Lexpera Blog

Konkordato Mühleti Alan Borçlunun Yaptığı Hukuki İşlemlere Karşı Tasarrufun İptali Davası Açılabilir mi?

İcra ve İflâs Kanununda borçlulara mali durumlarını iyileştirebilmeleri ve borçlarını tasfiye edebilmeleri için muhtelif imkânlar tanınmıştır. Borçlunun bu hukuki yollara müracaat ettikten sonra gerçekleştirdiği hukuki işlemlerin iptal davasına konu olup olamayacağı daha önce iflâsın ertelenmesi kurumu yürürlükte iken gündeme gelmiştir. Halihazırda ise bu meselenin odağında, konkordato mühleti alan borçlunun gerçekleştirdiği tasarruflara karşı iptal davası açılıp açılamayacağı bulunmaktadır. Bu bağlamda, borçluya konkordato mühleti verilmesiyle başlayan takip yasağının (İİK m.294/1) ve bu yasağın doğal bir sonucu olarak mühlet boyunca aciz vesikası veya aciz vesikası hükmündeki haciz tutanağı alınamayacak olmasının, iptal davası açılmasına engel teşkil edip etmeyeceği sorusu akla gelebilir. Kanaatimce, borçlu zaten aciz halinde olduğunu veya borca batık duruma düştüğünü beyan ederek konkordato mühleti talep ettiğine göre (İİK m.285/1), Kanundaki yasak nedeniyle takibe devam edemeyen ve aciz vesikası alamayan alacaklının tasarrufun iptali davası açmasına bir engel bulunmamaktadır.

Şüphesiz konkordato mühleti verilmesinin tasarrufun iptali davaları bakımından ortaya çıkardığı sorunlar aciz vesikasıyla sınırlı değildir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, borçlunun konkordato talebinde bulunmadan önceki dönemde, mali durumunu iyileştirmek ve içinde bulunduğu krizden çıkmak için yaptığı hukuki işlemlere karşı tasarrufun iptali davası açılabileceği hususunda tereddüte mahal yoktur. Bu çerçevede, borçlunun konkordato mühleti almadan önceki dönemde muaccel borçları için yaptığı ödemeler, ticari işletmesinin faaliyetini sürdürebilmek için gerçekleştirdiği hukuki işlemler ve işgörme akitleri nedeniyle yaptığı ödemeler tasarrufun iptali davasına konu olabilecektir. Davaya bakan mahkemenin anılan işlemlerin iptaline karar verebilmesi ise objektif ve sübjektif şartın bir arada bulunmasına bağlıdır (İİK m.280).

Konkordato mühleti alan borçlunun tasarruf yetkisini (iflâstan farklı olarak) devam ettirmesi ister istemez mühlet sırasında yapılan hukuki işlemlere karşı iptal davası açılıp açılamayacağı sorusunu da gündeme getirmektedir. Bu soruya cevap ararken farklı ihtimallerin dikkate alınması zorunludur. Örneğin borçlunun komiserin izni olmadan yaptığı işlemlere karşı iptal davası açılabilirken, asliye ticaret mahkemesinin iznini almadan yaptığı hukuki işlemler (İİK m.297/2) tasarrufun iptali davasına konu yapılamayacaktır. Uygulamada önemli sorunlara yol açabilecek bir diğer husus ise, komiserin veya mahkemenin izni alınarak gerçekleştirilen hukuki işlemlerdir. Kanaatimce, komiserin mühlet sırasında borçlunun yapmak istediği bir hukuki işleme izin vermiş olması, bu işlemin ilanihaye iptal davasına konu olamayacağı sonucunu doğurmaz. Borçlunun komiserden izin alarak bir hukuki işlem gerçekleştirmiş olması, alacaklıların o işlemin aslında alacaklıları ızrar kastıyla yapıldığını iddia ve ispat etmelerine engel teşkil etmez. Benzer şekilde mahkemeden izin alınarak yapılan hukuki işlemler (İİK m.297/2) bakımından da farklı bir sonuca ulaşmamak gerekir. Asliye ticaret mahkemesinin mühlet sırasında borçlunun talebi üzerine bir hukuki işlemin yapılmasına izin vermesi, alacaklıların menfaatlerinin mutlak biçimde korunduğunu göstermez. Asliye ticaret mahkemesinin mühlet devam ederken verdiği bu izin, borçlu ile üçüncü kişi arasında yapılan hukuki işleme kazai bir nitelik kazandırmayacağı gibi, iptali istenen işlem ile ortaya çıkan zarar arasındaki illiyet bağını da ortadan kaldırmaz. O nedenle, tasarrufun iptali davasına bakan mahkemenin dava konusu işlemin borçlunun konkordato projesiyle uyumlu olup olmadığı ve mali durumunu iyileştirmesine katkı sağlayıp sağlamadığı gibi parametreleri göz önünde bulundurarak bu konuda bir değerlendirme yapması gerekecektir. Borçlunun asliye ticaret mahkemesinden izin alarak gerçekleştirdiği işlemin gerçekte alacaklıları zarara uğratmak kastıyla yapıldığı ve üçüncü kişinin de borçlunun kastını bildiği ispatlandığı takdirde ise, tasarrufun iptaline karar verilmelidir.

Prof. Dr. Güray Erdönmez
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi
Medeni Usûl ve İcra İflâs Hukuku Anabilim Dalı
Öğretim Üyesi



Bu konuda ayrıca Prof. Dr. Güray Erdönmez'in Alacaklılara Zarar Verme Kastıyla Yapılan Tasarrufların İptali adlı eserine başvurulabilir.

On İki Levha Yayıncılık


Author image
Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Usûl ve İcra İflâs Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi