Lexpera Blog

Yeni İcra ve İflâs Kanunu (Cebrî İcra Kanunu) Taslağı Hakkında Görüş ve Değerlendirmeler – 4

“İhtiyatî Haciz Üzerinden Maddeleştirme Örneği”

Ön Bilgi

1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununu (İİK) yürürlükten kaldırmak ve bu alanda yeni bir kanun kabul etmek amacıyla hazırlanan yeni ismiyle “Cebrî İcra Kanunu” Taslağı (CİKT) görüşe sunulmuştur. Bu çerçevede biz de CİKT ile ilgili olarak değerlendirme ve (dikkate alınırsa) katkı bakımından, daha önce münferit olarak görüş ve değerlendirmelerimizi, genel ve özel olarak üç yazıda ele aldık[1]. Ayrıca Prof. Dr. V. Seven ile de özel iki takip yollarını değerlendirdiğimiz iki yazı da yayınlandı[2]. Bu beş yazıda Taslağın tümüyle ilgili genel ve özel değerlendirmelerde bulunulmuştur. Bu yazılar dışında, oldukça önemli temel tespit ve değerlendirmelerin yapıldığı Prof. Dr. Ejder Yılmaz’ın yine Lexpera Blog’da yayınlanan seri yazılarına bakmakta yarar vardır[3].

Taslak konusunda en geniş ve kapsamlı çalışma ise, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez ile birlikte editörlüğünü üstlendiğimiz, 16 yazar tarafından kaleme alınan Taslağın hem genel olarak hem de maddelerinin değerlendirildiği Oniki Levha Yayınevi yayını (şu anda basıda olan) “Cebrî İcra Kanunu Taslağı Değerlendirmesi” adlı kitaptır[4]. Orada Taslak baştan sona, genel ve maddeler olarak ele alınmış, değerlendirilmiş, önerilerde bulunulmuştur.

Bunların dışında, farklı toplantılarda, Taslağı farklı yönlerden değerlendirdiğimiz toplantı kayıtlarının ve yayınlarının da bir kısmına ulaşılabilir[5].

Tüm bu yazılar kapsamında daha önce de belirttiğimiz üzere, Taslağın birkaç konu dışında büyük bir yenilik getirmediği, kendi Genel Gerekçe’sindeki ifade ile İİK yapısı ve sisteminin önemli ölçüde muhafaza edildiği anlaşılmaktadır. Yine Gerekçe’den hareketle, küllî icraya birkaç nokta dışında neredeyse hiç dokunulmadığı, ilâmlı ve ilâmsız icrada temel değişiklik olarak ifade edilen hususların tutarlı ve dengeli olmadığı, hatta bazılarında yarardan çok sorun doğuracağı Taslak’tan örnekleriyle belirtilmiştir. Bu kapsamda, Taslağın kendi iç tutarlılığı olmadığına ilişkin de somut örnekler verilmiş, bir yerde yenilik getirirken diğer yerdeki sorunun atlanması sebebiyle daha sakıncalı sonuçlarının olma ihtimalleri örnekleriyle ortaya konulmuştur. Taslak, başta sistem ve bakış açısı olmak üzere, yazı, ifade, terminoloji, gerekçe, tutarlılık, bütünlük, gelişmelere açık olmama, yüz yıl öncesinin kurumlarını sürdürme, yeniliklere kapalı olma gibi birçok sorunu içinde barındırmaktadır.

Aslında Taslak bir yeni kanun çalışmasından daha çok, eksik bir “tadil taslağı” niteliğindedir. Bunun gerekçesi de daha önce belirtilmiştir; ayrıntısına girmiyoruz.

Takip hukukunda, Cumhuriyet öncesinden başlayarak yüz yılı aşan Cumhuriyet döneminde de mevzuat, yargı kararları ve doktrinde önemli, ama zaman zaman dalgalı gelişme ve değişimler olmuştur. Bu çerçevede ciddî bir birikim oluşmuş, bir kısmı çok büyük revizyon niteliğinde, İİK’da değişiklikler yapılmıştır[6]. Bununla birlikte İİK ile ilgili yeni bir kanun çalışması niteliğinde tam ve tüm bir çalışma söz konusu olmamıştır. Yüz yıl sonra bu şans yakalanmış, ancak yukarıda belirttiğimiz üzere, ismi yeni, fakat içeriği eski ve eksik, çok eleştiriye açık, oldukça uzun sürede hazırlanan bir tadil taslağı niteliğinde çalışma ortaya çıkmıştır. Taslağın en büyük yararı, takip hukuku sistemimizi somut bir Taslak üzerinden güncel bir şekilde tartışma imkânı sunmasıdır. Takip hukukumuz bugüne kadar farklı çalışmaların, değerlendirmelerin konusu olmuş, önerilerde bulunulmuşsa da, tam bir kanun bütünlüğü içinde tartışılmamıştır. Taslağın en büyük yararı bu tartışma zeminini oluşturmasıdır.

A. Neden Böyle Bir Yazıya ve Düzenleme Önerisine İhtiyaç Duyulmuştur?

Bugüne kadar gerek CİKT ile ilgili tüm yazdıklarımızda gerekse daha önce takip hukuku kapsamındaki yazılarımızda, eleştiri ve değerlendirme yanında öneride de bulunduk. Yani boşluğa söz söylemekten kaçındık. Eleştirip bırakmak, doğrusu ne diye sorulduğunda cevap vermemek, kaçak güreşmek, kolaycılık ve eleştiride de bir noktada haksızlık seviyesindedir. Eleştirmek kolay, ama yapmak zordur. Biz hep o zoru ortaya koymaya çalıştık. Çünkü, çare üretip yol açan, şikâyet edenden hep öndedir. Bu önerilerimizin bir kısmının içerisinde aynı zamanda somut kanun maddeleri de mevcuttur.

Bununla birlikte her öneride oturup tek tek madde yazmak gerekli, zorunlu ve hatta doğru da değildir. Zira, önermek, kanun koyucu yerine geçmek değildir, ona yol göstermek, yardımcı olmak, katkı sağlama yeterlidir. Zaten ortalama bilgi, akıl, uzmanlık ve tecrübe, o eleştiriden ve öneriden gerekli sonucu çıkartıp yapılması gerekeni yapabilecektir. O seviyede değerlendirme yapılmıyor, yapılamıyorsa açıkça madde yazılması da faydasızdır. Çünkü, muhatabın ne yazılırsa yazılsın kabul etmeme refleksi karşısında yararsız bir ameliyede bulunulmuş olacaktır. Yararlanılacaksa da, öneride bulunandan daha somut açıklama da istenebilir; öneri geliştirilebilir, başka kaynaklardan desteklenebilir.

Diğer yandan öneriye madde eklemek her zaman uygun da olmayabilir. Önemli olan öneri çerçevesinde ilgili maddelerin, kanun yapıcı tarafından kanunun bütünlüğü içinde kaleme alınmasıdır. Bu noktada, bir şeyi önerideki içeriği dikkate alarak, ancak çoğunlukla ilgili başka hükümleri de gözeterek daha doğru ifade etmek gerekebilir. Bu bütünlük gözetilmediğinde, doğru öneri de yanlış sonuç doğurabilecektir. Nitekim Taslak’ta birçok yerde bu bütünlük gözetilmediğinden farklı, çelişen, diğerini nakzeden hükümler böyle ortaya çıkmıştır. O sebeple bir hüküm düzenlendiğinde bütün içinde anlamını gözetmek gerektiğinden, bir kanun düzenlemesinde yer almayanların aslî vazifesi eleştirmek, değerlendirmek ve öneride bulunmaktır, kanun maddesi yazmak onlardan beklenecek aslî iş değildir.

Bunlara rağmen biz neden maddelerle somutlaştırılmış bir öneri ortaya koymaya çalıştık? Dikkat edilirse, burada seçtiğimiz alan ihtiyatî hacizdir. Yani bir takip yolu vs. değildir. Kendi içinde bütünlüğü olan, diğer hükümlerden özerkliği bulunan bir konudur. O sebeple yukarıda belirtilen sakıncaların ortaya çıkma ihtimali zayıftır. Diğer yandan bu konu, yani genel olarak geçici hukukî korumalar, özel olarak ihtiyatî haciz en çok çalıştığımız ve bu alanda temel eserleri ortaya koyduğumuz bir konudur. Önünü arkasını öngörebilecek durumdayız. Tüm bunların yanında Taslak’ta eleştirdiğimiz sorunlar ve önerdiğimiz hususlar bakımından somut bir örnek ortaya koymak da yararlı olacaktır. Bu gerekçelerle zorunlu olmayan somut öneri ve maddeleştirme yöntemi bu yazının konusu olmuştur. Tabii dikkate alınır değerlendirilirse, bu konuda çalışanların işini kolaylaştırmak, keza Taslak kanunlaşmasa dahi arada yapılacak düzenlemede bir zemin oluşturmak amacı da bu şekilde somut öneri yapmamızın sebepleridir. İkisi aynı nitelikte olmasa da, birçok yönden ortaklıkları bulunan ihtiyatî tedbirle ihtiyatî haciz arasındaki düzenlemede farklılıklar mevcuttur. Niteliği gereği olan farklar dışındakiler uygulamada sorun doğurmaktadır. Aşağıda öneride bulunurken azamî ölçüde bu uyum da gözetilmeye çalışılmıştır.

B. İhtiyatî Hacizle İlgili Genel Açıklama

Önceki seri yazılarımızın üçüncüsünde, mevcut İİK’da 257 ilâ 268 arasında düzenlenen ihtiyatî haciz hükümlerinin Taslak’taki düzenlemesine de (CİKT m. 453-464) değinilmiş ve değerlendirilmiştir. O yazıda önce ihtiyatî haciz hükümleri genel olarak değerlendirilmiş, sonra da hem madde hem gerekçe kapsamında somut tespit ve değerlendirmelerde bulunulmuştur. Aslında pek bir yenilik getirilmeyen ihtiyatî haciz hükümlerinde yapılan düzenlemelerin bir kısmı, zaten mevcut hükümlerin veya ihtiyatî tedbirlerdeki Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerinin (m. 389-399) belirli ölçüde benzeridir. Özellikle üzerinde değişiklik yapılan ya da yer veya içerik değiştiren hükümlerin bir kısmının ise doğru bir sistematik içinde olmadığı, ifade, terminoloji yönünden sorunlu, eksik ve yanlış hükümler içerdiği üzerinde durulmuştur.

Vurgulamak isteriz ki, Taslak’taki yeni takip sistemi içinde ihtiyatî haciz çok daha önemli hale gelecektir. Şayet Taslak kanunlaşırsa, başta ihtiyatî haciz olmak üzere, bir geçici hukukî koruma patlaması, ayrıca öngörülemez bir iş yükü çıkarması da söz konusudur. İlk derece mahkemeleri yanında bölge adliye mahkemeleri, hatta Yargıtay’a gereksiz bir iş yükü doğuracağı, yeni tartışmaların olacağı ve ihtiyatî haczin özellikle ilâmlı takiplerde bir “ön takip” süreci haline gelebileceğini söylemek gerekir.

Özellikle Taslağın 53. maddesinde ilâmların icrasında ilk derece mahkemesi kararlarının icrasının mümkün olmaması, ilâmların kural olarak artık istinaf aşamasından sonra icraya konulabilmesi burada etkili olacaktır. İlk derece kararını artık ilâmlı takibe koyamayan alacaklı, tam ispat seviyesindeki bu belgeyle ihtiyatî haciz talep edecek, alacak ilâma bağlı olduğundan teminat da istenmeyecektir. Bu noktada alacaklının hukukî yararının bulunmadığı da söylenemez. Bunun anlamı, neredeyse her ilk derece eda ilâmı, potansiyel bir geçici hukukî koruma talebi olarak istinafın önüne gelecektir. Bunların itirazı, itiraz üzerine kanun yolu olarak (istinafen) Yargıtay’a başvurulması, icra dairelerinin bunların icrası ile uğraşması mutad iş yükünün bir parçası olacaktır. Bu konulara önceki yazımızda ayrıntılı değinildiğinden sadece hatırlatmakla yetiniyoruz.

Taslakta, fazla yenilik içermeyen ihtiyatî haciz hükümlerinin doğru bir sistematik içermediğini söylemek gerekir. İhtiyatî hacizle ilgili düzenlenen üçüncü kısmı, ayrıca alt bölümlere ayırmaya gerek bulunmamaktadır; maddeler belirli bir sistematik sıra ile arka arkaya düzenlendiğinde yeterli olacaktır. Toplamda 12 madde ile düzenlenen bu kurum için alt bölümler açmak zorunlu değildir. Mutlaka alt bölümler oluşturulacaksa gerekçesini daha önce açıkladığımız üzere, Taslak’taki sistematik ayrım yanlıştır. Taslak sistematiği, hukuken de mantıken de doğru değildir. Şayet bir alt ayrım yapılacaksa onun da, şu şekilde olması gerekir:

Birinci bölüm olarak “İhtiyatî Haczin Şartları, İhtiyatî Haciz Talebi ve Kararı”; ikinci bölüm olarak “İhtiyatî Haczin Uygulanması ve Sonuçları”; üçüncü bölüm olarak “İhtiyatî Haczin Tamamlanması ve Hükümsüz Kalması”; dördüncü bölüm olarak “İhtiyatî Hacze Karşı Konulması”; beşinci bölüm olarak “Tazminat Davası” şeklinde bir bölümleme ve maddelerin de (aşağıda sıralayacağımız şekilde) buna göre yerleştirilmesi daha doğrudur. Ancak tekrar belirtelim ki, ihtiyatî hacizde alt bölüm gereksizdir.

Gerekçelerini daha ayrıntılı olarak önceki yazımızda belirttiğimiz bazı hususlara ve aşağıdaki düzenleme şeklinin temel gerekçelerine burada kısaca değinmekte ve hatırlatmakta yarar vardır:

  • İhtiyatî haciz para alacaklarına ilişkin bir geçici hukukî korumadır. Para alacağı kavramına yabancı para da girmektedir. Ancak bugün oldukça fazla yabancı para alacağı ile ilgili uyuşmazlık söz konusu olduğundan, yeni bir kanun çalışmasında yabancı para alacaklarına ilişkin ihtiyatî haciz taleplerine de açıklık getirmek doğru ve yararlı olacaktır.

  • İstinaf aşamasında da ihtiyatî haciz kararı verilmesi mümkündür. Özellikle Taslağın getirdiği düzen içimde bu konuda ciddî bir artış da olacaktır. Bunun somut olarak daha açık düzenlenmesi gerekmektedir. Normalde ilk derecede verilen ihtiyatî haciz kararlarına karşı ancak istinaf mümkündür, temyiz yoluna başvurulamaz. Fakat istinaf aşamasında (istinafın adeta ilk derece olarak) verilen ihtiyatî haciz kararına karşı Yargıtay’a başvuru mümkündür (CİKT m. 454/5, 460/4). Taslak Yargıtay’ın bu konudaki incelemesini çok yanlış şekilde “temyiz” olarak nitelendirilmiştir (CİKT m. 454/5). Oysa Yargıtay’ın, bölge adliye mahkemesinin adeta ilk derece olarak vereceği ihtiyatî haciz kararını incelemesi temyiz değil, istinaf niteliğindedir. Teorik yanlışlık bir yana, temyiz denilmesi halinde gereksiz onama, bozma, yeniden inceleme durumu ortaya çıkacaktır.

