Lexpera Blog

TFF Tahkim Kurulu Üyelerinin TFF Yönetim Kurulu Tarafından Atanmasını Öngören Kanun Hükmünün Anayasa Mahkemesi Tarafından İptali – AİHM Yokuşlu Kararı ve Çözüm Önerileri

Giriş

Yakın tarihlerde biri Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, diğeri Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlar Türk futbol yapılanmasının temellerini sarsacak niteliktedir. AYM, 17 Haziran 2025 tarihinde verdiği ve geçtiğimiz günlerde, 2 Nisan 2026 tarihli Resmî Gazetede yayınlanan kararıyla Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulunun Yönetim Kurulu tarafından atanmasına ilişkin hükmü iptal etmiştir. İlk bakışta yalnızca Tahkim Kurulunun atama yöntemiyle ilgili olduğu izlenimi uyandıran bu karar, gerekçeleri incelendiğinde yalnızca kurul üyelerinin atanma usulü değil, aynı zamanda TFF Genel Kurulu ve Yönetim Kurulu oluşumdaki sakatlıklara dikkat çekmesi hasebiyle Türk futbol sisteminde çok daha köklü yapısal değişikliklere ihtiyaç olduğuna işaret etmektedir.

AİHM de 6 Ocak 2026 tarihinde verdiği Yokuşlu v. Türkiye kararında TFF Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız bir yargı merci olmadığı gerekçesiyle Türkiye aleyhine AİHS m.6/1 hükmünde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Daha önce de Ali Rıza ve diğerleri kararıyla TFF Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız olmadığına ve bu sebeple adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar veren AİHM, geçmişte verdiği bu ve benzer ihlal kararlarından sonra bunları bertaraf etmek amacıyla 2022 yılında 7405 sayılı Kanunla değiştirilen 5894 sayılı Kanun m. 6’da düzenlenen Tahkim Kurulunun yapısı ve işleyişi hakkında yapılan değişikliklerin etkisini bağımsızlık ve tarafsızlık bağlamında ilk kez bu kararla test etmiş ve özet olarak bu yasal değişikliklerin bazılarını olumlu bulmakla birlikte yeterli görmeyerek Türkiye aleyhine yine ihlal kararı vermiştir.

Her iki karar birlikte değerlendirildiğinde Türk futbol örgütlenmesinde temelden, köklü yapısal değişikliklerin yapılması zorunluluğunun hasıl olduğu sonucuna varılmaktadır. Kararların gerekçeleri incelediğinde TFF Tahkim Kurulunun atama yöntemiyle ilgili yapılacak düzenlemelerin yeterli olmayıp aynı zamanda bu Kurulun oluşumuna dayanak oluşturan TFF Genel Kurulu ve Yönetim Kurulu gibi organların da futbolun kulüpler ve yöneticileri dışında kalan diğer paydaşlarını bu Kurulların oluşumunda aktif rol almalarını sağlayıcı ve onların karar alma süreçlerine katılımını ve temsil oranlarını artıran düzenlemelerin yapılması gerekliliği ortaya çıkmaktadır. Başka bir deyişle bu kararlar hukuk kurullarını belirleme modeli yanında, aynı zamanda Türk futbol yapılanmasının temel organlarının adil yargılanma hakkını sağlayıcı; neredeyse -sil baştan- yeni bir yapı modelinin inşasını gerekli ve zorunlu kılmaktadır

I. AYM İptal Kararının[1] Özeti ve İptal Gerekçeleri

Anayasa Mahkemesinin 17 Haziran 2025 tarihli kararı, 5894 sayılı Türkiye Futbol Federasyonu Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanunu m. 6’da ve Tahkim Kurulu üyelerinin Yönetim Kurulu tarafından seçilmesini öngören düzenlemelerin denetimine ilişkindir. Mahkeme; soyut norm denetimi yoluyla önüne gelen olayda 7405 sayılı Kanunun 53. maddesi ile değiştirilen 5894 sayılı Kanunun 6. maddesinin (2) numaralı fıkrasının birinci cümlesinde yer alan “…Yönetim Kurulu tarafından…” ile ikinci cümlesinde bulunan “…Yönetim Kurulu kararı…” ibalerinin uygunluğunu incelemiştir.

Mahkeme, 5894 sayılı Kanun m. 5/3’te yer alan düzenlemeye atıfta bulunarak tahkim kurulunun TFF futbol faaliyetlerinin yönetimi ve disipline ilişkin talimatları ile ilk derece hukuk kurullarının futbol faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin kararları bakımından denetim ve itiraz merci olarak görev yapacağını ifade etmiştir. Ayrıca m. 6 kapsamında TFF Tahkim Kurulunun en üst hukuk kurulu olduğunu ve yetkili organlar ile kurulların kararlarına karşı yapılan başvuruları nihai olarak karara bağlama yetkisinin olduğunu belirtmiştir.

AYM önüne gelen uyuşmazlık, Kanunda düzenlenen TFF Tahkim Kurulunun başkan ve üyelerinin seçilme usulü, göreve başlama biçimi, görev süresi, bağımsızlık ve tarafsızlık yükümlülükleri ile üyelerin hak, yükümlülük, sorumluluk ve çalışma usullerinin bir bölümünün TFF Statüsü ve Talimatlara bırakılması suretiyle kurulan yapının, zorunlu tahkim merci niteliğindeki bu kurul bakımından Anayasanın bağımsız ve tarafsız yargı güvenceleriyle bağdaşır olup olmadığı sorununa ilişkindir. Mahkeme değerlendirmelerini, özellikle Kurulun TFF bünyesindeki nihai karar merci olması, kararlarının kesin hüküm niteliği taşıması ve sporun yönetimi ile disiplinine ilişkin uyuşmazlıkların bu Kurul tarafından kesin olarak karara bağlanması ekseninde yürütmüştür.

Mahkeme, ilk olarak iptal talebinin dayanağını ortaya koymuştur. Dava dilekçesinde, dava konusu hususların Kurulun bağımsızlığını ve tarafsızlığını güvence altına almak bakımından yeterli olmadığını; üyelerin Yönetim Kurulu tarafından seçildiğini, üyelere yapılacak ödemelerin yine Yönetim Kurulu tarafından belirlendiğini, üyelerin tarafsızlığından şüphe edilmesi hâlinde izlenecek usulün açıkça düzenlenmediğini ve mevcut kuralların bu sakıncaları gidermediğini ileri sürmüştür. Mahkeme de kararını, bu itirazların hangilerinin anayasal denetim bakımından yerinde olduğuna ve hangilerinin iptali gerektirmediği temelinde kurgulamıştır.

AYM kararına, öncelikle genel anayasal çerçevesini çizerek başlamıştır. Mahkeme, Anayasa’nın yargı yetkisinin bağımsız mahkemelerce kullanılacağı ilkesini (m. 9), güvence altına alınan adil yargılanma hakkını (m. 36) ve hâkimlerin bağımsızlığı (m. 138) hususlarını değerlendirmiştir. Bu bağlamda TFF Tahkim Kurulunun, hukuki uyuşmazlıkları bağımsız kişiler eliyle kesin olarak çözen bir merci olması nedeniyle bağımsız ve tarafsız mahkemeye ilişkin anayasal güvencelerden bağışık düşünülemeyeceği belirtilmiştir. Mahkeme ayrıca, AİHM kararlarına da atıf yaparak zorunlu tahkim niteliği taşıyan bu yapının AİHS m. 6 kapsamında gerekli güvenceleri sağlaması gerektiğini ifade etmiştir.

Mahkeme, bağımsızlığın belirlenmesinde üyelerin atanma şeklinin, görev sürelerinin, hakimlik teminatının önemli bir görünümü olduğuna dikkat çekmiştir. Aynı zamanda AİHM’nin vermiş olduğu içtihatları da değerlendirerek, Kurul üyelerinin tamamının TFF Yönetim Kurulu tarafından atanmasını, tek başına bağımsızlık ve tarafsızlığı ortadan kaldıran yeterli bir neden saymamıştır. Kararda açıkça, AİHM’nin de salt bu nedenle ihlal sonucuna ulaşmadığını; sorunu üyelerin görev süreleri, görevleri sırasında sahip oldukları güvenceler, tarafsızlıklarının nasıl korunacağı ve yapısal bağımsızlık gibi başka unsurlarla birlikte değerlendirdiğini vurgulanmıştır. Bu unsurların da tek taraflı atama ile birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ve eksikliklerin üyelerin bağımsızlığına gölge düşürdüğünü ifade etmiştir.

Benzer şekilde Mahkeme, üyelerin mali haklarının TFF tarafından karşılanmasını ya da bu hususta Yönetim Kurulunun yetkili olmasını da tek başına sorunlu bulmamıştır. Kararda; ücret, huzur hakkı, tazminat, yolculuk ve ikamet giderleri ile yolluklara ilişkin belirleme yetkisinin TFF’nin yürütme organı olan Yönetim Kurulunda bulunmasının, kendi başına Kurulun bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğu sonucunu doğurmayacağı belirtilmiştir. Dolayısıyla AYM, mali hakların kaynağı veya ödeme merciini tek başına iptal sebebi olarak değerlendirmemiştir.

Mahkeme, ayrıca bazı güvencelerin kanunda öngörülmüş olmasını da olumlu olarak değerlendirmiştir. Kurul üyelerinin en az on yıllık mesleki tecrübeye sahip hukukçular arasından seçilecek olması, üyelerin niteliği bakımından belli bir asgari uzmanlık standardı getirdiği için başlı başına sorun sayılmamıştır. Bunun yanında, üyelerin görevlerini tam tarafsızlık ve bağımsızlık içinde yerine getireceklerinin, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin Kurula emir ve talimat veremeyeceğinin kanunda açıkça belirtilmiş olması da AYM’nin gözünde önem taşıyan bir güvence olarak yer almıştır.

Buna karşılık Mahkeme, tarafsızlığın korunmasına ilişkin usul güvenceleri bakımından eksiklikler tespit etmiştir. AYM’ye göre, Kurul üyelerinin tarafsızlığından şüphe edilmesi hâlinde nasıl bir itiraz veya çekinme mekanizmasının işletileceği kanun düzeyinde açıkça gösterilmemiştir. Kararda, TFF Tahkim Kurulu Talimatında da üyelerin tarafsızlığından şüphe edilmesi hâlinde izlenecek usule ilişkin bir hüküm bulunmadığı AİHM’nin kararına da atıfta bulunarak belirtilmiştir. Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun ilk derece hukuk kurulları olması ve buradaki üyelerin tarafsızlığına ve bağımsızlığına ilişkin mevcut bazı hükümlerin var olduğu ancak Tahkim Kurulunun TFF’nin en üst hukuk kurulu olması nedeniyle ilk derece kurullar için getirilen hükümlerin en üst kurul olan Tahkim Kurulu için uygulanamayacağını ifade edilmiştir.

Aynı şekilde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununda hakemin/hâkimin reddine ilişkin hükümler bulunsa da 5894 sayılı Kanun Tahkim Kurulu bakımından açıkça yalnızca futbol faaliyetlerinin yönetimi ve disiplinine ilişkin kararlarına karşı iptal davası açılabileceği ifade edilmişken hakemin reddi ve reddin usulüne ilişkin açık bir yollama içermemiştir. Mahkeme, bu nedenle söz konusu meselenin kanunla açık ve tereddütsüz biçimde düzenlenmemiş olması sebebi ile uygulamanın bu şekilde gelişmediğini belirtmiştir.

AYM’nin sorunlu bulduğu bir diğer husus, Kurul üyelerinin hukuki sorumluluk rejiminin kapsam ve sınırlarının kanunda gösterilmemiş olmasıdır. Mahkemenin bu konuda herhangi bir kanuni çerçevenin bulunmadığı yönündeki görüşü, kararın olumsuz tespitlerinden biri olmuştur. Ancak kararın esas ağırlık merkezini, Yönetim Kurulu ve Genel Kurul yapısına yöneltmiştir.

AYM, 5894 sayılı Kanunda yer alan TFF merkez teşkilatlarını oluşturacak organlar arasında Yönetim Kurulunun da sayıldığını belirtmiştir. Kanunda Yönetim Kuruluna açıkça bazı görev ve yetkilerin verildiği ve bunların içinde Tahkim Kurulu üyelerini de seçmenin bulunduğu ifade edilmiştir. Ancak Mahkeme, 5894 sayılı Kanunda TFF Yönetim Kurulunun oluşumu, yapısı ve işleyişine dair bir düzenleme bulunmadığını; bu konunun TFF Statüsüne bırakıldığını tespit etmiştir. Aynı şekilde Kanunda Yönetim Kurulunu, TFF Genel Kurulunu oluşturacak asgari organlar saymıştır. Lakin, delegelerin kimlerden meydana geleceği ve Genel Kurul yapısının nasıl şekilleneceği de kanunda gösterilmemiştir. Üstelik TFF hakkında, spor federasyonlarının genel kurul ve yönetim kurullarına ilişkin genel kanun hükümlerinin uygulanamaması sebebiyle, bu boşluğu dolduracak başka bir kanuni çerçeve de bulunmamaktadır. Mahkeme, bu nedenle Genel Kurul ile Yönetim Kurulunun yapısının TFF statüsünde gösterilmesine rağmen, bu yapının hem 7405 hem de 5894 sayılı Kanun ile düzenlenmediğini göz önüne alarak temel unsurların kanunla güvence altına alınmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Zorunlu tahkim merci olan Kurulun üyeleri, uyuşmazlıkların tarafları arasında yalnızca TFF Yönetim Kurulu tarafından seçilmektedir. Oysa Kurulun önüne kulüpler, futbolcular, teknik direktörler, hakemler ve kimi hâllerde bizzat TFF ile bu kişiler arasındaki uyuşmazlıklar gelebilmektedir. Mahkeme, Yönetim Kurulu dışındaki bu tarafların Kurulun belirlenmesinde hiçbir etkisinin bulunmamasını sorun olarak belirtmiştir.

Mahkeme; Yönetim Kurulunun, TFF Statüsü kapsamında Genel Kurul tarafından seçildiğini ancak Kanunda Tahkim Kurulunun yapısında temsil adaleti ve dengeyi sağlayacak kanuni güvencelerin bulunmadığını vurgulamıştır. Başka bir ifadeyle AYM, Genel Kurul ve Yönetim Kurulunun seçimine yönelik Kanunda herhangi bir hükmün düzenlenmemiş olmasının, yalnızca Yönetim Kurulu tarafından atanan, Tahkim Kurulunun tarafsızlık ve bağımsızlığına yönelik temsilde adaleti bile sağlayamadığını ifade etmiştir.

