Lexpera Blog

Dünya Ticaret Örgütü Kuralları Işığında COVID-19 Krizi

Giriş

2019 Aralık ayında, Çin Halk Cumhuriyeti’nin Wuhan kentinde başlayan ve ilerleyen haftalarda tüm dünyaya yayılan COVID-19 salgını ilaç, ventilatör, korucuyu ekipman gibi medikal malzemelere olan talebin kısa sürede artmasına neden olmuştur. Artan talebin mevcut üretim koşullarında karşılanamayacağı endişesi devletleri medikal malzeme ihracatının sınırlanması ve ithalatının kolaylaştırılmasına yönelik, Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) anlaşmalarında yer bulan çeşitli tedbirler almaya yöneltmiştir.

Çalışmamızda COVID-19 krizine karşı alınan bu önlemler DTÖ kuralları ışığında değerlendirilecektir.

I. Gümrük Tarifelerindeki Değişiklikler

Emtia ticareti, DTÖ şemsiyesi altında temel olarak Türkiye’nin de 1995 yılından beri tarafı olduğu Gümrük ve Tarifeler Genel Anlaşması’yla (GATT)[1] düzenlenmiştir. Gümrük vergilerinin uygulanmasına ilişkin esaslar da yine Gümrük ve Tarifeler Genel Anlaşması’nda yer almaktadır. Bu kurallardan ilki, GATT m. 2 / f. c’de yer alan ve üye devletlerin emtia ticaretinde “bağlı tarife oranlarından” daha yüksek bir tarife uygulanamayacağına ilişkin hükümdür[2]. “Bağlı (bound) tarife oranı” ise üyelerin DTÖ’ye her bir emtia sınıfı için ayrı ayrı bildirdikleri tarife oranlarını ifade etmektedir[3]. Dolayısıyla, devletler kural olarak DTÖ’ye bildirdikleri gümrük vergisi oranlarından daha yüksek bir oranda gümrük vergisi uygulamamakla yükümlüdürler. Öte yandan bağlı tarife oranlarından daha düşük bir tarife oranı uygulanması mümkündür. Uygulamada yürürlükte olan tarife oranları “uygulanan (applied) tarife oranları” olarak nitelendirilmektedir.

Özellikle bazı sektörlerde, bağlı (bound) ve uygulanan (applied) gümrük vergisi oranları arasında önemli farklılıklar mevcuttur. Örneğin, COVID–19 ile mücadelede kullanılan medikal ürünlerde bağlı tarife oranı ortalaması % 25’in üzerindeyken, uygulanan oran % 5 civarındadır[4].

COVID-19 kriziyle mücadelede ilaç, maske başta olmak üzere korucuyu ekipman, ventilatör gibi tıbbi malzemelere olan ihtiyaç, olağan dönemlerle karşılaştırılamayacak ölçüde artmıştır. Üstelik söz konusu malzemelere olan erişim ihtiyacı, tüketici konforundan ziyade devletin vatandaşlarını hayatta tutma mücadelesine ilişkindir. Bu nedenle, birçok DTÖ üyesi medikal ürünlerin ithalatını kolaylaştırıcı uygulamaları yürürlüğe koymuştur. Bu bağlamda en yaygın olarak başvurulan yöntemlerden biri, uygulanan gümrük tarifesi oranlarının azaltılması olmuştur. Arjantin, Azerbaycan, Brezilya, Çad, Kolombiya, Kosta Rika, Dominik Cumhuriyeti, Hindistan, Endonezya COVID-19 kriziyle mücadelede kullanılan medikal ürünlere uygulan gümrük tarifesi oranını azaltan veya geçici süreyle de olsa tamamen kaldıran üyelerden bazılarıdır[5].

Yukarıda açıklandığı üzere, GATT m. 2 / f. c uyarınca DTÖ üyelerinin bağlı tarife oranlarından daha yüksek oranlarda gümrük tarifesi uygulamaları yasaklanmıştır. Ancak üyeler, daha düşük oranlarda gümrük tarifesi uygulamada tam bir serbesti içindedirler. Belirtilen nedenle, COVID-19 kapsamında gümrük tarifelerinin azaltılması veya tamamen ortadan kaldırılmasının DTÖ kurallarına bir aykırılık teşkil etmediği söylenebilir.