  • Taslak’taki özenli olmayan diğer bir düzenleme örneği, ihtiyatî haczin uygulanması ile ilgilidir. Taslak’taki haliyle gerekçe yanlış, düzenleme eksiktir. Taslak’tan hareket edilirse bu haliyle ihtiyatî haciz için özel bir tutanak düzenlenmemiş, atıf hükmü içine normal haciz tutanağı da alınmamıştır. Bu haliyle ihtiyatî haciz uygulamasında adeta tutanaksız (!) haciz gibi garip bir durum vardır. Bunun giderilmesi gerekir.

  • Bunların dışında öteden beri eleştiri konusu yapılan, temel fonksiyonu da pratikte aynı olan mevcut İİK m. 263 ve 266’nın her ikisinin birlikte yer alması Taslak’ta da ikna edici gerekçe sunulmadan devam ettirilmiştir (CİKT m. 458, 461). İsviçre’de de böyle gereksiz iki hüküm yoktur. Bunları birleştirip makul şekilde düzenlemek daha doğrudur.

  • İhtiyatî hacizde hukukî çare ve hukukî dinlenilme hakkının gereği olarak itiraz yoluna başvurmak için, muhatabının dinlenmeden ihtiyatî hacze karar verilmiş olması gerekir. Nitekim hem mevcut İİK’da (m. 265/1) hem de ihtiyatî tedbirler bakımından HMK’da (m. 394/1) bu şekilde doğru bir düzenleme vardır. Taslak’ta ise bu unutulmuş, bu yönde hiçbir ifadeye yer verilmeden (yani karşı tarafın dinlenip dinlenemediği ayrımı yapılmaksızın) itiraz düzenlenmiştir (CİKT m. 460). Bu ise itirazın niteliğine uygun değildir. Taslağın lafzı dikkate alınırsa karşı taraf dinlense de dinlenmese de itiraz edebilecektir. Bunun yanında CİKT m. 411/6’ya göre, konkordato talebi üzerine veya konkordato mühleti içinde ihtiyati tedbir taleplerinin mahkemece kabulü veya reddi kararlarına karşı kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde istinaf yoluna başvurulabilir. Burada ise tedbir kararına karşı itiraz yolu unutulmuştur.

  • İtiraz konusunda gereksiz, yararsız ve aynı zamanda sakıncalı bir ekleme de yapılmış, bu sakıncalı ekleme ve fazlalık “önemli bir sistem değişikliği” (!?) olarak gerekçede ifade edilmiştir. Bunun ayrıntısına önceki yazıda değinilmiştir. İhtiyatî hacze itirazda temel üç sebep olan ihtiyatî haczin şartlarına, yetkiye ve teminata itiraz yanında, bir de anlamsız, gereksiz, yararsız ve sakıncalı şekilde “borcun doğmadığının veya sona erdiğinin” yaklaşık ispatı hali de eklenmiştir. Bunun ne ihtiyatî hacizle ne de maddî hukukla bağlantılı anlamı vardır. Uygulamada karışıklığa yol açacak bir yararsız sakıncalı fazlalıktır.

  • Diğer yandan ihtiyatî hacizde geçici iştirake ilişkin mevcut İİK m. 268’de yer alan temel şartın Taslak’ta kaldırıldığı görülmektedir (CİKT m. 463). Bunun da makul ve çok hukukî açıklaması gerekçede yapılmamış, kaldırıldı denilip genel geçer sebepler belirtilmiştir. Bu haliyle geçici iştirakte bulunanın, kesin haciz sahibi alacaklının iştirakinden daha avantajlı hale gelmesi gibi garip bir durum ortaya çıkmaktadır. İİK’da bu sakınca sebebiyle çok önce değiştirilen eski hüküm geri getirilerek Taslağın tamamındaki benzer durumla bir geriye gidiş ortaya çıkmıştır.

Bu temel sorunlar yanında yazım, ifade, mantık hataları da mevcut bir ihtiyatî haciz düzenlemesi ortaya çıkmış, mevcudun iyi hali dahi bozulmuştur. Aşağıda bu sakıncaları gideren madde düzenlemeleri önerisi sunulmaktadır.

Aşağıda sadece ihtiyatî haciz hükümlerinin düzenleme önerisine yer verilmiştir. Bu hükümlerle ilgili genel ve temel açıklama ile gerekçe bu başlık altında yapılmışsa da, bu konuda daha ayrıntılı bilgi sahibi olmak bakımından önceki seri yazılardan üçüncüsüne; ayrıca Cebrî İcra Kanunu Taslağını Değerlendirme Kitabının ihtiyatî hacizle ilgili hükümleri hakkındaki açıklama ve değerlendirmelere[7] bakılmasında yarar vardır. Onlar adeta bu yazının tamamlayıcısı olup oralarda söylenenler burada maddeleştirilmiştir.

C. İhtiyatî Hacze İlişkin Somut Madde Önerilerimiz

Aşağıda verilen hükümler, esasen Taslağın sistematiği ve madde numaraları esas alınarak düzenlenmiştir. Ancak yukarıda belirttiğimiz üzere yeri yanlış olan maddelerin yeri değiştirilmiştir. O sebeple birebir aynı madde numaralarına yer verilmemiştir. 453 üncü maddeden başlanarak maddeler daha sistematik şekilde teselsül ettirilmiştir.