AYM, TFF Genel Kurulunun oluşumu ve yapısına ilişkin kanuni düzeyde yeterli bir düzenleme bulunmamasının; paydaşlar arasında adil dengeyi sağlayacak güvencelerin öngörülmemesinin; Kurul üyelerinin tarafsızlığından şüphe edilmesi hâlinde işletilecek bir ret usulünün düzenlenmemesinin ve üyelerin hukuki sorumluluğuna ilişkin güvencelerin kanunda açık biçimde gösterilmemesinin bağımsızlık ve tarafsızlık ile bağdaşmadığı kanaatine varmıştır.

Sonuç olarak AYM, TFF Genel Kurulunun oluşumu ve yapısına ilişkin paydaşlar arasında adil dengeyi sağlayacak kanuni güvencelerin öngörülmemesini, Kurul üyelerinin tarafsızlığından şüphe edilmesi hâlinde işletilecek bir ret usulünün düzenlenmemesini ve üyelerin hukuki sorumluluğuna ilişkin güvencelerin kanunda açıkça gösterilmemesini birlikte değerlendirerek, bu eksiklikler giderilmeksizin Tahkim Kurulu üyelerinin TFF Yönetim Kurulu tarafından seçilmesinin bağımsız ve tarafsız mahkemede yargılanma hakkıyla bağdaşmadığı sonucuna ulaşmıştır. Bu nedenle dava konusu kuralları Anayasa m. 9, 36. ve 138 hükümlerine aykırı bularak iptal etmiş ve iptal hükmünün Resmî Gazetede yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar vermiştir.

II. Türk Futbol Mevzuatında Tahkim Kurulu Üyelerinin Belirlenmesinin Tarihsel Süreci

Türk futbol tarihinde Tahkim Kurulu üyelerinin belirlenmesinde önceleri seçim usulü benimsenirken sonraki tarihlerde atama usulüne geçildiği görülmektedir. 1988 tarihli 3461 sayılı Türkiye Futbol Federasyonunun Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun (m. 13)[2] ile 1992 tarihli aynı isimli 3813 sayılı Kanuna göre (m. 13)[3] Tahkim Kurulu üyeleri TFF Genel Kurulu tarafından seçilmekteydi. Ayrıca tahkim kurulu üyelerinin görev süresinin Yönetim Kurulunun görev süresiyle sınırlı olduğuna dair bir düzenleme mevcut değildi. Bu süreçte yasa tarafından belirlenen Genel Kurul da en azından bugünkü Genel Kurul yapısına nazaran kulüp yöneticileri dışında futbolun diğer paydaşlarına -hakem, antrenör ve spor yazarları gibi- daha fazla katılım sağlayan bir yapıya sahipti.

2007 tarihinde 5719 sayılı Kanunla yapılan değişiklikle birlikte (m. 10)[4] seçim usulü terk edilerek atama usulüne geçildi. Bu düzenlemeye göre Tahkim Kurulu üyeleri Federasyon Başkanının teklifi ve Yönetim Kurulunun kararı ile atanmaya başlandı. Ayrıca Tahkim Kurulunun görev süresi de Federasyon Başkanının görev süresiyle sınırlandırıldı. Kurulun görevinde bağımsız olduğu ve üyeler istifa etmedikçe veya istifa etmiş sayılmadıkça yerlerine yeni üye görevlendirilemeyeceği, herhangi bir nedenle boşalan asıl üyeliğe, yedek üyelerin sırasıyla görevlendirilmiş sayılacağı ve seçilen yedek üyelerin kalan süre kadar görev yapacağı da ilk kez bu kanunla düzenlenmiş oldu. Genel Kurul yapısında yapılan köklü değişikliklerle profesyonel futbol kulüpleri delegelerinin toplam delege sayısına oranı bu kanunla hayli artırılmış, buna karşılık futbolcular, antrenörler ve hakemler gibi futbolun diğer paydaşlarının temsil oranı düşürülmüştür. Bu dönemde yapılan değişikliklerle gerek tahkim kurulunun belirlenmesi usulünde gerekse de genel kurulda futbolun paydaşlarının temsilinde katılımcı ve demokratik bir anlayıştan geriye doğru gidildiği ifade edilebilir.

2009 tarihli 5894 sayılı Kanunda ise[5] Tahkim Kurulunun oluşumu başta olmak üzere görev, yetki, hak ve sorumlulukları ile üyelerinin sahip olması gereken niteliklerin TFF Statüsünce belirleneceği ve bunun işleyişi ve usul kurallarının TFF tarafından çıkarılacak talimatta yer alacağı düzenlenmiştir (m. 6). Böylece tahkim kurulunun oluşumu ilk kez kanun gücünde bir norm yerine, TFF Genel Kurulunca çıkartılan Statü ve TFF Yönetim Kurulunca çıkartılan talimat adı verilen alt düzenleyici normlara bırakılmış oldu. Dönemin TFF Statüsü m. 61’e göre Tahkim Kurulu, Federasyon Başkanının teklifi ve Yönetim Kurulunun kararıyla atanıyordu. Kurulun bağımsız olduğu ve üyeler istifa etmedikçe veya çekilmiş sayılmadıkça yerlerine yeni üye görevlendirilemeyeceği de teminat altına alınmıştı. Lakin Tahkim Kurulunun görev süresi Yönetim Kurulunun görev süresiyle sınırlandırılmıştı.

2020 ve sonrası az sonra aşağıda değineceğimiz[6] AİHM’nin TFF Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız olmadığı gerekçesiyle Türkiye Cumhuriyeti aleyhine AİHS m. 6’da güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlali sebebiyle verdiği kararlar üzerine; 28.7.2021 tarihli Türkiye Futbol Federasyonu Olağan Genel Kurulunda tahkim kurulunun belirlenmesine yönelik olarak TFF Statüsünde değişiklikler yapıldı[7]. Tahkim Kurulunun TFF Yönetim Kurulu tarafından atanması usulünü ortadan kaldıran bu düzenlemeye göre; Tahkim Kurulu yanında Uyuşmazlık Çözüm Kurulu ve Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu üyeleri, futbolun paydaşları tarafından belirlenecek Hukuk Kurulları Aday Komisyonu adı verilen bir komisyon tarafından belirlenen adaylar arasından Genel Kurul tarafından seçilecekti. Ancak TFF Statüsünde düzenlenen bu seçim usulü 7405 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle birlikte hiçbir zaman uygulanamadı.

2022 tarihli 7405 sayılı Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu m. 53 ile değiştirilen 5894 sayılı Kanun m. 6’daki yeni düzenlemeyle[8] Tahkim Kurulu üyelerini belirleme yetkisi TFF Yönetim Kuruluna bırakıldı. Başka bir deyişle, seçimden tekrar atama usulüne dönülmüş oldu. Bu olumsuz gelişmeye rağmen kanunda AİHM’nin Türkiye Cumhuriyeti aleyhine verdiği kararlardaki gerekçeler doğrultusunda olumlu sayılabilecek değişiklikler de yapıldı. Üyelerin görevlerini bağımsızlık ve tarafsızlık içinde yerine getireceklerine dair yazılı beyan sunup yemin etmesi, görev sürelerinin yönetim kurulundan bağımsız olması, hiçbir organ, makam, merci veya kişinin Tahkim Kurulunun görevine ilişkin emir ve talimat veremeyeceği, tavsiye veya telkinde bulunamayacağı ilk kez bu kanunla düzenlenmiş oldu. Ancak belirtmek gerekir ki; kanunun çıkmasından sonra TFF Başkanı iki, Yönetim Kurulu ise üç kez değişmiş ve seçilen her iki Federasyon Başkanı da görevi devam eden hukuk kurulu üyelerini istifaya çağırmış ve tahkim kurulu dahil tüm hukuk kurulları bu çağrılar üzerine istifa etmiştir[9]. Başka bir deyişle kanunla getirilen bu güvence yalnızca kâğıt üzerinde kalmış, eski uygulama devam etmiş ve seçilen TFF Yönetim Kurulları kendi atamalarını yapmıştır.

III. AİHM’nin Adil Yargılanma Hakkının İhlali Sebebiyle Türkiye Cumhuriyeti Aleyhine Verdiği Kararlarda Tahkim Kuruluna İlişkin Mevzuata Yönelik Tespitler

AİHM, TFF Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı hususunda yakın zamanlarda bir dizi karara imza atmıştır. Mahkeme, bunlar arasında özellikle öne çıkan iki kararında (Ali Rıza ve diğerleri ile Yokuşlu v. Türkiye kararları) ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmuştur.

A. Ali Rıza ve Diğerleri Kararı[10]

1. Genel Olarak

AİHM bu kararında ilk olarak AİHS m. 6 çerçevesinde bir yargı yerinin “bağımsız” olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceğinin tesis edilmesi için üyelerin atanma yöntemi ve görev süreleri, dış baskılara karşı güvencelerin sağlanıp sağlanmaması ve söz konusu yapının bağımsız bir duruş sergileyip sergilememesi göz önünde bulundurulacağına işaret etmiştir. Daha sonra tarafsızlık ve bağımsızlık kavramlarından ne anlaşılması gerektiğini açıklayan Mahkeme, bunların müşterek bir biçimde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ederek adaletin tecelli etmesi yeterli olmayıp aynı zamanda tecelli ettiğinin görülmesi ve bilinmesi gerektiğine işaret etmiştir (“justice must not only be done, it must also be seen to be done”).

Somut olayda başvuranlar, atanmaları ile birlikte görev süreleri ve ücretlerinin ödenmesi ile ilgili usuller dikkate alındığında, Tahkim Kurulu üyelerinin Yönetim Kurulundan bağımsız olmadıklarını ve Yönetim Kurulunun talimatları doğrultusunda karar verdiklerini iddia etmişledir. Mahkeme özellikle aşağıda sıralayacağımız konular hakkında ayrıntılı ve gerekçeli değerlendirmeler yapmıştır.

2. Mahkemenin Tespitleri

a. TFF Genel Kurul Yapısı

Mahkeme ilk olarak o dönemin TFF Statüsüne göre (m. 61), Tahkim Kurulu üyelerinin TFF Başkanının teklifi üzerine Yönetim Kurulunca atandığını tespit etmiştir. Mahkemeye göre, Tahkim Kurulu üyelerinin Yönetim Kurulunca atanıyor olması, Kurulun objektif tarafsızlığına gölge düşürmek için yeterli değildir. Bu bağlamda Mahkeme, üyelerin atandıktan sonra hiçbir baskıya maruz kalmamaları, hiçbir talimat almamaları ve görevlerini tamamen bağımsız bir şekilde icra etmeleri kaydıyla, bir mahkemenin [yargı yerinin] üyelerinin atanma usulünün tek başına bu yargılama organının bağımsızlığına ve tarafsızlığına halel getirmediğini hatırlatmaktadır.

Mevcut düzenlemeler kapsamında Genel Kurulun ve Yönetim Kurulunun oluşumunu gözden geçiren Mahkeme; emekli futbolcuların ve hakemlerin, Genel Kurul üyesi olabilmelerinin mümkün olduğunu gözlemlemekle birlikte Kanunla belirlenen kriterlerin oldukça sıkı olması nedeniyle, futbol kulüplerinin temsilcilerine kıyasla emekli futbolcuların ve hakemlerin sayısının oldukça düşük kaldığını tespit etmiştir. Mahkeme, TFF Statüsünde yapılan 29 Haziran 2011 tarihli değişiklik sonrasında, mülga TFF Kanununun koyduğu kriterlerin yeniden düzenlendiğini, fakat Genel Kurulda yer alabilecek emekli futbolcu ve hakem sayılarının bu sefer de beşer kişiyle sınırlandırıldığını kaydederek futbol kulüplerinin temsilcilerinin Genel Kurulun çoğunluğunu oluşturduğuna işaret etmiştir.

b. TFF Yönetim Kurulu Yapısı

Mahkeme, Genel Kurul hakkında aynı düşüncelerin Yönetim Kurulu için de geçerli olduğu kanaatindedir. Yönetim Kurulu üyelerinin bugüne kadar çoğunlukla futbol kulübü üyeleri veya yöneticilerinden oluştuğunu tespit eden Mahkeme, kulüplerin çıkarları dışında futbolun çıkarlarını temsil ettiği düşünülebilecek paydaşların Yönetim Kurulunda her dönemde azınlık olarak kaldığını tespit etmiştir.

c. Tahkim Kurulu Üyelerin Nitelikleri, Mesleki Ahlak ve Davranış Kuralları, Hukuki Sorumluluk, Yemin

Tahkim Kurulunun oluşumu bakımından Kurulun tamamen hukuk eğitimi almış ve mesleki tecrübeye sahip olma şartını sağlayan ancak hâkimlik mesleğinden olmayan uzmanlardan (lay assessor) ibaret olduğunu kaydeden Mahkeme, Tahkim Kurulunda görev yapan kişilerin çoğunlukla spor hukukunda uzmanlaşan akademisyenler veya hukukçular olduğunu, Kurulun münhasıran hâkimlik mesleğinden olmayan üyelerden oluşuyor olmasının bir sorun teşkil etmediğini ifade etmiştir. Bu yönüyle mevcut mevzuata göre üyelerin hakimlik mesleğinden olmaması bağımsızlık ve tarafsızlık hususuna halel getirmemektedir.

Buna karşılık Tahkim Kurulu üyelerinin görevlerinin ifasıyla ilgili olarak haklarında bir dava açılmasından muaf olmamalarını ve herhangi bir mesleki ahlak ve davranış kuralıyla bağlı olmamalarını ve üyelerin göreve başlamadan önce herhangi bir yemin etmeleri veya benzeri resmi bir beyanda bulunmaları gerekmemesini bir sorun olarak belirlemiştir.

d. Görev Süresi ve Teminatı

Tahkim Kurulu üyelerinin istifa etmedikçe veya üyelikten çekilmedikçe görev süreleri tamamlanmadan üyelikten çıkarılamayacaklarını ve yerlerine yeni üye görevlendirilemeyeceğini olumlu olarak değerlendiren Mahkeme, buna karşılık üyelerin görev süresinin Yönetim Kurulunun göreviyle sınırlı olmasını, Tahkim Kurulu üyelerinin mevkilerinde kalma hakkının bir yürütme organı olan Yönetim Kurulu ile aynı eksene getirdiğini ve bu durumun AİHS m. 6/1 uyarınca gerekli kılınan bağımsızlık ve tarafsızlık güvenceleriyle ilgili kuşku uyandırdığına işaret etmektedir.

e. Tahkim Kurulu Üyelerinin Finansmanı ve Lojistiği

Mahkeme, ilgili TFF kuralları uyarınca Tahkim Kurulu üyelerine TFF tarafından belli bir ücret ödenmesinin yanı sıra seyahat masraflarının karşılandığını ve mesken tazminatı ödendiğini, kendilerine ödenen meblağların da Yönetim Kurulunca belirlendiğini tespit etmekle birlikte, Mutu ve Pechstein v. İsviçre kararına atıf yaparak CAS’ın yalnızca mali düzenlemeleri nedeniyle bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğunun söylenemeyeceğini tespitini bu davada da yinelemiştir.

Mahkemeye göre; Tahkim Kurulu üyelerinin katıldıkları her müzakere başına bir ücret elde etmeleri ve masraflarının TFF’nin yürütme organı konumundaki Yönetim Kurulu tarafından karşılanması durumu, özünde Tahkim Kurulunun bağımsızlık ve tarafsızlıktan yoksun olduğu sonucuna varılması için yeterli değildir.

f. Bağımsız Karar Alma ve Tahkim Kurulu Üyelerinin Reddi

Mahkeme, ilgili TFF kuralları uyarınca Tahkim Kurulu üyelerinin bağımsızca karar verme yükümlülüğü altında olduklarını, Yönetim Kurulunda yer alan bireylerin Tahkim Kurulu üyesi olamayacaklarının hüküm altına alındığını, ek olarak, hukuk ve ceza yargılamalarına dair ilgili kurallara atıf yapılan hükümlere göre, tarafların bir Tahkim Kurulu üyesinin reddini talep etmesinin mümkün olduğunu olumlu noktalar olarak değerlendirmektedir.

Buna karşılık Mahkeme, mevcut mevzuat içinde bir üyenin kendi bağımsızlığı ve tarafsızlığını etkileyebilecek koşulları açıklamasının gerekli kılınmadığını, taraflarca bir Tahkim Kurulu üyesinin bağımsız veya tarafsız olmadığı iddiası ileri sürüldüğünde izlenecek belirli bir prosedür bulunmadığını, böyle bir iddia hakkında karar vermeye yetkili organın hangisi olduğunun söz konusu kurallarda belirtilmemesini de olumsuz olarak değerlendirmektedir.

g. Sonuç

Sonuç olarak Mahkeme, Yönetim Kurulu ve Tahkim Kurulu arasında çok sayıda güçlü kurumsal ve yapısal bağların mevcut olduğunu, bu durumun dolaylı olarak iki organ arasında hiyerarşik bir ilişkinin var olduğu anlamına gelmemekle birlikte, Tahkim Kurulunun işleyişi üzerinde Yönetim Kurulunun ciddi bir nüfuza sahip olduğuna işaret etmiştir. Genel Kurul ve Yönetim Kurulunun oluşumuna ilişkin tespitlerini göz önünde bulunduran Mahkeme, bu kurullarda oyuncuların kulüplerle aynı düzeyde temsil edilmemeleri sebebiyle, kulüplerle oyuncuları arasındaki sözleşme kaynaklı uyuşmazlıklara ilişkin Tahkim Kurulu nezdinde gerçekleştirilen incelemelerde terazinin kulüpler lehine daha ağır bastığının düşünülebileceği kanaatinde olduğunu belirterek somut olay tarihinde, başvuranın dosyasına karar veren tüm Tahkim Kurulu üyelerinin, çoğunluğunu eski futbol kulübü üyeleri veya yöneticilerinin oluşturduğu bir Yönetim Kurulunca atanmalarını sorunlu olarak değerlendirmiştir.

Mahkeme her ne kadar gerçekte kulüplerin birbirlerine karşı yarış içerisinde olması ve her birinin farklı kademede ve güçte olması nedeniyle çıkarları her zaman birbirleriyle aynı doğrultuda olmasa bile, bir kulüp ile oyuncu arasındaki sözleşme kaynaklı bir uyuşmazlığın akıbetinin benzer koşullardaki başka uyuşmazlıklar üzerinde etkileri olabileceğini; oyuncu lehine çıkacak bir kararın diğer oyuncuların kendi kulüpleriyle içine düştükleri uyuşmazlıklarda dayanak olarak gösterecekleri bir emsal teşkil edebileceğini vurgulamıştır.

Tahkim Kurulunun teşkilatı ve işleyişine dair Yönetim Kuruluna verilmiş olan geniş yetkiler sonucu Tahkim Kurulunun yapısal eksikliklerine vurgu yapan Mahkeme, kurul üyelerini dış baskılardan koruyacak yeterli güvencelerin yokluğunda, başvuranların Tahkim Kurulu üyelerinin kendi dosyalarına gerekli düzeyde bağımsız ve tarafsız bir şekilde yaklaşabileceklerinden kuşku duymak için meşru nedenlere sahip olduklarını değerlendirerek AİHS m. 6/1 uyarınca başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

3. Ali Rıza ve Diğerleri Davasına Atıf Yapılan Diğer İhlal Kararları

AİHM’nin emsal teşkil eden bu kararında belirlediği ilkeler ve vardığı sonuçlar sonrasında, Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı bağlamında Sedat Doğan[11], İbrahim Tokmak[12] ve Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Derneği[13] davalarında da yinelenmiştir.

Mahkeme, Ali Rıza ve diğerleri davasına gönderme yaptığı bu kararlarında da dış baskılara karşı Kurul üyelerini özellikle Yönetim Kuruluna karşı koruyan uygun güvencelerin bulunmadığını, Tahkim Kurulunun düzeniyle ve işleyişiyle ilgili olarak, TFF Yönetim Kuruluna tanınan geniş yetkilerden kaynaklanan Tahkim Kurulunun yapısal eksikliklerini dikkate alarak, bu üyelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığından şüphe etmek için meşru nedenlerin bulunduğunu ifade ederek AİHS m. 6/1 hükmünde güvence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir.

B. Yokuşlu Kararı[14]

1. Genel Olarak

Tahkim Kuruluna yönelik 2022 yasal düzenlemelerinden sonra tahkim kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığına yönelik hak ihlali iddiaları devam etmiştir. Özellikle Fenerbahçe kulübü ve yöneticilerinin birçok başvurusu halen AİHM’de karar verilmeyi beklemektedir[15]. AİHM bu başvuruların bazılarında 7405 sayılı Kanunla Tahkim Kuruluna ilişkin yasal düzenlemelere paralel yapılan TFF Statüsü değişikliklerinin kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda yeterli güvenceler sağlayıp sağlamadığını sorgulamıştır[16].

2022 yılında 7405 sayılı yasayla yapılan değişikliklerin AİHM nezdinde Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda nasıl bir etki yaratacağı ve bu değişikliklerin kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığının güvence altına alıp almadığı merakla beklenirken AİHM 6 Ocak 2026 tarihinde verdiği Yokuşlukararıyla bu yasal değişikliklere ilişkin olarak tıpkı Ali Rıza ve diğerleri kararında olduğu gibi oldukça ayrıntılı değerlendirmelerde bulunmuştur.

2. AİHM Değerlendirmeleri

Mahkeme, AİHS 6. maddesinin tahkim mahkemelerinin kurulmasına engel teşkil etmediğini belirtmekle birlikte, tahkim kanunla zorunlu kılınmış olduğunda ve tarafların uyuşmazlıklarını tahkime götürmekten başka seçenekleri bulunmadığında, ilgili tahkim mercinin Sözleşmenin 6. maddesinin 1. fıkrası ile güvence altına alınan korumaları sağlaması gerektiğine işaret ederek ve Ali Rıza ve diğerleri davasında vardığı sonuçları dikkate alarak, Tahkim Kurulunun, özellikle Yönetim Kurulu ve dış baskılara karşı yeterince bağımsız ve tarafsız bir statüye sahip olup olmadığını incelemiştir.

AİHM kararında 2022 yılında yapılan yasa değişiklikleri ile bu doğrultuda yapılan TFF Statüsü değişikliklerini de irdeleyerek altı başlık halinde değerlendirmelerine yer vermiştir.

a. TFF Kurullarında Temsil Dengesizliği

Ali Rıza ve diğerleri kararında TFF kurulları yapısını eleştiren mahkeme ilk olarak Genel Kurul ve Yönetim Kurulunun yapısında herhangi bir değişiklik olmadığını tespit etmiştir. Gerçekten de 2022 yasa değişikliği TFF Genel Kurul ve Yönetim Kurulu yapısına ilişkin bir düzenleme içermediği gibi, bunların oluşumunun düzenlendiği TFF Statüsünde de bu kurullara yönelik bir mevzuat değişikliği yapılmamıştır.

TFF Yönetim Kurulunu seçen Genel Kurulun çoğunluğunu halen futbol kulüplerinin temsilcilerinin oluşturduğunu tespit eden mahkeme, Tahkim Kurulu üyelerini Yönetim Kurulu üyelerinin atamaya devam ettiğini belirtmekle birlikte, bu hususun tek başına Kurulun tarafsızlığı konusunda şüphe uyandırmak için yeterli bir gerekçe olmadığını, bu bağlamda yürütme organı tarafından bir mahkemenin üyelerinin atanmasının, yürütme veya yasama organı tarafından hakimlerin seçilmesi veya atanması gibi, tek başına Sözleşme ile bağdaşmaz bir durum teşkil etmediğini yinelemiştir. Sözleşme, atama usulünün haksız siyasi etkilerden arındırılmış olmasını ve seçildikten veya atandıktan sonra mahkeme üyelerinin yargı görevlerini yerine getirirken bağımsız ve herhangi bir baskıdan uzak kalmasını yeterli görmektedir.

Mahkeme, özellikle sporla ilgili uyuşmazlıklar ve zorunlu tahkim süreçleri bağlamında, bağımsızlık ve haksız etkiden uzak olma şartlarının, tahkim kurullarının faaliyet gösterdiği özel kurumsal çerçeve dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiğine işaret ederek, atama sürecinin haksız siyasi etkiyle lekelendiği bir durum bulunmadığını ve ayrıca, başvuranın, Tahkim Kurulu üyelerinin bireysel davasına karar verirken Yönetim Kurulundan talimat aldığını veya herhangi bir baskıya maruz kaldığını iddia etmediğini de belirtmektedir. Akabinde Mahkeme, Tahkim Kurulu üyelerinin görevlerini gerekli bağımsızlık seviyesi içerisinde yerine getirmelerinin sağlanması için yeterli güvencelerin ortaya konup konmadığını inceleyeceğini ifade etmiştir.

b. Görev Süresi

5894 sayılı Kanunun 2022 yasayla değişik 6. maddesinin 3. fıkrası, Tahkim Kurulu üyelerinin Yönetim Kurulunun görev süresinden bağımsız olarak dört yıllık bir süre için atanmasını öngörmektedir.

Tahkim Kurulu üyelerinin görev süresini Yönetim Kurulunun görev süresiyle sınırlayan ve böylece görev sürelerini TFF’nin yürütme organının görev süresiyle uyumlu hale getiren önceki mevzuatı, bir mahkemenin bağımsız ve tarafsız olması şartını sorgulamaya yol açan bir düzenleme olarak değerlendirdiğini yineleyen Mahkeme, mevcut mevzuatın, Tahkim Kurulunun görev süresini Yönetim Kurulunun görev süresinden ayırarak bu eksikliği gidermiş gibi görünse de bunun uygulamada yeterli bir güvence sunmadığını, bu bağlamda ilgili yasal değişikliğin Tahkim Kurulunun mevcut üyelerinin dört yıllık görev sürelerini tamamlamalarını öngörmesine rağmen yeni seçilen TFF Başkanlarının Kurul üyelerinin istifasına yönelik olarak yapılan kamuoyuna açık çağrının ardından, Tahkim Kurulu üyeleri de dâhil olmak üzere tüm TFF kurullarının istifalarını sunduklarını, ardından, Yönetim Kurulunun başvuranın uyuşmazlığını karara bağlayan Tahkim Kuruluna yeni üyeler atadığını, mevzuatın Yönetim Kurulunun görev süresinden bağımsız olarak görev sürelerini tamamlamaları gerektiğini öngörmesine rağmen, TFF Yönetim Kurulunun seçildikten sonra kurul üyelerini kendi seçtikleri kişilerle değiştirmeye çalıştıkları, ısrarcı ve rahatsız edici bir eğilimi ortaya koyduğunu ve bu uygulamanın Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı konusunda meşru şüpheler doğurduğunu, AİHS’nin teorik ve hayali değil, “pratik ve etkili” hakları güvence altına almayı amaçladığını, sonuç olarak, Mahkemenin, Tahkim Kurulu üyelerinin görev sürelerini Yönetim Kurulunun görev süresinden ayıran yasal değişikliği memnuniyetle karşılamakla birlikte, bu tedbirin Tahkim Kurulunun Yönetim Kurulundan yapısal olarak bağımsız olmasını sağlamada uygulamada etkili olmadığını ifade etmiştir.

c. Tahkim Kurulu Üyelerinin Nitelikleri

Ali Rıza ve diğerleri davasında Tahkim Kurulunun münhasıran hâkimlik mesleğinden olmayan uzmanlardan oluşmasının sorun teşkil etmediğini değerlendirmiş olan Mahkeme, bu değerlendirmenin mevcut davada da geçerliliğini koruduğunu; ayrıca, mevzuat değişikliklerinin üyelerden beklenen mesleki ve etik standartları güçlendirdiğini belirtmektedir. Mahkeme özellikle, üyelerden artık önceki mevzuatta öngörülen beş yıl yerine en az on yıllık mesleki deneyim arandığını, ayrıca, yeni kuralların, en az bir üyenin hâkim ve savcılık deneyimine sahip olması, bir başka üyenin akademiden olması gerektiğini, ayrıca hukuk veya spor hukuku alanında yüksek lisans derecesine sahip adaylara öncelik verileceğini öngördüğünü ifade etmiştir[17].

Ayrıca Mahkeme daha önce TFF kurullarından birinde sekiz yıldan fazla süreyle görev yapmış olan kişiler ile futbol kulüplerinin üyesi olan, kulüplerde hissesi bulunan veya yönetim ya da denetim kurullarında çalışan kişiler ya da halihazırda TFF’nin yürütme organlarında görev yapan kişilerin Tahkim Kurulu üyesi olamayacağına ilişkin düzenlemenin (TFF Statüsü m. 61 ve Tahkim Kurulu Talimatı m. 3), Tahkim Kurulunun oluşumunu düzenleyen kurumsal güvencelerde bir iyileşme teşkil ettiği kanaatinde olduğunu belirtmektedir.

d. Tahkim Kurulu Üyelerinin Hukuki Sorumluluğu

Ali Rıza ve diğerleri kararında, yalnızca hâkimlik mesleğinden olmayan uzmanlardan oluşan Tahkim Kurulunun üyelerinin, görevlerinin ifasıyla ilgili olarak haklarında bir dava açılmasından bağışık olmadıklarını tespit eden mahkeme, TFF Statüsünde yapılan ve Tahkim Kurulu üyeleri dahil tüm Hukuk Kurulu üyelerinin görevleri kapsamında verilen kararlardan dolayı ağır kusurlu halleri haricinde sorumlu tutulamayacağına yönelik değişikliğin (m. 54/5, 28.07.2021 tarihli Genel Kurul kararı ile eklenmiştir) kurul üyelerine bir ön koruma düzeyi sağladığını, söz konusu sistemin Devlet tarafından öngörülen zorunlu tahkim sistemi olduğu dikkate alınarak, gerekli ve uygun olduğu ölçüde, görevlerini yerine getirirken yaptıkları işlemler bakımından Tahkim Kurulu üyelerine tanınan bu korumanın, hâkimlere tanınan koruma ile karşılaştırılmasını yararlı görmektedir.

