki bu da yapılmıştır. Mahkeme tedbire yönelik yapılan itirazları reddetmiştir. Ara karara karşı asıl karardan bağımsız olarak temyiz yoluna başvurulabileceği ileri sürülebilirse de Yargıtay şimdiye kadar nihai karardan bağımsız şekilde temyiz yoluna başvurulamayacağı görüşünü kabul etmektedir. Yargıtay’ın bu olayda da esas karar ile birlikte tedbir kararını incelemeyi seçmesi hayli olasıdır.</p>
<p>Daha önce verilmiş bir örneği bulunmadığından ve tedbir kararı siyasi faaliyette bulunma hakkı açısından tek başına ağır hak ihlali yarattığından, tedbire yönelik itirazların kesinleştiği kabul edilerek Anayasa Mahkemesine bireysel başvuru da bulunulabileceği görüşündeyim. Zira alınan tedbir kararı kendi başına hukuki sonuç doğurmakta, hak ihlalini derinleştirmektedir.</p>
<p>Anayasa Mahkemesi kural olarak ara kararlardan doğan ihlali nihai kararla birlikte değerlendirmektedir. Ancak kimi istisnai durumlar vardır ki ara karara tek başına bireysel başvuruda bulunulabilmektedir.</p>
<p>Ara kararın yarattığı etkinin daha sonra giderilemeyecek olması, derhal korunmaya değer bir menfaatin bulunması bu sebepler arasındadır. Anayasa Mahkemesi B.K. başvurusunda; <strong>“ara kararına karşı nihai kararla birlikte kanun yoluna müracaat edilmesinin başvurucunun şikayetini gidermede yeterli ve etkili olmadığı”</strong> durumlarda tek başına bireysel başvuru konusu yapılabileceğini ifade etmiştir. (Başvuru no.<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/k-2014-14189-t-25-10-2017">2014/14189</a>, 25.10.2017, P.50)</p>
<p>Ara kararın yargılama sonucundan bağımsız olarak ihlale neden olduğu yahut <strong>ara karara karşı doğrudan bireysel başvuruda bulunulamamasının temel hak ve hürriyetlere karşı yapılan müdahalenin sonuçlarının ağırlaşmasına yol açabileceği durumlarda</strong> nihai kararı beklemeden bireysel başvuruda bulunulabileceği kabul edilmiştir. (Tacettin Ceylan Başvurusu, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2017-39062-k-1-t-10-11-2021">2017/39062</a>, 10.11.2021, P.43.)</p>
<p>Burada verilen ihtiyati tedbir kararı sonucu hem ağırlaştırmakta hem de belirsiz bir süre CHP’nin üyesinin ve delegesinin iradesini askıya alındığı iddialarına dayanak olarak ileri sürülmektedir. Tedbir kararı ile atanan kişinin bir çağrı heyeti mi, kayyum mu hukuken ne işlev göreceği bilinçli olarak belirsiz bırakılmıştır. Adeta atanmış bir genel başkanlık yaratılmıştır. Ara kararın nihai karardan bağımsız olarak bir takım sonuçları mevcuttur.</p>
<p>Açık biçimde hukuka aykırı, hiç bir gerekçeye dayanmayan ve kesinleşmeden hiçbir hukuki sonuç doğuramayacak nitelikte ve hatta bizce yok hükmünde olan nihai kararı, hak ihlalini daha da derinleştirerek usul hukukuna aykırı biçimde nihai kararın sonucunu öne çeken bir ihtiyati tedbir kararı ile taçlandırmışlardır. Böylelikle ihlalin sonuçlarını derinleştirerek ağırlaştırılmıştır.</p>
<p>Hukuken iki yol vardır. Birincisi Yargıtay’ın nihai kararla birlikte bu tedbir kararını da en kısa sürede kaldırması, hukuk yoluna geri dönülmesidir. Bir diğeri de en azından tedbir kararı açısından Anayasa Mahkemesi’nin bireysel başvuru yolu ile hak ihlalini gidermesidir.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (30 Mayıs-5 Haziran 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 234. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Eray Aksın Atar, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/ortulu-irade-aciklamasi-9786255823410">Örtülü İrade Açıklaması</a></p>
<p>Eserde, örtülü irade açıklaması, susma ile özdeşleştiren dar bakış açısının ötesine geçerek irade faaliyetleri ve iradeyi gösteren davranışlar</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-30-mayis-5-haziran-2026/</link><guid isPermaLink="false">6a268ac01715cd01ae8f85e5</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 08 Jun 2026 14:32:48 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update-1.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update-1.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (30 Mayıs-5 Haziran 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 234. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Eray Aksın Atar, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/ortulu-irade-aciklamasi-9786255823410">Örtülü İrade Açıklaması</a></p>
<p>Eserde, örtülü irade açıklaması, susma ile özdeşleştiren dar bakış açısının ötesine geçerek irade faaliyetleri ve iradeyi gösteren davranışlar gibi farklı görünümlerle incelenmiş; örtülü iradenin tanımı ve türlerinden başlayarak bu açıklamaların geçerliliği ve yorumlanması sorunları ortaya konulmuş; <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/37">Türk Medenî Kanunu</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098">Türk Borçlar Kanunu</a> merkezli bir yaklaşımla karşılaştırmalı hukuk perspektifi de sunulmuştur.</p>
<p>Betül Aktaş Ertan, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/elektronik-ortamda-gerceklesen-haksiz-rekabet-halleri-9786258506945">Elektronik Ortamda Gerçekleşen Haksız Rekabet Halleri</a></p>
<p>Kitapta, elektronik ortam ve haksız rekabet kavramları ayrı ayrı incelenerek bu iki alanın kesişim noktaları açıklanmış; elektronik ortamda ortaya çıkan haksız rekabet halleri sınıflandırılarak elektronik ortama özgü sorunlar ele alınmış; elektronik ortama ilişkin haksız rekabet hallerinde sorumluluk konusu, özellikle teknolojinin ortaya çıkardığı yeni aktörler çerçevesinde değerlendirilmiştir.</p>
<p>Ahmet Mücvel Değer, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/cevrimici-platformlarin-rekabet-hukuku-acisindan-duzenlenmesinde-yeni-bir-arac-olarak-ag-bekcisi-ve-1">Çevrimiçi Platformların Rekabet Hukuku Açısından Düzenlenmesinde Yeni Bir Araç Olarak Ağ Bekçisi ve Yükümlülükleri</a></p>
<p>Çalışmada, AB kanun koyucusu tarafından 14 Eylül 2022’de kabul edilen ve 1 Ekim 2022’de yürürlüğe giren, kısaca “Dijital Pazarlar Yasası” olarak ifade edilen <em>ex-ante</em> nitelikteki tüzükte öngörülen kavram, kurum ve araçlar irdelenmiş ve bunların Türk hukukunda bir karşılığının olup olmadığı tartışılmış; ayrıca mukayeseli hukuktaki örnekler dikkate alınarak Türk hukukundaki düzenlemelerin nasıl revize edilebileceğine ilişkin önerilere yer verilmiştir.</p>
<p>Özgür Ocakhan, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/uluslararasi-yatirim-hukukunda-adil-ve-hakkaniyetli-muamele-9786255878670">Uluslararası Yatırım Hukukunda Adil ve Hakkaniyetli Muamele</a></p>
<p>Kitapta yatırım antlaşmalarında adil ve hakkaniyetli muamele maddesi üzerinde durulmuş, adil ve hakkaniyetli muamele standardı temellendirilerek bu standardın özellikleri sıralanmış, bu standart ile ilgili diğer yatırım koruma ilkelerine değinilmiş, bu standardın unsurları kapsamına girebilecek durumlara yer verilmiş ve standardın değerlendirilmesinde dikkate alınabilecek özel durumlar hakkında da bilgi verilmiştir.</p>
<p>Geçen hafta Blog’a yüklenen makalelere aşağıda yer verilmiştir:</p>
<p>Korkut Kanadoğlu, Mert Duygun, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/ankara-36-bolge-adliye-mahkemesinin-cumhuriyet-halk-partisinin-38-olagan-kurultayi-hakkinda-verdigi-mutlak-butlan-karari-sonrasinda-ortaya-cikan-hukuki-sorunlar/">Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesinin Cumhuriyet Halk Partisinin 38. Olağan Kurultayı Hakkında Verdiği “Mutlak Butlan” Kararı Sonrasında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar</a></p>
<p>Muhammet Özekes, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/chp-kurultayi-ile-ilgili-tespit-iptali-davasi-ve-tedbir-karari-uzerine-usuli-sorunlarin-degerlendirilmesi/">CHP Kurultayı İle İlgili Tespit/İptali Davası ve Tedbir Kararı Üzerine Usûlî Sorunların Değerlendirilmesi</a></p>
<p>Sibel İnceoğlu, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/bir-siyasi-partinin-karar-ve-yonetim-organlari-bolge-adliye-mahkemesi-karariyla-degistirilebilir-mi/">Bir Siyasi Partinin Karar ve Yönetim Organları Bölge Adliye Mahkemesi Kararıyla Değiştirilebilir Mi?</a></p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
42</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
4837</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
36839</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2316</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge Adliye Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
3559</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge İdare Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1634</td></tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>49227</b></td></tr>
</table>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na ait karar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/e-2024-426-k-2025-799-t-10-12-2025">Yargıtay HGK., E. 2024/426 K. 2025/799 T. 10.12.2025</a></p>
<p>Davacı vekili; müvekkili banka tarafından dava dışı şirkete (borçlu şirket) kredi kullandırıldığını, kredi borcunun ödenmemesi sebebiyle hesabın kat edildiğini, anılan şirket ile müşterek borçlu ve müteselsil kefillere muacceliyet ihtarnamesinin keşide edildiğini ancak herhangi bir ödeme yapılmadığını, müşterek borçlu ve müteselsil kefiller için verilen ihtiyati haciz kararı sonrasında kefalet miktarları üzerinden icra takibi başlatıldığını, davalıların anılan icra takibi kapsamında düzenlenen ödeme emrine itiraz ettiklerini ileri sürerek anılan icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, davalılar aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Davalı vekili; müvekkilinin kullandığı yahut kullanacağı kredilerde müteselsil kefil sıfatıyla herhangi bir imzasının bulunmadığını, genel kredi sözleşmesindeki imzanın kendisine ait olmadığını, davacının kötüniyetli olarak müvekkili aleyhine icra takibinde bulunduğunu, borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığının davacı tarafından açıklanmadığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla takip talebinde talep edilen %32 faiz oranının fahiş olduğunu belirterek davanın reddini savunmuş, davacı aleyhine %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.</p>
<p>(...) Asliye Ticaret Mahkemesi; ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile de takip yapıldığından mükerrer tahsilata sebep olmamak üzere hüküm tesisi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, (...) İcra Müdürlüğü’nün ilgili dosyasında aynı alacak için ipoteğin paraya çevrilmesi yönünden takip yapıldığı gözetilerek bu dosyada yapılacak tahsilatların tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla infazda değerlendirilmesine, alacak likit ve muayyen olduğundan asıl alacağın %20’si olan meblağın davalılardan tahsiline karar vermiştir.</p>
<p>Davalı vekilinin istinaf başvurusu sonucunda (...) Bölge Adliye Mahkemesi; bilirkişi raporunda davalının imzasının bulunmadığı diğer kredi sözleşmelerine istinaden kullandırılan krediler sebebiyle davalının kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu kredi sözleşmesinde diğer kredi sözleşmelerine atıfta bulunmak, eş anlatımla “kelepçeleme” yapmak suretiyle davalının kefil olarak sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceği, aksinin kabulünün sözleşme iradesi ve serbestisi gibi temel hukuk kurallarına aykırı olacağı, dolayısıyla davacı banka tarafından takip konusu edilen kredi alacağının davalı kefilin kefalet imzasının bulunduğu genel kredi sözleşmesinden doğduğunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, davacı banka tarafından dava konusu ilamsız icra takibinin haksız ve kötüniyetli olarak yapıldığı, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/icra-ve-iflas-kanunu-2004">İcra İflâs Kanunu</a>’nun 67. maddesindeki koşulların oluştuğu ve bankanın takip konusu alacağın %20’si oranında kötüniyet tazminatından sorumlu olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının davalı yönünden kaldırılarak davalı hakkındaki davanın reddine, kötüniyet tazminatının davacı bankadan alınarak davalıya verilmesine karar vermiştir.</p>
<p>Davacı vekilinin temyiz istemi sonucunda ilgili Yargıtay Dairesi; davacı banka kayıtları üzerinde yerinde inceleme yaptırılmak suretiyle konusunda uzman bankacı bilirkişilerden oluşan yeni bir bilirkişi heyetinden, davacının takip tarihi itibarıyla borçlu şirketten bir alacağı bulunup bulunmadığı, alacak var ise bunun hangi genel kredi sözleşmesinden kaynaklandığı ve bu sözleşmede davalının kefaletinin bulunup bulunmadığının takip tarihi itibarıyla sorumlu olduğu borç miktarı hususlarında bir rapor alınıp sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesis edildiği gerekçesiyle kararı bozmuştur.</p>
<p>(...) Bölge Adliye Mahkemesi; önceki gerekçeye ek olarak, bozma kararında belirtilen araştırmanın yapıldığı, davacı bankanın (...) Şubesi kayıtları üzerinde bankacılık işlemleri konusunda uzman bilirkişi vasıtasıyla yerinde inceleme yapılmak suretiyle rapor alındığı, alınan bilirkişi raporunda dava ve takip konusu kredi alacağının davalı müteselsil kefilinin kefalet imzalarının bulunduğu genel kredi sözleşmelerinden doğduğunun tespit edilemediği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.</p>
<p>Direnme kararına da süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; yaptığı kapsamlı hukuki değerlendirme sonucunda, (...) Bölge Adliye Mahkemesi ve ilk derece mahkemesince yapılan inceleme ve araştırma hüküm tesisi için yeterli olduğundan Özel Dairenin bozma kararında işaret edilen kapsam ve nitelikte bir inceleme yapılmasının gerekli olmadığı, davacı banka ile dava dışı borçlu şirket arasında akdedilen genel ticari kredi sözleşmelerinin birbirlerinin eki ve ayrılmaz parçası olmaları sebebiyle dava konusu kredi borcunun, bahse konu her üç sözleşmeden doğan kredi ilişkisinden doğduğunun kabulünün gerektiği, davalının, müteselsil kefil olarak itirazının bulunduğu icra takibine konu borçtan kefalet limitiyle sınırlı olarak sorumlu olduğu kabul edilerek yapılacak değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmasına oybirliği ile hükmetmiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kurumlar-vergisi-kanunu-5520/53"><strong>Kurumlar Vergisi Kanunu</strong></a></p>
<p>Yurt dışından satın alınan malların Türkiye’ye getirilmeksizin yurt dışında satılmasından veya yurt dışında gerçekleşen mal alım satımları ile <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dogrudan-yabanci-yatirimlar-kanunu-4875/4">Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu</a> kapsamında nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyette bulunan kurumların kazançlarına ilişkin indirim hükümlerinde ve yurt içi asgari kurumlar vergisi ile geçici vergi oranına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kurumlar-vergisi-kanunu-5520/53/53/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/gumruk-kanunu-4458/30"><strong>Gümrük Kanunu</strong></a></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2025-269-k-2026-72-t-26-3-2026">E. 2025/269, K. 2026/72 sayılı ve 26.03.2026</a> tarihli kararı uyarınca, kanunda tanınan yetkilere dayanılarak çıkarılan ikincil düzenlemelerle getirilen hükümlere aykırı hareket edenlere usulsüzlük cezası uygulanacağına ilişkin hüküm iptal edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/gumruk-kanunu-4458/29/29/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanun-6502/15"><strong>Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun</strong></a></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2024-187-k-2026-42-t-12-2-2026">E. 2024/187, K. 2026/42 sayılı ve 12.02.2026</a> tarihli kararı uyarınca, mesafeli sözleşmelere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklik, 02.03.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanun-6502/15/15/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/veraset-ve-intikal-vergisi-kanunu-7338/25"><strong>Veraset ve İntikal Vergisi Kanunu</strong></a></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/gelir-vergisi-kanunu-193">Gelir Vergisi Kanunu</a>’nun mükerrer 20/D maddesi kapsamında gelir vergisi istisnasından yararlananlara ilişkin hükümler düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/veraset-ve-intikal-vergisi-kanunu-7338/25/25/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanun-6183/50"><strong>Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun</strong></a></p>
<p>Tecil hükümlerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/amme-alacaklarinin-tahsil-usulu-hakkinda-kanun-6183/50/50/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/istanbul-finans-merkezi-kanunu-7412/3"><strong>İstanbul Finans Merkezi Kanunu</strong></a></p>
<p>Vergi ve diğer mali yükümlülüklerdeki istisna ve indirimlere ilişkin hükümler ile kurumlar vergisi ve harçlar hakkındaki ilave muafiyete ilişkin geçici madde hükümlerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/istanbul-finans-merkezi-kanunu-7412/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dogrudan-yabanci-yatirimlar-kanunu-4875/4"><strong>Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu</strong></a></p>
<p>Nitelikli hizmet merkezine ilişkin ek madde hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/dogrudan-yabanci-yatirimlar-kanunu-4875/4/4/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/arastirma-gelistirme-ve-tasarim-faaliyetlerinin-desteklenmesi-hakkinda-kanun-5746/13"><strong>Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun</strong></a></p>
<p>İndirim, istisna, destek ve teşvik unsurlarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/arastirma-gelistirme-ve-tasarim-faaliyetlerinin-desteklenmesi-hakkinda-kanun-5746/13/13/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/su-urunleri-yetistiriciligi-yonetmeligi/8"><strong>Su Ürünleri Yetiştiriciliği Yönetmeliği</strong></a></p>
<p>Su ürünleri yetiştiricilik belgesi, projenin iptal edilmesi, proje değişiklikleri, proje devri ve su ürünleri yetiştiricilik tesislerinde teknik personel istihdamına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/su-urunleri-yetistiriciligi-yonetmeligi/8/8/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesinin Cumhuriyet Halk Partisinin 38. Olağan Kurultayı Hakkında Verdiği “Mutlak Butlan” Kararı Sonrasında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h3 id="1giriyerineankara36blgeadliyemahkemesikararnnanayasayaaykrl">1. Giriş Yerine: Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Anayasaya Aykırılığı</h3>
<p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline ilişkin davada Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24 Ekim 2025’te verdiği “davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/ankara-36-bolge-adliye-mahkemesinin-cumhuriyet-halk-partisinin-38-olagan-kurultayi-hakkinda-verdigi-mutlak-butlan-karari-sonrasinda-ortaya-cikan-hukuki-sorunlar/</link><guid isPermaLink="false">6a2321f91715cd01ae8f83de</guid><category><![CDATA[siyasi partiler]]></category><category><![CDATA[cumhuriyet halk partisi]]></category><category><![CDATA[Siyasi Partiler Kanunu]]></category><category><![CDATA[kurultay]]></category><category><![CDATA[mutlak butlan]]></category><category><![CDATA[Hukuk Devleti]]></category><category><![CDATA[Medeni Kanun]]></category><category><![CDATA[Dernekler Kanunu]]></category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Korkut Kanadoğlu]]></dc:creator><pubDate>Sat, 06 Jun 2026 12:16:10 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/chp_binasi_3.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h3 id="1giriyerineankara36blgeadliyemahkemesikararnnanayasayaaykrl">1. Giriş Yerine: Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesi Kararının Anayasaya Aykırılığı</h3>
<img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/chp_binasi_3.jpg" alt="Ankara 36. Bölge Adliye Mahkemesinin Cumhuriyet Halk Partisinin 38. Olağan Kurultayı Hakkında Verdiği “Mutlak Butlan” Kararı Sonrasında Ortaya Çıkan Hukuki Sorunlar"><p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4-5 Kasım 2023’te yapılan 38. Olağan Kurultayı’nın iptaline ilişkin davada Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 24 Ekim 2025’te verdiği “davanın konusuz kalması sebebiyle karar verilmesine yer olmadığına” dair hükme ilişkin kararla ilgili istinaf incelemesini tamamlayarak esas dava ile birleşmesine karar verilen dosyalar yönünden yapılan istinaf başvurularının kabulü ile Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin ilgili kararının kaldırılmasına karar vermiştir. BAM bu kararında ayrıca “mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen genel başkan Özgür Özel'in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREV ÜSTLENMELERİNE/GÖREVE İADELERİNE” de hükmetmiştir. Öncelikle bu kararın siyasi partilere ilişkin yasal hükümlere ve seçim hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu belirtmek gerekir. Seçim sonucunu sakatladığı ileri sürülen usulsüzlüklerin çözüm yeri hukuk mahkemeleri değildir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn1" id="fnref1">[1]</a></sup> YSK içtihadında da seçim işlemleri nedeniyle seçimin iptali taleplerinin olağanüstü itiraz yolu ile süresi içinde yazılı başvuru olması halinde incelenebileceği ve seçimin iptali taleplerinin tam kanunsuzluk sonucunu doğurmayacağı açıkça görülmektedir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn2" id="fnref2">[2]</a></sup> Gerçekten de CHP 38. Kurultayına ilişkin itirazların nasıl karara bağlanacağı, 2820 sayılı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a>’nun (SPK) <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21. maddesi</a>nde açıkça düzenlenmiştir. Buna göre siyasi parti kongrelerinde “kongre divanının” çekilmesinden sonra seçim kurulunun görevi başlar. Söz konusu seçimlerin yürütülmesi ve yönetimi görevini <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">SPK’nın 21. maddesinin 7. fıkrası</a> gereği üstlenecek sandık kurullarının oluşturulması görevi ise seçim kurulu başkanına verilmektedir. Seçim kurullarının (YSK dahil) bile kongreyi iptal yetkisi yoktur; seçim kurulunun iptal yetkisi de seçimli kongrelerde seçimlerin iptali ile sınırlıdır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn3" id="fnref3">[3]</a></sup></p>
<p>Dolayısıyla SPK’da yer alan açık düzenlemeler karşısında <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">Türk Medeni Kanunu</a>’nun &quot;Kararın İptali&quot; başlıklı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-83">83. maddesi</a> hükmüne dayanarak Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğu sonucuna varılamaz. Burada bir görev ihlali söz konusudur. Nitekim Anayasa Mahkemesi de çeşitli kararlarında başka mercilerin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253">Dernekler Kanunu</a>’ndaki hükümleri gerekçe göstererek siyasi partiler hakkında müeyyide uygulamasının düşünülemeyeceğini vurgulamaktadır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn4" id="fnref4">[4]</a></sup></p>
<p>Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi kararına ilişkin olarak yukarıda yapılan hukuki tespit saklı kalmak kaydıyla, aynı Mahkeme tarafından bu karar bağlamında verilmiş olan tedbir kararının çeşitli yönlerden değerlendirilmesi gerekmektedir. “Mutlak butlan” ile iptal edilen kongrenin devamındaki olağanüstü kurultayda kabul edilen tüzüğün hukuki durumu, TBMM CHP Grup Başkanlığı’na ilişkin hukuki tartışmalar, CHP’nin seçime girme yeterliliği ve “mutlak butlan” kararının <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-14">SPK’nın 14. maddesinin 6. fıkrası</a>nda öngörülen büyük kongrenin olağanüstü toplanabilmesi yollarını kapatıp kapatmadığı bu bağlamda ele alınmalıdır.</p>
<h3 id="2blgeadliyemahkemesinintedbirkararsonrasnda39olaankurultaydakabuledilentznhukukidurumuvesonular">2. Bölge Adliye Mahkemesinin Tedbir Kararı Sonrasında 39. Olağan Kurultay’da Kabul Edilen Tüzüğün Hukuki Durumu ve Sonuçları</h3>
<p>Her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili kararında “CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeni ile iptaline karar verildiğinden bu tarihten sonra yapılan tüm Olağan ve Olağanüstü Kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların İPTALİNE, 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultaydan ÖNCEKİ DURUMA DÖNÜLMESİNE” karar verilmişse de bu karar henüz kesinleşmediğinden, BAM ilgili kararda bir alt fıkrada bazı tedbirlere hükmetmiştir. Bu noktada Mahkeme, “mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen genel başkan Özgür Özel'in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREV ÜSTLENMELERİNE/GÖREVE İADELERİNE, İhtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine“ karar vermiştir.</p>
<p>Bu noktada ihtiyati tedbir kararının içerdiği hükümlerde düzenlenmeyen iki önemli konu dikkat çekmektedir. Tedbir kararı, 4-5 KASIM 2023 tarihli Kurultay ve sonrasındaki yapılan Kurultay’larda alınan karara ilişkin bir hüküm içermemektedir. Bunun doğal sonucu ise 6-7-8 EYLÜL 2024 tarihinde yapılan olağanüstü kurultay sonucunda kabul edilen parti tüzüğünün halen yürürlükte olmasıdır.</p>
<p>Diğer tartışmalı durum ise CHP Merkez Yönetim Kuruluna ilişkindir. Zira bu tedbir kararında “<em>4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar</em>“ görevi üstlenmeleri hüküm altına alınmış olsa da, Merkez Yönetim Kurulu üyelerine ilişkin bir düzenleme yer almamaktadır. Dolayısıyla ilgili tedbir kararı gereğince görevi üstlenmiş olan Kemal Kılıçdaroğlu’nun Merkez Yönetim Kurulu üyelerini göreve seçmesi için Parti Meclisinden onay alması gerekmektedir. Zira CHP’nin 20 Olağanüstü Kurultay sonucunda kabul Tüzüğü uyarınca “<em>Genel Sekreter ile hukuk, seçim, idari ve mali işler, örgüt, yerel yönetimler, medya, halkla ilişkiler ve bilişimden sorumlu alanlardaki genel başkan yardımcıları ile sayı ve görev alanları genel başkanca belirlenen diğer genel başkan yardımcıları genel başkanın önerisi üzerine</em> <strong><em>Parti Meclisinin (PM) salt çoğunluğunun onayıyla</em></strong> <em>göreve başlar</em>.” Bu nedenle ilgili MYK üyelerinin, PM üyelerinin onayını alması gerekmektedir. Oysa ki 2018 tarihli Tüzük, MYK üyelerinin doğrudan Genel Başkan tarafından göreve atanmasını; ancak PM üyelerinin üye tam sayısının 1/3’ünün önerisi üzerine yine PM üyelerinin salt çoğunluğuyla MYK üyelerinin görevden alınabilinmesini öngörrmekteydi.</p>
<p>Özetle ilgili BAM kararına karşın Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin göreve başlayabilmeleri halen yürürlükte olan Tüzük hükümleri uyarınca <strong>PM onayına tabidir.</strong></p>
<h3 id="323maystarihlitbmmchpgrupbakanlseimi">3. 23 Mayıs Tarihli TBMM CHP Grup Başkanlığı Seçimi</h3>
<p>Kamuoyunda yine oldukça tartışmalı olan bir başka husus ise BAM’ın verdiği mutlak butlan kararı sonrasında CHP Grup Başkanlığı görevini kimin yürüteceği ve bu göreve ilişkin yapılan seçimin nasıl olacağıdır.</p>
<p>Bu noktada çok kısaca siyasi parti gruplarının anayasal statüsüne değinmek gerekmektedir: Siyasi parti gruplarında yer alan milletvekillerinin belirli bir ölçüde parti disiplinine bağlı kalmak zorunda kalsalar da bu durum karşılaştırmalı hukukta “serbest milletvekili ilkesi (<em>freies Mandat</em>)”<sup class="footnote-ref"><a href="#fn5" id="fnref5">[5]</a></sup> olarak ifade edilen ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">1982 Anayasası</a>’nın “milletin temsili” başlıklı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-80">80. maddesi</a>ndeki milletvekillerinin tüm milletin temsilcisi olduğu şeklinde yer alan hüküm gereğince parti genel merkezlerine karşı özerkliklerini güvence altına almaktadır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn6" id="fnref6">[6]</a></sup> Diğer bir ifadeyle temsili vekalet ilkesi ve uygulanması, siyasi parti gruplarında yer alan milletvekillerinin belirlenmesinde genel merkezlerin belirli bir riziko üstlenmelerini ve parti disiplinin parti grubunda yoğunlaşmasından kaçınılmasını gerektirir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn7" id="fnref7">[7]</a></sup></p>
<p>Siyasi parti gruplarına ilişkin düzenlemeler gerek TBMM İçtüzüğü gerekse de SPK’da yer almaktadır. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tuzukler/turkiye-buyuk-millet-meclisi-ictuzugu">TBMM İçtüzüğü</a>’nün <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tuzukler/turkiye-buyuk-millet-meclisi-ictuzugu/madde-18">18. maddesi</a>nde, en az 20 milletvekili bulunan siyasi partilerin TBMM’de grup kurma hakları olduğu belirtilmektedir. Parlamentodaki siyasi parti gruplarının başkanına ilişkin ise <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">2820 sayılı Kanun</a>’un <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-26">26. maddesi</a>, partinin genel başkanının milletvekili değilse grup başkanının grup üyeleri arasından seçileceğini öngörmektedir. Genel başkanların daha çok partilerin genel merkezinde bulunduğu göz alındığında, parlamento grubunun sevk ve idaresinde en önemli görev grup başkanına düşmektedir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn8" id="fnref8">[8]</a></sup></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">2820 sayılı SPK</a>’nın ilgili hükümleri dışında halen yürürlükte olan 2024 tarihli CHP Tüzüğü ve CHP TBMM Grup İçyönetmeliğinin 6. maddesi uyarınca CHP Genel Başkanı aynı zamanda TBMM Grup Başkanı’dır. Ancak genel başkanının TBMM üyesi olmaması durumunda TBMM Grubu, üyeleri arasından, Başkanını üye tamsayısının salt çoğunluğu ile bir yıl için seçer. Bu durumda, ilgili İçyönetmelik uyarınca TBMM Grup Başkanı Genel Başkana bağlı olarak çalışsa da, Grup Başkanının bu noktada Genel Başkan’a bağlı olmasının içeriği ve bu hükme uyulmaması durumunda TBMM Grup Başkanı açısından yaptırımın ne olacağı belirsizdir. Bu durumda akla gelebilecek yegane hüküm yine Tüzüğün 63. maddesinde yer alan “Partili TBMM üyelerinin grup disiplinine, iç yönetmeliğe, bağlayıcı grup kararlarına aykırı ya da göreviyle bağdaşmayan eylemlerinden doğan parti suçları Grup Yönetim Kurulunun istemi üzerine Grup Disiplin Kurulunca karara bağlanır“ hükmüdür.</p>
<h3 id="4bamhukukdairesinintedbirkararchpninseimekatlmayeterliliininkaybnayolaarm">4. BAM Hukuk Dairesi’nin Tedbir Kararı CHP’nin Seçime Katılma Yeterliliğinin Kaybına Yol Açar Mı?</h3>
<p>BAM Hukuk Dairesinin “mutlak butlan” kararı sonrasında tartışmalı olan hususlardan birisi de 2820 sayılı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-36">SPK’nın 36. maddesinin ikinci fıkrası</a> uyarınca “parti tüzüğünde belirtilen süreler içinde birinci ve ikinci fıkrada belirlenen teşkilatlanma yeter sayısı esas alınarak ilçe, il ve büyük kongrelerini üst üste iki defa yapmamış olan siyasi partilerin seçime katılma yeterliliğini kaybedeceği” yönündeki hükmün CHP açısından uygulama alanı bulup bulamayacağıdır.</p>
<p>2820 sayılı Kanun’un <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-36">36. maddesi</a>nin ilk fıkrasında “siyasi partilerin seçimlere katılabilmesi için illerin en az yarısında oy verme gününden en az altı ay evvel teşkilat kurmuş ve büyük kongrelerini yapmış olması” şartı aranmaktadır. Yasa koyucu “ülke çapında örgütlenme” ve akabinde “büyük kongrenin yapılması” kuralı ile siyasi partilerin seçime girme yeterliliği açısından gerekli olan “ciddilik” kriterinin yerine getirilmesini aramaktadır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn9" id="fnref9">[9]</a></sup> Hiç kuşkusuz <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-36">SPK’nın 36. maddesi</a>nin ikinci fıkrasında belirtilen hüküm kendi iradesi ile kongrelerini yapmamış olan siyasi partiler açısından geçerlidir.</p>
<p>Bu noktada bir hukuk mahkemesi kararı sonucunda kendi iradesi hilafına yapmış olduğu büyük kongreleri iptal edilen bir siyasi partinin, 2820 sayılı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-36">SPK’nın 36. maddesi</a> uyarınca seçime katılma yeterliliği olmadığına yönelik bir tespit, siyasi parti özgürlüğü ve seçilme hakkına ölçüsüz bir müdahale oluşturacaktır. Bu durumda en büyük görev, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/secimlerin-temel-hukumleri-ve-secmen-kutukleri-hakkinda-kanun-298/madde-14">298 sayılı Kanun’un 14. maddesi</a> uyarınca siyasi partilerin parlamento seçimlerine katılma yeterliliğine sahip olup olmadıklarının tespitini yapmakla görevli olan YSK’ya düşmektedir.</p>
<h3 id="5bamhukukdairesinintedbirkararbykkongreninolaansttoplanmasnengellermi">5. BAM Hukuk Dairesi’nin Tedbir Kararı Büyük Kongrenin Olağanüstü Toplanmasını Engeller mi?</h3>
<p>Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi tarafından verilmiş olan tedbir kararının, 2820 sayılı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-14">SPK’nın 14. maddesinin 6. fıkrası</a>nda öngörülen büyük kongrenin olağanüstü toplanabilmesi yollarını kapatıp kapatmadığı, söz konusu karar sonrasında yaşanan tartışmaların en önemli noktasını oluşturmaktadır.</p>
<p>Bu anayasal sorunun çözümünde dört basamaklı bir temel hak ve özgürlük denetiminden hareket edilebilir: <strong>a)</strong> İlgili temel hak ve özgürlüğün konusu (koruma alanı), <strong>b</strong>) Temel hak ve özgürlüğe müdahale, <strong>c)</strong> Sınırlama <strong>d)</strong> Sınırlamanın sınırı.</p>
<h4 id="asiyasipartizgrlnnkorumaalannnbelirlenmesi">a. Siyasi Parti Özgürlüğünün Koruma Alanının Belirlenmesi</h4>
<p>Her temel hak ve özgürlük, belirli alan ve koşulları korur. Buradaki temel hak uyuşmazlığının ilgili olduğu özgürlük, siyasi parti özgürlüğüdür. Bu sebeple siyasi parti özgürlüğünün koruma alanının belirlenmesi gerekmektedir.</p>
<p>Siyasi parti özgürlüğü anayasal güvenceleri içeren bir haktır. Önceden izin alınmaksızın serbestçe siyasi parti kurma özgürlüğü, parti özgürlüğünün anayasal çekirdeğini oluştursa da<sup class="footnote-ref"><a href="#fn10" id="fnref10">[10]</a></sup> sadece bununla sınırlı değildir. Vatandaşlar ve partiler, siyasi parti özgürlüğü üzerinden devlete karşı şu gibi güvencelere dayanabilirler: faaliyet özgürlüğü, finansman özgürlüğü, üye kabul özgürlüğü, örgütlenme özgürlüğü, tüzük ve program oluşturma özgürlüğü vd.</p>
<p>Parti organlarını serbestçe seçebilmek siyasi partilerin örgütlenme özgürlüğünün bir ifadesidir. Parti içi düzenlemelerin demokrasi ilkelerine uygun olma gereği, bu özgürlük alanının belirlenmesinde önemli bir rol oynar. Demokratik iç yapının güvence altına alınması için parti üyelerinin etkin katılımın gerçekleşeceği büyük kongrenin toplanması da bir zorunluluktur. Partiler sadece organlarıyla faaliyette bulunabileceğinden, bu organlar için de demokrasi ilkesi bir geçerli olmalıdır. Bu noktada karşımıza siyasi partiler hukukunda bütün bir parti örgütü üzerinde haiz olduğu yönetim ve denetim işlevleriyle en önemli organ olarak büyük kongre çıkmaktadır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn11" id="fnref11">[11]</a></sup></p>
<p>Büyük kongre sahip olduğu parti içi kural koyma, parti tüzük ve programını belirleme gibi temel kararları alma yetkileriyle yaratıcı bir organdır. Büyük kongre bu asli yetkilerinden yoksun bırakılamaz. Bu nedenle büyük kongrenin toplanması demokratik meşruluk açısından büyük önem taşır. Bu sayede parti içi demokrasinin gerektirdiği “uzlaşma ve ortak akıl” en geniş temsil kabiliyetine haiz olan organ olan büyük kongre aracılığıyla sağlanmış olacaktır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn12" id="fnref12">[12]</a></sup></p>
<p>SPK gereği büyük kongre üyelerinin en az beşte biri yazılı istemde bulunarak büyük kongrenin olağanüstü toplanmasını sağlayabilir. Bu yetki, parti üyelerinin katılma haklarını sağlamak ve korumak amacıyla öngörülmüş bir grup hakkıdır. Nitekim Anayasa Mahkemesi’ne göre de beşte bir oranına ulaşan delegenin herhangi bir kabule bağlı olmayan toplu karar biçimindeki irade beyanıyla oluşan olağanüstü kongre çağrısı hukuki sonuç doğurucu olup (yenilik doğuran hak), bu sonuç parti yönetimini bağlayıcı niteliktedir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn13" id="fnref13">[13]</a></sup></p>
<p>CHP Tüzüğü’nün 48. maddesinin 5. fıkrasına göre salt çoğunluğu temsil eden büyük kongre delegelerinin gündeme seçim maddesi ekleme yetkisi bulunmaktadır. Fıkranın sonunda yer alan “konulabilir” ifadesi uygulamada bir tereddüt oluşturmamalıdır. Her ne kadar CHP Tüzüğü seçimli olağanüstü kongrenin toplanması konusunda genel başkana SPK’nın tanıdığından daha geniş bir yetki alanı tanımış olsa da salt çoğunluğu temsil eden büyük kongre delegelerinin imzasıyla seçimli olağanüstü kongrenin toplanması, siyasi parti özgürlüğünü güvence altına alan Anayasa ve SPK hükümlerine uygun yorumun bir gereğidir. Yargıtay içtihadı da tümüyle bu yöndedir; “‘çağrılabilir’ ifadesi, beşte bir delegenin olağanüstü kongre talebinin genel başkan ve merkez yönetim kurulunun takdirine bırakıldığı anlamına gelmez. Buradaki ifade, genel başkan ve merkez yönetim kurulunun lüzum görmesi halinde olağanüstü kongre toplantısıyla sınırlıdır. Tüzükte yer alan bu ifadeden, beşte bir delegenin büyük kongre talebinin de genel başkanın takdirine bağlı tutulduğu anlamının çıkarılması, yeter sayıdaki delegeye tanınan olağanüstü kongre talebinde bulunma hakkını işlevsiz hale getirir ve bu talebi partinin “kabulüne” bağlı kılar. Bu itibarla, beşte bir oranına ulaşan delegenin, toplu karar biçimindeki irade beyanıyla oluşan olağanüstü kongre çağrısı siyasi partiyi yasal olarak bağlar. Dahası, oluşan olağanüstü kongre istemi, yenilik doğurucu olduğundan, bu sonuç doğduktan sonraki vazgeçmeler veya beyanı geri almalar dahi hukuken geçerli kabul edilemez.”<sup class="footnote-ref"><a href="#fn14" id="fnref14">[14]</a></sup></p>
<h4 id="bsiyasipartizgrlneyaplanmdahale">b. Siyasi Parti Özgürlüğüne Yapılan Müdahale</h4>
<p>Müdahale, devletin temel hak ve özgürlüklerin koruma alanına zorla girmesi anlamına gelir. BAM tarafından CHP genel başkanı ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyeleri hakkında verilmiş olan tedbir kararıyla siyasi parti özgürlüğüne bir müdahalede bulunulduğu açıktır. Ancak müdahalenin varlığı, her zaman meşruluğu anlamına gelmez. Temel hak ihlali, müdahalenin temel hakkın sınırları içine girmemesi ya da sınırlamanın sınırlarını aşması halinde söz konusu olur.</p>
<p>Klasik bir müdahale; amaca yönelik, doğrudan etkili, zorunlu ve gerçekleştirilebilir bir hukuki işlemi gerektirir. Bu da müdahalenin son çare olması (<em>ultima ratio</em>) ilkesinin<sup class="footnote-ref"><a href="#fn15" id="fnref15">[15]</a></sup> de gereği olup; henüz çözümlenmemiş bir ceza yargılamasındaki iddialara dayanılarak verilen “ihtiyati tedbir” kararıyla siyasi partinin yönetim organlarının görevlerinden uzaklaştırılması, bu ilkeye aykırılık teşkil etmektedir.</p>
<h4 id="csiyasipartizgrlnnsnrlar">c. Siyasi Parti Özgürlüğünün Sınırları</h4>
<p>Devlet önleminin temel hak ve özgürlüğün koruma alanına müdahale ettiğinin saptanmasıyla ihlalin gerçekleştiği söylenemez. Çoğunlukla temel hak ve özgürlükler belirli anayasal sınırlara tabidir ve temel hak ve özgürlük sahibi meşru müdahalelere katlanmak zorundadır. Sınırlara uyulması, müdahalenin hukuka uygunluğunu sağlar.</p>
<p>Temel hak ve özgürlüklerin sınırları, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a>’da düzenlenmiştir. Sınırlama için yasal dayanak, anayasal temel olmaksızın yeterli değildir. Çoğunlukla parti özgürlüğünün sınırları; siyasi partilerin işlevlerinden ve örgütlenmelerinin demokratik olma gereğinden (Anayasa md. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">68/2</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-69">69/1</a>), partilerin fırsat eşitliğinden (Anayasa md. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-10">10</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">68/son</a>), hesap verme yükümlülüğünden (Anayasa md. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-69">69/3</a>) ve anayasaya içkin diğer sınırlardan kaynaklanır.</p>
<p>Somut sorun bakımından sınırlamanın meşru amacından söz edilebilir olsa da usulüne uyularak yapılmış olan bir kanuna dayanması ve bu kanunun da açık ve belirli olması gerekir. Kanun açık ve belirli değilse, kanunun amacıyla ulaşılacak olandan daha çok sınırlamaya kapı açar. Bu bağlamda yasa, sınırlamanın koşullarını, sınırlama yetkisini tamamen idare ve yargıcın takdirine bırakmayacak şekilde açık ve net olarak belirlemelidir.</p>
<p>Bu gereklilik özellikle temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması bakımından çok önemlidir. Anayasa Mahkemesi’ne göre de; <em>“Türk hukukunun bazı alanlarında, hâkimin yarattığı hukuk, hukukun bir kaynağı olarak kabul edilmekle birlikte insan hak ve hürriyetlerinin sınırlandırılması gibi tamamen biçimsel kanunilik ilkesi temelinde örgütlenen bir alanda hiçbir zaman “kanun” niteliğinde kural özelliği kazanamaz. Öte yandan temel bir hak ve özgürlüğe yapılan müdahalenin süreklilik kazanarak ulaşılabilir ve öngörülebilir hale gelmesi, müdahalenin dayanağı olan kamu gücü işlemini bir “kanun” haline getirmez. Aksi bir düşüncenin kabulü, ulaşılabilir ve öngörülebilir bir kamu gücü işleminden veya eyleminden kaynaklanan hak ihlallerinin “kanuni” dayanaklarının olduğunun kabul edilmesi anlamına gelecektir.”</em><sup class="footnote-ref"><a href="#fn16" id="fnref16">[16]</a></sup></p>
<p>Anayasa Mahkemesi, “Halkın Kurtuluş Partisi III” kararında, süresi içinde il ve ilçe kongrelerini yapmayan bir siyasi partinin ilgili teşkilatlarının kendiliğinden sona erdiğinin tespitine karar verilmesi nedeniyle siyasi örgütlenme özgürlüğünün ihlal edildiği iddiası ile yapılmış olan bireysel başvuru sonucunda, sulh hukuk mahkemelerinin yapmış olduğu tespitin “kanunun hükümlerini aşan, öngörülemez ve genişletici” bir yorum olduğu gerekçesiyle siyasi örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğine hükmetmiştir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn17" id="fnref17">[17]</a></sup></p>
<p>Aynı doğrultuda Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi de “Cumhuriyet Halk Partisi” hakkında 2008 ve 2009 yılında yapılan mali denetim sonucunda parti aleyhine AYM tarafından hükmedilen yaptırımların, örgütlenme özgürlüğünü ihlal ettiğini tespit ettiği kararında, siyasi partiler hakkında uygulanacak yaptırımlarda “öngörülebilirlik” standardının daha da yüksek tutulması gerektiğini vurgulamıştır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn18" id="fnref18">[18]</a></sup></p>
<p>Somut olayda BAM 36. Hukuk Dairesi’nce verilen tedbir kararıyla CHP’nin siyasi örgütlenme özgürlüğüne yapılmış olan müdahalenin yasal dayanağı 6100 sayılı <a href="https://www.lexpera.com.tr/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemesi Kanunu</a>’nun (HMK) <a href="https://www.lexpera.com.tr/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-389">389. maddesi</a>dir. Ancak maddenin uygulanmasında Mahkeme’nin ihtiyati tedbirin türü ve sınırlarını tam ve doğru olarak belirlemesi önemlidir. İhtiyati tedbir kararı, özellikle ihtiyati tedbir kararını uygulayacak memuru tereddütte sevk etmeyecek açıklıkta verilmelidir. Nitekim <a href="https://www.lexpera.com.tr/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-391">HMK md. 391/2</a> uyarınca ihtiyati tedbir kararında; “Tereddüde yer vermeyecek şekilde, neyin üzerinde ve ne tür bir tedbire karar verildiği” yazılmalıdır.</p>
