Lexpera Blog

COVID-19 Salgınının İş Kazası Terimi ile Zorlayıcı Neden (İşK m. 25/III) Açısından Değerlendirilmesi

Giriş

1 İşyerinde çalışan bir kişiye (= işçiye) COVID-19 virüsü bulaşırsa bu vakanın “iş kazası” teşkil edip etmeyeceği yoruma muhtaçtır.

2 İş kazası terimi 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (“5510 sayılı SSGK”) ile bireysel iş hukuku açısından farklı anlamlar taşır.

A. 5510 Sayılı SSGK’nin 13. Maddesine Göre İş Kazası

3 SSGK’nin 13. maddesine (“m”) göre iş kazasının tanımı şöyledir:

İş kazası;
a) Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,
b) İşveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle sigortalı kendi adına ve hesabına bağımsız çalışıyorsa yürütmekte olduğu iş nedeniyle,
c) Bir işverene bağlı olarak çalışan sigortalının, görevli olarak işyeri dışında başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda,
d) Bu Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki emziren kadın sigortalının, iş mevzuatı gereğince çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,
e) Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında, meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hâle getiren olaydır.

4 SSGK m. 13’e göre iş kazasının kapsamı geniş tutulmaktadır. SSGK m. 13’e göre iş kazasının unsurları şu şekilde sıralanabilir: (i) Kazaya uğrayanın SSGK’ye göre sigortalı olması, (ii) sigortalının işyerinde bulunduğu sırada kazaya uğraması, (iii) sigortalının işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle kazaysa uğraması, (iii) sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi yüzünden asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda kazaya uğraması, (iv) işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere gidiş gelişi sırasında kazaya uğraması, (v) kazan neticesinde bedensel yahut ruhsal bir zarara uğraması, (vi) kaza ile zarar arasında illiyet bağının bulunması. (Ali Güzel/Ali Rıza Okur/Nurşen Caniklioğlu, Sosyal Güvenlik Hukuku, 14. Bası, İstanbul 2012, s. 398 vd.)

5 SSGK m. 13’e göre iş kazasının varlığı hâlinde sigortalı veya hak sahipleri iş kazası sigortası yardımlarından yararlanır.

6 Burada tekraren ve önemle şu hususu vurgulamak gerekir: 5510 sayılı SSGK m. 13’e göre iş kazasının varlığı için hükümde sayılan hallerden birinin gerçekleşmesi yeterlidir. Bu hallerden birinin sigortalının işyerinde bulunduğu sırada meydana gelmesi Sosyal Güvenlik Kurumunun yükümlülüklerinin doğması açısından yeterlidir. Bahse konu hükme göre kazanın yapılan işle ilgisinin bulunması aranmaz (Sarper Süzek, İş Hukuku, 8. Baskı, Beta Yayınevi, İstanbul 2012, s. 440). İş kazası teriminin SSGK m. 13 uyarınca geniş yorumlanmasının sebebi Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 60. maddesinde düzenlenen sosyal güvenlik hakkından fazla sayıda yurttaşın yararlanmasını temin etmektir. Bu bağlamda sigortalının (= işçinin) COVID-19 virüsüne yakalanması durumunda Sosyal Güvenlik Kurumuna bildirim yapılması isabetli olacaktır.

7 Son zamanlarda bu konu ile ilgili kalem alınan yazılarda Yargıtay 21. Hukuk Dairesinin 15 Nisan 2019’da verdiği 2018/5018 Esas ve 2019/2931 Karar (www.lexpera.com.tr) sayılı ilâmına sıklıkla yer verildiği görülmektedir. Bu karar, 5510 sayılı SSGK anlamında iş kazasına ilişkin bir karar olup Sosyal Güvenlik Kurumunun yükümlülüklerinin doğması açısından önem arz etmektedir. Bahse konu karar şöyledir:

İş kazası;
a) Davanın yasal dayanaklarından olan 5510 sayılı Kanunun 13. maddesinde iş kazasının unsurları; … olarak belirtilmiştir.
Açıklanan madde hükmüne göre, iş kazası; maddede sayılı olarak belirtilmiş hal ve durumlardan herhangi birinde meydana gelen ve sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen veya ruhen zarara uğratan olaydır.
Yasada iş kazası, sigortalıyı hemen veya sonradan bedenen ya da ruhen engelli hale getiren olay olarak tanımlandığından, olayın etkilerinin bir süre devam ederek zaman içinde artması ve buna bağlı olarak sonucun daha sonra gerçekleşmesi mümkündür. Yani,iş kazası ani bir olay şeklinde ortaya çıkıp ,buna bağlı olarak zarar, derhal gerçekleşebileceği gibi, gazdan zehirlenme olayında olduğu şekilde etkileri daha sonra da ortaya çıkabilir. Sonradan oluşan zarar ile olay arasında uygun illiyet bağı bulunması koşuluyla olay iş kazası kabul edilmelidir.
Yasanın iş kazasını sigortalıyı zarara uğratan olay biçiminde nitelendirmiş olması illiyet (nedensellik) bağını iş kazasının bir unsuru olarak ele almayı gerektirmiştir. Ne var ki, burada aranan “uygun illiyet (nedensellik) bağı” olup, bu da yasanın aradığı hal ve durumlardan herhangi birinde gerçekleşme olgusu ile sonucun birbiriyle örtüşmesi olarak anlaşılmalı, yasada olmadığı halde, herhangi başkaca kısıtlayıcı bir koşulun varlığı aranmamalıdır.
Kısacası; anılan yasal düzenleme, sosyal güvenlik hukuku ilkeleri içinde değerlendirilmeli; maddede yer alan herhangi bir hale uygunluk varsa zararlandırıcı sigorta olayının kaynağının işçi olup olmaması ya da ortaya çıkmasındaki diğer etkenlerin değerlendirilmesinde dar bir yoruma gidilmemelidir. (HGK 2009/21-400 Esas,432 Karar)
Somut olayda, tır şoförü olan davacı murisinin 26.11.2009 tarihinde davalı işveren tarafından Ukrayna’ya sefere gönderildiği, 11.12.2009 tarihinde Türkiye’ye giriş yaptığı, Adli Tıp Kurumu raporunda, H1N1 virüsünün kuluçka süresinin 1-4 gün arasında değiştiği, murisin 13.12.2009 tarihli hastaneye başvurusunda belirttiği şikayetlerin hastalığın başlangıç belirtileri olduğu taktirde hastalığın bulaşmasının bu tarihten 1-4 gün öncesinde gerçekleşmiş olacağının bildirildiği, buna göre davacı murisinin, işveren tarafından yürütülmekte olan iş nedeniyle Ukrayna’ya yapılan sefer sırasında bulaştığı yukarıda belirtilen rapor kapsamından anlaşılan H1N1 virüsüne bağlı olarak
, daha sonra meydana gelen ölümünün iş kazası olarak kabul edilmesi gerektiği açıktır.”