Bu bağlamda Mahkeme, iç hukukta hâkimlerin hukuki sorumluluğunu düzenleyen benzer hükümlerin, ağır kusur hallerinde dahi doğrudan hâkime karşı değil, yalnızca Devlete karşı dava açılabileceğini açıkça belirttiğini kaydederek, bu hükümlerin sorumluluk için münhasır ve özel gerekçeler belirlemekte ve Devletin sorumlu hâkime karşı rücu hakkını kullanabileceği bir süre sınırı öngördüğünü; buna karşılık, mevcut haliyle Tahkim Kurulu üyelerinin sorumluluğunu düzenleyen hükmün, karşılaştırılabilir derecede kısa ve açık bir zaman sınırlaması içermeksizin ve sorumluluğun doğmasına yol açabilecek haller açık biçimde tanımlanmaksızın, kurul üyelerini kişisel olarak hukuki işlemlerle karşı karşıya kalma riskine açık bırakarak yalnızca sınırlı bir koruma sağlamadığını, bu durumun, kurul üyelerinin uzun süreli hukuki tehditlere maruz kalma riskini doğurduğunu ve böylece bağımsızlık ve tarafsızlığın güvence altına alınması için gerekli güvenceleri zayıflattığını ifade etmektedir. Özetle Mahkeme; Tahkim Kurulu üyelerinin sorumlulukları bağlamında söz konusu düzenlemenin olumlu olduğunu belirtmekle birlikte kimi yönlerden yeterli koruma sağlayamadığına işaret etmektedir.

g. Yemin ve Mesleki Davranış Kuralları

Ali Rıza ve diğerleri kararında Tahkim Kurulu üyelerinin herhangi bir mesleki davranış kuralına bağlı olmamaları ve görevlerine başlamadan önce yemin etmemeleri ya da resmi bir beyanda bulunmamaları hususunu sorunlu bulmuş olan Mahkeme, 2022 yasal değişikliklerinden sonra üyelerin göreve başlamadan önce menfaat çatışmasına yol açabilecek her türlü ilişki veya menfaati açıklamaları ve görev süreleri boyunca bu tür çatışmalardan kaçınacaklarına ve görevlerini bağımsızlık ve tarafsızlık ilkelerine uygun şekilde yerine getireceklerine dair resmi bir beyanda bulunmaları zorunlu hale getirildiğini ifade ederek (5894 sayılı Kanun m. 6/2), yeni yasal düzenlemenin bu bağlamda Ali Rıza ve diğerleri kararında dile getirilen endişeleri yeterli ölçüde giderdiğini ve bu nedenle tatmin edici göründüğünü belirtmiştir.

f. Tahkim Kurulu Üyelerinin Reddi Taleplerine İlişkin Usul ve Karar Mekanizması

Mahkeme, değiştirilen mevzuatın (TFF Statüsü m. 61 ve TFF Tahkim Kurulu Talimatı), Tahkim Kurulu üyelerinin, menfaat çatışması doğurabilecek bir davada görev yapmaktan kaçınmalarını zorunlu kıldığını ve bu durumun önceki mevzuata kıyasla önemli bir iyileştirme teşkil ettiğini, bununla birlikte, Tahkim Kurulu üyelerinden birinin bağımsızlığına veya tarafsızlığına ilişkin itirazın uyuşmazlığın taraflarından biri tarafından ileri sürülmesi halinde izlenecek açık bir usul öngörmediğini, ayrıca yargılama sırasında taraflarca Kurulun bir veya birden fazla üyesine yönelik bir itiraz ileri sürülmesi durumunda, bu konuda hangi organın yetkili olduğunun açık olmadığını, ret taleplerinin karara bağlanmasına ilişkin açık bir usulün ve yetkili organın veya kurul yapısının bulunmaması, yeni mevzuatta önemli bir boşluk teşkil ettiğini ifade ederek söz konusu hükmü, Tahkim Kurulunun yapısal bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından yeterli bir güvence olarak değerlendirmemiştir.

g. Sonuç

Mahkeme, Tahkim Kurulunu ve üyelerini düzenleyen kurumsal çerçevenin güçlendirilmesi yönünde, özellikle üyelerin görev süresi, Tahkim Kurulunun oluşumu, üyelik için aranan şartlar, üyelerin açıklama yükümlülükleri ve yazılı beyan verme ve yemin zorunluluğu bakımından getirilen düzenlemeleri olumlu bulmakla birlikte, Kurul üyelerinin hukuki sorumluluğunu ve taraflarca üyelerin reddinin talep edilmesi halinde uygulanacak usulü düzenleyen hükümlerin, Ali Rıza ve diğerleri kararında belirlenen AİHS standartlarını bütünüyle karşılamadığı kanaatinde olduğunu belirtmiştir.

Mahkeme ayrıca, TFF düzeyinde kabul edilen mevzuat reformlarına rağmen, uygulamanın, üyeler için öngörülen dört yıllık görev süresi teminatına -de facto- uyulmadığını, Tahkim Kurulunun TFF’nin yürütme düzeyinde her yeni seçim yapıldığında yeniden oluşturulduğunu, bu durumun Tahkim Kurulunun bağımsız ve tarafsız olmadığı yönündeki endişeleri haklı kıldığını ve bu endişenin, Tahkim Kurulu önündeki uyuşmazlığın doğrudan Yönetim Kurulunun kendi kararına karşı bir itirazı konu aldığı davalarda özellikle belirgin hale geldiğini belirterek, AİHS 6. maddesinin 1. fıkrası uyarınca başvuranın bağımsız ve tarafsız bir mahkemede yargılanma hakkının ihlal edildiği sonucuna varmıştır.

IV. Karşılaştırmalı Hukukta Futbol Federasyonu Genel Kurul, Yönetim Kurulu ve Tahkim Kurullarının Oluşumu

Karşılaştırmalı hukukta futbol federasyonlarının genel kurul, yürütme kurulu ve tahkim kurulları arasındaki işlevsel ilişkinin kural olarak kurumların ana metinlerinde açık bir biçimde hüküm altına alındığı görülmektedir. Bilhassa genel kurul ve yönetim kurullarının oluşumu ile uyuşmazlık çözüm mercilerinin seçimi yahut atanması usulleri arasında doğrudan ve organik bir bağ tesis edildiği görülmektedir. Genel kurul ve yürütme kurullarının tahkim kurulları üzerindeki bu etkisinin; bağımsızlık, tarafsızlık, hâkimin reddi gibi güçlü hukuki mekanizmalarla dengelenmeye çalışıldığı görülmektedir.

Tespit edebildiğimiz kadarıyla Türkiye dışında futbol tahkim kurullarının bağımsız ve tarafsız olmadığı gerekçesiyle AİHM’ye intikal etmiş bir başvuru veya ihlal kararı bulunmamaktadır. Meşhur Mutu ve Pechstein v. İsviçre kararında da AİHM, başvuranların, İsviçre’de mukim CAS (Spor Tahkim Mahkemesi)’ın bağımsız ve tarafsız bir tahkim kurumu olmadığı ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlal edildiği iddiasını bu husus özelinde reddetmiştir[18].

Aşağıda inceleyeceğimiz Alman Futbol Federasyonu (DFB) ve İngiltere Futbol Federasyonu (The FA) modelleri, AYM ve AİHM’nin, TFF kurulları bakımından işaret ettiği sorunlar özelinde bunların hangi araçlarla giderilebileceğini göstermesi bakımından örnek teşkil edebilir.

A. Almanya

1. DFB Federal Genel Kurulu (DFB-Bundestag)

Federal Genel Kurul (Bundestag), Alman futbolunun en yüksek karar alma ve yasama organıdır. DFB Tüzüğü (DFB Satzung) uyarınca Federal Genel Kurul; eyalet federasyonlarının delegeleri, bölgesel federasyonların delegeleri, Alman Kulüpler Birliği, Alman Futbol Ligi (DFL Deutsche Fußball Liga) delegeleri, Başkanlık Kurulu (Präsidium) üyeleri, Yönetim Kurulu (Vorstand) üyeleri ve onursal üyeler ile hukuk organlarının, denetim kurulunun, etik komisyonunun ve ilgili komitelerin üyelerinden meydana gelmektedir (DFB-Satzung § 21).

İlgili Tüzük maddesinde temsil mekanizması ve oy yapısı da özel olarak düzenlenmiştir; eyalet federasyonları, bölgesel federasyonlar, DFL ve oy hakkını haiz Yönetim Kurulu üyeleri için spesifik oy ağırlıkları öngörülmüştür. Bilhassa DFL’ye, toplam 255 oydan[19], 74 oy hakkı tahsis edilmesi ve eyalet federasyonlarının oy oranlarının bölgesel federasyonlar içindeki dağılıma endekslenmesi, Federal Genel Kurulun salt sembolik bir toplanma merci olmadığını; aksine, son derece ayrıntılı, çoğulcu ve dengeli tasarlanmış bir temsil organı olduğunu ortaya koymaktadır.

Federal Genel Kurulun haiz olduğu yetki kapsamı, TFF'nin idari yapısı açısından önemli bir karşılaştırma zemini sunmaktadır. DFB Tüzüğüne göre Federal Genel Kurul; Yönetim Kurulunun seçimi veya onaylanması, hukuk kurulları başkanlarının seçimi, etik komisyonu ile denetim kurulunun meydana getirilmesi, tüzük ve talimatların kabulü ile tadili, mali planın onaylanması ve kurumsal yapıya ilişkin stratejik kararların alınması gibi asli yetkilerle donatılmıştır (DFB-Satzung § 24). Bu itibarla Alman Futbol örgütlenme modelinde Genel Kurul, yalnızca üst düzey yöneticileri belirleyen bir yapı düzeyinde kalmamaktadır. Aynı zamanda yürütme ve hukuk kurullarının meşruiyetini tesis eden merkezî kurumsal irade organı olarak işlev görmektedir.

2. DFB Yönetim Kurulu (DFB-Vorstand) ve Başkanlık Kurulu (Präsidium)

Alman Futbol Federasyonu (DFB) sisteminde yürütme erki, tek katmanlı bir yapı arz etmemektedir. Bu sistemin ilk katmanında Yönetim Kurulu (Vorstand) yer almaktadır. DFB Tüzüğü uyarınca bu Kurul; Başkanlık Kurulu (Präsidium) üyelerinden, eyalet ve bölgesel federasyon başkanlarından ve Alman Kulüpler Birliğinin (DFL Deutsche Fußball Liga) on iki temsilcisinden meydana gelmektedir (DFB-Satzung § 31/2). Eyalet ve bölgesel federasyon başkanları görevleri gereği doğal üye sıfatıyla Yönetim Kuruluna iştirak etmekle birlikte, bu üyeliklerin kesinleşmesi Federal Genel Kurulun onayına kılınmaktadır. Keza DFL temsilcileri de DFL'nin teklifi üzerine yine Federal Genel Kurul tarafından onaylanmaktadır.

Kurul içerisindeki karar alma süreçlerinde oy dağılımı mutlak eşitlik esasına dayanmamaktadır. Başkanlık Kurulu üyeleri, farklı ölçeklerdeki eyalet ve bölgesel federasyonlar ile DFL temsilcileri için spesifik ve ağırlıklı oy sayıları öngörülmektedir (DFB-Satzung § 32/6). Bu model sayesinde Alman modelinde yürütme organı ne yalnızca kulüplerin hegemonyasına ne de salt federasyon merkezinin tekeline bırakılmıştır. Bilakis profesyonel futbol, bölgesel idareler ve amatör taban aynı kurul çatısı altında kurumsallaştırılarak dengeli ve çoğulcu bir temsil esası benimsenmiştir.

Yürütme mekanizmasının ikinci katmanını ise Başkanlık Kurulu (Präsidium) oluşturmaktadır. TFF mevcut yapılanmasında bu organın birebir karşılığı bulunmamakla birlikte; işlevsel açıdan başkan ve başkan yardımcılarından müteşekkil icra kurulu yahut üst yürütme yapısına en yakın merci konumundadır. DFB Tüzüğüne göre Başkanlık Kurulu; başkan, sayman, DFL ile bölgesel/eyalet federasyonlarından gelen ve eşit statüye sahip başkan yardımcıları, sekiz ilave başkan yardımcısı, kadın ve kız futbolu ile eşitlik ve çeşitlilikten sorumlu başkan yardımcıları, genel sekreter ve onursal başkanlardan meydana gelmektedir (DFB-Satzung § 33).

İki katmanlı mimari, Alman Spor Hukuku modelinde yürütme faaliyetinin tek bir “yönetim kurulu” çatısı altına hapsedilmediğini; aksine geniş tabanlı ve temsiliyet eksenli bir Yönetim Kurulu (Vorstand) ile daha dar kapsamlı, spesifik görev tanımlarına sahip bir Başkanlık Kurulu (Präsidium) arasında kurumsal bir iş bölümüne tabi tutulduğunu açıkça ortaya koymaktadır. TFF modeliyle kıyaslandığında bu yapının en büyük önemi, yürütme organının meydana geliş biçiminin, paydaş çeşitliliğinin ve kurumsal temsil dengesinin doğrudan ana tüzük metniyle somut, şeffaf ve bağlayıcı kurallara bağlanmış olmasıdır.

3. DFB Federal Mahkemesi (DFB-Bundesgericht) ve Spor Mahkemesi (Sportgericht)

Alman Futbol Federasyonu'nun (DFB) yargısal mimarisi, Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) yapılanması açısından öğretici mukayeseli hukuk zeminlerinden birini teşkil etmektedir. DFB Tüzüğü uyarınca federasyonun hukuk kurulları; Federal Mahkeme (Bundesgericht) ve Spor Mahkemesinden (Sportgericht) oluşmaktadır (DFB-Satzung § 38).

Bunların TFF sistemindeki Tahkim Kurulu ile ilk derece hukuk kurullarının Alman hukukundaki yapısal karşılıkları olduğu ifade edilebilir. Tüzük, bu organlarda görev yapan üyelerin eşzamanlı olarak başkaca organ ve komitelerde yer almasını katı bir biçimde sınırlandırmıştır. Bilhassa Federal Mahkeme ve Spor Mahkemesi başkanları ile başkan yardımcılarının ve Federal Mahkeme nezdindeki asil/yedek üyelerin hâkimlik sıfatını haiz olmaları zorunlu tutulmuştur (DFB-Satzung § 38/2). Bu sayede yargı organlarının ihtisaslaşması ve kurumsal bağımsızlığı salt soyut bir ilke düzeyinde bırakılmamış, liyakat ve üyelik ön şartı olarak belirlenmiştir.