<p>BAM kararında yalnızca “genel başkan, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar tedbiren görev üstlenmelerine” karar verilmiştir. Söz konusu tedbir kararı, büyük kurultayın toplanmasına ilişkin bir hüküm içermemektedir. CHP Kurultayının toplanmasına engel olabilecek aksi yönde herhangi bir uygulama siyasi parti özgürlüğüne yasal dayanağı olmayan bir müdahale teşkil edecektir. İlgili hak ve özgürlüğün doğasına da uygun olmayan böyle bir müdahale de açıkça anayasaya aykırı olacaktır.</p>
<p>Üstelik BAM davanın esasını çözümleyecek veya böyle bir sonuç doğuracak biçimde ihtiyati tedbir kararı da veremez.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn19" id="fnref19">[19]</a></sup> Yargıtay, davanın esasını çözümler tarzda karar verilemeyeceğini değişik tarihlerdeki kararlarında belirtmiştir. “Uyuşmazlığın esasını çözümleyecek şekilde ve davacının dava sonunda elde etmesi gereğinin peşinen hükme bağlayacak nitelikte tedbir kararı verilemeyeceği düşünülerek bu konudaki davacı isteğinin reddi icap ettiği halde mahkemece bu esaslara aykırı şekilde tedbir kararı verilmesi usule aykırıdır.”<sup class="footnote-ref"><a href="#fn20" id="fnref20">[20]</a></sup> Davacıların talebini karşılayan içeriğiyle söz konusu tedbir kararı usul hukukunun yerleşik ilkelerine aykırıdır Bu açıdan da BAM görev alanına girmeyen bu konudaki yargılama yetkisini görev alanına girmeyen bir konuda kullanan BAM’ın verdiği tedbir kararı sınırlama odaklı değil, temel hak ve özgürlük lehine yorumlanmalıdır.</p>
<p>Oysa hukukun diğer dallarında olduğu gibi siyasi parti hukukunda da yorum, Anayasa normları (temel hak ve özgürlükler) dikkate alınarak yapılmalıdır. Yasa koyucunun ilke olarak koyduğu amacı koruduğu sürece ilgili normun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a>’ya uygun yorumlanması gerekir. Bu bağlamda yargılama usulüne ilişkin yasa hükümleri, mahkeme tarafından siyasi parti özgürlüğüne aykırı yorumlanmamalıdır. Yargıcın temel haklar alanında hareket ettiğinin farkına varamaması; diğer bir söyleyişle yargıç kararını, medeni hukuk normlarının uygulanmasında temel hakların anlamını hiç dikkate almayarak ya da yanlış dikkate alarak vermişse, bir temel hak ihlaline yol açar. Bireysel başvuru kurumunun uygulanması da derece mahkemelerinde yapılan yargılamalarda anayasal ihlali engelleyecek ya da ortadan kaldıracak tüm meşru muhakeme araçlarının kullanımının sağlanması gereğini daha güncel hale getirmiştir.</p>
<p>Somut olayda bireysel başvuru yolunu kullanabilmek için kabul edilebilirlik koşulu olan tüm kanun yollarının tüketildiğini göstermek üzere bu tedbir kararına itiraz edilerek tedbirin kaldırılması talebinde bulunmak gerekmektedir. AYM'nin de bu bireysel başvuru bağlamında siyasi parti özgürlüğüne yönelik ciddi tehlikenin önlenmesi için geçici tedbir kararı vermesi uygun olacaktır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn21" id="fnref21">[21]</a></sup></p>
<h4 id="dsnrlamannsnr">d. Sınırlamanın Sınırı</h4>
<p>Müdahalenin özgürlükler hukuku alanında sınırlarını belirleyen ölçülülük ilkesi, kullanılan aracın, bununla izlenen amaç ve bu yolla temel haklara verilen zarar bakımından elverişlilik, zorunluluk ve orantılılık ilkelerine uygunluğunu gerektirir. Sınırlamada kullanılan araç, amacın gerçekleşmesine hizmet ediyorsa elverişlidir. Zorunluluk ilkesi gereği öngörülen amaca daha yumuşak araçla ulaşılabilecekse, sınırlama anayasaya aykırıdır. Son olarak orantılılık ilkesi gereği, tedbirin konusu düzenleme amacıyla adil ve dengeli bir ilişki içinde bulunmalıdır.</p>
<p>Ölçülülük ilkesi somut uyuşmazlıkta uygulandığında daha ilk aşamada şu söylenmelidir; BAM’ın tedbir kararı geçerli olduğu sürece olağanüstü büyük kongrenin yapılamayacağı sonucuna varmak, HMK’nın özgün amacını aşan bir ölçüsüz bir müdahale olacaktır. Burada ayrıca sistematik yorum yönteminin gereği olaraksiyasi parti özgürlüğünü güvence altına alan anayasal norm geniş, istisnaları ise dar yorumlanmalıdır. Genel kurala istisna getiren hükümler ancak dar yoruma göre anlamlandırılabilir. Zira istisna olan tedbir kararı, kural olan parti özgürlüğünün kapsamını daraltttığından, istisnanın geniş yorumu genel kuralın değiştirilmesi anlamına gelecektir. Anayasal normun özelliği gereği sınırlandırma ya ds istisna neyeilişkin ise sadece ona mahsustur. Olağanüstü kongreye ilişkin olmayan tedbir kararına dayanılarak parti örgütlenme özgürlüğüne sınırlama getirilemez.</p>
<p>Ölçülülük ilkesi uyarınca tartımda, müdahalenin ağırlığı ile onu haklı kılan nedenlerin ağırlığının oransız durmamasını gerektirir. Temel hakka müdahaleyle zedelenen çıkar ile müdahalenin hizmet ettiği genel çıkar arasında uygun bir denge kurmalıdır. Siyasi partinin kanuna uygun faaliyetlerde bulunması yönündeki meşru amaca oranla büyük kongrenin toplanmasını engellemeye yönelik parti özgürlüğüne yapılan müdahale arasında hakkaniyete uygun bir denge de bulunmamaktadır. CHP üyesi vatandaşların olağanüstü kurultaydaki seçme ve seçilme haklarını özü itibariyle ihlal edecek böylesine ağır bir yaptırım, “güdülen meşru amaçla orantısız” olacaktır.</p>
<p>Siyasi partilere seçimlerde başrolü oynama, devlet yardımıyla birlikte kapatma kararının AYM tarafından alınması gibi başlıca anayasal ayrıcalıklar tanınmıştır. Anayasa, parti faaliyetlerinde kapatma kararı verilinceye kadar var olan tehlikeyi, parti özgürlüğü uğruna göze almaktadır. Parti ayrıcalığı olarak bilinen bu ilke siyasi partilere mevcut örgütlenme ve üye yapısıyla, AYM kapatma kararı verinceye dek çalışma izni vermektedir. “Parti ayrıcalığı” günümüzde sadece kapatma davasının anayasa mahkemesi tarafından yürütülmesi ve yürütme erkinin bir siyasi partiyi “illegalleştirme” yönünde hiçbir karar alamaması yönündeki klasik tanımıyla ele alınmamakta; daha geniş yorumuyla bu ilke, siyasi parti faaliyetlerinin devlet tarafından engellenmesine karşı da bir koruma sağlamaktadır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn22" id="fnref22">[22]</a></sup> Buradan hareketle, parti ayrıcalığı, parti üye ve destekçilerinin genel olarak izin verilmiş araçlarla gerçekleştirdikleri parti faaliyetlerini de kapsar. Somut olayda üyelerin hukuki olmayan araçlara başvurduğu ileri sürülse bile parti ayrıcalığı parti örgütünü öncelikle korur. Bu açıdan da bakıldığında parti faaliyet özgürlüğünün koruma alanı içinde önemli bir yer tutan parti büyük kongresinin toplanmasının önlenmesi dolaylı olarak siyasi partinin anayasal ayrıcalığını da ortadan kaldıracaktır.</p>
<h3 id="6sonu">6. Sonuç</h3>
<p>Devlet iktidarının meşruluğu, bireyin özgürlüğüne dayalı bir ortak yaşamın dış düzenini sağlamak zorunluluğundan kaynaklanmaktadır. Bu zorunluluk, bağımsız bir yargı organının hukuki işlemlerin adalete uygun bir şekilde sonuçlandırılmasıyla yerine getirilir. Yargı bağımsızlığı ise ancak kamuoyundan güç ve destek aldığı oranda pekişir. Bunun için de mahkeme kararlarını kişisel veya siyasi eğilimler değil hukuka uygun yasalar biçimlendirmelidir.</p>
<p>Hukukun diğer dallarında olduğu gibi siyasi parti hukukunda da yorum, anayasa normları dikkate alınarak yapılmalıdır. Yasanın sözüyle örtüştüğü ve yasa koyucunun ilke olarak koyduğu amacı koruduğu sürece ilgili normun Anayasaya uygun yorumlanması gerekir. Bu bağlamda birden çok anlamlı bir yorumun elde edilebildiği hukuk kavram ve kurumları Anayasa çerçevesinde kalınarak yorumlanmalıdır. Bireysel başvuru kurumunun uygulanması da uzman mahkemelerde yapılan yargılamalarda anayasal ihlali engelleyecek ya da ortadan kaldıracak tüm meşru muhakeme araçlarının kullanımının sağlanması gereğini daha güncel hale getirmiştir. Bu bağlamda kanunların yorumu ve uygulamasında temel hak ve özgürlüklerin etkin kılınması bir zorunluluk haline gelmiştir.</p>
<p>Mutlak butlan ve bu bağlamda verilen tedbir kararı örgütlenme özgürlüğünü ihlal etmektedir. Bir de bu tedbir kararının kapsamı dışına çıkılarak, CHP Kurultayının olağanüstü toplanmasının önlenmesi yoluna gidilecek olması bu temel hak ihlalini daha da ağırlaştıracaktır. Siyasi partilerin yönetim kadroları yalnızca kendi üyeleri ve yetkili organları aracılığıyla belirlenmelidir. Kurultayın olağanüstü toplanması, parti yönetiminin örgütlenme özgürlüğünü neredeyse ortadan kaldıracak biçimde dışarıdan şekillendirilmiş olmasının da önünne geçecektir. örgütlenme özgürlüğünün özünü ortadan kaldırmıştır. Aksi bir durum çoğulcu demokrasi ve çok partili siyasal sistem açısından da endişe vericidir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn23" id="fnref23">[23]</a></sup></p>
<p>Ankara BAM 36. Hukuk Dairesi’nin tedbir kararı, yeni bir kurultay yapılmasına engel değildir. Nitekim benzer bir durum daha önce de yaşanmıştır. CHP 39. Olağan İstanbul İl Kongresi'nin durdurulması talebi, YSK tarafından reddetmişti. YSK’ye göre usulüne uygun olarak başlamış olan kongre süreçleri durdurulamaz. Kendileri için bir hüküm içermeyen bu tedbir kararının kesinleşme sürecinde, mevcut delegeler demokratik seçim haklarından yoksun bırakılamazlar. Aksi bir yorum yukarıda açıklanan nedenlerle siyasi parti özgürlüğüyle de bağdaşmayacaktır.</p>
<hr>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<hr class="footnotes-sep">
<section class="footnotes">
<ol class="footnotes-list">
<li id="fn1" class="footnote-item"><p>Aynı yönde bkz. Sibel İnceoğlu, “Bir Siyasi Partinin Karar ve Yönetim Organları Bölge Adliye Mahkemesi Kararıyla Değiştirilebilir Mi?”, Lexpera Blog, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/bir-siyasi-partinin-karar-ve-yonetim-organlari-bolge-adliye-mahkemesi-karariyla-degistirilebilir-mi/">https://blog.lexpera.com.tr/bir-siyasi-partinin-karar-ve-yonetim-organlari-bolge-adliye-mahkemesi-karariyla-degistirilebilir-mi/</a> (Erişim tarihi: 05.06.2026). <a href="#fnref1" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn2" class="footnote-item"><p>YSK, Karar No:265, K.t. 01.112008. <a href="#fnref2" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn3" class="footnote-item"><p>Levent Gönenç, Türkiye’de Seçim Uyuşmazlıkları ve Çözüm Yolları, Adalet Yayınevi, Ankara 2008, s. 154-155. <a href="#fnref3" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn4" class="footnote-item"><p>Bkz. AYM, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/k-2014-4663-t-9-6-2016-1">Deniz Dönmez ve Diğerleri Başvurusu</a>, B. No:2014/4663; AYM, “<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/genel-kurul-k-2014-15220-t-4-6-2015">Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi Başvurusu</a>”, B. No: 2014/15220 <a href="#fnref4" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn5" class="footnote-item"><p>Nitekim Federal Alman Anayasa Mahkemesi, parlamentodaki siyasi parti gruplarının anayasal dayanağı olarak, 1949 tarihli Bonn Anayasası’nın 38. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “serbest milletvekili” ilkesini göstermektedir. Bkz. Deutscher Bundestag, Wissentschaftliche Dienste, “Zulässigkeit einer Fraktionsspaltung”, <a href="https://www.bundestag.de/resource/blob/428886/6bbac01e5d39b1f39ae518bb2dd06f73/wd-3-174-16-pdf-data.pdf">wd-3-174-16-pdf-data.pdf</a>, s. 6. <a href="#fnref5" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn6" class="footnote-item"><p>Tolga Şirin de aynı kanaattedir. Bkz. <a href="https://x.com/i/status/2060043315395854637">https://x.com/i/status/2060043315395854637</a> (Erişim tarihi: 04.06.2026). <a href="#fnref6" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn7" class="footnote-item"><p>Korkut Kanadoğlu, Siyasi Partiler Kanunu Şerhi: Cilt I (Md. 1-35), Beta Yayınevi, İstanbul 2010, s. 259. <a href="#fnref7" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn8" class="footnote-item"><p>Kanadoğlu, s. 260. <a href="#fnref8" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn9" class="footnote-item"><p>Ahmet Mert Duygun, Karşılaştırmalı Anayasa Hukukunda Siyasi Fırsat Eşitliği, Adalet Yayınevi, Ankara 2026, s. 158. <a href="#fnref9" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn10" class="footnote-item"><p>Christian Hillgruber, “Parteienfreiheit”, in: Handbuch der Grundrechte in Deutschland und Europa (Hrsg. Merten/Papier), Band V, C.F Müller Verlag, München 2013, s. 463 vd. <a href="#fnref10" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn11" class="footnote-item"><p>Ulrich von Alemann /Philipp Erbentraut /Jens Waltheri, Das Parteiensystem der Bundesrepublik Deutschland: eine Einführung, Wiesbaden 2018, s. 179 vd. <a href="#fnref11" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn12" class="footnote-item"><p>Fabian Michl, “Repräsentation und Präsenz: Parteitage als Ort des Kompromisses”, MIP 2022 | Heft 2-Sonderausgabe: Parteitage, s. 150. <a href="#fnref12" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn13" class="footnote-item"><p>AYM, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/genel-kurul-e-2004-2-k-2005-4-t-25-7-2005">Esas Sayısı:2004/2 (Siyasî Parti-İhtar) Karar Sayısı:2005/4 Karar Günü:25.7.2005</a>, RG. Tarih-Sayısı: 06.08.2005 – 25898. <a href="#fnref13" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn14" class="footnote-item"><p>Yargıtay <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/18-hukuk-dairesi-e-2016-9624-k-2016-8464-t-24-5-2016">18. Hukuk Dairesi, 2016/9624 E., 2016/8464 K</a>. <a href="#fnref14" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn15" class="footnote-item"><p>Müdahalede son çare ilkesine dair bkz. AYM, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/birinci-bolum-k-2013-568-t-24-6-2015">Ali Gürbüz ve Hasan Bayar Başvurusu</a>, B. No:2013/568. <a href="#fnref15" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn16" class="footnote-item"><p>AYM, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/genel-kurul-k-2014-256-t-25-6-2014">Tuğba Arslan Başvurusu</a>, B. No. 2014/256. <a href="#fnref16" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn17" class="footnote-item"><p>AYM, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2019-30833-k-1-t-27-9-2023">Halkın Kurtuluş Partisi Başvurusu-3</a>, B. No: 2019/30833. <a href="#fnref17" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn18" class="footnote-item"><p>AİHM, Cumhuriyet Halk Partisi v. Türkiye, B. No:19920/13. <a href="#fnref18" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn19" class="footnote-item"><p>Aynı yönde eleştiriler için bkz. Muhammet Özekes, “CHP’nin Kurultay Kararı ile İlgili Olarak Usûl Hukuku Bakımından Ortaya Çıkan Sorunlar Hakkında Ön Kısa Değerlendirme”, <a href="https://www.linkedin.com/posts/muhammet-%C3%B6zekes-3b613b1a6_%C3%B6zekes-chp-karar%C4%B1-de%C4%9Ferlendirme-ugcPost-7467587888793182208-ssAx/?utm_medium=ios_app&amp;rcm=ACoAAA004hABmxUYetSMuSKg4swoT__sxwU3SIw&amp;utm_source=social_share_send&amp;utm_campaign=whatsapp">https://www.linkedin.com/posts/muhammet-özekes-3b613b1a6_özekes-chp-kararı-değerlendirme-ugcPost-7467587888793182208-ssAx/?utm_medium=ios_app&amp;rcm=ACoAAA004hABmxUYetSMuSKg4swoT__sxwU3SIw&amp;utm_source=social_share_send&amp;utm_campaign=whatsapp</a> (Erişim tarihi: 05.06.2026). <a href="#fnref19" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn20" class="footnote-item"><p>Yargıtay 4. HD. 02.01.1969; aktaran Cengiz Serhat Konuralp, “6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'na Göre İhtiyati Tedbirler”, İÜHFM C. LXXI, Sy. 2, s. 225-274. <a href="#fnref20" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn21" class="footnote-item"><p>Siyasi parti özgürlüğüne ilişkin uyuşmazlıklar için bireysel başvuruda geçici tedbirin oynayabileceği işleve dair bkz. Duygun, s. 499-500. <a href="#fnref21" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn22" class="footnote-item"><p>Duygun, s.148-149. <a href="#fnref22" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn23" class="footnote-item"><p>Ana muhalefet partisinin yönetiminin hukuk mahkemeleri tarafından atandığı bir sistemin demokratik olmadığına dair bkz. Kemal Gözler, “Asliye Hukuk Mahkemeleri, Siyasî Parti Organlarının Seçimine İlişkin Karar Verebilir mi?”, <a href="https://www.anayasa.gen.tr/chp-kayyim">www.anayasa.gen.tr/chp-kayyim.htm</a> (Erişim tarihi: 05.06.2026). <a href="#fnref23" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
</ol>
</section>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[CHP Kurultayı İle İlgili Tespit/İptali Davası ve Tedbir Kararı Üzerine Usûlî Sorunların Değerlendirilmesi]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h2 id="agirivenaklama">A. Giriş ve Ön Açıklama</h2>
<h3 id="1neolduveuslhukukusorununedir">1. Ne Oldu ve Usûl Hukuku Sorunu Nedir?</h3>
<p>Kısaca, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip ikinci siyasî parti grubu (AY m.<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-150">150</a>) olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının iptali amacıyla açılan birleştirilmiş davalar konusunda, ilk derece mahkemesi</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/chp-kurultayi-ile-ilgili-tespit-iptali-davasi-ve-tedbir-karari-uzerine-usuli-sorunlarin-degerlendirilmesi/</link><guid isPermaLink="false">6a2280721715cd01ae8f80c4</guid><category><![CDATA[siyasi partiler]]></category><category><![CDATA[cumhuriyet halk partisi]]></category><category><![CDATA[Siyasi Partiler Kanunu]]></category><category><![CDATA[Dernekler Kanunu]]></category><category><![CDATA[Medeni Kanun]]></category><category><![CDATA[mutlak butlan]]></category><category><![CDATA[kurultay]]></category><category><![CDATA[Borçlar Kanunu]]></category><category><![CDATA[Medeni Usul Hukuku]]></category><category><![CDATA[Hukuk Devleti]]></category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Muhammet Özekes]]></dc:creator><pubDate>Sat, 06 Jun 2026 11:13:20 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/chp_binasi_2.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h2 id="agirivenaklama">A. Giriş ve Ön Açıklama</h2>
<h3 id="1neolduveuslhukukusorununedir">1. Ne Oldu ve Usûl Hukuku Sorunu Nedir?</h3>
<img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/chp_binasi_2.jpg" alt="CHP Kurultayı İle İlgili Tespit/İptali Davası ve Tedbir Kararı Üzerine Usûlî Sorunların Değerlendirilmesi"><p>Kısaca, Türkiye Büyük Millet Meclisinde en fazla üyeye sahip ikinci siyasî parti grubu (AY m.<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-150">150</a>) olan Cumhuriyet Halk Partisi'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının iptali amacıyla açılan birleştirilmiş davalar konusunda, ilk derece mahkemesi olarak Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davalar farklı gerekçelerle reddedilmiş veya konusuz kalma kararı verilmiştir. İlk derece mahkemesinin bu kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili BAM Hukuk Dairesi, bu kararı kaldırarak, davanın kabulüne, Kurultay’ın (Genel Kurulun) “<em>mutlak butlan (kesin hükümsüzlük)</em>” nedeniyle malul olduğunun “<em>tespiti</em>” ile yapıldığı tarihten itibaren “<em>iptaline</em>”, bu Kurultay’da alınan tüm kararların “<em>iptaline</em>”, Kurultay’dan “<em>önceki duruma dönülmesine</em>”, Kurultay’dan önceki genel başkan ve parti organlarının görevlerine “<em>aynen devam etmelerine</em>”, yine 08.10.2023 tarihinde gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların “mutlak butlan (kesin hükümsüzlük)”nün “<em>tespiti</em>” ile yapıldığı tarihten itibaren “<em>iptaline</em>”, İl Kongresinden “<em>önceki duruma dönülmesine</em>”, kongre tarihinden önceki il başkanı ve parti il organlarının görevlerine “<em>aynen devam etmelerine</em>” davanın esası bakımından karar vermiştir.</p>
<p>Esas hakkında bu karar yanında tedbir kararı olarak da, davacıların “<em>ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü</em>” ile mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli Kurultay ile göreve gelen genel başkanın, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin “<em>tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına</em>” ve Kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar “<em>tedbiren görev üstlenmelerine/göreve iadelerine</em>”; ayrıca ihtiyatî tedbir kararının gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine de karar verilmiştir.</p>
<p>Bu karar hem siyaseten hem de hukuken tartışmalı ve verildiği andan itibaren de tartışılan, görüş bildirilen, ancak ağırlıklı olarak da eleştirilen, deyim yerindeyse “atipik” bir karardır. Atipik olmasının temel sebebi, her zaman karşılaşılan ve karşılaşılmış bir karar niteliğinde olmamasıdır. İlk önce bu karar ve konusu, deyim yerindeyse pek emsali olmayan bir karadır. Keza kararın esas bakımından da usûl bakımından da alışılmış ölçülerin dışında olduğu, bir yargılamada ilk sorun olan mahkemenin görevinden başlayarak, son sorun olarak hükme kadar her yönüyle değişik bir hükümdür. Fakat bu atipiklik hukuken değerlendirilemeyeceği anlamına da gelmemektedir.</p>
<p>Aslında bizim bu çalışmada üzerinde duracağımız konular bakımından, bilhassa usûl hukuku bakımından sorunun belli, usûl hukuku bakımından da çözümün belli olduğu bir durum ortadadır. Ana sorun, hukukî kavram ve kurumlar, kanunî düzenlemeler ve usûl hukukunun temel ilke ve kuralları ile mi, yoksa bunun dışındaki yorum ve saiklerle mi çözüm aranacağı sorunudur. Biz sorunu, ne kadar güç olursa olsun hukuk içinde ve usûl hukuku kapsamında ele alıp değerlendirmeye çalışacağız. Bunun güçlüğü ve izahın zorluğunun farkında olarak bu çalışma kaleme alınmıştır.</p>
<p>Konunun siyasî değerlendirmesi bir yana, hukukî bakımdan anayasa hukuku, siyasî partiler hukuku, seçim hukuku, kişiler hukuku (ve tüzel kişiler), yargı teşkilâtı, yargı kolları arasındaki ilişki, medenî usûl hukuku, hatta diğer disiplinler bakımından değerlendirilmesi gereken farklı yönleri vardır. Biz burada diğer hukuk alanlarını tamamen gözardı etmeden, ancak asıl uzmanlığımız olan usûl hukuku ve özellikle de konunun en sorunlu yerlerinden biri olan geçici hukukî koruma, tedbir hukuku ile bunlarla bağlantılı konuları ele alıp incelemeye çalışacağız<sup class="footnote-ref"><a href="#fn1" id="fnref1">[1]</a></sup>.</p>
<p>Bu yazıda akademik gerekleri ihmal etmeden, ancak meseleyi mümkün olduğunca aşırı teknik ayrıntıya boğmadan, usûl ve geçici hukukî koruma açısından inceleyeceğiz. Konuyla ilgili fazlaca yerli ve yabancı birçok literatüre ve yargı kararına da atıf yapılabilir. Çalışmayı bu atıf yoğunluğuyla karmaşık hale getirmemek için zorunluluk dışında bu yöntemden kaçınacağız. Bu çalışmada konunun özellikle anayasa hukuku, seçim hukuku, hatta maddî hukuk bakımından değerlendirmesi de yapılmayacak, ilgili olduğu ölçüde bağlantılı şekilde değinilecektir. Bu konular hakkında bu çalışma bakımından gereksiz ayrıntıya girmeyeceğiz. Burada kararın bu açılardan doğruluğu ve yanlışlığı ayrı bir konudur; o konularda da zaten ayrıca değerlendirmeler yapılmaktadır.</p>
<p>Konu nasıl açıklanırsa açıklansın, temelinde siyasî bir tarafgirlik de olduğundan, hoşuna giden de, eleştiren de olacaktır. Ama en azından hukuk nerede durmaktadır, siyaset nerede durmaktadır, onu mümkün olduğunca belirginleştirerek, okuyanların en azından temel bilgiyi sağlıklı almalarını amaçlamaktayız. Kimin için yararlıdır sorusundan çok, doğrusu nedir sorusunun cevabını vermek önemlidir. Maalesef bu tür tartışmalarda hukuktan uzaklaşılıp nabza göre şerbet, işe göre fetva hoşa gitmekte, onun dışındakilere rağbet edilmemektedir. Fakat diğer birçok yazımızda da belirttiğimiz üzere, “<em>Si a jure discedas, vagus eris et erunt omnia omnibüs incerta</em>” (hukuktan uzaklaşırsan yolunu şaşırırsın ve herkes için her şey belirsiz hale gelir) kadim ilkesi, yüz yıllardır, bin yıllardır hükmünü sürdürmektedir, sürdürecektir. Bugüne göre değil, ezelden ebede, kadimden geleceğe geçerli olana bakmak, uymak, uygulamak gerekir.</p>
<h3 id="2nedenyazyoruznefaydasvar">2. Neden Yazıyoruz? Ne Faydası Var?</h3>
<p>Bu yazıyı kararın ilk ortaya çıktığı anda da yayınlayabilirdik. Ama bilinçli olarak yapmadık. Bunun iki temel sebebi vardı:</p>
<p>Önce içimizden gelmedi. Zira, kararı okuyunca, bir değil neredeyse kararı ilgilendiren her usûlî konuda açık yanlışlık, bildiğimiz ve öğrettiğimiz usûl hukukunun sınırlarını zorlayan bir durum vardı. O da yanlış, bu da yanlış demek yerine, karar usûlden tam yanlış demek en kestirme çözümdü. Diğer yandan <em>Gözler</em>’in daha önce İstanbul seçimleri konusunda “<em>YSK’nın Kararı Hakkında Neden Yazmadım?</em>” açıklamasında kaleme aldığı gerekçe ve ifade ettiği ruh hali, aynen burada usûl konusunda bizim için geçerliydi<sup class="footnote-ref"><a href="#fn2" id="fnref2">[2]</a></sup>. <em>Gözler</em>’in orada ifade ettiği birçok şey yanında, özellikle şu husus konunun tam karşılığıdır:</p>
<blockquote>
<p>“Hukukî meselelerin hukuken değil, siyaseten kararlaştırıldığı bir yerde sorunları hukuken tartışmak ne büyük bir saflıktır! Ben hukukun saf teorisinin bir mensubuyum; ama “saf” değilim.</p>
<p>Hukuk kuralı bir ‘ruh’, bir ‘ide’ veya havada asılı duran bir ‘manevî değer’ değildir. Hukuk kuralı ‘olan’ bir şeydir. Hukuk kuralı muhataplarının davranışlarını etkileyen bir şeydir. Muhataplarının davranışlarını etkileyemeyen ve dolayısıyla etkililikten mahrum bir kural, ‘hukuk kuralı’ olamaz.”</p>
</blockquote>
<p>O muhataplardan başta gelenler ise hukukçular, yargı organları, mahkemeler, hâkimlerdir. Önce onların, hukukun başta kadim ve evrensel kavram, kurum ve ilkeleri olmak üzere, bunlara uygun şekilde mevzu hukuku da dikkate alarak uygulamaları beklenir ve gerekir, hatta zorunludur. Hukuk devletinin olduğu yerde, onu zedeleyen ve yok sayan bazı sorular sorulamaz, bazı cevaplar verilemez. Bu sorular sorulup bazı cevaplar aranıyorsa o zaman ciddî bir hukuk ve hukuk devleti sorunu vardır. O zaman da hukuken ne denildiği ve hukukun ne dediği önemsizleşir.</p>
<p>Yazmaya karar verdiğimizde ise, o an yazmamızın sebebi, siyasetin hengamesi içinde, bilgiye değil, tarafgirlikle sezgiye ve duyguya dayalı yorumlar, suçlamalar havada uçuşurken doğru bilginin arada kaybolup gitmesi endişesidir. Keza, o anda ne yazılırsa yazılsın, olayın sıcaklığı içinde dikkate alınmamakta, gözardı edilmektedir, yanlış değerlendirilebilmektedir. Ki o endişemiz halen geçerlidir.</p>
<p>Tüm bunlarla birlikte, hâlâ hukuka inanıyorsak, dönüp dolaşıp hukuk ve meşruiyet içinde bir çözüm üreteceksek, sağlıklı, doğru ve referansı bilgiye ihtiyacımız olduğu da açıktır. Bu bilgi bugün sonuç vermeyebilir; ama bir gün doğruya ihtiyaç duyulacaktır. Öğretim üyelerinin, bu konuda bilgi ve birikimi olanların görevi bu bilgiyi üretmek, seslendirmek ve paylaşmaktır. Öğretim üyesi olarak bizim görevimiz doğru olanı göstermek, yanlışı ortaya koymak; bunun az çok yararı olacaksa da bunu sağlamaya çalışmaktır. Her konuya müdahil olmak, her sorunu çözmek şüphesiz mümkün değil, bu insan kapasitesini de aşmaktadır. Bununla birlikte, olayın üzerinden zaman geçtiğinde, bu kadar tartışmalı, önemli, belki bu haliyle tekrarı da söz konusu olmayacak, aynı zamanda usûl hukuku bakımından da tarihi öneme sahip bir konuda “<em>usûl hukukçuları da bir şey dememiş</em>” eleştirisini en azından kendi açımızdan bertaraf etmeye, usûl hukuku bakımından da bir sorumluluğu yerine getirmeye çalışıyoruz. Bir kişi ya da grubun belirli bir sorumluluğu yerine getirdiğinde, diğerleri üzerinden de o sorumluluğun kalkması gibi, biz de o lazıme ve kifayeyi yerine getirme gayretindeyiz.</p>
<p>Yanlışı kimin yaptığı ve söylediğinin, doğrunun nasıl seslendirildiğinin önemi yoktur. Yanlışlar, olanı hukuk haline getirmez; doğrunun sesinin azalması, kısılması, doğruyu söyleyenlerin sindirilmesi, doğruyu ortadan kaldırmaz. Hukukun ilkeleri, kuralları ve vazgeçilmez yöntemleri bellidir. “<em>Iuris prudentia est divinarum atque humanarum rerum notitia, iusti atque iniusti scientia</em>” (Hukuk ilahî ve beşerî şeylerin bilgisi, haklı ve haksız olanın ilmidir); “<em>Hora fugit, stat ius</em>” (zaman geçer hukuk kalır). Unutmamak gerekir ki, “<em>Non ex regula ius sumatur, sed ex iure quod est regula fiat</em>” (Hukuk bir kuraldan doğmaz, ama kuralın hukuktan doğması gerekir). Keza “<em>Adalet salt güç değil, uyum içinde olan güçtür. Adalet daha güçlü olanın hakkı değil, bütünün uyumudur</em>.” (Plato). Derdimiz hukuku belirsizlikten kurtarmaya, adaletin tecellisinde uyumu sağlamaya olumlu katkıdır.</p>
<h2 id="bkararvekararlalgilitespitler">B. Karar ve Kararla İlgili Tespitler</h2>
<p>Söz konusu tartışmalı Bölge Adliye Mahkemesi kararı, gerekçe bölümü sınırlı ancak nisbeten uzun sayılacak bir karardır. O karara ulaşılabildiği için biz burada tümüne yer vermeyeceğiz. Ancak, hüküm kısmındaki konumuz bakımından asıl önemli olan bölümler aşağıya alınmıştır.</p>
<blockquote>
<p>“2)- Asıl ve birleşen Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/176 Esas sayılı dosyasında davacı Hatip Karaaslan'ın, birleşen Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/72 Esas sayılı dosyasında davacı Levent Çelik'in, birleşen Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/140 Esas sayılı dosyasında davacı Kamile Bahar Önal'ın, birleşen Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/99 Esas sayılı dosyasında davacı Yılmaz Özkanat'ın istinaf başvurularının KABULÜ ile HMK'nın 353/1/b-3. maddesi uyarınca Ankara 42. Asliye Hukuk Mahkemesinin 24/10/2025 tarih ve 2025/66 Esas, 2025/428 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,</p>
<p>A)- Asıl ve birleşen Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/176 Esas sayılı dosyada davacı Hatip Karaaslan tarafından açılan, birleşen Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/72 Esas, birleşen Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/140 Esas ve birleşen Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/99 Esas sayılı dosyalarında DAVANIN KABULÜ ile,</p>
<p>-CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle malul olduğunun TESPİTİ ile yapıldığı tarihten itibaren İPTALİNE,</p>
<p>CHP'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeni ile iptaline karar verildiğinden bu tarihten sonra yapılan tüm Olağan ve Olağanüstü Kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların İPTALİNE,</p>
<p>-4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultaydan ÖNCEKİ DURUMA DÖNÜLMESİNE, kurultay tarihinden önceki genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ve parti organlarının görevlerine AYNEN DEVAM ETMELERİNE,</p>
<p>-08/10/2023 tarihinde gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu kongrede alınan tüm kararların mutlak butlan (kesin hükümsüzlük) nedeniyle malul olduğunun TESPİTİ ile yapıldığı tarihten itibaren İPTALİNE,</p>
<p>-08/10/2023 tarihli CHP İstanbul İl Kongresinden ÖNCEKİ DURUMA DÖNÜLMESİNE, kongre tarihinden önceki il başkanı ve parti il organlarının görevlerine AYNEN DEVAM ETMELERİNE,</p>
<p>B)- Asıl ve birleşen Ankara 41. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/176 Esas sayılı dosyasında davacı Hatip Karaaslan, birleşen Ankara 17. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/72 Esas sayılı dosyasında davacı Levent Çelik, birleşen Ankara 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/140 Esas sayılı dosyasında davacı Kamile Bahar Önal, birleşen Ankara 40. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/99 Esas sayılı dosyasında davacı Yılmaz Özkanat'ın ihtiyati tedbir taleplerinin KABULÜ ile mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen genel başkan Özgür Özel'in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREV ÜSTLENMELERİNE/GÖREVE İADELERİNE,</p>
<p>-İhtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine,” [Ankara BAM 36. HD, 21.05.2026, 2026/32, 2026/658]</p>
</blockquote>
<p>Bu kararda üzerinde duracağımız konular yönünden tespit edeceğimiz ana noktalar şunlardır:</p>
<ul>
<li>
<p>Karara göre <strong>davanın konusu</strong>, genel anlamda dernek (genel kurul kararlarının iptali istemli) dava olarak nitelendirilmiş, bu çerçevede kararın girişinde de “<em>Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davası</em>” şeklinde ifadeye yer verilmiştir. Bu kapsamda daha özel olarak Cumhuriyet Halk Partisi'nin 4-5 Kasım 2023 tarihli 38. Olağan Seçimli Kurultayının iptali amacıyla açılan davalar söz konusudur.</p>
</li>
<li>
<p>Birleştirilmiş davalar ilk derece mahkemesi olarak Ankara Asliye Hukuk Mahkemesi’nde açılan davalardır. İlk derece Mahkemesinde açılan davalar, farklı gerekçelerle reddedilmiş veya konusuz kalma kararı verilmiştir.</p>
</li>
<li>
<p>İlk derece Mahkemesinin bu kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilgili <strong>BAM Hukuk Dairesi</strong>, bu <strong>kararı kaldırarak, davanın kabulüne</strong> karar vermiştir.</p>
</li>
<li>
<p>Bu çerçevede, tüzel kişiliği doğrudan ilgilendiren ve etkileyen, kişiler hukukuyla ilgili, bir partinin en yüksek iradesini ortaya koyan seçimli kurultayın (genel anlamda genel kurulun) iradesinin sakat olduğu sebebiyle hükümsüz sayılması söz konusudur. Bu çerçevede <strong>işin esası bakımından</strong> aşağıdaki kararlar alınmıştır:<br>
✔ Parti Kurultay’ının (Genel Kurulun) “<em>mutlak butlan (kesin hükümsüzlük)</em>” nedeniyle malul olduğunun “<em>tespiti</em>” ile yapıldığı tarihten itibaren “<em>iptaline</em>”,<br>
✔ Bu Kurultay’da alınan tüm kararların “<em>iptaline</em>”, Kurultay’dan “<em>önceki duruma dönülmesine</em>”,<br>
✔ Kurultay’dan önceki genel başkan ve parti organlarının görevlerine “<em>aynen devam etmelerine</em>”,<br>
✔ Ayrıca 08.10.2023 tarihinde gerçekleştirilen CHP İstanbul İl Kongresinin ve bu Kongrede alınan tüm kararların “<em>mutlak butlan (kesin hükümsüzlük)</em>” nedeniyle malul olduğunun “<em>tespiti</em>” ile yapıldığı tarihten itibaren “iptaline”,<br>
✔ İl Kongresinden “<em>önceki duruma dönülmesine</em>”, kongre tarihinden önceki il başkanı ve parti il organlarının görevlerine “<em>aynen devam etmelerine</em>”.</p>
</li>
<li>
<p>Esas hakkında bu karar yanında ayrıca tedbir kararı olarak da,<br>
✔ Davacıların “<em>ihtiyati tedbir taleplerinin kabulü</em>” ile mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli Kurultay ile göreve gelen genel başkanın, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin “<em>tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına</em>” ve<br>
✔ Kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar “<em>tedbiren görev üstlenmelerine/göreve iadelerine</em>”;<br>
✔ Ayrıca ihtiyati tedbir kararının gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine <em>gönderilmesine</em> de karar verilmiştir.</p>
</li>
</ul>
<p>Bu kararla ilgili maddî hukuk bakımından süre, içerik, uygulanacak hükümler, yorum kuralları vs. farklı sorunlar mevcuttur. Biz bunlara girmeyeceğiz. Ancak kararın birçoğu tartışmaya dahi açık olmayan usûlî yanlışlıkları içerdiği görülmektedir. Aşağıda bunları tartışmaya başlamadan önce kısaca bu sorunlara değinmekte yarar vardır.</p>
<p>⮚ Bu kararda usûlî bakımdan ilk tartışmalı husus, uygulamada tümü görev başlığı altında toplansa ve ifade edilse de, bu konu gerçekten adlî yargının alanına mı girmektedir? Şayet adlî yargının alanına girmiyorsa verilen kararın nasıl nitelendirilmesi gerekmektedir?<br>
⮚ Bu kadar önemli, derin, yaygın etkileri olan, çok da emsali bulunmayan bir karar, ispat hukuku, yargılamada uyulması gereken bazı kurallar ve gerekçeli karar hakkı bakımından gerçekten yerinde midir? Yerinde değilse bu ne anlam ifade etmektedir?<br>
⮚ Verilen karar geçici hukukî koruma hukuku, özel olarak da tedbir hukuku bakımından usûl, esas, denetim ve içerik ile uygulanması bakımından usûl hukuku kurallarına uygun mudur? Değilse sonucu ne olacaktır?</p>
<h2 id="ckarardagrevyargyolukolusorunuvesonucukararyokveyaetkisizhkmsaylrm">C. Kararda Görev (Yargı Yolu, Kolu) Sorunu ve Sonucu: Karar Yok veya Etkisiz Hüküm Sayılır Mı?</h2>
<center><b><i>“Ea quae fiunt a iudice si ad eius non spectant officium non subsistunt”</i></b></center>
<center>(Hâkimin yetkisi dışında verdiği kararın hukukî bir değeri yoktur)</center>
<center><b><i>“Iudici officium suum excedenti non paretur”</i></b></center>
<center>(Yargı yetkisini aşan hâkimin hükmünün etkisi yoktur)</center>
<h3 id="1kararlalgiligrevyargyolukolutartmas">1. Kararla İlgili Görev (Yargı Yolu/Kolu) Tartışması</h3>
<p>Bu kararla ilgili adlî yargının görevli olmadığı, asıl görevin siyasî partiler ve seçim hukuku bakımından, seçim yargısı ve YSK’da olduğu ileri sürülmektedir. Nitekim davalı taraf da bu konuya özel önem vermiş ve gerekçelerini ortaya koymuştur. Öncelikle belirtmek gerekir ki, bu konuda hangi sonuca varılırsa varılsın, konu ve uyuşmazlık bakımından tartışma, önemli ve temel bir tartışmadır, gözardı edilemez. Fakat, bu kadar önemli bir tartışmanın gerekli ayrıntıyla ve tam yapılmadığı, davalının bu konudaki savunmalarını bertaraf edecek, davanın adlî yargıda görülmesini sağlayacak dayanakların tam tartışılmadığı görülmektedir.</p>
<p>Her ne kadar -muhtemelen UYAP kayıtları sebebiyle- davanın konusu, genel olarak dernek (genel kurul kararlarının iptali istemli) dava olarak nitelendirilmiş ise de, içerikte bunun sıradan bir dernek genel kurulu iptali olmadığı açıktır; bu sebeple tereddütsüz şekilde <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">TMK</a> ve dernekler hukuku mevzuatının uygulanacağı söylenemez. Özel olarak dava bir partinin en yüksek irade organının seçimine ve orada alınan kararların iptaline ilişkindir. Keza siyasî partilerle ilgili başta <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a> olmak üzere <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasî Partiler Kanunu</a>’nda da ayrı düzenlemeler olduğu izahtan varestedir. Bunları yok sayarak, konunun hangi yargı alanına girdiğini tartışmamak, gerekçede buna tatminkâr şekilde yer vermemek, böyle ciddî bir sorunu görmezlikten gelerek sadece bazı kanun hükümlerini arka arkaya sıralamak sorunu çözmek demek değildir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-297">HMK m. 297/1-c</a>, açıkça tarafların tüm iddia ve savunmalarıyla bunların delilleri, delillerin tartışılmasını ve çıkarılan sonucun gerekçesinin ne olduğunun belirtilmesini aramaktadır. Keza, adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından biri olan hukukî dinlenilme hakkını düzenleyen <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-27">HMK m. 27/2</a>, bu hakkın unsurlarını düzenlerken, “<em>Mahkemenin, açıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini</em>” emredici şekilde aramaktadır. Bu, tüm kararlar için önemlidir, ancak bütün toplumu ve TBMM’de grubunu bulunan en büyük ikinci partiyi ilgilendiren, siyasete doğrudan etki eden bu kararda böyle temel bir hususun ikna edici şekilde ve hatta hiç tartışılmaması, açıkça bu hükümlere aykırıdır. Biz burada, seçim yargısı veya adlî yargı tercihinden önce, bunun tartışılmaması ve gerekçelendirilmemesinin açık hukukî hata olduğunu vurgulamak istiyoruz.</p>
<p>Burada uyuşmazlığın hangi yargı alanına girdiğini uzun uzun tartışmayacağız. Çünkü, bu konuda uzmanları tarafından yeterli tartışma yapıldığı kanaatindeyiz. Bu konuda anayasa, siyasî partiler, seçim hukuku üzerinde çalışanların oldukça önemli gerekçeler ortaya koyduğu görülmektedir. Kararda, bu sorunun yüzeysel ve sadece bazı hükümlerin arka arkaya sıralanarak geçildiği, ciddî bir değerlendirme yapılmadığı dikkat çekmektedir. Ancak karar bakımından daha da ilginç olan, konu adlî yargı içinde kabul edilirken, diğer yandan da “<em>İhtiyati tedbir kararının, gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna … gönderilmesine</em>” denilmesidir. Bunun anlamı, konu doğrudan seçim hukukuna ilişkin bir konudur; tedbirin kararının gereğini de aslında seçimle ilgili anayasal kurumlar yerine getirmek durumundadır. Başta YSK olmak üzere seçim kurulları bu konuda gerekli hukukî tavrı ortaya koymadıkça bizatihi karardaki ifade ile “<em>kararın gereği</em>” yerine getirilemez. Yani hem kararın alınması hem de kararın uygulanması bakımından “<em>kim ve hangi organ</em>” sorusu karşımızda durmaktadır.</p>
<h3 id="2grevyargyolukolukonusundayanlnitelendirmeyaplmasnnsonucu">2. Görev (Yargı Yolu/Kolu) Konusunda Yanlış Nitelendirme Yapılmasının Sonucu</h3>
<p><strong>Parti kurultayı ile ilgili davanın adlî yargının değil de, aslında seçim yargısının alanına girdiği kabul edilirse (ki öyle olduğu ağırlıklıdır), o zaman adlî yargının verdiği bu karar nasıl nitelendirilmelidir?</strong> Şayet böyle bir durum varsa açık bir şekilde yargı kolu ve yargı alanı, hatta belki duruma göre yargı yetkisi sapmasından da söz edilebilir. O zaman da bunun sonuçları ele alınmalıdır.</p>
<p>Mahkemeler arasında, bir uyuşmazlıkta hangi yetkili merciin ve hangi görevli yargı merciinin bakacağı sorununa, dava şartlarını düzenleyen <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-114">HMK m. 114/1</a>, dört ayrı bentte, dört farklı ayrımla cevap vermektedir:</p>
<ul>
<li>Türk mahkemelerinin yargı hakkı</li>
<li>Yargı yolunun caiz olması</li>
<li>Görev</li>
<li>Yetki (kesin ve kesin olmayan yetki ayrımına göre)</li>
</ul>
<p>Bunlardan ilk üçü tereddütsüz dava şartıdır, ancak sonuçları farklılık gösterir. Dördüncüsü, yetki konusu ise yetkinin kesin olup olmamasına göre ya görev gibi dava şartı veya ilk itiraz olarak dikkate alınır. Teknik anlamda görev (yani iki hukuk mahkemesi arasındaki ilişki) konusunu <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">HMK</a> açıkça sonuçlarıyla birlikte düzenlemiştir.</p>
<p>Burada asıl ucu açık, soru Türk mahkemelerinin yargı yetkisi ile yargı yolunun caiz olup olmaması konusunda ortaya çıkmaktadır. Türk mahkemelerinin yargı yetkisi yoksa, özellikle aleyhine hüküm verilen davalı, Türk yargı yetkisine dahil değilse bu kimse aleyhine verilen hükmün etki ve sonuç doğurmayacağı, icra edilemeyeceği kabul edilmektedir. Mevcut karar bakımından yargı yetkisi sorunu yoktur. Zira, konu Türk yargı alanında olup hangi yargı kolunun burada sorunu çözeceği konusuyla ilgilidir.</p>
<p>Geriye yargı yolunun caiz olması, yargı yolu/kolu/alanı ayrımı kalmaktadır. Burada üzerinde durduğumuz konu; siyasi partilerin genel kurul kararlarına ilişkin olarak açılan iptal davalarının seçim yargısı ile adlî yargıdan hangisinin alanına girdiği ve bu sorunun nasıl çözüleceğidir. Örneğin, adlî yargı ile idarî yargı arasında böyle bir sorun çıkacak olsa bunun Uyuşmazlık Mahkemesi’nde çözüleceği açıkça düzenlenmiştir [2247 sayılı UMK m. 1 ve diğer ilgili hükümleri]. Fakat seçim yargısı ile diğer yargı kolları arasında bu sorun çıkarsa nasıl çözüleceği, açıkça bir kanunla düzenlenmemiştir. Çünkü, buna ihtiyaç duyulmamıştır. Seçim yargısı, kendine özgü bir yargı alanıdır. Hatta bu alan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a>’da yargı kısmında değil, yasama kısmında düzenlenmiştir (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-79">AY m. 79</a>). Başta Yüksek Seçim Kurulu ve diğer seçim kurulları yargı kısmında düzenlenmese, kendi özgü bir yapısı olsa da <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-79">AY m. 79/1</a> hükmü kapsamında “<em>Seçimler, yargı organlarının genel yönetim ve denetimi altında yapılır</em>”. Bu sebeple bu kurulların yargısal niteliği mevcuttur. Keza Yüksek Seçim Kurulu kararları kesin olup başkaca merciye başvurulamaz. Bu anayasal hüküm sebebiyle zaten seçim hukuku bakımından seçim kurulları ve Yüksek Seçim Kurulunun özel önceliği ve kararlarının kesinliği söz konusu olduğundan, bu hükümden hareketle bu konuda bir sorun çıkarsa seçim yargısının alanına girer demek gerekir. Anayasa böyle açık ihlâlin olmayacağı kanaatiyle seçim yargısı ile diğer yargı alanları arasında bir uyumsuzluk çıkarsa bu hususu ayrıca düzenlememiştir. YSK, Anayasanın yargı bölümünde değil yasama bölümünde yer almaktadır. Bu durum yargının, adeta yasama alanına girip yetki ve yargı yolu ihlâli dışında, kuvvetler ayrımı ihlâli anlamına da gelmektedir. Yani mevcut hukuk düzeninin olmaz diyerek düzenlemediği bir hukukî durum ve sorun ortada durmaktadır. Mevcut hukuk düzeninin kabul etmediği bir konuda yargı organları kendilerini görevli ve yetkili sayamaz.</p>
<p>Ancak sorumuz yine bakidir. Bu açıklamalara rağmen bir başka yargı organı, somut olarak tartıştığımız uyuşmazlıkta, önce asliye hukuk sonra BAM hukuk dairesi, aslında alanına girmemesine rağmen seçimle ilgili bir konuda uyuşmazlığa bakarsa ne olacaktır?</p>
<p>Bu konu tartışmalıdır. Bir görüş, böyle bir durumda kararın yok sayılması, yok sayılmasa dahi en azından etkisiz (uygulanamayan) hüküm olduğu yönündedir. Diğer görüş ise, farklı bir yargı kolunda olsa dahi, alanı dışında kalan bir mahkemenin karar vermesinin yok ve etkisiz sayılamayacağı; zira nihayetinde yargı yetkisi olan bir mercinin karar vermiş olduğudur<sup class="footnote-ref"><a href="#fn3" id="fnref3">[3]</a></sup>. Ancak bu konuda hep verilen örnekler, adlî yargı ile idarî yargı, hatta adlî yargı içinde hukuk yargısı ile ceza yargısı arasındaki ilişki esaslıdır. Örneğin, bir idare mahkemesi veya ceza mahkemesi boşanma kararı verebilir mi tartışması yapılmaktadır. Fakat bizim somut olayımızda, çok atipik bir durum olan Anayasa’nın yargı başlığı altında dahi düzenlenmeyip yasama içinde ayrıca düzenlediği, kendine özgü bir niteliği olan Yüksek Seçim Kurulu ile ilgilidir.</p>
<p>Burada, bir yargı organının bilinçli olarak mevcut hukuku uygulamayıp hukuk devletine aykırı olacak usûllerle karar vermesi durumu söz konusu olacaksa, bu kararın da yok sayılması söz konusudur<sup class="footnote-ref"><a href="#fn4" id="fnref4">[4]</a></sup>. Mevcut hukuk düzeni, aksini düşünmediği (seçim yargısına mutlak üstünlük tanıdığı için) ve bu iki yargı kolu arasındaki uyumsuzluk durumunu dahi düzenleme ihtiyacı hissetmediği için, Anayasa’ya göre aslında seçim yargısının alanına giren bir konuda (bilinçli olarak) başka bir organ karar vermişse yok sayılacak mıdır? Çünkü, yürürlükteki hukuka açıkça aykırı ve bilinçli bir sapma vardır. Konu tersinden örneklendirilirse daha iyi anlaşılacaktır. Şayet Yüksek Seçim Kurulu’nda bir boşanma veya ceza davası açılsa ve bu konuda karar verilse, kararları da kesin olduğundan, biz buna mevcut hukuka uygun karar diyerek kabul edebilir miyiz? Yine adlî yargıda kesinleşmiş bir husus, seçim yargısında yok sayılırsa, örneğin, hukuk mahkemelerince ehliyeti kısıtlanmış bir kişi, seçim yargısında tam ehliyetli olarak kabul edilirse bu kabul edilecek midir? Şüphesiz hayır. Kaldı ki, somut olayda BAM da verdiği kararla fiilen aksine bir durum oluştursa da, o tarihte seçim yargısının verdiği kararları ortadan kaldırmıştır denilemez. Çünkü, o konuda bir kararı, hüküm fıkrası yoktur. Aslında buradaki yapılması gereken olsa olsa, BAM kendi yargı alanına girdiğini düşünse dahi, bu durumu tespit edip bırakmalı ve gereğini seçim yargısının alanına transfer etmelidir. Ancak BAM öyle yapmamış, tespit yanında bir de ayrıca iptal kararı vermiştir.</p>
<p>Açıklanan sebeplerle BAM kararı hüküm sakatlıkları bakımından da değerlendirilmek durumundadır. Zira, adlî yargının seçim yargısının alanında sonuç doğuracak, o alanda icraî etki oluşturacak, hatta siyasî sonuç doğuracak bir karar vermesi mümkün değildir. Kısaca yukarıda ilgili başlıkta yer verdiğimiz Latince öz deyişle “<em>Yargı yetkisini aşan hâkimin hükmünün etkisi yoktur</em>”.</p>
<p>Karar sadece uyuşmazlık konusu olan Kurultayla ilgili iptal içermemekte, aynı zamanda “<em>bu tarihten sonra yapılan tüm olağan ve olağanüstü kurultayların ve bu kurultaylarda alınan tüm kararların iptali</em>”ni de içermektedir. Hatta, daha sonra başka kurultaylar yapılmış ve seçim yargısı tarafından bir usûlsüzlük bulunmasa dahi, iptal edilen Kurultay öncesi duruma dönülmesini, önceki organların görevlerine devamını da kapsamaktadır. Yani karar, tüzel kişiliğin en yüksek karar ve irade merciinin, sadece mevcut değil, müstakbel, hatta neredeyse muhtemel iradesinin de geçersiz olduğunu içermekte, tüzel kişilik iradesini onun mensuplarının iradesinin dışına çıkararak ipotek altına almaktadır.</p>
<p>Şayet kararları hükümsüz sayılan Kurultay’dan sonra tüzel kişilik en yüksek iradesiyle usûlüne uygun olarak karar almamış olsaydı, o zaman araya başkaca irade girmediği için doğal olarak iptal edilen Kurultay zamanına dönülebilirdi. Ancak, arada başka Kurultaylar toplanmış, tüzel kişiliğin yeni bir iradesi oluşmuştur. Bu irade de, o iradenin oluşmasını denetleyecek ve kararları da kesin olan mercilerin denetiminden geçip kesinleşmiştir. Adlî yargıda verilen bu karar, hem tüzel kişiliğin en üst iradesini hem de onu denetleyen seçim yargısının karar ve iradesini görmezlikten gelmektedir. Bunun hukuk devleti ve hukukî güvenlikle açıklanması mümkün değildir. Bu anlayış benimsenecek olursa, geçmişten geleceğe hiçbir seçimin kesinleştiği söylenemez, görev yapan yasama ve yürütmenin meşruluğu her zaman tartışmaya açık hale gelir. Yargının bu şekilde müdahalesi kabul edilemez. Bunun kabul edilmemesinin sebebi, belirttiğimiz teknik hukuk yanında, Anayasa ve kuvvetler aykırılığıdır.</p>
<p>Daha basit bir örneklendirmeyle, çoklu irade ile oluşan bu tür genel kurullardaki karar yerine, iki kişinin gerçekleştirdiği bir sözleşmeden sonra, taraflar aynı konuda yeni sözleşmeler yapsalar, hatta bu sözleşmeler de yargısal denetimden geçip hukuka uygunluğu tespit edip kesinleşmiş olsa, dönüp ilk sözleşmenin batıl olduğunu tespit ederek daha sonra yargı denetiminden de geçip kesinleşmiş sözleşmelerin geçersiz olduğunu söylemek ne kadar hukukla izah edilebilirse, burada da aynı durum geçerlidir. Aradaki tek fark birinde iki taraf, diğerinde çoklu iradenin oluşmasıdır. Nihayetinde ikisi de hukukî işlemdir. Sonuç olarak, kanaatimizce verilen karar, bu anlamda da en hafif açıdan icra edilemez, sonucu olmayan “etkisiz hüküm” niteliğinde bir hükümdür. Şu anda uygulanıyor olması hukukî olduğunu göstermez, sadece yargı eliyle fiilî durum meydana getirilmiştir.</p>
<h3 id="3grevkonusundakisorunlabalantlortayakacakhtimaller">3. Görev Konusundaki Sorunla Bağlantılı Ortaya Çıkacak İhtimaller</h3>
<p>Görüldüğü üzere, sorun sadece siyasî bir sorun olmayıp teknik usûlî bir sorundur. Yaptığımız açıklamalar kapsamında bazı tespitleri yapmayı zorunlu görüyoruz:</p>
<p><strong>(a)</strong> Öncelikle çok tartışmalı ve usûlî bakımdan da çok sorunlu bir konuda, Mahkemenin gerekçesinde hiçbir tartışmaya yer vermemiş olması, yukarıda açıklanan hüküm ve gerekçe bakımından oldukça sıkıntılı, hak ihlâli potansiyeli olan, hukukî dinlenilme ve adil yargılanma sorunu doğuracak bir zemindedir.</p>
<p><strong>(b)</strong> Şu da açıkça görülmektedir ki, sonuca bağlanan süreçlerin tümü, seçim yargısının gözetim ve denetimi altında gerçekleşmiş, onaylanmış ve kesinleşmiştir. Bu şekilde seçim süreçlerinin kendi hukuku ve usûlü içinde gerçekleştiği bir konuda, adlî yargının, başka bir yargı kolundaki faaliyeti anlamsız ve sonuçsuz kılacak şekilde karar vermesi, yargılama alanları ilişkisine, hukukî güvenliğe ve belirliliğe açıkça aykırıdır<sup class="footnote-ref"><a href="#fn5" id="fnref5">[5]</a></sup>. Kaldı ki YSK da, gereği için kendisine iletilen karara karşı, özetle seçim yargısı, adlî yargının icra yeri değildir demektedir.</p>
<p><strong>(c)</strong> Mutlak butlana gerekçe yapılan hususlar seçim yargısı veya ceza yargısından geçmeden, medenî yargının salt kendisinin karar verebileceği hususlar değildir. Seçim yargısının süreçleri kesinleşmiştir; ceza yargısı bakımından da henüz ortada kesinleşmiş ve kesinleşse dahi sonucu etkileyecek nitelik taşıyan kararlar yoktur. Bu sebeple verilen karar, ya zaten seçim yargısında kesinleşen veya ceza yargısında henüz ispat edilmemiş, ihtimale binaen tesis edilmiş bir hükümdür. Bu sebeple temelde seçim yargısının, belirli şekilde de ceza yargısının alanlarına giren konuda ve onların yargı alanında karar verilmiş, müdahale edilmiştir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn6" id="fnref6">[6]</a></sup>.</p>
<p><strong>(d)</strong> Şayet burada aslında seçim yargısının alanına giren bir konuya adlî yargı alanının medenî yargısı bölümünün baktığı ve karar verdiği sonucuna varılırsa (ki ona yukarıda değinilmiştir), kanaatimizce burada yok hüküm, en hafifiyle icra edilemez etkisiz bir hüküm söz konusu olup teknik anlamda “hüküm sakatlığı” ile malûldür. Yukarıda başlıkta verilen iki Latince söz dahi bu tür kararların hükümsüz olduğunun kadimden beri kabul edildiğini göstermektedir.</p>
<p>Karar bu haliyle “yok hüküm” kapsamına girebilecektir. Çünkü, Anayasa’da mutlak anlamda ve kesin şekilde seçim yargısına tanınan bir alanda adlî yargı kendine alan açmaya çalışmaktadır. Yok hüküm sayılmasa dahi, bu hükmün icrası ancak seçim yargısının BAM kararındaki ifade ile “<em>gereğini yapması</em>” ile mümkündür. Bu yapılmadıkça sonuç ve etki doğurmaz. Dolayısıyla bu hüküm aynı zamanda “etkisiz bir hüküm”dür. Nitekim YSK açıklamasında &quot;… <em>hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası hakkında, Kurulumuza, Anayasa ve yasalarla verilmiş herhangi bir görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine … oy birliğiyle karar verilmiştir</em>&quot;<sup class="footnote-ref"><a href="#fn7" id="fnref7">[7]</a></sup> denilerek, ben hukuk mahkemesinin kararını uygulamak durumunda değilim ifade edilmektedir. Yani icrası boşlukta bir durum vardır. Şu anda ortada mahkeme kararının icrası bakımından hukukî değil, fiilî bir durum söz konusudur. Çünkü, bizatihi Mahkeme kararına göre tedbirin gereğini uygulayacak olan YSK, ben bunu yapmıyorum, yapamam demektedir.</p>
<p><strong>(e)</strong> Kararı veren Mahkemenin, gereğini yapmasını istediği seçim yargısı, ben bu kararı yerine getiremem dediğine göre, önceki seçimler hakkında yapılan işlem ve kararlar seçim hukuku yönünden ayaktadır. Ancak diğer yandan da adlî yargının atadığı organlar vardır; fakat bu organlar seçim yargısınca açıkça kabul edilmiştir denilemez. Bu belirsizlikle hukuk ilerleyemez. Çünkü, “<em>Ubi ius incertum, ibi ius nullum</em>” (hukuk belirsizse hukuk yok demektir).</p>
<p><strong>(f)</strong> YSK’nın bu konuda net bir tavır takınıp açık bir görüş ortaya koymaması, sorunu daha da artırmakta ve aynı zamana geleceğe taşımaktadır. YSK, kamuoyuna yansıyan şekilde, kendisine gelen başvuruları iade etmekte, ama hukuken de açık bir tavır almamaktadır. Dolayısıyla YSK’nın adlî yargının bu kararı karşısında, kendi kesinleşmiş kararlarına sahip çıkıp çıkmadığı net değildir. Kendisinin seçimle ilgili kararlarını ve sonuçlarını ortadan kaldırmadığına göre, halen de hukuken önceki işlem ve kararlarını ayakta tuttuğu sonucuna varılabilir. Ancak bu belirsizlik sakıncalıdır. Böyle bir durumda iki ihtimal ortaya çıkacaktır:</p>
<ul>
<li>
<p><strong>Birinci ihtimal</strong>, farklı mecralarda seslendirildiği üzere, doğru veya yanlış CHP’nin 2023 Kurultayı iptal edildiğine göre, ondan önceki 2020 Kurultayına dönülmüş demektir. Böyle bir durumda, o tarihten bugüne kadar seçim hukuku gereğince hukuken Kurultaysız kalmak demek, seçime girmeye de engel bir durum oluşturabilir, böyle bir risk vardır<sup class="footnote-ref"><a href="#fn8" id="fnref8">[8]</a></sup>. Şayet YSK bu kanaatte ise, o zaman yapması gereken, buna göre işlem tesis ederek CHP’nin en azından bu eksikliğini tamamlamasına imkân vermesidir. Bunu yapmayıp süresi geçtikten sonra bu kanaatini açıklarsa, bir yargı organının önceden belirli bir durum için, sessiz kalarak çelişkili davranması, hak sahiplerine adeta tuzak hazırlaması sonucunu doğurur<sup class="footnote-ref"><a href="#fn9" id="fnref9">[9]</a></sup>. Bu ise bağımsız ve tarafsız bir yargı organının, özellikle de seçim gibi mutlak tarafsızlık gerektiren bir organın davranışı olamaz. Böyle davranılırsa çelişkili ve hak sahiplerini bilinçli olarak yanılgıya sürükleyen bir davranış ortaya çıkar. Zaman zaman Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da dikkat çekildiği üzere, yargı organlarının ihmalî ve yanlış davranışlarından dolayı hak sahiplerinin haklarından mahrum bırakılması mümkün değildir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn10" id="fnref10">[10]</a></sup>.</p>
</li>
<li>
<p><strong>İkinci ihtimal</strong> ise, YSK’nın kendi işlem ve kararlarının geçerli olduğu, adlî yargının bu konuda yargı alanına girmeyen bir konuda karar verdiği kanaatinde olmasıdır. Şayet YSK böyle bir kanaati taşıyorsa, o zaman yapılması gereken, adlî yargının bu kararının sadece ilgilileri için sorumluluk doğuracağı, ancak seçim hukuku kapsamında Parti ve Parti organları bakımından bir sonuç doğurmayacağını açıklamasıdır. Yani verilen karar seçim hukuku ve seçim yargısı yönünden etkisiz bir karardır denilmelidir. Nitekim, Anayasa Mahkemesi, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2024-45-k-2024-61-t-22-2-2024">Can Atalay</a> kararında<sup class="footnote-ref"><a href="#fn11" id="fnref11">[11]</a></sup>,</p>
</li>
</ul>
<blockquote>
<p>“Sonuç olarak Anayasa Mahkemesinin 25/10/2023 tarihinde verdiği 2023/53898 başvuru numaralı karar sonrasında Hatay Milletvekili Şerafettin Can ATALAY hakkında <strong>kesin hükmün varlığından söz edilmesi hukuken mümkün olmadığından</strong> TBMM Genel Kurulunun 30/1/2024 tarihli 54. Birleşiminde Yargıtay 3. Ceza Dairesinin 3/1/2024 tarihli ve E.2023/12611 sayılı yazısının Başkanlıkça okunmak suretiyle Genel Kurula bildirilmesi işlemi ile <strong>oluşan fiilî durum hakkında Anayasa Mahkemesince karar verilmesi mümkün değildir</strong>.”</p>
</blockquote>
<p>şeklinde, adlî yargıda (ceza alanında) verilen bu tür bir kararın etki doğurmayacağı, Anayasal alanı ihlâl edemeyeceği, hukukî değil, ancak fiilî bir durum yaratabileceğini vurgulamaktadır. Benzer bir durum şu anda YSK ile adlî yargı (medenî yargı) arasında vardır. Adlî yargının, seçim yargısının alanına girdiği kabul ediliyorsa, verdiği karar etkisiz ve seçim hukuku bakımından sonuç doğurmayan bir karardır. YSK &quot;<em>Hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda Kurulumuza, Anayasa ve yasalarla verilmiş herhangi bir görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir</em>&quot; şeklinde bir açıklama yapmışsa da, bunun sonucu ve anlamı şu anda tam açık değildir. O sebeple de durum hukukî değil, fiilî bir durum olarak ortada durmaktadır.</p>
<ul>
<li><strong>Nihayetinde</strong>, YSK hangi görüşte olursa olsun bunu ortada bırakmamalı, şu anda açıklamalı ve belirtmelidir. Şayet YSK, adlî yargıdaki bu kararın en azından şu anda bir etki doğurduğunu düşünüyorsa, kararını açıklamalıdır ki, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde en fazla üyeye sahip ikinci parti için bir seçim söz konusu olduğundan, ona giremeyecek bir duruma düşmesin. Aksinin kabulü, YSK’nın önce ses çıkarmayıp sonra Partiyi bilinçli olarak seçime sokmama davranışına sebep olacaktır. YSK, adlî yargıda verilen bu kararın seçim yargısı ve seçim hukuku anlamında bir etki ve sonucu olmadığı kanaatindeyse, onun da gereğini yaparak bu kaotik duruma son vermelidir. Çünkü, şu anda bir uyuşmazlık çıkmıştır, bu uyuşmazlık seçim yargısının önceki kararlarının geçerliliğini tartışılır hale getirmiştir.</li>
</ul>
<h2 id="spathukukubakmndandeerlendirme">Ç. İspat Hukuku Bakımından Değerlendirme</h2>
<h3 id="1genelerevevekavramlar">1. Genel Çerçeve ve Kavramlar</h3>
<p>Konunun ispat hukuku ve bununla bağlantılı olarak gerekçe bakımından da değerlendirilmesi gerekli ve zorunludur. İspat şeklinde ifade ettiğimiz kavram, taraflar arasındaki uyuşmazlıkta, o uyuşmazlığın dışındaki tarafsız ve bağımsız olan/olması gereken üçüncü kişi niteliğindeki karar verici hâkimde, kararı vermesi için yeterli kanaat uyandırma faaliyetidir. İspat, uyuşmazlık konusu vakıaların sübut bulması, sabit olması, tespit edilmesi faaliyeti olup yargılamada altlama için önemli olan somut vakıaların gerçekliğinin bulunmasını ifade eder. Burada yapacağımız tüm açıklamaların, adlî yargının görevli olduğu kabul edilirse ihtimali üzerinden dikkate alınması gerekmektedir; değilse zaten yukarıda söylenenler geçerlidir.</p>
<p>Medenî yargılamada ispat çerçevesinde ispatın konusu nedir, kim, neyi, ne kadar ve ne ile ispat etmelidir sorularının cevabı tam ve doğru şekilde verilmelidir. Aksi halde sakat, eksik, yanlış bir ispat faaliyeti yürütülmüş olur ki, o da gerçeğin yanlış tespiti demektir. Yanlış gerçeklik üzerine, doğru bir hukukî nitelendirme ve hüküm tesis edilemez. Bu, hem mantıkî hem de çok temel bir hukukî durumdur. Çünkü, hukuk gerçeğin dışına çıkarsa adaletten uzaklaşıp zulüm halini alır «<em>Da mini factum, dabo tibi jus</em>» (Bana gerçekleri ver [ispatla], sana hakkı vereyim). Yine mantıktaki büyük önerme, küçük önerme, sonuç akıl yürütmesinin karşılığı, hukukta, hukuk kuralı (büyük önerme), somut olay (gerçeklik/küçük önerme) ve hüküm (sonuç). Mantıkta önermelerden biri yanlışsa sonuç da her zaman yanlış olduğu gibi, hukuk ve gerçeklik ilişkisinde de sapma olursa, hükmün yanlış olacağı aşikârdır.</p>
<p>Burada ispatın konusu nedir, bir davada ne ispat edilmelidir sorusunun cevabı kısaca, kural olarak davanın dayanağı olan vakıalar ispatın konusunu oluşturur demek gerekir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn12" id="fnref12">[12]</a></sup>.</p>
<p>Peki bu vakıaları kim ispat etmelidir? Yani vakıalar yeteri kadar ispat edilemez ise (ki bu yeterlidir ifadesinden ne anlaşılması gerektiği aşağıda ayrıca açıklanacaktır) davacının davasının reddi gerekir. Medenî yargıda ceza yargısından farklı olarak, şüpheden sanık yararlanır benzeri, şüpheden davacı veya davalı yararlanır kuralı olmadığından, bir vakıa ispat edilemezse, bunun rizikosuna ispat yükü altında bulunan katlanır; duruma göre davacı ise davası reddedilir, davalı ise aleyhine dava kabul edilir. Kural olarak, vakıanın sonucundan lehine hak çıkartan ispat yükü altındadır (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-190">HMK m. 190</a>). Somut uyuşmazlık olan davada (eğer adlî yargının görevli olduğu kabul edilirse), bunun tespiti kolaydır. Davacılar ileri sürülen hususlardan, vakıalardan lehlerine hukukî sonuç çıkardıkları ve yararlanacakları için ispat yükü altındadırlar. Usûl hukukunun aradığı ispat ölçüsü içinde ispat yüklerini yerine getiremezlerse talepleri reddedilmelidir.</p>
<p>Bu noktada karşımıza, ispat yükü altında bulunan hangi durumda ne kadar ispat etmeli, hâkimde ne derecede bir kanaat uyandırılmalı ve hâkim hangi ölçüde ispat gerçekleşirse karar vermeli sorusu çıkmaktadır. Bunun cevabı ispat ölçüsü ile ilgilidir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn13" id="fnref13">[13]</a></sup>. Yargılama hukukunda, kural olarak bir davada temel ispat ölçüsü “tam ispattır”. Yani hâkim, üzerine ispat yükü düşen tarafın, ileri sürülen vakıalar hakkında, deyim yerindeyse yüzde yüz o vakıayı ispat etmesini aramak durumundadır; aksi halde ileri sürülen vakıayı ve buna bağlı olarak davayı reddetmesi gerekir. Bu bir tercih veya takdir değil, doğrudan usûlî bir gerekliliktir. Ancak bazı durumlarda, ya kanunda açıkça belirtilerek veya durumun gereği olarak ispat ölçüsü düşürülmüş, “yaklaşık ispat” yeterli sayılmıştır. Özellikle tam ispatın beklenmesinin mümkün olmadığı ya da acele durumlarda ispat ölçüsü düşürülmektedir. Bunların başında da ihtiyatî tedbir, ihtiyatî haciz gibi geçici hukukî korumalar gelmektedir.</p>
<p>Bu genel açıklama kapsamında somut durumda Kurultay davasında ispat ölçüsü ne olmalıdır sorusunu, davanın esası ile tedbir konusunu ayrı ayrı ele alarak cevaplandırmak gerekir.</p>
<p>Söz konusu dava ispat ölçüsünün özel olarak düşürüldüğü bir dava değildir. Bu sebeple ileri sürülen iddiaların öncelikle ispata elverişli bir şekilde somutlaştırılması (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-194">HMK m. 194</a>), daha sonra da bu somutlaştırılan hususların tam ve eksiksiz şekilde (hükmü ve gerekçeyi okuyanlar bakımından) evet bu böyle olmuştur açıklığı ile delillerle ispat edilmiş olması gerekir. Dava, kesin delille (senetle) ispatı zorunlu hususlardan olmadığından (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-200">HMK m. 200</a> vd.), her türlü delille ispat edilebilir. Ancak her türlü delille ispat demek, keyfî ve sübjektif iddialar, deliller ve bunların da genel geçer gerekçelerle ispat edileceği anlamına gelmez. Bu durumda, iddiaların, vakıaların içinde belge ile ispatı gerekenler belge ve senetle, tanıkla ispatı gerekenler objektif şekilde değerlendirilmiş tanık beyanlarıyla, diğer delillerle ispatı gerekenler o delillerle tam kanaat getirecek şekilde ispatlanmalıdır. Bu yapılırken de özellikle diğer tarafın ispat yükünü taşımasa dahi ortaya koyduğu deliller de dikkate alınarak karar verilmelidir.</p>
<p>İspat bakımından, bir silsile izlenecek olursa, (i) basit iddia, (ii) somut ve gerekçeli iddia, (iii) yaklaşık ispat, (iv) tam ispat şeklinde bir çizgi izlenebilir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn14" id="fnref14">[14]</a></sup>. “Ben alacaklıyım” demek basit, soyut bir iddiadır. Hukuk bu iddialarla hiçbir şekilde ilgilenmez ve onun üzerine hüküm inşa edilmez. “Ben şu tarihte, şu konuda yaptığımız sözleşmeye göre, şu sebeplerle şu kadar alacaklıyım” demek, somut, gerekçeli iddiadır. Hukuk bununla ilgilenir, ama bunun üzerine de hüküm inşa edemez. Çünkü, bu somut iddiaların somut delillerle yeteri derecede ispat edilmesi, gerçekliğinin ortaya konulması gerekli ve zorunludur. Bu somut iddia konusunda “tam ispat” aranıyorsa, kanunun aradığı ve gerekli gördüğü, hatta zorunlu kıldığı ispat araçları (deliller) ile hâkimde deyim yerindeyse, matematiksel bir benzetme ile ibrenin yüzde yüze vuracağı bir ispat gerçekleşmesi gerekir. Şayet ispat ölçüsü düşürülmüşse, bu da düşse düşse yaklaşık ispat seviyesine indirilebilir (çünkü, onun altı aslında ispatsızlıktır), o da yine benzetilecek olursa, ibrenin yüzde ellinin üzerine çıkmasıdır. Yani bir şeyin gerçekleşmiş olma ihtimalinin, gerçekleşmeme ihtimaline göre daha yüksek ihtimal olmasıdır.</p>
<p>Bir iddia ne kadar somut, gerekçeli, edebi, süslü olursa olsun, gerekli ispat araçlarıyla bu iki ispat seviyesinden birine ulaşmamışsa ispat edilmiş sayılmaz. İsterse sayfalarca gerekçe yazılsın, birçok şey alt alta konulsun, bunların gerçekliği ortaya konulamamışsa ispat yoktur; sadece zan, şüphe veya ispat edilmemiş iddialar vardır. Örneğin, bir kimse hakkında şu gün işe gelmedi, şu gün de gelmedi, hatta şu, şu günler de işe gelmedi, şu günler geç geldi, şu gün geldi ama şu saatte erken çıktı denilip somutlaştırılsa, ikna edici anlatılsa da, o kimsenin o belirtilen zamanlarda gelip gelmediği, kanunun aradığı ölçüde delillerle belgelenememiş veya ispat edilememişse, sadece dışardan bakıldığında çok gerçekçi bir görüntü yaratılsa da, hukuk nazarında bu ikna edici görünen açıklamalar hiçtir. İspatın da kural olarak tam ispat, ama duruma göre geçici hukukî koruma gibi durumlarda yaklaşık ispat seviyesinde olması aranır.</p>
<h3 id="2kararnspatlskurallarnauygunolmamas">2. Kararın İspat Ölçüsü Kurallarına Uygun Olmaması</h3>
<p>Somut olayda, Kurultay kararında ise bu belirtilen hususların gözardı edildiği, hatta yerleşik Yargıtay kararlarının dahi dikkate alınmadığı açıkça görülmektedir. Öncelikle tekrar belirtmek gerekir ki, ispat yükü, davayı açan ve Kurultay kararlarının iptalini isteyen taraftadır. Çünkü, buradan ortaya çıkan hukukî durumdan lehlerine sonuç elde edecek olan davacı taraftır.</p>
<p>Söz konusu davada, ispat yükü aynı zamanda somutlaştırma, hatta önemli ölçüde delil ikame yükü altında olan davacılardır. Davacıların iddialarını ortaya koydukları, bir kısmı soyut iddialar şeklinde kalsa da, belirli bir kısmı konusunda da somutlaştırma yükünü yerine getirdikleri karardan anlaşılmaktadır. Ancak davanın esası bakımından ispat yükünün yerine getirildiği söylenemez. Çünkü, ispat yükü altındaki davacıların davada aranan tam ispatı yerine getiremedikleri görülmektedir. Bu arada, davalı taraf aslında ispat yükü altında olmamasına ve ispat yükünü de üzerine almış sayılmamasına (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-191">HMK m. 191</a>) rağmen, ispat bakımından daha güçlü bir noktadadır. Çünkü, hükümsüzlük kararı verilen Kurultaylar konusunda kesinleşmiş bir denetim mekanizması ve resmî, kesin belgeler mevcuttur. Kararları Anayasa’ya göre kesin olan seçim yargısının denetimi altında yapılan, kararlar alınan ve oluşan organlara karşı bir dava açılmaktadır. Dolayısıyla, davalının karşı ispat faaliyeti olarak ortaya koyduğu bu resmî ve kesin olan durumun, davacılar tarafından yine kesin ve tam bir şekilde bertaraf edilebilmesi gerekir.</p>
<p>Davalının bu kesin ve güçlü ispat durumuna karşı, onu çürütecek ve tam ispatı sağlayacak faaliyet ve delillerin olduğu söylenemez. Kararın, bu konuda asıl değerlendirmenin yapıldığı “Delillerin Değerlendirilmesi ve Gerekçe” başlığı altındaki açıklamalarında, önce adlî yargının neden görevli olduğu çok ayrıntısına girmeden açıklanmış, sonra da davanın esasıyla ilgili birleşen davalar hakkında gerekçe ortaya konulmuştur. Bu gerekçelerde esasa ilişkin asıl değerlendirmeler, Mahkeme kararının 14. sayfası ilâ 17 sayfasında yapılmaktadır.</p>
<p>Bu değerlendirmelerin önemli kısmı, mevcut davayla ilgili ve ilişkili olan hukuk ve ceza mahkemelerindeki başka davaların durumu ve safahati ile ilgilidir. Hatta somut gerekçe olarak açıklama yapılan 3 sayfadaki paragraflarda, arka arkaya bu safahat sıralanarak paragraflar “…<em>talik edildiği <strong>anlaşılmaktadır</strong></em>” [Karar 14. sayfa sonu], “…<em>müsnet suçu isledikleri iddiasıyla kamu davası açıldığı <strong>anlaşılmaktadır</strong></em>” [Karar, 15. sayfa ortası], “…<em>talik edildiği <strong>anlaşılmaktadır</strong></em>” [Karar 15. sayfa sondan önceki paragraf], “…<em>iddiasıyla kamu davası açıldığı <strong>anlaşılmaktadır</strong></em>” [Karar 16. sayfa başı] şeklinde tamamlanmıştır.</p>
<p>Kararda, bu derdest (ama kesinleşme bir yana, henüz karar dahi verilmemiş) davalar hakkındaki açıklamalardan sonra, özellikle siyasî partilerin demokratik esaslara göre çalışması gerektiğine ilişkin Anayasa ve kanun hükümlerine yer verilmiş, buradan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">TMK</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098">TBK</a>’nın yorumla ilgili iki maddesi ile bağ kurulmuş, bunların ardından “<em>Yukarıda açıklanan yasal düzenlemeler muvacehesinde</em>…” [Karar 16. sayfa] denilerek “… <em>dosyaya celp edilen Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/176 Esas, 2025/441 Karar sayılı dosyası, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/582 Esas sayılı dosyası, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/254 Esas sayılı dosyası, İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/439 Esas sayılı dosyası kapsamında toplanan deliller, ifade tutanakları ve resmi kurumlardan temin edilen bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde</em>” şeklinde, delilleri tam tartışmadan, hangi dosyada neyin ispat edildiği ve neden tam ispat kapsamında kanaat oluştuğu belirtilmeden hükümsüzlük sonucuna varılmıştır.</p>
<p>Dikkat edilirse dayanak yapılan hukuk ve ceza mahkemesi dosyaları “Esas” numaralı olup karar numarası dahi yoktur. “<em>Anlaşılmaktadır</em>” diye bitirilen paragrafların, kararda yer verilen son kısımlarına bakıldığında da, bu davaların kesinleşme bir yana, henüz ciddî bir sonuç doğurmadığı da rahatlıkla görülmektedir. Anlaşılmaktadır denilen iki davada, duruşmalar talik edilmiş, yani ortada henüz ciddî bir sonuç yoktur; diğer iki ceza davasında ise henüz yargılaması devam eden, karardaki ifadeleri ile “<em>iddiasıyla kamu davası açılmış</em>”tır. Kısaca kesinleşme bir yana, henüz kararı dahi verilmemiş, bir kısmı usûlî aşamaları geçmemiş yargılamalardan hareketle, mutlak butlan gibi ağır ve aynı zamanda tüm Ülkeyi ilgilendiren bir karar verilmiş bulunmaktadır. Yine unutmamak gerekir ki, davalı taraf lehine kararları tartışma dışında olan kesinleşmiş seçim yargısının kararları mevcuttur. Henüz daha devam eden ve karar verilmemiş, sadece bir iddia aşamasında olup sonuçlanmamış davalar, kesinleşmiş seçim yargısının önüne geçirilmiştir. Burada seçim yargısının görevli olup olmamasını değil, onun kesin nitelikli önceki kararlarına karşı, halen devam eden davaların delil değerini belirtmeye çalışıyoruz.</p>
<p>Ayrıca hukukta “<em>anlaşılmaktadır</em>” ifadesi bir ispat ölçüsü değildir. Bu davaların açıldığının ve hangi aşamada olduğunun “anlaşılmış” olması, onlarla bir şeylerin ispat edildiği anlamına gelmez. Bu anlaşılmış durumun, neyi nasıl ispat ettiği ve Mahkemenin bunlardan nasıl bir sonuç çıkardığının ortaya konulması gerekir. Bu yaklaşım, tam ispatın dışında yaklaşık ispat ölçüsünü dahi sağlamaz. Çünkü, şayet bu şekilde dava açılması yeterli sayılacaksa, herkesin herkes hakkında asıl talebini haklı kılmak için önce belirli davaları açıp (ki özel hukukta buna hiçbir engel yoktur), sonra da kendi açtığı davaya dayanarak ispat ettim demesinin yolu açılmış olur. Örneğin, (B)’den alacaklı olduğunu iddia eden (A)’nın, (B)’ye karşı hiçbir dayanağı olmadan, daha önce dört-beş dava açmış olması, sonradan açtığı alacak davasında, “<em>önceden dört-beş dava açtığına göre haklıdır</em>” denilmesini sağlar mı? Bunun hukukî bir yol olmadığı ve hukukî sonucu olmayacağı açıktır. Ortalama bir davada dahi esas alınmayacak bir ispat (!) yönteminin bu kadar önemli bir davada esas alınması ise ayrıca sorunludur.</p>
<p>Esasen bunun, yani başka bir yargılamanın hukukî sonucunu derdest bir davada kullanmanın hukukî bir yolu vardır. Ama Mahkemenin o yolu kullanmak istemediği anlaşılmaktadır. Şayet mevcut davaların sonucunun, görülmekte olan bir davayı etkileyeceği, özellikle de doğrudan etkileyeceği düşünülüyorsa, yapılması gereken şey “<em>bekletici sorun</em>” yapmaktır (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-165">HMK m. 165</a>). Zira, hukuk mahkemesinde görülen bir yargılamada hüküm verilmesi, kısmen ya da tamamen başka bir mahkeme ya da idarî makamdaki tespite bağlı ise, o zaman mahkeme, diğer mahkemenin veya idarî makamın kararını bekletici sorun yapabilir veya duruma göre ilgili tarafa dava açması veya başvuru yapması için süre verebilir. Hatta Yargıtay, başta Hukuk Genel Kurulu olmak üzere istikrarlı şekilde, ceza mahkemesi kararı hukuk mahkemesini etkileyecek ise adeta zorunlu bekletici sorun yapılması gerektiği şeklinde kararlar vermektedir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn15" id="fnref15">[15]</a></sup>. Fakat somut olayda Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi, Yargıtay’ın bu yerleşik ve müstakar kararlarını da gözardı ederek, ceza yargılamasının sonucunu bekletici sorun yapmadan, henüz ortada olan vakıalar sabit olmuş gibi devam eden yargılamaları esas alıp kesin delil kabul etmiştir. Bunun usûl doktrinindeki görüşlerle de, Yargıtay’ın bu yerleşik uygulamasıyla da izahı bulunmamaktadır. Kararda kullanılan terminolojinin usûl doktrini ve Yargıtay’ın yerleşik kararlarıyla tamamen zıt olduğu açıkça “anlaşılmaktadır”. Bu tür bir yargılama, alışılmış usûllerin, doktrin ve Yargıtay kararlarının dışında olduğundan sürpriz karar yasağını ihlâl de söz konusudur<sup class="footnote-ref"><a href="#fn16" id="fnref16">[16]</a></sup>.</p>
<p>Eğer Mahkeme bu davaları hükmüne esas almak istiyor, ancak bekletici mesele de yapmıyorsa (ki ceza davaları bakımından bu oldukça zordur), o zaman da o davalar içinde tartışılan hususları tek tek ayıklayıp inceleyip ara sorun olarak araştırıp doğruluğunu kendisi tespit etmelidir. Bu da yapılmamıştır. Şu soru durumu gayet net ortaya koymaktadır:</p>
<p>✔ Mahkemenin, hükmüne esas aldığı davalardaki iddialar kesin bir hal almış mıdır? Hayır!</p>
<p>✔ Mahkeme, bu iddiaların ispatı için söz konusu davaları bekletici sorun yapıp onların tespitini beklemiş midir? Hayır!</p>
<p>✔ Bunları yapmayan Mahkeme, kendisi bu iddiaların doğru olduğunu araştırıp tespit etmiş midir? Hayır!</p>
<p>Mahkeme uyguladığı bu ispat yöntemiyle üç hayırdan, iptal kararına sebep olacak bir “evet” çıkararak hukuk ve mantık ilkelerini zorlamaktadır. Mahkeme ispata esas aldığı henüz iddia aşamasındaki vakıalarla ilgili ne bekletici sorun ne ön ara sorun yapmış. Ancak buna rağmen iddiaları, kesin kabul edip hüküm vermiştir.</p>
<p>Bu haliyle karar tam ispatı sağlamadığı gibi, yaklaşık ispat seviyesinde dahi ispata dayanmamaktadır. Çünkü, diğer deliller bir yana, davalı taraf lehine kesinleşmiş ve başka bir merciye başvurulamayan seçim yargısı kararları mevcutken, ispat yükünü taşıyan davacı bakımından henüz usûlî aşamaları geçmeyen hukuk davaları ile yine henüz birer iddiadan ibaret olan açılmış ceza davaları mevcuttur. Davaların henüz karara esas alınıp alınmayacağı sorunu bir yana, en fazla yapılması gereken şey bekletici sorun yapmaktır, o da yapılmamıştır. Bunun yanında, bu davalar hükme esas alınacak olsa dahi, her birinin ayrıca içeriğinin değerlendirilerek bu davada neden kanaat uyandırmaya yarar olduğu da ayrıca belirtilmelidir. Madem söz konusu davaların kendisi bekletici sorun yapılmamıştır, o zaman içeriğindeki hususların ön sorun yapılarak mahkeme tarafından incelenip değerlendirilmesi gerekirdi. Fakat bunlar yapılmamış, sadece davaların dosya numaraları verilerek ne olduğu ve hangi aşamada bulunduğu hakkında açıklamanın ötesinde bir ispat değerlendirmesine de gidilmemiştir. Yaklaşık ispat konusu ayrıca aşağıda tedbirle ilgili kısımda da değerlendirilecektir.</p>
<p>Sonuç olarak, verilen kararın ne davanın esası bakımından tam ispatı ne de yaklaşık ispatı sağladığı söylenebilir.</p>
<h2 id="dkararngerekesibakmndandeerlendirme">D. Kararın Gerekçesi Bakımından Değerlendirme</h2>
<p>Hüküm ve onun gerekçesi bir yargılamanın, usûl kurallarına ve gereklerine uygun, yargılama süreçleri tam işletilerek yerine getirilip getirilmediği, taraflara eşit davranılıp davranılmadığı, adil yargılama yapılıp yapılmadığı, hukukî dinlenilme hakkına ve sürpriz karar yasağına uygun bir karar verilip verilmediğini gösteren en önemli yargılama aşaması ve belgedir. Gerekçeli karar hakkı, hem Anayasa’da (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-141">AY m. 141</a>) hem de HMK’da (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-297">HMK m. 297</a>) açıkça düzenlenmiş ve adil yargılanmanın ayrılmaz parçası olan hukukî dinlenilme hakkının temel unsuru olarak kabul edilmiştir (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-27">HMK m. 27/2-c</a>). HMK m. 27 hükmü, soyut, sübjektif, değil, “…<em>kararların somut ve açık olarak gerekçelendirilmesini</em>” aramaktadır. Ancak somut uyuşmazlıkta böyle mi olmuştur, aşağıda açıklanacaktır.</p>
<p>Türk milleti adına verilen, o sorumluluk ve görev anlayışıyla, doğru hukukî bilgi ve anlayışla objektif bir vicdanın yansıması olması gereken (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-138">AY. m. 138/1</a>) hüküm, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-297">HMK m. 297/1-c</a>’ye göre “<em>Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri</em>” kapsamalıdır. Somut olayda böyle gerçekleşmiş midir diye sorulduğunda şeklen bir kısmı gerçekleşmiş, ancak bir kısmının şeklen gerçekleşmediği, içerik olarak ise bu maddenin kapsamında belirtilere uyulmadığı görülmektedir. Şunu da belirtmek gerekir ki, istinaf mahkemesi ve temyiz mahkemesinde gerekçe daha önem taşımaktadır. Çünkü, hem denetim duruma göre hem de yeniden hüküm (karar) verilmektedir. Keza daha uzman ve kıdemli hâkimlerden oluşan heyetler söz konusudur. O sebeple beklenti ve yapılması gereken daha üst seviyededir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn17" id="fnref17">[17]</a></sup>.</p>
<p>Öncelikle bu hükmün en önemli unsuru olan toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi kararda mevcut olmadığı gibi, sabit görülen vakıaların tam olarak hangileri olduğu da belirsizdir. Her davada bu çok önemlidir, ancak Ülke gündemini, hatta belki geleceğini, Partinin durumunu, ortaya çıkacak sonuca göre yasama ve yürütmeyi etkileyecek bir kararda (hem de üst mahkeme olan istinaftaki kararda) bunlarda daha özenli, ayrıntılı ve dikkatli bir yol izlemek gerekli ve zorunludur. Kararın doğrudan kamusal ve yaygın, derin etkisi söz konusudur.</p>
<p>Bir hükmün şeklen var olması onu gerçek bir hüküm haline getirmez, bunun için hükmün yukarıda belirtilen tam bir içeriğe sahip olması gerekir. Şeklen verilmiş, ancak gerçek bir içerik taşımayan, görünürde unsurları olsa da, kanunun aradığı değerlendirmeler bulunmayan hüküm, en azından yetersiz ve kanunun aradığı içeriğe sahip olmayan, adalet duygusunu zedeleyen bir hükümdür. Hükmün gerekçesinde şeklî, alışılagelmiş kalıplar ve ifadeler üzerinden verilmiş, mevcut hukuk ve usûl kurallarına aykırı, hükmün gerçekten neden verildiği, taraf iddia ve savunmalarından birinin ötekine neden üstün tutulduğu, ispat faaliyetinin tam olarak nasıl gerçekleştiği, hâkimin/mahkemenin objektif olarak hangi maddî ve hukukî gerekçelere dayandığı anlaşılamıyorsa, anlaşılsa da, bilinen ve o güne kadar uygulanan hukuk içinde yorum ve anlamlandırmada şaşkınlık yaratacak içerikte ya da yetersizlikte ise, sübjektif değerlendirmelere dayanıyorsa, hükmün tatminkâr ve adil olmaması, yani hükmün yetersizliği (hatta sürpriz etkisi) karşımıza çıkar<sup class="footnote-ref"><a href="#fn18" id="fnref18">[18]</a></sup>. Çünkü, böyle bir hükümde kanunun aradığı unsurlar içerik olarak bulunmadığı gibi, somut olayda altlama faaliyetini dahi sağlıklı yapmak mümkün değildir.</p>
<p>Şeklen bir hüküm mevcut olup da gerekçenin yetersiz, delil değerlendirmesinin eksik ve yanlış, hukukun söz yığını içinde kaybolduğu, tatminkâr ve ikna edici olmayan bu tür gerekçeler <em>“görünürde gerekçe”, “kılıf gerekçe”, “sıfır gerekçe”</em>, “<em>soyut gerekçe</em>”, “<em>şeklî gerekçe</em>”, “<em>sözde gerekçe</em>”, “<em>matbu gerekçe</em>” şeklinde ifade edilebilmektedir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn19" id="fnref19">[19]</a></sup>. Bu tür durumlarda gerekçe kağıt üstünde vardır, ama içerik olarak ve hukukî kabul edilebilirlik anlamında aslında gerekçe olmayıp bir lazımeyi yerine getirmektir.</p>
<p>Yukarıda açıklandığı üzere, karardaki yargı kolu/yolu ayrımı ve veriliş şekli bakımından yok veya etkisiz hüküm tartışması alanına da girecek bir sorunu vardır. Aslında bir hükmün geçersizliği (sakatlığı) hukuk devletinde, gerçek olma bir yana, tartışılması, hatta akla dahi gelmemesi gereken, kazara ortaya çıktığında da bir an önce düzeltilmesi, yanlışta ısrar edilmemesi, telafi edilmesi gereken durumlardır. Bu tür durumlarda üst yargı mercileri önlerine gelen karara vaziyet ederek, hükme, hukuka, hukuk devletine saygıyı ayakta tutmak için en kısa sürede gerekli doğru kararı vermelidirler. Çünkü, hüküm bir devletin hükümranlık hakkının, bağımsızlığının ve hukuk devleti oluşunun en önemli göstergelerinden biridir. Tarihe düşülen nottur. Roma’dan Osmanlıya kadar, hatta daha eski dönemlerden bir devlet ve toplumu anlamanın başlıca yollarından biri mahkeme kararlarıdır. Her hâkim karar yazarken, aynı zamanda aslında tarih de yazar.</p>
<p>Somut olayda, alışılmış ve yerleşmiş Yargıtay kararlarında vurgulanan hususların dışında denetime elverişli olmayan, soyut, ispat gereklerini yerine getirmeyen usûl kurallarına aykırı bir karar olduğu açıkça görülmektedir. Örneğin, yukarıda da vurgulandığı üzere, usûl hukukumuzda “<em>anlaşılmaktadır</em>” şeklinde bir ispat ölçüsü yoktur, karar ise usûl kurallarına aykırı olarak, henüz sabit olmamış (bekletici sorun, ön sorunda yapılmamış) ancak her nasılsa doğruluğu anlaşılmış bu ölçüye dayanmaktadır. Anlaşılmaktadır denilen temelde iki hukuk iki de ceza davasında, kesinlik bir yana henüz hüküm ve ciddî işlemler dahi yapılmamıştır. Hukuk davalarında usûlî süreçler dahi tamamlanmamış, bizzat karardaki ifadesi ile duruşmalar talik edilmiştir. Daha somut örnek vermek gerekirse, dayanak yapılan, usûlî işlemlerinin dahi tamamlanmadığı hukuk davalarının birinde, sağlık sorunları sebebiyle mazeret sunulması ve buna ilişkin işlemler on satırdan fazla bir açıklama ile anlatılmış bulunmaktadır. Bunun mevcut davaya en küçük etkisi ve katkısı yoktur. Bununla birlikte daha ciddî ve önemli tartışılması gereken hususlarda ayrıntı bir yana, hiçbir somut açıklama yapılmamıştır.</p>
<p>Henüz kesinleşmemiş, hatta daha usûlî süreçlerde olan davalardan hareketle “…<em>dosyaya celp edilen Ankara 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/176 Esas, 2025/441 Karar sayılı dosyası, Ankara 26. Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/582 Esas sayılı dosyası, İstanbul 45. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2025/254 Esas sayılı dosyası, İstanbul 72. Asliye Ceza Mahkemesinin 2025/439 Esas sayılı dosyası kapsamında toplanan deliller, ifade tutanakları ve resmi kurumlardan temin edilen bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde</em>…” denilerek mutlak butlan kararı verilmiştir. Dikkat edilirse biri hariç, diğerleri hep “esas numarası” şeklindedir, yani karar verilmemiştir. Bu davaların içeriğinde ne vardır denildiğinde ise yukarıda da belirtildiği üzere bir kısmı henüz iddia olan, bir kısmında usûlî süreçlerin tamamlanmadığı, bir kısmında uzun uzun davada mazeret süreçlerinin anlatıldığı dosyalardır. Bu içerikteki aynı dosyalar birçok kez hükümde tekrar edilmiştir. İçeriğinde ispat unsurlarını taşımayan bu dosyalar, kaç kez tekrar edilirse edilsin, yukarıda da belirttiğimiz üzere, henüz teknik anlamda ispat edilmeyen şeylerden hareketle “anlaşılmaktadır” şeklinde ispat yöntemi hukukumuzda, tam ispat bir yana yaklaşık ispatı dahi karşılamamaktadır. Ve yukarıda belirttiğimiz üzere, yine göz önünde tutulması gereken şey, bir tarafta seçim yargısının kesinleştirdiği, Anayasaya göre artık tartışılamayan ve sürelerin de çoktan geçtiği kesin vakıa ve hukukî durumlar, diğer tarafta bu muğlak, soyut değerlendirmeler yer almaktadır. Yani Mahkemenin gerekçeleri, kesinliği aşmak bir yana, o kesinlik karşısında onu aşacak belirlilikte dahi değildir.</p>
