Lexpera Blog

5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve İlgili Mevzuat Çerçevesinde Reklam Yasakları

Giriş

Reklam kelime manasıyla; “Bir şeyi halka tanıtmak, beğendirmek ve böylelikle sürümünü sağlamak için denenen her türlü yol” ve “Bu amaç için kullanılan yazı, resim, film vb” olarak tanımlanmaktadır[1].

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun m.61’e göre, ticari reklam; ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır.

Özel öğretim kurumları mevzuatında, bu mevzuata tabi kurumların reklam faaliyetleri konusunda birçok yasak getirilmiştir. TV’de reklam yayını tüm kurumlara yasaklanmıştır[2]. Çoğu reklam faaliyeti idari para cezası ile müeyyideye bağlanmıştır. Ancak özel öğretim kurumları ticaridir ve reklam faaliyetleri de çağın gereklerindendir.

Bu makalede 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve ilgili mevzuat çerçevesinde reklam yasaklarını ele alacağız.

I. MEB Mevzuatı Hükümlerinin Değerlendirilmesi

A. Genel Olarak

Özel öğretim kurumları; özel anaokulu, ilkokul, ortaokul, ortaöğretim (lise), çeşitli kurslar, kişisel gelişim kursu, dil kursu, bale kursu, müzik kursu, özel öğretim kursu, özel eğitim ve rehabilitasyon merkezleri, uzaktan öğretim yapan kuruluşları, motorlu taşıt sürücüleri kursları, hizmet içi eğitim merkezleri, sosyal etkinlik merkezleri, mesleki eğitim merkezleri ile benzeri özel öğretim kurumlarıdır[3]. Bu kurumlara 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu uygulanacaktır. Bu Kanun’un 7/2-b. maddesindeGerçeğe aykırı reklam ve ilan vermesi veya reklam ve ilanlarda öğrenci resim ve bilgilerini kullanması” brüt asgari ücretin beş katı idari para cezası uygulanması için bir sebeptir. Ceza, İl Milli Eğitim Bakanlığı tarafından verilmektedir. Özel öğretim kurumları tekrar bu kabahati işlerse, artık idari para cezası miktarı beş kat artırılarak uygulanacaktır. Kabahatin üçüncü kez tekrarlanması hâlinde ise kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilecektir[4].

B. 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu ve İlgili Yönetmeliklerde Düzenlenen Yasaklar

5580 sayılı Özel öğretim kurumları Kanunu ve bu kanuna göre çıkarılan Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ile MEB’in çıkardığı yönetmelik ve görüş yazılarında reklam faaliyetlerinin usul ve esasları belirlenmiştir.

Özel öğretim kurumları bursluluk sınavı için ilan çıkarabilirler. Bu konuda yasak mevcut değildir. Bunu da yılın belli dönemlerinde yapmaktadırlar. Kurumlar, valilik izni ile bursluluk sınavlarının reklam ve duyurusunu Ek 4. madde hükümleri çerçevesinde yapabilir (Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği m.62). EK 4. maddeye göre: “1) Kurumların reklam ve/veya ilanlarında öğrenci resimleri ve isimleri ile öğrenci başarı durum bilgileri kullanılamaz. 2) Kurumların reklam, ilan veya her türlü tanıtıcı faaliyetlerinde, kurumu tanıtıcı bilgilerin bulunduğu karekoda yer verilir. Karekod, kurumun girişinde kolaylıkla görülebilecek bir yerde bulunur”.

Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü 16.01.2017 tarih ve E.551521 sayılı görüş yazısında bursluluk sınavının ilanı hakkında ayrıntılı bilgi vermiştir: “Özel öğretim kurumları, ders ya da sınavlardaki başarıları veya bilim, kültür, sanat, spor ve benzeri alanlardaki başarılarından veya maddi imkânsızlıklarından dolayı öğrenci ve kursiyerlere karşılıksız olarak burs verebilmekte, burs vereceği öğrenci veya kursiyerlerini belirlemek amacıyla ocak, şubat ve mart aylarında bursluluk sınavı yapabilmektedirler. Kurumlar, bursluluk sınavı yapmak istemesi halinde bu sınavlar ve burs verilmesine ilişkin şartlarını (burs miktarını, burs şeklini, burs süresini ve burs verecekleri öğrenci/kursiyer sayısı ile bursun hangi durumlarda kesileceğini) bağlı bulunduğu millî eğitim müdürlüğü aracılığıyla il millî eğitim müdürlüğüne bildirecektir. İl millî eğitim müdürlüğünce, Yönetmeliğin 62. ve 63. maddelerinde bahsedilen hususlarla birlikte burs verme şartlarında; öğrenci/kursiyer veyahut velisini mali taahhüde sokacak hükümlerin bulunmaması, bursun verilme şekli ve süresinin açık ve anlaşılır olması durumları incelenecek, şartları uygun bulunan kurumların bursluluk sınavı yapmasına valilikçe izin verilecektir… Kurumların bursluluk işlemlerinin, bursluluk sınavlarının, sınavların ilan ve reklamlarının, Yönetmeliğin 62. ve 63. maddele hükümleri, Ek-4. maddede yer alan "Kurumların reklam ve ilanlarında öğrenci resimleri ve isimleri ile öğrenci başarı durum bilgileri kullanılamaz." hükmü ve bu yazıya aykırı olması veyahut mevzuata aykırı farklı sınav duyurularının olması durumunda, 5580 sayılı Kanunun 7. maddesindeki hükümler ile Yönetmelikte belirlenen usul ve esaslar doğrultusunda işlem yapılacaktır”.

