Lexpera Blog

7244 Sayılı Kanunla Yapılan Düzenleme Sonrasında Kârların ve Yedek Akçelerin Dağıtımında Son Durum

1. “Kâr Payı” Kavramı ve Türk Ticaret Kanunu’ndaki (TTK) Düzenleme

Kâr payı, genel kurul tarafından belirlenen politika çerçevesinde hesap dönemi itibarıyla net dönem kârı ve kâr dağıtımına konu edilebilecek diğer kaynaklar üzerinden ortaklara ve kâra katılan diğer kişilere genel kurulca dağıtılmasına karar verilen tutarı ifade etmektedir (Kâr Payı Tebliği, m.3/e).

Ülkemiz ticaret hukukunda kurumlarda kâr payı dağıtımını yönlendiren başlıca düzenlemeler şöyledir:

Anılan hukuk sistematiğinde yer alan kanunlara bakıldığında, ülkemizde anonim şirketler (veya diğer sermaye şirketleri) bakımından kâr dağıtım zorunluluğu bulunmadığı görülmektedir.

Öte yandan, ‘kâr payı’ ve ‘temettü’ kavramları, Türk hukukunda ilk kez Sermaye Piyasası Kurulu’nun Seri: IV, No:27 ‘Sermaye Piyasası Kanununa Tabi Olan Halka Açık Anonim Ortaklıkların Temettü ve Temettü Avansı Dağıtımında Uyacakları Esaslar Hakkında Tebliğ’i ile tanımlanmıştır. Buna göre, “kâr payı” anonim şirket ortaklarına ve kâra katılan yönetim kurulu üyeleri, işçiler, intifa senedi sahipleri vb. diğer kimselere dağıtılacak kârdan, bunların her birine düşen payı; “temettü” ise sadece kardan anonim şirket ortaklarına dağıtılan payı ifade etmektedir.

Anonim ortaklıklarda her pay sahibinin, kanun ve esas sözleşme hükümlerine ve genel kurul kararlarına göre dağıtılmaya tahsis olunan safi kâra payı oranında katılma hakkı vardır. Bu hak, Türk Hukuk Literatüründe “nispi müktesep hak” kavramı ile nitelendirilmektedir. Çünkü safi kârın tamamı pay sahiplerine dağıtılmamakta, bir bölümü yedek akçelere ilave edilmektedir. Kârın tamamını veya bir bölümünü dağıtma gibi bir zorunluluk olmadığı gibi, safi kârdan ayrılması gerekli bazı yedek akçeler ve ödenmesi gerekli paralar, aksi yönde bir zorunluluk oluştururlar. Pay sahibinin iradesine rağmen kârdan indirilen ve ayrılan tutarlar, bu anlamda kâr payını nispi müktesep hak haline getirmektedir[1].

Bununla birlikte, 6102 sayılı TTK ile anonim şirketler kapsamında en yoğun değişiklik ‘pay sahipliği’ haklarında gerçekleştirilmiştir. Anonim şirketin haklı nedenle feshi gibi birçok kavram ilk defa şirketler hukuku sistemine girmiş ve birçok konu ilk defa düzenleme alanı bulmuştur. Bununla birlikte, “müktesep hak” gibi bazı kavramlar tanımlanmamış olsa da örneklendirilmiştir. Bu bağlamda, pay sahibinin “kâr payı alma hakkı”, mülga 6762 sayılı TTK m. 385 hükmü kapsamında nispi bir müktesep hak olarak kabul edilmişken, 6102 sayılı TTK’da “müktesep ve vazgeçilmez haklar” (m.452) için sayılan örnekler arasında yer almamıştır[2].

Kâr payı, esasen ‘mali yani malvarlıksal’ bir haktır[3]. TTK m.507/1’e göre, her pay sahibi, kanun ve esas sözleşme hükümlerine göre pay sahiplerine dağıtılması kararlaştırılmış net dönem kârına[4], payı oranında katılma hakkını haizdir[5].

Esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa kâr payı pay sahibinin sermaye payı için şirkete yaptığı ödemelerle orantılı olarak hesap edilir. Yıllık kâr, yıllık bilançoya göre belirlenir (TTK m.508) [Kâr payının matrah kaynağı: yıllık bilanço].

Kâr payı ancak net dönem kârından ve serbest yedek akçelerden dağıtılabilir (TTK m.509/2[6]) [Kâr payı matrahına esas bilanço unsurları: net dönem kârı ve serbest yedek akçeler].