Arjantin ve Brezilya gümrük vergilerinin indirilmesinin yanında ayrıca bazı medikal ürünlere uygulanan anti-damping önlemlerinin de geçici süreyle kaldırılması yönünde düzenlemeler yapmışlardır[6]. Bu yöndeki düzenlemelerin de amacı gümrük vergilerinin indirilmesinde olduğu gibi, medikal ürünlerin iç piyasada yeterli şekilde teminini sağlamaktır[7]. Haksız rekabetin önlenmesi amacıyla uygulanan anti-damping önlemlerinin yürürlükten kaldırılması gibi düzenlemeler de uluslararası ticareti sınırlayıcı değil, kolaylaştırıcı bir sonuç ortaya çıkarttıkları için DTÖ kurallarına uygundur.

II. İhracat Yasakları

A. Genel Olarak

COVID-19 krizi ile mücadelede kullanılan medikal malzemelere olan talebin, global düzeyde hızla artmasıyla arz-talep dengesi bozulmuştur. Devletler, öncelikle kendi ihtiyaçlarını karşılayabilmek için koruyucu ekipman, tedavide yararlı olabileceği ifade edilen belirli ilaçlar, ventilatör gibi tıbbi malzemelerin ihracatına yasak koymuş veya sınırlama getirmişlerdir. Mayıs 2020 itibariyle 80’den fazla DTÖ üyesi tarafından ihracat yasakları yürürlüğe konmuş bulunmaktadır[8]. Örneğin Hindistan, hydroxychloroquine ve etken maddelerine karşı önce ihracat yasağı uygulamaya koymuş ancak daha sonra tepkiler üzerine bu yasağı yürürlükten kaldırmıştır[9]. DTÖ üyelerinin bir kısmı medikal ürünlerin yanında tarım ürünlerinin ihracatına da sınırlama getirmiştir. Örneğin Kazakistan un, şeker ve havuç; Vietnam pirinç; El Salvador ise çeşitli bakliyat ürünlerinin ihracatını geçici süreyle yasaklamıştır[10].

İhracat yasakları GATT m. XI’de düzenlenmiştir: “Hiçbir Akıd Taraf gümrük resimleri ve sair mükellefiyetler haricinde bir diğer Akıd Taraf ülkesi menşeli bir maun ithali bir diğer Akıd Taraf ülkesine gönderilen bir malın ihracı veya ihraç maksadiyle satışı üzerinde kontenjan ithalât veya ihracat lisansları veya diğer her hangi bir usulle uygulanan memuriyet veya tahdit tesis edemez veya mevcutları idame ettiremez[11].”

Maddede de açıkça ifade edildiği üzere, ihracata getirilen her türlü yasak, kota, ihracatı engelleyici ve zorlayıcı her türlü düzenleme kural olarak yasaktır. Öte yandan, GATT m. XI f. / 2’de işbu yasağın istisnalarına yer verilmiştir: “Gıda maddelerinin veya esas maddenin fıkdanı yüzünden İhracatçı bir Akıd Tarafın mâruz kaldığı müşkül durumu önlemek veya gidermek maksadiye liracata muvakkaten uygulanan memnuiyet veya tahditler”.

İstisnaya ilişkin düzenleme uyarınca, ihracata konulan her türlü engel kural olarak yasak olmakla beraber, gıda maddeleri veya temel mallara (essential goods) ilişkin hayati arz eksikliği (critical shortage) yaşanması halinde, belirli bir süre ile sınırlı olmak kaydıyla, ihracat yasağı uygulanması mümkündür.

COVID-19 kapsamında yürürlüğe konulan ihracat yasaklarının da DTÖ hukukuna uygun olabilmeleri için yukarıda belirtilen bu şartları taşımaları gerekmektedir. Bu şartlardan ilki, ihracat yasağının belirli bir süreyle sınırlı olacak şekilde uygulanmasıdır. Süreye ilişkin bu yükümlülük China – Raw Materials davasında incelenmiş ve Çin Halk Cumhuriyeti tarafından 10 yılı aşkın bir süredir yürürlükte olan ihracat yasağı GATT m. XI f. / 2’ye aykırı bulunmuştur[12]. COVID-19 kapsamında DTÖ’ye bildirilen ihracat yasaklarının çoğu (ör. Brezilya, Mısır, Avusturalya, Azerbeycan), geçici süre ile uygulanmak üzere yürürlüğe konmuştur. Geçici süreli ihracat yasaklarının süre açısından GATT m. XI f. / 2’ye uygun olduğu aşikardır.

Estonya, Hindistan gibi sınırlı sayıda devlet tarafından bildirilen ihracat yasaklarında ise süre sınırlaması öngörülmemiştir[13]. Belirtilen yasakların COVID-19 krizi sona erdikten, bir diğer ifadeyle ihracat yasağı konmasını haklı kılan koşullar ortadan kalktıktan sonra yürürlükten kaldırılması gerekmektedir[14].

GATT m. XI f. / 2’de ihracat yasaklarına ilişkin öngörülmüş ikinci şart, yasağın gıda maddeleri veya temel mallara (essential goods) ilişkin olması ve bunlara ilişin hayati arz eksikliğinin (critical shortage) bulunmasıdır. Söz konusu şartlar DTÖ Daimi Temyiz Organı’nca şimdiye kadar sadece China – Raw Materials davasında incelenmiş ve çelik üretiminde kullanılan bir hammaddenin, çelik sektörünün üretim ve istihdama olan katkısı göz önüne alınarak temel mal (essential goods) olarak kabul edilebileceğine karar verilmiştir. Bu karardan hareketle, COVID-19 ile mücadelede kullanılan medikal ürünlerin, ihracat yasağının temel ürünlere ilişkin olması şartını evleviyetle karşıladığı söylenebilir.

Kanaatimizce, hayati arz eksikliği (critical shortage) şartı da sağlanmaktadır[15]. Zira COVID-19 nedeniyle maske, eldiven gibi koruyucu malzemelere ve ventilatör gibi tedavide kullanılan ekipmalara olan ihtiyacın tüm dünyada beklenmedik bir şekilde artmasıyla beraber mevcut üretim talebi karşılamamaya başlamıştır. Öte yandan, mevcut koşullarda hayati arz eksikliği (critical shortage) olmadığı halde krizin önümüzdeki aylarda daha kötüleşeceği öngörüsüyle, sadece önlem amaçlı uygulanan ihracat yasaklarının GATT m. XI / f. 2-a’ya aykırılık teşkil edeceği kanaatindeyiz. Zira hukukta temel yorum ilkelerinden biri istisnaların dar yorumlanacağıdır[16]. Bu ilkeden hareketle, mevcut bir hayati arz eksikliğinin (critical shortage) giderilmesi için izin verilmiş istisnanın, gelecekteki bir riski bertaraf etmek için konulmuş ihracat yasaklarını kapsar şekilde yorumlanmaması gerekir.

İhracat yasaklarına ilişkin değinilmesi gereken son husus ihracat lisanslarıdır. Brezilya, Kosta-Rika ve İsrail COVID-19 ile mücadele kapsamında belirli medikal malzemelerin ihracatını lisansa tâbi tutmuştur. GATT m. XI uyarınca belirli bir malın ihracatının lisansa tâbi tutulması kural olarak yasak değildir, ancak lisans uygulamasının pratikte uluslararası ticareti engelleyici bir etki doğurmaması gerekmektedir. Nitekim Colombia – Textiles kararında Panel, Arjantin tarafından uygulanan ihracat lisansı zorunluluğun ticareti engelleyici bir sonuç doğurmadığı gerekçesiyle GATT m. XI’i ihlal etmediğine hükmetmiştir[17]. Dolayısıyla, medikal malzemelerin ihracatında lisans gerekliliği kural olarak DTÖ hukukuna uygundur, ancak bu zorunluluğun uygulamada ihracatı engelleyici bir etki doğurmaması gerekmektedir.

B. Bildirim Yükümlülüğü

DTÖ 2012 Miktar Sınırlamalarının Bildirim Yükümlülüğüne İlişkin Karar uyarınca, kota ve benzeri sınırlamaların ivedilikle DTÖ Sekretaryası’na bildirilmesi gerekmektedir[18]. Kota uygulamasının tarım ürünlerine ilişkin olması halinde Tarım Komitesi’ne de ayrıca bildirim yapılması beklenmektedir ancak buna rağmen COVID-19 kapsamında yürürlüğe konan ihracat yasak ve sınırlamalarının önemli bir kısmı hakkında henüz bildirim yapılmamıştır[19]. Bildirilmeyen ihracat yasakları DTÖ 2012 Miktar Sınırlamalarının Bildirim Yükümlülüğüne İlişkin Karar’ı ihlal ettiği aşikardır.