Yine özel öğretim kurumunun adına dergi gibi bir yayın varsa bu yayının reklamının yapılmasında problem bulunmamaktadır. Bu reklamlar TV’de de yayınlanabilir[5]. Yayını olmayan ancak tanınmış marka haline gelmiş özel öğretim kurumları da bulunmaktadır. Bu durumda yayını olan özel öğretim kurumlarının TV’de reklam vermesi rekabet yasağı oluşturmayacak mıdır sorusu gündeme gelecektir. MEB mevzuatında bu konuda bir düzenlenme yoktur. Zaten olması da beklenemez. MEB mevzuatının amacı piyasayı düzenlemek değil; fertleri, devletin değerlerini ve MEB politikalarını korumaktır[6].

İdari yaptırımın asıl amacı bozulmuş olan kamu düzenini tekrar sağlamaktır[7]. İdari cezalar, ilgililerin idareye karşı olan yükümlülüklerini yerine getirmelerini ve idare tarafından konulan yasaklara uyulmasını sağlamak için konulan yaptırımlardır[8].

1. 5580 Sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’nda Düzenlenen Yasaklar

5580 sayılı Kanunda temelde iki madde ile düzenlenen yasaklar söz konusudur.

Birincisi 7. maddeden kaynaklı yasaktır:

  1. Gerçeğe aykırı reklam ve ilan verilmesi,
  2. Reklam ve ilanlarda öğrenci resim ve bilgilerini kullanılması.

İkincisi Kanunun denetim, reklâm ve ilânlar başlıklı 11. maddesine göre düzenlenen yasaklardır:

  1. Amacına uygun reklam faaliyeti,
  2. Gerçeğe aykırı beyan ve
  3. Televizyonda reklâm ve ilân yasağı.

5580 sayıılı Özel Öğretim Kurumları Kanunu’na göre, gerçeğe aykırı reklam ve ilan faaliyetleri ile öğrenci resim ve bilgilerinin kullanılması yasaktır. Başarısıyla kurumun iftihar ettiği öğrencilerin resimlerini, kazandığı üniversiteleri, aldıkları puanları vs. reklam kapsamında duyurmak MEB mevzuatına göre yasaklanmıştır. Gerekçe çocuk haklarının korunması ise yerinde bir düzenlemedir. Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin 32. maddesine göre çocuğun sömürülmesinin önüne geçilmeye çalışılmıştır. Bu yönüyle MEB mevzuatının öngördüğü yasakların haklı olduğu açıktır. Ancak kurslar için de aynı yasak söz konusudur. 19 yaşındaki bir kursiyer önemli bir sınavda birinci olmuşsa bunun da reklamı MEB mevzuatına aykırı görülmektedir. Eğer Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’na[9] aykırı bir durum yoksa ve gerekli mevzuata göre reklam ve ilan faaliyeti yapılmışsa, MEB mevzuatına aykırılık da olmamalıdır.

Öğrenci resim ve başarı durumlarının kullanılması, diğer öğrencilerde psikolojik sorunlara yol açtığı iddia edilerek bir takım çevrelerce desteklenmiştir. Ancak öğrenim çağındaki öğrenci resimlerinin, modellenmiş resimlerin kullanılmasının bununla bir ilgisi var mıdır? İlkokul çağındaki çocuğunu okula götüren anne veya baba temalı bir animasyonun TV’de yasaklanması ne kadar doğrudur tartışılabilir.

Bir diğer yasak televizyon reklamıdır. Özel öğretim kurumları bir reklam filmi çekip TV’de yayınlamak isterse, bu faaliyet yasaktır. Cezası brüt asgari ücretin beş katı idari para cezasıdır.

2. Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde Düzenlenen Yasaklar

MEB Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliğinde reklam hususu ayrıca ele alınmıştır. Yönetmeliğin ad verme başlıklı 7. maddesinde kurum adlarında yer alacak/almayacak hususlar belirlenmiştir. Buna göre:

Kurumların tabela, reklam, ilan ve her türlü iş ve işlemlerinde sadece kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatında yer alan kurum adını kullanacaktır.

Anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerin (okulların) kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatlarında, reklam ve ilanlarında “kolej” ibaresi kullanılabilecektir.

Kurumların adında “üniversite” kelimesi yer almayacaktır.

Özel öğretim kurumları, kişisel gelişim kursları gibi çeşitli kursların adında bilim grubu program adları ve açık öğretim öğrencileri için kurs grubu program adları yer almayacaktır.

Kurumların adlarında kamu kurum ve kuruluşlarının adının, logosunun, işaretinin, markasının kullanılması ilgili kamu kurum ve kuruluşunun mevzuatına uygun vereceği izne tabidir. Bu izinden kasıt genelde ilan, afiş, tabela, ışıklı tabela, cam giydirme hallerinde belediyelerden alınan izinlerdir.

Peki bir kurumun tekelinde olmayan kelimeler hakkında kararı kim verecektir. Örneğin; “enstitü” kelimesini tüm üniversiteler, ilgili ihtisas konusunda açtıkları birimler için kullanmaktadır. Bir ilkokul veya lise bu adı almak isterse hangi üniversiteden izin almak zorundadır. Ya da YÖK’ten mi izin alacaktır. Benzer sorun “akademi” kelimesinde de vardır. MEB bu tür ibareleri içeren kurum adlarını içeren başvuruları reddetmektedir. Mevzuat değişikliğinden önce bu ibareleri kurum adlarına almış olanlar kullanmaya devam edecektir.

Yönetmeliğin reklam ve ilanlar başlıklı Ek 4. maddesine göre Kurumların reklam ve ilanlarında öğrenci resimleri ve isimleri ile öğrenci başarı durum bilgileri kullanılamaz. Ayrıca özel öğretim kurumları reklamlarında okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim öğrencilerinin resimleri, öğrenim çağlarına yönelik modellenmiş resimler kullanılamaz.