TFF'deki ilk derece hukuk ve disiplin kurullarına tekabül eden Spor Mahkemesi; bir başkan, bir başkan yardımcısı ve 35 üyeden oluşmaktadır (DFB-Satzung § 39). Başkan ve başkan yardımcısı, Federal Genel Kurul tarafından seçilmektedir. Üyelerin dağılımı ise geniş bir tabana yayılmıştır. Altı üye bölgesel ve eyalet federasyonlarıyla istişare edilerek, altı üye Alman Kulüpler Birliği (DFL) önerisiyle, beş üye etik alanı gözetilerek; geriye kalan üyeler ise 3. Lig (3. Liga), kadın ve kız futbolu, hakemlik, gençlik ve antrenörlük gibi spesifik çalışma alanları referans alınarak farklı kanallardan seçilmekte veya Başkanlık Kurulu (Präsidium) tarafından atanmaktadır (DFB-Satzung § 39). Bilhassa etik alanını temsilen seçilen beş üyenin; DFB, bağlı iştirakleri, üye federasyonları ve bunların mensuplarıyla hiçbir ekonomik veya kişisel illiyet, bağımlılık ilişkisi içinde olmamasının şart koşulması, yapısal tarafsızlığın tesisi bakımından son derece dikkat çekici bir güvencedir (DFB-Satzung § 39/2). İlgili maddede Spor Mahkemesinin kural olarak ilk derece yargı merci olduğu da açık biçimde hüküm altına alınmıştır (DFB-Satzung § 42/1).

TFF Tahkim Kurulu ile yapısal ve işlevsel bakımdan en yakın karşılaştırma imkânı sunan organ ise Federal Mahkemedir. Bu yüksek mahkeme; bir başkan, bir başkan yardımcısı ve 35 üyeden oluşmaktadır; üst yöneticileri Federal Genel Kurul tarafından seçilmekte ve üyelerin belirlenmesinde Spor Mahkemesine ilişkin DFB-Satzung § 39/2 hükmü kıyasen tatbik edilmektedir. Federal Mahkeme; kural olarak bir başkan, bir DFB üyesi ve bir lig üyesinden müteşekkil bir heyetle karar tesis etmektedir. Önem arz eden uyuşmazlıklarda ise iki DFB ve iki lig üyesinin katılımıyla heyet genişletilebilmektedir. Federal Mahkeme, esasen bir kanun yolu/temyiz merci (Rechtsmittelinstanz) sıfatıyla Spor Mahkemesi kararlarını hukuki denetime tabi tutmakta; ancak istisnai ve belirli hâllerde ilk ve son derece merci olarak da yargılama yapabilmektedir (DFB-Satzung § 43).

DFB kurullarının bağımsızlık, tarafsızlık ve usuli güvenceleri Tüzük’te düzenlenmiştir. DFB Hukuk ve Yargılama Usulü Talimatına (DFB-Rechts- und Verfahrensordnung) göre; Spor Mahkemesi, Federal Mahkeme ve etik komisyonu üyeleri görevlerinde tam bağımsız olup, yalnızca spor hukuku normlarına ve vicdani kanaatlerine tabidirler. Üstelik bu üyeler, yargısal faaliyetleri kapsamındaki karar veya ihmalleri nedeniyle doğan zararlardan sorumlu tutulamazlar (DFB-Satzung § 3). Bir hukuk kurulu üyesinin, bizzat kendisinin veya üyesi olduğu kulübün doğrudan taraf sıfatını haiz olduğu bir uyuşmazlıkta görev alamayacağı, tarafsızlığından şüphe duyulmasını gerektiren hâllerde reddi veya çekinmesi usulünün işletileceği hükme bağlanmıştır. Ret talebi hakkındaki karar, ilgili hukuk kurulunun bizzat kendisi tarafından verilir (DFB-Satzung§ 19). Son olarak, Spor Mahkemesi kararlarına karşı Federal Mahkeme nezdinde temyiz/istinaf yoluna başvurulabileceği açıkça gösterilmiştir (DFB-Satzung § 24). Böylelikle Alman spor yargısı modelinde, AYM’nin TFF bünyesinde sorunlu bulduğu reddi hâkim mekanizmasının yokluğu, sorumluluk rejimindeki belirsizlik ve tek dereceli yargısal yapı sorunları açık normlarla bertaraf edilmiştir.

Görüldüğü üzere Alman modelinde; Federal Genel Kurul, Yönetim ve Başkanlık Kurulları (Vorstand ve Präsidium) ile yargı mercileri (Bundesgericht/Sportgericht) arasında belirgin ve kuvvetler ayrılığı prensibine dayanan kurumsal bir mimari inşa edilmiştir.

C. İngiltere

1. FA Konseyi (The FA Council)

İngiltere Futbol Federasyonu (The Football Association – The FA) sisteminde, TFF Genel Kuruluna işlevsel ve temsiliyet bakımından en yakın organ FA Konseyidir (The FA Council). FA Ana Statüsü (The FA Articles of Association) uyarınca Konsey; Premier Lig (Premier League) ve Futbol Ligi (Football League) temsilcilerinin yanı sıra, bölgesel/yerel federasyonlar (County Associations) ile diğer futbol federasyonları (Other Football Associations) temsilcilerini, bağlı kuruluşların (Affiliated Organisations) yöneticilerini, taraftar temsilcilerini, engelli futbolu, üniversite ve kolej futbolu, gençlik futbolu, futsal, kadın futbolu, futbol topluluğu ve hakem temsilcilerini de kapsayacak şekilde futbol ekosisteminin çok geniş bir paydaş kitlesinden meydana gelmektedir (The FA Articles of Association, Arts. 78.2, 78.2.3, 78.2.24). Bu kurumsal mimari, İngiliz modelinde en üst temsili organın yalnızca profesyonel kulüplerin veya dar bir yönetici zümresinin inisiyatifine bırakılmadığını; aksine futbolun tüm bileşenlerinin karar alma süreçlerinde görünür kılındığını kanıtlamaktadır.

Konseyin haiz olduğu yetkiler de bu geniş temsil fonksiyonunu barındırmaktadır. FA Statüsüne göre Konsey; kendi bünyesindeki üyeliklere ilişkin seçim ve atama süreçlerini yürütmek, değişiklikleri karara bağlamak, şirket ana sözleşmesindeki tadilleri onaylayarak pay sahiplerine tavsiye vermek ve futbolu ilgilendiren güncel ve stratejik meseleleri müzakere etmekle görevlendirilmiştir (The FA Articles of Association, Arts. 81.1.1-81.1.6). Her ne kadar İngiliz sisteminde Konsey, TFF Genel Kurulu gibi tüm idari, mali ve yönetsel yetkileri bünyesinde toplayan tekil ve merkezî bir organ olmasa da sağladığı temsil adaleti ve kurumsal meşruiyet işlevi bağlamında TFF Genel Kurulunun en yakın kurumsal muadilidir. Çalışmanın somut öneri boyutu çerçevesinde bu model; TFF Genel Kurulunun salt profesyonel kulüp eksenli bir yapıdan sıyrılarak; futbolcuları, hakemleri, taraftarları, kadın futbolunu, amatör futbolu ve oyunun diğer tüm paydaşlarını daha adil ve dengeli bir biçimde temsil eden çoğulcu bir yapıya kavuşturulabileceğini göstermesi bakımından son derece önemli bir referanstır.

2. FA Yönetim Kurulu (The FA Chair/Board)

TFF Yönetim Kurulunun İngiltere Futbol Federasyonu sistemindeki en yakın kurumsal karşılığı FA Yönetim Kuruludur (The FA Chair). FA Ana Statüsü (The FA Articles of Association) uyarınca Yönetim Kurulu (Board); bir Başkan (Chair), en fazla iki Ulusal Oyun Temsilcisi (National Game Representative), en fazla iki Profesyonel Oyun Temsilcisi (Professional Game Representative), İcra Kurulu Başkanı (Chief Executive Officer), en fazla üç Bağımsız İcracı Olmayan Yönetici (Independent Non-Executive Director) ve Denetim Komitesi Başkanından (Audit Committee Chair) oluşmaktadır (The FA Articles of Association, Arts. 49.1.1, 49.1.6).

Kurulun oluşum usulü de çeşitli denge mekanizmalarına bağlanmıştır. Başkan (Chair), Aday Gösterme Komitesi (Nominations Committee) tarafından önerilerek Yönetim Kurulu tarafından atanmaktadır. Ulusal Oyun temsilcileri seçim yöntemiyle, Profesyonel Oyun temsilcileri ise atama yoluyla göreve gelmektedir (The FA Articles of Association, Arts. 50/1, 54, 55). Bu itibarla İngiliz modelinde yürütme organı, tek bir çıkar grubunun tahakkümüne bırakılmamış; profesyonel futbolun, amatör/ulusal futbolun ve bağımsız üyelerin bir arada yer aldığı karma bir oluşum olarak tasarlanmıştır. Bu yapısal tercih, AYM’nin kararlarında da altı çizilen, yürütme organının yapısının ve temsil dengesinin yargı bağımsızlığı sorunları bağlamında belirleyici olduğuna dair tespitiyle doğrudan örtüşmektedir.

Yönetim Kurulunun yetki donanımı, TFF Yönetim Kurulu ile yapılacak bir mukayeseyi daha da anlamlı kılmaktadır. FA Ana Statüsüne göre Yönetim Kurulu; federasyonun genel politika, usul ve stratejilerini belirlemekle görevlidir. Bunun yanı sıra bilhassa, Futbol Düzenleme Otoritesi (Football Regulatory Authority) ile Yargı Panelinin[20] (Judicial Panel) işleyişine ve lüzumu hâlinde Yargı Paneli atamalarına taalluk eden tüm süreçleri sevk ve idare etmektedir (The FA Articles of Association, Arts. 58.1.5, 58.1.6). Dolayısıyla İngiliz futbol hukuku modelinde yürütme organı, yargısal mimarinin bütünüyle dışında konumlandırılmamıştır. Aksine şeffaf kuralları ve kurumsal bağımsızlık güvenceleri ile dengelenerek sınırlandırılmıştır. Çalışmanın çözüm ve öneri boyutu ekseninde bu sistem; TFF Yönetim Kurulunun kurumsal yapısının ve yetki sınırlarının salt alt normlara bırakılmaması, aksine statü düzeyinde açık temsil kriterleri ve kuvvetler ayrılığına dayalı kurumsal dengeler gözetilerek yeniden kurgulanması gerektiğini ispatlayan son derece değerli bir emsal teşkil etmektedir.

3. Temyiz Kurulu (Appeal Board)

TFF Tahkim Kurulunun İngiliz Futbol Hukuku sistemindeki en yakın kurumsal karşılığı Temyiz Kuruludur (Appeal Board). Bu husus Statüde Yargı Paneli (Judical Panel) kavramı altında ifade edilmiştir. Yargı Paneli, Yönetim Kuruluna bağlı bir komitedir. Bu Kurul Federasyonun yargı heyeti anlamına gelir ve Yönetim Kurulu tarafından zaman zaman oluşturulan ve disiplin uyuşmazlıkları ile diğer uyuşmazlıkları ve temyiz başvurularını incelemek üzere yargı komisyonları ile temyiz kurullarının atandığı komitedir.

FA Disiplin ve Yargılama Kuralları (The FA Rules of the Association) uyarınca, Temyiz Kuruluna başvuru kural olarak ancak ilgili talimatların açıkça cevaz verdiği hâllerde veya İcra Kurulu Başkanının (Chief Executive Officer) özel onayı ile mümkündür. Bununla birlikte, uyuşmazlığın daha evvel Premier Lig (Premier League), İngiliz Futbol Ligi (EFL) veya bağlı bir federasyon (Affiliated Association) nezdinde temyiz incelemesinden geçmiş olması durumunda, bir Temyiz Kurulu incelemesi yapılamayacağı hüküm altına alınmıştır (The FA Rules of the Association, Rule H - H2). Bu yapısal tasarımıyla İngiliz modelinde Temyiz Kurulu, federasyon içi nihai üst inceleme ve itiraz merci olarak faaliyet göstermekte olup, işlevi itibarıyla TFF Tahkim Kurulunun en yakın muadili konumundadır.

Temyiz Kurulunun yapısal teşekkülü ve oluşturulma usulü, bilhassa AYM kararlarında tespit edilen ihlallere yönelik çözüm önerileri geliştirilmesi bağlamında son derece dikkat çekicidir. FA Yargı Paneli Görev Tanımları (The FA Judicial Panel Terms of Reference) uyarınca Tahkim Kurulu, statik bir heyet niteliğinde değildir. Her somut uyuşmazlık için Yargı Paneli Başkanı tarafından özel olarak görevlendirilmektedir (JPTR, Art. 7.1). Kurul heyeti, Yargı Paneli Başkanı tarafından Futbol Düzenleme Otoritesi (FRA) ile müştereken belirlenen bir seçim politikasına göre şekillendirilmektedir. Bununla birlikte mevzuat, oluşturulacak her Tahkim Kurulu heyetinde görev alacak iki üyenin Konsey Paneli üyeleri sıfatını taşımamasını ve Başkan haricindeki üyelerden en az birinin mutlak surette bağımsız olmasını emredici bir şart olarak koşmaktadır (JPTR, Art. 7.2).

Ek olarak, Temyiz Kurulu Başkanı, münhasıran bu iş için oluşturulmuş Temyiz Kurulu Başkanları Paneli (Appeal Board Chairs Panel) içerisinden atanmaktadır. Bu panele seçilecek üyeler bakımından; yakın geçmişte Yönetim Kurulu veya Konsey üyeliği yapmamış olmak ve üst düzey hukuki kıdeme sahip bulunmak katı birer ön şart olarak aranmaktadır (JPTR, Arts. 5.1, 5.3, 7.3). Dolayısıyla İngiliz modelinde Tahkim Kurulu, yürütme erkinin takdir yetkisiyle serbestçe ve tek merkezden atadığı bir kurul olmaktan uzaktır. Liyakat ve bağımsızlık kriterleri önceden tayin edilmiş bir “panel sistemi” havuzundan oluşturulmuştur. Bu sistematiğin, TFF Tahkim Kurulunun teşekkülü bakımından tekil ve merkezî atama usulü yerine; çok katmanlı, şeffaf ve bağımsızlık filtresi içerdiği açıktır.