III. GATT XX (Genel İstisnalar)

İhracat yasaklarının DTÖ kurallarına uygunluğu değerlendirmesinde ele alınması gereken bir diğer düzenleme GATT m. XX’dir[20]. Söz konusu madde GATT’de yer alan tüm yükümlülüklerin, insan ve hayvan sağlığının korunması, kamu düzeninin temini, arz eksikliği, çevrenin korunması gibi kamusal sebeplerle ihlal edilebileceğini düzenlemektedir. Yukarıda belirtildiği üzere, ihracat yasakları kural olarak DTÖ prensiplerine aykırıdır, ancak COVID-19 ile mücadele amacıyla yürürlüğe konan önlemler kamu sağlığını koruma amacı güttükleri için GATT m. XX / f. b kapsamında değerlendirilebilirler. Önlemlerin kamu sağlığını korumak için gerekli olup olmadığı değerlendirilmesinde (necessity test); (i) kamu sağlığı tehlikesinin ağırlığı, (ii) önlemlerin amaca uygunluğu ve (iii) önlemlerin ticarete olan etkisi dikkate alınmaktadır[21].

COVID-19 kapsamında uygulamaya konan ihracat yasaklarının GATT m. XX / f. b’de yer alan kamu sağlığı istisnasına uygun olduğu neticesine varılabilmesi için sayılan bu üç şartın yerine getirilmesi gerekmektedir[22].

GATT m. XX kapsamında son olarak ele alınması gereken husus (j) fıkrasında düzenlenmiş olan kıtlık (supply shortage) istisnasıdır. Söz konusu düzenleme esasen yukarıda ele aldığımız XI / f. 2-a ile benzerdir ancak XI / f. 2-a’da yerel arz eksikliği düzenlenmişken, m. XX / f. j’de hem yerel hem de dünya genelinde yaşanan bir arz eksikliği düzenlenmiştir. Dolayısıyla COVID-19 kriziyle mücadelede gerekli medikal malzeme üreten DTÖ üyesi, kendi ülkesinde arz eksikliği olmasa dahi, dünya genelinde yaşananları dikkate alarak ihracat sınırlaması uygulayabilir[23]. Bu sınırlamanın uygulanmasında DTÖ’nün temel prensiplerinden ayrımcılık yasağı (most favored nation- en çok gözetilen ulus) ilkesi de dikkate alınmalıdır.

IV. Diğer Hususlar

COVID-19 II. Dünya Savaşı’ndan sonra insanlığın karşılaştığı en büyük kriz olarak kabul edilmektedir. Salgın, tüm dünyada hem üretim ve hem de tüketimde düşüşe neden olmuş ve bu düşüşün uluslararası ticarete ve ekonomiye olan olumsuz yansımaları ortaya çıkmaya başlamıştır. Çalışmamızda ele alınan ihracat yasakları ve ithalatın kolaylaştırılmasına ilişkin düzenlemeler DTÖ üyelerinin COVID-19’la doğrudan bağlantılı olarak şimdilik uygulamaya koyduğu önlemlerdir. Öte yandan krizin DTÖ kuralları kapsamında çok daha detaylı olarak ele alınması gerektiği aşikardır. Örneğin, DTÖ Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması yerel üreticilere teşvik verilmesini kural olarak yasaklamaktadır. Henüz DTÖ’ye resmi olarak bildirilmemiş olsa da birçok devletin krizden en çok etkilenen ve kurtarılması gereken sektörlere devlet yardımı sağlandığı bilinmektedir. Ayrıca, COVID-19 ile mücadelede kullanılabilecek ilaç, aşı ve diğer medikal malzeme üreten şirketlere devlet yardımı sağlanması beklenmektedir. Belirtilen bu teşviklerin de Dünya Ticaret Örgütü Sübvansiyonlar ve Telafi Edici Önlemler Anlaşması kapsamında değerlendirilmesi ve Anlaşmaya uygun olarak yürürlüğe konması gerekmektedir.
Krizin etkisiyle DTÖ üyelerinin çeşitli sektörlerde anti-damping önlemi uygulaması veya korunma önlemleri soruşturmaları açması muhtemeldir. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Örgütü tarafından hazırlanan rapora göre COVID-19 krizi 2020 yılında doğrudan yabancı yatırımın % 5 ile % 15 arasında azalacağı öngörülmektedir[24]. Yabancı yatırımdaki bu düşüşün hizmet ticaretini etkilemesi ve GATS kapsamında uyuşmazlıklar doğurması da muhtemeldir. Çalışmanın kapsamını aşmakla beraber sayılan bu ve benzeri hususlar da DTÖ kuralları kapsamında ayrıntılı olarak ele alınması gereken konulardır.

Sonuç

COVID-19 krizi ile mücadelede DTÖ üyelerinin şimdilik yürürlüğe koyduğu iki temel önlem, medikal ürünlerin ithalatını kolaylaştırıcı ve yine bu ürünlerin ve bazı tarım ürünlerinin ihracatın sınırlanmasına yönelik düzenlemelerdir. DTÖ’nün temel amacı uluslararası ticaretin önündeki engellerin kaldırılması olduğu üzere, ayrımcılık yasağı gözetilmek kaydıyla, ithalatın kolaylaştırılmasına ilişkin düzenlemeler DTÖ kurallarına aykırılık teşkil etmemektedir.

Gerek medikal ürünlerin ve gerekse tarım ürünlerinin ihracının yasaklanması ise kural olarak GATT XI ve Tarım Anlaşması XII. maddelerine aykırıdır. Buna karşın, COVID-19’la mücadele amacıyla yürürlüğe konmuş ihracat yasakları GATT XI / f. 2-a ve XX. maddelerindeki arz kıtlığı ve kamu sağlığının korunması istisnaları kapsamında değerlendirilebileceği üzere, ihracat yasaklarının da DTÖ kurallarına uygun olduğu belirtilebilir. Esasen COVID-19 krizi, DTÖ kurallarının bu gibi durumlarda üyelere yeterli esnekliği sağladığını ve ihtiyaçlara cevap verdiğini göstermektedir. Öte yandan özellikle ihracat yasaklarının DTÖ’nün genel prensiplerine istisna teşkil ettiği, her bir ihracat yasağının, diğer ülkeler açısından kamu sağlığını tehlikeye soktuğu ve başkaca ihracat yasaklarını tetiklediği unutulmamalıdır.


Dipnotlar


  1. Resmi Gazete, 31.12.1953, No: 8597. ↩︎

  2. GATT m. 2 / f. c: “Âkıd Taraflardan birine ait listenin ikinci kısmında yer alan ve 1 inci madde mucibince rüçhanlı muameleden faydalanan ülkelerin malları bu listenin ait olduğu ülkeye ithal edildikleri sırada, listede münderiç hususi şart ve kayıtlar gözönünde bulundurulmak kaydiyle, betahsis gümrük resimleri bakımından listenin ikinci kısmında gösterilenlerden daha yüksek gümrük resimlerine tabi tutulmayacaktır”. ↩︎

  3. Bossche, 377 vd.; Lowenfeld, s. 48 vd. ↩︎

  4. World Trade Organization, Trade In Medical Goods In The Context Of Tackling Covid-19 (https://www.wto.org/english/news_e/news20_e/rese_03apr20_e.pdf) (Erişim 20.05.2020) raporunda yer alan temel sonuçlar şu şekildedir: Medikal ürünler, uluslararası ticaretin % 5’ini oluşturmaktadır. Amerika Birleşik Devletleri, Çin Halk Cumhuriyeti ve Almanya toplam % 34’lük pay ile en büyük üç ithalatçı konumundadır. Almanya, Amerika Birleşik Devletleri ve İsviçre toplam % 35’lük pay ile en büyük üç ihracatçı konumundadır. Çin Halk Cumhuriyeti % 25’lik pay ile maske ihracatında en üst sırada yer almaktadır. Medikal ürünlere uygulanan ortalama gümrük vergisi oranı % 4. 8 ile tarım dışı diğer emtilara uygulanan ortalama % 7.6 oranına nazaran oldukça düşüktür. Öte yandan yüz maskesine uygulanan ortalama gümrük vergisi oranı % 9.1 ile geri kalan medikal malzemelere nazaran yüksektir. ↩︎

  5. World Trade Organization, COVID-19: Trade and trade-related measures Report(https://www.wto.org/english/tratop_e/covid19_e/trade_related_goods_measure_e.htm) (Erişim 15.05.2020) ↩︎

  6. World Trade Organization, COVID-19: Trade and trade-related measures Report (https://www.wto.org/english/tratop_e/covid19_e/trade_related_goods_measure_e.htm) (Erişim 15.05.2020) ↩︎

  7. Gruszczynski, s. 3. ↩︎

  8. World Trade Organization, COVID-19: Trade and trade-related measures Report (https://www.wto.org/english/tratop_e/covid19_e/trade_related_goods_measure_e.htm) (Erişim 15.05.2020) ↩︎

  9. https://www.bbc.com/news/world-asia-india-52196730 (Erişim 08.05.2020). ↩︎

  10. World Trade Organization, COVID-19: Trade and trade-related measures Report (https://www.wto.org/english/tratop_e/covid19_e/trade_related_goods_measure_e.htm) (Erişim 15.05.2020) ↩︎

  11. DTÖ hukukunda kota sınırlamaları hakkında ayrıntılı bilgi için bkz. Bosshe, s. 441 vd.; Mathushita/Schoenbaum/Mavroidis, s. 535. ↩︎

  12. Appellate Body Reports, China – Raw Materials, para. 323 and para. 344. ↩︎

  13. World Trade Organization, Export Prohibition Report (https://www.wto.org/english/tratop_e/covid19_e/export_prohibitions_report_e.pdf) (Erişim 08.05.2020) ↩︎

  14. Pauwelyn, s. 6-7; Carreno/Dolla/ Medina/Branburger, s. 6. Mevcut kuralların COVID-19 krizinin ortaya çıkarttığı sorunlarla başa çıkmada yeterli olmadığı ve COVID-19 krizi için özellikle medikal malzeme ticaretine ilişkin yeni düzenlemelere ihtiyaç duyulduğu ifade edilmektedir (Evenett /Winters, s. 1 vd.) ↩︎

  15. Carreno I./Dolla I./Medina L./Branburger M., s. 6. ↩︎

  16. Özekes, s. 99. ↩︎

  17. Panel Report, Colombia – Textiles, Aricle 21.5, paras. 7.192 and 7.237-8. ↩︎

  18. 2012 “Decision on Notification Procedures for Quantitative Restrictions” (QR Decision) https://www.wto.org/english/tratop_e/markacc_e/qr_e.htm (Access on: 08.05.2020) ↩︎

  19. 2012 “Decision on Notification Procedures for Quantitative Restrictions” (QR Decision) https://www.wto.org/english/tratop_e/markacc_e/qr_e.htm (Access on: 08.05.2020) ↩︎

  20. Pauwelyn, s. 9. ↩︎

  21. Pauwelyn, s. 9. ↩︎

  22. Carreno/Dolla/Medin/Branburger, s. 7. ↩︎

  23. Pauwelyn, s. 12. ↩︎

  24. UNCTAD, Impact of the Coronavirus Outbreak on Global FDI (https://bit.ly/2xH4bv2) (Erişim: 12.05.2020). ↩︎

Kaynakça

· Bossche, P., The Law and Policy of the World Trade Organization, Cambridge 2008.

· Carreno I./Dolla I./Medina L./Branburger M., The Implications of the COVID-19 Pandemic on Trade, European Journal of Risk Regulation, 2020, s. 1-9,

· Gruszczynski L., The COVID-19 Pandemic and International Trade: Temporary Turbulence or Paradigm Shift?, European Journal of Risk Regulation, 2020, s. 1-6

· Evenett S./Winters A., Preparing For A Second Wave Of Covid-19: A Trade Bargain To Secure Supplies Of Medical Goods, Briefing Paper 40 - April 2020

· Lowenfeld A., International Economic Law, 2nd Edt., Oxford University Press.

· Mathushita M./Schoenbaum T./Mavroidis P./Hahn M., World Trade Organisation Law, Practice and Policy 3rd Edt., Oxford University Press.

· Özekes M., Sorular – Şemalar - Örneklerle Temel Hukuk Bilgisi, 9. Bası, Ankara 2018.

· Pauwelyn, J., “Export Restrictions in Times of Pandemic: Options and Limits under International Trade Agreements” (https://ssrn.com/abstract=3579965) (Erişim 15.05.2020)

· UNCTAD, Impact of the Coronavirus Outbreak on Global FDI, (https://bit.ly/2xH4bv2) (Erişim 12.05.2020)

· World Trade Organization Export Prohibition Report (https://www.wto.org/english/tratop_e/covid19_e/export_prohibitions_report_e.pdf) (Erişim 08.05.2020)

· World Trade Organization COVID-19: Trade and trade-related measures Report (https://www.wto.org/english/tratop_e/covid19_e/trade_related_goods_measure_e.htm) (Erişim 15.05.2020)

· World Trade Organization Trade In Medical Goods In The Context Of Tackling Covid-19 (https://www.wto.org/english/news_e/news20_e/rese_03apr20_e.pdf) (Erişim 20.05.2020)

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Girne Üniversitesi Hukuk Fakültesi Milletlerarası Özel Hukuk Anabilim Dalı