Lexpera Blog

Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma Suçu (TCK m. 191)

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 191. maddesi, 6545 sayılı Kanun’un 68. maddesiyle değişikliğe tabi tutularak yeniden düzenlenmiştir. Bu doğrultuda ilk önemli değişiklik madde başlığında yapılmıştır. Buna göre, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçunun düzenlendiği TCK’nın 191. maddesinin “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak” şeklindeki başlığı, “Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın almak, kabul etmek veya bulundurmak ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanmak” olarak değiştirilmiştir. Aynı şekilde bu değişiklik, 191. maddenin 1. fıkrasında da yapılarak suçun kanuni tanımı değiştirilmiştir. Yine 6545 sayılı Kanun’la yapılan değişiklikle TCK m. 191’de öngörülen suçun cezası artırılarak, maddenin önceki düzenlemesinde “bir yıldan iki yıla kadar” hapis cezası olan yaptırım, “iki yıldan beş yıla kadar” hapis cezası şeklinde değiştirilmiştir. Ayrıca bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 5271 sayılı CMK’nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verileceği hükme bağlanmıştır. Bu aşamada denetimli serbestlik ve gerek görülmesi halinde tedavi tedbirinin uygulanması ile yetinilmekte, ancak erteleme süresinin iyi halli olarak geçirilmemesi halinde kamu davası açılarak yargılama yapılmakta ve fail iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılmaktadır. Dolayısıyla, kanun koyucu TCK m. 191’deki suçun faili açısından öncelikle denetimli serbestlik ve tedavi tedbirinin uygulanmasını sağlamış, cezalandırmayı ise ikinci bir seçenek olarak öngörmüştür.

Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında CMK’nın 171. maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilmesine ilişin yeni düzenleme, son derece önemli bir değişiklik olarak karşımıza çıkmaktadır. Zira TCK m. 191/2’nin değişiklikten önceki halinde, bu suçtan dolayı bir kamu davasının açılmış olması ve yapılacak yargılama sonucunda mahkemenin bir denetimli serbestlik kararı vermesi aranmaktaydı. Fakat özellikle uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişiler açısından, TCK m. 191 dolayısıyla başlatılan bir soruşturmanın sonlandırılarak kamu davasının açılması ve bu kamu davasının da sonuna kadar beklenmesi, denetimli serbestlik tedbirinin amaçları bakımından bir zafiyete yol açmaktaydı. Dikkat edilirse, bu süre zarfında sanık hakkında gerekli tedavi sürecine ve denetimli serbestlik tedbirine başvurulamamaktaydı. İşte bu sorunun önüne geçmek adına, artık denetimli serbestlik tedbirine soruşturma evresinde geçilebilmesi için Cumhuriyet savcısına TCK. m. 191’den dolayı yürüttüğü soruşturmada, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararını verme ve erteleme süresi zarfında şüpheliye yüklenecek yükümlülüklere ve yasaklara gecikmeksizin başlanmasını sağlama yetkisi verilmiştir[1].

TCK m. 191’de düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçunun fiil unsurunu “kullanmak için” uyuşturucu veya uyarıcı madde “satın almak”, “kabul etmek” veya “bulundurmak” ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde “kullanmak” oluşturur. Bu seçimlik hareketler aynı zamanda TCK m. 188/3’te düzenlenen uyuşturucu veya uyarıcı madde satmak, satışa arz etmek, başkalarına vermek, sevk etmek, nakletmek, depolamak, satın almak, kabul etmek ve bulundurmak suçunda da yer almaktadır. Ancak TCK m. 188’de yer alan fiiller ticarilik niteliği taşırken, TCK m. 191’de uyuşturucu veya uyarıcı maddenin kullanmak için temin edilmesi söz konusudur. Bu nedenle, her iki suç tipindeki fiiller birbirinden ayrılmaktadır.

Failin uyuşturucu veya uyarıcı maddeyi hangi amaçla satın aldığını, kabul ettiğini veya bulundurduğunu tespit etmek her zaman kolay olmamaktadır. Bu fiillerin kullanmak amacıyla mı, yoksa başkasına temin amacıyla mı işlendiğini tespit etmek, failin sorumluluğu açısından oldukça önemlidir. TCK m. 191’de faildeki kullanma amacının tespitine yönelik bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak doktrinde geliştirilen birtakım kriterler, failin amacının en doğru şekilde tespit edilebilmesi bakımından önem taşımaktadır.

Maddenin önceki düzenlemesinde “bir yıldan iki yıla kadar” hapis cezası olan yaptırım, yeni düzenlemeyle “iki yıldan beş yıla kadar” hapis cezası şeklinde değiştirilmiştir. Yapılan bu değişiklikle kanun koyucu, kullanma fiillerini hoşgörüyle karşılamadığını bir kez daha ortaya koymuştur. Görüyoruz ki, uyuşturucu maddelerle mücadele konusunda etkili politikalar üretmek yerine, ağır cezalar öngörülmektedir. Oysa bu alandaki temel hedef cezaların artırılması değil, denetimli serbestlik kurumunun kontrollü bir şekilde işletilmesi olmalıdır. Uyuşturucu madde ticareti suçları bakımından ceza hukuku araçlarının etkin biçimde kullanılması gerektiği genel olarak kabul edilirken, uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanma suçu bakımından aynı sistemle yararlı bir sonuç almak mümkün değildir. Uyuşturucu madde kullanan ve bunu bir alışkanlık haline dönüştüren kişiler hakkında başvurulması gereken yol cezalandırma değil, etkili tedavi yöntemlerinin uygulanması olmalıdır. Zira cezalandırılma korkusu, uyuşturucu madde kullanmaya ihtiyaç duyan ve bu ihtiyacını gidermek isteyen kişiyi, madde kullanımından caydıramayacaktır[2].

Av. Neslihan ATEŞ
İstanbul Barosu, İstanbul Üniversitesi Kamu Hukuku Doktora Öğrencisi


Bu konuda ayrıca Neslihan Ateş'in "Uyuşturucu veya Uyarıcı Madde Kullanma Suçu (TCK m. 191)" adlı eserine başvurulabilir.

On İki Levha Yayıncılık


Dipnotlar


  1. Veli Özer Özbek/ Mehmet Nihan Kanbur/ Koray Doğan/ Pınar Bacaksız/ İlker Tepe, Türk Ceza Hukuku Özel Hükümler, 8. Baskı, Ankara, Seçkin Yayıncılık, Şubat 2015, s. 735. ↩︎

  2. Sahir Erman/ Çetin Özek, Ceza Hukuku Özel Bölüm, Kamunun: Selametine Karşı İşlenen Suçlar (TCK 369- 413), İstanbul, Globus Dünya Basınevi, 1995, s. 325-326. ↩︎

Author image
Hakkında Neslihan Ateş