3. Milli Eğitim Bakanlığı Ortaokul ve Ortaöğretim Kurumları Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği’nde Düzenlenen Yasaklar

Milli Eğitim Bakanlığı Ortaokul ve Ortaöğretim Kurumları Özel Barınma Hizmetleri Yönetmeliği[10] m. 7’de ad verme başlığıyla reklam ve ilan da düzenlenmiştir[11]. Maddeye göre: Kurumlara, 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanununda belirtilen Türk millî eğitiminin genel ve özel amaçları ile temel ilkeleri doğrultusunda kurumun amacına ve düzeyine uygun, belli bir anlam taşıyan, Türkçe ad verilir. Kurumlara, ülkemizin millî ve manevi değerlerini temsil eden adlar verilebilir ancak ülke, millet, kıta, yabancı kurum ve kuruluş adları verilemez. Türk Dil Kurumu kısaltmalar dizininde yer alan kısaltmalar hariç olmak üzere kurumların adlarını varsa kısaltma ile birlikte kullanması esastır. Kurum adı kısaltma olarak kullanılacak ise kurum adı ve kısaltması kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatında yer alır (f.1).

Kurumlar, tabela, reklam, ilan ve her türlü iş ve işlemlerinde sadece kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatında yer alan kurum adını ve/veya kısaltmasını kullanır (f.2).

Kurumların ad ve unvanlarının başka kurumlar tarafından kullanılmasında; 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve ilgili diğer mevzuat hükümleri uygulanır (f.3).

Aynı yönetmeliğin “İlan ve reklam” başlıklı 49.maddesine göre;

Kurumlar, yalnızca amaçlarına uygun tanıtıcı mahiyette reklam ve ilan verebilir ancak reklam ve ilanlarında gerçeğe aykırı beyanlarda bulunamaz, kişi resimleri ve isimleri kullanamaz, televizyonda reklam ve ilan yapamaz. Kurumlar; reklam ve ilanların birer örneğini yayımından önce bağlı bulundukları il veya ilçe millî eğitim müdürlüğüne vermek zorundadır (f.1).

Kurumların reklam ve ilanlarında 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun hükümlerine aykırı durumların bulunması hâlinde bu durum Reklam Kuruluna da bildirilir (f.2).

Yükseköğrenim özel barınma hizmetleri sunan yurtlar MEB kapsamında değildir. Gençlik ve Spor Bakanlığı gözetim ve denetimindedir. Ancak daha önce MEB kapsamında idi. Bu yüzden onların mevzuatında da 5580 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatın etkisi görülmektedir.

Yönetmeliğin “Kurum isimlendirme ve tabela” başlıklı 14.maddesine göre:

  1. Kurumlara anlamlı, kurumun amacına uygun, ülkemizin milli ve manevi değerlerini temsil eden Türkçe isimler verilir. Ancak ülke, millet, kıta, yabancı kurum ve kuruluş isimleri verilemez.
  2. Kurumlar tabela, reklam, ilan ve her türlü iş ve işlemlerinde sadece kurum açma izni ile işyeri açma ve çalışma ruhsatında yer alan kurum adını kullanır.
  3. Kurumlar, adlarının yer aldığı tabelalarını Bakanlığın belirleyeceği şekil ve ölçülerde dışarıdan görülebilir uygun bir yerde bulundurmak zorundadır.

Gerçeğe aykırı reklam yasağı bu yönetmelikte de yer almaktadır. İlan ve reklam başlıklı 49.maddeye göre “Kurumlar, reklam ve ilan verebilir ancak reklam ve ilanlarında gerçeğe aykırı beyanda bulunamaz”. Ancak bu yönetmelikte reklam yasaklarına uymamanın müeyyidesi düzenlenmemiştir. Bu durumda artık Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat uygulanacaktır.

II. Özel Öğretim Kurumları Mevzuatındaki Düzenlemelerin Tüketici Kanunu Bağlamında Değerlendirmesi

MEB mevzuatında düzenlenen “gerçeğe aykırı reklam” zaten tüketici mevzuatında da yasaktır. Tekrar özel öğretim kurumları mevzuatında düzenlenmesinin sebebi idari para cezası verilmesinde dayanak oluşturmaktır.

TKHK m.61’e göre:

  1. Ticari reklam, ticaret, iş, zanaat veya bir meslekle bağlantılı olarak; bir mal veya hizmetin satışını ya da kiralanmasını sağlamak, hedef kitleyi oluşturanları bilgilendirmek veya ikna etmek amacıyla reklam verenler tarafından herhangi bir mecrada yazılı, görsel, işitsel ve benzeri yollarla gerçekleştirilen pazarlama iletişimi niteliğindeki duyurulardır.

  2. Ticari reklamların Reklam Kurulunca belirlenen ilkelere, genel ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına uygun, doğru ve dürüst olmaları esastır.

  3. Tüketiciyi aldatıcı veya onun tecrübe ve bilgi noksanlıklarını istismar edici, can ve mal güvenliğini tehlikeye düşürücü, şiddet hareketlerini ve suç işlemeyi özendirici, kamu sağlığını bozucu, hastaları, yaşlıları, çocukları ve engellileri istismar edici ticari reklam yapılamaz.

  4. Reklam olduğu açıkça belirtilmeksizin yazı, haber, yayın ve programlarda, mal veya hizmetlere ilişkin isim, marka, logo veya diğer ayırt edici şekil veya ifadelerle ticari unvan veya işletme adlarının reklam yapmak amacıyla yer alması ve tanıtıcı mahiyette sunulması örtülü reklam olarak kabul edilir. Her türlü iletişim aracında sesli, yazılı ve görsel olarak örtülü reklam yapılması yasaktır.