Kurulun tarafsızlık güvenceleri de mevzuatta teminat altına alınmıştır. İlgili düzenlemeye (Judicial Panel Terms of Reference) göre; bir Tahkim Kurulu üyesi, uyuşmazlıkta tarafsız davranamayacağına dair kendisinde bir şüphe uyanması hâlinde yahut dosyada maddi bir çıkar çatışmasının bulunduğunu tespit etmesi durumunda, bu hususu derhâl bildirmekle yükümlüdür (JPTR, Arts. 5.1, 5.3, 7.5). Üstelik FA Statüsünde, “bağımsızlık” kavramı hukuki bir terim olarak ayrıca tanımlanmış; Federasyon ile veya diğer futbol paydaşlarıyla kurumsal, ekonomik yahut organik bağların bulunması, bağımsızlık vasfı önünde mutlak bir engel olarak kabul edilmiştir (The FA Articles of Association, Arts. 2.1). Anılan bu düzenlemeler, AYM'nin TFF kurulları bağlamında hukuki birer eksiklik olarak saptadığı ret mekanizmasının yokluğu ve tarafsızlık güvencelerinin zafiyeti sorunları karşısında son derece güçlü bir mukayeseli emsal teşkil etmektedir.

V. Çözüm Önerilerimiz

A. TFF Genel Kurul ve Yönetim Kurulu Yapısının Değiştirilmesi

AYM ve AİHM kararlarında futbolun paydaşları arasında temsil adaletini sağlamadığı gerekçesiyle eleştiri konusu olan TFF Genel Kurulu yapısı mevcut TFF Statüsüne göre şu kişilerden oluşmaktadır (TFF Statüsü m. 22).

a) Türkiye Profesyonel futbol en üst ligindeki kulüplerin başkanları ile altı delege,
b) Türkiye Profesyonel birinci ligde yer alan kulüplerin başkanları ile bir delege,
c) Türkiye Profesyonel ikinci ligde yer alan kulüplerin başkanları,
d) Türkiye Profesyonel üçüncü ligde yer alan kulüplerin başkanları,
e) Türkiye Amatör Spor Kulüpleri Konfederasyonu başkanı ile Yönetim Kurulu tarafından ayrıca belirlenecek dokuz delege,
f) Profesyonel Futbolcular Derneği başkanı ile en fazla (A) Milli olmuş ve faal futbolculuğu bırakmış beş delege,
g) Türkiye Futbol Antrenörleri Derneği başkanı ile en uzun süre (A) Milli Takım teknik direktörlüğü yapmış beş delege,
h) Türkiye Faal Futbol Hakemleri ve Gözlemcileri Derneği başkanı ile ön eleme müsabakaları hariç UEFA Şampiyonlar Ligi ya da bu lig öncesinde bu statüye denk organizasyonlarda en fazla müsabaka yönetmiş beş delege, (Başkan ve diğer beş delegenin de faal olmaması şarttır.)
i) Bünyesinde futbol dalı bulunan engelli spor federasyonlarının başkanları,
j) FIFA veya UEFA İcra Kurulu’nda görev yapmış kişiler,
k) FIFA veya UEFA komitelerinde fiilen en az on yıl görev alan kişiler,
l) Türkiye Futbol Federasyonu başkanlığı yapmış kişiler.

Bu Genel Kurul yapısı, AYM ve AİHM kararlarında da belirtildiği üzere futbolun paydaşları arasında adil ve dengeli bir temsili sağlamaktan oldukça uzaktır. Mevcut Statüde profesyonel futbol kulüplerinin ezici çoğunluğu göze çarpmaktadır; Genel Kurul, adeta bir patronlar kulübünü çağrıştırmaktadır. Profesyonel futbol kulüplerinin ve yöneticilerinin Genel Kurulda temsil oranı % 85 civarındadır. Buna karşılık amatör futbol, futbolcular, hakemler ve antrenörler son derece sınırlı bir temsile sahiptir. Genel Kurul yapısındaki bu adaletsizliği birkaç çarpıcı örnekle somutlaştırmak gerekirse; Türkiye’de yaklaşık 6.700 amatör kulüp olduğu ifade edilmektedir[21]. Bu 6.700 kulüp Genel Kurulda 10 delege ile temsil edilirken, Süper Lig’den yalnızca iki kulüp 14 delegeyle bu sayıyı geçmektedir. Futbolun en önemli paydaşların biri olan futbolcular Genel Kurulda yalnızca 6 kişiyle temsil edilmektedir; bunun toplam delege sayısına oranı yaklaşık %2’dir. Keza hakemlerin ve gözlemcilerin temsil oranları da aynıdır. Bu durum yalnızca Genel Kurulda temsil adaletsizliği sonucunu doğurmamakta, aynı zamanda Genel Kurulun etkilediği diğer organlar üzerinde de dengesiz bir sonuç yaratmaktadır. Nitekim AİHM de TFF Genel Kurulu ile Yönetim Kurulu yapısındaki temsil dengesizliğinin Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı bakımından oldukça önem arz ettiğini açıkça ifade etmektedir. AYM de kararında Tahkim Kurulunun çözmekle yetkili olduğu uyuşmazlıkların taraflarının kulüpler, futbolcular, teknik direktörler, hakemler olacağını; ayrıca Yönetim Kurulu tarafından alınan kararlara karşı TFF ile hakemler, teknik direktörler, antrenörler hakkındaki uyuşmazlıkları münhasıran ve yargı yolu kapalı olmak üzere Tahkim Kurulunun karara bağlayacağını, ancak uyuşmazlıkların tarafı konumunda olan Yönetim Kurulu dışında diğer taraflarının Tahkim Kurulu üyelerinin belirlenmesi sürecinde bir etkisi olmadığına vurgu yaparak Genel Kurul ve Yönetim Kurulu oluşumu için Kanunda en azından ilkesel düzeyde bir çerçeve düzenleme yapılması gerektiğine işaret etmektedir.

Çözüm olarak, birincisi; AYM kararında da belirtildiği üzere, TFF Genel Kurulu yapısına ilişkin olarak futbolun bütün paydaşlarına adil, dengeli ve hakkaniyetli bir temsil adaleti sağlayan çerçeve bir norm “kanun” düzeyinde ihdas edilmeli ve fakat Genel Kurulun delege sayılarına ve paydaş dağılımına ilişkin ayrıntılar Genel Kurul tarafından çıkarılan Statüde düzenlenmelidir. Böylece hem AYM’nin işaret ettiği eksikliğin giderilmesi hem de kanunla düzenlenen çerçeve norma aykırı bir statü hükmünün - Kanun > Statü - normlar hiyerarşisi bağlamında yargısal denetimi[22] mümkün olabilecektir.

İkinci olarak; TFF Statüsünde Genel Kurul yeniden düzenlenirken yukarıda andığımız çerçeve kanun normuna uygun şekilde, profesyonel futbol kulüplerinin temsil gücü azaltılmalı; paydaş temsil adaletini sağlayan daha katılımcı ve hatta kapsayıcı bir yaklaşım esas alınmak suretiyle futbolcular, teknik direktörler, hakemler ve dahası amatör futbol, kadın futbolu, engelli futbolu ve taraftarlar gibi paydaşlar için gerçek ve etkili temsil alanları açılmalıdır. Nitekim önerdiğimiz Genel Kurul modeline benzer bir yapıya sahip olan İngiltere’de (The FA Council) taraftar temsilcileri, kadın futbolu, futsal, gençlik futbolu, engelli futbolu ve hakemler gibi paydaşlar Genel Kurulda etkin bir temsil oranına sahiptir (The FA Articles of Association, Arts. 78.2). Almanya örneğinde ise eyaletler, bölgesel yapılar ve ligler arasında kurumsal temsil dengesi öne çıkmaktadır (DFB-Satzung § 21). Ayrıca Almanya özelinde Genel Kurul üyesi futbol birliklerinin kendi tüzüklerinde Genel Kurul oluşumu ve delege temsili bakımından kadın ve genç kotaları gibi çoğulcu ve kapsayıcı bir yaklaşımı yansıtan düzenlemeler de göze çarpmaktadır[23].

Bu örnekler birlikte değerlendirildiğinde, TFF Genel Kurulunun futbolun farklı paydaşlarını karar alma süreçlerine dahil eden bir yapıya kavuşturulmasının mümkün olduğu gözükmektedir. Böyle bir Genel Kurulu yapısı profesyonel futbol kulüplerini dışlamak anlamına gelmeyip, onları tek başına belirleyici baskın çoğunluk olmaktan çıkararak hem yönetim süreçlerine katılım hem de sorumluluğu paylaşma bağlamında adil, dengeli ve hakkaniyetli bir futbol sistemi inşasına hizmet eder. Bu nedenle önerimiz; TFF Statüsünde Genel Kurul için futbolcular, teknik direktörler, hakemler, amatör futbol, engelli futbolu için temsil oranlarının artırılması, gençlik, kadın futbolu ve taraftarlar gibi futbolun diğer paydaşları için de yeni temsil kategorileri oluşturulmasıdır. Nitekim bu yaklaşımımıza paralel olarak FIFA da üye federasyon statülerinde yasama organlarının temsili demokrasi ilkelerine uygun kurulmasını ve kadınların futbolda bütün düzeylerde temsil edilmesi şartını aramakta (FIFA Statüsü 14/1-k, m. 15/j) ve ayrıca FIFA Genel Kurulu üyesi federasyonların üç delegesinin en az bir tanesinin kadın olmasını tavsiye etmektedir (FIFA Statüsü, m. 26/1). Bu bakımdan önerdiğimiz model, hem AYM ve AİHM içtihatlarına hem de futbol örgütlenmesinin en tepe kuruluşu FIFA’nın kurumsal yaklaşımına uygun düşmektedir.

Yönetim Kurulu oluşumu bakımından da aynı yöntem benimsenebilir. AYM kararında da belirtildiği üzere tıpkı Genel Kurul gibi Yönetim Kurulunun oluşumu için de futbolun paydaşları arasında temsil adaletini gözeten ilkesel düzeyde ve kanun gücünde bir norm ihdas edilmeli, buna karşılık Yönetim Kurulunun kaç kişiden oluşacağı, hangi kategorilerden üyelerin Yönetim Kurulunda ne ölçüde yer alacağı ve seçim listelerinin nasıl hazırlanacağı TFF Statüsünde düzenlenmelidir. Yönetim Kurulu yalnızca profesyonel kulüp çevrelerinden oluşan bir organ olarak teşekkül etmemeli, futbolun diğer paydaşlarını da içeren, temsil adaletini sağlamaya hizmet eden zorunlu temsil kategorileri belirlenmelidir. Örneğin, yönetim listelerinde belirli sayıda kadın üye bulunması; amatör futbolu temsil eden en az bir üye, kadın futbolunu temsil eden en az bir üye ve futbolcular, hakemler veya teknik direktörler gibi futbolun saha içi paydaşlarından en az bir temsilcinin yer alması şart koşulabilir.

Bu arada ticari, yayın hakları ve sponsorluk gibi ekonomik faaliyetlerinin tamamının doğrudan TFF Yönetim Kurulu ile aynı kurumsal merkezde toplanması da yeniden düşünülmelidir. Profesyonel liglerin ticari ve operasyonel yönetiminin daha uzmanlaşmış bir yapıya bırakılması, buna karşılık TFF Yönetim Kurulunun daha çok düzenleyici, temsili ve üst idari görevler üzerinde yoğunlaşması çok daha isabetli olacaktır. İngiltere, Almanya, İspanya, İtalya gibi futbolun başat ülkelerinde futbolun ticari ve yayın haklarının yönetimi, ilgili ulusal federasyondan bağımsız ve ondan ayrı tüzel kişiliğe sahip şirketlere bırakılmıştır. Bu örnekler futbolun bütün ticari ve kurumsal yükünün aynı yürütme organında toplanmasının zorunlu olmadığını göstermektedir. Ayrıca böyle bir ayrışma, Tahkim Kurulu üzerindeki dolaylı yürütme etkisini de azaltıcı bir işlev görebilir.

B. TFF Tahkim Kurulunun Genel Kurul Tarafından Seçilmesi veya TFF Tüzel Kişiliğinden Ayrı Bağımsız Bir Spor Tahkim Örgütü Kurulması

Gerek AYM gerekse AİHM, Tahkim Kurulu üyelerinin Genel Kurul ve hatta Yönetim Kurulu tarafından atanıyor olmasını Tahkim Kurulunun bağımsızlığı ve tarafsızlığı bağlamında tek başına bir sorun olarak görmemektedir. Sorun, bu seçimin temsil dengesi ve adaleti ile yapısal güvence bulunmayan bir sistem içinde yapılmasıdır. Başka bir deyişle, Genel Kurul ve Yönetim Kurulu futbolun paydaşları arasında temsil adaletine uygun şekilde oluşturulduğu takdirde bu husus özelinde AYM ve AİHM içtihatlarına bir aykırılık teşkil etmemektedir. Bu durumda Tahkim Kurulu üyelerinin belirlenmesi bakımından genel olarak üç farklı model düşünülebilir:

  • Birincisi, Tahkim Kurulu paydaş temsil adaleti sağlanmış bir Yönetim Kurulu tarafından belirlenebilir.

  • İkincisi Tahkim Kurulu paydaş temsil adaleti sağlanmış bir Genel Kurul tarafından belirlenebilir.

  • Üçüncüsü TFF’den bağımsız, ayrı bir tüzel kişiliğe sahip bir “Spor Tahkim Örgütü” kurulabilir.

Tahkim Kurulu üyelerini belirleme yetkisinin Yönetim Kurulu veya Genel Kurula ait olduğu bir modelde; her ne kadar AYM ve AİHM bu üyelerin Yönetim Kurulu tarafından seçilmesini bir sorun olarak görmüyor ise de hem daha geniş tabanlı ve katılımcı demokrasiye uygun olması hem de Tahkim Kurulunun TFF Yönetim Kurulu kararlarına karşı yapılacak nihai yargılama merci olması itibariyle bu kararların yargısal denetimine daha sağlıklı ve adaletli bir zemin teşkil etmesi sebebiyle bu üyelerin Yönetim Kurulu yerine Genel Kurul tarafından seçilmesi çok daha yerinde olacaktır. Zira Genel Kurul kararlarının yargısal denetimi asliye hukuk mahkemeleri tarafından yapılmaktadır (5894 sayılı Kanun m. 16) ve bu itibarla yargısal denetim bakımından bunların yürütme organı tarafından seçilen bir kurulun bağımsızlığı ve tarafsızlığına halel gelme tehlikesini bertaraf etmektedir. Böylece TFF’den bağımsız bir spor tahkim örgütü kurulmadığı bir modelde Tahkim Kurulu üyelerinin Genel Kurul tarafından seçilmesi çok daha isabetli olacaktır. Esasında Tahkim Kurulu üyelerinin Genel Kurul tarafından seçilmesi usulü, 28.7.2021 tarihli TFF Olağan Genel Kuruluyla yapılan TFF Statüsü değişikliklerinde yer almaktaydı[24]. Lakin 7405 sayılı Kanunun yürürlüğe girmesiyle hiçbir zaman uygulanmayan bu usulün de Genel Kurulda temsil adaleti sağlanmadığı sürece sorunu çözüme kavuşturmadığı ve bu yönüyle AİHM kararlarındaki gereksinimleri karşılamadığı öğretide haklı olarak ifade edilmekteydi[25].