Yine ihtiyatî hacizde bir alt bölümlemeye ihtiyaç olmadığını vurgulayarak, mutlaka bölümleme yapılacaksa da aşağıdaki şekilde hukukî ve mantıkî bir bölümlemenin doğru olduğunu belirtmek isteriz.

ÜÇÜNCÜ KISIM
İhtiyatî Haciz
BİRİNCİ BÖLÜM
İhtiyatî Haczin Şartları, İhtiyatî Haciz Talebi ve Kararı

İhtiyati haczin şartları

MADDE 453- (1) Rehinle temin edilmemiş bir para borcunun alacaklısı, aşağıdaki sebeplerin varlığı halinde alacağı ile sınırlı olarak, borçlunun mal, hak ve alacakları üzerinde ihtiyati haciz talep edebilir.
a) Borcun muaccel olması halinde.
b) Borç muaccel değilse, ancak aşağıdaki durumlarda:

  1. Borçlunun yurt içinde oturduğu yerin veya belirli bir adresinin bulunmaması,
  2. Borçluya karşı yurt dışında dava açmak veya takip yapmak durumunda kalınması.
  3. Borçlununtaahhütlerinden kurtulmak amacıyla mallarını gizlemesi, kaçırması veya kendisinin kaçması ya da bunların hazırlığı içinde olması yahut bu amaçla alacaklının haklarını ihlâl eden işlemlerde bulunması.
    (2) Birinci fıkranın (b) bendi kapsamında ihtiyati haciz kararının uygulanmasıyla borç, sadece hakkında ihtiyati haciz kararı verilen borçlu bakımından muaccel hâle gelir.
    (3) Alacağın dayanağının yabancı bir resmî belge veya mahkeme kararı olması halinde, bunların icra edilebilir nitelikte belgeler olması gerekir; aksi halde ihtiyatî haciz kararı verilemez.
    (4) Yabancı para alacağı hakkında da ihtiyatî haciz talep edilebilir; ancak ihtiyati haczin uygulanması ve diğer işlemlerde Türk parasına çeviri yapılması zorunludur. İhtiyatî haciz için yapılan bu çeviri, alacaklının takipteki haklarını ortadan kaldırmaz.

İhtiyati haciz talebi

Madde 454– (1) İhtiyati haciz davadan önce esas hakkındaki görevli ve yetkili mahkemeden; dava açıldıktan sonra ise ancak asıl davanın görüldüğü mahkemeden bir dilekçe ile talep edilebilir.
(2) İhtiyatî haciz dilekçesinde, dilekçeye ilişkin diğer hususlar yanında, özellikle ihtiyatî hacze esas olan alacağın ve ihtiyati haciz sebebinin açık ve somut şekilde delilleriyle birlikte gösterilmesi zorunludur.

İhtiyatî haciz kararı ve İçeriği

Madde 455– (1) İhtiyati haciz talep edenin haklarının korunmasında zorunluluk bulunan hallerde, karşı tarafa bildirilmeden ve karşı taraf dinlenmeden de ihtiyatî haciz kararı verilebilir.
(2) İhtiyati haciz talep eden, ihtiyati hacze esas olan alacağı ve ihtiyati haciz sebebini yaklaşık olarak ispat etmelidir.
(3) İhtiyati haciz kararında;
a) Talepte bulunanın, varsa kanuni temsilcisinin ve vekilinin adı, soyadı, unvanı, yerleşim yeri ve talep edenin Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası; talepte bulunan yabancı veya yurt dışında yaşıyorsa Türkiye’de göstereceği tebligat adresi.
b) Karşı tarafın adı, soyadı, unvanı, yerleşim yeri, biliniyorsa Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası; karşı taraf yabancı veya yurt dışında yaşıyorsa, varsa resmî kayıtlarla belgelenen Türkiye’deki tebligat adresi.
c) İhtiyati haciz talebinin kabulü veya reddi halinde bunun açıkça gerekçeleri; ihtiyati haciz talebinin kabulü halinde alacağın varlığı ve sebepleri ile dayanakları gösterilmeli, ayrıca alacağın tam olarak miktarı belirtilmelidir.
ç) Mahkeme ihtiyati haciz kararında taraf menfaatlerini dikkate alarak üzerinde ihtiyatî haciz uygulanacak şeyleri belirleyebilir veya sınırlandırabilir.
d) Talepte bulunanın, borçlu ve zarar verilen üçüncü kişilerin zararlarını tazminle yükümlü olduğu ve gerekiyorsa gösterilecek teminatın tutarı ile türü.
e) Karşı taraf dinlenmeden ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmişse, başvurulacak itiraz yolu ve süresi; karşı taraf dinlenerek karar verilmişse istinaf yoluna başvurabileceği ve süresi.
f) İhtiyati haciz talebinin reddi halinde, karara karşı başvurulacak istinaf yolu ve süresi.