Yönetim kurulu üyelerine kazanç payları, sadece net kârdan ve ancak kanuni yedek akçe için belirli ayrım yapıldıktan ve pay sahiplerine ödenmiş sermayenin yüzde beşi oranında veya esas sözleşmede öngörülen daha yüksek bir oranda kâr payı dağıtıldıktan sonra verilebilir (TTK m.511[7]).

Kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez (TTK m.523/1) [Net dönem kârında dağıtım önceliği: kanuni yedek akçeler + esas sözleşmeye bağlı yedek akçeler; ortaklara kâr payı dağıtımı bu yedeklerin arkasından gelir].

Finansal tablolara, yönetim kurulunun yıllık raporuna, yıllık kâr üzerinde tasarrufa, kâr payları ile kazanç paylarının belirlenmesine, yedek akçenin sermayeye veya dağıtılacak kâra katılması dâhil, kullanılmasına dair kararların alınması, genel kurulun devredilemez görev ve yetkilerindendir [TTK m.408/2(d)] [Kâr dağıtım kararına yetkili tek organ: genel kurul].

2. “Yedek Akçe” Kavramı ve TTK’daki Düzenleme

Önceki bölümde de ifade edildiği üzere, TTK m.523 uyarınca, kanuni ve esas sözleşmede öngörülen isteğe bağlı yedek akçeler ayrılmadıkça pay sahiplerine dağıtılacak kâr payı belirlenemez. Genel kurul;

a) Aktiflerin yeniden sağlanabilmesi için gerekliyse,

b) Bütün pay sahiplerinin menfaatleri dikkate alındığında, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa
TTK’da ve esas sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına da karar verebilir.

Esas sözleşmede hüküm bulunmasa bile, genel kurul, şirketin işçileri için yardım sandıkları ve diğer yardım örgütleri kurulması veya bunların sürdürülebilmesi amacıyla veya diğer yardım ve hayır amaçlarına hizmet etmek üzere, bilanço kârından yedek akçe ayırabilir.

Türk ticaret hukuku yazınında, özellikle de anonim şirketler uygulamasında en çok tartışılan konulardan birisi, kuşkusuz “yedek akçeler” olagelmiştir. Hem ayrılan akçenin matrahını oluşturan kaynağın, yani kârın gerek vergi gerekse ticaret hukuku açısından farklı anlam ve nitelikte olması, hem de uygulayıcıların konuya ilişkin düzenlemeleri uygulama konusunda farklı yaklaşımları yedek akçeler ile ilgili tartışılmaların temel etkeni durumundadır.

Hukuk yazını irdelendiğinde, yedek akçe ayırmanın temel amaçları[8];

  • Borçların zamanında ödenmesini sağlayarak, alacaklıların haklarını korumak,
  • Dönem kârının belirlenmesindeki öznelliği ortadan kaldırmak veya azaltmak,
  • Kredi sözleşmelerinden doğan yükümlülükleri yerine getirmek,
  • İş yaşamındaki belirsizliklerden doğan riski azaltmak,
  • Gelecekteki olası zararları karşılamak,
  • Varlıklarda olası değer düşüşlerini karşılamak,
  • Kâr dağıtımında istikrar sağlamak ve
  • İş hacminin gelişmesi nedeniyle artacak işletme sermayesi gereksinimini karşılamak

biçiminde sıralanmaktadır.

Yedek akçe, “esas sermayeyi aşan net malvarlığı” biçiminde tanımlanmaktadır. Bu net malvarlığı;

i. Kârdan yapılacak zorunlu veya isteğe bağlı ayırmalarla oluşabileceği gibi,

ii. Aktif değerlerdeki (işletme varlıklarındaki) değer artışları,

iii. Yahut değerleme ilkelerinin müsaadesi içinde düşük değerlemeden kendi kendine

de teşekkül edebilir.

Bir başka ifadeyle, yedek akçenin kaynağı sadece “kâr” olmayıp, “değer artışları” da yedek akçenin diğer bir kaynağını oluşturur.

Gizli yedek akçenin gerçekleşmesinin yollarından biri de özellikle duran varlıklardaki değer artışları ve düşük değerlemedir.

Yedek akçe bazen de pay bedelinin itibari/nominal değeri aşan ihraç bedellerinden ve ıskat[9] kazançlarından doğabilir.