<p>Hukukta altlama şöyle yapılır: Önce maddî vakıalar (yani gerçek/Veritas) tam ve doğru tespit edilir, bunlardan emin olunur. Daha sonra bu maddî vakıalarla bağlantılı hukuk kuralı bulunur. Nihayet bunlar arasındaki ilişki (ispat, delil, bir taraf delilinin diğerine sütün tutulmasının sebepleri, gerçeğin somut olarak nasıl tespit edildiği, bunlarla bağlantılı hukukî sebepler ve hukukî değerlendirme şeklinde) kurularak hüküm verilir, gerekçe oluşturulur. “İddia edilmiştir”, “denilmiştir”, “belirtilmiştir”, “anlaşılmaktadır” gibi ifadelerle hüküm kurulamaz. Bu tür gerekçeler yukarıda da ifade edildiği üzere, görünürde, soyut, formül, matbu, şeklî gerekçe olarak ifade edilmektedir; hatta özünde gerekçesizlik şeklindedir. Doktrinde, hatta yargı kararlarında, bu ifadeler yeni de değildir; bu tür gerekçeler için bu ifadeler öteden beri kullanılagelmektedir.</p>
<p>Bunların yanında, madem ki Mahkeme kendisini görevli görmüş, meseleyi de özel hukukun kapsamında çözüme ulaştırmaya niyetlenmiştir, o zaman da o kapsamdaki yerleşik karar ve uygulamaları esas almalıdır. Yargıtay’ın özel hukukta bu tür durumlarda genel yaklaşımı, “etki kuralı” gereğince, oy kullanmayan, engellenen ya da usûlsüzlük olan durumlarda, bunun genel kurul sonucuna etkisinin ne olacağının da araştırılması gerekmektedir. Yargıtay’ın derneklerde, birliklerde, şirketlerde, sendikalarda buna ilişkin farklı kararları vardır. Bunun için bir içtihat arama programına girip bakmak yeterlidir. Mahkemenin kendisini görevli sayarken özel hukuk yaklaşımını sergileyip içeriği uygularken bu yerleşik görüşleri uygulamaması da bir çelişkidir. Bu sebeple şayet Parti Kurultayındaki oylamalarda bir sorun olduğu düşünülüyorsa en azından etki kuralının da tartışılıp değerlendirilmesi gerekmektedir. Kaldı ki, kapalı bir şekilde yapılan oylamada ortaya çıkan etkiyi de tespit gerçek anlamda neredeyse imkânsızdır. Kararda özel hukukta çok bilindik bu durum dahi tartışılmamıştır.</p>
<p>Bu kadar önemli bir davada gerekçenin bu şekilde olması hukuk devleti, hukukî dinlenilme hakkı, sürpriz karar yasağı ve adil yargılanma hakkı bakımından oldukça düşündürücüdür.</p>
<h3 id="egeicihukukkorumatedbirsorunubakmndandeerlendirme">E. Geçici Hukukî Koruma/Tedbir Sorunu Bakımından Değerlendirme</h3>
<p>Yukarıda ortaya çıkan davanın esas bakımından temel usûl sorunları ve açık yanlışlıkları yanında, en temel ve açık yanlışlık geçici hukukî koruma olarak verilen ihtiyatî tedbir kararındadır. Tedbir kararının farklı yönlerden değerlendirilmesi gerekmektedir. Aşağıda tedbirle ilgili sorunlar ve bunun doğurduğu sonuçlar ayrı ayrı ele alınacaktır.</p>
<h3 id="1htiyattedbirkararnakarkanunyoluaktryargtayabavurulabilir">1. İhtiyatî Tedbir Kararına Karşı Kanun Yolu Açıktır, Yargıtay’a Başvurulabilir</h3>
<p>Burada verilen BAM kararındaki tedbire ilişkin olarak kanun yoluna (Yargıtay’a istinafen) başvurulabilir mi? Bu soruya lafı uzatmadan, kestirmeden “teeddütsüz evet” demek gerekir. Usûl, kanun yolu ve tedbir hukukunu pek bilmeyenler veya bu konuda tam bir değerlendirme yapmayanlar ilk başta, temyiz edilemeyen kararları düzenleyen <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-362">HMK m. 362/1-f</a> hükmünde yer alan “<em>Geçici hukuki korumalar hakkında verilen kararlar</em>” ifadesinden hareketle, bölge adliye mahkemesinden gelen geçici hukukî koruma kararlarına karşı Yargıtay’a başvuru imkânının olmayacağını söyleyeceklerdir, söylemektedirler. Ancak durum öyle değildir.</p>
<p>Bu hüküm yanında, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-391">HMK m. 391/3</a>’de ihtiyatî tedbir kararının reddine karşı “<em>kanun yoluna</em>” başvurulabileceği düzenlendiği gibi, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-394">m. 394/5</a>’de de tedbir kararına karşı itirazdan sonra da, “<em>kanun yoluna</em>” başvurulabileceği açıkça düzenlenmiştir. Burada öncelikle istinaf denilmemiş, kanun yolu denilmiştir, buna dikkat etmek gerekir. Kanun yolu istinaf ve temyizdir. Ancak velev ki, burada istinaf yoluna başvurulur denilseydi de sonuç değişmezdi.</p>
<p>Bu konu ikili bir ayrıma tâbi tutularak incelenmelidir. Şayet ilk derece mahkemesince bir tedbir kararı verilmiş ve bu istinaf incelemesinden geçmişse, artık bu karara karşı kanun yolu, yani temyiz kapalıdır. Çünkü, kanun koyucu tedbir gibi acil ve kısa sürede karar verilmesi gereken hususları tamamen denetimsiz bırakmak istememiş, ancak sürgit en sonuna kadar da devam etmesini sakıncalı bulmuştur. Fakat bölge adliye mahkemesi, ilk derecenin kararını denetlemek ve incelemek için değil, ilk defa kendisi tedbir kararı veriyorsa, bu durumda ilk defa verilen bu karara karşı kanun yolu açıktır. Zira, bu alt derecenin kararını denetim üzerine verilen tedbir kararı olmayıp ilk defa verilen bir tedbir kararıdır. Yargıtay, sadece denetim mahkemesi iken, bölge adliye mahkemeleri ise, hem denetim hem hüküm mahkemeleridir. O sebeple Yargıtay kural olarak temyiz incelemesi yapar ve onama bozma kararı verir, kural olarak kendisi ayrıca hüküm vermez. Bölge adliye mahkemeleri ise, ilk derece kararını denetler, eğer kararı esastan yerinde bulmazsa, kaldırır ve yeniden hüküm de verebilir. İşte bu kapsamda aynı zamanda ilk defa tedbir kararı verme yetkisi de vardır. Zaten BAM’da kararında kendisinin bu konuda yetkili olduğunu belirterek bu kararı vermiştir. Ama tedbiri denetim üzerine değil, ilk defa tedbir kararı vermiştir.</p>
<p>Bölge adliye mahkemesi ilk defa tedbir kararı veriyorsa, burada artık adeta ilk derece sıfatıyla karar veriyor demektir. Kanun koyucu önceki kanun olan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-usul-muhakemeleri-kanunu-1086">1086 sayılı HUMK</a>’dan farklı olarak <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">6100 sayılı HMK</a>’da geçici hukukî koruma kararlarının mutlaka denetimden geçmesini arzu etmiş ve kanun yolunu açmıştır. O sebeple, istinafın da ilk defa verdiği ihtiyatî tedbir ve ihtiyatî haciz kararlarına karşı kanun yolu olarak Yargıtay’a başvuru imkânı vardır. Burada Yargıtay yapacağı incelemede teknik anlamda temyiz değil, istinaf incelemesi yapacaktır. Nitekim bunu başta biz ve doktrinde konuyla ilgili çalışma yapanlar geçmişten bugüne açıkça ifade etmiştir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn20" id="fnref20">[20]</a></sup>.</p>
<p>Sonuç olarak, Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin vermiş olduğu tedbir kararına karşı istinafen Yargıtay’a başvuru konusunda bir tereddüt yoktur. Aksi halde hak arama özgürlüğü zedelenmiş olacaktır. Bir derecede tedbir kararına karşı tanınan kanun yolu imkânı, diğer derecede aynı karar verildiğinde tanınmaz ise bunun eşitlik ve hak arama özgürlüğü ile açıklanması mümkün değildir.</p>
<p>Bu karara karşı bölge adliye mahkemesi üzerinden Yargıtay’a kanun yoluna (istinafen) başvurulmalıdır. Şayet bölge adliye mahkemesi, yukarıda yapılan tüm açıklamalara rağmen, bu istinaf talebini reddederse, o zaman da, redde karşı kanun yolu süreci işletilmelidir (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-346">HMK m. 346/2</a>, ayrıca <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-366">m. 366</a> atıf hükmü). Bölge adliye mahkemesi bu durumda mutlaka dosyayı ve dilekçeyi Yargıtay’a göndermek zorundadır.</p>
<h3 id="2htiyattedbirinartlarolumamtryaklakspatgereklememitir">2. İhtiyatî Tedbir İçin Şartlar Oluşmamıştır, Yaklaşık İspat Gerçekleşmemiştir</h3>
<p>İhtiyatî tedbirin temel şartlar <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-389">HMK m. 389</a>’da şu şekilde belirtilmiştir: “<em>Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir</em>”. Tedbirle ilgili iki önemli şart söz konusudur: Birincisi, tedbire esas bir hakkın olması; ikincisi, bir tedbir sebebinin bulunması. Ayrıca bu ikisinin de en az yaklaşık ispat seviyesinde ispat edilmesi.</p>
<p>Buradaki hak nedir sorusu sorulmalıdır. Örneğin, taşınmazla ilgili bir tedbirde, taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı, miras hakkı, sınırlı aynî hak vs. söz konusu olmalıdır. Yani adlî yargı içinde karar verilebilecek ve tasarruf edilebilecek bir haktan söz edilebilmelidir. Somut olayda bir partinin kurultayında yapılan seçim ve kararlarla ilgili bir tartışma ve uyuşmazlık vardır. Ancak burada, her şeyden önce özel hukuktan kaynaklanan hak değil, seçim hukukundan kaynaklanan, adeta kollektif bir hak söz konusudur. Yine uyuşmazlık konusu yapılan hususlar seçim hukuku kapsamında denetlenmiş ve kesinleşmiştir. O sebeple tedbire esas hak nedir diye sorulduğunda, cevabı muallaktadır. Bu hakkın özel hukukun alanına giren bir hak olmadığı kabul edilirse, zaten tedbirin temeli yoktur.</p>
<p>İkinci olarak, tedbir sebebinin bulunması ki, o da mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin (i) önemli ölçüde zorlaşacağından ya da (ii) tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya (iii) gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesidir. Gerçekten böyle bir durum var mıdır? Kurultayın üzerinden üç yıl gibi uzun bir süre geçmiş, parti tüm organları ile faaliyetini sürdürmüş, gerek parlamentoda gerekse başka mecralarda organlarıyla var olmuş, görevlerini anayasal çerçevede yapmış, seçimlere girmiş, bu seçimlerde çok yüksek bir oy almış, bugüne kadar gelmiştir. Bir parti için bu kararın verilebilmesi, yani önemli ölçüde zorluk, imkânsızlık, büyük ve ciddî bir sakınca gibi haller nasıl oluşmuştur ve oluşacaktır?</p>
<p>Hem iptal edilen Kurultay’da alınan kararlar hem de daha sonra girilen seçimler seçim yargısının gözetim ve denetiminde gerçekleşmiş olup bu sakıncalar görülmemişken, adlî yargıda hem de ilk derece de tamamlanıp istinaf aşamasındayken ortaya çıkan sakıncanın somut olarak belirtilmesi gerekir. Ancak kararda bunlardan söz edilmemiştir.</p>
<p>Kararda tedbirle ilgili olarak açıklanan bir paragraflık gerekçe şudur: Mutlak butlanla sakatlanan bir Kurultay vardır, kamu düzeninin korunması gerekmektedir, ayrıca <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-357">HMK m. 357</a>’ye göre de bölge adliye mahkemelerinin tedbir kararı vermelerine engel bir durum yoktur; kararın niteliği de dikkate alındığında tedbir kararı verilmesi gerekmiştir (Bkz. Karar s. 17). Tedbir kararı vermesindeki istisnaî yetkiye ilişkin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-357">HMK m. 357</a> hükmünü kararına yazan Mahkeme, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-391">HMK m. 391/2-b</a>’de yer alan “<em>Tedbirin, açık ve somut olarak hangi sebebe ve delillere dayandığı</em>”nın tedbir kararında belirtilmesi hususunu gözardı etmiştir. Karardan hiçbir somut gerekçe ve tedbire özgü açıklık yoktur.</p>
<p>Somut gerekçe olarak asıl kararın verilmesini gerektiren sebepler ileri sürülebilir. Ancak orada da, yukarıda ayrıntılı ve tek tek açıklandığı üzere, henüz daha kesin karar bir yana, nihaî kararı dahi verilmemiş, hiçbir ispat faaliyetinin tamamlanmadığı, bir kısmında duruşmaların ertelendiği, diğerlerinde iddia aşamasında bulunan (karar numarası dahi almamış) yargılamalar oluşturmaktadır. Yine Yargıtay’ın yerleşik kararlarına göre, bu tür durumlarda olsa olsa en fazla bekletici sorun yapılacak yargılamalar söz konusudur. Mahkeme bu yargılamaların mevcut davaya etkisi olduğunu düşünüyorsa, ancak bekletici mesele yapılması yönünde karar tesis etmesi gerekirken, aceleyle hem asıl hükmü hem de tedbir kararını vermiştir.</p>
<p>Yukarıda ispat faaliyeti açıklanırken yaklaşık ispatın ne demek olduğu belirtilmiştir. Mevcut kararın, tam ispatı sağlamadığı aşikârdır, ancak yaklaşık ispat seviyesinde bir ispat faaliyeti de yoktur. Karar, halen devam eden, duruşma taliklerinin olduğu, henüz iddia aşamasındaki davalardaki iddia ve isnatların doğru olma ihtimali üzerinden tesis edilmiştir. Hukuk faraziyelerle değil, ispatla ilgilenir. Davada karar verilecekse tam ispat, tedbirde karar verilecekse yaklaşık ispat söz konusu olmalıdır. Ancak, kararda “…<em>kararın niteliği ve doğuracağı sonuçlar göz önüne alınarak asıl ve birleşen dosyalarda davacıların ihtiyati tedbir taleplerinin kabulüne karar vermek gerekmiştir</em>” şeklinde hiçbir somut, açık ispat faaliyeti içermeyen, soyut ve genel bir gerekçeyle bu kadar önemli ve ciddî tedbir kararı verilmiştir.</p>
<p>Sonuç olarak, verilen tedbir şartlarını taşımayan aynı zamanda ispat bakımından da sorunlu bir karardır.</p>
<h3 id="3sonucubatansalaycesaszenvetedbirhukukunaaykrkararverilmitir">3. Sonucu Baştan Sağlayıcı, Esası Çözen ve Tedbir Hukukuna Aykırı Karar Verilmiştir</h3>
<p>Hukuk yargılamasında genel bir kabul ve ilke olarak “<em>sonucu baştan sağlayan tedbir kararı verilemez</em>” düşüncesi hâkimdir. Bu görüş hem doktrinde hem de Yargıtay sık sık dile getirilmektedir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn21" id="fnref21">[21]</a></sup>. Esasen bu ilkenin ve görüşün çıkış noktası ve temel kabulü doğrudur. Ancak zaman zaman yanlış uygulanmakta, aslında sonucu baştan sağlamayan birçok durumda da, yargı organları bunu gerekçe yaparak aslında tedbir kararı verilmesi gereken talepleri reddetmektedirler. Biz bu gerekçenin yerli yersiz ve somut olayın özellikleri dikkate alınmadan sık sık kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Bunun olmadık sonuçları da doğabilmektedir.</p>
<p>Somut olayda ise sonucu baştan sağlayıcı karar nedir denilirse tam da onun bir örneği ile karşı karşıyayız. Verilen tedbir kararı, hukuken asıl hükmü öne çeken, fiilen ise asıl hükümden daha fazlasını önden sağlayıcı niteliktedir. Karar bu sebeple birçok yönden temel hukuk hataları içermektedir. Tedbir kararı şu şekildedir:</p>
<blockquote>
<p>“… ihtiyati tedbir taleplerinin KABULÜ ile mutlak butlanla sakatlanmış 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay ile göreve gelen genel başkan Özgür Özel'in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREV ÜSTLENMELERİNE/GÖREVE İADELERİNE,</p>
</blockquote>
<p>Öncelikle bilindiği üzere, kişiler hukuku, aile hukuku ve taşınmaz mal ile ilgili aynî haklara ilişkin kararlar kesinleşmedikçe yerine getirilemez (<a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-350">HMK m. 350/2</a>). Çünkü, bu konularda hüküm kesinleşmeden icra gerçekleştiğinde, karar üst yargı organlarınca kaldırıldığında veya bozulduğunda telafisi olmayan, geriye dönülemez, kaos oluşturacak sonuçlar ortaya çıkabilir. Örneğin, bir boşanma davasında karar verildiğinde, ama henüz kesinleşmeden nüfusa işlenirse, eşler boşanmış sayıldıklarından yeniden evlenebilirler; fakat karar bozulursa çifte evlilik durumu ortaya çıkar. Keza bir taşınmazın tapu kaydının iptal ve davacı adına tescil kararı hemen icra edilirse, davacıya mülkiyet geçer o da başkalarına satarsa, karar bozulsa da, davalı iyiniyetli üçüncü kişilerden malı geri alamaz. Bu sebeple kanun koyucu bu alanlarda kesinleşmeden icraya izin vermemiştir.</p>
<p>Somut olaydaki tedbir kararı ile bu hükmün arkasına dolanılmaktadır. Bunun hukukîliği tartışmaya açıktır. Asıl hüküm kendi başına icra edilemezken, ondan daha zayıf tedbir kararıyla icra engeli aşılmakta, tedbir, asıl hükmün dahi önüne geçirilmektedir. Bu konunun daha iyi anlaşılabilmesi için şu sorunun cevabını vermek yeterlidir: Örneğin, aile mahkemesi, bir boşanma kararı verdiğinde, karar kesinleşinceye kadar da bu boşanmanın tedbiren nüfusa kaydedilmesine izin verse ne olur? Şüphesiz böyle şey olur mu denilecektir. Somut olayda tam da bunun benzeri bir durum karşımızda durmaktadır. Denilebilir ki, boşanma davasında da tedbir kararları verilebilmektedir. Evet verilebilmektedir, ancak asıl inşaî hüküm ve onun doğrudan sonuçları için değil, nafaka, velâyet gibi geri döndürülebilir durumlar için tedbir kararı verilebilmektedir, boşanma kararının kendisi tedbirin konusu olmaz, olamaz. Oysa somut olaydaki karara bakıldığında yukarıda asıl hükümde göreve döndürülmesine karar verilen eski genel başkan ve parti organlarında görev alanlar, tedbiren ve hemen asıl hükümden önce göreve iade edilmektedir. Hatta kararda tedbiren görevi üstlenmeleri ifadesi yeterli görülmemiş, ayrıca “göreve iadelerine” şeklinde boşluk dahi bırakılmak istenmemiştir.</p>
<p>Bu şekildeki tedbir kararı, asıl hükmü de aşkındır. Tedbirin amacı, yukarıda da belirtildiği üzere ortaya çıkacak sakınca ve tehlikeyi, gecikmeden kaynaklanan sorunları ortadan kaldırmaktır. Oysa burada tedbir kararı karşısında tam bir belirsizlik durumu ortaya çıkmakta, tedbir verilmese oluşmayacak tehlike, sakınca, soru ve sorunlar doğacaktır. Bunlardan birkaçını sıralayacak olursak:</p>
<ul>
<li>
<p>Yukarıda da belirtildiği üzere, bu kararla birlikte 2023 Kurultayı öncesine, yani 2020 Kurultayına dönüldüğüne göre, şu anda CHP’de o tarihten beri kurultaysızlık ve organsızlık durumu mu söz konusudur? Eğer öyleyse Partinin seçime girmesinde sorun oluşacak mı?</p>
</li>
<li>
<p>Bu sakıncaları gidermek için tedbiren atanan yönetim gerekli tedbirleri alacak mı, almazsa sorumluluğu ne olacaktır?</p>
</li>
<li>
<p>Yönetim gerekli tedbirleri almazsa, partinin aslî iradesi olan üyeler ve delegeler harekete geçerek duruma vaziyet edebilir mi? Çünkü, onlara yönelik doğrudan bir karar mevcut değildir, olması da mümkün değildir.</p>
</li>
<li>
<p>Bu tedbir kararıyla birlikte, 2023 ve sonraki Kurultaylarda seçilmiş ve halen tedbiren dışarda tutulan yönetimin ve organların durumu nedir? Kendileri hakkında kesinleşmiş bir karar olmadığına göre, tamamen görevleri sona ermiş sayılır mı, yoksa askıda mıdır? Eğer öyleyse seçim hukukuna göre, tedbiren atanan yönetimle, seçimle gelen önceki yönetimin hukukî durumları nedir? Bu konuda karar yetkisi kimdedir?</p>
</li>
<li>
<p>Verilen bu kararın Partinin parlamentodaki üyelerine, yerel yönetimlerine vs. etkisi ne olacaktır?</p>
</li>
</ul>
<p>Bu soru, sorun ve tartışmalar daha da artırılabilir. Kanunun, bizatihi sakınca ve sorunları ortadan kaldırmak için kabul ettiği geçici hukukî korumaların ve tedbirin, bizatihi kendisinin bu kadar sorun doğurmasının şüphesiz izahı yoktur. Bu dahi tedbirin aslında yanlışlığını ortaya koymaya yeterlidir. Hukuk ve karar sorun çözer, yeni ve daha büyük sorunlara sebep olmaz. Burada olması gereken şey, bu açık ve büyük sorunlara engel olmak bakımından Yargıtay’ın tedbir kararını acilen gözden geçirmesidir.</p>
<p>Tedbir kararının, sonucu baştan sağlayıcı ve tedbir hukukuna aykırı diğer bir yönü ise, tedbire karar verilirken, mümkün olduğunca taraflardan bağımsız şekilde, tedbir konusu şeyi onların tasarrufu dışında tutmak ve korumaktır. Nitekim <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-391">HMK m. 391/1</a>’de “<em>Mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi, sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir</em>.” derken dikkat edilirse, mümkün olduğunca tedbir konusu şeyi korumayı, üçüncü kişi yediemine tevdi edilmesini, zararın engellenmesini, mevcut durumun korunmasını vs. esas almıştır. Somut olayda ise bunun tam zıddı yapılmış, ihtilaf halindeki taraflardan birisi tedbiren göreve getirilmiştir. Şayet bir takdir kullanılacaksa ve tedbir kararı verilecekse ve illa taraflardan birinin duruma nezareti isteniyorsa, o zaman da olsa olsa mevcut yönetimin belirli sınırlamalarla göreve devamı mümkün kılınabilirdi. Çünkü, mevcut durumda seçim hukukuna ve seçim yargısına göre, yetki sahibi olan mevcut yönetimdir. Eğer bu tercih edilmeyecekse de, onun da birçok sakıncası olsa da en azından kararın kesinleşmesine kadar her iki taraftan da bağımsız ve tarafsız, üzerinde tereddüt olmayan bir yönetimin tedbiren atanması tercih edilmeliydi. Bunların hiçbirisi yapılmamış, en sorunlu yöntem benimsenmiş; uyuşmazlığın taraflarından biri seçim hukuku da gözetilmeyerek görevlendirilmiştir.</p>
<p>Diğer yandan bu tedbirin uygulanması da sorunludur. Tedbirin uygulanabilmesi için öncelikle icra kabiliyetinin olması ve ilgili organlarca bunun gereğinin yerine getirilmesi gerekmektedir. Örneğin, tapu iptal ve tescil, bunun yanında müdahalenin men’i kararı ile ecrimisil kararı verildiğinde (ve kesinleştiğinde), tapu iptal ve tescil için bunu yerine getirme mercii tapu sicilidir. Tahliye ve ecrimisilin tahsilinde ise icra dairesinden talepte bulunulabilir. İcra memurunun gidip taşınmaz başında taşınmazı yeni malike teslim etmesi, tapu sicil memuru tescil etmedikçe mülkiyetin kayden geçirilmesi sonucunu doğurmaz. Ya da boşanma davasında nüfusa işlenmedikçe, boşanma hükmü hukuk aleminde tam varlık kazanmaz, icra memuru ancak nafaka, çocuk teslimi, tazminat bakımından görevlidir. Somut olayda verilen tedbir kararında da, seçim yargısının alanına giren bir işlem yapılması gerekmektedir ki, bunun farkında olan Mahkeme, “<em>gereği için Yüksek Seçim Kuruluna, Ankara İl Seçim Kuruluna, Çankaya 4. İlçe Seçim Kuruluna ve Ankara Valiliğine gönderilmesine</em>” şeklinde karar vermiştir. Fakat buna karşı Yüksek Seçim Kurulu ise, &quot;<em>Hukuk mahkemelerinin kararlarının icrası konusunda Kurulumuza, Anayasa ve yasalarla verilmiş herhangi bir görev ve yetki bulunmadığından yazının işlem yapılmaksızın mahalline iadesine oy birliğiyle karar verilmiştir</em>&quot; şeklinde bir açıklama yapmıştır. O zaman deyim yerindeyse yukarıda verilen tapu iptal ve tescil yönünden kararın adeta tapu sicilince icra edilmemesine benzer bir durum ortada durmaktadır. Böyle bir durumda icra memurunun taşınmazın başında, taşınmazı malik olduğuna karar verilene teslimi, tescil işleminin yapıldığı anlamına gelmez, icra memuru bu anlamda diğer yetkili mercilerin yetkilerini kullanamaz. İcra memuru YSK’nın yerine geçerek işlem yaparak fiilî durum meydana getiremez.</p>
<h3 id="4tedbirkendikapsamdndauygulanamazvesonudouramaz">4. Tedbir Kendi Kapsamı Dışında Uygulanamaz ve Sonuç Doğuramaz</h3>
<p>Tedbir kararı, geçici bir durumdur. Şu anda Mahkemece, yukarıda açıklanan sorunlu yapısına rağmen, atanan organlar kalıcı ve sürekli olarak değil, tedbiren atanmıştır. Son Kurultayda seçilen yönetimin ve organların görevlerinin sona ermesine karar verilmişse de, henüz kesinleşmiş bir hüküm olmadığından mutlak anlamda bir sona erme değildir, sadece tedbiren uzaklaştırmadır. Nitekim kararda “… <em>genel başkan Özgür Özel’in, Merkez Yönetim Kurulu üyelerinin, Parti Meclisi Üyelerinin ve Yüksek Disiplin Kurulu Üyelerinin tedbiren görevden uzaklaştırılmalarına ve 4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu ile Parti Meclisi ve Yüksek Disiplin Kurulu üyelerinin karar kesinleşinceye kadar TEDBİREN GÖREVİ ÜSTLENMELERİNE/GÖREVE İADELERINE</em>…” denilmektedir.</p>
<p>Yanlış da olsa bu karadan çıkartılması gereken sonuçlar ve kullanılacak diğer imkânlar şu şekilde belirtilebilir<sup class="footnote-ref"><a href="#fn22" id="fnref22">[22]</a></sup>:</p>
<p><strong>(a)</strong> 2023 Kurultayı ile göreve gelen genel başkan ve organlar bakımından henüz karar kesinleşmediğinden mutlak anlamda ve kalıcı olarak görevden alma söz konusu değildir. O sebeple kesinleşmedikçe, sadece görevleri askıdadır. Çünkü, görevden uzaklaştırma “tedbiren” verilmiştir, davanın sonucuna göre tekrar dönebileceklerdir. Keza dava sonuçlanmasa dahi, tedbirin kaldırılması halinde de yine görevlerine dönmeleri söz konusudur. Dolayısıyla, Mahkemece atanan yönetim, tedbiren uzaklaştırılan yönetimin tümüyle görevi sona ermiş gibi davranıp tasarrufta bulunamaz. Böyle bir davranışa karşı gerekli yollara başvurulabilir. Bu sebeple, tedbiren uzaklaştırılan organların önceki aldığı kararlar da yok sayılamaz, ortadan kaldırılamaz, zorunluluklar dışında bu yönde işlem de yapılamaz. Bunların tümü hem tedbirin mahiyetine hem de yukarıda verilen yanlış da olsa tedbir kararının içeriğine aykırıdır.</p>
<p><strong>(b)</strong> Kurultaydan önceki (2023 öncesi) genel başkan ve parti organları “tedbiren” atanmışlardır. Şu anda kalıcı değildirler. Karara göre ancak “… <em>4-5 Kasım 2023 tarihli kurultay öncesi görevde bulunan</em> …” organların görevlendirilmesi mümkün olup bunların yerine atama vs. yapılması mümkün değildir. Karar, 2023 Kurultay öncesini esas alarak belirleme yapmış; yeni bir atama ve organ oluşumuna izin vermemiştir. Bu sebeple bir yenileme işlemi değil, geriye dönüş ve dondurma işlemi söz konusudur. Bunun aksine olacak şekilde, yeni organ oluşturulması, yeni isimlerle kurullar oluşturulması mümkün değildir. 2023 öncesi kurallardaki bulunan kişilerle çalışılmak ve işlerin yürütülmesi söz konusudur. Aksi hem tedbirin mahiyetine ve kanuna hem de yukarıda zikredilen kararda belirtilen hususa açıkça aykırı olur.</p>
<p><strong>(c)</strong> Tedbiren atanan yönetim, ancak tedbir mahiyetinde, daha çok mutad ve zorunlu işleri yapabilir. Bunun dışında kalıcı, sürekli ve Partinin iradesini ileriye yönelik etkileyecek işlemler yapamazlar, aksi takdirde zaten sorunlu tedbirin icrası da sorunlu hale gelir. Bu sebeple, görevden tedbiren uzaklaştırılan yönetimin kararlarını yok sayan, tümüyle etkisizleştiren ya da siyasî rekabet içinde yapılacak işlemler tedbire ve karar aykırı olacaktır.</p>
<p><strong>(d)</strong> Bu kapsamda mevcut yürüyen hukukî süreçler bakımından da tedbiren atanan yönetimin tasarrufta bulunması, bu hukukî süreçlerden esaslı şekilde feragat, kabul ve benzeri şekilde işlemler tesis etmesi mümkün değildir. Hatta tedbiren görevden alınan organlar ile tedbiren görevlendirilen organlar arasında açık menfaat çatışması olduğundan, bu hukukî süreçler ve işlemler için ayrıca iş kayyımı niteliğinde bağımsız kişilerin görevlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay bu tür durumlarda sürecin yürütülmesi için kayyım atanmasını farklı kararlarında açıkça vurgulamakta ve bunu kamu düzeninden saymaktadır<sup class="footnote-ref"><a href="#fn23" id="fnref23">[23]</a></sup>. Burada da açık menfaat çatışması bulunduğundan, kamu düzeninden kabul edilen bu konuda tedbiren atanan organların hukukî süreçler bakımından tasarrufu geçerli olmayacaktır. Bu yönde yapılmış bir tasarruf varsa da, sonuç doğurmayacaktır.</p>
<p><strong>(e)</strong> Tedbiren görevlendirilen organların iş, işlem ve kararlarına karşı, onları atayan ve icra eden makamlara her zaman gerekli yollara başvurulabilir. Çünkü, yukarıda açıklandığı üzere Mahkeme tarafından tedbiren atandıkları için bu tedbirin gereğini yapıp yapmadıkları her zaman başvuru konusu olabilir; aksinin kabulü, tedbiri tedbir olmaktan çıkarır ki, bu tedbirin mahiyetine aykırı olduğu gibi, Mahkemenin kararı tedbiren vermiş olduğunu da gözardı edip tedbiri kalıcı karara eş değer kılmak demektir. Zaten sorunlu olan tedbir, bu sefer asıl kararın dahi önüne geçmiş olur.</p>
<p><strong>(f)</strong> Gerek tedbire itiraz gerekse kanun yolları bakımından, bu kararın sonuçları ve icrası bakımından menfaati zedelenen herkes gerekli yollara başvurabilir. Menfaati zedelen herkes kavramına Partinin tedbiren görevden alınan organlarının üyeleri, delegeleri, hatta üyeleri de dahildir. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-394">HMK m. 394/3</a> tedbire karşı koymak bakımından çok açıktır. Tedbirin icrasında da “ilgili” kavramına giren herkes, bu icra işlemi ve tedbirle ilgili uygulamalara karşı gerekli yollara başvurabilir. Bu basit bir usûl ve icra bilgisidir. Bu çerçevede, gerektiğinde Mahkemeden tedbirin değiştirilmesi ve kaldırılması da istenebilir. Madem ki, tedbir HMK hükümlerine göre verilmiştir, o zaman HMK’ya göre teminat karşılığı, hatta durum ve şartların değiştiği ileri sürülerek tedbirin kaldırılması veya değiştirilmesi talep edilebilir. Özellikle tedbiren atanan yönetimin, kalıcı işlemler yapması, üyeleri olumsuz etkileyecek ayrımcılık gibi yollara başvurması, olumsuz etki doğuracak açıklama ve beyanlarda bulunup tarafsızlığını bozması, siyasî rakipleri aleyhine çalışması gibi durumlarda bu her zaman talep edilebilir.</p>
<p><strong>(g)</strong> Yönetim yetkisi aynı zamanda harcama yapmak, malî tasarrufta bulunmak anlamına da gelmektedir. Dolayısıyla şu anda bu çerçevede ve hatta yönetimle ilgili zararların ortaya çıkması ihtimali mevcuttur. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-392">HMK m. 392</a> gereğince “<em>İhtiyati tedbir talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Talep, resmî belgeye, başkaca kesin bir delile dayanıyor yahut durum ve koşullar gerektiriyorsa, mahkeme gerekçesini açıkça belirtmek şartıyla teminat alınmamasına da karar verebilir</em>”. Karar, oldukça önemli sonuçları olan ve yukarıda açıklandığı üzere tedbirin şartlarını da sağlamayan, hukuka uygunluğu tartışmalı bir karardır. Sadece birkaç kişiyi değil, önemli bir kitleyi doğrudan etkileme ve aleyhe durumlarda zarar verme potansiyeli vardır.  Madem ki karar HMK hükümlerine göre verilmiştir, bu kararın teminat karşılığı verilmemiş olması ciddî bir sorundur. Dikkat edilirse, hükümde asıl olan teminat gösterme zorunluluğudur. Aleyhine karar verilenler lehine seçim yargısının kesin kararları varken verilmiştir. Böyle bir durumda oldukça yüksek bir teminat ödenmesi de sağlanmalıdır.</p>
<p><strong>(h)</strong> Tedbiren yönetim üstlenenler, ancak tedbir sınırları içinde iş ve işlemleri yapabilir. Bu çerçevede tüzel kişiliğin menfaatini koruyacak her türlü tedbiri almaları gerekli ve zorunludur. Söz konusu bir siyasî parti olsa da, yönetimi tedbiren devralanların partinin dış işleyişinde siyasî rekabetin gereklerini yerine getirse de, partinin iç işleyişinde objektif, bağımsız ve tarafsız kalmaları gerekmektedir. Şu anda görevde tedbiren bulunan yönetim ve organlar adeta Mahkeme adına hareket etmektedirler. O sebeple karşı tarafla, görevden tedbiren uzaklaştırılanlarla, hatta diğer kişilerle ilgili kalıcı iş ve işlemleri kural olarak yapamazlar. O zaman tedbiren değil, kalıcı işlemler yapılmış olur; hüküm kesinleşmeden bu mümkün değildir.</p>
<p><strong>(i)</strong> Tüzel kişiliğe tedbiren yönetim atanmış olması, tüzel kişiliğin aslî iradesini ortadan kaldırmaz. O sebeple, kanun, diğer mevzuat ve tüzel kişiliğin iç düzenlemeleri kapsamında gerekli süreçlerin işletilmesine, genel iradesinin devamına engel yoktur. Tedbir kararında hangi organların görevden uzaklaştırıldığı hangi organların tedbiren göreve atandığı açıkça belirtilmiştir. Bu sebeple Partinin genel iradesini temsil eden üye ve delegelerle, onların iradesi hakkında bir engelleme yapılamaz. Bu hem karardaki düzenlemeye hem de tedbirin niteliği ve tedbir hükümlerine aykırı olur. Partinin aslî üst iradesi tüzel kişiliğin geleceği hakkında aslî söz sahibidir, bunun ortadan kaldırılması demek, Anayasaya aykırı şekilde ve oradaki süreçler işletilmeden Partinin fiilen etkisizleştirilmesi ve kapatılması demektir. Bu kapsamda, gerekli görülüyorsa, yeni bir Kurultayın toplanması gibi işlemler de gerekli şartlar sağlanarak yapılabilir. Özellikle Partinin seçime girmesi, haklarından mahrum kalması riski varsa, bunu tedbiren atanan yönetimin de yapması, Partinin menfaatini korumak adına gerekli olduğu gibi, şayet yönetim yapmıyorsa tüzel kişilik genel iradesinin gerekli süreçleri işleterek bu yolu açması mümkündür. Tedbir kararının buna engel olduğu söylenemez.</p>
<h2 id="sonu">Sonuç</h2>
<p>Yukarıda yapılan açıklamalardan sonra şu temel sonuçları burada belirtmekte yarar vardır:</p>
<ol>
<li>
<p>Karar hem esası hem de verilen tedbir kararı bakımından tartışmaya çok açık ve sorunlu bir karardır.</p>
</li>
<li>
<p>Kararda görev olarak ifade edilse de, aslında <strong>ciddî bir yargı yolu/kolu sorunu mevcuttur</strong>. Kararın ortaya çıktığı andan bugüne kadar farklı hukuk alanlarından uzmanlar kararın bu yönden açık şekilde hatalı olduğunu vurgulamaktadır. Seçim yargısının alanına girilerek ve kesinleşmiş seçim süreçleri yok sayılarak karar verildiği şeklinde çok net eleştiriler mevcuttur.</p>
</li>
<li>
<p>Bu konudaki aslî tartışmaları anayasa, kamu ve seçim hukuku alanında çalışanlara bırakmakla birlikte, kararın veriliş şekli, gerekçesi ve sonuçları da dikkate alındığında, özellikle gerekçenin bu konuda tatminkâr olmaması karşısında, konunun seçim yargısının alanına girdiğini söylemek gerekir. Verilen bu karar, atipik, hukukumuzda aslında karşılığı olmayan, hukuk düzenimizde yer bulması ve izahı zor bir karardır. Bunu baştan bilerek ve kabul ederek tüm yorumları yapmak gereklidir. <strong>Bizim bu çalışmada usûl hukuku sorunlarına girmiş ve incelemiş olmamız, kararın yargı yolu/kolu bakımından doğru olduğundan ve doğru bulduğumuzdan değil, şeklen de olsa adlî yargının medenî yargı bölümünde bir kararın bulunmasındandır</strong>.</p>
</li>
<li>
<p>Parti Kurultay’ında bazı sorunların olması, hatta bunların suç oluşturması başka bir şeydir, bunun için Kurultay’ın ve kararların geriye dönük olarak iptali başka bir şeydir. Sorumlular hakkında gereği yapılabilir, ilgili hukukî süreçler işletilebilir. <strong>Ancak seçim yargısı denetiminden geçmiş, kesinleşmiş bir sürecin mutlak butlanla hükümsüz sayılıp iptali başka bir şeydir</strong>.</p>
</li>
<li>
<p>Yargıtay’ın bu tarz durumlarda (sendikalar, dernekler, birlikler, şirketler vs.) çok sık ve farklı tüzel kişilikler için kabul ettiği <strong>etki kuralı</strong> gereğince, olanın sonuca etkisi ve sonucu değiştirme durumu araştırılmadan karar verilmesi de hatalıdır; en hafif haliyle eksik ve yetersiz incelemedir.</p>
</li>
<li>
<p>Uyuşmazlığın seçim yargısının alanına girmesine rağmen adlî yargıda (medenî yargı içinde) karar verilmesi söz konusuysa, YSK’nın boşanma kararı veya taşınmaz ya da alacak davası hakkında karar vermesinden, sulh hukuk mahkemesinin, ağırlaştırılmış müebbet hapis kararı vermesinden hiçbir farkı yoktur. Açık yargı yolu/kolu ihlâli olduğunda ise, bunun Uyuşmazlık Mahkemesi tarafından dahi giderilemeyecek bir temel anayasal sorun olduğu ortaya çıkmaktadır. Çünkü, YSK denetiminden geçmiş işlemlerin kesinliği karşısında bu tür yargı kolu/alanı sorunu çıkmayacağı ön kabulü ve Anayasa düzenlemesi söz konusudur. Anayasa böyle açık ihlâlin olmayacağı kanaatiyle bu hususu düzenlememiştir. YSK, Anayasanın yargı bölümünde değil yasama bölümünde düzenlenmiştir. <strong>Bu durum yargının, adeta yasama alanına girip yetki, yargı yolu ihlâli dışında kuvvetler ayrımı ihlâli anlamına da gelmektedir. Bu tür durumlarda gerek yabancı doktrinde gerekse konuyla ilgili Türk doktrininde, verilen hükmün duruma göre yok, en azından etkisiz (yani icar edilemez, uygulanamaz) hüküm sayılabileceği kabul edilebilmektedir, bu potansiyeli vardır</strong>. Nitekim Mahkemenin kararını, “<em>gereği için</em>” başta YSK olmak üzere seçim organlarına göndermesi yönünde karar vermesine karşı, YSK’nın ise, bizim adlî yargı organlarının kararlarını icra etmemiz söz konusu değil, şeklinde açıklaması da buna işaret etmektedir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Bu sorunun eninde sonunda YSK’nın önüne geleceği kuvvetle muhtemeldir</strong>. Özellikle bir erken seçim kararı söz konusu olursa, bu karar durumu doğrudan etkileyecektir. O sebeple, <strong>asıl icra makamı olarak YSK’nın ya bu kararın seçim yargısı ve seçim hukuku bakımından bir etkisi olmayacağını ya da Mahkeme kararına göre hareket edileceğini açıklaması önemli ve gereklidir</strong>. Birincisi, kararın seçim yargısı bakımından etkisiz bir karar olduğu anlamına gelecektir. İkincisinde ise, birçok sorunla karşılaşılacaktır. Örneğin, Partinin kurultaysız kalmanın sonuçlarıyla karşılaşması ve seçime girememesi ihtimali ortaya çıkabilir. O sebeple YSK bu kanaatteyse bu görüşünü açıklayarak, en azından bu sorunun giderilmesinin yolunu açmalıdır. Aksi halde şu anda sessiz kalıp daha sonra partinin seçime girmesine engel olursa, bu bilinçli şekilde bir soruna ve mağduriyete sebep olmak anlamına gelmektedir. Böyle durumlarda Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında da dikkat çekildiği üzere, yargı organlarının ihmalî ve yanlış davranışlarından dolayı hak sahiplerinin haklarından mahrum bırakılması sonucu doğacaktır.</p>
</li>
<li>
<p>Verilen BAM kararına bakıldığında 20 sayfadan oluşan, ancak asıl gerekçe kısmının 14 ilâ 16. sayfalarda yer aldığı bir karardır. <strong>Burada da gerekçe yapılan hususların hemen hemen hepsi, henüz karar aşamasına gelmemiş, esas numarası ile yürütülen hukuk ve ceza davaları olduğu görülmektedir</strong>. Kararın gerekçesinde, bu yargılamaların safahatları anlatılmış, hatta bir dosyadaki mazeret meselesi üzerinde aslında sonuca etkili değilken (normla bir mahkeme kararında dahi pek rastlanmayacak şekilde) uzun uzun durulmuştur. <strong>Fakat dosyaların bir kısmında henüz usûlî işlemler dahi tamamlanmamıştır. Ceza dosyalarında ise henüz karar verilmemiş ve iddialardan ibaret bir durum söz konusudur</strong>. Mahkemenin temel gerekçesi olarak, bu yargılamaların safahati anlatıldıktan, hatta bazılarında duruşma talikleri olduğu belirtildikten sonra ilgili paragrafların sonunda, sanki bir ispat gerçekleşmiş gibi “<em>anlaşılmaktadır</em>” denilmiştir. Usûl hukukumuzda, kaç dosya olursa olsun, hüküm verilmemiş, hatta kesinleşmemiş dosyalar hükme esas alınmaz, ispatı gerçekleştirmiş olmaz, hele ki <strong>“anlaşılmaktadır” şeklinde bir ispat yöntemi de yoktur</strong>.</p>
</li>
<li>
<p>Yerleşik Yargıtay uygulamasında neredeyse istisnasız şekilde, özellikle bir ceza davasının sonucunun hukuk davasını etkileyeceği düşünülüyorsa, o zaman bu dosyaların <strong>“bekletici sorun</strong>” yapılması gerektiği sürekli ve ısrarlı olarak vurgulanmaktadır. Mahkeme bu dosyaların sonucunun mevcut Kurultay davasını doğrudan etkilediğini düşünüyorsa, en fazla bekletici sorun kararı vermesi gerekirdi, hatta Yargıtay’a göre bu zorunludur. En basit ticarî dosyalarda, asliye hukuk davalarında dahi uygulanan bu temel yöntem, bu kadar önemli davada uygulanmamış, gözardı edilmiştir.</p>
</li>
<li>
<p>Ayrıca, gerekçede bu dosyalar dışında somut, açık, kesin bir delil bulunmamakta, genel geçer matbu ifadelerle gerekçe ifade edilmektedir. Kararın gerekçesine bakıldığında, <strong>ne usûl hukukumuzda normal bir davada esas alınan “tam ispat” ne de sınırlı durumlarda ve geçici hukukî korumalarda dikkate alınan “yaklaşık ispat” şartı karşılanmıştır</strong>. Sadece ayrıntılandırılmış, ispat niteliği olmayan bazı iddialar ve henüz kesinleşmemiş, hatta karara bağlanmamış bazı ihtimaller üzerinden hüküm ve tedbir verilmiştir.</p>
</li>
<li>
<p>Karar bu kapsamda <strong>gerekçe yönünden de oldukça zayıftır</strong>. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a> ve özellikle <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a>’nda belirtilen gerekçenin temel unsurları mevcut değildir. Çünkü, somut, açık, davacıların delillerin davalı tarafın delillerine neden üstün tutulduğu belirtilmemiş, ifade edilen dosyaların somut olarak Kurultay sonucunu nasıl etkilediği açıklanmamıştır. Özellikle adil yargılanmayla bağlantılı “<strong>hukukî dinlenilme hakkı</strong>” kapsamında kararın somut ve açık olarak gerekçelendirilmesi gerekmektedir. Bazı davaları arka arkaya sıralamak usûl hukuku anlamında bir gerekçe oluşturmamaktadır. Doktrinde ve yargı kararlarında, bu şekilde denetime elverişli olmayan gerekçelere <em>“soyut gerekçe”, “görünürde gerekçe”, “formül veya matbu gerekçe”, “sözde gerekçe”, “şeklî gerekçe”</em> denilmektedir. Oysa bu kadar önemli bir davanın gerekçesi, oldukça kapsamlı ve altlama faaliyetini tam karşılaması gerekir.</p>
</li>
<li>
<p>Özellikle <strong>verilen tedbir kararı geçici hukukî koruma hukuku bakımından birçok sorunu içinde barındırmaktadır</strong>. Her şeyden önce belirtmek gerekir ki, bu <strong>tedbir kararına karşı kanun yolunun açık olduğu</strong> konusunda bir tereddüt yoktur. Şayet, ilk derece mahkemesi bir tedbir kararı vermiş, bölge adliye mahkemesi bunu istinafen incelemişse, bu istinaf kararına karşı Yargıtay yolu, temyiz yolu kapalıdır. Ancak, ilk defa bölge adliye mahkemesinde ve istinaf aşamasında bir tedbir kararı verilmişse, henüz bu karar bir kanun yolu denetiminden geçmediğinden ilk derece kararı gibidir, buna karşı Yargıtay’a başvurulabilir ve buradaki inceleme istinafen yapılan bir incelemedir. Şayet bölge adliye mahkemesi tedbire karşı başvurulacak bu yolu kapatmak isterse HMK m. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-346">346</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-366">366</a> çerçevesinde bu kararına karşı Yargıtay’a başvurulabilir. Yargıtay’ın da bunun üzerine acele bir incelemeyle karar vermesi gerekir. Kanun yolunun kapatılması, açıkça hak aram özgürlüğü ihlâlidir. Bölge adliyesi tedbir kararı verirken, bu kanunda açıkça yazmasa da, yasak değil denilerek tedbir yetkisini kabul edip, ancak denetime gelince kanun yolu ifadesini sadece istinaf olarak daraltıp denetimi mümkün kılmamak başlı başına çelişki olur.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Tedbir bakımından <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-389">HMK m. 389</a>’un şartlar oluşmamıştır</strong>. Ayrıca yukarıda açıklandığı üzere <strong>yaklaşık ispat şartı da sağlanamamıştır</strong>. Kaldı ki, Mahkeme de sadece istinaf incelemesinde de tedbir kararı verilebileceğinin gerekçesini yazmış, onun dışında tedbire ilişkin ciddî bir gerekçe yazmamış, yaklaşık ispatı sağlayıcı açıklama yapmamıştır. Mahkeme mutlak butlan kararı varsa, kamu düzeni gereği tedbir kararı da verilmelidir faraziyesinden hareket etmiştir.</p>
</li>
<li>
<p>Tedbir kararı <strong>sonucu baştan sağlayıcı, hem de oluşacak kesin karardan daha fazlasıyla öne çeken bir karardır</strong>. Bu açıdan tamamen yanlış ve tedbir hukukuna aykırıdır. Yargıtay, hatta bölge adliye mahkemeleri daha hafif durumlarda dahi sonuca etkili karar olmayacağı gerekçesiyle bu tür talepleri reddederken, burada sonucu da aşan bir karar verilmesi, tüm bu yerleşik görüş ve kararlara aykırıdır.</p>
</li>
<li>
<p>Tedbir kararının <strong>nasıl uygulanacağı ve etkisi sorunu</strong> da vardır. Normalde bir tedbirin amacı bir sorunu geçici olarak çözmekken, çalışmanın içerisinde bu tedbirin ortaya çıkartacağı en az altı yedi bağımsız sorun ortaya konulmuştur. Sorun çözmesi gereken tedbirin, kendisinin büyük bir sorun olması hukuken çözümsüz bir sorundur.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Kişilik haklarına (keza aile hukukuna, taşınmaz malların aynına) ilişkin kararlar kesinleşmeden icra edilemezler, tedbiren dahi mümkün olmaz</strong>. Örneğin, tapu iptal ve tescil davasında, tedbiren tasarrufu engelleyici kararlar verilebilir, ancak tescil anlamına gelecek mülkiyeti değiştirici kararlar tedbiren verilemez. Yine bir boşanma davasında nafaka ve velayete ilişkin tedbir kararı verilebilir, ancak boşanma kararının geçici de olsa nüfusa kaydı kararı verilemez. <strong>Oysa Kurultay kararında, bazı geçici tedbirler alınmakla yetinilmemiş, adeta hüküm kesinleşmiş gibi, asıl hükümdeki hususlar tedbire aktarılmıştır</strong>.</p>
</li>
<li>
<p>Şayet bir tedbir kararı verilecekse o zaman da tedbirin, objektif koruyucu niteliği olmalıdır. Bu sebeple uyuşmazlığın tarafları ve menfaati zıd olanlar arasından birilerini tedbiren görevlendirmek olmamalı, Partide bağımsız ve tarafsız kişilerden bir atama yapılmalıdır. Bu da yapılmamıştır.</p>