İhtiyatî haciz kararına karşı kanun yolu

Madde 456– (1) İhtiyati haciz talebinin reddi kararına karşı doğrudan istinaf yoluna başvurulabileceği gibi; ihtiyati haciz talebinin kabulü kararı verilirken karşı taraf dinlenmediğinde, itiraz üzerine ya da karşı taraf dinlenmişse doğrudan, istinaf yoluna başvurulabilir.
(2) Bizzat bölge adliye mahkemesi tarafından verilen ihtiyati haciz talebinin reddine veya kabulüne ilişkin kararlara karşı Yargıtay’a süresinde istinaf başvurusunda bulunulabilir.
(3) İhtiyati haciz kararına karşı istinaf yoluna başvurulması, ihtiyati haczin icrasını durdurmaz. İstinaf incelemesi öncelikle yapılır ve kesin olarak karara bağlanır. İhtiyati haciz kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğunda, ihtiyatî hacze ilişkin dosya ve delillerin gerektiğinde sadece örnekleri istinafı inceleyecek merciye gönderilir.

İhtiyati hacizde teminat

MADDE 457- (1) İhtiyati haciz talep eden, haksız çıktığı takdirde karşı tarafın ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğrayacakları muhtemel zararlara karşılık teminat göstermek zorundadır. Adli yardımdan yararlanan kişinin teminat göstermesi gerekmez.
(2) Alacak bir ilâma dayanıyorsa, teminat aranmaz. Alacak ilâm niteliğinde bir belgeye dayanıyorsa, mahkeme teminat alınmamasına karar verebilir.
(3) Alacaklı ihtiyati haciz kararının kendisine tefhim veya tebliğ edildiği tarihten itibaren bir hafta içinde, kararda öngörülen teminatı ihtiyati haciz kararını veren mahkeme nezdinde göstermek zorundadır. Teminat gösterilmesi gereken durumlarda, ancak mahkemenin teminatı uygun bulduğuna ilişkin kararından sonra, ihtiyati haciz kararının uygulanması talep edilebilir.
(4) Asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden; ihtiyati haciz kararının kalkmasından; icra takibinin iptalinden veya ortadan kalkmasından yahut icra takibinden vazgeçildiğinin borçluya tebliğ edilmesinden itibaren bir ay içinde tazminat davasının açılmaması hâlinde teminat iade edilir. Mahkemenin teminatın iadesine ilişkin kararları kesindir.

İKİNCİ BÖLÜM
İhtiyatî Haczin Uygulanması

İhtiyati haczin uygulanması

MADDE 458- (1) İhtiyati haczin uygulanması, teminat gösterilmesi gereken durumlarda mahkemenin teminatın uygun bulunduğuna dair kesin kararının, teminatın gösterilmesi gerekmeyen durumlarda ise ihtiyatî haciz kararının, ihtiyatî haciz talep edene tefhim veya tebliğ edildiği tarihten itibaren bir hafta içinde talep edilmesi zorunludur.
(2) İhtiyati haciz kararının uygulanması, kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra ve iflas dairesinden talep edilir. Süresi içinde teminatın gösterilmemesi veya ihtiyati haciz kararının uygulanmasının talep edilmemesi hâlinde, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.
(3) Hacze ilişkin 156 ila 197 nci maddeler ve hacizde istihkak iddialarına ilişkin 433 ila 439 uncu maddeler ihtiyati haciz kararlarının yerine getirilmesinde de uygulanır.
(4) İhtiyati haczin uygulanması ile ilgili şikâyetler ihtiyati haczi uygulayan icra dairesinin bağlı olduğu icra hukuk mahkemesine yapılır.

İhtiyati haciz tutanağı

MADDE 459- (1) İhtiyati haczi uygulayan memur, bir ihtiyati haciz tutanağı düzenler. Bu tutanakta, tutanaklara ilişkin diğer hususlar yanında, haczin nerede ve nasıl gerçekleştirildiği, haczolunan şeylerle değerleri ve ihtiyati hacizle ilgili her türlü iddia ve talebe yer verilir.
(2) Tutanak geciktirilmeksizin, haciz sırasında hazır bulunmayan taraflarla duruma göre ilgili üçüncü kişiye tebliğ edilir.

İhtiyati hacizde iştirak

MADDE 460 - (1) İhtiyaten haczedilen mallar ihtiyati haciz kesin hacze dönüşmeden önce bu Kanuna ve diğer kanunlara göre başka bir alacaklı tarafından haczedilirse, ihtiyati haczi uygulatan alacaklı, hacze iştirakin diğer şartlarını da sağlaması halinde bu hacze kendiliğinden geçici olarak iştirak eder.
(2) İhtiyati haciz giderleri satış tutarından öncelikle alınır.
(3) İhtiyati haciz yukarıdaki fıkra hükümleri dışında başka bir öncelik hakkı vermez.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM
İhtiyatî Haczin Tamamlanması ve Hükümsüz Kalması

İhtiyatî haczi tamamlayan işlemler

Madde 461– (1) Dava açılmadan veya icra takibine başlamadan önce ihtiyati haciz kararını uygulatmış olan alacaklı, haciz sırasında hazır bulunuyorsa o andan, bulunmuyorsa ihtiyati haciz tutanağının kendisine tebliğinden itibaren bir hafta içinde dava açmak veya takip talebinde bulunmak zorundadır.
(2) Alacaklı icra takibi başlatır ve borçlu ödeme emrine itiraz ederse, alacaklı itirazın tebliğinden itibaren bir hafta içinde itirazı hükümden düşürmek için gerekli yollara başvurmak zorundadır.
(3) İhtiyati haciz, dava sırasında konulmuş veya birinci fıkraya göre dava açılmışsa, alacaklı ilâmın icraya konulabileceği tarihten itibaren bir ay içinde takip talebinde bulunmak zorundadır.

