Lexpera Blog

Ticaret Şirketlerinin Konkordato Talepli Başvuruları Öncesinde Başka Bir Mahkemenin Yetki Sınırına Dahil Olacak Şekilde Ticaret Sicili (Merkez Adresi) Değişikliği Yoluna Gitmeleri Hususunda Kısa Bir Değerlendirme

Borçlarını, vadesi geldiği halde ödeyemeyen veya vadesinde ödeyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir borçlu (veya borçlunun iflâsını talep edebilecek her alacaklı), vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle borçlarını ödeyebilmek veya muhtemel bir iflâstan kurtulmak için 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanununun 286. maddesinde yer alan belgelerle birlikte konkordato talep edebilir (İİK m. 285/I-II).

Konkordato talepli başvurularda, görevli mahkeme asliye ticaret mahkemesi; yetkili mahkeme ise, iflâsa tâbi olan borçlu için muamele merkezinin bulunduğu yerdeki (atfen İİK m. 154/I)[1], iflâsa tâbi olmayan borçlu için yerleşim yerindeki asliye ticaret mahkemesidir (İİK m. 285/III). Asliye ticaret mahkemesinin bu yetkisi, kamu düzenine ilişkindir, kesindir, dava şartıdır, mahkeme tarafından her aşamada re’sen dikkate alınması gerekir (HMK 19/I), yetki ve tahkim sözleşmesine konu edilemez niteliktedir (HMK m. 18/I, 114/I-ç, 408)[2]. Yargılama aşamasına geçildikten sonra gerçekleşen muamele merkezi veya yerleşim yeri değişikliği ise, mahkemenin kesinleşen yetkisini bertaraf etmeyecektir[3].

Türk Ticaret Kanununun 16. maddesinin 1. fıkrası gereği, tacir sıfatını haiz olan ticaret şirketleri[4], her türlü borçlarından dolayı iflâsa tâbi olduklarından (TTK m. 18/I), konkordato talepli başvurularda kesin yetkili mahkeme, başvuruda bulunan ticaret şirketinin muamele merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir.

Uygulamada, ticaret şirketlerinin ticaret siciline kaydedildiği yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil etmektedir[5]. Peki ticaret şirketlerinin hangi ticaret siciline tescil edileceği nasıl belirlenir?

Ticaret şirketlerinin kuruluş aşamasında, merkezlerinin bulunacağı yerin şirket ana/esas sözleşmelerinde gösterilmesi[6] ve tüzel kişilik kazanabilmeleri için merkezin bulunacağı yerin ticaret siciline tescil edilmeleri gerekmektedir[7]. Elbette kuruluş sonrasında şirket ana/esas sözleşmesi değişikliği ile merkezin bulunduğu yerin başka bir ticaret sicilinin iş çevresine taşınması her daim mümkündür. Bu halde, yeni merkezin bulunduğu ticaret sicilinde tescil ve eski merkezin kayıtlı olduğu ticaret sicilinde terkin işlemlerinin gerçekleştirilmesi gerekir (Ticaret Sicili Yönetmeliği m. 111-114).

Olağan bir ticaret hayatında, ticaret şirketlerinin, idari, hukuki ve ticari faaliyetlerini merkezlerinde yürütmeleri[8], bu faaliyetlerini farklı yerlerde yürütmeleri halinde ise, idari faaliyetlerini merkezlerinde yürütmeleri[9] beklenildiğinden, uygulamada ticaret şirketlerinin ticaret siciline kaydedildiği yerin, muamele merkezi yönünden karine teşkil etmesi, pratik, akla uygun ve kamu yararınadır.

Ancak, son yıllarda konkordato talebinde bulunan ticaret şirketlerinin, sırf yetkili mahkemenin bu yetkisini bertaraf etme gayesiyle, “muamele merkezi karinesini” açıkça kötüye kullanarak, ihtiyaca ve fiili duruma aykırı şekilde, başka bir mahkemenin yetki sınırına dahil olacak şekilde ticaret sicili (merkez adresi) değişikliği yoluna gittikleri gözlemlenmektedir. Bu değişiklik genellikle aynı borçlu açısından yinelenen konkordato talebi öncesi ve bazen de ilk konkordato talebi öncesi gerçekleştirilmektedir. Kanaatimce bu husus, Türk Medeni Kanununun “Dürüst Davranma” başlıklı 2. maddesine aykırılık teşkil etmektedir.

“TMK m. 2: Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır.

Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.”

Şüphesiz ki, sırf yetkili mahkemenin bu yetkisinin bertaraf edilmesi gayesiyle, ticaret şirketlerinin başka bir mahkemenin yetki sınırına dahil olacak şekilde ticaret sicili müdürlüğü (merkez adresi) değişikliği yoluna gitmelerini hukuk düzeni korumayacaktır[10]. Yüksek mahkeme benzer davalarda kanaatini şu şekilde açıklamıştır;

T.C. Yargıtay H.G.K.’nun 2006/643 E., 2006/671 K. ve 18/10/2006 T.’li ilamı[11]; “Muamele merkezinden maksat, borçlunun ticarethanesinin bulunduğu yer değil, bilakis borçlunun dışarıya (yani üçüncü kişilere) karşı işlerini idare ettiği merkezdir.”

T.C. Yargıtay H.G.K.’nun 2012/643 E., 2013/256 K. ve 20/02/2013 T.’li ilamı[12]; “İflası istenen kişinin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa iflas davasının bu yer ticaret mahkemesinde açılması gerekir.”

T.C. Yargıtay 5. H.D.’nin 2022/4017 E. 2022/4956 K. ve 21/03/2022 T.li ilamı[13]; “İİK'nın 285. maddesi yollaması ile İİK'nın 154 maddesi uyarınca; konkordato taleplerinde yetkili ve görevli mahkeme, borçlunun muamale merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesi olup bu yetki kuralı, kamu düzenine ilişkin ve kesindir. Konkordato talebinde bulunan şirketin ticaret siciline kayıtlı olduğu yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil ederse de, ticaret sicilinde kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğu kanıtlanırsa davanın da bu yer ticaret mahkemesinde açılması gerekir. Aynı kural konkordato davaları için de geçerli bulunmaktadır.

Muamele merkezinden kasıt, borçlunun ticarethanesinin olduğu yer olmayıp; borçlunun, ticaret yaptığı kişilere yönelik olarak işlerini takip ettiği yerdir. Gerçek veya tüzel kişi tacir birden fazla yerde ticari faaliyetlerde bulunuyor; ancak, bu işletmelerden birinde yoğun şekilde ticari faaliyetler yürütüyor ve tüm ticari işletmesini buradan idare ediyor ise muamele merkezi, ticari faaliyetlerin idare edildiği yer olarak vasıflandırılmaktadır.

Dosya kapsamından, davacı şirketin daha önceden “… Karabağlar/İzmir” adresinde kayıtlı bulunduğu, 11/03/2019 tarihli genel kurulda alınan kararla muamele merkezinin “… Siirt” olarak değiştirildiği ve muamele merkezine ilişkin değişikliğin 21/03/2019 tarihinde ticaret sicil gazetesinde ilan edildiği, davacı şirketin adresinin her ne kadar Siirt iline taşınmış olsa da muamele merkezinin halen daha önceki adresi olan Karabağlar/İzmir olduğu, şirketin faaliyetlerine yönelik tüm iş ve işlemlerinin ve ticari faaliyetlerinin İzmir ilinde yürütüldüğü, dolayısıyla Siirt ilinin davacı şirket yönünden muamele merkezi olarak kabul edilemeyeceği anlaşılmaktadır. Bu durumda uyuşmazlığın, İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.”

Yüksek mahkeme kararlarından da açıkça anlaşılacağı üzere, her ne kadar ticaret şirketlerinin ticaret siciline kaydedildiği yer, muamele merkezi yönünden karine teşkil etmekteyse de, ticaret siciline kayıtlı yerden başka bir yerin muamele merkezi olduğunun kanıtlanması halinde, konkordato talebine bu yer mahkemesinin bakmaya yetkili olduğunun kabulü gerekmektedir.

Dolayısıyla, konkordato talepli bir başvuruda mahkemenin yetki yönünden yapacağı değerlendirmede, konkordato talep eden ticaret şirketinin salt ticaret siciline kayıtlı olduğu yerin tespiti ile yetinmemesi, konkordato talep edenin halihazırda idari, hukuki ve ticari faaliyetlerini yürüttüğü yeri tespit etmesi ve bu faaliyetlerin farklı yerlerde yürütüldüğünün anlaşılması halinde, idari faaliyetlerin yürütüldüğü (ticari faaliyetlerin fiilen dışa karşı idare edildiği) yeri esas alması kanaatimce yerindelik arz edecektir.

Ancak, konkordato talebi üzere, İİK m. 287/I gereği, İİK m. 286’da belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde mahkemenin “derhal” geçici mühlet kararı vermesi gerektiğinden, başvuru aşamasında yetki yönünden yapacağı araştırma ve değerlendirmenin tamamlanamaması da ihtimal dahilindedir. Kanaatimce böyle bir durumda mahkemenin, geçici mühlet kararıyla birlikte atadığı geçici konkordato komiserlerini bu hususun tespitinde kısa sürede bir rapor sunmaları yönünde görevlendirmesi ve alacaklıların da somut delillerle mahkemeyi bilgilendirmeleri önem teşkil edecektir.

Asıl yetkili mahkemenin tespiti ayrıca, hem alacaklıların borçlu ile kurdukları ticari ilişkinin başında öngördükleri yetkili mahkemeden farklı ve uzak bir yerde açılan davaya erişme zorluğunu ortadan kaldıracak, hem de konkordato komiserlerinin, şirketin idari, hukuki ve ticari faaliyetlerini olması gereken şekilde gözetleme ve denetlemelerine imkân verecektir. Yukarıda yer verilen T.C. Yargıtay 5. H.D.’nin 2022/4017 E. 2022/4956 K. ve 21/03/2022 T.li ilamında geçen, “İzmir – Siirt” örneği dikkate alındığında, kuvvetle muhtemeldir ki, çoğunluğu İzmir ilinde yerleşik olan alacaklıların Siirt ilindeki ilgili mahkemeye erişimi ve Siirt ilinde atanacak konkordato komiserlerinin de İzmir ilinde devam eden idari, hukuki ve ticari faaliyetleri olması gereken şekilde gözetleme ve denetlemesi zorluk arz edecektir.


Dipnotlar


  1. Merkezleri yurt dışında bulunan ticari işletmeler hakkında yetkili merci, Türkiye’deki şubenin, birden ziyade şubenin bulunması halinde merkez şubenin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesidir (İİK m. 154/II). ↩︎

  2. Bkz. Kuru Baki: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, 2. Baskı, Ankara – 2013, s. 1107, 1108 ve 1148 (icra mahkemesinin yetkili olduğu dönemde), Pekcanıtez Hakan / Erdönmez Güray: 7101 Sayılı Kanun Çerçevesinde Konkordato, Temmuz – 2018, İstanbul, s. 14, Öztek Selçuk, Budak Ali Cem, Tunç Yücel Müjgan, Kale Serdar, Yeşilova Bilgehan: Yeni Konkordato Hukuku, 7101 sayılı Kanunla Değişik İcra ve flaş Kanunu m. 285-309 Şerhi, Ankara – 2018, s. 128-129 (Öztek). ↩︎

  3. Bu yönde bkz. T.C. Yargıtay H.G.K. 2006/636 E., 2006/670 K. ve 18/10/2006 T.’li ilamı. ↩︎

  4. Ticaret şirketleri; kollektif, komandit, anonim, limited ve kooperatif şirketlerden ibarettir (TTK m. 124/I). ↩︎

  5. Bu yönde bkz. T.C. Yargıtay H.G.K. 2012/643 E. 2013/256 K. ve 20/02/2013 T., T.C. Yargıtay 5. H.D. 2022/4017 E. 2022/4956 K. ve 21/03/2022 T. T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. HD. 2022/1207 E. 2022/1110 K. 06/10/2022 T., T.C. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45. HD. 2024/1480 E. 2024/1794 K. 25/12/2024 T., T.C. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. H.D. 2024/1970 E. 2024/1536 K. ve 06/11/2024 T., T.C. Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi 6. H.D. 2024/2410 E. 2024/2385 K. ve 25/11/2024 T., T.C. İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2025/31 E. 2025/17 K. 13/01/2025 T., T.C. İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/201 E. 2021/359 K. 01/06/2021 T., T.C. Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/949 E. 2021/1051 K. 11/11/2021 T., T.C. Sakarya Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/754 E. 2024/705 K. 09/12/2024 T., T.C. Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/1370 E. 2024/1129 K. ve 15/11/2024 T., T.C. Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 2024/895 E. 2024/744 K. 28/11/2024 T. (https://emsal.uyap.gov.tr/). ↩︎

  6. Bkz. TTK m. 213/I-c, 305/I, 339/II-a, 576/I-a ve Kooperatifler Kanunu 4/I-1. ↩︎

  7. Bkz. TTK m. 215, 305/I, 354/I, 355/I, 586/I, 58/I ve Koop.K. m. 3 ve 7. ↩︎

  8. Bu yönde bkz. Mimaroğlu, Sait Kemal: Ticaret Hukuku – İşletme Hukuku, C. I, 3. Baskı, Ankara – 1978, s. 207. ↩︎

  9. Bu yönde bkz. Arkan, Sabih: Ticari İşletme Hukuku (6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Hazırlanmış), 15. Bası, Ankara – 2011, s. 35. ↩︎

  10. Bu yönde bazı ilk derece ve bölge adliye mahkemesi kararları için bkz. dipnot 5. ↩︎

  11. https://karararama.yargitay.gov.tr/ ↩︎

  12. https://karararama.yargitay.gov.tr/ ↩︎

  13. https://karararama.yargitay.gov.tr/ ↩︎

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer mevzuat hükümlerine aykırı ve bilimsel yazma etik kurallarını aşan iktibaslar konusunda yazarların ve On İki Levha Yayıncılık’ın rızası bulunmamaktadır.
Author image
Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özel Hukuk (Ticaret Hukuku) Anabilim Dalı Doktora Öğrencisi