Tahkim Kurulu üyelerinin Genel Kurul tarafından seçilmesinin benimsenmesi halinde öncelikle bir tahkim aday havuzu oluşturulması düşünülebilir. Sözünü ettiğimiz aday havuzu; Türkiye Barolar Birliği veya münferit olarak barolar, üniversitelerin hukuk fakülteleri ve Hâkimler ve Savcılar Kurulu tarafından önerilecek kişilerden oluşabilir. Böylece avukatlar, akademisyenler ve hâkim/savcı kökenli kişiler arasından bir aday havuzu kurulmuş olur. Son aşamada ise paydaş hakkaniyeti sağlanmış modelde Genel Kurul, bu kişiler arasından seçim yapar. Kanunda öngörülen belirli bir dönem için seçilmiş yeterli sayıda kişi tahkim kurulu üyesi olur. Münferit uyuşmazlıklarda karar verecek heyetler ise bu havuz içinden oluşturulur. Burada kesin ve tek bir teknik model önermek zorunlu değildir. Heyetler ya önceden belirlenmiş nesnel ölçütlere göre otomatik sistem tarafından atanabilir[26] ya da bu havuz içinden heyetleri belirlemekle görevli ayrı bir Başkanlık Kurulu oluşturulabilir. Önemli olan, bu belirleme usulünün önceden belli, denetlenebilir ve tarafsızlık güvenceleriyle uyumlu olmasıdır. FIFA, UEFA, Almanya ve İngiltere örnekleri, tek ve sabit dar bir kurul yerine daha geniş bir panel veya havuz mantığıyla çalışan yargısal yapıların mümkün olduğunu göstermektedir. Bu havuza alınacak kişiler bakımından TFF Statüsünde asgari nitelik şartları açıkça gösterilmelidir. En az on yıllık meslekî kıdem, spor hukuku veya ilgili alanlarda çalışma tecrübesi, kulüpler ve federasyon organlarıyla yakın dönemli organik bağ bulunmaması, çıkar çatışması yasağı ve bağımsızlık beyanı bu şartlar arasında yer almalıdır. Başkan veya başkan yardımcıları bakımından daha güçlü ve fakat objektif hukukî liyakat şartları getirilebilir. Barolar, üniversitelerin hukuk fakülteleri ve Hâkimler ve Savcılar Kurulunun bu sürece kurumsal katkısı, Tahkim Kurulunun yalnızca futbol içi güç odaklarının değil, bağımsız hukuk çevrelerinin de katkısıyla oluşmasını sağlayacaktır.

Tahkim Kurulunun mevcut yapıda olduğu gibi sporun yönetimi ve disiplini dışında, özel hukuk uyuşmazlıklarına bakan TFF Uyuşmazlık Çözüm Kurulu kararlarına karşı itiraz merci olarak bakması halinde ise uyuşmazlığın tarafları bu hakem havuzundan hakem seçebilirler. Başka bir deyişle, hakem havuzundan atama veya otomatik sistem ile yargılamayı yapacak üye belirleme usulü, yalnızca yargı yolu kapalı olan sporun yönetimi ve disiplinine ilişkin kararlara münhasır olarak uygulanmalı; özel hukuk uyuşmazlıklarında taraflara hakemlerini seçme imkanı tanınmalıdır.

FIFA, üye ulusal federasyon statülerinde hukuk kurullarının bağımsızlığını ve kuvvetler ayrılığını aramaktadır (FIFA Statüsü, m. 15/d). Ayrıca FIFA’nın yayınladığı bir sirkülerde[27], federasyon bünyesinde kurulacak tahkim mercileri bakımından heyetin oluşumunda tarafların eşit etkiye sahip olması, bağımsız ve tarafsız bir tahkim heyetine erişim sağlanması, adil yargılanma ilkesinin gözetilmesi ve taraflara eşit muamele edilmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşım da Tahkim Kurulunun yürütme organından ayrılmış ve daha dengeli bir sistem içinde belirlenmesini desteklemektedir. Bu arada belirtelim ki; kendi Statüsünde kuvvetler ayrılığına vurgu yapan FIFA mevzuatına göre; FIFA Disiplin Komitesi, Etik Komitesi ve Temyiz Komitesi üyeleri FIFA Genel Kurulu tarafından seçilmektedir (FIFA Statüsü, m. 44). Lakin son noktada FIFA Temyiz Komitesinin kararları bağımsız bir spor tahkim mahkemesi olan CAS tarafından denetlenmektedir (FIFA Statüsü m. 47 ve 50).

Son olarak esasında kuvvetler ayrılığına en uygun model ise TFF’den bağımsız, ayrı tüzel kişiliğe sahip bir spor tahkim örgütü kurulmasıdır. Türk öğretisinde de futbol ve diğer sporları kapsayan bağımsız bir spor tahkim örgütü kurulması yaygın olarak önerilmektedir. Üçışık, TFF Tahkim ve SHGM Tahkim Kurulları yerine tüm spor federasyonlarını kapsayan yeterli sayıda üyesi ve dairesi veya alt kurulları olan bir Tahkim Kurulu kurulmasını ve Kurul üyelerinin Cumhurbaşkanı tarafından atanmasını önermektedir[28]. Özdemir Kocasakal futbol ve diğer spor federasyon kurullarının kararlarına karşı başvurulabilecek ortak bir kurumsal Tahkim Merkezi kurulmasını, bu merkezde siyaset ve bürokrasinin etkisinden uzak sportif kişi ve kurumların belirli ölçüde etkili olduğu bir seçim sistemi ile belirlenen kişilerin görev almasını, özel hukuk uyuşmazlıklarında görev alacak hakemlerin taraflarca seçilmesini, yönetim ve disipline ilişkin uyuşmazlıklarında ise bilgisayar kurası ile hakemlerin seçilmesi gerektiğini ifade etmektedir[29]. Gündoğdu ise bağımsız bir spor tahkim örgütü dışındaki herhangi bir sistemin, mahkemelerin bağımsızlığı ve tarafsızlığına ilişkin endişeleri gidermeyeceğine vurgu yapmaktadır[30]. Asker ise; Sigorta Tahkim Komisyonuna benzer bir Spor Tahkim Komisyonu kurulmasını, kamu tüzel kişiliğini haiz olması gereken bu Komisyonun üyelerinin spor federasyonu ve Spor Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından akademisyenler arasından seçilebileceğini, Komisyonun sporun disiplinine ve yönetimine ilişkin uyuşmazlıklar bakımından zorunlu tahkim, sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar için ise ihtiyari tahkim olarak görev yapmasını, spor hukukunda uzman kişilerin yer aldığı kalabalık bağımsız hakem listesinin oluşturulmasını ve bunların vereceği kararlara karşı başvurulacak özel ihtisas mahkemelerinin kurulmasını önermektedir[31]. Çetin de futbol ve diğer sporlar için iki ayrı tahkim kurulu yerine bütün sportif kuruluşlardan ve aktörlerden bağımsız, özerk bir spor tahkim merkezi kurulmasını, bunun vereceği kararlarla karşı iptal davası açma ve bireysel başvuruda bulunma haklarının sağlanması gerektiğine işaret etmektedir[32]. Yaşar ise spor teşkilatından, federasyonlardan bağımsız, ayrı tüzel kişiliği olan spor tahkim mahkemesi kurulması gerektiğini ya da İstanbul Tahkim Merkezinin (ISTAC) spor uyuşmazlıkları için görevli kılınabileceğini ve ISTAC bünyesinde Spor Tahkimi Dairesi kurulabileceğini ifade etmektedir[33].

Kanaatimizce Tahkim Kurulunun gerek paydaş temsil adaleti sağlanmış Genel Kurul tarafından seçilmesi gerekse de TFF’den bağımsız ve ayrı tüzel kişiliği haiz bir spor tahkim örgütü kurulması en azından mevcut yapıya nazaran tahkim örgütünün bağımsızlığının ve tarafsızlığının temini bakımından yeterlidir. İki modelden biri tercih edilebilir. Bağımsız bir spor tahkim örgütü kurulması hiç şüphesiz kuvvetler ayrılığına daha uygun düşecektir. İhtiyari tahkime uygun özel hukuk uyuşmazlıkları bakımından böyle bir mahkemenin kurulması oldukça isabetli olacaktır. Bu durumda mevcut Uyuşmazlık Çözüm Kurulunun lağvedilmesi gerekir. Buna karşılık zorunlu tahkime tabi sporun yönetimi ve disiplinine ilişkin uyuşmazlıklar bakımından Genel Kurulda paydaş temsil dengesi ve adaleti sağlandığı sürece bu türden uyuşmazlıklara bakacak Tahkim Kurulunun Genel Kurul tarafından seçilmesi yöntemi de benimsenebilir.

C. Diğer Bazı Hususlar

Tahkim Kurulu bakımından, bağımsızlık ve tarafsızlık güvencelerini tamamlayan başka alanlarda da yeni düzenlemelere ihtiyaç bulunmaktadır. İlk olarak, Kurul üyelerinin reddi ve çekinmesi ile bunların sorumluluğuna ilişkin yasal düzenlemeler yapılmalı ve bu hususlara ilişkin olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu referans alınmalıdır. Söz konusu düzenlemeler HMK’daki hakemin değil, hâkimin reddi/çekinmesi usulünü içermeli ve ayrıca hakimlerin sorumluluğuna eşdeğer güvenceler tesis etmelidir. Nitekim AİHM Yokuşlu kararında kurul üyelerinin sorumluluğu bakımından mevcut tahkim sisteminin Devlet tarafından öngörülen zorunlu bir tahkim olduğuna işaret ederek, bu üyelerin görevlerini yerine getirirken yaptıkları işlemler bakımından onlara tanınan bu korumanın, hâkimlere tanınan koruma ile karşılaştırılmasını yararlı gördüğünü ifade etmektedir. Bu açıdan gerek Kurul üyelerinin reddi/çekinmesi gerekse de üyelerin sorumluluğu bağlamında HMK’nın ihtiyari tahkim için öngördüğü hakemin reddi ve hakemin sorumluluğuna ilişkin kurallar yerine (HMK m. 417 vd.), hakimler için öngörülen kuralların (HMK m. 34 vd. ile HMK m. 46) benimsenmesi gerekmektedir[34].

Tahkim Kurulu üyelerinin ücret ve lojistik ihtiyaçları bakımından da daha özerk bir sisteme yönelmek gereklidir. AİHM, ücret ve giderlerin federasyon tarafından karşılanmasını tek başına ihlal sebebi saymamışsa da[35] görünürdeki bağımsızlığı güçlendirmek bakımından daha güvenli bir model kurulabilir. Bu çerçevede, Tahkim Kurulu üyelerine ödenecek ücretlerin Genel Kurulca onaylanan objektif kriterlerle belirlenmiş bir tarifeye bağlanması[36], mümkünse ayrı bir bütçe kalemi oluşturulması ve kurulun yürütme organından daha bağımsız hale getirilmesi düşünülebilir. Ayrıca mahkemeye erişim bakımından adli yardım, başvuru harçları, başvuru süresi ve başvuru usulü de yeniden ele alınmalıdır. TFF Tahkim Kurulu önündeki uyuşmazlıklar yalnızca iç hukuk kurallarına değil, FIFA ve UEFA kurallarına ve lex sportiva’ya da dayandığı için hukukî bakımdan karmaşık olabilir. Bu nedenle özellikle bazı gerçek kişiler bakımından adli yardım ihtiyacı doğabilir[37]. Aynı şekilde başvuru harçlarında kademeli ücretlendirme ve elektronik başvuru usullerinin kabulü de hak arama özgürlüğünü güçlendirecek adımlardır[38].

Son olarak, üyelerin Yönetim Kurulu huzurunda yemin etmesine ilişkin düzenleme de (5894 sayılı Kanun m. 6/2) değiştirilmelidir. Zira Kurul üyelerinin Yönetim Kurulu üyeleri huzurunda yemin etmeleri, onlarla aralarında bir astlık-üstlük ilişkisi bulunduğu zannına veya onlara minnet hissetmelerine yol açabilir. Bu itibarla Kurul üyelerinin yeminlerini Genel Kurul huzurunda icra etmeleri çok daha isabetli olacaktır[39].


Dipnotlar


  1. AYM, E. 2022/85 K. 2025/131 T. 17/06/2025 (RG S. 33212, T. 2.4.2026). ↩︎

  2. RG S. 19842, T. 14.6.1988. ↩︎

  3. RG S. 21273, T. 3.7.1992. ↩︎

  4. RG S. 26720, T. 4.12.2007. ↩︎

  5. RG S. 27230, T. 5.5.2009. ↩︎

  6. Bkz. aşa. III. ↩︎

  7. RG S. 31565, T. 11.8.2021. ↩︎

  8. RG S. 27230, T. 16.5.2022. ↩︎

  9. https://ajansspor.com/haber/tff-baskani-mehmet-buyukeksi-istedi-tahkim-kurulu-istifa-etti-606208; https://www.hurriyet.com.tr/sporarena/turk-futbolunda-ibrahim-haciosmanoglu-donemi-42491854; https://www.yenicaggazetesi.com/haciosmanoglu-gelir-gelmez-istifalarini-istedi-yarindan-tezi-yok-diye-rest-cekti-821113h.htm. Bu hususlar AİHM Yokuşlu v. Türkiye kararında da başvuran tarafından dile getirilmiş ve Mahkemece tespit konusu olmuştur: “TFF Kongresinin 16 Haziran 2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında, diğerlerinin yanı sıra (inter alia) TFF Başkanı ve Yönetim Kurulu üyeleri seçilmiştir. Seçilen TFF Başkanı, göreve başlama konuşmasında, Tahkim Kurulunun mevcut üyeleri de dâhil olmak üzere tüm TFF kurullarının temiz bir sayfa ile başlamak amacıyla istifa etmesi çağrısında bulunmuştur. Bu açıklama TFF’nin resmî internet sitesinde yayımlanmıştır. Üyelerin istifa etmesinin ardından, Yönetim Kurulu 8 Temmuz 2022 tarihinde Tahkim Kuruluna bir başkan, altı asıl ve altı yedek üye atamıştır. TFF Kongresinin 18 Temmuz 2024 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında Başkan ve Yönetim Kurulu üyeleri seçilmiştir. Yeni seçilen TFF Başkanı, bir basın açıklamasında, “at sahibine göre kişner” atasözünü kullanarak tüm kurul üyelerini istifaya davet etmiştir. TFF’nin resmî internet sitesi, 22 Temmuz 2024 tarihinde Tahkim Kurulunun yeni başkanı ile asıl ve yedek üyelerini içeren yeni oluşumunu duyurmuştur” (AİHM Yokuşlu v Türkiye (Başvuru No: 489/24, T. 1.6.2026, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-249149). ↩︎