İhtiyatî haczi iflâs yolunda tamamlayan işlemler

MADDE 462- (1) Alacaklı, iflasa tabi borçlusu aleyhine tamamlayıcı işlem olarak iflas yolu ile takip yapmış veya iflas yolu ile takibe başladıktan sonra borçlunun mallarını ihtiyaten haczettirmişse, aşağıdaki hükümler uygulanır.
(2) Borçlu ödeme emrine itiraz ederse, bu itiraz bir hafta içinde alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde iflas mahkemesine başvurarak itirazın giderilmesiyle birlikte borçlunun iflasına karar verilmesini istemek zorundadır.
(3) Borçlu ödeme emrine itiraz etmezse, bu durum bir hafta içinde alacaklıya tebliğ olunur. Alacaklı, tebliğ tarihinden itibaren bir hafta içinde iflas mahkemesine başvurarak borçlunun iflasına karar verilmesini istemek zorundadır.

İhtiyatî haczin hükümsüz hale gelmesi

Madde 463– (1) Aşağıdaki hâllerde ihtiyati haciz kendiliğinden hükümsüz kalır:
a) İhtiyati haczi tamamlayan işlemler süresinde yapılmazsa.
b) Asıl dava veya takip nihaî olarak sona ererse.
c) Davada dosya işlemden kaldırılır bir ay içinde yenilenmez ya da başka bir sebeple dava açılmamış sayılırsa.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM
İhtiyatî Hacze Karşı Konulması

İhtiyati haciz kararına karşı itiraz

MADDE 464- (1) Borçlu ve menfaati ihlâl edilen üçüncü kişiler kendileri dinlenmeden verilmiş olan ihtiyati haciz kararlarına karşı itiraz edilebilir.
(2) Borçlu, ihtiyati haczin şartlarına, mahkemenin yetkisine ve teminata; menfaati ihlâl edilen üçüncü kişi ise ihtiyati haczin şartları ile teminata itiraz edebilir.
(3) Borçlu veya üçüncü kişi ihtiyati haczin uygulanması sırasında hazır bulunmuşsa bu tarihten; hazır bulunmamışlarsa, borçlu ihtiyati haciz tutanağının tebliği, üçüncü kişi ise ihtiyati haczi öğrenme tarihinden itibaren bir hafta içinde kararı veren mahkemeye itiraz edebilir. Esas hakkında dava açıldıktan sonra, itiraz konusunda karar bu davaya bakan mahkemece verilir.
(4) İtiraz dilekçeyle yapılır. İtiraz eden, itiraz sebeplerini açıkça göstermek ve itirazının dayanağı olan tüm delilleri dilekçesine eklemek zorundadır. Üçüncü kişinin itirazı halinde ayrıca menfaatinin ne şekilde ihlâl edildiğini de belirtmesi gerekir.
(5) Mahkeme, itirazın taraflarını dinlemek üzere davet eder; gelmedikleri takdirde dosya üzerinden inceleme yaparak kararını verir. İtiraz üzerine mahkeme, açıkça gerekçesini belirterek ihtiyati haciz kararını değiştirebilir veya kaldırabilir.
(6) İtiraz hakkında verilen ilk derece mahkemesi kararlarına karşı bölge adliye mahkemesine, bizzat bölge adliye mahkemesince verilmiş kararlara karşı ise Yargıtay’a istinaf yoluna başvurulabilir.
(7) İhtiyati hacze karşı itiraz ve itiraz üzerine verilen karara karşı başvurulan istinaf yolunda, dosya öncelikle incelenir ve kesin olarak karara bağlanır. İtiraz incelemesi ve itiraz kararı üzerine istinafa başvurulması, ihtiyati haczin uygulanmasını durdurmaz. İhtiyatî haciz kararına karşı istinaf yoluna başvurulduğunda, ihtiyatî hacze ilişkin dosya ve delillerin gerektiğinde sadece örnekleri istinafı inceleyecek merciye gönderilir.

İhtiyati haczin teminat karşılığı kaldırılması

MADDE 465- (1) Borçlu veya menfaati ihlâl edilen üçüncü kişi, ihtiyati hacze itirazdaki görevli ve yetkili mahkemeden, para, banka teminat mektubu veya başka bir teminat karşılığında ihtiyati haczin kaldırılmasını talep edebilir.
(2) Gösterilecek teminat, alacak miktarını aşmayacak şekilde, ihtiyati hacze konu edilen mal ve hakların değerine göre belirlenir.
(3) Mahkeme yapacağı inceleme sonunda, duruma göre ihtiyatî haczi kaldırabilir veya sınırlandırabilir. Mahkemenin bu konuda vereceği karar kesindir.

İhtiyati haczin şartların değişmesi sebebiyle kaldırılması

Madde 466- (1) Durum ve şartların değişmesi sabit olursa, borçlu veya menfaati ihlâl edilen üçüncü kişinin ihtiyati hacze itirazdaki görevli ve yetkili mahkemeden talep etmesi halinde, mahkeme ihtiyati haczin kaldırılmasına veya sınırlandırılmasına karar verebilir.
(2) Mahkemenin bu kararı kesin olup durum ve şartlarla talebi haklı kılacak delillerde önemli değişiklik olmadıkça yeniden bu konuda talepte bulunulamaz.