</li>
<li>
<p>Tedbir kararı verilirken HMK hükümlerine göre kural olarak <strong>teminat alınması zorunludur</strong>. Özellikle bu tedbirin yaygın etkisi, malî kaynakların da kullanılması söz konusu olduğundan, ortaya çıkacak zararları karşılamak için teminat alınması zorunludur. Bu da yapılmamış bu kadar önemli etkisi olan karar teminatsız verilmiştir.</p>
</li>
<li>
<p>Tedbir kararı ile birlikte 2023 Kurultayında seçilen organların görevi tamamen sona ermemiş, tedbiren atananlar da tam ve mutlak olarak görevlendirilmemiştir. <strong>Ortada olsa olsa tüm sorunlarına rağmen tedbiren görevlendirilmiş bir yönetim söz konusudur</strong>. Bunun sonucu olarak, bu karar yine de geçerli sayılacaksa 2023 Kurultayı ile gelen organların durumu şu anda askıdadır, ancak asıl kararın kesinleşmesi ile kesin halini alabilir. Tedbiren atananlar ise ancak tedbirle sınırlı bir konumdadırlar; onların da kalıcı bir etki doğuracak konumları şu anda yoktur.</p>
</li>
<li>
<p>Tedbiren atanan yönetim adeta Mahkeme adına işlem yaptığından, tedbiren yaptıkları iş ve işlemlere karşı gerekli hukukî yollara başvurulabilir, hem atayan hem görevlendiren merciye karşı gerekli süreçler işletilebilir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Tedbiren görevlendirme ve atama HMK hükümlerine göre olduğu için, tedbirin her zaman kaldırılması, değiştirilmesi talep edilebilir</strong>. Özellikle tedbiren atanan yönetimin, kalıcı işlemler yapması, ayrımcılık anlamında süreçler işletmesi, siyasî rakiplerini tasfiye yönünde hareket etmesi, tüzel kişiliğin menfaatlerini ihlâl etmesi halinde durum ve şartların değişmesi sebebiyle tedbirin kaldırılması, değiştirilmesi her zaman talep edilebilecektir.</p>
</li>
<li>
<p><strong>Tedbiren tüzel kişilik için yönetim atanmış olması, tüzel kişiliğin aslî iradesini ve o iradeyi temsil edenlerin durumunu ortadan kaldıramaz ve onun yerine geçemez</strong>. Mahkeme kararında da bu yönde bir belirleme yoktur. O sebeple, ilgili mevzuat ve tüzel kişiliğin iç düzenlemeleri kapsamında, süreçlerin işletilmesine, genel iradesinin devamına, karar almasına engel yoktur. Mahkeme kararı da bunu kapsamamaktadır. Kaldı ki bu şekilde bir yöntem ve işlem fiilen tüzel kişiliğin aslî iradesini ortadan kaldırmaktır, bu da örtülü kapatma anlamına gelir. Bu sebeple gerekli görülüyorsa, yeni bir Kurultayın toplanması gibi işlemler de gerekli şartlar sağlanarak yapılabilir; hatta seçime girememe gibi bir risk varsa bu aynı zamanda bir zorunluluk da oluşturabilir. Geçici yönetimler, tüzel kişilik genel ve temel iradesinin yerine geçemez; kalıcı etki oluşturacak işlemlere sebebiyet veremez. Bu durum tedbirin niteliğine aykırıdır.</p>
</li>
</ol>
<hr>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<hr class="footnotes-sep">
<section class="footnotes">
<ol class="footnotes-list">
<li id="fn1" class="footnote-item"><p>Bu konuda bugüne kadar yirmiye yakın kitap ve makale ile geçici hukukî korumaları farklı açılardan incelemiş bulunuyoruz. Bu konudaki çalışmalarımızın büyük bir çoğunluğu için bkz. <strong>Özekes M</strong>., <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3331/pekcanitez-usul-medeni-usul-hukuku-5-cilt">Pekcanıtez Usûl-Medeni Usûl Hukuku</a>, C. V, 16. Bası, İstanbul 2025, s. 4315 vd. (Bibliyografya, Özekes). <a href="#fnref1" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn2" class="footnote-item"><p><strong>Gözler K</strong>., “YSK’nın Kararı Hakkında Neden Yazmadım?”, <a href="https://www.anayasa.gen.tr/ysk-neden-yazmadim.htm">https://www.anayasa.gen.tr/ysk-neden-yazmadim.htm</a>. <a href="#fnref2" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn3" class="footnote-item"><p><strong>Özekes M</strong>., Medeni Usul Hukukunda Yok Hüküm ve Etkisiz Hüküm, Yargıtay Dergisi, 2000, C. 26, S.4, s. 677-678 (ve orada belirtilen kaynaklar); <strong>Pekcanıtez H./ Atalay O./ Özekes M</strong>., <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3440/medeni-usul-hukuku-ders-kitabi">Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı</a>, 13. Bası, İstanbul 2025, s. 460-462. <a href="#fnref3" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn4" class="footnote-item"><p><strong>Özekes</strong>, Yok ve Etkisiz Hüküm, s. 676. <a href="#fnref4" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn5" class="footnote-item"><p>YSK kararlarının kesinliği konusunda bkz. <strong>Gözler K</strong>., “YSK Karalarının Kesinliği Üzerine”, <a href="http://www.anayasa.gen.tr/ysk-baglayicilik.html">http://www.anayasa.gen.tr/ysk-baglayicilik.html</a>. <a href="#fnref5" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn6" class="footnote-item"><p>Bu konuda bkz. <strong>Güler F</strong>., Seçim ve Siyasi Partiler Hukukunda Görev Sorunu: CHP Davalarının Düşündürdükleri (II), www.anayasa.gen.tr/guler-2.pdf; <strong>İnceoğlu S</strong>., Bir Siyasi Partinin Karar ve Yönetim Organları Bölge Adliye Mahkemesi Kararıyla Değiştirilebilir mi?, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/bir-siyasi-partinin-karar-ve-yonetim-organlari-bolge-adliye-mahkemesi-karariyla-degistirilebilir-mi/;">https://blog.lexpera.com.tr/bir-siyasi-partinin-karar-ve-yonetim-organlari-bolge-adliye-mahkemesi-karariyla-degistirilebilir-mi/;</a> <strong>Özgenç İ</strong>., 2026, <a href="https://x.com/izzetoezgenc/status/2061409621584097503?s=46">https://x.com/izzetoezgenc/status/2061409621584097503?s=46</a> (01.06.2026); <strong>Şirin T</strong>., Mutlak Butlan Konusunda, <a href="https://x.com/tolgashirin/status/2059593907457892655">https://x.com/tolgashirin/status/2059593907457892655</a> (27.5.2026). Bu yazılar dikkate alındığında farklı açılardan (anayasa, siyasi partiler ve seçim hukuku, ceza hukuku gibi alanlar bakımından) verilen kararın hukuka aykırı olduğu açıkça görülmektedir. <a href="#fnref6" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn7" class="footnote-item"><p><a href="https://www.ysk.gov.tr/doc/karar/dosya/58015557/2026-246.pdf">YSK, 22.05.2026, 2026/246</a>. <a href="#fnref7" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn8" class="footnote-item"><p>Bu konuda kamuoyuna yansıyan tartışma ve gerekçeleri hakkında örnek için bkz. <strong>Üstün A. S</strong>., (<a href="https://x.com/ayhanseferustun/status/2060664789798363203?s=48&amp;t=1tR1TTRxBlUoIykpT1ivhw">https://x.com/ayhanseferustun/status/2060664789798363203?s=48&amp;t=1tR1TTRxBlUoIykpT1ivhw</a> paylaşımı; A Haber, <a href="https://www.ahaber.com.tr/ozel-haberler/2026/06/02/chpli-emreden-kurultay-olmazsa-secime-giremeyiz-iddiasi">https://www.ahaber.com.tr/ozel-haberler/2026/06/02/chpli-emreden-kurultay-olmazsa-secime-giremeyiz-iddiasi</a> paylaşımı. <a href="#fnref8" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn9" class="footnote-item"><p><strong>Akyol Ş</strong>., Dürüstlük Kuralı ve Hakkın Kötüye Kullanılması Yasağı, 2. Bası, İstanbul 2006, s.58 vd. <em>Akyol</em>, çelişkili davranışın ihmalen de gerçekleştirilebileceğini belirterek, burada önemli olan hususun çelişkili davrananın, önceki davranışı esnasında, daha sonra bu davranışının bazı hukukî sonuçlarının olabileceğini objektif olarak bilmesine dikkat çekmiştir. Somut olayda da, aslında daha sonra doğabilecek hukukî sonuçları bilen (ve sorun kendi önüne gelecek olan) YSK tarafından, “susarak”, sessiz kalarak şimdiden sonuçları belli ve öngörülebilir durumlara ve sorunlara yol açmak söz konusudur. Bu da ilerde kendisi açısından çelişki davranmak, dürüstlük kuralına aykırı yanıltma olarak ileri sürülebilecektir. <a href="#fnref9" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn10" class="footnote-item"><p>Örneğin, yakın tarihli bir kararında Anayasa Mahkemesi “Somut olayda başvurucu mahkemece gerek kısa kararda gerekse gerekçeli kararda gösterilen 15 günlük süreye uyarak temyiz talebinde bulunmuş ancak Yargıtay sürenin 15 gün değil de on gün olduğu gerekçesiyle başvurucunun temiz istemini reddetmiştir. Oysa mahkemelerin kanun yolunu ve süresini ilgili kanun ve içtihatlara uygun olarak taraflara doğru gösterme yükümlülüğü altında olduğu dikkate alındığında başvurucunun ilk derece mahkemesi kararında gösterilen süreyi esas almasının makul görülmesi gerekmektedir. Anayasa mahkemesinin önceki başvurularda ortaya koyduğu yukarıda özetlenen ilkeler dikkate alındığında kanun yolu sürelerinin sade olduğunun söylenemeyeceği bir sistemde ilk derece mahkemesince gösterilen temyiz süresine hukuki güvenlik ilkesine uygun şekilde güvenerek hareket eden başvurucunun temyiz talebinin süreden reddedilmesi ile haksız yere yüklenen külfetin ölçülü olmadığı ve başvurucunun mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği sonucuna varılmıştır. Açıklanan gerekçelerle başvurucunun anayasanın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir” demektedir (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2017-34763-k-1-t-11-2-2021">AYM, 11.02.2021, 2017/34763</a> - RG, 15.04.2021, S. 31455). Görüldüğü üzere bu kararda da yargı organlarının yanıltıcı davranışlarının sonucuna bireylerin katlanmasının beklenemeyeceğine vurgu yapılmaktadır. <a href="#fnref10" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn11" class="footnote-item"><p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2024-45-k-2024-61-t-22-2-2024">AYM, 22.02.2024, 2024/45, 2024/61</a> (RG, 01.08.2024, 32619). <a href="#fnref11" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn12" class="footnote-item"><p>İspatla ilgili temel bilgiler ve kavramlar için bkz. <strong>Pekcanıtez H./ Atalay O./ Özekes M</strong>., <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3440/medeni-usul-hukuku-ders-kitabi">Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı</a>, 13. Bası, İstanbul 2025, s. 338; <strong>Atalay O</strong>., <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3331/pekcanitez-usul-medeni-usul-hukuku-5-cilt">Pekcanıtez Usûl</a>, C. III, s. 2574 vd.; <strong>Kuru B</strong>., Medeni Usûl Hukuku El Kitabı C. I, Ankara, 2020, s. 613; <strong>Yılmaz E./ Arslan R./ Taşpınar Ayvaz S./ Hanağası E</strong>., Medeni Usûl Hukuku, 11. Baskı, Ankara, 2025, s. 429; <strong>Atalı M./ Ermenek İ. / Erdoğan E</strong>., Medeni Usûl Hukuku, 8. Bası, Ankara, 2025, s. 495. <a href="#fnref12" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn13" class="footnote-item"><p>İspat ölçüsü hakkında bkz. <strong>Pekcanıtez/Atalay/Özekes</strong>, s. 364-366; <strong>Atalay</strong>, <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3331/pekcanitez-usul-medeni-usul-hukuku-5-cilt">Pekcanıtez Usûl</a>, C. III, s. 2715-2721; <strong>Albayrak H</strong>., Medeni Usul ve İcra İflas Hukukunda Yaklaşık İspat, Ankara 2013, s. 299 vd. <a href="#fnref13" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn14" class="footnote-item"><p><strong>Özekes M</strong>., İcra İflas Hukukunda İhtiyati Haciz, Ankara 1999, s. 222; <strong>Pekcanıtez/Atalay/Özekes</strong>, s. 364. Ayrıca bkz. <strong>Albayrak</strong>, s. 342 vd. <a href="#fnref14" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn15" class="footnote-item"><p>Örneğin, “Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davalı kooperatif başkan ve üyeleri hakkında yapacak nitelikte emval veren ağaç kesme suçundan Manavgat 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/18 E. sayılı dosyasında yargılaması devam eden ceza davasında sübuta eren maddi olguların BK'nın 53. maddesi (TBK'nın 74. maddesi) uyarınca hukuk mahkemesini bağlayıcı mahiyette olduğu ve ceza davasının sonucunun beklenmesinde hukukî yarar bulunduğu gözetilerek mahkemece HMK'nın 165. maddesine göre ceza davası bekletici sorun yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmelidir.” (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2017-498-k-2021-1023-t-16-9-2021">HGK, E. 2017/15-498, K. 2021/1023, T. 16.9.2021</a>). “Davacılardan birinin şikayeti üzerine, davalının hakaret suçundan dolayı ceza davasında yargılandığı ve davanın derdest olduğu dosyadaki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. 818 Sayılı B.K.'nun 53. maddesi gereğince ceza mahkemesince verilecek mahkumiyet kararının hukuk hakimini bağlayacağından, mahkemece, ceza davasının sonucunun beklenmesi ve oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir.” (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2013-1008-k-2014-490-t-9-4-2014">HGK, 9.4.2014, 2013/4-1008, 2014/490</a>). Aynı yönde bkz. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2010-12-74-k-2010-243-t-05-05-2010">HGK, 5.5.2010, 2010/12-74, 2010/243</a>; <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2019-737-k-2020-1021-t-9-12-2020">HGK, 9.12.2020, 2019/14-737, 2020/1021</a>; <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2017-1635-k-2019-333-t-21-3-2019">HGK, 21.3.2019, 2017/19-1635, 2019/333</a>. <a href="#fnref15" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn16" class="footnote-item"><p>Sürpriz karar yasağı ve ihlâli hakkında bkz. <strong>Algan D</strong>., <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3375/medeni-usul-hukukunda-suerpriz-karar-verme-yasagi">Medenî Usûl Hukukunda Sürpriz Karar Verme Yasağı</a>, İstanbul 2025, s. 202 vd., s. 318 vd., geçici hukukî korumalar bakımından s. 501 vd. <a href="#fnref16" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn17" class="footnote-item"><p>Bu konuda bkz. <strong>Özekes M</strong>., Üst Derece Mahkemeleri Kararlarında Gerekçe (İstinaf Mahkemelerinin Kuruluşunun Desteklenmesi Projesi- Uluslararası Konferans-), İstinaf Mahkemelerinin Kurulmasından Sonra Yargıtay’ın Rolü Konferansı, Yargıtay-Ankara/3-4 Mayıs 2007, Ankara 2007, s. 72 vd. <a href="#fnref17" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn18" class="footnote-item"><p>Gerekçenin önemi ve anlamı hakkında bkz. <strong>Özekes M</strong>., Medenî Usûl Hukukunda Hukukî Dinlenilme Hakkı, Ankara 2003, s. 167 vd.; <strong>Şeker H</strong>., Hukukta Gerekçe, İstanbul 2010, 1 vd., 959 vd.; <strong>Boran Güneysu N</strong>., Medenî Usûl Hukukunda Karar, Ankara 2014, s. 230 vd. Ayrıca bu konuda daha önce sunmuş olduğumuz henüz yayınlanmamış olan “Geçersizlik ve Yetersizlik Girdabında Yargı Kararlarına Bakış” konulu tebliğde, yargı kararlarının geçersiz olabileceği gibi, farklı açılardan yetersiz olabileceğini belirtmiştik [<strong>Özekes M</strong>., “Geçersizlik” ve “Yetersizlik” Girdabında Yargı Kararlarına Bakış, 14. Uluslararası Suç ve Ceza Filmleri Sempozyumu, İstanbul 22 Kasım 2024 (Düzenleyen ve Edt. <em>Adem Sözüer</em>)]. İncelediğimiz Kurultayla ilgili BAM kararında, hem geçersizlik sorunu ama özellikle yetersizlik sorunu karşımıza çıkmaktadır. Bir kararın her iki yönden de tartışmaya açık olması oldukça düşündürücüdür. <a href="#fnref18" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn19" class="footnote-item"><p><strong>Özekes</strong>, Hukukî Dinlenilme, 168 vd. Ayrıca bkz. <strong>Aşıcıoğlu Ç</strong>., ‘<em>Yargı Kararlarında Gerekçe</em>’ IX Ticaret Hukuku ve Yargıtay Kararları Sempozyumu (1992) 48 vd. Özellikle bu konuda ayrıntılı değerlendirme için bkz. <strong>Şeker</strong>, 815 vd. <em>Şeker</em>, bunların dışında da farklı gerekçe yaklaşımlarından ve “<em>yetersiz gerekçe</em>” şeklinde bir gerekçe türünden de haklı olarak bahsetmektedir (s. 841). Yetersiz gerekçe ile bizim bu çalışmada kullandığımız “<em>hüküm yetersizliğini</em>” birbirinden ayırdetmek gerekir. Yetersiz gerekçe, gerekçe noksanı, eksikliği, tatminkâr olmaması hallerinden biri olarak karşımıza çıkan, doğrudan gerekçeye yönelik bir yetersizliktir. Oysa bizim burada kullandığımız “hükmün yetersizliği”, hükmün gerekçesinde, farklı şekillerde adlandırılsa da, gerçek ve tam bir gerekçenin olmaması halidir. <a href="#fnref19" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn20" class="footnote-item"><p>Bu konuda özellikle bkz. <strong>Simil C</strong>., Bölge Adliye mahkemelerinin İhtiyatî Tedbir Kararı Verebilmesi ve Denetimi, SDÜHFD 2020, C. 10, S. 2, s. 171 vd., s. 191; <strong>Özekes M./Akkaya T</strong>., <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3331/pekcanitez-usul-medeni-usul-hukuku-5-cilt">Pekcanıtez Medeni Usûl Hukuku</a>, C IV, 16. Bası, İstanbul 2025, s. 4035; <strong>Özekes M</strong>., 100 Soruda Medeni Usûl Hukukunda Yeni Kanun Yolu Sistemi İstinaf ve Temyiz, 3. Baskı, 2016 Ankara, s.110; <strong>Öztek S</strong>., Türk Medeni Yargılama Hukukunda İstinaf ve Temyiz, 2021, s.146-148. <a href="#fnref20" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn21" class="footnote-item"><p><strong>Yılmaz E</strong>., Geçici Hukukî Himaye Tedbirleri, C. I, Ankara 2001, s. 845 vd.; <strong>Özekes M</strong>., <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3331/pekcanitez-usul-medeni-usul-hukuku-5-cilt">Pekcanıtez Usûl</a>, C. V, s. 4392 vd.; <strong>Erişir E</strong>., <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/428/gecici-hukuki-korumanin-temelleri-ve-ihtiyati-tedbir-tuerleri">İhtiyati Tedbir Türlerinin Belirlenmesi ve Tedbirlerin İçeriği</a>, İstanbul 2013, s. 384; <strong>Kuru B./ Arslan R./ Yılmaz E</strong>., Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı, 25. Baskı, Ankara 2014, s.561; <strong>Albayrak</strong>, s. 82 vd. Konuya ilişkin olarak verilen kararlara örnek olarak, “Kanun koyucu, ihtiyati tedbir hakkında karar verecek olan hakime geniş bir takdir alanı bırakmışsa da; hakim, her somut olayda, ihtiyati tedbir şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediğini dikkatlice incelemelidir ve hangi yasal sebebe ve hangi somut duruma göre ihtiyati tedbir kararını verdiğini kararda belirtmelidir. Ayrıca verilecek ihtiyati tedbir kararının da uyuşmazlığın esasını çözümler nitelikte olmaması gerekir. <strong>İhtiyati tedbir şartları mevcut değilse, Yasa'nın öngördüğü ölçüde ispat edilememişse, ihtiyati tedbir isteminin reddine karar verilmelidir</strong>.” (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/19-hukuk-dairesi-e-2019-2981-k-2019-4812-t-17-10-2019">19.HD, 17.10.2019, 2019/2981, 2019/4812</a>); “Mahkemece değişen hal ve şartlar sebebiyle edimler arasındaki dengenin aşırı ölçüde bozulduğu ve davacı açısından bu durumun çekilmez bir hale geldiği belirtilerek dava sonuna kadar taksitlerin sözleşmenin yapıldığı tarihteki kur üzerinden yapılması için ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş; bu karara davalı taraf mahkemesine itiraz etmiş mahkeme davalı tarafın bu itirazını red etmesi üzerine davalı taraf HMK 394/5 gereğince kararı temyiz etmiştir. (…) Anılan yasal düzenlemeler ışığında somut olaya bakıldığında; mahkemece, <strong>davanın ve uyuşmazlığın esasını halleder şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi HMK'nu 394/5'ne aykırı olup bozmayı gerektirir</strong>.” (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/13-hd-e-2012-2615-k-2012-7420-t-21-3-2012">13. HD, 21.3.2012, 2012/2615, 2012/7420</a>). Esasen buralarda sonradan geriye dönülebilen, telafi edilebilir durumlar söz konusudur. Buna rağmen Yargıtay, esası çözer veya asıl kararı öne çeker nitelikte tedbir kararı verilmesini kabul etmemektedir. Hatta örneğin çok hayatî, doğrudan insanın varlığını ve hayatını ilgilendiren konularda dahi Yargıtay (bizim eleştirilerimize rağmen) bu konularda oldukça çekimser davranıp davanın esasını çözeceği endişesi ile bu tür kararlar verilemeyeceğini vurgulamaktadır. Örneğin, <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/10-hukuk-dairesi-e-2023-8095-k-2024-12495-t-6-12-2024">10. HD, 06.12.2024, 2023/8095, 2024/12495</a>. Tüm bunlar dikkate alındığında tartışılan Kurultay kararı evleviyetle davanın esasını çözer ve hükmü öne alır mahiyette bir karardır. Yargıtay’ın müstakar içtihatları ve uyuşmazlıkları kesin olarak karara bağlayan kararlarına da aykırıdır. <a href="#fnref21" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn22" class="footnote-item"><p>Tedbire karşı kullanılabilecek imkânlar hakkında bkz. <strong>Özekes</strong>, <a href="https://www.onikilevha.com.tr/yayin/3331/pekcanitez-usul-medeni-usul-hukuku-5-cilt">Pekcanıtez Usûl</a>, C. V, s. 4418 vd., 4424 vd. <a href="#fnref22" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn23" class="footnote-item"><p>Dolayısıyla kısıtlanan ile vasi olarak atanan üçüncü kişi arasında görülmekte olan davanın mahiyeti gereği menfaat çatışması bulunmaktadır. Bu nedenlerle TMK.nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-418">418/4</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-426">426/2</a>. maddeleri gereğince davalı borçluya kayyım tayini ile taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında bir karar verilmesi gerekecektir. ../ .. Kamu düzenine ilişkin bu husus dikkate alınmadan ve davalı borçluya kayyum tayini ile taraf teşkili sağlanmadan yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.” (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/17-hukuk-dairesi-e-2010-1270-k-2011-2657-t-24-03-2011">17. HD, 24.03.2011, 1270/2657</a>). “… bu durumda şirket müdürü ile şirket arasında menfaat çatışmasının doğduğu gerekçesiyle, talebin kabulüne, davacı şirketi … İcra Müdürlüğü'nün … Sayılı dosyada temsil etmek üzere kayyum olarak …'ün tayinine karar verilmiştir” (<a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/11-hukuk-dairesi-e-2014-12406-k-2014-18165-t-24-11-2014">11. HD, 24.11.2014, 12406/18165</a>). Benzer şekilde bkz. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/2-hukuk-dairesi-e-2010-22588-k-2011-12782-t-20-07-2011">2. HD, 20.7.2011, 2010/22588, 2011/12782</a>. <a href="#fnref23" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
</ol>
</section>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Bir Siyasi Partinin Karar ve Yönetim Organları Bölge Adliye Mahkemesi Kararıyla Değiştirilebilir Mi?]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h3 id="tarihselarkaplan">Tarihsel Arka Plan</h3>
<p>Türkiye Cumhuriyeti’nin seçim ve siyasi partiler tarihi oldukça çalkantılı süreçlerle şekillenmiştir. 1924 Anayasası döneminde gerek CHP gerekse Demokrat Parti yönetiminde seçim güvenliği ve siyasi partilerin serbestçe faaliyet gösterebilmeleri bakımından sayısız müdahale gerçekleşmiştir. Örneğin 1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılmış, 1930’da Serbest Cumhuriyet</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/bir-siyasi-partinin-karar-ve-yonetim-organlari-bolge-adliye-mahkemesi-karariyla-degistirilebilir-mi/</link><guid isPermaLink="false">6a1f0b8e1715cd01ae8f7e5d</guid><category><![CDATA[siyasi partiler]]></category><category><![CDATA[cumhuriyet halk partisi]]></category><category><![CDATA[Siyasi Partiler Kanunu]]></category><category><![CDATA[Dernekler Kanunu]]></category><category><![CDATA[Medeni Kanun]]></category><category><![CDATA[mutlak butlan]]></category><category><![CDATA[kurultay]]></category><category><![CDATA[Borçlar Kanunu]]></category><category><![CDATA[Hukuk Devleti]]></category><dc:creator><![CDATA[Prof. Dr. Sibel İnceoğlu]]></dc:creator><pubDate>Tue, 02 Jun 2026 20:32:06 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/chp_binasi.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><h3 id="tarihselarkaplan">Tarihsel Arka Plan</h3>
<img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/chp_binasi.jpg" alt="Bir Siyasi Partinin Karar ve Yönetim Organları Bölge Adliye Mahkemesi Kararıyla Değiştirilebilir Mi?"><p>Türkiye Cumhuriyeti’nin seçim ve siyasi partiler tarihi oldukça çalkantılı süreçlerle şekillenmiştir. 1924 Anayasası döneminde gerek CHP gerekse Demokrat Parti yönetiminde seçim güvenliği ve siyasi partilerin serbestçe faaliyet gösterebilmeleri bakımından sayısız müdahale gerçekleşmiştir. Örneğin 1925’te Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası Bakanlar Kurulu kararıyla kapatılmış, 1930’da Serbest Cumhuriyet Fırkası kendini feshetmek zorunda kalmıştır. Çok partili hayata geçilebilmesi için 1940’ları beklemek gerekmiştir. Tek parti dönemi olmasına rağmen, 1938 tarihli Cemiyetler Kanunu’na tabi olarak 1945’te Milli Kalkınma Partisinin kurulmasına izin verilmiş, ardından 6 ay sonra kurulan Demokrat Parti yine aynı Kanuna tabi olarak izinle dernek statüsünde kurulmuştur. 1946’da izin sistemi kaldırılmış ve hemen seçime gidilmişse de bu seçimler, kanunundaki güvence eksiklikleri nedeniyle seçim yolsuzluklarıyla anılmış ve CHP iktidarı devam etmiştir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn1" id="fnref1">[1]</a></sup></p>
<p>Şaibeli seçimler sonrasında, yine CHP iktidarında 1950’de reform yapılmış ve yeni Milletvekilleri Seçim Kanunu’nunda çeşitli güvenceler, özellikle de yargı denetimi güvencesinin de sağlanmasıyla Demokrat Parti iktidara gelebilmiştir. Ancak partilere ve seçimlere doğrudan veya dolaylı müdahaleler Demokrat Parti döneminde de devam etmiştir. 1953’te “CHP’nin Haksız İktisaplarının İadesi Hakkında Kanun” isimli bir Kanun çıkarılarak CHP’nin malvarlıklarına el koyulmuş, hemen seçim öncesinde 1954’te de Millet Partisi Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi kararıyla feshedilmiştir. Seçim Kanunu’nda yapılan değişikliklerle muhalefetin iş birliği yapması ve seçim dönemleri dışında toplantı gösteri özgürlüklerinin kullanılması da engellenmiştir. Yine DP iktidarında, 1960 yılında TBMM’de kurulan, “<em>CHP’nin yıkıcı, gayrı meşru ve kanun dışı faaliyetlerini</em>” araştırmakla görevli kılınan ve DP’li 15 üyeden oluşan Tahkikat Encümeni adeta bir ihtilal organı gibi olağanüstü yetkilere sahip olmuştur.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn2" id="fnref2">[2]</a></sup></p>
<p>Bu tarihsel tecrübe, serbest seçime dayalı çoğulcu demokrasinin ilk adımları için iki önemli şey söylemiştir: Birincisi, siyasi partilerin kuruluşu, faaliyetlerinin serbestliği ve özerkliği keyfiliğe bırakılamayacak şekilde öngörülebilir anayasal ve yasal güvencelerle korunmalıdır. İkincisi, serbest seçimlerin yapılabilmesi için yine anayasal ve yasal güvenceler detaylı bir biçimde tanımlanmalı ve yargısal gözetim altında seçimler yapılmalıdır. Nitekim 1961 Anayasası bu çerçevede, siyasi partileri dernekler statüsünden çıkarıp ayrı bir anayasal statüde güvenceleriyle birlikte tanımlamıştır. Siyasi partilere herhangi bir idari ya da adli merci eliyle müdahale edilemesin diye gerek faaliyetleri gerekse mali açıdan denetimi Anayasa Mahkemesine (AYM) bırakılmıştır. Sadece genel ya da mahalli seçimler bakımından değil, ülkedeki kamusal nitelikli pek çok seçim, yargı güvencesi altında olsun diye özel bir yargı kolu, seçim yargısı oluşturulmuş, bunun en tepesinde de anayasal bir kurum olarak Yüksek Seçim Kurulu kurulmuştur.</p>
<p>AYM, bu tarihsel arka planı yansıtır bir biçimde Venedik Komisyonun Siyasi Parti Düzenlemeleri Üzerine İlkelerine atıfla şöyle diyor: “<em>Komisyon, partinin iç işleyişine ilişkin kurallarla ilgili olarak; bunların en sağlıklı şekilde parti tüzüğü ya da partinin ayrıntılı biçimde kabul ettiği ilkeler yoluyla düzenlenebileceğini,</em> <i><u>partinin iç işleyişine ilişkin hususların genel olarak devlet müdahalesine kapalı olması gerektiğini</u></i> <em>belirtmiştir. Komisyona göre bazı devletler, siyasi partilerin demokratik bir toplumda sahip olduğu önem doğrultusunda parti içi demokrasiyi sağlamak amacıyla belli konularda bazı yükümlülükler öngörmekteyse de, buna ilişkin düzenlemelerin esası ve uygulanabilirliği özenle değerlendirilmeli, ayrıca söz konusu düzenlemeler siyasi partilerin kendi</em> <i><u>iç işleyişlerine ilişkin faaliyetlerine gereksiz bir müdahaleyi engellemek amacıyla sınırlı olmalıdır</u></i>. <em>Komisyon, kamu otoritelerinin siyasi partiler üzerinde aşırı kontrol ve denetim fonksiyonu üstlenmekten kaçınması gerektiğini vurgularken üyelik, parti kongre ve toplantılarının sayısı ve sıklığı ya da yerel teşkilâtın faaliyetleri gibi konularda yapılacak düzenlemeleri, geniş denetim yetkisine örnek olarak göstermiştir. Siyasi partilerle ilgili düzenlemeleri uygulayacak olan otoriteler yönünden ise Komisyon; yetkili otoritelerin hem yasal düzeyde hem de uygulamada tarafsızlıklarının garanti altına alınmış olması, düzenlemelerde</em> <i><u>verilen yetkinin sınırları ve kapsamının açıkça belirlenmesi ve yetkili organların, kuralları tarafsız ve keyfi olmayan bir biçimde uygulamasının sağlanması</u></i> <em>gerektiğini ifade etmiştir. Bu bağlamda Komisyon, siyasi partiler üzerindeki bürokratik kontrolün azaltılması ve şeffaflık ile kurumsal güvenin sağlanması amacıyla siyasi partiler üzerindeki denetim yetkisinin yürütme organından ayrı, bağımsız bir otoriteye verilmesi gerektiğini de belirtmiştir</em>”.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn3" id="fnref3">[3]</a></sup></p>
<h3 id="kanunilikltgereisiyasipartilerkanunundakidierkanunlarayaplangndermelerkyasyoluylageniletilemez">Kanunilik Ölçütü Gereği, Siyasi Partiler Kanunundaki Diğer Kanunlara Yapılan Göndermeler Kıyas Yoluyla Genişletilemez</h3>
<p>Hak ve özgürlüklere müdahale gerek <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1">İHAS</a> (md 8.9.10.11) gerekse <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">AY</a> (md 13) gereği kanunla öngörülmüş olmak zorundadır. Hak ve özgürlüklerin güvencesi olan kanunilik ölçütü gereği ve siyasi partilerin demokratik hayatın vazgeçilmez unsurları olmasından hareketle, AYM, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a>’nda (SPK) yer alan ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253">Dernekler Kanunu</a> ile <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">Medeni Kanun</a>’a atıf yapan hükümlerin son derece dar bir biçimde yorumlanması ve uygulanması gerektiğini belirtmekte, SPK’da açıkça verilmiş bir yetki/görev ya da başı sonu belirli bir tanımlama bulunmadıkça, yollama yapılan diğer Kanunların hükümlerinin kıyas yoluyla siyasi partilere uygulanamayacağının altını çizmektedir. Zira haklara müdahale ve sınırlama getiren hukuk kurallarının şekli anlamda yasayla öngörülmüş olmasının yanı sıra <em>belirlilik ilkesine</em> de uygun olması gerekmektedir. Belirlilik ilkesi, hukuksal güvenlikle bağlantılıdır. Gerek gerçek gerekse tüzel kişiler, belirli bir kesinlik içinde, hangi somut eylem ve olguya hangi hukuksal yaptırımın veya sonucun bağlandığını, bunların devlete hangi müdahale yetkilerini sağladığını, kanundan öğrenebilme olanağına sahip olmalıdır.</p>
<p>Bu nedenle AYM örneğin, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-118">118</a>. md’sindeki<sup class="footnote-ref"><a href="#fn4" id="fnref4">[4]</a></sup> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-29">29</a>. md’sindeki<sup class="footnote-ref"><a href="#fn5" id="fnref5">[5]</a></sup> atıflara dayanarak, süresinde il kongresini yapmayan başvurucu partinin il teşkilâtı yönetim kurulu başkanı olan birinci başvurucu hakkında İl Dernekler Müdürlüğünün, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253">Dernekler Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253/madde-32">32</a>. md’sindeki idari para cezasını uygulamasını ve bu cezanın sulh ceza hakimliği tarafından iptal edilmemesini değerlendirmiştir. 2015 yılında sonuçlanan bu davada AYM, siyasi partiye yönelik bu müdahalenin hukuk devletinde olması gereken belirlilikte kanunla tayin edilmediği sonucuna ulaşmış ve “kanunilik ölçütüne” aykırı bularak <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a>nın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">68</a>. md’sinde yer alan siyasi parti örgütlenme özgürlüğü bakımından ihlal kararı vermiştir.</p>
<p>AYM’ye göre: “<em>5253 sayılı Kanun’un (yürürlükteki Dernekler Kanunu) 32. maddesinin birinci fıkrasının, genel kurulu toplantıya çağırmayan veya toplantıyı mevzuata uygun yapmayan yöneticiler hakkında cezai müeyyide öngören (b) bendinin, siyasi partilerin her kademedeki kongrelerini toplantıya çağırmayan veya kongreleri mevzuata uygun yapmayan siyasi parti sorumluları hakkında da uygulanması mümkündür</em>.”<sup class="footnote-ref"><a href="#fn6" id="fnref6">[6]</a></sup> Ancak AYM bu tür atıfların dar yorumlanması gerektiğinin altını çizmektedir; Mahkemeye göre, SPK’da “<em>ceza müeyyideleri</em>” bakımından derneklerle ilgili hükümlere atıf yapılmış olsa da “<em>ceza müeyyidelerinin uygulanma usulü ve bu kapsamda müeyyideleri uygulayacak merci</em>” bakımından herhangi bir atıf yapılmamıştır, dolayısıyla <u>bu tür atıflar yetki/görev ve usul bakımından başka mercilere yetki ve görev veriyormuş gibi genişletilemez</u>.</p>
<p>Nitekim AYM şöyle diyor: “<em>2820 sayılı Kanun’un 101. maddesinde, Kanun’da sayılan hâllerde bir siyasi partinin kapatılmasına veya devlet yardımından yoksun bırakılmasına; 2820 sayılı Kanun’un 104. maddesinde ise bu Kanun’un 101. maddesi dışında kalan emredici hükümleriyle diğer kanunların siyasi partilerle ilgili emredici hükümlerine aykırılık halinde bir siyasi parti hakkında ihtarda bulunulmasına karar verme yetkisi Anayasa Mahkemesine tanınmıştır. Dolayısıyla kanun koyucunun 2820 sayılı Kanun’un 118. maddesiyle, 5253 sayılı Kanun’un 32. maddesinde düzenlenen “ceza müeyyideleri” dışında, aynı Kanun’un 33. maddesinde düzenlenen</em> “<em><strong>ceza müeyyidelerini uygulayacak merci” bakımından da dernekler hakkındaki hükümlere atıf yaptığı düşünülemez</strong></em>”<sup class="footnote-ref"><a href="#fn7" id="fnref7">[7]</a></sup>.</p>
<p>AYM aynı konuda 2016 yılında verdiği başka bir kararında yine bu gerekçeleri sıraladıktan sonra, “<em>siyasi partiler hakkındaki düzenlemelerde</em> <i><u>kamu otoritelerine verilen yetkilerin sınırlarının ve kapsamının açıkça belirlenmesi</u></i>, <em>böylelikle siyasi partiler ve sorumlularının muhtemel keyfî uygulamalarla karşılaşmalarının önüne geçilmesi gerekmektedir</em>”.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn8" id="fnref8">[8]</a></sup> Diğer bir deyişle, açıkça ve detaylı bir biçimde SPK’da düzenlenmemiş bir yetki ya da görev, kıyas yoluyla siyasi partiler için de uygulanamaz.</p>
<p>2023 yılında <em>Halkın Kurtuluş Partisi (3)</em> başvurusunda AYM benzer gerekçelerle, bu sefer de süresi içinde il ve ilçe kongrelerini yapmayan bir siyasi partinin ilgili teşkilatlarının kendiliğinden sona erdiğinin tespitine yönelik, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-121">121</a>. maddesinin<sup class="footnote-ref"><a href="#fn9" id="fnref9">[9]</a></sup> yaptığı atıftan hareket ederek <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253">Dernekler Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253/madde-36">36</a>. ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">Türk Medeni Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-87">87</a>. maddelerini<sup class="footnote-ref"><a href="#fn10" id="fnref10">[10]</a></sup> uygulamak suretiyle sulh hukuk mahkemelerinin verdiği kararları da <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a>nın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">68</a>. md’sinin ihlali olarak görmüştür. AYM’ye göre söz konusu sulh hukuk mahkemelerinin kararları <em>kanunilik</em> şartını taşımamaktadır, diğer bir deyişle kullanılan yetkinin kanuni karşılığı yoktur.</p>
<p>Bu kararda AYM’nin şu tespitleri çok dikkat çekicidir: “<em>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının yazısı üzerine kaymakamlıklar ve valiliklerin başvurucu Partinin il ve ilçe teşkilatlarının kendiliğinden sona erdiğinin tespitini sulh hukuk mahkemelerinden talep ettiği, sulh hukuk mahkemelerinin de bu talepleri karara bağladığı görülmüştür. Dolayısıyla kamu makamlarının gerek 2820 sayılı Kanun'un 3. maddesi kapsamında</em> <i><u>siyasi parti tüzel kişiliklerinin teşkilatlarla bir bütün olduğunu</u></i> <em>gerek 4721 sayılı Kanun'un 87. maddesinde</em> <i><u>&quot;her ilgili&quot; ifadesinin kaymakamlık ve valilikleri kapsamadığını</u></i> <em>dikkate almaksızın verdiği kararların anılan</em> <i><u>hükümlerin amacını aşan, genişletici ve öngörülemez bir yorum olduğu</u></i> <em>sonucuna ulaşılmıştır</em>.”<sup class="footnote-ref"><a href="#fn11" id="fnref11">[11]</a></sup></p>
<p>İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi (İHAM) de siyasi partilerin demokratik toplumlarda oynadıkları önemli rolü dikkate alarak, giderlerinin denetlenmesi gibi örgüt kurma ve faaliyet özgürlüklerine müdahale etkisi taşıyabilecek yasal düzenlemelerin, <em>nasıl yorumlanacağı ve uygulanacağına ilişkin makul açıklık ve kesinlikte olması</em> gerektiğinin altını çizmektedir. Örneğin <em>Cumhuriyet Halk Partisi v. Türkiye</em> kararında, mali denetime yönelik yasal düzenlemeler olmasına rağmen söz konusu düzenlemelerin yeterli açıklıktan uzak olması ve AYM tarafından yorumunda ve uygulamasında yeterli tutarlılık ve kesinlik olmaması yine kanunilik ilkesi bakımından <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-11">İHAS md 11</a> ihlali yaratmıştır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn12" id="fnref12">[12]</a></sup></p>
<h3 id="blgeadliyemahkemesininchphakkndaverdiimutlakbutlankararanayasalbiryetkikullanmmkanunimi">Bölge Adliye Mahkemesinin CHP Hakkında Verdiği Mutlak Butlan Kararı Anayasal Bir Yetki Kullanımı mı? Kanuni mi?</h3>
<p>Yazının başlığında sorduğumuz soruya geri dönecek olursak; bir siyasi partinin karar ve yönetim organları Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kesin hükümsüz (mutlak butlan) kabul edilebilir mi?</p>
<p>21 Mayıs 2026 günü Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, CHP’nin 4/5 Kasım 2023 tarihli Olağan Seçimli Kurultayı ve 8 Ekim 2023 tarihli İstanbul İl Kongresi hakkında <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098">Borçlar Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098/madde-27">27/1</a> maddesine dayanarak kesin hükümsüzlük (mutlak butlan) tespiti yapmış ve buna ek olarak ihtiyati tedbir kararı vererek, bu kurultayda ve il kongresinde seçilmiş yönetimleri görevden almış ve yerlerine 2023 öncesindeki organları getirmiştir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn13" id="fnref13">[13]</a></sup></p>
<p>Bu kararın dayanaklarını anlamak oldukça zordur, zira mahkeme kararı son derece belirsiz ifadeler içermektedir ve kurduğu hukuki argümantasyonu belirli bir mantık silsilesi içinde açıklamaktan uzaktır.</p>
<p>Atıf yaptığı bazı maddelere bakacak olursak, bunları şu şekilde sıralayabiliriz: <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a>nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-29">29</a>. maddesinde yer alan &quot;<em>22 Kasım 1972 tarihli 1630 sayılı Dernekler Kanununun bu kanununa aykırı olmayan hükümleri, siyasi partilerin her kademedeki kongreleri için de uygulanır</em>&quot; hükmü, aynı kanunun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-121">121</a>. maddesinde yer alan &quot;<em>Türk Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri siyasi partiler hakkında da uygulanır</em>&quot; hükmü ile <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">Türk Medeni Kanunu</a>’nun &quot;<em>Kararın İptali</em>&quot; başlıklı <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-83">83</a>. maddesinde<sup class="footnote-ref"><a href="#fn14" id="fnref14">[14]</a></sup> yer alan ve kimlerin hangi sürelerde dernek genel kurul kararına iptal davası açabileceğini düzenleyen hükmüdür. Bu hükümlere dayanarak kendini yetkili ve görevli gören Bölge Mahkemesi, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098">Borçlar Kanunu</a> md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-borclar-kanunu-6098/madde-27">27/1</a>’i uygulayarak mutlak butlan kararı vermiş ve ardından Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yapılamayacak işleri sayan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-357">Hukuk Muhakemeleri Kanunu 357. md</a>’yi kendisine ihtiyati tedbir kararı verme yetkisi tanıyan bir hüküm gibi yorumlayarak, Kurultayda seçilmiş yönetimi düşürmüş ve yerine eski yönetimi getirmiştir.</p>
<p>Diğer bir deyişle, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a>’nun <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-29">29</a>. ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-121">121</a>. md’lerinde yapılan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253">Dernekler Kanunu</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">Türk Medeni Kanunu</a> atıflarından yola çıkan mahkeme <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a> (HMK) md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/madde-357">357</a>’ye kadar varabilmiştir. Ancak kararda SPK’nın ilgili maddelerinde yer alan “<em><strong>bu kanuna aykırı olmayan hükümleri</strong></em>” ibareleri hiçbir biçimde değerlendirilmemiştir. Oysa <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a>’nda siyasi partilerin kongrelerinin ve seçimlerinin nasıl yapılacağı, kim tarafından, nasıl denetleneceği yetkili ve görevli makam ve başvuru süreleri dahil detaylı bir biçimde belirtilerek düzenlenmiştir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn15" id="fnref15">[15]</a></sup> Siyasi partilerin çeşitli kademelerdeki kongrelerinde yapılan seçimler dernek genel kurul kararları değildir, SPK’nın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21</a>. md’si açıkça her kademedeki kongre seçimlerinin <strong>seçim yargısı gözetiminde</strong> yapılacağını ve seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptali yönündeki taleplerin de <strong>seçim yargısı tarafından karara bağlanacağını</strong> belirtmektedir. Dolayısıyla açık hükümler varken, bu hükümler hiç dile getirilmeden seçim yargısının baypas edilmesi ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dernekler-kanunu-5253">Dernekler Kanunu</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721">Medeni Kanun</a>’un kıyasen uygulanması yukarıda belirtilen Anayasa Mahkemesinin yerleşik içtihadında belirtildiği gibi öngörülemez bir belirsizlik yaratmaktadır ve kanunilik ölçütü gerçekleşmediği için açıkça <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709">Anayasa</a>nın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">68</a>. ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-13">13</a>. md’lerine aykırıdır.</p>
<h3 id="mutlakbutlankararadilyarglanmahakknavehukukdevletineuygunmu">Mutlak Butlan Kararı Adil Yargılanma Hakkına ve Hukuk Devletine Uygun mu?</h3>
<p>AYM şöyle demektedir: “<em>Yasayla kurulmuş mahkeme, kuruluş, yetki, yargılama yöntemleri gibi konuların “yargılamadan önce” yasayla düzenleme anlamına gelir</em>. <em><strong>Yasayla düzenleme ise “belirliliği” ve “öngörülebilirliği” içerir</strong></em>”.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn16" id="fnref16">[16]</a></sup> Bölge Adliye Mahkemesinin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820">Siyasi Partiler Kanunu</a>ndaki yetki, görev ve usul kurallarını dikkate almayarak kıyas yoluyla kendini yetkili ve görevli görmesi, sadece siyasi parti özgürlüğüne müdahalenin yasal olmaması bakımından değil, yasayla kurulmuş mahkemede yargılanma hakkı bakımından da sorunludur<sup class="footnote-ref"><a href="#fn17" id="fnref17">[17]</a></sup> (AY md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-36">36</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-37">37</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-142">142</a>).</p>
<p>Bölge Adliye Mahkemesinin kararının diğer vahim yönü, butlan sonucuna ulaşırken dayandığı irade fesadı değerlendirmesinde, irade fesadı olduğu tespitini kaç kişi için yaptığını delilleriyle birlikte açıkça ortaya koyup tartışmamasıdır. Oysa SPK md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21/11</a> şunun da altını çiziyor: “<em>Hakim</em>, <em><strong>seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde</strong></em> <em>bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline</em>” karar verebilir. Mahkeme sadece kendini seçim yargısının yerine koymakla kalmamış, kararda hangi turda hangi delillerle kimlerin böyle usulsüzlükler yaptığını ya da delege iradelerini sakatladığını belirlemeyerek ve kesin hükme varılmamış ceza davalarındaki iddianamelere dayanarak, tarafların bu deliller ve iddialar hakkındaki savunmalarını almayarak karara varmıştır. Diğer bir deyişle adil yargılanma hakkının en önemli unsurlarından <em>gerekçeli karar, silahların eşitliği ve çelişmeli</em> yargılama hak ve ilkeleri ihlal edilmiştir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn18" id="fnref18">[18]</a></sup></p>
<p>Kaldı ki, kararı veren yargıçların irade fesadından ne anladığı da gerekçeden anlaşılamamaktadır. Halbuki Türkiye’de oy almak için hediye vermek, yardım yapmak, iş vaadinde bulunmak gibi eylemler ne yazık ki son derece yaygın uygulamalardır.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn19" id="fnref19">[19]</a></sup> Bunların etik olup olmadığı ya da liyakate uygun olup olmadığı elbette sorgulanabilir ve sorgulanmalıdır, ancak her etik ihlali bir hukuki yaptırıma tabi olmadığı gibi, bireysel olarak ceza gerektiren her eylem (SPK md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-112">112</a>) otomatik olarak kolektif bir kararın iptaline neden olmayabilir. Siyasi partililer tarafından yapılan her türlü hediye, iş vaadi vs. irade fesadı olarak değerlendirilecek olursa Türkiye’de yapılmış bütün seçimlerin geriye dönük olarak iptal ettirilmesi riski ortaya çıkar.</p>
<p>Sonuç olarak bütün bu yönleriyle bakıldığında, söz konusu Bölge Adliye Mahkemesi kararının yarattığı sonuçlar, kanunilik ölçütü çerçevesinde AY md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">68</a>’e aykırı olduğu gibi, adil yargılanma hakkı (AY md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-36">36</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-37">37</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-142">142/1</a>; İHAS md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-6">6</a>) ve hukuk devleti (AY md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-2">2</a>) çerçevesinde <em>yasayla kurulmuş mahkeme</em> açısından da çok ciddi sorunlar taşımaktadır. Adil yargılamanın dayandığı ilkelere aykırılık yaratacak bir biçimde <em>deliller özenle değerlendirilmemiş, çelişmeli yargılama</em> yapılmamış, <em>ilgili ve yeterli bir gerekçe</em> sunulmamıştır (AY md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-36">36</a>, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-141">141/3</a>; İHAS md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/uluslararasi-antlasmalar/insan-haklarini-ve-ana-hurriyetleri-korumaya-dair-sozlesme-1/madde-6">6</a>).</p>
<h3 id="blgeadliyemahkemesisiyasipartiynetiminitedbirensteliksresizvekoulsuzbirbiimdedeitirilebilirmi">Bölge Adliye Mahkemesi Siyasi Parti Yönetimini Tedbiren (Üstelik Süresiz ve Koşulsuz Bir Biçimde) Değiştirilebilir mi?</h3>
<p>Bölge Adliye Mahkemesi kararı, süresiz bir biçimde verdiği ihtiyati tedbirle parti karar ve yönetim organlarını değiştirerek, SPK <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21</a>’e ve dolayısıyla Anayasa md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-68">68</a> ve <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-cumhuriyeti-anayasasi-2709/madde-13">13</a>’e aykırılığı daha da derinleştirmiştir. SPK md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21/11</a> demokratik seçimleri önceleyerek ve hedefleyerek şöyle diyor: “<em>Hakim, …seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde bir aydan az ve</em> <em><strong>iki aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere seçimlerin yenileneceği tarihi tespit ederek</strong></em> <em>ilgili siyasi partiye bildirir</em>…” İhtiyati tedbir kararı, bu kanun hükmüne açıkça aykırı bir biçimde <em>süresi belirsiz</em> ve <em>nihai amacının sınırları</em> çizilmeksizin partiyi yönetme yetkisini tedbiren atadığı kişilere vermiştir.</p>
<p>Bir siyasi partinin bu şekilde aylarca hatta yıllarca sürebilecek belirsiz bir süre, seçilmemiş kişilerce yönetilmesi o partinin fiilen tüzel kişiliğini ortadan kaldıracak nitelikte adeta dağıtacak şekilde bir müdahale oluşturmaktadır. AYM, siyasi partilerin, genel merkez ile il ve ilçe teşkilatlarını da kapsayan ve tek bir tüzel kişiliğe sahip kuruluş olduğunun altını defaatle çizmiş ve siyasi partilerin dağılma durumunun tespiti taleplerinin karara bağlanmasının başka herhangi bir mahkemenin değil kendi görev ve yetkisinde olduğunu belirtmiştir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn20" id="fnref20">[20]</a></sup> SPK md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-36">36</a>’ya göre, siyasi partinin kongrelerini seçimden 6 ay önce yapmış olmaları seçime katılabilmelerinin ön koşuludur; üst üste iki kez il ve büyük kongrelerini yapmamaları seçime katılma yeterliliğini ortadan kaldırmaktadır. Ayrıca kongrelerin gecikmesi SPK’nın başka emredici hükümleriyle de çatışma yaratacaktır, örneğin md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-14">14/6</a> “<em>Büyük kongre parti tüzüğünün göstereceği süreler içerisinde toplanır. Bu süre iki yıldan az üç yıldan fazla olamaz..</em>.” demektedir.</p>
<p>Bu emredici hükümlere aykırılıklar, AYM’nin md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-104">104</a> gereğince parti hakkında ihtar kararı vermesine neden olabileceği gibi sürecin daha da ilerisine partinin dağılmasına kadar götürülmesine kapı aralamaktadır. AYM, Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından açılan davalar sonucunda, son geçerli kurultay tarihinden sonra üst üste iki kez süresi içinde büyük kongresini yapmayan veya süresinde zorunlu merkez organlarını oluşturmayan partiler hakkında “<em>hukuki varlıklarının sona erdiği ve mallarının Hazineye geçtiği</em>” tespitini yapan kararlar vermektedir.<sup class="footnote-ref"><a href="#fn21" id="fnref21">[21]</a></sup> Bölge Adliye Mahkemesi kararı sadece 2023 kurultayını iptal etmekle kalmamış, sonraki kurultayları da iptal etmiştir. Bu karar kesinleşecek olursa, en son yapılan geçerli kurultay 25/26 Temmuz 2020 tarihindeki 37. Kurultay olacaktır, nitekim aynı kararla o kurultayda seçilenler parti yönetimine tedbiren atanmışlardır. Bu durumda, yeni atanmış yönetim tarafından 26 Temmuz 2026’ya kadar kurultay yapılmaz ve bu karar Yargıtay’da kesinleşecek olur ise CHP iki kez üst üste kurultay yapmamış duruma düşürülebilecek ve AYM tarafından hakkında hukuki varlığının sonlandırılması kararı verilme tehdidi altına sokulacaktır.</p>
<p>Tedbir kararı hiçbir süresi veya amacı olmayan bir yetki olarak yorumlanıp, kabul edilecek olursa, bunun sonuçları, muhalefeti yani çoğulcu demokrasiyi yargı eliyle ortadan kaldırmak ve anayasal düzeni sonlandırmak anlamına gelir. O halde Anayasal demokratik hukuk devleti olduğu iddiasını taşıyan bir düzende, tedbiren atanmış yönetimin Yargıtay kararını beklemek ve bu süre içinde Kurultayı yapmamak gibi bir seçeneği olamaz, tersine derhal Kurultay yapması öncelikli görevidir.</p>
<h3 id="sonu">Sonuç</h3>
<p>Yukarıda belirtilen nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesinin kararı açıkça Anayasaya aykırıdır; kanuni dayanağı bulunmadığı gibi adil yargılama ilkelerinden de yoksundur.</p>
<p>Yargıtay’ın acilen süre, koşul ve amaç sınırlaması belirtilmeksizin hükmedilmiş olan söz konusu ihtiyati tedbir kararını kaldırması ve hemen ardından görevsizlik nedeniyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozması elzemdir.</p>
<p>Ayrıca, Yüksek Seçim Kurulunun da bir an önce kendi yetki ve görev alanına sahip çıkması zorunludur; seçim yargısının görev ve yetkilerinin bu şekilde gasp edilmesinin bir demokratik hukuk devletinde kabul edilmesi mümkün değildir.</p>
<p>Son olarak, tedbiren atanmış yeni parti yönetiminin demokratik hukuk devletinin gereği olarak derhal yeni bir Kurultay yapması anayasal bir gerekliliktir.</p>
<hr>
<p><strong>Dipnotlar</strong></p>
<hr class="footnotes-sep">
<section class="footnotes">
<ol class="footnotes-list">
<li id="fn1" class="footnote-item"><p>Bülent Tanör, <em>Osmanlı-Türk Anayasal Gelişmeleri</em>, Der yay., İstanbul 1995, s. 261-288. <a href="#fnref1" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn2" class="footnote-item"><p>Tanör, 291-293. <a href="#fnref2" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn3" class="footnote-item"><p><em><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/genel-kurul-k-2014-15220-t-4-6-2015">Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi</a></em>, B.N. 2014/15220, 04.06.2015, para. 49-50. <a href="#fnref3" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn4" class="footnote-item"><p>Md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-118">118</a>: “<em>Bu Kanunla, 22 Kasım 1972 tarihli ve (mülga) 1630 sayılı Dernekler Kanununa yapılan atıflar hakkında, söz konusu Kanunda yer alan ve bu Kanun hükümlerine aykırı bulunmayan ceza müeyyideleri, siyasi partiler ve sorumluları hakkında da uygulanır</em>”. <a href="#fnref4" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn5" class="footnote-item"><p>Md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-29">29</a>: “<em>22 Kasım 1972 tarihli ve (mülga) 1630 sayılı Dernekler Kanununun bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partilerin her kademedeki kongreleri için de uygulanır</em>”. <a href="#fnref5" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn6" class="footnote-item"><p><em>Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi</em>, para. 61. <a href="#fnref6" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn7" class="footnote-item"><p><em>Metin Bayyar ve Halkın Kurtuluş Partisi</em>, para. 63-64. Aynı konuda başka siyasi partinin yöneticilerine verilen idari para cezaları hakkında da benzer kararlar verilmiştir. Örn. Hüda Par için verilen AYM kararları için bkz. <em><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2018-16233-t-8-9-2021">Mehmet Tekcanlı</a></em>, B.N. 2018/16233, 08.09.2021. <em><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2018-7687-t-2-3-2023">Muhammed Zengin</a></em>, 2018/7687, 02.03.2023. <a href="#fnref7" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn8" class="footnote-item"><p><em><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/k-2014-4663-t-9-6-2016-1">Deniz Dönmez ve diğerleri</a></em>, B.N. 2014/4663, 09.06.2016, para. 35. <a href="#fnref8" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn9" class="footnote-item"><p>Siyasi Partiler Kanunu <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-121">Md 121</a>: “<em>Türk Kanunu Medenisi ile Dernekler Kanununun ve dernekler hakkında uygulanan diğer kanunların bu Kanuna aykırı olmayan hükümleri, siyasi partiler hakkında da uygulanır</em>”. <a href="#fnref9" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn10" class="footnote-item"><p>Türk Medeni Kanunu <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-medeni-kanunu-4721/madde-87">Md 87/5 ve son</a>: “Dernekler, aşağıdaki hâllerde kendiliğinden sona erer:<br>
(…. )<br>
<b></b>5. Olağan genel kurul toplantısının iki defa üst üste yapılamaması.<br>
Her ilgili, sulh hâkiminden, derneğin kendiliğinden sonra erdiğinin tespitini isteyebilir. <a href="#fnref10" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn11" class="footnote-item"><p><em><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2019-30833-k-1-t-27-9-2023">Halkın Kurtuluş Partisi (3)</a></em>, B.N. 2019/30833, 27.09.2023, para. 42. <a href="#fnref11" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn12" class="footnote-item"><p><a href="https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-162211">Cumhuriyet Halk Partisi v. Türkiye</a>, B.N. 19920/13, 26.04.2016, para. 89-106. <a href="#fnref12" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn13" class="footnote-item"><p>Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi, E. 2026/32, K. 2026/658, 21.05.2026. <a href="#fnref13" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn14" class="footnote-item"><p>TMK md 83: <em>&quot;Toplantıda hazır bulunan ve kanuna veya tüzüğe aykırı olarak alınan genel kurul kararlarına katılmayan her üye, karar tarihinden başlayarak bir ay içinde; toplantıda hazır bulunmayan her üye kararı öğrenmesinden başlayarak bir ay içinde ve her hâlde karar tarihinden başlayarak üç ay içinde mahkemeye başvurmak suretiyle kararın iptalini isteyebilir. Diğer organların kararlarına karşı, dernek içi denetim yolları tüketilmedikçe iptal davası açılamaz. Genel kurul kararlarının yok veya mutlak butlanla hükümsüz sayıldığı durumlar saklıdır</em>&quot;. <a href="#fnref14" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn15" class="footnote-item"><p>SPK md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21/5</a>: Kongrelerde yapılacak seçimler ilgili <strong>seçim kurulunun</strong> gözetimi ve denetiminde yapılır…<br>
SPK md <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21/10</a>: Seçimin devamı sırasında yapılan işlemler ile tutanakların düzenlenmesinden itibaren iki gün içinde seçim sonuçlarına yapılacak itirazlar <strong>hakim</strong> tarafından aynı gün incelenir ve kesin olarak karara bağlanır.<br>
SPK <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/siyasi-partiler-kanunu-2820/madde-21">21/11</a>: <strong>Hakim</strong>, seçim sonuçlarını etkileyecek ölçüde bir usulsüzlük veya kanuna aykırı uygulama nedeniyle seçimlerin iptaline karar verdiği takdirde bir aydan az ve iki aydan fazla bir süre içinde olmamak üzere seçimlerin yenileneceği tarihi tespit ederek ilgili siyasi partiye bildirir…. <a href="#fnref15" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn16" class="footnote-item"><p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/genel-kurul-e-2010-32-k-2011-105-t-16-6-2011">E. 2010/32, K. 2011/105, K.T. 16.06.2011</a>. <a href="#fnref16" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn17" class="footnote-item"><p>Bu konuda detaylı bilgi için bkz. Sibel İnceoğlu, <em>Adil Yargılanma Hakkı, Anayasa Mahkemesine Bireysel Başvuru El Kitapları Serisi -4</em>, Avrupa Konseyi Ankara Program Ofisi yay., Ankara 2018, s. 67-78. <a href="#fnref17" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn18" class="footnote-item"><p>Bkz. İnceoğlu, <em>Adil Yargılanma Hakkı</em>…, s. 115-145, 177-179, 192-213. <a href="#fnref18" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn19" class="footnote-item"><p>Bianet, <em>Zengin’den Günaydın’a “Utanmıyoruz Gurur Duyuyoruz Yanıtı”</em>, 10.12.2025, <a href="https://bianet.org/haber/zenginden-gunaydina-utanmiyoruz-gurur-duyuyoruz-yaniti-314356">https://bianet.org/haber/zenginden-gunaydina-utanmiyoruz-gurur-duyuyoruz-yaniti-314356</a> Sözcü, İŞKUR <em>Alımlarında Liste Krizi. AKP İçinde Kayırma Tartışması</em> 02.05.2026, <a href="https://www.sozcu.com.tr/iskur-alimlarinda-liste-krizi-akp-icinde-kayirma-tartismasi-p316226">https://www.sozcu.com.tr/iskur-alimlarinda-liste-krizi-akp-icinde-kayirma-tartismasi-p316226</a> T24, <em>İŞKUR’un Personel Alım İlanını AKP’nin Duyurmasına Validen Savunma: Daha Fazla Kişi Katılsın Diyedir</em>, 06.12.2024, <a href="https://t24.com.tr/politika/iskur-un-personel-alim-ilanini-akp-nin-duyurmasina-validen-savunma-daha-fazla-kisi-katilsin-diyedir,1201367?t=1780235662716">https://t24.com.tr/politika/iskur-un-personel-alim-ilanini-akp-nin-duyurmasina-validen-savunma-daha-fazla-kisi-katilsin-diyedir,1201367?t=1780235662716</a> DW, <em>Yerel Seçimlere Sosyal Yardım Vaatleri Damga Vurdu</em>, 30.03.2024, <a href="https://www.dw.com/tr/yerel-se%C3%A7imlere-sosyal-yard%C4%B1m-vaatleri-damga-vurdu/a-68697712">https://www.dw.com/tr/yerel-seçimlere-sosyal-yardım-vaatleri-damga-vurdu/a-68697712</a> (Erişim: 25.05.2026). <a href="#fnref19" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn20" class="footnote-item"><p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2015-2-k-2016-4-t-16-3-2016">E. 2015/2 (D.İş), K. 2016/4, 16.03.2016</a>. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2018-13-k-2018-13-t-27-12-2018">E. 2018/13 (D.İş), K. 2018/13, 27.12.2018</a>. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2017-8-k-2017-7-t-15-11-2017">E. 2017/8 (D. İş), K. 2017/7, 15.11.2017</a>. <a href="#fnref20" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
<li id="fn21" class="footnote-item"><p>Örn. bkz. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2025-2-k-2025-8-t-8-10-2025">E. 2025/2 (D.İş), K. 2025/8, 08.10.2025</a>. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2024-5-k-2025-3-t-7-5-2025">E. 2024/5 (D.İş.), K. 2025/3, 07.05.2025</a>. <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2024-3-k-2025-7-t-8-10-2025">E. 2024/3 (D.İş.), K. 2025/7, 08.10.2025</a>. <a href="#fnref21" class="footnote-backref">↩︎</a></p>
</li>
</ol>
</section>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (16-29 Mayıs 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 233. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’yayüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Coşku Gönen, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/avrupa-birligi-adalet-divani-ve-avrupa-insan-haklari-mahkemesi-kararlarinda-unutulma-hakki">Avrupa Birliği Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Unutulma Hakkı</a></p>
<p>Çalışmada, unutulma hakkının kapsamı ve korunmak istenen menfaatlerden yola çıkılarak hakkın</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-16-29-mayis-2026/</link><guid isPermaLink="false">6a1d87381715cd01ae8f7d31</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 01 Jun 2026 19:34:01 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/06/Lexpera_Update.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (16-29 Mayıs 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 233. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’yayüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Coşku Gönen, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/avrupa-birligi-adalet-divani-ve-avrupa-insan-haklari-mahkemesi-kararlarinda-unutulma-hakki">Avrupa Birliği Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Kararlarında Unutulma Hakkı</a></p>
<p>Çalışmada, unutulma hakkının kapsamı ve korunmak istenen menfaatlerden yola çıkılarak hakkın kapsamı ve hukuki niteliği incelenmiş; unutulma hakkının diğer hak ve özgürlüklerle çatışması halinde adil bir dengenin sağlanmasına yönelik prensipler üzerinde durulmuş; bu bağlamda Avrupa Birliği Adalet Divanı ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararları ele alınmıştır.</p>
<p>Said Ebrar Yıldız, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/haksiz-rekabet-hallerinden-is-sartlarina-uymama-9786255878557">Haksız Rekabet Hallerinden İş Şartlarına Uymama</a></p>
<p>Eserin birinci bölümünde mukayeseli hukukta iş şartlarına uymama temelinde haksız rekabete değinilmiş, ikinci bölümünde Türk hukukunda iş şartlarına uymama hakkında bilgi verilmiş, üçüncü ve son bölümünde ise Uber ve benzeri yolcu taşımacılığı platformları temelinde dijital mecralarda iş şartlarına uymama üzerinde durulmuştur.</p>
<p>Mevlüt Uzunöner, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/vergi-hukukunda-ithalata-konu-esyanin-gumruk-kiymeti-9786255878502">Vergi Hukukunda İthalata Konu Eşyanın Gümrük Kıymeti</a></p>
<p>Kitapta, gümrük vergilerinin genel esasları ve gümrük hukukunun temel müesseseleri ile eşyanın gümrük kıymeti arasındaki bağlantıya değinilmiş; eşyanın gümrük kıymetinin tespitinde kullanılan yöntemler, ilgili uluslararası anlaşmaların teorik altyapısı da gözetilerek irdelenmiş; idari sürece ve yargı sürecine yönelik açıklama ve değerlendirmelerde bulunularak mevcut ve muhtemel sorunlara çözümler sunulmuştur.</p>
<p>Abdullah Yasin Erdem, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/yargic-davranisi-turk-anayasa-mahkemesi-norm-denetimi-kararlarinda-ayrisik-oylar-ampirik-bir-analiz">Yargıç Davranışı-Türk Anayasa Mahkemesi Norm Denetimi Kararlarında Ayrışık Oylar: Ampirik Bir Analiz</a></p>
<p>Çalışmada, Anayasa Mahkemesi üyelerinin, vermiş olduğu norm denetimi kararlarında sergilediği davranışlar, ayrışık oylar (karşıoy ve farklı gerekçeli oylar) üzerinden incelenmiş; yargıçların karar verirken yalnızca hukuki normlardan değil, aynı zamanda çeşitli yapısal ve bağlamsal etkenlerden de etkilenebileceği varsayımından hareketle, karar süreçlerine ilişkin ampirik bir analiz sunularak bu kararların arka planı aktarılmıştır.</p>
<p>Zeki Delikaya, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/sahibinin-izniyle-kullananlar-tarafindan-markanin-ucuncu-kisilere-karsi-korunmasi-9786255878465">Sahibinin İzniyle Kullananlar Tarafından Markanın Üçüncü Kişilere Karşı Korunması</a></p>
<p>Eserde, markanın başvuru eserlerinde jenerik ad olarak kullanılmasına karşı düzeltme talebi, ticari vekil veya temsilci adına tescil edilen markanın kullanımının yasaklanması ve devri talebi, tecavüz davaları ile tecavüzün bulunmadığı menfi tespit davası ve dava süreçlerini destekleyici nitelikteki en etkili koruma yollarından olan markanın geçici hukuki himaye tedbirleri ile korunması gibi konulara yer verilmiştir.</p>
<p>Zehra Karaarslan, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/tarihi-yarimada-nin-imar-rejimi-9786255878618">Tarihi Yarımada’nın İmar Rejimi</a></p>
<p>Kitapta, 2012 tarihli Koruma Amaçlı Nazım ve Uygulama İmar Planları esas alınarak bölgenin kendine özgü imar rejimi, koruma ile kullanma politikaları arasındaki dinamik etkileşim ele alınmış; söz konusu ilişkinin tarihsel kökenleri ve hukuki çerçevesi çeşitli perspektiflerden irdelenmiştir.</p>
<p>Ayşenaz Öztürk, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/uluslararasi-tahkimde-vasiflandirma-9786255878533">Uluslararası Tahkimde Vasıflandırma</a></p>
<p>Çalışmada, kanunlar ihtilafı hukukunda vasıflandırma konusunda kabul edilen teorilerin uluslararası tahkimde uygulama alanı bulup bulamayacağı, tahkim yargılamasında vasıflandırmanın tabi olacağı hukuk ve önem arz ettiği meselelerin neler olduğu, hakem heyetinin yapacağı vasıflandırmanın, uluslararası tahkimin doğasından kaynaklanan farklı sonuçları olup olamayacağı konuları tartışılmıştır.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
19</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1794</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
14061</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
50</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge Adliye Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>15926</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu’na ait karar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/danistay/vddk-e-2024-105-k-2026-20-t-28-1-2026">Danıştay VDDK., E. 2024/105 K. 2026/20 T. 28.01.2026</a></p>
<p>Davacı tarafından, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/katma-deger-vergisi-kanunu-3065/97">Katma Değer Vergisi Kanunu</a>’nun 11. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi uyarınca, Türkiye’de ikamet etmeyen yolcuların satın alarak Türkiye dışına götürdükleri malların tesliminden doğan 2014 yılının Ocak ila Aralık dönemlerine ilişkin katma değer vergilerinin haksız olarak mahsuben iade alındığı yolundaki tespitleri içeren vergi inceleme raporu uyarınca aynı dönemler için tarh edilen katma değer vergileri ve bu vergilerin bir katı tutarında kesilen vergi ziyaı cezalarının kaldırılması istemiyle dava açılmıştır.</p>
<p>(...) Vergi Mahkemesi, usulüne aykırı olarak yapılan tebligat nedeniyle davacının vergi ve cezalardan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/tebligat-kanunu-7201">Tebligat Kanunu</a>’nun 32. maddesi uyarınca, davanın açıldığı tarihte muttali olduğunun kabulünün gerektiği ve bu tarih itibarıyla zamanaşımına uğradığı sonucuna varılan vergi ve cezalarda hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle vergi ve cezaları kaldırmıştır.</p>
<p>Davalının istinaf istemini inceleyen (...) Bölge İdare Mahkemesi, kararın usul ve hukuka uygun olduğu gerekçesiyle istemi reddetmiştir.</p>
<p>Davalının temyiz istemini inceleyen ilgili Danıştay Dairesi, davacı şirketi vekâleten temsile yetkili olduğu anlaşılan kişiye yapılan tebligat hukuka uygun olduğundan dava konusu cezalı tarhiyatın zamanaşımına uğradığı gerekçesiyle verilen mahkeme kararına yöneltilen istinaf isteminin reddi yolundaki kararda hukuka uygunluk bulunmadığı gerekçesiyle (...) Vergi Dava Dairesi kararını bozmuştur.</p>
<p>(...) Vergi Dava Dairesi, ilk kararında yer alan hukuksal nedenler ve gerekçeyle kararında ısrar etmiştir.</p>
<p>Bunun üzerine Danıştay Vergi Dava Daireleri Kurulu; <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/vergi-usul-kanunu-213/104">Vergi Usul Kanunu</a> ve ilgili mevzuat çerçevesinde yaptığı hukuki değerlendirme sonucunda, ısrar kararının, cezalı tarhiyatın 2014 yılında iade alınan katma değer vergilerinden kaynaklanan kısmına yönelik hüküm fıkrasına davalı tarafından yöneltilen temyiz isteminin reddine oyçokluğu ile, davalının temyiz isteminin kısmen kabulüne ve ısrar kararının cezalı tarhiyatın 2015 ve 2016 yıllarında iade alınan katma değer vergilerinden kaynaklanan kısmına yönelik hüküm fıkrasının bozulmasına ise oybirliği ile hükmetmiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/37">Hukuk Muhakemeleri Kanunu</a></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2026-49-k-2026-48-t-26-2-2026">E. 2026/49, K. 2026/48 sayılı ve 26.02.2026</a> tarihli kararıuyarınca, miktar veya değeri 40.000 Türk Lirası’nı (bu tutar dahil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağına ilişkin bent hükmü, istinaf başvurusunun kısmen veya tümden kabulü yönünden iptal edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/hukuk-muhakemeleri-kanunu-6100/36/36/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ceza-muhakemesi-kanunu-5271/70">Ceza Muhakemesi Kanunu</a></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/anayasa-mahkemesinin-12-2-2026-tarihli-ve-e-2023-128-k-2026-36-sayili-karari-33264/70">E. 2023/128, K. 2026/36 sayılı ve 12.02.2026</a> tarihli kararıuyarınca, “bilgisayarlarda, bilgisayar programlarında ve kütüklerinde arama, kopyalama ve elkoyma” başlıklı 134. madde hükümleri iptal edildi. Değişiklik, 25.02.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ceza-muhakemesi-kanunu-5271/70/70/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/tapu-kanunu-2644/36">Tapu Kanunu</a></strong></p>
<p>İlgili kurumlar tarafından yetkilendirilen değerleme kuruluşlarınca, konut finansmanı ve sermaye piyasası mevzuatı gereğince düzenlenen değerleme raporuna ilişkin ek madde hükmü ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/tapu-kanunu-2644/36/36/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/imar-kanunu-3194/55">İmar Kanunu</a></strong></p>
<p>Müelliflik, fenni mesuliyet, şantiye şefliği, yapı müteahhitliği ve kayıtlar, kamunun selameti için alınması gereken tedbirler, idari müeyyideler ve yönetmeliğe ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/imar-kanunu-3194/54/54/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kadastro-kanunu-3402/22">Kadastro Kanunu</a></strong></p>
<p>Hatalar ve düzeltme işlemlerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kadastro-kanunu-3402/22/22/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/cevre-kanunu-2872/27">Çevre Kanunu</a></strong></p>
<p>Kanunda yer alan tanımlarda ve idari nitelikteki ceza hükümlerinde değişikliğe gidildi. Çevre danışmanlık firmalarına ilişkin ek madde hükümleri getirildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/cevre-kanunu-2872/27/27/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kat-mulkiyeti-kanunu-634/18">Kat Mülkiyeti Kanunu</a></strong></p>
<p>Genel yönetim işlerinin görülmesi, işletme projesinin yapılması, yönetim planı ve yönetim planının değiştirilmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kat-mulkiyeti-kanunu-634/18/18/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/yapi-denetimi-hakkinda-kanun-4708/17">Yapı Denetimi Hakkında Kanun</a></strong></p>
<p>Kanunda yer alan tanımlar, idari müeyyideler ve teminata ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. 31.12.2026 tarihinde yürürlüğe girmek üzere, zemin ve temel etüt kuruluşları ve hizmetine ilişkin ek madde hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/yapi-denetimi-hakkinda-kanun-4708/17/17/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kamulastirma-kanunu-2942/44">Kamulaştırma Kanunu</a></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2025-190-k-2026-38-t-12-2-2026">E. 2025/190, K. 2026/38 sayılı ve 12.02.2026</a> tarihli kararıuyarınca, kamulaştırma bedelinin mahkemece tespiti ve taşınmaz malın idare adına tesciline ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklik, 21.02.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kamulastirma-kanunu-2942/44/44/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kooperatifler-kanunu-1163/30">Kooperatifler Kanunu</a></strong></p>
<p>İnşaatı tamamlayarak etaplar halinde yeniden inşaata başlayan yapı kooperatifleri, yaptıkları ve yapmayı planladıkları tüm inşaatlar tamamlanmadan iş yeri ve konutları ortaklarına tahsis etmiş olsalar dahi tahsis edilen gayrimenkullerin tapusunu devredemeyecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kooperatifler-kanunu-1163/30/30/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/toplu-konut-kanunu-2985/30">Toplu Konut Kanunu</a></strong></p>
<p>Uygulanmayacak kanunlar ve sözleşme uygulamalarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Yeni yerleşim alanı olarak belirlenen sosyal konut alanı içerisinde bulunan yerler hakkındaki Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı kararlarına ilişkin ek madde hükmü düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/toplu-konut-kanunu-2985/30/30/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ozellestirme-uygulamalari-hakkinda-kanun-4046/39">Özelleştirme Uygulamaları Hakkında Kanun</a></strong></p>
<p>Mahalli idarelerde özelleştirme uygulamalarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ozellestirme-uygulamalari-hakkinda-kanun-4046/39/39/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/hazineye-ait-tasinmaz-mallarin-degerlendirilmesi-ve-katma-deger-vergisi-kanununda-degisiklik/45">Hazineye Ait Taşınmaz Malların Değerlendirilmesi ve Katma Değer Vergisi Kanununda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun</a></strong></p>
<p>Kamu kurum ve kuruluşlarının yükümlülüklerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Kamu kaynaklarının etkili, ekonomik ve verimli bir şekilde kullanılması ve kamu kurum ve kuruluşları ile bağlı, ilgili ve ilişkili kurum, kuruluş ve bunların müessese, bağlı ortaklık ve iştiraklerinin münhasıran yatırım ihtiyaçlarına ilişkin ek madde hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/hazineye-ait-tasinmaz-mallarin-degerlendirilmesi-ve-katma-deger-vergisi-kanununda-degisiklik/45/45/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kamu-ihale-sozlesmeleri-kanunu-4735/20">Kamu İhale Sözleşmeleri Kanunu</a></strong></p>
<p>Sözleşme uygulamalarına yönelik itiraz başvuruları ve anlaşmazlıkların çözümüne ilişkin ek madde hükümlerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kamu-ihale-sozlesmeleri-kanunu-4735/19/19/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/karayolu-tasima-yonetmeligi-4/18">Karayolu Taşıma Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Yönetmelikte geçen tanımlar, yetki belgesi türleri, yetki belgesi almanın veya yenilemenin özel şartları, devir olarak kabul edilmeyecek haller ile bölünme, birleşme ve tür değişikliği, taşıtların yaşı, cinsi ve diğer şartlar, taşıt belgelerine kayıtlı taşıtların kullanılması ve istisnai haller, şoför ve kuryelerde aranacak nitelik ve şartlar, yolcu taşıma bileti, yetki belgesi sahiplerinin ortak yükümlülükleri, kurye işletmecilerinin yükümlülükleri, ücret tarifeleri, taşıma hatları, ücret ve zaman tarifelerinin düzenlenme esasları, idari para cezası miktarları ve tekerrür haline ilişkin hükümler ile yaptırım, şube, belgeler ve bazı zorunluluk sürelerine ilişkin geçiş hükümlerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/karayolu-tasima-yonetmeligi-4/18/18/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/saglik-raporlari-yonetmeligi-11361-1">Sağlık Raporları Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Sağlık raporlarının ne şekilde hangi sağlık hizmeti sunucularında düzenleneceği, formatları, itiraz süreçleri ile personelin görev, yetki ve sorumlulukları kapsamlı olarak belirlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/sosyal-sigorta-islemleri-yonetmeligi-2010-27579-2/21">Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Yönetmelikte geçen tanımlar, işyeri bildirgesi, ihale konulu işlerde araştırma ve re’sen yapılacak işlemler, özel nitelikteki inşaatlarda araştırma ve re’sen yapılacak işlemlere ilişkin hükümler ile araştırma ve re’sen yapılacak işlemlerde ortak hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sosyal-sigorta-islemleri-yonetmeligi-2010-27579-2/21/21/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/sivil-havacilik-guvenligi-yonetmeligi-shy-guvenlik-1">Sivil Havacılık Güvenliği Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Sivil havacılık alanında kamu düzeni ve güvenliğini bozan, yerde veya havada meydana gelebilecek her türlü yasadışı eylemlere karşı şahısların, yolcuların, mürettebatın, yer personelinin, havaalanı bina ve tesislerinin, hava araçlarının korunmasına ilişkin ilgili kurum, kuruluş ve kişilerin havacılık güvenliği ile ilgili görev, yetki ve sorumlulukları ile uygulama esasları belirlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/enerji-piyasalarinda-ve-cevresel-piyasalarda-seffafliga-ve-piyasa-bozucu-davranislara-iliskin-1/2">Enerji Piyasalarında ve Çevresel Piyasalarda Şeffaflığa ve Piyasa Bozucu Davranışlara İlişkin Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Yönetmeliğin yürürlük tarihi 01.01.2027 olarak değiştirildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/enerji-piyasalarinda-ve-cevresel-piyasalarda-seffafliga-ve-piyasa-bozucu-davranislara-iliskin-1/2/2/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/binalarda-enerji-performansi-yonetmeligi/9">Binalarda Enerji Performansı Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Yönetmeliğin kapsamı, yönetmelikte geçen tanımlar ve ilkelerde değişikliğe gidildi. Düşük karbonlu bina belgesi, bina yaşam döngüsü analizi belgesi ve bina yaşam döngüsü analizi belgesine ilişkin geçiş süreci hakkında hükümler getirildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/binalarda-enerji-performansi-yonetmeligi/9/9/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/hafif-celik-binalarin-tasarim-hesap-ve-yapim-esaslari-hakkinda-yonetmelik-1">Hafif Çelik Binaların Tasarım, Hesap ve Yapım Esasları Hakkında Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Çelik, sac, şerit veya plakadan soğuk şekillendirilmiş yapı elemanlarının ve yapı sistemlerinin, kullanım amaçlarına uygun olarak, yeterli güvenlikle tasarımına ve yapımına ilişkin yöntem, kural ve koşullara ilişkin usul ve esaslar düzenlendi. Yönetmelik, 01.01.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/havaalani-sertifikasyon-ve-isletim-yonetmeligi-shy-14a/3">Havaalanı Sertifikasyon ve İşletim Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Yönetmeliğin dayanağı, havaalanı sertifikasyon gerekliliği ve geçerliliğine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/havaalani-sertifikasyon-ve-isletim-yonetmeligi-shy-14a/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/mal-memurlarinin-kayyimligi-hakkinda-yonetmelik-2009-14954/5">Mal Memurlarının Kayyımlığı Hakkında Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Yönetmelikte geçen tanımlar, malvarlığının yönetimi, yönetim hesabındaki tutarların değerlendirilmesi, yönetim hesabının giderleri, yönetim hesabının idaresi ve ödenecek ücretlere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/mal-memurlarinin-kayyimligi-hakkinda-yonetmelik-2009-14954/5/5/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/turk-gida-kodeksi-yeni-gidalar-yonetmeligi-1">Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>İnsan sağlığının ve tüketici haklarının yüksek düzeyde korunmasını sağlayacak şekilde, yeni gıdaların piyasaya arz edilmesine ilişkin usul ve esaslar tespit edildi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/turk-gida-kodeksi-yeni-gidalara-iliskin-uygulama-tebligi-2026-3">Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalara İlişkin Uygulama Tebliği</a></strong></p>
<p>Bir gıdanın <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/turk-gida-kodeksi-yeni-gidalar-yonetmeligi-1">Türk Gıda Kodeksi Yeni Gıdalar Yönetmeliği</a> kapsamına girip girmediğinin belirlenmesine yönelik danışma işlemi sırasında uygulanacak olan prosedüre ilişkin usul ve esaslar, yeni gıdalara izin verilmesine yönelik başvurular ve ilgili idari ve bilimsel gereklilikler belirlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/milli-emlak-genel-tebligi-sira-no-345/6">Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No: 345)</a></strong></p>
<p>Satışı mümkün olmayan taşınmazlara ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/milli-emlak-genel-tebligi-sira-no-345/6/6/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/zorunlu-karsiliklar-hakkinda-teblig-sayi-2013-15/77">Zorunlu Karşılıklar Hakkında Tebliğ</a></strong></p>
<p>Kredili mevduat hesabı limit büyümesine dayalı geçici uygulamaya ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/zorunlu-karsiliklar-hakkinda-teblig-sayi-2013-15/77/77/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (9-15 Mayıs 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 232. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Esma Nur Topçu (Ed.), <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/hukuk-i-duvel-devletler-hukuku-alaninda-yazilan-ilk-turkce-eser-9786255930828">Hukuk-ı Düvel: Devletler Hukuku Alanında Yazılan İlk Türkçe Eser</a></p>
<p>Türkçe olarak kaleme alınan ilk uluslararası hukuk eseri kabul edilen ve</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-9-15-mayis-2026/</link><guid isPermaLink="false">6a0b0a1cfbcca006a64d0e69</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 18 May 2026 15:01:04 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/05/Lexpera_Update-2.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/05/Lexpera_Update-2.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (9-15 Mayıs 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 232. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Esma Nur Topçu (Ed.), <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/hukuk-i-duvel-devletler-hukuku-alaninda-yazilan-ilk-turkce-eser-9786255930828">Hukuk-ı Düvel: Devletler Hukuku Alanında Yazılan İlk Türkçe Eser</a></p>
<p>Türkçe olarak kaleme alınan ilk uluslararası hukuk eseri kabul edilen ve Kemal Paşazade Said ile Cebrail Gregor imzası taşıyan eserde, Mekteb-i Fünun-ı Mülkiye’de verilen devletler hukuku ders notları kapsamında devletler hukukunun tarifi, tarihi, kısımları ve kaynakları hakkında bilgi verilmiş; barış zamanı devletler hukuku ile savaş zamanı devletler hukuku incelenmiştir.</p>
<p>Ayşe Nur Yazıcılar, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/yapay-zeka-demokrasi-ve-insan-haklari-9786255878441">Yapay Zekâ, Demokrasi ve İnsan Hakları</a></p>
<p>Kitapta, yapay zekânın demokrasi üzerindeki muhtemel etkileri irdelenmiş; tarihsel süreç içinde ortaya çıkan kuvvetler ayrılığı, insan hakları, hukukun üstünlüğü gibi demokrasiyi korumayı vaat eden anayasa hukuku araçlarının yapay zekânın tehditlerine karşı yeterli koruma sağlayıp sağlamadığı tartışılmış; insan hakları bağlamında güncel yapay zekâ düzenlemeleri üzerinde durulmuştur.</p>
<p>Simge Gündüz, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/konut-ve-catili-isyeri-kira-sozlesmelerinin-kiraci-tarafindan-sona-erdirilmesi-9786255878489">Konut ve Çatılı İşyeri Kira Sözleşmelerinin Kiracı Tarafından Sona Erdirilmesi</a></p>
<p>Çalışmada, genel olarak konut ve çatılı işyeri kira sözleşmeleri ele alınmış, konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiracı tarafından hangi hallerde sona erdirilebileceği açıklanmış ve konut ve çatılı işyeri kira sözleşmelerinin kiracı tarafından sona erdirilmesi durumunda ortaya çıkan sonuçlara değinilmiştir.</p>
<p>Hüseyin Yağızhan Kol, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/tasarruf-finansman-sozlesmesinden-dogan-uyusmazliklarin-tahkim-ve-diger-alternatif-uyusmazlik-cozum-1">Tasarruf Finansman Sözleşmesinden Doğan Uyuşmazlıkların Tahkim ve Diğer Alternatif Uyuşmazlık Çözüm Yöntemleri ile Çözümü (Tüketici Hukuku Bağlamında)</a></p>
<p>Kitapta, Türkiye’de tasarruf finansman sözleşmesinin yaygınlaşmasıyla ortaya çıkan tüketici uyuşmazlıklarının çözümünde mevcut hukuki yolların yeterliliği tartışılmış; Almanya, İsviçre, Birleşik Krallık, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği’ndeki uygulamalar ışığında Türkiye için somut ve özgün çözüm önerileri sunulmuştur.</p>
<p>Nesli Beril Özen Çolak, Zeynep Özge Oğuz (Ed.), <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/prof-dr-sukran-sipka-ya-meslekte-40-yil-armagani-9786255878045">Prof. Dr. Şükran Şıpka’ya Meslekte 40. Yıl Armağanı</a></p>
<p>Eserde, İsviçre Boşanma Hukukunda Kusur İlkesinden Vazgeçilmesinin Velayet Hukuku Üzerindeki Etkileri, Akıllı Sözleşmelerde Geçersizlik Halleri, Çocuk Teslimi ve Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Hakkı, Komşuluk Hukukundan Kaynaklanan Elatmanın Önlenmesi Davası gibi makaleler ile Prof. Dr. Şükran Şıpka’ya ithafen anı yazılarına yer verilmiştir.</p>
<p>F. Şeyda Kahraman, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/uluslararasi-hukukta-kadin-haklari-9786255878458">Uluslararası Hukukta Kadın Hakları</a></p>
<p>Çalışmada, kadın haklarının uluslararası hukuktaki gelişimi, dönüşümü ve günümüzdeki durumu ele alınarak gelişim sürecinin devam ettiği, uluslararası hukuk kurumlarının her ne kadar kadın haklarının ilerletilmesinde katkıları olsa da kendi içerisindeki çelişkili hükümler veya uygulamalar nedeniyle istenilen düzeyde bir sonuca ulaşılamadığı ortaya konulmuş ve kurumların eksiklikleri üzerinden çözüm önerileri getirilmiştir.</p>
<p>Umut Akyüz, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/sorumluluk-kavraminin-hukuk-felsefesi-baglaminda-degerlendirilmesi-irade-hurriyeti-baglaminda-cezai-1">Sorumluluk Kavramının Hukuk Felsefesi Bağlamında Değerlendirilmesi (İrade Hürriyeti Bağlamında Cezai Sorumluluğun Esası)</a></p>
<p>Kitabın birinci bölümünde özgürlük ve özellikle irade özgürlüğü ekseninde determinizm-indeterminizm tartışmalarına temas edilmiş; ikinci bölümünde cezai sorumluluğun tarihsel boyutu, cezalandırmanın anlamı ve amacı, cezai sorumluluğun şartları ve sorumluluğunu bertaraf eden hususlara değinilmiş; üçüncü ve son bölümünde ise Kant ile Hart’ın hukuk, özgürlük ve sorumluluğa ilişkin yaklaşımları analiz edilmiştir.</p>
<p>Setenay Baytemir Tarhan, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/klasik-donem-roma-hukukunda-payli-mulkiyet-9786255878410">Klasik Dönem Roma Hukukunda Paylı Mülkiyet</a></p>
<p>Eserin birinci bölümünde paylı mülkiyet (<em>communio</em>) kavramı ve paylı mülkiyetin Roma hukukundaki gelişimi anlatılmış, ikinci bölümünde Roma hukukunda paylı mülkiyetin ortaya çıktığı haller hakkında bilgi verilmiş, üçüncü bölümünde paylı mülkiyette paydaşlar arası ilişkiler, paydaşların yetkileri ve yükümlülükleri üzerinde durulmuş, dördüncü ve son bölümünde ise <em>actio communi dividundo</em> kavramına değinilmiştir.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
117</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
870</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
36565</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
149</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge Adliye Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
2746</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge İdare Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1298</td></tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>41745</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na ait kararlar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/hukuk-genel-kurulu-e-2025-23-k-2026-116-t-25-2-2026">Yargıtay HGK., E. 2025/23 K. 2026/116 T. 25.02.2026</a></p>
<p>Davacı vekili; serbest hekimlik yapan müvekkiline <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/esnaf-ve-sanatkarlar-ve-diger-bagimsiz-calisanlar-sosyal-sigortalar-kurumu-kanunu-1479">Esnaf ve Sanatkarlar ve Diğer Bağımsız Çalışanlar Sosyal Sigortalar Kurumu Kanunu</a> kapsamında yaşlılık aylığı bağlandığını, aile hekimi olarak çalışma imkânı doğması üzerine sosyal güvenlik destek primine tâbi aile hekimi olarak çalışmaya başladığını, Sosyal Güvenlik Kurumu’nun yazısı ile emeklilerin kamu sektöründe <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-5510">Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu</a>’nun 4/1-a maddesi kapsamında çalışmaları halinde <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-5335">Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a>’un 30. maddesi gereği aylıklarının kesilmesi gerektiği belirtilerek müvekkilinin çalışmaya başladığı tarihten itibaren aylıklarının durdurularak yersiz ödeme tahakkuk ettirildiğini, ancak yapılan değişiklikle Sağlık Bakanlığı tabip ve uzman tabip kadrolarına atananların aylığı kesilecek çalışanlar arasından çıkarıldığını, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/aile-hekimligi-kanunu-5258">Aile Hekimliği Kanunu</a>’nun 3. maddesine göre de Sağlık Bakanlığı tarafından görevlendirilenlerin yaşlılık aylıklarının kesilmemesi gerektiği yönünde yapılan itirazın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından hukuka aykırı olarak reddedildiğini ileri sürerek söz konusu işlemin iptaline, aylıkların kesildiği tarihten itibaren tekrar bağlanarak faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.</p>
<p>Davalı Kurum vekili; yaşlılık aylığı bağlanan davacının <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-5510">Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu</a>’nun 4/1-a maddesine tâbi çalıştığının tespit edilmesi üzerine aylığının kesilerek yersiz almış olduğu aylıkların borç kaydedildiğini, Kurum işlemlerinin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/genelgeler/2011-58-sayili-genelge-2011-58-1">2011/58 sayılı Genelge</a> ve ilgili mevzuata uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.</p>
<p>İlk derece mahkemesi; <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/aile-hekimligi-kanunu-5258">Aile Hekimliği Kanunu</a>’nun 3. maddesindeki Sağlık Bakanlığı tabip ve uzman tabip kadrolarına atananları emekli aylığı kesilecek kişilerden hariç tutan düzenleme uyarınca diğer kurumlarda, yaşlılık aylığı almakta iken sigortalı olarak çalışması ya da Kanun’da belirtildiği üzere yaşlılık aylığı alabilmesi için çalıştığı işten ayrılma ve yazılı istekte bulunma gibi bir şart bulunmadığı, öte yandan davacının çalışmalarının sosyal güvenlik destek primine tâbi olduğundan davalı Kurumun herhangi bir kaybının da olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</p>
<p>İstinaf başvurusu sonucunda (...) Bölge Adliye Mahkemesi; aile hekimliği müessesesinin genel bütçeden yardım alan bir uygulama olduğu, Bakanlığın yaptığı sözleşmeyle aile hekimlerinden hizmet aldığı, hekimlerin sözleşme gereği sağlık hizmeti sunduğu ve bunun karşılığı belli bir ödenek alarak yardımcı personel ücretleri, bina kirası ve sağlık merkezinin işletilmesi ile ilgili yakıt, temizlik, güvenlik ve diğer giderleri karşıladığı, bu nedenle aile hekimlerinin kendi adına bağımsız çalışan statüsünde ve çalıştırdığı personelin ise işvereni olduğu, nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi’nin de aile hekiminin işveren olduğuna ilişkin kararlarının bulunduğu, açıktan atanmanın Bakanlığın kadrolarına atanma olduğu, bu şekilde tekrar atanma halinde aylığın kesilebileceği, aile hekimliğinin ise Bakanlık kadrosu olmadığı, hizmet tespiti davalarında kabul edildiği gibi aile hekimlerinin kendi ad ve hesabına bağımsız çalışan statüsünde olduğu, bu nedenle yaşlılık aylığının da devam etmesi gerektiğinden davanın kabulüne ilişkin verilen ilk derece mahkeme kararı isabetli ise de davanın maktu harç yatırılmak suretiyle açıldığı ve Kurum işleminin iptaline ilişkin olduğu, bu itibarla maktu vekâlet ücreti takdiri yerine davacı taraf lehine nispi vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar vermiştir.</p>
<p>Temyiz başvurusu sonucunda ilgili Yargıtay Dairesi; aile hekimlerinin, özellikle <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/bazi-kanun-ve-kanun-hukmunde-kararnamelerde-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-5335">Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun</a>’un 30. maddesinin 4. fıkrasında sayılan istisnalardan olmadığı için emekli (yaşlılık) aylığı alıyorken anılan Kanun’un 30. maddesi kapsamında çalışamayacakları ve buna göre davalının aylığının kesilerek çalışma dönemindeki aylıkların yersiz ödeme olarak değerlendirilmesi gerektiği, öte yandan yersiz ödemeye konu alacak hesaplanırken kasıtlı veya kusurlu davranışı bulunmayan davacı yönünden <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-5510">Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu</a>’nun 96/b maddesinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle kararı oyçokluğu ile bozmuştur.</p>
<p>(...) Bölge Adliye Mahkemesi; temelde Sağlık Bakanlığı kadrosunda yer almayan ve kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar statüsündeki aile hekimlerinin yaşlılık aylığı alırken hizmet sunmaları nedeniyle tâbi olacakları statü konusunda Yargıtay kararları arasında mevcut çelişkinin de giderilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.</p>
<p>Direnme kararının da temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; yaptığı kapsamlı hukuki değerlendirme sonucunda, herhangi bir sosyal güvenlik kurumundan emeklilik veya yaşlılık aylığı alanların, bu aylıkları kesilmeksizin kamu kurumlarında herhangi bir kadro, pozisyon veya görevde çalıştırılamayacağına ve görev yapamayacağına ilişkin düzenleme karşısında yaşlılık aylığı aldığı dönemde aile hekimi hizmet sözleşmesi imzalayarak aile hekimi olarak yeniden çalışmaya başlayan ve aile hekimliği kamu hizmetini yerine getiren davacının, aylığı kesilmeksizin aile hekimi olarak çalışmasının mümkün olmadığı, bu nedenle aylığının kesilmesine ilişkin işlem yerinde ise de bu durumun davacının kasıtlı veya kusurlu davranışlarından kaynaklanmaması nedeniyle yersiz aylık ödemeleri konusunda işlem yapılarak karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı bozulmasına oyçokluğu ile hükmetmiştir.</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/ceza-genel-kurulu-e-2025-514-k-2026-134-t-4-3-2026">Yargıtay CGK., E. 2025/514 K. 2026/134 T. 04.03.2026</a></p>
<p>(...) Asliye Ceza Mahkemesi; sanığın, Cumhurbaşkanına hakaret suçundan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-ceza-kanunu-5237">Türk Ceza Kanunu</a>’nun 299/1-2, 43/1, 62, 51. maddeleri uyarınca 1 yıl 2 ay 17 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına, ertelemeye ve hak yoksunluğuna hükmetmiştir.</p>
<p>Hükmün sanık müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine (...) Bölge Adliye Mahkemesi, istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir.</p>
<p>Bu kararın da sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dairesi; (...) Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yöntemine uygun ihtarlı tebligat yapılmasına karşın temyiz dilekçesinin temyiz nedenlerini içermediği gerekçesiyle temyiz isteminin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ceza-muhakemesi-kanunu-5271/69">Ceza Muhakemesi Kanunu</a>’nun 298/1. maddesi uyarınca reddine karar vermiştir.</p>
<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı; temyiz dilekçesinde beraat kararı verilmesi gerektiğine yönelik suçun unsurlarının oluşmadığı şeklindeki bir temyiz sebebinin, yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmadığı iddiası olarak kabulünde zorunluluk bulunmadığı, bu yönüyle sanık müdafiin temyiz dilekçesindeki açıklamasının, sanığa yüklenen eylemin kanunda suç olarak tanımlanmadığı şeklindeki iddiasının varlığı bakımından yeterli bir temyiz nedeni olarak değerlendirilmesi gerektiği ve temyiz dilekçesinde hukuki sebebe dayanan geçerli bir temyiz nedeninin bulunduğu görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.</p>
<p>İncelemeyi yapan Yargıtay Dairesi tarafından itiraz nedenleri yerinde görülmemiştir.</p>
<p>Bunun üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu; sanık müdafii tarafından sunulan ve “Yapılacak inceleme ile müvekkil üzerine atılı suçun unsurlarının oluşmadığı anlaşılacaktır.” ifadelerine yer verilen dilekçenin, kanunun aradığı anlamda bir temyiz nedeni içermediği ve temyiz incelemesi için yeterli olmadığı, bu nedenle sanık müdafiin temyiz isteminin sebep yokluğundan reddine ilişkin Özel Daire kararının isabetli olduğu gerekçesiyle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazının reddine oyçokluğu ile hükmetmiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ozel-ogretim-kurumlari-kanunu-5580/26">Özel Öğretim Kurumları Kanunu</a></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/anayasa-mahkemesinin-26-2-2026-tarihli-ve-e-2025-187-k-2026-53-sayili-karari-33253/26">E. 2025/187, K. 2026/53 sayılı ve 26.02.2026</a> tarihli kararı uyarınca, kurum açma izninin iptali, kurumun kapatılması, devri ve nakline ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklikler, 14.02.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ozel-ogretim-kurumlari-kanunu-5580/26/26/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turkiye-odalar-ve-borsalar-birligi-ile-odalar-ve-borsalar-kanunu-5174/31">Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu</a></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/anayasa-mahkemesinin-26-2-2026-tarihli-ve-e-2024-146-k-2026-50-sayili-karari-33253/31">E. 2024/146, K. 2026/50 sayılı ve 26.02.2026</a> tarihli kararı uyarınca, ürün ihtisas borsalarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklikler, 14.02.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/turkiye-odalar-ve-borsalar-birligi-ile-odalar-ve-borsalar-kanunu-5174/31/31/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/konkordato-talebine-eklenecek-belgeler-hakkinda-yonetmelik/2">Konkordato Talebine Eklenecek Belgeler Hakkında Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Yönetmelikte geçen tanımlar, talebe eklenecek belgeler ve bildirime ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/konkordato-talebine-eklenecek-belgeler-hakkinda-yonetmelik/2/2/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/yapim-isleri-ihaleleri-uygulama-yonetmeligi-3/43">Yapım İşleri İhaleleri Uygulama Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Belge düzenleme koşulları, iş deneyim tutarının tespiti ve iş deneyim tutarının güncellenmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/yapim-isleri-ihaleleri-uygulama-yonetmeligi-3/43/43/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/gemi-acenteleri-yonetmeligi-1">Gemi Acenteleri Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Gemi acenteleri ile acente personelinin ulusal mevzuata ve uluslararası denizcilik kurallarına uygun olarak faaliyet göstermelerinin sağlanması, yeterlik şartlarının ve hizmet esaslarının belirlenerek izin belgelerinin düzenlenmesi, sicil kayıtlarının tutulması, denetlenmesi ve acente personeline gerekli eğitimlerin verilmesine ilişkin usul ve esaslar yeniden belirlendi. Yönetmeliğin birçok hükmü 14.08.2026 tarihinde yürürlüğe girecek. Aynı tarihte, 05.03.2012 tarihli ve 28224 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/gemi-acenteleri-yonetmeligi-3/3">Gemi Acenteleri Yönetmeliği</a> yürürlükten kalkacak.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/kamu-ozel-is-birligi-projeleri-ile-lisansli-isler-kapsaminda-gerceklestirilen-yapim-islerine-iliskin/3">Kamu Özel İş Birliği Projeleri ile Lisanslı İşler Kapsamında Gerçekleştirilen Yapım İşlerine İlişkin İş Deneyim Belgeleri Hakkında Tebliğ</a></strong></p>
<p>İş deneyim belgelerinin değerlendirilmesi ve belge tutarının güncellenmesine ilişkin esaslarda değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kamu-ozel-is-birligi-projeleri-ile-lisansli-isler-kapsaminda-gerceklestirilen-yapim-islerine-iliskin/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/turk-gida-kodeksi-aromatize-sarap-aromatize-sarap-bazli-icki-ve-aromatize-sarap-kokteyli-tebligi-2/2">Türk Gıda Kodeksi Aromatize Şarap, Aromatize Şarap Bazlı İçki ve Aromatize Şarap Kokteyli Tebliği</a></strong></p>
<p>Tebliğde geçen tanımlarda ve aromatize şarap ürünlerinin özelliklerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/turk-gida-kodeksi-aromatize-sarap-aromatize-sarap-bazli-icki-ve-aromatize-sarap-kokteyli-tebligi-2/2/2/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (2-8 Mayıs 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 231. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>BATİDER, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/arama?p=jZHfasIwFMZfJeRylDKL3njXVYuFItKGwRhSzuqhhMYUTtLhH3yovcMebHGbrYwOJRDI953vd06SI88Fn%2fJUWiSwLSH3eB6nfPp65EtnrKA6S89O4CO%2bPnm9nMtDZwWT3osUAsWSjB0I9o2KBZio0Ra1FdR2pBiUwf%2fq5zt30qBSqeu7Q79Nvmv%2bQn6CNykRWKwa2oebDaExl0CSiMzvy%2fyQrCwVGj%2fMRHTekiidFyIbZK7aNyVLsLLRS9h2QzyBroG9IxPOJLRs0dZusRlSJY28hUqM6Z8leAwmHiulsmw88piB%2fecHGw8iXtyfXWFm7sJFTM32gnq4OyWa68z69AU%3d">Cilt 41, Sayı 4, 2025</a></p>
<p>Derginin bu sayısında, Eser Sahibinin Haklarının Metin ve Veri Madenciliği Bakımından İncelenmesi, Fikri Hakların Pastiş Amaçlı Kullanımlar İçin</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-2-8-mayis-2026/</link><guid isPermaLink="false">6a01f441fbcca006a64d0d2e</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 11 May 2026 18:33:45 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/05/Lexpera_Update-1.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/05/Lexpera_Update-1.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (2-8 Mayıs 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 231. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>BATİDER, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/arama?p=jZHfasIwFMZfJeRylDKL3njXVYuFItKGwRhSzuqhhMYUTtLhH3yovcMebHGbrYwOJRDI953vd06SI88Fn%2fJUWiSwLSH3eB6nfPp65EtnrKA6S89O4CO%2bPnm9nMtDZwWT3osUAsWSjB0I9o2KBZio0Ra1FdR2pBiUwf%2fq5zt30qBSqeu7Q79Nvmv%2bQn6CNykRWKwa2oebDaExl0CSiMzvy%2fyQrCwVGj%2fMRHTekiidFyIbZK7aNyVLsLLRS9h2QzyBroG9IxPOJLRs0dZusRlSJY28hUqM6Z8leAwmHiulsmw88piB%2fecHGw8iXtyfXWFm7sJFTM32gnq4OyWa68z69AU%3d">Cilt 41, Sayı 4, 2025</a></p>
<p>Derginin bu sayısında, Eser Sahibinin Haklarının Metin ve Veri Madenciliği Bakımından İncelenmesi, Fikri Hakların Pastiş Amaçlı Kullanımlar İçin Sınırlandırılması, Rayiç Kira Bedelinin Belirlenmesine İlişkin Mahkeme Hükmünün Geçmişe Etkisinin Sözleşme Adaleti Çerçevesinde Yeniden Düşünülmesi, Deniz Ticaretinin Büyüyen Endişesi: Karanlık Filolar, Pazarlamacının Garanti Sorumluluğunun Kapsamı ve Miktar Sınırına İlişkin Şartın TTK m. 1530/1 Kapsamında Değerlendirilmesi başlıklı makalelere ve ilgili Yargıtay kararlarına yer verilmiştir.</p>
<p>Burak Sertkaya, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/tekne-ve-yuk-sigortalarinda-sigortacinin-kanuni-halefiyeti-9786255878328">Tekne ve Yük Sigortalarında Sigortacının Kanuni Halefiyeti</a></p>
<p>Kitapta, sigortacının kanuni halefiyeti kavramı, şartları ve sonuçları incelenmiş; <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-ticaret-kanunu-6102">Türk Ticaret Kanunu</a> (TTK) açısından tekne ve yük sigortaları ele alınmış; tekne ve yük sigortalarına ilişkin sigorta sözleşmelerinin taraflar açısından yarattığı borç ve görevler, TTK’nın muhtelif hükümleri arasına yerleştirilmiş özel kurallar da dikkate alınarak irdelenmiştir.</p>
<p>Nihan Gülzari, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/4857-sayili-is-kanunu-kapsaminda-isverenin-hakli-nedenle-fesih-hakki-9786255878335">4857 Sayılı İş Kanunu Kapsamında İşverenin Haklı Nedenle Fesih Hakkı</a></p>
<p>Çalışmada, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/is-kanunu-4857">İş Kanunu</a> kapsamında işverenin haklı nedenle fesih hakkı, yasal dayanakları, kullanım koşulları, sınırlandırılabilirliği ve hukuki sonuçları  incelenmiş; sağlık sebepleri, ahlak ve iyi niyet kurallarına aykırı davranışlar, zorlayıcı sebepler ve gözaltı veya tutukluluk halleri başlıkları altında haklı neden kavramı ele alınmış; ayrıca fesih bildirimi, süresi, ispat yükü ve şekil şartları gibi usule ilişkin hususlar da değerlendirilmiştir.</p>
<p>Alp Alanya, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/siber-risk-sigortasinda-riziko-9786255878380">Siber Risk Sigortasında Riziko</a></p>
<p>Eserde, klasik riziko anlayışının sınırlarını zorlayan siber olayların gerçekleşme biçimi, ortaya çıkardığı zarar türleri ve öngörülemezliği nedeniyle sigorta sözleşmelerine nasıl yansıdığı analiz edilmiş; siber olayların riziko niteliği taşıyıp taşımadığı, rizikonun gerçekleşme anının belirlenmesi, teminat kapsamı, sigortacının teminat dışı bıraktığı rizikolar, siber olaylar gibi kavramlar çerçevesinde kapsamlı hukuki değerlendirmelere yer verilmiştir.</p>
<p>Gökçe Nur Demir, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/ticari-ifadelerin-ifade-ozgurlugu-kapsaminda-korunmasi-abd-yuksek-mahkemesi-ornegi-9786255878373">Ticari İfadelerin İfade Özgürlüğü Kapsamında Korunması: ABD Yüksek Mahkemesi Örneği</a></p>
<p>Ticari ifadelerin ifade özgürlüğü kapsamındaki yerinin ne olduğu tartışmasına odaklanılan kitapta, ticari ifadenin nasıl tanımlanacağı, ifade özgürlüğü kapsamında korunup korunmayacağı ve eğer korunacaksa bu korumanın hangi düzeyde olacağı sorularına yanıt aranmış; bu çerçevede Amerika Birleşik Devletleri Yüksek Mahkemesi kararları ve kararlar etrafında şekillenen akademik kaynaklardan yararlanılmıştır.</p>
<p>Sema Özcan, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/4483-sayili-memurlar-ve-diger-kamu-gorevlilerinin-yargilanmasi-hakkinda-kanun-cercevesinde-1">4483 Sayılı Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun Çerçevesinde Soruşturma Usulü</a></p>
<p>Eserde, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/memurlar-ve-diger-kamu-gorevlilerinin-yargilanmasi-hakkinda-kanun-4483">Memurlar ve Diğer Kamu Görevlilerinin Yargılanması Hakkında Kanun</a> çerçevesinde memur ve diğer kamu görevlilerinin soruşturulması usulüne değinilmiş; konu ile bağlantılı olan ceza soruşturması ve kovuşturması sebebiyle görevden uzaklaştırma kavramı da güncel gelişmeler ışığında irdelenmiş; bu alanlardaki mevcut ve muhtemel hukuki sorunlar, öğreti ve uygulama boyutuyla mercek altına alınmıştır.</p>
<p>Kutlu Öncü Uçum, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/turk-deniz-is-hukuku-ve-2006-denizcilik-calisma-sozlesmesi-kapsaminda-calisma-ve-dinlenme-sureleri-1">Türk Deniz İş Hukuku ve 2006 Denizcilik Çalışma Sözleşmesi Kapsamında Çalışma ve Dinlenme Süreleri</a></p>
<p>Çalışmada, çalışma süresinden sayılmayan haller özetlenerek deniz iş hukukunda çalışma ve dinlenme sürelerine ilişkin ulusal ve uluslararası mevzuat belirlenmiş, ilgili mevzuat çerçevesinde gemi çalışanlarının çalışma ve dinlenme sürelerinin yer ve kişi bakımından kapsamı anlatılmış, Türk Deniz İş Hukuku ve 2006 Denizcilik Çalışma Sözleşmesi’nde yer alan çalışma ve dinlenme sürelerine, fazla çalışmanın sınırlarına ve gemi çalışanlarının fazla çalışma ücreti hakkına ilişkin hükümler tespit ve analiz edilmiştir.</p>
<p>Gözdenur Güllü İmamoğlu, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/urun-kirasi-9786255878311">Ürün Kirası</a></p>
<p>Kitapta, ürün kirasının tanımı, hukuki niteliği ve unsurlarına yer verilmiş, ürün kirası kavramı benzer kurumlarla karşılaştırılmış, ürün getiren şey kavramı çerçevesinde dijital varlıklar değerlendirilmiş, ürün kirası sözleşmesinin hükümleri üzerinde durulmuş, ürün kirasının sona ermesi ve sona ermenin sonuçları hakkında da bilgi verilmiştir.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
88</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
11303</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
71253</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
243</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>82887</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na ait karar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/ceza-genel-kurulu-e-2025-140-k-2025-369-t-1-10-2025">Yargıtay CGK., E. 2025/140 K. 2025/369 T. 01.10.2025</a></p>
<p>(...) Ağır Ceza Mahkemesi; uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan sanıkların, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-ceza-kanunu-5237">Türk Ceza Kanunu</a>’nun (TCK) 188/3-5, 52/2-4, 53. maddeleri uyarınca 15 yıl hapis ve 30.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmalarına, ayrıca sanık (...) hakkında TCK’nın 188/3-5, 62, 52/2-4, 53, 54. maddeleri gereğince 12 ay hapis ve 25.000 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar vermiştir.</p>
<p>Hükümlerin temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dairesi; TCK’nın 188/5. maddesinin uygulanması için müşterek faillerin “aynı yönde” hareket etmeleri gerektiği, somut olayda sanıklar aynı yönde hareket ediyorlar ise de, sanık (...)’un tanık (...)’e uyarıcı madde satması eyleminde diğer sanıklarla birlikte aynı yönde hareket ettiğine ilişkin yeterli delil bulunmadığı, bu nedenle uyuşturucu madde ticareti yapma suçunun üç veya daha fazla kişi ile birlikte işlendiğinin kabul edilemeyeceği gözetilmeden sanıklar hakkında hükmolunan temel cezaların TCK’nın 188/5. maddesi uyarınca artırılmasının hukuka uygun olmadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur.</p>
<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı; hakkında uyuşturucu madde kullanma suçundan işlem yapılan ve uyuşturucu maddeyi bütün aşamalarda para karşılığı aldığını beyan eden tanıktan ele geçen uyuşturucu maddeyi, sanık (...)’dan alan sanık (...)’nın sanık (...)’a verdiği, bilahare sanıkların aynı mahiyette uyuşturucu maddelerle yakalandıkları, sanıkların uyuşturucu madde ticareti amacıyla birlikte hareket ettiklerinin açıkça anlaşıldığı, TCK’nın 188. maddesinin metninden, aynı seçimlik hareketi yerine getiren üç veya daha fazla kişiye verilecek cezanın yarı oranında arttırılacağı, aynı suçu işlemek amacıyla bir araya gelen ancak uyuşturucu madde ticareti suçunun işlenebilmesi için farklı seçimlik hareketleri yapan sanıklar hakkında ise cezanın yarı oranında arttırılamayacağı sonucunu çıkarmanın mümkün olmadığı, aksi takdirde doğası gereği, uyuşturucu maddeyi satmak, sevk etmek, nakletmek ve depolamak amacıyla bir araya gelen üç veya daha fazla kişinin, farklı seçimlik hareketleri yapmak üzere bir araya gelmek suretiyle işledikleri uyuşturucu madde ticareti suçu ile mücadelenin yara alacağı görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.</p>
<p>İnceleme yapan Yargıtay Dairesi tarafından itiraz nedenleri yerinde görülmemiştir.</p>
<p>Bunun üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu; uyuşturucu madde ticareti yapma suçları sabit olan sanıkların iradelerinin aynı amaç doğrultusunda birleşmediği ve aynı yönde hareket etmedikleri, dolayısıyla TCK’nın 188. maddesinin 5. fıkrasında yer alan “üç veya daha fazla kişi tarafından birlikte işlenme” koşulunun somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle Özel Daire bozma kararının isabetli olduğuna ve Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının reddine oyçokluğu ile karar vermiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/jandarma-teskilat-gorev-ve-yetkileri-kanunu-2803/48">Jandarma Teşkilat, Görev ve Yetkileri Kanunu</a></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/anayasa-mahkemesinin-12-2-2026-tarihli-ve-e-2025-257-k-2026-44-sayili-karari-33243/48">E. 2025/257, K. 2026/44 sayılı ve 12.02.2026</a> tarihli kararı uyarınca, Jandarma ve Sahil Güvenlik Akademisi’ne alınacak öğrencilere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklik, 04.02.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/jandarma-teskilat-gorev-ve-yetkileri-kanunu-2803/48/48/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/polis-yuksek-ogretim-kanunu-4652-1/13">Polis Yüksek Öğretim Kanunu</a></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/resmi-gazete/metin/anayasa-mahkemesinin-15-1-2026-tarihli-ve-e-2025-194-k-2026-15-sayili-karari-33243/13">E. 2025/194, K. 2026/15 sayılı ve 15.01.2026</a> tarihli kararı uyarınca, polis meslek yüksek okullarına alınacak öğrencilerde aranacak şartların, İçişleri Bakanlığı tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenleneceğine ilişkin hüküm iptal edildi. Değişiklik, 04.02.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/polis-yuksek-ogretim-kanunu-4652-1/13/13/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/turkiye-barolar-birligi-reklam-yasagi-yonetmeligi-1/4">Türkiye Barolar Birliği Reklam Yasağı Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Reklam Yasağı İhlallerini Takip Merkezi’ne ilişkin hükümler düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/turkiye-barolar-birligi-reklam-yasagi-yonetmeligi-1/4/4/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/noterlik-kanunu-yonetmeligi-1">Noterlik Kanunu Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Araç sicil ve tescil sistemi veri tabanında yer alan bilgilerin paylaşımına ilişkin ek madde hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/noterlik-kanunu-yonetmeligi-1/8/8/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/havalimanlari-yer-hizmetleri-yonetmeligi-shy-22/11">Havalimanları/Havaalanları Yer Hizmetleri Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Yönetmelikte geçen tanımlar, havalimanı/havaalanı işletmecisi sorumluluğundaki ön izin, çalışma ruhsatı ve anlaşmalara yönelik işlemler, yer hizmetleri kuruluşları ve hava taşıyıcılarının yetki ve sorumlulukları, istisna, ön izin, yer hizmetleri kuruluşları ve hava taşıyıcılarının uymak zorunda olduğu esaslar ve yer hizmetleri karşılığı alınacak ücretlere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/havalimanlari-yer-hizmetleri-yonetmeligi-shy-22/11/11/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/huzurevleri-ile-huzurevi-yasli-bakim-ve-rehabilitasyon-merkezleri-yonetmeligi-4">Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Söz konusu merkezlerden hizmet alacak 70 yaş ve üzerindeki bireyler ile 60 yaş ve üzeri olup yaşlılığa bağlı hastalıklar nedeniyle kısmi veya tam bağımlı engelli sağlık kurulu raporuna sahip, rehabilitasyon ve bakıma ihtiyacı bulunan yaşlıların yararlanacağı barınma, bakım ve rehabilitasyon hizmetleri; bu hizmetlerin türü, niteliği ve işleyişi; söz konusu merkezlerin açılışına ilişkin usul ve esaslar ile bu merkezlerde görev yapan personelin görev, yetki ve sorumlulukları yeniden belirlendi. 21..02.2001 tarihli ve 24325 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/huzurevleri-ile-huzurevi-yasli-bakim-ve-rehabilitasyon-merkezleri-yonetmeligi-1">Huzurevleri ile Huzurevi Yaşlı Bakım ve Rehabilitasyon Merkezleri Yönetmeliği</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/nukleer-tesislerde-siber-guvenlige-iliskin-yonetmelik-1">Nükleer Tesislerde Siber Güvenliğe İlişkin Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Nükleer tesislere yönelik düzenleyici kontrole tabi faaliyetlerin yürütülmesi sırasında siber güvenliğin sağlanmasına ilişkin usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/radyo-ve-televizyon-ust-kurulu-kablolu-yayin-yonetmeligi/12">Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Kablolu Yayın Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Değerlendirme, lisans ve yayın iletim yetki belgesi verilmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/radyo-ve-televizyon-ust-kurulu-kablolu-yayin-yonetmeligi/12/12/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/radyo-ve-televizyon-ust-kurulu-uydu-yayin-yonetmeligi/12">Radyo ve Televizyon Üst Kurulu Uydu Yayın Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Değerlendirme, lisans ve yayın iletim yetki belgesi verilmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/radyo-ve-televizyon-ust-kurulu-uydu-yayin-yonetmeligi/12/12/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/radyo-televizyon-ve-istege-bagli-yayinlarin-internet-ortamindan-sunumu-hakkinda-yonetmelik/6">Radyo, Televizyon ve İsteğe Bağlı Yayınların İnternet Ortamından Sunumu Hakkında Yönetmelik</a></strong></p>
<p>İnternet ortamından yayın lisans ücreti ve mali yükümlülüklere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/radyo-televizyon-ve-istege-bagli-yayinlarin-internet-ortamindan-sunumu-hakkinda-yonetmelik/6/6/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/bitki-karantinasi-yonetmeligi-1">Bitki Karantinası Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Bitki, bitkisel ürün ve diğer maddelerin, ülkemize giriş ve çıkışında bitki sağlığı açısından tabi olacağı hususlara ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlendi. 03.12.2011 tarihli ve 28131 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/bitki-karantinasi-yonetmeligi-2">Bitki Karantinası Yönetmeliği</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/vergi-usul-kanunu-genel-tebligi-sira-no-593-1">Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği (Sıra No: 593)</a></strong></p>
<p>Kayıtlı ekonominin desteklenmesi, elektronik belge uygulamalarının yaygınlaştırılması, iş süreçlerinin kolaylaştırılması, düzenlenmesi zorunlu olan elektronik belgelerin tahsilat bilgilerini içerecek şekilde bütünleşik olarak düzenlenmesi ile vergiye uyum düzeyinin artırılması amacıyla yeni nesil ödeme kaydedici cihazlardan elektronik belgelerin düzenlenebilmesine ilişkin usul ve esaslar belirlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/bakanlar-kurulu-kararlari/genel-butceye-dahil-daireler-katma-butceli-idareler-doner-sermayeli-kuruluslar-belediyeler-ozel">Sözleşmeli Personel Çalıştırılmasına İlişkin Esaslar</a></strong></p>
<p>Sözleşmeli kadın personelin ücretli doğum izni ve koruyucu aile olan sözleşmeli personelin iznine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Doğum izni süresi dolmuş sözleşmeli personele ilişkin geçiş hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/genel-butceye-dahil-daireler-katma-butceli-idareler-doner-sermayeli-kuruluslar-belediyeler-ozel/77/77/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/genelgeler/ticaret-bakanliginin-15-12-2025-tarihli-ve-2025-13-sayili-genelgesi-2025-13/2">Ticaret Bakanlığı’nın 2025/13 Sayılı Genelgesi</a></strong></p>
<p>Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesine gelen ve Türkiye Cumhuriyeti gümrük bölgesinden giden hava taşıtlarıyla ilgili olarak tescil edilen beyanın düzeltilmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ticaret-bakanliginin-15-12-2025-tarihli-ve-2025-13-sayili-genelgesi-2025-13/2/2/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kurul-kararlari/bagimsiz-denetime-tabi-sirketlerin-belirlenmesine-dair-cumhurbaskani-kararina-iliskin-usul-ve/4">Bağımsız Denetime Tabi Şirketlerin Belirlenmesine Dair Cumhurbaşkanı Kararına İlişkin Usul ve Esaslar</a></strong></p>
<p>Ölçütler ve denetim kapsamından çıkmaya ilişkin hükümler ile geçici madde hükümlerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/bagimsiz-denetime-tabi-sirketlerin-belirlenmesine-dair-cumhurbaskani-kararina-iliskin-usul-ve/4/4/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kurul-kararlari/enerji-piyasasi-duzenleme-kurulunun-30-04-2026-tarihli-ve-14531-sayili-karari-14531-1">Lisanssız Elektrik Üretim Tesisleri ve İlişkili Olduğu Tüketim Tesislerinin Mahsuplaşma İşlemlerine İlişkin Usul ve Esaslar</a></strong></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/elektrik-piyasasinda-lisanssiz-elektrik-uretim-yonetmeligi">Elektrik Piyasasında Lisanssız Elektrik Üretim Yönetmeliği</a>’nin 26. maddesi kapsamında üretim ve/veya tüketim tesislerine ilişkin piyasa işletmecisi tarafından yürütülecek mahsuplaşma işlemlerine ilişkin hususlar tespit edildi. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kurul-kararlari/enerji-piyasasi-duzenleme-kurulunun-22-06-2023-tarihli-ve-11917-sayili-karari-11917-1">Farklı Dağıtım Ya Da Görevli Tedarik Şirketi Bölgesinde Yer Alan Üretim ve Tüketim Tesislerinin Mahsuplaşma İşlemlerine İlişkin Usul ve Esaslar</a> ile <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kurul-kararlari/kr801y2022n31920s11098/2">Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu’nun 04.08.2022 Tarihli ve 11098 Sayılı Kararı</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/teknoloji-odakli-sanayi-hamlesi-programi-uygulama-esaslari-tebligi/7">Teknoloji Hamlesi Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliği</a></strong></p>
<p>Tebliğde geçen tanımlar, komite, ön değerlendirme komisyonları, proje komisyonları, proje paydaşı, ar-ge yüklenicisi, proje grubu, başvuru, ön değerlendirme, proje değerlendirmesi, izleme ve tamamlamaya ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/teknoloji-odakli-sanayi-hamlesi-programi-uygulama-esaslari-tebligi/7/7/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/yesil-donusum-destek-programi-uygulama-usul-ve-esaslari-tebligi-1/3">Yeşil Dönüşüm Programı Uygulama Usul ve Esasları Tebliği</a></strong></p>
<p>Tebliğde geçen tanımlar, yeşil dönüşüm yol haritası raporu, proje hedefi, program yönetimi, başvuru, değerlendirici listesi, değerlendirme, proje kapsamı, destek unsurları, izleme, revizyon, tamamlama ve ödemelere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/yesil-donusum-destek-programi-uygulama-usul-ve-esaslari-tebligi-1/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kilavuzlar/birlesme-ve-devralmalarda-ilgili-tesebbus-ciro-ve-yan-sinirlamalar-hakkinda-kilavuz-1/3">Birleşme ve Devralmalarda İlgili Teşebbüs, Ciro ve Yan Sınırlamalar Hakkında Kılavuz</a></strong></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/rekabet-kurulundan-izin-alinmasi-gereken-birlesme-ve-devralmalar-hakkinda-teblig-2010-4">Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ</a> hükümleri kapsamında, ilgili teşebbüs ve işlem tarafı kavramları, ortak kontrolün devralınması, ciro, devre konu varlık ya da faaliyetin belirlenmesi, grup içi ve yurt dışı satışlar ve aynı kişiler ya da taraflar arasında gerçekleştirilen işlemlere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/birlesme-ve-devralmalarda-ilgili-tesebbus-ciro-ve-yan-sinirlamalar-hakkinda-kilavuz-1/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kilavuzlar/birlesme-ve-devralma-sayilan-haller-ve-kontrol-kavrami-hakkinda-kilavuz-1/3">Birleşme ve Devralma Sayılan Haller ve Kontrol Kavramı Hakkında Kılavuz</a></strong></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/rekabet-kurulundan-izin-alinmasi-gereken-birlesme-ve-devralmalar-hakkinda-teblig-2010-4">Rekabet Kurulu’ndan İzin Alınması Gereken Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ</a> hükümleri kapsamında, cironun hesaplanmasında birden fazla işlemin tek bir işlem olarak kabul edilmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/birlesme-ve-devralma-sayilan-haller-ve-kontrol-kavrami-hakkinda-kilavuz-1/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kilavuzlar/yatay-birlesme-ve-devralmalarin-degerlendirilmesi-hakkinda-kilavuz-1/3">Yatay Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz</a></strong></p>
<p>Birleşme taraflarından birinin potansiyel rakip olmasına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Ana teşebbüsler arasında ortak girişim dolayısıyla ortaya çıkan iş birliği etkilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/yatay-birlesme-ve-devralmalarin-degerlendirilmesi-hakkinda-kilavuz-1/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kilavuzlar/yatay-olmayan-birlesme-ve-devralmalarin-degerlendirilmesi-hakkinda-kilavuz-1/3">Yatay Olmayan Birleşme ve Devralmaların Değerlendirilmesi Hakkında Kılavuz</a></strong></p>
<p>Girdi kısıtlaması güdüsü ve pazarı kapama imkânına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Ana teşebbüsler arasında ortak girişim dolayısıyla ortaya çıkan iş birliği etkilerinin değerlendirilmesine ilişkin hükümler düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/yatay-olmayan-birlesme-ve-devralmalarin-degerlendirilmesi-hakkinda-kilavuz-1/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (25 Nisan-1 Mayıs 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 230. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Kerem Cem Sanlı, Dilan Alma, Deniz Tanlı (Ed.), <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/uygulamali-rekabet-hukuku-seminerleri-2024-9786255930958">Uygulamalı Rekabet Hukuku Seminerleri 2024</a></p>
<p>Kitapta, Rekabet Kurulu’nun, idari ve adli yargının ve Avrupa Birliği</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-25-nisan-1-mayis-2026/</link><guid isPermaLink="false">69f8a832fbcca006a64d0c21</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 04 May 2026 15:55:25 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/05/Lexpera_Update.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/05/Lexpera_Update.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (25 Nisan-1 Mayıs 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 230. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Kerem Cem Sanlı, Dilan Alma, Deniz Tanlı (Ed.), <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/uygulamali-rekabet-hukuku-seminerleri-2024-9786255930958">Uygulamalı Rekabet Hukuku Seminerleri 2024</a></p>
<p>Kitapta, Rekabet Kurulu’nun, idari ve adli yargının ve Avrupa Birliği Komisyonu’nun güncel kararlarına ilişkin tartışmalara, rekabeti sınırlayıcı anlaşmalara, hâkim durumun kötüye kullanılmasına ilişkin güncel gelişmelere, fiyatlama araçlarının kullanımının ortaya çıkardığı rekabet hukuku meselelerine, sektör bazlı rekabet hukuku analizlerine ve rekabet hukukundaki temel tartışmalara yer verilmiştir.</p>
<p>Ercüment Çömez, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/edinilmis-mallara-katilma-rejiminde-deger-artis-payi-alacagi-9786255878281">Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminde Değer Artış Payı Alacağı</a></p>
<p>Eserde, edinilmiş mallara katılma rejiminde değer artış payı alacağı kavramı, kavramın hukuki niteliği ve uygulama alanı hakkında bilgi verilmiş; “katkı payı alacağı” ile “değer artış payı alacağı” karşılaştırılmış; değer artış payı alacağını talep edebilmenin koşulları, öğretideki görüşler ve Yargıtay kararları ışığında açıklanmıştır.</p>
<p>Ayşe Betül Avcı, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/forum-non-conveniens-doktrini-ve-doktrinin-turk-milletlerarasi-usul-hukukuna-etkisi-9786255878199">Forum Non Conveniens Doktrini ve Doktrinin Türk Milletlerarası Usul Hukukuna Etkisi</a></p>
<p>Çalışmada, bir yabancı devlet mahkemesinin kendi milletlerarası usul hukuku kurallarına göre yetki tesis etmiş olmasına rağmen, dava konusu uyuşmazlık ile daha yakın irtibatlı ve daha sıkı ilişkili başka bir yabancı devlet mahkemesinin mevcut olması ve bu daha yakın irtibatlı yabancı devlet mahkemesinin kendisine göre daha elverişli mahkeme olması durumunda milletlerarası yetkisinden feragat ederek söz konusu davaya bakmaktan imtina etmesini ifade eden <em>forum non conveniens</em> doktrini irdelenmiştir.</p>
<p>Melih Çiçekci, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/hukuk-teorisi-baglaminda-hukukun-zorlayiciligi-9786255823373">Hukuk Teorisi Bağlamında Hukukun Zorlayıcılığı</a></p>
<p>Kitapta, zorlama kavramının sınırları incelenmiş; neyin zorlayıcı sayılabileceği sorusuna cevap aranmaya çalışılmış; zorlayıcılığın neden hukuk teorisi açısından cazibesini yitirdiği tartışılmış; ulaşılan kavramsal çıkarımlar ışığında zorlama kavramı için hukuk teorisi bağlamında yeni bir bakış açısı önerilmiştir.</p>
<p>Mehtap İpek İşleten, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/insaat-sozlesmelerinde-asiri-ifa-guclugu-9786258506853">İnşaat Sözleşmelerinde Aşırı İfa Güçlüğü</a></p>
<p>Çalışmada, Covid-19 pandemisi, Ukrayna-Rusya savaşı, ülkeler arası yaptırımlar ve ülkemizde yaşanan büyük depremler sonrasında karşılaşılan inşaat sözleşmelerinde aşırı ifa güçlüğü konusu incelenmiş; aşırı ifa güçlüğüne uygulanacak hükmün belirlenmesinde önem taşıması sebebiyle inşaat sözleşmelerinde bedel türlerine ve aşırı ifa güçlüğü kurumunun benzer kurumlardan farklarına değinilmiş; ifa güçlüğü halinde uygulanacak hükümler ve bu hükümlerin sonuçları, ilgili mahkeme kararlarına da yer verilmek suretiyle ele alınmıştır.</p>
<p>Ali Cem Bilgili, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/fikir-ve-sanat-eserleri-hukukunda-adin-belirtilmesi-hakki-9786255878267">Fikir ve Sanat Eserleri Hukukunda Adın Belirtilmesi Hakkı</a></p>
<p>Eserde, <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/fikir-ve-sanat-eserleri-kanunu-5846">Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu</a>’nun 15. maddesinde düzenlenen ve manevi haklardan biri sayılan adın belirtilmesi hakkına yer verilmiş; düzenlemenin tarihçesi, diğer haklarla ilişkisi, Kanun’da yer alan eser türleri açısından ortaya çıkışı, kullanımı, sınırlandırılması ve hakkın ihlali halinde başvurulabilecek hukuki yollar üzerinde durulmuştur.</p>
<p>Feyza Eylül Ulusoy, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/bagislamanin-geri-alinmasi-9786255878144">Bağışlamanın Geri Alınması</a></p>
<p>Kitapta, bağışlamanın tanımı, unsurları, konusu, türleri ve ehliyet gibi konulara yer verilmiş; bağışlamanın geri alma dışındaki sona erme hallerine değinilmiş, geri alma hakkının hukuki niteliğini anlaşılır kılma gayesi ile dönme hakkı gibi haklardan farkları ortaya konulmuş; yerine getirilmiş bağışlamaların ve bağışlama sözü verme sözleşmelerinin geri alma sebepleri incelenmiş ve bağışlamayı geri alma hakkının kullanılmasının sonuçları irdelenmiştir.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
8</td>
</tr>
   </table>
<br>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/internet-ortaminda-yapilan-yayinlarin-duzenlenmesi-ve-bu-yayinlar-yoluyla-islenen-suclarla-mucadele/21">İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun</a></strong></p>
<p>Kanunda geçen tanımlarda değişikliğe gidildi. Türkiye’den günlük erişimi bir milyondan fazla olan yurt içi veya yurt dışı kaynaklı sosyal ağ sağlayıcılar, oyun platformları, hizmet sunumunda esas alınacak yaş kriteri, yükümlülükler ve yaptırımlara ilişkin ek madde hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/internet-ortaminda-yapilan-yayinlarin-duzenlenmesi-ve-bu-yayinlar-yoluyla-islenen-suclarla-mucadele/21/21/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/is-kanunu-4857/40">İş Kanunu</a></strong></p>
<p>Analık halinde çalışma ve süt izni ile mazeret iznine ilişkin süreler yeniden belirlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/is-kanunu-4857/40/40/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-5510/114">Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu</a></strong></p>
<p>Hastalık ve analık hali ile geçici iş göremezlik ödeneğine ilişkin hükümler kapsamındaki sürelerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-5510/114/114/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/devlet-memurlari-kanunu-657/276">Devlet Memurları Kanunu</a></strong></p>
<p>Mazeret iznine ilişkin süreler yeniden belirlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/devlet-memurlari-kanunu-657/276/276/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-silahli-kuvvetleri-personel-kanunu-926/166">Türk Silâhlı Kuvvetleri Personel Kanunu</a></strong></p>
<p>Subayların ve astsubayların sıhhi izin sürelerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/turk-silahli-kuvvetleri-personel-kanunu-926/166/166/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/sahil-guvenlik-komutanligi-kanunu-2692/40">Sahil Güvenlik Komutanlığı Kanunu</a></strong></p>
<p>Subay, sözleşmeli subay, astsubay, sözleşmeli astsubay ve uzman erbaşların sıhhi izin sürelerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sahil-guvenlik-komutanligi-kanunu-2692/40/40/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanun-6502/14">Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun</a></strong></p>
<p>Anayasa Mahkemesi’nin <a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/anayasa-mahkemesi/e-2024-229-k-2026-35-t-12-2-2026">E. 2024/229, K. 2026/35 sayılı ve 12.02.2026</a> tarihli kararı uyarınca, doğrudan satış sistemine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklikler, 30.01.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/tuketicinin-korunmasi-hakkinda-kanun-6502/14/14/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/sosyal-hizmetler-kanunu-2828/31">Sosyal Hizmetler Kanunu</a></strong></p>
<p>Kanunda geçen tanımlarda ve koruyucu aileye ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Sosyal ve ekonomik destek, tasfiye işlemleri ve tedbirlere ilişkin hükümler başta olmak üzere birçok ek ve geçici madde hükmü düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sosyal-hizmetler-kanunu-2828/31/31/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/65-yasini-doldurmus-muhtac-gucsuz-ve-kimsesiz-turk-vatandaslarina-aylik-baglanmasi-hakkinda-kanun/18">65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun</a></strong></p>
<p>Aylığa hak kazanmak üzere düzenlenen belgelerin gerçeğe uymadığı tespit edildiği takdirde, ödenen aylıklar ödeme tarihinden tahsil tarihine kadar kanuni faizi ile hesaplanacak tutarıyla birlikte geri alınacak.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/65-yasini-doldurmus-muhtac-gucsuz-ve-kimsesiz-turk-vatandaslarina-aylik-baglanmasi-hakkinda-kanun/18/18/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/cocuk-koruma-kanunu-5395/10">Çocuk Koruma Kanunu</a></strong></p>
<p>Çalıştırma yasağına ilişkin ek madde hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/cocuk-koruma-kanunu-5395/10/10/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/darulaceze-nizamnamesi-22/3">Darülaceze Nizamnamesi</a></strong></p>
<p>İlgili mevzuat uyarınca, darülaceze yurt dışında da hizmet verebilecek, ihtiyaç sahiplerine yardım amacıyla gıda bankacılığı faaliyetinde bulunabilecek ve aşevi hizmeti verebilecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/darulaceze-nizamnamesi-22/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/gelir-vergisi-kanunu-193/117">Gelir Vergisi Kanunu</a></strong></p>
<p>İndirilecek giderler ve diğer indirimlere ilişkin hükümler, Darülaceze bakımından yeniden düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/gelir-vergisi-kanunu-193/117/117/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/katma-deger-vergisi-kanunu-3065/97">Katma Değer Vergisi Kanunu</a></strong></p>
<p>İstisnalara ilişkin hükümler, Darülaceze bakımından yeniden düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/katma-deger-vergisi-kanunu-3065/95/95/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kurumlar-vergisi-kanunu-5520/52">Kurumlar Vergisi Kanunu</a></strong></p>
<p>İndirimlere ilişkin hükümler, Darülaceze bakımından yeniden düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kurumlar-vergisi-kanunu-5520/52/52/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelik/8">Taşınmaz Ticareti Hakkında Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Yönetmeliğin kapsamı, yetki belgesi, yetki belgesinin tadili, yenilenmesi ve iptaline ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Ödeme sistemine ilişkin geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/tasinmaz-ticareti-hakkinda-yonetmelik/8/8/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelik-1/4">Motorlu Kara Taşıtlarının Ticareti Hakkında Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Yönetmeliğin kapsamı, yetki belgesi, yetki belgesi verilmesinde aranan şartlar, yetki belgesinin tadili, yenilenmesi ve iptaline ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/motorlu-kara-tasitlarinin-ticareti-hakkinda-yonetmelik-1/4/4/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelik/4">Kuyum Ticareti Hakkında Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Yönetmeliğin kapsamı, yetki belgesi, yetki belgesinin tadili, yenilenmesi ve iptaline ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kuyum-ticareti-hakkinda-yonetmelik/4/4/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/mulki-idare-amirleri-atama-degerlendirme-ve-yerdegistirme-yonetmeligi-86-10782/68">Mülki İdare Amirleri Atama, Değerlendirme ve Yerdeğiştirme Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Coğrafi bölge ve grup hizmetlerinden sayılacak hizmet sürelerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/mulki-idare-amirleri-atama-degerlendirme-ve-yerdegistirme-yonetmeligi-86-10782/68/68/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeligi-2013-28809-3/32">Elektrik Piyasası Lisans Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Önlisans ve lisans alma yükümlülüğü, yaptırımlar ve lisans iptali, tedarik lisansı sahibinin hak ve yükümlülükleri, toplayıcı lisansı sahibinin hak ve yükümlülükleri ve lisans bedellerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Tedarik veya toplayıcı lisansı sahibi şirketlerin ünvan ayrıştırması ve lisans alma bedeli ile lisans tadil bedelinin artırımlı uygulanmasının iptaline ilişkin geçiş hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/elektrik-piyasasi-lisans-yonetmeligi-2013-28809-3/32/32/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/subay-ve-astsubay-atama-yonetmeligi/19">Subay ve Astsubay Atama Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Atama yetkileri, savaş ve olağanüstü hallerde atama, atama isteği, zamanı, bildirimi ve ilişik kesme, garnizon hizmet süresine ve genel atama dönemine bağlı kalınmaksızın atama yapılabilecek haller, ilk atama, yeni göreve katılma, silahlı kuvvetler dışı atamalar, eşi, çocuğu, annesi, babası veya kardeşi şehit olan personel ile kendisi veya eşi gazi olan personelin atamaları, astsubay iken muvazzaf subaylığa veya uzman erbaş iken astsubaylığa geçirilenlerin atamaları, yedek subay ve yedek astsubay atamaları, özel kuvvetler komutanlığına atamalar, garnizon hizmet süreleri ve atama yerlerine ilişkin hükümler başta olmak üzere birçok hükümde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/subay-ve-astsubay-atama-yonetmeligi/19/19/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/bankalarca-kamuya-aciklanacak-finansal-tablolar-ile-bunlara-iliskin-aciklama-ve-dipnotlar-hakkinda-2012-28337-27/13">Bankalarca Kamuya Açıklanacak Finansal Tablolar ile Bunlara İlişkin Açıklama ve Dipnotlar Hakkında Tebliğ</a></strong></p>
<p>Tebliğde yer alan tanımlar, genel hükümler, özkaynaklar, kur riski, finansal varlık ve borçların gerçeğe uygun değeri ile gösterilmesi, aktif kalemlere ilişkin açıklanması gereken hususlar, pasif kalemlere ilişkin açıklama ve dipnotlar, gelir tablosuna ilişkin açıklama ve dipnotlar, bankanın dahil olduğu risk grubuna ilişkin hükümler ile tebliğ eklerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/bankalarca-kamuya-aciklanacak-finansal-tablolar-ile-bunlara-iliskin-aciklama-ve-dipnotlar-hakkinda-2012-28337-27/13/13/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/firmalarin-yurt-disi-kaynakli-dovizlerinin-turk-lirasina-donusumunun-desteklenmesi-hakkinda-teblig-1/6">Firmaların Yurt Dışı Kaynaklı Dövizlerinin Türk Lirasına Dönüşümünün Desteklenmesi Hakkında Tebliğ</a></strong></p>
<p>Tebliğin 4. maddesinin 1. fıkrasında %2 olarak belirlenmiş olan döviz dönüşüm desteği oranının, %3 olarak uygulanmasına ilişkin tarih yeniden tespit edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/firmalarin-yurt-disi-kaynakli-dovizlerinin-turk-lirasina-donusumunun-desteklenmesi-hakkinda-teblig-1/6/6/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (18-24 Nisan 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 229. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Ali Osman Özdilek, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/gdpr-isiginda-kisisel-verilerin-korunmasinda-akreditasyon-ve-sertifikasyon-sistemi-9786255878021">GDPR Işığında Kişisel Verilerin Korunmasında Akreditasyon ve Sertifikasyon Sistemi</a></p>
<p>Eserde, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün (GDPR) 42. ve 43.</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-18-24-nisan-2026/</link><guid isPermaLink="false">69ef5da0fbcca006a64d0b6a</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 27 Apr 2026 13:53:20 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/04/Lexpera_Update-3.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/04/Lexpera_Update-3.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (18-24 Nisan 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 229. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Ali Osman Özdilek, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/gdpr-isiginda-kisisel-verilerin-korunmasinda-akreditasyon-ve-sertifikasyon-sistemi-9786255878021">GDPR Işığında Kişisel Verilerin Korunmasında Akreditasyon ve Sertifikasyon Sistemi</a></p>
<p>Eserde, Avrupa Birliği Genel Veri Koruma Tüzüğü’nün (GDPR) 42. ve 43. maddelerinin hukuki niteliği, veri sorumlusu ve veri işleyenler açısından doğurduğu sonuçlar, akreditasyon otoritelerinin ve sertifika sağlayıcılarının yetki ve sorumlulukları, ulusal ve uluslararası örnek uygulamalar incelenmiş; kişisel verilerin korunması hakkının anayasal bir temel hak ve özgürlük olarak statüsü ile sertifikasyon almış veri sorumlularının yine anayasal düzeyde korunan hukuki güvenlik ilkesi arasındaki olası çatışma halleri tartışılmıştır.</p>
<p>Nazlı Acar İspir, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/vergi-incelemesine-ibraz-edilmeyen-defter-ve-belgelerin-yargilama-asamasinda-ibrazi-9786255878137">Vergi İncelemesine İbraz Edilmeyen Defter ve Belgelerin Yargılama Aşamasında İbrazı</a></p>
<p>Kitapta, ibraz ediminin, yargı organlarına yapılmasının getirdiği sorunlar ele alınarak vergi yargılaması ilkeleri ve vergi yükümlüsünün hakları çerçevesinde çözümün sağlanması amaçlanmış; muhafaza ve ibraz ödevinin yasal dayanakları ve kapsamı, mücbir sebep hali ile ilişkisi, vergi yargılaması ilkeleri ve vergi yükümlüsü hakları bağlamında yeri, öğretideki görüşler, konuya ilişkin içtihat ve İnsan Hakları Avrupa Mahkemesi kararları irdelenmiştir.</p>
<p>Vuslat Özyurt, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/iscinin-ifade-ozgurlugu-9786255878120">İşçinin İfade Özgürlüğü</a></p>
<p>Çalışmada, bir temel hak olarak ifade özgürlüğü, genel çerçevesi ile ortaya konulmuş; işçinin ifade özgürlüğünün kapsamı genel hatları ile ele alınarak ulusal hukuklardaki düzenlemeler yanında özellikli bazı ifade özgürlüğü araçları mercek altına alınmış; iş ilişkisinin kurulmasında aday işçinin, iş sözleşmesinin devamında ve sona ermesinde ise işçinin ifade özgürlüğü değerlendirilmiş ve bilgi uçurma hakkına (<em>whistleblowing</em>) değinilmiştir.</p>
<p>Zehra Ezgi Uluç, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/milletlerarasi-tahkimde-hakem-tayini-usulu-9786255878014">Milletlerarası Tahkimde Hakem Tayini Usulü</a></p>
<p>Kitabın birinci bölümünde hakemlerin doğrudan taraflarca seçilmesi hakkında bilgi verilmiş, ikinci bölümünde hakemlerin üçüncü kişiler ya da kurumlar tarafından seçilmesi üzerinde durulmuş, üçüncü bölümünde hakemlerin devlet mahkemeleri tarafından seçilmesi anlatılmış, dördüncü ve son bölümünde ise aksak (<em>truncated</em>) hakem heyeti ve yeniden hakem atanması konuları üzerinde durulmuştur.</p>
<p>Aslıhan Taşer, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/vergi-hukuku-kapsaminda-mulkiyet-hakki-9786255878182">Vergi Hukuku Kapsamında Mülkiyet Hakkı</a></p>
<p>Eserin birinci bölümünde farklı teoriler ışığında mülkiyet hakkı ve vergilendirme hakkına ilişkin açıklamada bulunulmuş, ikinci bölümünde vergilendirmenin mülkiyet hakkına etkisi bakımından ulusal ve uluslararası yaklaşımlara değinilmiş, üçüncü ve son bölümünde ise vergilendirmenin mülkiyet hakkına etkisi bakımından pozitif hukuk uygulamaları tartışılmıştır.</p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
31</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
3610</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
30360</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1322</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge Adliye Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
3504</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge İdare Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1726</td></tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>40553</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na ait karar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/ceza-genel-kurulu-e-2020-181-k-2020-231-t-28-5-2020">Yargıtay CGK., E. 2020/181 K. 2020/231 T. 28.05.2020</a></p>
<p>(...) Ağır Ceza Mahkemesi tarafından, zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından sanıkların beraatlerine hükmedilmiştir.</p>
<p>Hükümlerin temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dairesi; raporlarda (...) adlı kooperatifte ruhsat işlemleri için üyelerden toplanan 28.000 TL paradan 3.231,12 TL’sinin, kooperatif yönetimince temsil giderleri olarak harcandığı belirtilmesine karşılık böyle bir hususun savunmalarda yer almadığı, kooperatiften ödeme yapıldığı belirtilen mühendis ile işçilerin tanık sıfatıyla duruşmaya çağrılıp kendilerine ödeme yapılıp yapılmadığı, yapılmış ise ödemeye ilişkin bir belgenin bulunup bulunmadığı, miktarı ve tarihi hususlarında beyanlarına başvurulmasından ve sanıklardan temsil giderleri ile ilgili belge olup olmadığının sorulmasından, ayrıca gerektiğinde dosyanın yeni bir bilirkişi kuruluna tevdii ile sanıkların zimmetinde kooperatif parası bulunup bulunmadığı, varsa kimin ne miktarda sorumlu olduğu hususları dikkate alınmadığı gerekçesiyle hükmü bozmuştur.</p>
<p>Yerel mahkeme, bozmaya direnerek önceki hükümler gibi sanıkların zimmet ve görevi kötüye kullanma suçlarından beraatlerine karar vermiştir.</p>
<p>Direnme kararına konu hükümlerin de temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bozma istekli tebliğnamesiyle dosya, kararına direnilen Daireye gönderilmiş; aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Daire tarafından direnme kararı yerinde görülmemiştir.</p>
<p>Bunun üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulu; uyuşmazlığın, sanıklar hakkında eksik araştırma ile hüküm kurulup kurulmadığının belirlenmesine ilişkin ise de <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/yargitay-ic-yonetmeligi-2">Yargıtay İç Yönetmeliği</a>’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle, aleyhe olan bozma kararına karşı sanık (...)’un beyanı alınmadan direnme kararı verilip verilemeyeceği hususunda toplandığını tespit etmiş; yerel mahkeme tarafından, bozmadan sonra yapılan yargılamada sanık (...)’un yokluğunda yargılamaya devam edilerek aleyhe olan bozmaya karşı diyecekleri sorulmadan duruşma sonlandırılarak hükümlerin tesis ve tefhim edildiği gerekçesiyle diğer yönleri incelenmeksizin beraat hükümlerinin bozulmasına karar vermiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/sosyal-sigorta-islemleri-yonetmeligi-2010-27579-2/20">Sosyal Sigorta İşlemleri Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançları kapsamında, yemek bedeline ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sosyal-sigorta-islemleri-yonetmeligi-2010-27579-2/20/20/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/afet-ve-acil-durum-yonetimi-baskanligi-afet-arastirmalari-merkezi-yonetmeligi-1">Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Afet Araştırmaları Merkezi Yönetmeliği</a></strong></p>
<p>İçişleri Bakanlığı Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı Afet Araştırmaları Merkezi’nin çalışma usul ve esasları düzenlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/ozel-tuketim-vergisi-ii-sayili-liste-uygulama-genel-tebligi/18">Özel Tüketim Vergisi (II) Sayılı Liste Uygulama Genel Tebliği</a></strong></p>
<p>Sürücü adayları ve sürücüler için sağlık raporu yeniden tanımlandı. Ortopedik engel oranı %40 ve üzeri olan ve sürücü belgesi alamayanların taşıt alımlarında istisnaya ilişkin hükümler ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ozel-tuketim-vergisi-ii-sayili-liste-uygulama-genel-tebligi/18/18/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/danismanlik-tedbiri-kararlarinin-uygulama-usul-ve-esaslari-hakkinda-teblig-4">Danışmanlık Tedbiri Kararlarının Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ</a></strong></p>
<p>Korunma ihtiyacı olan veya suça sürüklenen çocukların gelişimsel ihtiyaçları ve tespit edilen çocuk koruma riskleri doğrultusunda bütüncül olarak desteklenmesi ile çocuğun bakımından sorumlu kişilere ebeveynlik becerilerinin güçlendirilmesine yönelik sağlanan danışmanlık tedbirlerinin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlendi. 25.10.2008 tarihli ve 27035 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/danismanlik-tedbiri-kararlarinin-uygulama-usul-ve-esaslari-hakkinda-teblig-12558">Danışmanlık Tedbiri Kararlarının Uygulama Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/tibbi-cihazlarin-elektronik-kullanim-talimatlarina-iliskin-teblig-1/2">Tıbbi Cihazların Elektronik Kullanım Talimatlarına İlişkin Tebliğ</a></strong></p>
<p>Tebliğin kapsamı, tebliğde geçen tanımlar, genel esaslar, elektronik kullanım talimatlarının sağlanması, elektronik kullanım talimatlarına ilişkin bilgilendirme, internet sitesi gereklilikleri, onaylanmış kuruluşun yükümlülükleri, kullanım talimatlarının tutarlılığı ve Avrupa Birliği mevzuatına uyuma ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/tibbi-cihazlarin-elektronik-kullanim-talimatlarina-iliskin-teblig-1/2/2/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/veteriner-biyolojik-urun-ve-hayvan-tanimlama-araclarinin-bedelleri-ile-uygulama-ucretlerinin-3">Veteriner Biyolojik Ürün ve Hayvan Tanımlama Araçlarının Bedelleri ile Uygulama Ücretlerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2026/2)</a></strong></p>
<p>Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından belirlenen veteriner biyolojik ürünler ile hayvanların tanımlanmasında kullanılan tanımlama araçlarının uygulanması sonucu hayvan sahipleri tarafından ödenmesi gereken ürün bedelleri ile uygulama ücretlerinin tahsiline ve uygulayıcılara ödemelerin yapılmasına ilişkin usul ve esaslar yeniden düzenlendi. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/veteriner-biyolojik-urun-ve-hayvan-tanimlama-araclarinin-bedelleri-ile-uygulama-ucretlerinin-1">Veteriner Biyolojik Ürün ve Hayvan Tanımlama Araçlarının Bedelleri ile Uygulama Ücretlerinin Tahsiline İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ (Tebliğ No: 2024/11)</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/2026-yili-kurban-hizmetlerinin-uygulanmasina-dair-teblig-2">2026 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ</a></strong></p>
<p>Kurban Bayramı süresi içinde kurban kesmek ve kestirmek isteyen kişilerin kurbanlarını dini hükümlere, sağlık şartlarına ve çevre temizliğine uygun olarak hayvana en az acı verecek şekilde kesmelerine veya vekâletle kestirmelerine yardımcı olunması, kurban satış ve kesim yerlerinin belirlenmesi, kesim yapacak kişilerin eğitilmesi, alınacak tedbirler ve bu konulara ilişkin diğer hususlar belirlendi. <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/2025-yili-kurban-hizmetlerinin-uygulanmasina-dair-teblig-4">2025 Yılı Kurban Hizmetlerinin Uygulanmasına Dair Tebliğ</a> yürürlükten kaldırıldı.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kurul-kararlari/hakimler-ve-savcilar-kurulu-birinci-dairesinin-20-04-2026-tarihli-ve-888-sayili-kararlari-888-1">Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin 888 Sayılı Kararı</a></strong></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/imar-kanunu-3194/54">İmar Kanunu</a>’ndan kaynaklanan iş ve işlemler ile taşınmaz mallara ilişkin işlemler nedeniyle açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemeleri belirlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kurul-kararlari/hakimler-ve-savcilar-kurulu-birinci-dairesinin-20-04-2026-tarihli-ve-889-sayili-kararlari-889-1">Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin 889 Sayılı Kararı</a></strong></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/idari-yargilama-usulu-kanunu-2577">İdari Yargılama Usulü Kanunu</a>’nun 20/C maddesi kapsamındaki iş ve işlemler nedeniyle açılacak davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemeleri belirlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kurul-kararlari/hakimler-ve-savcilar-kurulu-birinci-dairesinin-20-04-2026-tarihli-ve-890-sayili-kararlari-890-1">Hâkimler ve Savcılar Kurulu Birinci Dairesi’nin 890 Sayılı Kararı</a></strong></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kamu-mali-yonetimi-ve-kontrol-kanunu-5018">Kamu Malî Yönetimi ve Kontrol Kanunu</a>’nun (III) sayılı cetvelinde sayılan bazı düzenleyici ve denetleyici kurumların regülasyon ve denetim yetkilerinden kaynaklanan kurul kararı şeklindeki iş ve işlemlerinden kaynaklanan davalara bakacak mahkemeler nezdinde ihtisas mahkemeleri belirlendi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/talimatlar/ihracat-ve-doviz-kazandirici-hizmetler-reeskont-kredisi-uygulama-talimati-1/56">İhracat ve Döviz Kazandırıcı Hizmetler Reeskont Kredisi Uygulama Talimatı</a></strong></p>
<p>İlgili mevzuat uyarınca elektrik piyasası dağıtım lisansı bulunan firmalara kullandırılacak reeskont kredisine ilişkin sürede değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ihracat-ve-doviz-kazandirici-hizmetler-reeskont-kredisi-uygulama-talimati-1/56/56/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kilavuzlar/biyobenzer-tibbi-urunler-hakkinda-kilavuz-1/3">Biyobenzer Tıbbi Ürünler Hakkında Kılavuz</a></strong></p>
<p>Kılavuzun amacı ve kapsamı, kılavuzda yer alan tanımlar, biyobenzer yaklaşımın uygulanması, referans tıbbi ürünün seçimi, biyobenzerliği kanıtlama ilkeleri, benzer biyolojik tıbbi ürünün üretim süreci, biyobenzer karşılaştırılabilirlik çalışması, klinik çalışmalar ve etkililik çalışmalarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/biyobenzer-tibbi-urunler-hakkinda-kilavuz-1/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item><item><title><![CDATA[Lexpera’da Geçen Hafta (11-17 Nisan 2026)]]></title><description><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 228. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Serkan Kaya, Nesibe Kurt Konca, Seyhan Selçuk, Harun Muratoğulları (Ed.), <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/medeni-yargida-dijitallesmenin-etkileri-9786255878939">Medeni Yargıda Dijitalleşmenin Etkileri</a></p>
<p>“Yargıda Dijitalleşmenin Medeni Yargılamaya Egemen Olan İlkelere Etkisi” başlıklı araştırma</p>]]></description><link>https://blog.lexpera.com.tr:443/lexperada-gecen-hafta-11-17-nisan-2026/</link><guid isPermaLink="false">69e63a86fbcca006a64d0a7f</guid><dc:creator><![CDATA[Göktürk Öcal]]></dc:creator><pubDate>Mon, 20 Apr 2026 15:45:46 GMT</pubDate><media:content url="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/04/Lexpera_Update-2.jpg" medium="image"/><content:encoded><![CDATA[<!--kg-card-begin: markdown--><img src="https://blog.lexpera.com.tr:443/content/images/2026/04/Lexpera_Update-2.jpg" alt="Lexpera’da Geçen Hafta (11-17 Nisan 2026)"><p>Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 228. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.</p>
<h3 id="literatr">Literatür</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:</p>
<p>Serkan Kaya, Nesibe Kurt Konca, Seyhan Selçuk, Harun Muratoğulları (Ed.), <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/medeni-yargida-dijitallesmenin-etkileri-9786255878939">Medeni Yargıda Dijitalleşmenin Etkileri</a></p>
<p>“Yargıda Dijitalleşmenin Medeni Yargılamaya Egemen Olan İlkelere Etkisi” başlıklı araştırma projesinin çıktısı olan kitapta, hukuk teknolojileri ile klasik muhakeme hukuku arasında gözetilmesi gereken dengeye ilişkin analizler sunulmuş; dijitalleşmenin yalnızca teknik bir güncelleme değil, hukukun normatif yapısına yön veren değerlere ilişkin yeniden düşünmeyi gerektiren bir dönüşüm olduğu vurgulanmıştır.</p>
<p>Atahan Yalçınkaya, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/turk-rekabet-hukukunda-uzlasma-proseduru-9786255878007">Türk Rekabet Hukukunda Uzlaşma Prosedürü</a></p>
<p>Eserin birinci bölümünde uzlaşma kavramı ve diğer alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerine değinilmiş, ikinci bölümünde uzlaşma hükümlerinin kabulünden önceki usul ekonomisi uygulamaları hakkında bilgi verilmiş, üçüncü bölümünde ABD ve AB rekabet hukukunda uzlaşma üzerinde durulmuş, dördüncü ve son bölümünde ise Türk rekabet hukukunda uzlaşmaya yer verilmiştir.</p>
<p>Ahmet Yerlikaya, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/vergi-hukukunda-pismanlik-kurumlari-9786255930927">Vergi Hukukunda Pişmanlık Kurumları</a></p>
<p>Çalışmada, bir hukuki müessese olarak pişmanlık kurumu kavramsal olarak ve temel özellikleri itibariyle tanıtılmış; bu kuruma ilişkin <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/vergi-usul-kanunu-213/104">Vergi Usul Kanunu</a>’nda düzenlenen hükümler ve ilk defa vergi ceza hukuku alanında hukuki çerçevede isimlendirilen etkin pişmanlık hükümleri, vergi ceza hukukunun kadim müessesesi olan ve halen Vergi Usul Kanunu’nun 371. maddesinde varlığını sürdüren pişmanlık ve ıslah hükümleri ile karşılaştırılarak incelenmiştir.</p>
<p>Aslı Fanus Kalmaz, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/sirketler-hukuku-uyusmazliklarina-ozgu-kurumsal-tahkim-kurallari-9786255930903">Şirketler Hukuku Uyuşmazlıklarına Özgü Kurumsal Tahkim Kuralları</a></p>
<p>Eserde, tahkimin şirketler hukuku uyuşmazlıklarının çözümüne yönelik potansiyel faydaları ve beraberinde getirdiği özgün endişeler ele alınmış; Türk hukukunun şirketler hukuku uyuşmazlıklarının tahkim yoluyla çözümüne yönelik yaklaşımı üç aşamalı bir test yöntemi uygulanarak analiz edilmiş; Almanya ve İsviçre’de şirketler hukuku uyuşmazlıklarının tahkim yoluyla çözümüne özgü kurumsal tahkim kurallarının kaleme alınmasına yol açan süreç ile ilgili bilgi verilmiştir.</p>
<p>Muratcan Gökdemir, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/uluslararasi-yatirim-hukukunda-ev-sahibi-devletin-tam-koruma-ve-guvenlik-yukumlulugu-9786255930897">Uluslararası Yatırım Hukukunda Ev Sahibi Devletin Tam Koruma ve Güvenlik Yükümlülüğü</a></p>
<p>Kitapta, tam koruma ve güvenlik yükümlülüğünün hukuk öğretisindeki esasları incelenip tahkim yargılamalarındaki değerlendirmeler ve sonuçlar tetkik edilmiş; kavram üzerindeki kuramsal belirsizliğin ortadan kaldırılarak doğru tanımlanması, kavramın kapsamının çizilmesi ve hukuki niteliği saptanarak ev sahibi devlet sorumluluğuna gidilebilecek hukuki zeminin tarif edilmesi amaçlanmıştır.</p>
<p>Abdullah Ada, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/hukuk-felsefesinde-ilerleme-9786255930996">Hukuk Felsefesinde İlerleme</a></p>
<p>Çalışmada, felsefenin kimliğine ilişkin analitik gelenekte çoğunlukla göz ardı edilmiş bir anlayış olan ilerleme kavramı irdelenmiş; bu kavram çerçevesinde hukuk felsefesinin pratik bir alan olarak anlaşılması gerektiği savunulmuş; hukuk ve onun temel özellikleri üzerine yapılan derinlemesine analizler ışığında, hukuk felsefesinin teorik ve pratik boyutlarına ilişkin yeni bir perspektif sunulmaya çalışılmıştır.</p>
<p>Mutlu Kağıtcıoğlu, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/teorik-ve-normatif-acidan-kamu-kurumu-niteligindeki-meslek-kuruluslari-9786255930972">Teorik ve Normatif Açıdan Kamu Kurumu Niteliğindeki Meslek Kuruluşları</a></p>
<p>Kitapta, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları, hukuk içi ve hukuk dışı dinamiklerin var olduğu, demokrasi ve özgürlük tartışmalarının yapıldığı çok boyutlu bir içerikle ele alınmış; anılan kuruluşlar teorik ve normatif yönden incelenmiş; Türk hukuk düzeninde kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının kendine özgü yapısıyla ilgili farklı hukuki sorunlar tespit edilerek bu alanlarda yapılacak düzenlemelere katkı sağlamak hedeflenmiştir.</p>
<p>Engin Poyraz, <a href="https://www.lexpera.com.tr/literatur/kitaplar/milletlerarasi-hukuk-ve-uzay-hukuku-cercevesinde-uydu-karsiti-silah-denemelerine-iliskin-hukuki">Milletlerarası Hukuk ve Uzay Hukuku Çerçevesinde Uydu Karşıtı Silah Denemelerine İlişkin Hukuki Çerçeve</a></p>
<p>Eserin birinci bölümünde uzayın hukuki mahiyeti ve milletlerarası hukuk kapsamında uydu karşıtı silahların yeri hakkında bilgi verilmiş, ikinci bölümünde dış uzayın askeri amaçla kullanılması ve uydu karşıtı silahlara ilişkin kavramsal ve hukuki çerçeve çizilmiş, üçüncü ve son bölümünde ise uydu karşıtı silahların kullanımı, mevcut milletlerarası hukuk ışığında analiz edilmiştir.</p>
<p>Geçen hafta Blog’a yüklenen makalelere aşağıda yer verilmiştir:</p>
<p>Ahmet Türkmen, Yusuf Enes Başözen, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/tff-tahkim-kurulu-uyelerinin-tff-yonetim-kurulu-tarafindan-atanmasini-ongoren-kanun-hukmunun-anayasa-mahkemesi-tarafindan-iptali-aihm-yokuslu-karari-ve-cozum-onerileri/">TFF Tahkim Kurulu Üyelerinin TFF Yönetim Kurulu Tarafından Atanmasını Öngören Kanun Hükmünün Anayasa Mahkemesi Tarafından İptali-AİHM Yokuşlu Kararı ve Çözüm Önerileri</a></p>
<p>Sercan Sağmanlıgil, <a href="https://blog.lexpera.com.tr/is-yerinde-yapay-zeka-kullanimi-ben-bunlari-chatgptde-hallediyorum-demenin-hukuki-riski-var-mi/">İş Yerinde Yapay Zekâ Kullanımı: “Ben Bunları ChatGPT’de Hallediyorum” Demenin Hukuki Riski Var Mı?</a></p>
<h3 id="tihat">İçtihat</h3>
<p>Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:</p>
<table>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 20%"> <b>MAHKEME</b> </td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle; width: 30%">
    <b>KARAR SAYISI</b></td></tr>
<tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Anayasa Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
97</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Hukuk)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
4363</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Yargıtay (Ceza)</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
32175</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Danıştay</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
1630</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
Bölge Adliye Mahkemesi</td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
4</td>
</tr>
    <tr>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>TOPLAM</b></td>
<td style="border: 1px solid gray; padding: 3px; text-align: center; vertical-align: middle">
    <b>38269</b></td></tr>
</table>
<br>
<p>Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Ceza Genel Kurulu’na ait karar özellikle dikkati çekmektedir:</p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/ictihat/yargitay/ceza-genel-kurulu-e-2024-160-k-2026-67-t-4-2-2026">Yargıtay CGK., E. 2024/160 K. 2026/67 T. 04.02.2026</a></p>
<p>(...) Asliye Ceza Mahkemesi tarafından, sanığın, göçmen kaçakçılığı suçundan <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/turk-ceza-kanunu-5237">Türk Ceza Kanunu</a>’nun (TCK) 79/1-b, 62/1, 53, 52/2-4, 54. maddeleri uyarınca 3 yıl 4 ay hapis ve 10.000 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.</p>
<p>Hükmün, sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Dairesi hükmü onamıştır.</p>
<p>Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı; karar tarihinde başka suçtan (...) Cezaevi’nde tutuklu olarak bulunan ve duruşmalardan vareste tutulmak talebi de bulunmayan sanığın duruşmaya getirtilmeyerek ya da SEGBİS vasıtasıyla beyanı alınmayarak yokluğunda karar verilip <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ceza-muhakemesi-kanunu-5271/69">Ceza Muhakemesi Kanunu</a>’nun (CMK) 196. maddesine aykırı davranılmak suretiyle savunma hakkının kısıtlandığı görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.</p>
<p>CMK’nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay Dairesi tarafından itiraz nedenleri yerinde görülmemiştir.</p>
<p>Bunun üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulu; uyuşmazlığın, yargılama aşamasında başka bir suçtan tutuklu olarak ceza infaz kurumunda bulunan ve duruşmadan bağışık tutulma hususunda beyanı bulunmayan sanığın, hükmün açıklandığı oturuma katılımı sağlanmadan karar verilmesinin savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkin olduğunu tespit etmiş; yaptığı hukuki değerlendirme sonucunda, başka bir suçtan tutuklu olarak bulunan ve ilk derece mahkemesi tarafından yapılan sorgusu sırasında duruşmadan bağışık tutulma isteğinde bulunmayan sanığın, hükmün açıklandığı son oturumda hazır bulundurulmayıp yokluğunda yargılama yapılarak mahkûmiyetine karar verilmesinin savunma hakkının sınırlandırılması niteliğinde olduğuna ve dolayısıyla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne oyçokluğu ile hükmetmiştir.</p>
<h3 id="mevzuat">Mevzuat</h3>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/gelir-vergisi-kanunu-193/116">Gelir Vergisi Kanunu</a></strong></p>
<p>Şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderlerinin hiçbirinin gider olarak indirilmesi kabul edilmeyecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/gelir-vergisi-kanunu-193/116/116/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kurumlar-vergisi-kanunu-5520/51">Kurumlar Vergisi Kanunu</a></strong></p>
<p>Kurum kazancının tespitinde, şans ve bahis oyunlarına ait ilan ve reklam giderlerinin hiçbiri bakımından indirim yapılması kabul edilmeyecek.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/kurumlar-vergisi-kanunu-5520/51/51/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/katma-deger-vergisi-kanunu-3065/96">Katma Değer Vergisi Kanunu</a></strong></p>
<p>Sosyal amaç taşıyan istisnalar ile <a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/kamulastirma-kanunu-2942">Kamulaştırma Kanunu</a> kapsamında taşınmazların kamulaştırmayı yapan devlet ve kamu tüzel kişilerine devri kapsamındaki istisnalara ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/katma-deger-vergisi-kanunu-3065/95/95/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/ozel-tuketim-vergisi-kanunu-4760/50">Özel Tüketim Vergisi Kanunu</a></strong></p>
<p>Engelli sağlık kurulu raporunda ortopedik engelliliği %40 ve üzeri olup bu engel durumu nedeniyle sürücü belgesi alamayan malûl ve engellilere yönelik istisna hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ozel-tuketim-vergisi-kanunu-4760/50/50/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-5510/113">Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu</a></strong></p>
<p>Kanunun 4. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların prime esas kazançlarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/sosyal-sigortalar-ve-genel-saglik-sigortasi-kanunu-5510/113/113/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/issizlik-sigortasi-kanunu-4447/50">İşsizlik Sigortası Kanunu</a></strong></p>
<p>Cumhurbaşkanı, işsizlik sigortası primi için alınan devlet payını, yarısına kadar artırmaya veya yarısına kadar indirmeye yetkili olacak.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/issizlik-sigortasi-kanunu-4447/50/50/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/askeralma-kanunu-7179/7">Askeralma Kanunu</a></strong></p>
<p>Bedelli askerlik için yapılacak ödemelerin hesaplanması ve gelir olarak kaydedilmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/askeralma-kanunu-7179/7/7/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-5345-1/15">Gelir İdaresi Başkanlığı ile İlgili Bazı Düzenlemeler Hakkında Kanun</a></strong></p>
<p>Defterdarın görev ve sorumluluklarına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/gelir-idaresi-baskanliginin-teskilat-ve-gorevleri-hakkinda-kanun-5345-1/15/15/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/olaganustu-hal-kapsaminda-yerlesme-ve-yapilasmaya-iliskin-cumhurbaskanligi-kararnamesinin-kabul/4">Olağanüstü Hal Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin Kabul Edilmesine Dair Kanun</a></strong></p>
<p>06.02.2023 tarihinde meydana gelen depremler nedeniyle genel hayata etkili afet bölgesi olarak kabul edilen yerlerde yürütülen projeler kapsamındaki borçlandırma bedellerine ilişkin geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/olaganustu-hal-kapsaminda-yerlesme-ve-yapilasmaya-iliskin-cumhurbaskanligi-kararnamesinin-kabul/4/4/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kanunlar/dogal-gaz-piyasasi-kanunu-4646/26">Doğal Gaz Piyasası Kanunu</a></strong></p>
<p>BOTAŞ’ın, Ticaret Bakanlığı’na bağlı tahsil dairelerine ödemesi gereken her türlü vergi, fon ve paylara ilişkin geçiş hükümleri ihdas edildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/dogal-gaz-piyasasi-kanunu-4646/25/25/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/ecza-ticarethaneleri-ve-ecza-ticarethanelerinde-bulundurulan-urunler-hakkinda-yonetmelik-1/3">Ecza Ticarethaneleri ve Ecza Ticarethanelerinde Bulundurulan Ürünler Hakkında Yönetmelik</a></strong></p>
<p>Denetimin şekline ilişkin hükümler ile yönetmelik eklerinde değişikliğe gidildi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/ecza-ticarethaneleri-ve-ecza-ticarethanelerinde-bulundurulan-urunler-hakkinda-yonetmelik-1/3/3/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/tebligler/elektrikli-skuterlerin-uretimindeki-yerlilik-esaslari-hakkinda-teblig-sgm-2026-5-1">Elektrikli Skuterlerin Üretimindeki Yerlilik Esasları Hakkında Tebliğ</a></strong></p>
<p><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/yonetmelikler/elektrikli-skuter-yonetmeligi">Elektrikli Skuter Yönetmeliği</a> kapsamında yer alan e-skuterlerin üretimindeki yerlilik esaslarının belirlenmesine ve bunların TSE tarafından belgelendirilmesine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği tebliğ yürürlüğe girdi.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kurul-kararlari/hakim-ve-savcilarin-derece-yukselmesi-esaslarina-iliskin-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-ilke-4/11">Hâkim ve Savcıların Derece Yükselmesi Esaslarına İlişkin Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulu İlke Kararı</a></strong></p>
<p>A, B ve C defterlerinde yükselmeye ilişkin hükümler ile ortak hükümlerde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/hakim-ve-savcilarin-derece-yukselmesi-esaslarina-iliskin-hakimler-ve-savcilar-yuksek-kurulu-ilke-4/11/11/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<p><strong><a href="https://www.lexpera.com.tr/mevzuat/kilavuzlar/insan-kaynakli-doku-ve-hucreler-ile-bunlardan-elde-edilen-urunlerin-ithalat-basvurulari-hakkinda-1/2">İnsan Kaynaklı Doku ve Hücreler ile Bunlardan Elde Edilen Ürünlerin İthalat Başvuruları Hakkında Kılavuz</a></strong></p>
<p>Kılavuzun amaç, kapsam ve dayanağı, kılavuzda geçen tanımlar, başvuruya ilişkin genel hükümler, fatura şerhi ve ithalat geri bildirimine ilişkin hükümler ile kılavuz ekinde değişikliğe gidildi. Geçiş hükümleri düzenlendi.</p>
<p>Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için <a href="https://www.lexpera.com.tr/karsilastirmasi/insan-kaynakli-doku-ve-hucreler-ile-bunlardan-elde-edilen-urunlerin-ithalat-basvurulari-hakkinda-1/2/2/1">bu bağlantıyı</a> tıklayabilirsiniz.</p>
<!--kg-card-end: markdown-->]]></content:encoded></item></channel></rss>