Yedek akçeler, esas sermaye yanında anonim ortaklığın öz varlığının bir parçasını oluştururlar. ‘Öz varlık’ deyimi ile anonim ortaklığa ait olan, üçüncü kişilerin üzerinde herhangi bir alacak hakkı bulunmayan varlık anlaşılmalıdır. Buna karşılık anonim ortaklığın borçları, üçüncü kişilerin alacaklarından meydana gelir ve anonim ortaklığa yabancı bir varlıktır.

3. 7244 Sayılı Kanunla Yapılan Düzenleme Sonrasında Kâr Dağıtımı ve Yedek Akçelerin Durumu

3.1. 7244 Sayılı Kanun Hükmü İle Getirilen Geçici Madde

Bilindiği üzere, 16.04.2020 tarihli ve 7244 sayılı “Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 12’nci maddesi ile TTK’ya aşağıdaki geçici 13’üncü madde eklenmiştir[10].

Geçici Madde 13 – (1) Sermaye şirketlerinde,30/9/2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının yalnızca yüzde yirmi beşine kadarının dağıtımına karar verilebilir, geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemez, genel kurulca yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemez. Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait fonların, doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirketler hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz. Bu fıkrada belirtilen süreyi üç ay uzatmaya ve kısaltmaya Cumhurbaşkanı yetkilidir.
(2) Genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının yüzde yirmi beşini aşan kısma ilişkin ödemeler birinci fıkrada belirtilen sürenin sonuna kadar ertelenir.
(3) Bu maddenin kapsamına giren sermaye şirketlerine ilişkin istisnalar ile uygulamaya dair usul ve esasları belirlemeye, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünü almak suretiyle Ticaret Bakanlığı yetkilidir.”

3.2. 2948 Sayılı Cumhurbaşkanı Kararı İle Yapılan Süre Uzatımı

Diğer taraftan, 2948 sayılı Cumhurbaşkanı Kararı gereğince, yukarıda verilen TTK’nın geçici 13’üncü maddesinin birinci fıkrasında belirtilen sürenin (30.09.2020) üç ay uzatılmasına karar verilmiştir.

3.3. Yapılan Düzenlemeler Sonrasındaki Durum

Yukarıdaki 3.1. ve 3.2. numaralı bölümlerde yer alan bu düzenlemelere[11]göre;

i. Sermaye şirketlerinde[12], 31.12.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının yalnızca yüzde yirmi beşine kadarının dağıtımına karar verilebilir, geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemez, genel kurulca yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemez (TTK, geçici m.13/1; buna “genel yasak” denilebilir).

ii. Devlet, il özel idaresi, belediye, köy ile diğer kamu tüzel kişilerinin ve sermayesinin yüzde ellisinden fazlası kamuya ait fonların, doğrudan veya dolaylı olarak sermayesinin yüzde ellisinden fazlasına sahip olduğu şirketler hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz (TTK, geçici m.13/1, buna “maddeye/yasağa tabi olmayanlar” denilebilir).

iii. Genel kurulca 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının yüzde yirmi beşini aşan kısma ilişkin ödemeler birinci fıkrada belirtilen sürenin sonuna kadar ertelenir (TTK, geçici m.13/2).

iv. Bu maddenin kapsamına giren sermaye şirketlerine ilişkin istisnalar ile uygulamaya dair usul ve esasları belirlemeye, Hazine ve Maliye Bakanlığının görüşünü almak suretiyle Ticaret Bakanlığı yetkilidir (TTK, geçici m.13/3).

Kârların ve Yedek Akçelerin Dağıtımının Özeti

Sermaye şirketlerinde (Yabancı şirketlerin Türkiye şubeleri ve şahıs şirketleri (*) bu kapsama dâhil değildir), 31.12.2020 tarihine kadar;
* 2019 yılı net dönem kârının yalnızca %25’ine kadarının dağıtımına karar verilebilecektir;
* Geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemeyecektir;
* Genel kurulca yönetim kuruluna kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemeyecektir.
Genel kurulca, 2019 yılı hesap dönemine ilişkin kâr payı dağıtımı kararı alınmış, ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, 2019 yılı net dönem kârının %25’ini aşan kısma ilişkin ödemeler 31.12.2020 tarihine kadar ertelenecektir.

(*) Kolektif ile komandit şirket şahıs şirketi sayılır (TTK m.124/2).