BEŞİNCİ BÖLÜM
İhtiyatî Hacizde Zararların Tazmini

Tazminat Davası

MADDE 467- (1) Alacaklının ihtiyati haciz talebinde bulunduğu anda haksız olduğu anlaşılırsa veya ihtiyati haciz kararı hükümsüz kalır ya da itiraz üzerine kaldırılırsa, alacaklı haksız ihtiyati haciz nedeniyle uğranılan zararı tazminle yükümlüdür.
(2) Tazminat davası, ihtiyati haciz kararını veren mahkemede de açılıp görülebilir.
(3) Tazminat davası açma hakkı, hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati haciz kararının kalkmasından itibaren bir yıl geçmesiyle zamanaşımına uğrar.


Dipnotlar


  1. Lexpera Blogda yayınlanan bu yazılar için bkz: https://blog.lexpera.com.tr/yeni-icra-ve-iflas-kanunu-cebri-icra-kanunu-taslagi-hakkinda-gorus-ve-degerlendirmeler-1/ ; https://blog.lexpera.com.tr/yeni-icra-ve-iflas-kanunu-cebri-icra-kanunu-taslagihakkinda-gorus-ve-degerlendirmeler-2/ ; https://blog.lexpera.com.tr/yeni-icra-ve-iflas-kanunu-cebri-icra-kanunu-taslagi-hakkinda-gorus-ve-degerlendirmeler-3/ ↩︎

  2. https://blog.lexpera.com.tr/yeni-icra-ve-iflas-cebri-icra-kanunu-taslaginda-deniz-cebri-icra-m-465-509-hukumlerine-bakis/ ; https://blog.lexpera.com.tr/yeni-icra-ve-iflas-cebri-icra-kanun-taslaginda-kambiyo-senetlerine-iliskin-takiple-ilgili-duzenlememenin-degerlendirilmesi/ ↩︎

  3. https://blog.lexpera.com.tr/cebri-icra-kanunu-taslagina-iliskin-gorus-ve-onerilerim-i/ ; https://blog.lexpera.com.tr/cik-taslagi-ii-maddeler-hakkinda-gorus-ve-oneriler/ ↩︎

  4. Cebrî İcra Kanunu Taslağı Değerlendirmesi (Ed. Pekcanıtez/Özekes), On İki Levha, İstanbul 2026. ↩︎

  5. Bunlardan bazıları için bkz. “Yeni İcra ve İflâs Kanunu Taslağına İlişkin Değerlendirmeler-Webinar”, Oğuz Atalay/Muhammet Özekes, İbni Haldun Üniversitesi Uyuşmazlık Çözüm ve Uygulama Merkezi/Hukuk Fakültesi, 07.10.2025 (https://www.youtube.com/live/ORLQBea9Lr4?si=GM41Q1VeWwO4eUtr) (youtube.com/@İHUUCAM), basılı metin: Yeni İcra ve İflâs (Cebrî İcra) Kanunu Taslağına İlişkin Değerlendirmeler, Edt. A.Yeşilırmak/Y.Bozkurt Gümrükçüoğlu/Ö.F.Kafalı/Y.Kol, İbni Haldun Ünv., İstanbul 2025; «Yeni Cebrî İcra Kanunu Taslağı Ne Vadediyor?», Yeni İcra İflâs (Cebrî İcra) Kanun Taslağı Değerlendirme Toplantısı, İzmir Barosu-07.11.2025 (https://www.youtube.com/watch?v=tASVgF7LTzU;Cebrî İcra Kanunu Taslağında İlâmlı İcra Hükümlerinin Değerlendirilmesi”, Yeni İcra ve İflâs (Cebrî İcra) Kanunu Taslağı Toplantısı, TBB-06.12.2025 (https://www.youtube.com/watch?v=VZiKrruxjxk); “Cebrî İcra Kanunu Taslağında İlâmlı İcra Hükümlerinin Değerlendirilmesi”, Sempozyum-Yeni İcra İflâs (Cebrî İcra) Kanunu Taslağı’nın Cüz’i İcraya İlişkin Yenilik ve Değişikliklerinin Değerlendirilmesi, İstanbul Barosu-27.12.2025 (https://www.youtube.com/watch?v=cR1KdYUDWfw) ↩︎

  6. Bu gelişim hakkında tüm yönleriyle genel bir bilgi sahibi olmak için bkz. Cumhuriyetin 100. Yılında Medenî Usûl ve İcra İflâs Hukukumuzun Gelişim ve Değişim Süreci (Ed. Pekcanıtez/Özekes), On İki Levha, İstanbul 2023. Bu kitabın özellikle takip hukukuyla ilgili olan s. 945 vd. ↩︎

  7. Özekes/Akkaya/Bulut, CİKT, m. 453-464, s. 1178 vd. ↩︎

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer mevzuat hükümlerine aykırı ve bilimsel yazma etik kurallarını aşan iktibaslar konusunda yazarların ve On İki Levha Yayıncılık’ın rızası bulunmamaktadır.
Author image
İzmir Websitesi
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, Medenî Usûl ve İcra İflâs Hukuku