  10. Ali Rıza ve diğerleri v. Türkiye, Başvuru No: 30226/10, https://hudoc.echr.coe.int/eng?i=001-204729. ↩︎

  11. Sedat Doğan v. Türkiye, Başvuru No: 48909/14, T. 18.5.2021, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-212060 ↩︎

  12. İbrahim Tokmak v. Türkiye, Başvuru No: 54540/16, T. 18.5.2021, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-212064 ↩︎

  13. Naki ve Amed Sportif Faaliyetler Kulübü Derneği, Başvuru No: 48924/16, T. 18.5.2021, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-212059 ↩︎

  14. Yokuşlu v. Türkiye, Başvuru No: 489/24, T. 6.1.2026, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-249149 ↩︎

  15. Selahattin Baki ve Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi v. Türkiye (Başvuru No: 33029/23, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-242819); Nevres Erol Bilecik ve Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi v. Türkiye (Başvuru No: 23990/23, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-233152); Koç ve Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi v. Türkiye (Başvuru No: 30124/24, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-245409); Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi v. Türkiye (Başvuru No: 9875/24, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-242633); Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi ve Fenerbahçe Spor Kulübü v. Türkiye (Başvuru No: 38961/23, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-242630). Söz konusu başvuru Fenerbahçe Spor Kulübünün 1959 öncesi şampiyonluklarının sayılmasına ilişkin talebinin Tahkim Kurulunun TFF Yönetim Kurulu kararı olmadıkça böyle bir başvuruyu inceleyemeyeceğinden bahisle reddine ilişkindir. Başvuran, TFF ile aralarındaki anlaşmazlığı karara bağlayabilecek bağımsız ve tarafsız bir mahkemeye erişimlerinin olmadığını ve bu bağlamda, TFF'nin taleplerine ilişkin bir karar vermeyi reddettiğini ve anlaşmazlığı incelemeyi reddeden Tahkim Kurulunun da bağımsız ve tarafsız olmadığını iddia etmektedir. ↩︎

  16. Selahattin Baki ve Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi v. Türkiye (Başvuru No: 33029/23, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-242819); Koç ve Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi v. Türkiye (Başvuru No: 30124/24, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-245409); Fenerbahçe Futbol Anonim Şirketi v. Türkiye (Başvuru No: 9875/24, https://hudoc.echr.coe.int/?i=001-242633). Bu son başvuruda başvuran Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu ile ilgili ilgili düzenlemelerde yapılan değişikliklerin pratikte uygulanmadığını ve Tahkim Kurulu üyelerinin Türkiye Futbol Federasyonu Başkanı veya Yönetim Kuruluna bağımlı olmaya devam ettiğini ileri sürmektedir. ↩︎

  17. Ne var ki Tahkim Kurulu Talimatı m. 3’te belirtilen bu kriterlerin zorunlu olmayıp bir tercih sebebi olduğu belirtilmektedir. Halihazırdaki Tahkim Kurulunda ne bir akademisyen vardır ne de kadın üye yer almaktadır. En az bir üyenin hakimlik ve savcılık tecrübesi bulunması, en az bir üyenin hukuk veya spor hukuku alanında yüksek lisans yapmış olması kriterlerine de uyulup uyulmadığı şüphelidir. Bu sebeple AİHM’nin bu husustaki olumlu değerlendirmesi eksik ve hatalı gözükmektedir. Kaldı ki 5894 sayılı Kanunla “talimat” çıkarma yetkisi TFF Yönetim Kuruluna verilmiş olup (m. 2/j), Yönetim Kurulunun bu talimatı bir gecede değiştirmesi olanak dahilindedir. Bu sebeple, Tahkim Kurulunun oluşumu ve üyelerinin niteliklerine ilişkin hususların kanunda veya kanundan daha uygun olarak daha geniş ve katılımcı bir karar alınmasını sağlayan Genel Kurul tarafından çıkartılan TFF Statüsünde düzenlenmesi çok daha isabetli olurdu. ↩︎

  18. Mutu ve Pechstein v. İsviçre, Başvuru No: 40575/10 ve 67474/10, 2 Ekim 2018, https://hudoc.echr.coe.int/fre?i=001-186828. Bu kararın eleştirisi için, Bkz: Özdemir Kocasakal, Hatice: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Pecshtein Kararı Çerçevesinde CAS’ın Tarafsızlığı ve Bağımsızlığı”, Sayı: 40/1, PPIL 2020 (CAS’ın Tarafsızlığı). ↩︎

  19. https://www.dfb.de/ueber-uns/der-dfb/bundestag. ↩︎

  20. TFF'de doğrudan karşılığı olmayan, Tahkim Kurulu ve ilk derece yargı mercileri için üye havuzu oluşturan yapı olarak ifade edilebilir. ↩︎

  21. https://www.tff.org/default.aspx?pageID=982&ftxtID=48406. ↩︎

  22. Genel Kurulun, Türk hukukuna ve TFF Statüsüne aykırılık teşkil eden tüm kararlarına karşı, karar tarihinden itibaren otuz gün içinde TFF merkezinin bulunduğu yer asliye hukuk mahkemesinde iptal davası açılabilmektedir (5894 sayılı Kanun m. 16). ↩︎

  23. Bayern Futbol Birliği Tüzüğü, m. § 17/3. ↩︎

  24. RG S. 31565, T. 11.8.2021. ↩︎

  25. Özdemir Kocasakal, Hatice: Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’ndaki Düzenlemeler Işığında Spor Tahkim Kurulları, içinde Hatice Özdemir Kocasakal (Edt.), Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nun Çeşitli Hukuk Disiplinleri Açısından Değerlendirilmesi, Legal Yayıncılık, İstanbul 2022, s. 119 – 120 (Spor Tahkim Kurulları), Pak, Gürkan: “Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Bağlamında Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı”, Terazi Hukuk Dergisi, Cilt:17, Sayı:187, Mart 2022, s.77 – 78 (Spor Tahkim Kurulları); Yaşar, Mert: Spor ve Hukuk, 13.8.2021, https://sporvehukuk.net/2021/08/13/tff-statusu-degisiklikleri-resmi-gazetede-yayimlandi. ↩︎

  26. Bağımsız bir spor tahkim mahkemesi kurulması halinde sporun yönetimi ve disiplinine ilişkin uyuşmazlıklar bakımından aynı yönde bkz. Özdemir Kocasakal, Spor Tahkim Kurulları, s. 120-121. ↩︎

  27. FIFA 1010 sayılı ve 20/12/2005 tarihli Sirküleri. ↩︎

  28. Üçışık, Hasan Fehim: Spor Yargısında Tek Tahkim Kurul Önerisi, içinde Editör: Tacar Çağlar, Türkiye Barolar Birliği Spor Hukuku Kurulu Av. Türker Aslan Armağanı, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, Sayı: 394, Ankara, 2021, s. 687. ↩︎

  29. Özdemir Kocasakal, Spor Tahkim Kurulları, s. 120 – 121. ↩︎

  30. Gündoğdu, Fatih: “TFF Tahkim Kurulu Yargılamasının Adil Yargılanma Hakkı Bakımından Değerlendirilmesi”, TBB Dergisi, Sayı: 40, Yıl: 2019, s. 168. ↩︎

  31. Asker, Serkan: 1982 Anayasasının 59. Maddesi Bağlamında Spor Tahkim Kurulu Kararlarının Denetimi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kasım 2017, s. 140 – 141. ↩︎

  32. Çetin, Emre: Spor Uyuşmazlıklarının Çözümünde Adil Yargılanma Hakkı: AİHS’inn Kurumsal Gereklilikleri Bağlamında CAS, TFFTK ve GSBTK Özelinde Bir Değerlendirme, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul 2024, s. 421. ↩︎

  33. Yaşar, Spor ve Hukuk, 13.8.2021, https://sporvehukuk.net/2021/08/13/tff-statusu-degisiklikleri-resmi-gazetede-yayimlandi. ↩︎

  34. Aynı yönde, Bkz: Çetin, s. 415 – 416. ↩︎

  35. Özdemir Kocasakal ise üyelerin, kendilerini seçen ve o dönem için katıldıkları toplantı başına aldıkları huzur hakkının ödeyen Yönetim Kuruluna karşı kendilerini borçlu hissedebileceklerini veya manevi bir baskı altında karar verebilmelerinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını ifade etmektedir (Özdemir Kocasakal, Hatice: “TFF Tahkim Kurulu: Quo Vadis (Nereye)?”, Prof. Dr. Haluk Burcuoğlu’na Armağan, Cilt: II, İstanbul 2020, s. 1470 (Quo Vadis); Çetin de haklı olarak özellikle, Yönetim Kurulu kararlarına veya Yönetim Kurulu tarafından çıkarılan talimat değişikliklerine karşı yapılan başvurularda bu durumun kendini göstereceğini, zira bu uyuşmazlıklarda Yönetim Kurulunun doğrudan taraf sıfatını haiz olduğunu, bu nedenle, kurul üyelerine, parasal değeri olan uyuşmazlıklar için taraflarca ödenen harcın belirli bir oranı veya bu yönde düzenlenecek ayrı bir tarifeye göre; parasal değeri olmayan uyuşmazlıklar için ise Genel Kurulun belirlediği sabit bir ücretin ödeneceği kararlaştırılması gerektiğini, bu yöntemle, Kurul üyelerinin Yönetim Kuruluna karşı minnet altında kalmalarının önüne geçilebileceğine işaret etmektedir (s. 417 – 418). Aynı yönde, Bkz: Koçak, Talat Emre: Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2007, s. 58. ↩︎

  36. Gemalmaz da anılan kurulların TFF’den ayrı bir bütçesi ve TFF’den ayrı bir tüzel kişiliği olmadığını, üstelik anılan kurulların üyelerinin -o dönem için- kendilerine TFF tarafından ödenen huzur hakkı aldıklarını, yol ve konaklama masraflarının TFF tarafından karşılandığını, böylesine bir lojistik karşısında anılan organların öncelikle kendilerini o görevlere atayan, sonrasında görevi yerine getirmeleri için ev sahipliği yapan ve huzur hakkı ödeyen TFF’ye karşı, özellikle TFF organlarının taraf olduğu uyuşmazlıklarda tarafsız ve bağımsız olacakları hususunda şüphe doğabileceğini, aynı binayı, aynı personeli paylaşmanın ve TFF tarafından doğrudan finanse edilmenin, özellikle herhangi bir somut güvencenin yokluğunda, bu kurulların TFF’den bağımsız ve tarafsız olamayabileceğine işaret etmektedir (Gemalmaz, H. Burak: “TFF Tahkim Kurulunun Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Meselesi: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye Kararı”, Lexpera Blog, 3.2.2020, https://blog.lexpera.com.tr/tff-tahkim-kurulunun-bagimsizligi-ve-tarafsizligi-meselesi/#fnref25). Aynı yönde bkz. Erbeyin, Necip Fazıl: “TFF Hukuk Kurullarının Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 9, Sayı 2, Temmuz 2023, s. 550. ↩︎

  37. Çetin, s. 383 – 386. ↩︎

  38. Çetin, s. 389 – 391. ↩︎

  39. Çetin, s. 419 - 421. ↩︎

Kaynakça

Asker, Serkan: 1982 Anayasasının 59. Maddesi Bağlamında Spor Tahkim Kurulu Kararlarının Denetimi, Gazi Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Kasım 2017.

Çetin, Emre: Spor Uyuşmazlıklarının Çözümünde Adil Yargılanma Hakkı: AİHS’inn Kurumsal Gereklilikleri Bağlamında CAS, TFFTK ve GSBTK Özelinde Bir Değerlendirme, On İki Levha Yayıncılık, 1. Baskı, İstanbul 2024.

Erbeyin, Necip Fazıl: “TFF Hukuk Kurullarının Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı”, Anadolu Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, Cilt 9, Sayı 2, Temmuz 2023, s. 539 – 554.

Gemalmaz, H. Burak: “TFF Tahkim Kurulunun Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı Meselesi: Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Ali Rıza ve Diğerleri v. Türkiye Kararı”, Lexpera Blog, 3.2.2020, https://blog.lexpera.com.tr/tff-tahkim-kurulunun-bagimsizligi-ve-tarafsizligi-meselesi/#fnref25.

Gündoğdu, Fatih: “TFF Tahkim Kurulu Yargılamasının Adil Yargılanma Hakkı Bakımından Değerlendirilmesi”, TBB Dergisi, Sayı: 40, Yıl: 2019, s. 141 – 170.

Koçak, Talat Emre: Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2007.

Özdemir Kocasakal, Hatice: “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Pecshtein Kararı Çerçevesinde CAS’ın Tarafsızlığı ve Bağımsızlığı”, Sayı: 40/1, PPIL 2020, 79 – 123 (CAS’ın Tarafsızlığı).

Özdemir Kocasakal, Hatice: “TFF Tahkim Kurulu: Quo Vadis (Nereye)?”, Prof. Dr. Haluk Burcuoğlu’na Armağan, Cilt: II, İstanbul 2020, s. 1445 – 1484 (Quo Vadis).

Özdemir Kocasakal, Hatice: Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’ndaki Düzenlemeler Işığında Spor Tahkim Kurulları, içinde Hatice Özdemir Kocasakal (Edt.), Spor Kulüpleri ve Spor Federasyonları Kanunu’nun Çeşitli Hukuk Disiplinleri Açısından Değerlendirilmesi, Legal Yayıncılık, İstanbul 2022 (Spor Tahkim Kurulları).

Pak, Gürkan: “Türkiye Futbol Federasyonu Tahkim Kurulu’nun, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi Bağlamında Bağımsızlığı ve Tarafsızlığı”, Terazi Hukuk Dergisi, Cilt:17, Sayı:187, Mart 2022, s. 77 – 85.

Üçışık, Hasan Fehim: Spor Yargısında Tek Tahkim Kurul Önerisi, içinde Editör: Tacar Çağlar, Türkiye Barolar Birliği Spor Hukuku Kurulu Av. Türker Aslan Armağanı, Türkiye Barolar Birliği Yayınları, Sayı: 394, Ankara, 2021, s. 669 – 688.

Yaşar, Mert: Spor ve Hukuk, 13.8.2021, https://sporvehukuk.net/2021/08/13/tff-statusu-degisiklikleri-resmi-gazetede-yayimlandi. (Erişim Tarihi: 9.4.2026).

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer mevzuat hükümlerine aykırı ve bilimsel yazma etik kurallarını aşan iktibaslar konusunda yazarların ve On İki Levha Yayıncılık’ın rızası bulunmamaktadır.
Author image
Kırklareli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medenî Hukuk Anabilim Dalı Öğretim Üyesi
Author image
Kırklareli Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medeni Hukuk Ana Bilim Dalı