3.4. 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 13 üncü Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ

Ticaret Bakanlığı’nın TTK m.210 ve geçici m.13 ile 10.07.2018 tarihli ve 30474 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 1 sayılı Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi m.446 (İç Ticaret Genel Müdürlüğü) uyarınca hazırladığı “6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 13 üncü Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ” 17.05.2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Buna göre, sermaye şirketlerinde, TTK’nın geçici 13’üncü maddesinin yürürlüğe girmesinden 31.12.2020 tarihine kadar 2019 yılı net dönem kârının, yalnızca %25’ine kadarının nakden dağıtımına karar verilebilir, geçmiş yıl kârları ve serbest yedek akçeler dağıtıma konu edilemez. Bu sınırlama, TTK m.462 uyarınca iç kaynaklardan yapılacak sermaye artırımında uygulanmaz. Sermaye şirketlerinde genel kurul tarafından 31.12.2020 tarihine kadar yönetim organına kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilemez.

TTK geçici m.13’ün yürürlüğe girmesinden önce genel kurulca kâr payı dağıtımı kararı alınmış, ancak henüz pay sahiplerine ödeme yapılmamışsa veya kısmi ödeme yapılmışsa, yukarıdaki %25 sınırını aşan kısma ilişkin ödemeler ile hesap döneminde zarar edilmiş olmasına karşın serbest yedek akçelerden dağıtım kararı alınmışsa henüz ödenmemiş kısma ilişkin tüm ödemeler 31.12.2020 tarihine kadar ertelenir. Ertelenen ödemelere ilişkin olarak faiz tahakkuk ettirilmez. Genel kurulca yönetim organına kâr payı avansı dağıtımı yetkisi verilmişse, avans ödemeleri 31.12.2020 tarihine kadar ertelenir.

Aşağıda belirtilen şartları sağlayan şirketler hakkında, Bakanlık’tan uygun görüş alınmasına ilişkin hükümler saklı kalmak kaydıyla, yukarıdaki hükümler uygulanmaz:

a) 25.08.1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun ek-2 nci ve geçici 23’üncü maddesi uyarınca yeni koronavirüs (Covid-19) kaynaklı zorlayıcı sebep gerekçesiyle kısa çalışma ödeneğinden ve/veya ücretsiz izne ayrılanlardan 4447 sayılı Kanunun geçici 24’üncü maddesi uyarınca nakdi ücret desteğinden yararlandırılanları istihdam edenler ile 28.03.2002 tarihli ve 4749 sayılı Kamu Finansmanı ve Borç Yönetiminin Düzenlenmesi Hakkında Kanunun geçici 20’nci maddesi ve ilgili Kararlar uyarınca Hazine destekli kredi kefaleti kullanan ve halen kapanmamış kredi borç bakiyesi bulunanlar hariç, 120.000 Türk Lirası ve altında kâr payı dağıtımı kararı alınan şirketler,

b) Pay sahiplerince, dağıtımına karar verilen kâr payının yarısından fazlasının, TTK hükümleri çerçevesinde başka bir sermaye şirketine olan sermaye taahhüt borcunun nakden ve defaten ifasında kullanılması şartıyla, kâr payı dağıtımı kararı alınan şirketler,

c) Pay sahiplerince, dağıtımına karar verilen kâr payının, imzalanan kredi sözleşmeleri veya proje finansman sözleşmeleri kapsamında 31.12.2020 tarihine kadar muaccel hale gelen yükümlülüklerin ifasında nakden kullanılması şartıyla, kâr payı dağıtımı kararı alınan şirketler (bu şirketlerde, pay sahiplerinin ifa yükümlülüklerini aşan tutara ilişkin ödemeler 31.12.2020 tarihine kadar ertelenir).

Yapılacak kâr payı dağıtımlarının genel kurulda görüşülebilmesi için Ticaret Bakanlığından uygun görüş alınması zorunludur. Başvurularda genel kurul yapılmasına ilişkin yönetim organı kararının noter onaylı örneği, şirketin hesap dönemine ilişkin finansal durum tablosu ile kâr veya zarar tablosuna ek olarak aşağıdaki belgeler İç Ticaret Genel Müdürlüğüne sunulur:

  1. Yukarıda (a) bendinde öngörülen istisna uyarınca kâr payı dağıtımı yapılacak şirketlerde; anılan bentte belirtilen desteklerden yararlanılmadığına ilişkin ilgili kurumlardan alınacak tevsik edici belge,

  2. Yukarıda (b) bendinde öngörülen istisna uyarınca kâr payı dağıtımı yapılacak şirketlerde; dağıtılacak kâr payının yarısından fazlasını alma hakkı olanların başka bir sermaye şirketine olan sermaye taahhüt yükümlülüğünü tevsik edici belge,

  3. Yukarıda (c) bendinde öngörülen istisna uyarınca kâr payı dağıtımı yapılacak şirketlerde; kredi sözleşmeleri ve proje finansman sözleşmeleri kapsamında ifa yükümlülüklerini tevsik edici belge.

