Lexpera Blog

Korona Virüs Salgınını Çerçevesinde İhdas Edilen Yeni Bir Kurum: Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu

I. Genel olarak

Korona virüs salgınının (Covid-19) etkileri yalnızca sağlık alanında değil, ekonomi ve hukuk alanında da söz konusu olmuştur. Nitekim, bu etkiler gündelik yaşantımızda ilk nüvelerini erken bir safhada göstermiş ve temel gıdadan hijyen ürünlerine kadar birçok mal ve hizmette önemli fiyat değişiklikleri olmuştur. Bu değişikliklerin yalnızca klasik iktisattaki arz ve talep dengesiyle açıklanması mümkün değildir.

Nitekim 7244 sayılı Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun[1] ("Kanun") ile bu alana da yerinde olarak bir müdahale öngörülmüştür. Kanun’un 13 ve 14. maddeleri ile Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’da[2] (“Perakende Ticaret Kanunu”) yapılan değişiklikler vasıtasıyla fahiş fiyat artışı ve stokçuluğa ilişkin yaptırımlar öngörüldüğü gibi, bu uygulamaların takibi ve yaptırımların tetkiki amacıyla Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu (“Kurul”) ihdas edilmiştir[3]. Kurul’un oluşumu, görev ve yetkileri ile denetim ve yaptırımların uygulanmasına dair detaylar ise 28 Mayıs 2020 tarihli Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği[4] (“Yönetmelik”) ile belirlenmiştir. Çalışmada, Yönetmelik ve getirdiği Düzenlemeler ile Kurul hakkında genel bir bilgi sunmaya gayret edilmiştir[5].

II. Yönetmelik’in Kapsamı ve Uygulama Alanı

1. Kapsamı

Yönetmelik’in konu bağlamında kapsamı “fahiş fiyat artışı” ve “stokçuluk uygulamaları” ile sınırlıdır. Öğretide Yönetmelik öncesi, “fahiş fiyat artışı” ifadesinin muğlaklığına haklı olarak vurgu yapılmaktaydı[6]. Yönetmelik’te, bu kavram “Olağanüstü hal, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından satışa sunulan ve kamunun beslenme, sağlıklı yaşama ve korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu olan mal ve hizmetlerin fiyatında girdi ve diğer üretim maliyetlerindeki artış gibi haklı bir sebebe dayanmaksızın yapılan aşırı ve adil olmayan artışı” şeklinde tanımlandığı gibi stokçuluk kavramı da tanımlanarak bu haklı eleştiriler giderilmek istenmiştir.[7]

Bununla birlikte kavramın birçok açıdan muğlak olduğu ortadadır. Fiyat artışının fahiş olup olmadığını belirlemede girdi ve üretim maliyetleri gibi parametreler açıkça sayılmış olmakla birlikte, bir artışın hangi eşikten veya hangi orandan sonra “fahiş” sayılacağının muğlak olması Yönetmelik’in temel eleştiri noktalarından biri olmalıdır. Öte yandan her bir ürün veya sektöre ilişkin ekonomik parametreler farklı olacağından, bir ürüne yönelik fiyat artışı fahiş sayılabilecek iken başka bir üründe bu oran fahiş sayılmayabilir. Bu ise herhangi bir ayrım yapılmaksızın geçerli olacak bir eşik/oran belirtilmesini haklı kılacak bir durumdur. Dolayısıyla değerlendirme, her bir somut olay özelinde gerçekleşecek ve mutlak surette disiplinler arası bir analizi gerektirecektir. Ancak, her bir somut olay özelinde farklı değerlendirme gerektirse bile, kanaatimizce Yönetmelik’te geçen “fahiş fiyat artışı” kavramı -tanıma rağmen- muğlaklığını korumaktadır.

2. Kişi Bakımından Uygulama Alanı

Yönetmelik; “üretici”, “tedarikçi” ve “perakende işletmelerin” fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarının denetlenmesine ve idari para cezalarının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemektir[8]. Görüldüğü üzere Yönetmelik, tedarik zincirinin her kademesine uygulanabilecektir. Üretici, tedarikçi veya perakende işletmelerinin büyüklüklerine veya pazar paylarına ilişkin herhangi bir sınırlama da getirmeyen Yönetmelik, kişi açısından oldukça geniş bir kapsama sahiptir. Bu kişilerin kapsamına kimlerinde dahil olduğu ise Yönetmelik’in 3. maddesinin 1. fıkrasının g, ı ve i bentlerinde açıkça belirtilmiştir.

Buna göre “üretici”; perakende işletmelerde satışa sunulan malları üreten gerçek veya tüzel kişiyi, “tedarikçi” satışa sunulması amacıyla üreticilere veya perakende işletmelere mal ve hizmet sağlayan, üretici dışındaki gerçek veya tüzel kişiyi, “perakende işletme” ise alışveriş merkezi, büyük mağaza, zincir mağaza, bayi işletme, özel yetkili işletme, perakende ticaretle uğraşan diğer ticari işletmeler ile esnaf ve sanatkâr işletmelerini ifade etmektedir.

3. Zaman Bakımından Uygulama Alanı

Yönetmelik’in zaman bakımından uygulanması noktasında ise iki hususta tereddüt hasıl olabilir. İlki, Yönetmelik’in yalnızca Covid-19 döneminde mi yürürlükte kalacağı, diğeri ise henüz Kanun yürürlüğe girmeden önce ve fakat Covid-19 döneminde ortaya çıkan uygulamalara uygulanıp uygulanamayacağıdır.

İlk nokta bağlamında, gerçekten Yönetmelik öncesinde Kurul’un hangi dönemde görev yapacağı noktasında bir belirsizlik olduğu ifade edilmekteydi[9]. Bununla birlikte, Yönetmelik’in 1. maddesi Kurul’un “olağanüstü hal, afet ve ekonomik dalgalanma dönemleri ile diğer acil durumlarda” faaliyet göstereceğini açıkça belirtmek suretiyle Yönetmelik’in ve Kurul’un yalnızca Covid-19 dönemi ile sınırlı olmayacağını açıkça ortaya koymuştur. Dolayısıyla Kurul, anılan haller vuku bulduğunda harekete geçerek Yönetmelik’te öngörülen denetim ve yaptırımların tatbikini sağlayacaktır[10]. Bununla birlikte; özellikle “ekonomik dalgalanma dönemleri ve diğer acil durumlar” ifadesinin oldukça belirsiz olduğunu vurgulamak gerekir. Bu belirsizlik, tüketiciler açısından korunaklı bir alan sağlamaktaysa da; rekabetçi piyasa ve piyasa güvenliği bağlamında oldukça önemli soru işaretlerini de ortaya çıkarmaktadır.

Zaman bakımından uygulanma noktasındaki son husus ise, Kanun’un yürürlüğünden önceki dönemde ortaya çıkan fahiş fiyat artışı, stokçuluk ve benzeri uygulamalarda Yönetmelik’in uygulanıp uygulanmayacağı ve Kurul’un görevli olup olmadığına ilişkindir. Yönetmelik’in Geçici 1. maddesi uyarınca 17 Nisan 2020 öncesi dönemde anılan uygulamalarda Reklam Kurulu görevli olacağı gibi bu uyuşmazlıklara 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve ikincil mevzuatı uygulanacaktır.

III. Kurul’un Yapısı ile Görev Yetkileri

Kurul, bir başkan ve on iki üye olmak üzere toplam on üç kişiden oluşmaktadır. Üyelerin özellikleri ile hangi kurum, kuruluş ve meslek birlikleri ile sivil toplum örgütlerinden atanacağı yahut seçileceği hem Kanun’da hem de Yönetmelik’te düzenlenmiştir. Başkanlığını İç Ticaret Genel Müdürü’nün yapacağı Kurul’da, devlet organlarının atayacağı üye sayısı ise başkan dahil sekiz kişidir. Kurul’un toplantı yeter sayısının yedi, karar yeter sayısının toplantıya katılanların salt çoğunluğu olduğu ve eşitlik halinde başkanın oyunun üstün tutulduğu dikkate alındığında meslek ve sivil toplum örgütlerinin üyelerinin kararlarda pek de bir etkisinin olmayacağı -en azından matematiksel olarak- söylenebilecektir[11].

Yönetmelik’in 7. maddesi Kurul’un görev ve yetkilerini düzenlemektedir. Hükme göre Kurul;

· Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına karşı piyasa dengesini ve tüketicileri korumaya yönelik gerekli tedbirleri almak ve bunların uygulanmasını sağlamak,

· Anılan uygulamalar ile ilgili denetim ve incelemelerde bulunmak ve kişilerin savunmasını almak,

· Kanun’da öngörülen idari para cezalarına hükmetmek ve bunların uygulanmasını sağlamak,

· İlk bentte öngörülen uygulamalara ilişkin ilke ve kuralları belirlemek ve

· Ticaret Bakanlığı’nca, alanında öngörülen diğer görevleri yerine getirmek görev ve yetkisine sahiptir.

Bu noktada özel olarak değinmek istediğimiz bir husus ise Perakende Ticaret Kanunu Ek Madde 1/3 hükmünde Kurul’a “Üretici, tedarikçi ve perakende işletmelerin fahiş fiyat artışı ve stokçuluk uygulamalarına yönelik (…) her türlü tedbiri almak (…)” görev ve yetkisinin verilmesidir. Serbest piyasa ekonomisi ile ilkesel bağlamda tezatları olan ve bu yönüyle de ciddi eleştirilere açık olan bu düzenleme, olağanüstü dönemlere ilişkin olması sebebiyle savunulabilir ise de, Kurul’a her türlü tedbiri almak şeklinde oldukça geniş yorumlamaya müsait bir yetkinin verilmesi kanaatimizce ciddi bir belirsizlik ve güven sorununa sebebiyet verebilecektir.

IV. Yönetmelik’te Öngörülen Yaptırımlar

Fahiş fiyat artışı ve stokçuluk bağlamında Kurul, on bin Türk Lirasından beş yüz bin Türk Lirasına kadar idari para cezası verme yetkisini haizdir. Gerçekten, Yönetmelik’in m.15/4 hükmünün atfıyla Perakende Ticaret Kanunu’nun Ek 1. maddesi uyarınca “Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından bir mal veya hizmetin satış fiyatında fahiş artış yapılamaz”. Aksi halde Kurul, on bin ila yüz bin Türk Lirası tutarında idari para cezası tesis edebilir.

Anılan hükmün ikinci fıkrasına göre ise “Üretici, tedarikçi ve perakende işletmeler tarafından piyasada darlık yaratıcı, piyasa dengesini ve serbest rekabeti bozucu faaliyetler ile tüketicinin mallara ulaşmasını engelleyici faaliyetlerde bulunulamaz”. Bu hükme aykırılıkta ise idari para cezasının sınırları elli bin ile beş yüz bin Türk Lirasıdır. Belirtilen sınırlar dahilinde somut olaya uygulanacak idari para cezasının miktarı ise “işlenen fiilin ağırlığı ve haksızlık içeriği, işletmenin türü, büyüklüğü ve bulunduğu sektör, fahiş fiyat artışı ve stokçuluk faaliyetinden sağlanan menfaat ile daha önce aynı konuda idari para cezası uygulanıp uygulanmadığı gibi hususlar” dikkate alınarak tayin edilecektir[12].

Mezkur yaptırımların tesisi, şikayet üzerine yahut re’sen yapılacak inceleme sonucunda olacaktır. Şikayet başvurusu yalnızca fiziken dilekçe ile değil, Bakanlıkça oluşturulacak elektronik şikayet sistemi üzerinden yahut diğer elektronik iletişim araçlarıyla yapılabilecektir. Akabinde, şikayete konu kişiye on günden az olmamak üzere savunma süresi verilecektir, bu süre bir defaya mahsus on gün daha uzatılabilecektir. Bu noktada, savunma süresinde asgari bir süre ve azami uzatma süresi belirlenmiş olsa da, azami sürenin belirlenmemiş olması kanaatimizce yerinde olmamıştır. Zira, yaptırıma konu kişilere verilecek uzun savunma süreleri yaptırımın etkisini azaltabileceği gibi, piyasanın gerektirdiği müdahalenin tam ve zamanında yapılamamasına neden olabilecektir.

Kurul kararlarını en az yedi üyenin katılacağı toplantıda, katılanların sal çoğunluğu ile alacaktır. Kurul üyelerine elektronik ortamda toplanma imkanı sağlanması da, Yönetmelik’in hedefindeki Covid-19 ve benzeri olağanüstü haller açısından oldukça yerinde olmuştur[13]. Son olarak, Yönetmelik’in 14. maddesine göre Kurul kararları “kamuoyunun bilgilendirilmesi ve aydınlatılması ile mal ve hizmet piyasasındaki tarafların ekonomik çıkarlarının korunması amacıyla” Ticaret Bakanlığı tarafından açıklanabilecektir.

V. Sonuç

Genel bir değerlendirme yapmak gerekirse Perakende Ticaret Kanunu Ek Madde 1 ve Yönetmelik hükümlerinin, serbest piyasa ekonomisinin temel ilkeleri ile örtüşmediği görülmektedir. Ancak düzenlemenin olağanüstü koşullarda uygulanacak olması ve fahiş fiyat artışı bağlamında açıkça zikredildiği üzere kamunun beslenme, sağlıklı yaşama ve korunma gibi temel ihtiyaçlarını karşılamak için zorunlu olan mal ve hizmetlere ilişkin olması[14] düzenlemeye yönelik olası eleştirileri perdelemeye yetecektir.

Fiyat artışının fahiş olup olmadığına ilişkin değerlendirme, her bir somut olayın kendi koşullarına dayanan ve disiplinler arası bir analizi zorunlu kılmaktadır. Düzenleme, her ne kadar fahiş fiyat artışı ve stokçuluk kavramlarını tanımlamış ise de muğlaklığın tam olarak giderilemediği görülmektedir. Aynı şekilde Perakende Ticaret Kanunu Ek Madde 1/3 hükmünde Kurul’a “her türlü tedbiri alma” yetkisinin tanınması da kanaatimizce ciddi bir belirsizlik ve güven sorununa gebedir.


Dipnotlar


  1. 17.04.2020 tarih ve 31102 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7244 Yeni Koronavirüs (Covid-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun. ↩︎

  2. 29.01.2015 tarih ve 29251 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6585 sayılı Perakende Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun. ↩︎

  3. Buğra KESİCİ ve Furkan SONKUR, COVID-19 Salgını Döneminde Gerçekleşen Fiyat Artışlarına Rekabet ve Haksız Rekabet Hukuku Enstrümanları ile Ne Şekilde Müdahale Edilebilir?, https://blog.lexpera.com.tr/covid-19-salgini-doneminde-gerceklesen-fiyat-artislarina-rekabet-ve-haksiz-rekabet-hukuku-enstrumanlari-ile-ne-sekilde-mudahale-edilebilir/, Erişim Tarihi: 30 Mayıs 2020); R. Tamer PEKDİNÇER ve İrem TOPRAKKAYA BABALIK, Yeni Koronavirüs (COVID-19) Salgınının Ekonomik ve Sosyal Hayata Etkilerinin Azaltılması Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Getirdiği Yenilikler, (https://blog.lexpera.com.tr/yeni-koronavirus-covid-19-salgininin-ekonomik-ve-sosyal-hayata-etkilerinin-azaltilmasi-hakkinda-kanunun-getirdigi-yenilikler/ Erişim Tarihi: 30 Mayıs 2020). ↩︎

  4. 28.05.2020 tarih ve 31138 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği. ↩︎

  5. H. Hüsnü BABALIK, Haksız Fiyat Değerlendirme Kurulu Yönetmeliği’nin İdari Para Cezası Hükümlerine İlişkin Yorumlarımız, (https://blog.lexpera.com.tr/haksiz-fiyat-degerlendirme-kurulu-yonetmeliginin-idari-para-cezasi-hukumlerine-iliskin-yorumlarimiz/, Erişim Tarihi: 30 Mayıs 2020). ↩︎

  6. KESİCİ/SONKUR. ↩︎

  7. Yönetmelik m.3/1 (ç) ve (ğ). ↩︎

  8. Yönetmelik m. 1. ↩︎

  9. KESİCİ/SONKUR. ↩︎

  10. BABALIK. ↩︎

  11. Yönetmelik m. 4 ila m. 13. ↩︎

  12. Yönetmelik m. 15. ↩︎

  13. Yönetmelik m. 10 ila m. 15. ↩︎

  14. Yönetmelik m. 3/1 (ç). ↩︎

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
YTÜ İİBF İşletme Bölümü Ticaret Hukuku ABD Öğretim Üyesi
Author image
YTÜ İİBF İşletme Bölümü Ticaret Hukuku ABD Araştırma Görevlisi