  5. Aynı ihtiyaçları karşılayan ya da aynı amaca yönelik rakip mal veya hizmetlerin karşılaştırmalı reklamı yapılabilir.

  6. Reklam verenler ticari reklamlarında yer alan iddiaların doğruluğunu ispatla yükümlüdür.

  7. Reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları bu madde hükümlerine uymakla yükümlüdür.

  8. Ticari reklamlara ilişkin getirilecek sınırlamalar ile bu reklamlarda uyulması gereken usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nde hangi hallerde bir reklamın hukuka ve mevzuata aykırı olduğu düzenlenmiştir. Bu yönetmeliğin 5.maddesine göre Reklamlar;
    a) Genel ahlak kurallarına aykırı ifade ya da görüntüler içeremez.
    b) Kamu sağlığını bozucu nitelikte olamaz.
    c) Kamu düzenini bozan, şiddet hareketleri ile yasadışı veya kınanacak davranışlara yol açan, göz yuman, bu davranışları özendiren veya destekleyen unsurlar içeremez.
    ç) Hasta, çocuk, yaşlı ve engellileri istismar edici ifade ya da görüntüler içeremez.
    d) Dil, ırk, renk, cinsiyet, siyasî düşünce, felsefî inanç, din, mezhep ve benzeri özelliklere yönelik kötüleme, istismar, önyargı veya ayrımcılık içeremez.
    e) İnsan onuru ve kişilik haklarını zedeleyici biçimde yapılamaz.
    f) Önceden izin alınmadan, hiç kimsenin özel ya da sosyal yaşamına dair ifade veya görüntüler içeremez; reklamlarda o kişiye atıfta bulunulamaz; kişinin özel mülkü, ilgili ürüne ya da organizasyona verilmiş kişisel onay etkisi oluşturacak şekilde görüntülenemez veya belirtilemez.
    g) Tüketicilerin korkularını ve batıl inançlarını istismar edemez.
    ğ) Hastaların tedavi öncesi ve sonrasına ait ifade ya da görüntüler içeremez.
    h) Toplumu endişeye sevk edici veya yanıltıcı biçimde; hastalık, yaralanma ve benzeri bir durumla ilgili ifade ya da görüntüler içeremez.
    ı) Güvenlik kurallarının gözetilmediği ve güvenlik açısından tehlike oluşturabilecek uygulama ve durumlarla ilgili hiçbir sunum ya da tanımlama içeremez.

Yine Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği’nin “Doğruluk ve dürüstlük” başlıklı 7. maddesine göre;

  1. Reklamlar doğru ve dürüst olmalıdır.
  2. Reklamlar, ekonomik ve sosyal sorumluluk bilinci içinde ve haksız rekabete yol açmayacak şekilde hazırlanmalıdır.
  3. Reklamlar, ortalama tüketicinin algılama düzeyi ile reklamın tüketici üzerindeki olası etkisi göz önünde bulundurularak hazırlanmalıdır.
  4. Reklamlar, tüketicinin güvenini kötüye kullanamaz ya da onun tecrübe ve bilgi eksikliklerini istismar edemez.
  5. Reklamlar, aşağıda sayılan haller başta olmak üzere, hiçbir konuda tüketiciyi doğrudan veya dolaylı olarak yanıltabilecek ifade ya da görüntüler içeremez: a) Malın; yapısı, bileşimi, tedariki, faydası, riski, aksesuarları, üretim yöntemi ve tarihi, amaca uygunluğu, kullanım şekli, kullanım ömrü ve alanları, teknik özellikleri, verim ve performansı, miktarı, menşei, çevreye etkisi gibi özellikleri, b) Hizmetin nitelikleri, c) Mal veya hizmet sunan kişi ya da kuruluşun ticaret unvanı, işletme adı, statüsü ve yetki alanları, ç) Mal veya hizmetin değeri ve ödenecek gerçek toplam fiyatı, d) Kiralama yoluyla satış, kiralama, taksitle satış ve kredili satış gibi diğer ödeme şartları, e) Teslim, değiştirme, geri alma, garanti, satış sonrası hizmetleri, yedek parça veya bakım ve onarım şartları, f) Fikri ve sınai mülkiyet hakları, g) Resmi tanınma ya da onay, madalyalar, ödüller, diplomalar ve benzeri belgeler, ğ) Sosyal amaçlı yardımlar, h) Tüketicilerin yasal hakları veya karşılaşabileceği riskler.
  6. İlgili mevzuatı gereği bir mal veya hizmete ilişkin olarak düzenlenmesi zorunlu ruhsat, izin, onay, kayıt gibi belgeler ile uyulması gereken diğer yasal süreçler, o mal veya hizmetin diğerlerinden farklı ya da daha üstün olduğu algısı oluşturacak biçimde reklamlarda kullanılamaz.
  7. Reklamlarda tüketicinin sahip olduğu yasal haklar, tüketicilere fazladan sunulan bir hak gibi gösterilemez.
  8. Reklamlarda yer alan; a) Araştırma sonuçları veya bilimsel yayınlardan yapılan alıntılar çarpıtılamaz. b) İstatistikler gerçekte olduklarından farklı sonuçlar doğuracak biçimde sunulamaz. c) Bilimsel terimler yanıltıcı biçimde kullanılamaz. ç) İddialar, gerçekte sahip olmadıkları bir bilimsel temele sahipmiş gibi gösteren bilimsel terminoloji ve ifadeler içeremez.

Yönetmeliğin ekinde “Haksız Ticari Uygulama Olarak Kabul Edilen Örnek Uygulamalar”a örnek verilmiştir. Buna göre Aldatıcı Ticari Uygulamalar:

  1. Ekonomik birliklere, meslek odaları ve kuruluşlarına, borsalara ve varsa bunların üst kuruluşlarına üye olunmamasına rağmen, kendini üye gibi tanıtmak ve bu tür kuruluşların düzenlemiş olduğu davranış kurallarına tabi olunduğunu iddia etmek.
  2. Yetkili otoritelerden gerekli izinleri almaksızın bir kalite işareti, güven işareti, çevresel işaret ya da benzerini kullanmak.
  3. Gerçeğe aykırı olarak, bir davranış kuralının kurum veya kuruluşlarca onaylandığını iddia etmek.
  4. Gerçeğe aykırı olarak, ticari uygulamaların veya bir mal ya da hizmetin kurum veya kuruluşlarca onaylandığını ya da bunlar için izin alındığını iddia etmek.
  5. Mal veya hizmetin özellikleri ve teklif edilen fiyat dikkate alındığında, ticari uygulamada bulunanın makul sayılabilecek bir süre ve miktarda söz konusu mal veya hizmeti ya da bunların muadillerini belirtilen fiyattan sunamayacağına veya başka bir yerden tedarik edemeyeceğine ilişkin yeterli bilgi sahibi olmasına rağmen, tüketiciyi bu konuda uyarmaksızın mal veya hizmetleri o fiyattan edinmeye davet etmek.
  6. Mal veya hizmetleri belirli bir fiyattan edinmeye davet ettikten sonra, başka bir mal veya hizmeti pazarlamak amacıyla; a) Davete konu olan mal veya hizmeti tüketiciye göstermeyi reddetmek, b) Söz konusu mal veya hizmete ilişkin siparişleri almayı ya da makul bir süre içinde ifa etmeyi reddetmek, c) Mal veya hizmetin ayıplı bir örneğini göstermek.
  7. Tüketicinin ani bir karar vermesini sağlamak ve bilinçli bir tercih yapması için gerekli fırsat veya zamandan mahrum bırakmak amacıyla, gerçeğe aykırı olarak bir mal veya hizmetin sadece çok kısıtlı bir süre içerisinde belirli şartlar altında sunulacağını belirtmek.
  8. Gerçeğe aykırı olarak, bir mal veya hizmetin sunulmasının yasal olduğunu belirtmek ya da böyle bir izlenim oluşturmak.
  9. Kanunun tüketiciye tanıdığı hakları ticari uygulamada bulunanın önerisinin ayırdedici bir niteliği olarak göstermek.
  10. Tüketicinin mal veya hizmeti edinmemesi halinde kendisine ya da ailesine yönelecek olası bir tehlikenin varlığı, niteliği ve kapsamına ilişkin gerçek dışı bir iddiada bulunmak.
  11. Gerçeğe aykırı olarak, ticareti bırakmak, işyerini taşımak veya faaliyet konusunu değiştirmek üzere olduğunu iddia etmek.
  12. Belirli bir mal veya hizmetin şans oyunlarında kazanmayı kolaylaştırdığını iddia etmek.
  13. İlgili mevzuatına aykırı olarak, bir mal veya hizmet hakkında sağlık beyanında bulunmak.
  14. Tüketiciyi, bir mal veya hizmeti normal piyasa şartlarından daha elverişsiz koşullarda almaya ikna etmek amacıyla, mal ya da hizmetin piyasa koşulları veya piyasada bulunma olasılığı hakkında yanlış bilgilendirmek.
  15. Bir ticari uygulamada, tanımlanmış bir ödül veya muadili belirtilmeksizin yarışma yapılacağını veya ödül verileceğini iddia etmek.
  16. Teslimat için yapılması gereken zorunlu ve makul masraflar haricinde, tüketicinin bir malı edinebilmesi için ödeme yapması gerektiği durumlarda, o mal için bedelsiz, bedava, ücretsiz veya bunun gibi tanımlamalarda bulunmak.
  17. Gerçeğe aykırı olarak, kendi ticareti, işletmesi, zanaatı ya da mesleği ile ilgili olarak hareket etmediğini iddia etmek, bu doğrultuda izlenim oluşturmak veya kendisini tüketici olarak tanıtmak.
  18. Bir mala ilişkin satış sonrası servis hizmetlerinin, Türkiye dışında başka ülkelerde de mevcut olduğuna ve bunlardan yararlanılabileceğine dair yanlış izlenim oluşturmak.
  19. Girdi maliyeti ve döviz kuru artışı gibi fiyat değişimlerinden etkilenmemesine rağmen bu durumlardan etkileniyormuş gibi hareket ederek tüketiciye sunulan mal veya hizmetin satış fiyatında haklı bir gerekçe olmaksızın artış yapmak.

Şeklinde sınırlı olmayan şekilde sayılmıştır.

6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun 61. maddesi Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamaları hüküm altına almış; bu hükümlere aykırı davranılması halinde aynı kanunun cezai hükümler başlıklı 77. maddesinin 12. fıkrasına göre idari para cezaları öngörülmüştür.

Tüketici Kanunu’nun 61.maddesinde belirtilen yükümlülüklere aykırı hareket eden reklam verenler, reklam ajansları ve mecra kuruluşları hakkında durdurma veya aynı yöntemle düzeltme veya idari para cezası ve gerekli görülen hâllerde de üç aya kadar tedbiren durdurma cezası uygulanır. Reklam Kurulu, ihlalin niteliğine göre bu cezaları birlikte veya ayrı ayrı verebilir. Aykırılık;

a) Yerel düzeyde yayın yapan televizyon kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise on bin Türk Lirası,
b) Ülke genelinde yayın yapan televizyon kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise iki yüz bin Türk Lirası,
c) Süreli yayınlar aracılığıyla gerçekleşmiş ise (a) ve (b) bentlerinde belirtilen cezaların yarısı,
ç) Yerel düzeyde yayın yapan radyo kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise beş bin Türk Lirası,
d) Ülke genelinde yayın yapan radyo kanalı aracılığı ile gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası,
e) İnternet aracılığı ile gerçekleşmiş ise elli bin Türk Lirası,
f) Kısa mesaj aracılığı ile gerçekleşmiş ise yirmi beş bin Türk Lirası,
g) Diğer mecralar aracılığı ile gerçekleşmiş ise beş bin Türk Lirası,

idari para cezası verilir. Reklam Kurulu, idari işleme konu ihlalin bir yıl içinde tekrar edilmesi hâlinde yukarıda belirtilen idari para cezalarını on katına kadar uygulayabilir.

Özel öğretim kurumları ticaridir[12]. Bu kurumlarda verilen hizmet eğitim, kamu hizmeti olsa da, Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre ticari işletme veya esnaf işletmesi sayılacaklardır. O halde özel okullar/kurslar ticaret yapabilmek için reklam faaliyetinde bulunursa Tüketici Kanununa tabi olur. Ayrıca 5580 sayılı Kanuna göre idari para cezası verilebilir.

5580 sayılı Kanun, 6502 sayılı Kanundan önce çıkarılmasına rağmen, 5580 sayılı Kanun 7/2. maddesi 2016 yılında değişikliğe uğramıştır. 6502 sayılı Kanun ise 2013 tarihlidir. Eski-yeni kanun ilişkisi bulunmaktadır. Diğer yönden 6502 sayılı Kanun genel, 5580 sayılı kanun ise özel kanun niteliğindedir. Ancak cezalar açısından bakıldığında 5580 sayılı Kanunun asgari ücretin beş katına kadar idari para cezası verilmektedir. Fiilin tekrarlanması halinde 5580 sayılı Kanuna göre ilk cezanın beş katı ceza verilir. Asgari Ücret Tespit Komisyonu'nun belirlediği 2021 yılında geçerli olan asgari ücret brüt 3.577,50 TL, net 2.825,90 TL’dir. Ceza brüt ücretten kesilir. İlk ceza asgari ücretin beş katı kadar (17.887,50 TL) olacaktır. Aynı fıkradan gelecek ikinci ceza bunun beş kadı kadar, yani 89.437,50 TL tutarında olacaktır. 6502 sayılı Kanuna göre de verilen cezanın on katı cezalar verilebilecektir. Her iki mevzuattan dolayı ceza verilmesi halinde bir eylemden dolayı iki ceza verilmiş olacaktır. Bu duruma ceza hukukunda “ne bis in idem” adı verilmektedir. Bu kural gereği, aynı eylemden ötürü mükerrer yargılama ve cezaya çarptırmaya izin verilmemesi gerekir[13]. Kabahatler Kanunu m. 15 gereği bu kural kabahatlere de uygulanacaktır. Kabahat deyiminden; kanunun, karşılığında idarî yaptırım uygulanmasını öngördüğü haksızlık anlaşılır. 5580 sayılı Kanun m.7’deki kurallara uyulmaması kabahat olup, idari para cezası ile cezalandırılır. Fiilin iki ayrı idari yaptırım hükmünü ihlal ettiğinden bahisle çifte kabahati yaptırım uygulanması Kabahatler Kanunu m.15/2’e aykırıdır.

29.08.2018 tarihli MEB Özel Öğretim Kurumları Genel Müdürlüğü’nün Valiliklere (il milli eğitim müdürlüklerine) gönderdiği E. 15129718 sayılı yazıda öğrenci resmi ve başarı durumları paylaşan özel öğretim kurumlarının bulunduğu, bu durumun haksız rekabete yol açtığı, ve Yönetmeliğin Ek 4 ve 7. maddelerine aykırı olduğu ve 5580 sayılı Kanun 7. maddesine göre cezai işlem uygulanması gerektiği belirtilmiştir.

Yazı, il milli eğitim müdürlüklerinin denetim yapmasını, şirket isimleri kullanarak reklam yapılıp yapılmadığı, reklam ve ilanlarda öğrenci resim ve bilgileri ile öğrenci başarı durum bilgilerinin kullanılıp kullanılmadığı ve haksız rekabete yol açacak uygulamaların önüne geçilmesi bakımından kurumların sürekli izlenerek mevzuat hükümlerine uymayanlar hakkında işlemlerin ivedilikle yapılmasını… rica etmektedir. Bu yazı üzerine kurumların tabela, logo, ilan, broşür, cam giydirme vs. incelenip sonrasında soruşturma ve cezai işlem yapılması sağlanmıştır.

Özel öğretim kurumlarının reklamlarında okul öncesi, ilkokul, ortaokul ve ortaöğretim öğrencilerinin öğrenim çağlarına yönelik modellenmiş resimleri kullanılamaz.

Modellenmiş resimden kasıt nedir mevzuatta tam açıklık bulunmamaktadır. Örneğin, anaokulu reklamında anne-baba çocuk koreografisi yapılsa kabahat midir? Bu husus her ilde ayrı ayrı uygulanmaktadır.

Özel öğretim kurumlarının sosyal medya üzerinden yapmış olduğu reklam faaliyetlerinde 5580 sayılı Kanun ile yönetmelik uygulanacaktır. Gerçeğe aykırı beyan hem MEB mevzuatı hem de tüketici hukuku kapsamında değerlendirilecektir. Bunun dışında sosyal medyada öğrenci resimlerinin paylaşılması, başarılarının sergilenmesi konusunda bir yaptırım söz konusu olmamıştır. Bu faaliyetler mevzuata göre yasak olmasına rağmen, yaptırım konusunda esneklik tanınmaktadır.

Özel öğretim kurumu olmayıp veya açlış ve faaliyet izni almadan eğitim ve öğretim faaliyetlerinde bulunmak MEB mevzuatına göre taşınmazın mühürlenmesi ve 20 katı brüt asgari ücret tutarında idari para cezası ile müeyyidelendirilmiştir. Bu kişi veya kurumların reklam ve ilan faaliyetlerinde bulunması ayrıca cezalandırılmaz. Ancak reklam ve ilan faaliyetleri kaçak eğitim adını verdiğimiz bu durumun tespitinde önemli delil oluşturur.

Sonuç Yerine

5580 sayılı Kanun ve ilgili mevzuatta özel öğretim kurumlarının reklam ve ilan faaliyetleri düzenlenmiştir. Kurumların adları özel öğretim kurumları mevzutına göre belirlenecek, ilan ve afişleri MEB gözetiminde yapılacaktır. Televizyonda reklam faaliyetleri tamamen yasaklanmış, diğer reklamlarda çocukların modellenmiş resimlerinin kullanılmasının dahi önüne geçilmiştir. Ancak reklam ticari hayatın bir gerçeğidir. Kurumlar sosyal medya üzerinden reklam faaliyetleri yürütüyor olsa da, yasakların kurumlar üzerinde baskı yarattığı bir gerçektir.

5580 sayılı Kanun’un 7.maddesi gerekçe gösterilerek özel öğretim kurumu hakkında idari para cezasına hükmedilmektedir. Bu yaptırıma karşı, tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde cezanın iptali için sulh ceza hakimliğine başvuru yolu açıktır. Çoğu kurum, idari para cezasının iptal edilebileceğine inanmamaktadır. Bir diğer çoğunluk da cezanın nispeten düşük meblağlı olduğunu düşünerek indirimli halinden ödeme yoluna gitmektedir. Ancak idari para cezasının üç kez aynı fiilden tecziye edilmesi, kurumun kapatılmasına sebep olmaktadır.

Sosyal medya yadsınamayacak kadar güçlü olmasına rağmen, TV hala her meskende baş köşede yerini korumaktadır. Bir mevzuat ile en azından özel öğretim kurumlarının reklam ve ilanları hakkında düzenleme yapılması gereklidir. Çünkü pandeminden önce özel okullar (kolejler) son 15 yılın en düşük kontenjanlarına sahipti. Son bir yıldır da pandemiden dolayı yüz yüze eğitimde sürekli kesinti olduğundan özel okulların ve kursların ayakta kalması zorlaşmıştır. Özel öğretim kurumlarının ayakta kalmasına, bir bir kapanmasının önüne geçilmesine reklamların katkı sağlayacağı düşünülmektedir.

Kaynakça

Abdulkadir Bulut, “Koronavirüs (COVİD-19) Pandemisinin Özel Okul Ücretlerine Etkisi: MEB Mevzuatı ve Sözleşmeler Hukuku Bağlamında Ödeme-İade Problemi”, Covid- 19 Salgınının Hukuki Boyutu (Edit: Prof. Dr. Muhammet Özekes), İstanbul 2020, 519 vd.

Burcu Erdinç, “İdari Yaptırımların Kavramsal Çerçevesi ve Cezai Yaptırımlarla Karşılaştırılması”, Ankara Barosu Dergisi, 2012/2, s. 239-276.

Metin Günday, İdare Hukuku, 10.Baskı, Ankara 2011.


Dipnotlar


  1. TDK sözlüğü için bkz. https://sozluk.gov.tr/. ↩︎

  2. Vakıf üniversiteleri özel öğretim kurumu kapsamında değerlendirilebilir. Birçok Yargıtay kararında bu üniversitelerin özel öğretim kurumu olarak kabul edildiği görülmektedir. Bkz. HGK. 22.03.2017, E. 2017/13-518, K. 2017/520; HGK. 29.05.2013, E.2012/13-1932 , K. 2013/787. Ancak vakıf üniversitelerinin reklam ve ilân faaliyetlerine dönük, MEB mevzuatında bir düzenleme yoktur. Üniversitelerin reklam ve ilan faaliyetleri konusunda YÖK mevzuatı ve genel kurallar uygulanacaktır. ↩︎

  3. Bkz. 5580 sayılı Kanun m. 2/1-b. ↩︎

  4. 5580 sayılı Kanun m. 7/2: Özel öğretim kurumunun;
    a) Bakanlıkça onaylı yerleşim planında izinsiz değişiklik yapması,
    b) (Değişik:27/6/2019-7180/11 md.) Gerçeğe aykırı veya yanıltıcı reklam ya da ilan vermesi, reklam veya ilanlarda öğrenci resim ya da bilgilerini kullanması,
    c) Haftalık ders çizelgesi ve programları Bakanlık izni olmadan kurumda uygulaması,
    d) Bu Kanun ve bu Kanuna dayanılarak yürürlüğe konulan yönetmelik ve yönergelerde belirtilen hükümlere aykırı fiillerde bulunması,
    e) Mevzuatta belirtilen sayıda personel çalıştırmaması veya mevzuata aykırı personel çalıştırması,
    f) 14/6/1973 tarihli ve 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanununun genel ve özel amaçları ile temel ilkelerine uymaması,
    g) Kurum açma şartlarından herhangi birini kaybetmesi,
    h) Mevzuata uygun olarak kapatılmaması,
    hâllerinde; (a), (b), (c) ve (d) bentlerindeki fiiller için brüt asgari ücretin beş katı; (e) ve (f) bentlerindeki fiiller için brüt asgari ücretin on katı ve (g) bendindeki fiil için brüt asgari ücretin yirmi katı idari para cezası uygulanır. Bu fıkranın (a), (b), (c), (d), (e), (f) ve (g) bentlerindeki fiillerin tekrarı hâlinde idari para cezası miktarı beş kat artırılarak uygulanır ve bu bentlerdeki fiillerin üçüncü kez tekrarlanması hâlinde ise kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir, (h) bendindeki fiilin işlenmesi hâlinde brüt asgari ücretin yirmi katı idari para cezası verilir ve kurum açma izni ile iş yeri açma ve çalışma ruhsatı iptal edilir. İdari para cezası, kurum açma iznini vermeye yetkili makam tarafından verilir. Bu fıkranın uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir. ↩︎

  5. 5580 sayılı Kanun’a göre TV’de reklam yapmak yasaktır. Ancak Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Reklâm Yönetmeliği m. 5/1-g hükmüne göre: “Özel eğitim ve öğretim kurumlarının yaptıkları eğitim ve öğretimle ilgili olarak bu kurumların adını, adresini, ücretini, konusunu, programını, kurs ve öğretim devrelerini belirten reklâmlar yalnız radyo yayınlarında yer alabilir. Televizyon da ise kurum adı verilmeden kitap, dergi ve basılı yayınlarının reklâmları yapılabilir.”. Yönetmelik için bkz. RG: 26/08/2009, S. 27331. ↩︎

  6. 14.06.1973 tarihli 1739 sayılı Milli Eğitim Temel Kanunu m. 2’ye göre: “Türk Milli Eğitiminin genel amacı, Türk Milletinin bütün fertlerini, 1. (Değişik: 16/6/1983 - 2842/1 md.) Atatürk inkılap ve ilkelerine ve Anayasada ifadesini bulan Atatürk milliyetçiliğine bağlı; Türk Milletinin milli, ahlaki, insani, manevi ve kültürel değerlerini benimseyen, koruyan ve geliştiren; ailesini, vatanını, milletini seven ve daima yüceltmeye çalışan, insan haklarına ve Anayasanın başlangıcındaki temel ilkelere dayanan demokratik, laik ve sosyal bir hukuk Devleti olan Türkiye Cumhuriyetine karşı görev ve sorumluluklarını bilen ve bunları davranış haline getirmiş yurttaşlar olarak yetiştirmek; 2. Beden, zihin, ahlak, ruh ve duygu bakımlarından dengeli ve sağlıklı şekilde gelişmiş bir kişiliğe ve karaktere, hür ve bilimsel düşünme gücüne, geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı, kişilik ve teşebbüse değer veren, topluma karşı sorumluluk duyan; yapıcı, yaratıcı ve verimli kişiler olarak yetiştirmek; 3. İlgi, istidat ve kabiliyetlerini geliştirerek gerekli bilgi, beceri, davranışlar ve birlikte iş görme alışkanlığı kazandırmak suretiyle hayata hazırlamak ve onların, kendilerini mutlu kılacak ve toplumun mutluluğuna katkıda bulunacak bir meslek sahibi olmalarını sağlamak; Böylece bir yandan Türk vatandaşlarının ve Türk toplumunun refah ve mutluluğunu artırmak; öte yandan milli birlik ve bütünlük içinde iktisadi, sosyal ve kültürel kalkınmayı desteklemek ve hızlandırmak ve nihayet Türk Milletini çağdaş uygarlığın yapıcı, yaratıcı, seçkin bir ortağı yapmaktır”.
    Milli Eğitim Temel Kanunu’nun özel amacı ise m.3’te düzenlenmiştir: “Türk eğitim ve öğretim sistemi, bu genel amaçları gerçekleştirecek şekilde düzenlenir ve çeşitli derece ve türdeki eğitim kurumlarının özel amaçları, genel amaçlara ve aşağıda sıralanan temel ilkelere uygun olarak tespit edilir”.
    5580 sayılı Kanunun amacı, “Türkiye Cumhuriyeti uyruklu gerçek kişiler, özel hukuk tüzel kişileri veya özel hukuk hükümlerine göre yönetilen tüzel kişiler tarafından açılacak özel öğretim kurumlarına kurum açma izni verilmesi, kurumun nakli, devri, personel çalıştırılması, kurumlara yapılacak malî destek ve bu kurumların eğitim-öğretim, yönetim, denetim ve gözetimi ile yabancılar tarafından açılmış bulunan özel öğretim kurumlarının; eğitim-öğretim, yönetim, denetim, gözetim ve personel çalıştırılmasına ilişkin usûl ve esasları düzenlemektir” (m.1). ↩︎

  7. Burcu Erdinç, “İdari Yaptırımların Kavramsal Çerçevesi ve Cezai Yaptırımlarla Karşılaştırılması”, Ankara Barosu Dergisi, 2012/2, s. 260. ↩︎

  8. Metin Günday, İdare Hukuku, 10.Baskı, Ankara 2011, s. 233. ↩︎

  9. 24.03.2016 tarihli ve 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu için bkz. RG. 07.04.2016/29677. ↩︎

  10. RG. 11.09.2020, S. 31241. Bu yönetmelik 5580 Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’ne göre özel niteliktedir. Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği tüm kurumlara uygulanırken, bu yönetmelik öğrenci yurtlarına uygulanacaktır. ↩︎

  11. Bu hüküm 5580 sayılı Kanuna göre çıkarılan 20.03.2012 tarihli Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği ile neredeyse aynı hükümleri içermektedir. Millî Eğitim Bakanlığı Özel Öğretim Kurumları Yönetmeliği’nde 19.02.2020 tarihinde yapılan değişiklik ile MEB mevzuatı dışında TTK, Tüketicinin Kanunu, SMK ve Rekabetin Korunması Kanunu’na atıf yapmaktadır. m. 7/3’e göre: “Kurumların ad ve unvanlarının, başka kurumlar tarafından kullanılmasında, 7/12/1994 tarihli ve 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, 13/1/2011 tarihli ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile 22/12/2016 tarihli ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu ve diğer ilgili mevzuat hükümleri uygulanır”. ↩︎

  12. Abdulkadir Bulut, “Koronavirüs (COVİD-19) Pandemisinin Özel Okul Ücretlerine Etkisi: MEB Mevzuatı ve Sözleşmeler Hukuku Bağlamında Ödeme-İade Problemi”, Covid- 19 Salgınının Hukuki Boyutu (Edit: Prof. Dr. Muhammet Özekes), İstanbul 2020, s.520. ↩︎

  13. Adli ve idari cezalar arasında ne bis in idem prensibinin katı şekilde uygulanması mümkün değildir. Çünkü İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 7. Ek Protokolü’nün “Aynı suçtan iki kez yargılanmama ve cezalandırılmama hakkı” başlıklı 4. maddesi Türkiye Cumhuriyeti’ni bağlayacak şekilde henüz onaylanmamıştır. Bu yüzden Kabahatler Kanunu m.15 ve konu ile ilgili özel kanunların uygulaması devam edecektir. ↩︎

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.