Kâr payının hesaplanmasında; finansal tablolarını Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumunca belirlenen standartlara uygun hazırlamak zorunda olanlar tarafından TTK m.88’e göre hazırlanan, bunlar dışında kalanlar tarafından ise 213 sayılı Vergi Usul Kanununa (VUK) göre hazırlanan finansal tablolar esas alınır. Dağıtılması öngörülen kâr payı tutarı, VUK’a göre tutulan kayıtlarda bulunan kâr dağıtımına konu kaynakların toplam tutarını aşamaz.

4. Sonuç

Ülkemizde Kovid-19 salgını sonrasında istihsal edilen birçok tedbirden[13] birisi de 7244 sayılı Kanun ile 6102 sayılı TTK’ya eklenen geçici madde 13 ile sermaye şirketleri (yani anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler) bakımından 2019 yılında sağlanan kârların ortaklara dağıtımına ilişkin belirli kısıtlamalar getirilmesi ve bu minvalde Kovid-19 salgınının ekonomik faaliyetler üzerindeki olumsuz etkilerinin bertaraf edilmesi olmuştur.

Hâlihazırda ülkemiz ekonomisinin içinde bulunduğu olağanüstü̈ koşullar da dikkate alınarak Devlet kurumları tarafından alınan bu tedbirlere tüm yurttaşlar ve şirketler tarafından uyulması ve bilhassa özenli olunması gereken bu dönemde, mezkûr hükümlere azami ölçüde riayet edilerek faaliyetlerin yürütülmesinin şirketler açısından daha uygun olacağı aşikârdır.


Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir.


Dipnotlar


  1. Kâr payı hakkının alacak hakkına dönüşebilmesi için, kâr dağıtımı konusunda genel kurulun karar vermesi gerekir. Ancak böyle bir karardan sonra kâr payı hakkı anonim şirkete karşı ileri sürülebilecek bir alacak hakkına dönüşür. Kâr payının alacak hakkına dönüşebilmesi için de genel kurul tarafından bilânçonun onaylanması yeterli olmayıp, özellikle kâr dağıtımı konusunda karar alması gereklidir. Burada belirtilmek istenen şart, genel kurulun kâr dağıtımı konusunda karar almasıdır. Bu nedenle kâr payında “şarta bağlı alacak” niteliği söz konusudur. Bu konuda bkz. Firuze AYDIN, ‘Anonim Şirketlerde Kâr Payı Hakkı’, https://www.gunesgunes.com/gunes-gunes-avukatlik-yayinlar/anonim-sirketlerde-kar-payi-hakki-avukat-huku-burosuerişim tarihi 21 Eylül 2020 ↩︎

  2. Bu konuda bkz. Gözde Saruhan BERK ve Eda SERTKAYA, ‘6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Kâr Payı Dağıtımı’, 14 Mayıs 2018, https://www.mondaq.com/turkey/shareholders/700194/6102-sayili-trk-ticaret-kanunu-uyarinca-kar-payi-da287itimierişim tarihi 21 Eylül 2020 ↩︎

  3. Yargıtay 11. HD, T: 13.02.2015, E: 2014/14684, K:2015/1919 kararında yer alan tespitler şöyledir: “Her ticaret ortaklığı gibi anonim ortaklığın da nihai amacı kar elde edip ortaklarına dağıtmaktır. Bu amaç, anonim ortaklığı, çeşitli kanunlardaki kişi birliklerinden ayıran, “müşterek gaye” kıstasından ve “ortaklık” kavramından doğar. Başka bir deyişle, anonim şirket kanunen yasak olmayan her türlü iktisadi maksat ve konular için kurulur ve kâr elde etmek ve paylaştırmak nihai amacını elde etmek hedefine yönelir. Ortaklığın bütün organları bu nihai amaca uygun kararlar almak zorundadır. İşte, şirketin kâr elde etmek ve dağıtmak nihai amacından doğan kâr payı, vazgeçilmez bir haktır (Poroy/Tekinalp/Çamoğlu- Ortaklıklar ve Koop. Hukuku 8. bası s.487). Şirketin nihai amacının kar elde edip ortaklara dağıtması esas olmakla birlikte ana sözleşmeye konulacak hükümler yanında kanunda gösterilen nedenler, bu genel ilkenin istisnalarını oluşturmaktadır. Bu istisnaların en önemlisi ve uygulamada da sıkça görülüp dava konusu uyuşmazlığa da konu olan 6102 sayılı TTK’nın 523/2. maddesindeki düzenlemedir. Anılan düzenleme gereğince şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa ana sözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına şirket genel kurulunca karar verilebilir. İhtiyari ve kanuni yedek akçelerin ayrılmasından sonra kalan safi karın bir kısmının dağıtılmaması ve olağanüstü yedek akçeye ayrılması mümkün olup bu konudaki genel kurul kararının ana sözleşme ve iyi niyet kurallarına aykırılığı söz konusu olmamakla birlikte, tamamının yedek akçeye ayrılması, ancak TTK’nın 523. maddesinde düzenlenen istisnai hallerde kabul edilmelidir. Anılan maddedeki istisnai halin gerçekleştiğini ispat yükü ise şirketin üzerindedir. Karın dağıtılmamasına ilişkin karar, genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında davalının bunu açıklayarak somut deliller ile ispat etmesi gerekmektedir.” (http://www.ticaretkanunu.net/anonim-sirket-kar-payinin-dagitilmamasi/erişim tarihi 21 Eylül 2020) ↩︎

  4. ‘Kâr’, Farsça bir sözcüktür. Alışveriş işlerinin sağladığı para kazancı ya da yarar veya fayda (‘isim’ olarak); üretim faktörlerinden biri olan girişimcinin üretimden aldığı pay (‘ekonomi bilimi’ bakımından); maliyet fiyatıyla satış fiyatı arasındaki fark (‘ticaret’ açısından) [https://sozluk.gov.tr/erişim tarihi 21 Eylül 2020]. ↩︎

  5. Bu madde bir değişiklikle mülga 6762 sayılı TTK m.455’den alınmıştır. Değişiklik ise “safi kazanca” ibaresi yerine “net dönem kârı” teriminin konulmasıdır. Çünkü “kazanç” sözcüğü şirketler ve bilânço hukukunda değil, vergi hukukunda kullanılır. Net dönem kârı ise, Türkiye Muhasebe Standartlarında yer alan bir kavramdır. TTK m.509’da da net dönem kârı terimi kullanılmıştır (TTK m.507, Gerekçesi). ↩︎

  6. TTK m.509’un ikinci fıkrası da, mülga 6762 sayılı TTK m.470’in ikinci fıkrasından esinlenerek kaleme alınmıştır. İlk değişiklik “net dönem kârından” ibaresi ile yapılmıştır. Mülga metindeki “safi kâr” terimi uygulamada ve öğretide açıklıktan yoksun bir kavram olarak nitelendirilerek eleştirilmiştir. “Safi” sözcüğü açık olmakla birlikte “kâr” kavramının bir sıfatla tanımlanması gerektiği haklı olarak ileri sürülmektedir. Hangi kâr? Dönem kârı mı yoksa bilânçoda geçen yıldan aktarılan kârı da içerebilecek olan bilânçodaki kâr mı? “Dönem kârı” bu tartışmaları ortadan kaldıracak açıklıktadır. “Net” kelimesi ise TTK’nın başka maddelerinde kullanılan ve uluslararası Literatürde geçerli olan terim ile de uyumu sağlamaktadır. İkinci fıkrada, olağanüstü, yani genel kurulun kendi takdiri ile ayırdığı yedek akçeler dâhil, şirketin isteğiyle ayrılan tüm yedek akçeler uygulamamızda “dağıtılmak amacıyla” ayrıldıkları belirtilmeden “amaçsız olarak” yedek akçe hesabına alınmaktadır. Başka bir deyişle, şirketin iradesi gereği yedek akçe hesabına alınan kârlarda “dağıtılma amacı” hiçbir zaman belirtilmemektedir. Böyle bir uygulama yoktur. Bu sebeple yorum güçlüklerine ve bazı yanlış anlamalara yol açmamak için Tasarıda “serbest yedek akçelerden” ibaresi tercih edilmiştir. Kâr payı, vergisi verilmek şartıyla, yeniden değerleme, enflasyon düzeltmesi gibi fonlardan da dağıtılabilir. Ancak, bunlar Tasarıda düzenlenmemiş, dağıtım kuralları ilgili mevzuatta öngörülmüştür. Bu sebeple anılan fonları ayrıca zikretmek gereği duyulmamıştır. “Net dönem kârı” ibaresiyle her şeyden önce bilânço zararı düşüldükten sonra kalan kâr kastedilmiştir. Anonim şirkette, bilânçoda geçmiş yıl zararı/zararları varken, yıllık kâr dağıtılamaz. Bu yasak sermayenin korunması ilkesi gereğidir ve anonim şirketlere ilişkin evrensel bir kuraldır. “Net kâr”ın vergi öncesi veya vergi sonrası kârı ifade etmesi ise bir şirketler hukuku sorunu değildir (TTK m.509/2, Gerekçesi). ↩︎