B. Bireysel İş Hukuku Açısından İş Kazası

8 Bireysel iş hukuku açısından iş kazasının varlığı için meydana gelen kaza ile yapılan iş arasında uygun bir illiyet bağının olması gerekir. Kazanın yapılan iş ile bağlantılı olması, onun bir sonucu olarak ortaya çıkması anlamını taşır (Süzek, s. 441).

9 İşverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğü bulunmaktadır. COVID-19 salgını çerçevesinde işverenin işyerlerindeki temizliğe (= hijyene) özen göstermesi, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’nu gözetmek suretiyle, işçilerin sağlık durumlarını takip etmesi gerekmektedir.

10 COVID-19 virüsünün kişiden kişiye yahut eşyadan kişiye geçebildiğine yönelik açıklamalar dikkate alındığında işyerindeki eşyaların dezenfekte edilmesinin dışında, hastalık belirtisi gösteren işçinin izole edilmesi ve var ise temas ettiği diğer işçilerin de izole edilmeleri önem arz etmektedir. İşverenin tıp alanında çalışan bilim insanları tarafından açıklanan önlemleri gözetmeksizin işyerlerinde faaliyete devam etmesi ve işçinin enfekte olması durumunda bu vakanın bireysel iş hukuku anlamında iş kazası olarak değerlendirilebileceği, işverenin maddi ve manevi tazminat ödeme borcunun doğabileceği kanaatini taşımaktayız.

C. Zorlayıcı Neden (İşK m. 25/III)

11 4857 sayılı İşK m. 25/III’e göre zorlayıcı bir nedenini (= mücbir sebebin) işçiyi bir haftadan uzun bir süre çalışmaktan alıkoyması durumunda işveren bir hafta geçtikten sonra iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir. İşK m. 25/III’e göre zorlayıcı nedenin işyerinde değil işçinin çevresinde ortaya çıkması ve işçinin kusurundan kaynaklanmaması gerekmektedir. İş sözleşmesi bu çerçevede askıya alınmaktadır. (Süzek, s. 708)

12 İşveren, işçinin COVID-19’a yakalanması durumunda 4857 sayılı İşK m. 40’a göre bir haftalık sürede işçiye her gün için yarım ücret öder. Bir haftalık süre içerisinde ve sonrasında iş sözleşmesinin askıda olduğu kabul edilir. İş sözleşmesinin askıda olduğu süre içerisinde işverenin haklı nedenle fesih hakkını kullanabilmesi için zorlayıcı nedenin işyerinde meydana gelmemesi (= işçinin çevresinde meydana gelmesi) gerekmektedir.

Sonuç

Yukarıda yer verilen açıklamalar neticesinde şu sonuçlara ulaşılmıştır:

a. İşçinin COVID-19’a yakalanması 5510 sayılı SSGK m. 13’e göre, Sosyal Güvenlik Kurumunun yükümlülükleri (= iş kazasına bağlı ödeneklerin ödenmesi) açısından, iş kazası sayılabilir.

b. İşçinin, işverenin iş sağlığı ve güvenliği önlemlerini alma yükümlülüğünü ihlâl etmesi neticesinde COVID-19’a yakalanması durumunda bu durumun bireysel iş hukuku açısından iş kazası oluşturduğu (= maddi ve manevi tazminat ödeme borcu doğurduğu) kabul edilebilir.

c. İşçi kendi çevresinden kaynaklanan nedenlerle COVID-19’a yakalanırsa İşK m. 25/III’e göre bir haftalık sürede işçiye her gün için yarım ücret ödenir; sonrasında iş sözleşmesinin askıda olduğu kabul edilir. İşveren bu süreç içerisinde (= hastalığa kendi çevresinden kaynaklanan nedenlerle yakalanması durumunda) iş sözleşmesini haklı nedenle feshedebilir.

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Hakkında Doğukan Algan
İzmir Websitesi
Avukat | Sakarya & Algan Avukatlık Bürosu