  7. Bu madde, mülga 6762 sayılı Kanun m.474’den esinlenerek, ancak bir değişiklik yapılarak alınmıştır. Mülga 6762 sayılı Kanunun 472. maddesinde pay sahiplerine ayrılması gereken kâr payı oranı %4’tür. Bunun TTK m.519/2(c) bendi ile uyumlu olabilmesi için oran %5’e çıkarılmıştır (TTK m.511, Gerekçesi). ↩︎

  8. Bu konuda bkz. Gani ÇELİK, Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Kâr Payı Hakkının Sınırlandırılması (2019), KTO Karatay Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi; Yavuz AKBULAK, ‘Yeni TTK Işığında Anonim Şirketlerde Yedek Akçeler’, Vergi Sorunları Dergisi 283(2012) ↩︎

  9. ‘Iskat’ Arapça bir sözcüktür. Düşürme, aşağı atma; düşürülme anlamındadır. https://sozluk.gov.tr/erişim tarihi 21 Eylül 2020 ↩︎

  10. 7244 sayılı Kanun’un 11’inci maddesinin gerekçesi şöyledir: “Yeni Koronavirüs (Covid-19) toplum sağlığına olduğu kadar ekonomik hayata ciddi bir tehdit oluşturmaktadır. Salgının ekonomik faaliyetler üzerindeki olumsuz etkilerinin bertaraf edilebilmesi amacıyla çeşitli tedbir programları uygulamaya konulmuştur. Ekonomik faaliyetlerin azalması, sınırların kapatılması, hem arz hem de talep tarafında ortaya çıkan belirsizlikler sebebiyle salgının toplum sağlığı ve ekonomi üzerindeki etkileri henüz net olarak ortaya konulamamaktadır. Bu çerçevede, ihtiyatlılık politikası gereği olarak, şirket nakit kâr dağıtımı yapılmak suretiyle azaltılmaması, şirketlerimizin mevcut özkaynak yapılarının korunması ve ilave finansman ihtiyacının doğmaması amacıyla madde ile 30.09.2020 tarihine kadar yapılacak kâr dağıtımına ilişkin düzenleme yapılmaktadır.” https://www2.tbmm.gov.tr/d27/2/2-2812.pdferişim tarihi 21 Eylül 2020 ↩︎

  11. TTK’ya eklenen geçici 13. madde hükmüne aykırı şekilde alınan genel kurul kararları aleyhine kanuna aykırı olduklarından bahisle iptal davası açılabileceği (TTK m.445); diğer yandan, TTK m.447 hükmünde batıl kabul edilen genel kurul kararları sınırlı sayıda düzenlenmediğinden, bu hallerin dışında da Türk Borçlar Kanunu m.27/1 hükmü gereğince kanunun emredici hükümlerine ve kamu düzenine aykırılık gerekçesiyle hükme aykırı şekilde alınan genel kurul kararları aleyhine butlanın tespiti davası açılabileceği savunulmaktadır. Bilge AYTUĞAR, ‘Anonim Şirketlerde Kâr Payı ve Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında 7244 Sayılı Kanun ile Öngörülen Tedbirler’ İnÜHFD 11(2): 396-410 (2020) https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1152384 erişim tarihi 21 Eylül 2020 ↩︎

  12. Anonim, limited ve sermayesi paylara bölünmüş komandit şirket sermaye şirketi sayılır (TTK m.124/2). ↩︎

  13. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Yavuz AKBULAK, Ülkemizde Koronavirüs Salgınının Ekonomik Etkilerine İlişkin Alınan Başlıca Önlemler (2020) Prof. Dr. Saim ÜSTÜNDAĞ’a Vefa Andacı (1st edn Cilt II, Filiz Kitabevi) 429-479 ↩︎

Kaynakça

Kitaplar ve Kitap Bölümleri

Ali İhsan KARACAN ve Esra ERİŞİR KARACAN, Halka Açık Şirketlerde Kar Dağıtımı (2016) (1st edn Legal Kitabevi)

Sevinç AKBULAK, Yavuz AKBULAK, Türkiye’de Sermaye Piyasası Araçları ve Halka Açık Anonim Şirketler (2004) (1st edn Beta Basım Yayım)

Ünal TEKİNALP, Anonim Ortaklığın Bilançosu ve Yedek Akçeleri (1979) (2nd edn İstanbul Hukuk Fakültesi)

Yavuz AKBULAK, ‘Anonim Şirketlerde Kâr Dağıtımı Esasları ve Yedek Akçeler’, Bilgi Toplumunda Hukuk-Ünal Tekinalp’e Armağan (2003) C.I (1st edn Beta Basım Yayım)

Makaleler

Bilge AYTUĞAR, ‘Anonim Şirketlerde Kâr Payı ve Kâr Payı Avansı Dağıtımı Hakkında 7244 Sayılı Kanun ile Öngörülen Tedbirler’ İnÜHFD 11(2)(2020) 396-410 https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1152384 erişim tarihi 21 Eylül 2020

Firuze AYDIN, ‘Anonim Şirketlerde Kâr Payı Hakkı’, https://www.gunesgunes.com/gunes-gunes-avukatlik-yayinlar/anonim-sirketlerde-kar-payi-hakki-avukat-huku-burosuerişim tarihi 21 Eylül 2020

Gözde Saruhan BERK ve Eda SERTKAYA, ‘6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu Uyarınca Kâr Payı Dağıtımı’, 14 Mayıs 2018, https://www.mondaq.com/turkey/shareholders/700194/6102-sayili-trk-ticaret-kanunu-uyarinca-kar-payi-da287itimierişim tarihi 21 Eylül 2020

Yavuz AKBULAK, ‘Yeni TTK Işığında Anonim Şirketlerde Yedek Akçeler’, Vergi Sorunları Dergisi 283(2012)

Tezler

Gani ÇELİK, Anonim Ortaklıkta Pay Sahibinin Kâr Payı Hakkının Sınırlandırılması (2019), KTO Karatay Üniversitesi Yüksek Lisans Tezi

Mevzuat

Türk Ticaret Kanunu, Kanun Numarası: 6102, Kabul Tarihi: 13.01.2011, RG 14.02.2011/27846

Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun İle Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Kanun Numarası: 7244, Kabul Tarihi: 16.04.2020, RG 17.04.2020/31102

Cumhurbaşkanı Kararı, Karar Sayısı: 2948, RG 18.10.2020/31248

Sermaye Piyasası Kanununa Tabi Olan Halka Açık Anonim Ortaklıkların Temettü ve Temettü Avansı Dağıtımında Uyacakları Esaslar Hakkında Tebliğ (Seri: IV, No:27), RG 13.11.2001/24582

Kâr Payı Tebliği (II-19.1 sayılı), RG 23.01.2014/28891

6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun Geçici 13 üncü Maddesinin Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Tebliğ, RG 17.05.2020/31130

Kâr Payı Rehberi, https://www.spk.gov.tr/Sayfa/Dosya/986 erişim tarihi 21 Eylül 2020

İnternet Siteleri

https://sozluk.gov.tr/ erişim tarihi 21 Eylül 2020

https://www2.tbmm.gov.tr/d27/2/2-2812.pdf erişim tarihi 21 Eylül 2020

http://www.ticaretkanunu.net/anonim-sirket-kar-payinin-dagitilmamasi/ erişim tarihi 21 Eylül 2020

Yargı Kararları

Yargıtay 11. HD, T: 13.02.2015, E: 2014/14684, K:2015/1919 Kararı

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Hakkında Yavuz Akbulak
SPK Başuzmanı