Lexpera Blog

Lexpera’da Geçen Hafta (19-25 Eylül 2026)

Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 250. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.

Literatür

Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:

İlyas Gölcüklü (Ed.), Space Law and Policy in the Republic of Türkiye

Eserde yer alan makalelerden bazıları, Historical Survey of Turkish Involvement in Space and Space Activities, Intergovernmental Collaboration of Türkiye in Space Law, Türkiye’s Use of Space Activities/Objects for Preventing Disasters and Mitigating Their Impacts, Insurance Law and Policy for Space-Related Risks in The Republic of Türkiye, Satellite Constellations from the Legal And Regulatory Perspective of Türkiye başlıklarını taşımaktadır.

Gözde Sena Erginbay, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununa Göre Anonim Şirketlerde Yönetim Kurulu Üyeleri ile Şirket Arasındaki Menfaat Çatışmaları

Çalışmada, özen ve sadakat yükümlülüğü ekseninde şekillenen ve özel düzenlemelere de konu olan menfaat çatışmalarının teorik boyutu, Yargıtay kararları ve karşılaştırmalı hukuk örnekleriyle ele alınmış; Türk Ticaret Kanunu’nun açıkça yasakladığı özel çatışma hallerinin yanı sıra genel çatışma durumları da mercek altına alınmış; mevcut yasal düzenlemelerin tartışmalı veya yetersiz kaldığı hususlara yönelik çözüm önerileri getirilmiştir.

Mustafa Çattık, Kutuplaşmış Toplumlarda Anayasa Yapımı

Kitapta, mevcut tartışmaların ötesine geçilerek bir toplumun kutuplaşmayı demokratik bir zeminde nasıl aşabileceği sorusuna odaklanılmış; teorik çerçeve somut ülke örnekleriyle desteklenerek Türkiye’nin anayasa ve toplumsal uzlaşı arayışına özgün bir katkı sunulmaya çalışılmıştır.

Deniz Mümin Baysal, Kurumsal Yönetim Bakımından Anonim Şirket Alacaklısının Menfaat Sahipleri İçindeki Yeri ve Korunması

Eserde, kurumsal yönetim bakış açısından şirket alacaklılarının ne ölçüde ve hangi araçlarla korunması gerektiği G20/OECD Kurumsal Yönetim İlkeleri çerçevesinde değerlendirilmiş; Avrupa Birliği hukukundaki eleştiriler de dikkate alınarak, sabit sermaye sisteminin şirket alacaklılarını korumakta yeterli olup olmadığı ve yönetim kurulu üyelerinin özen yükümlülüğünün alacaklıları da içine alacak şekilde genişletilip genişletilemeyeceği İngiliz hukukundaki BTI 2014 LLC v Sequana SA kararı kapsamında irdelenmiştir.

Gülşah Vardar Hamamcıoğlu, İrtifak Sözleşmeleri

Çalışmada, irtifak hakkı kavramı açıklanarak Türk Medenî Kanunu’nda irtifak haklarının sınıflandırılması ve düzenlenmesi ile irtifak haklarına hâkim olan ilkelere değinilmiş; irtifak hakkının hukuki sebebi ve hakkın tesis edilmesi üzerinde durulmuş; irtifak sözleşmelerinde tarafların yetki ve yükümlülükleri irdelenmiş ve irtifak sözleşmelerinin sona ermesi ile sonuçları incelenmiştir.

Işık Aslı Han, Alacağın Devrinin Borçlunun Hukuki Durumuna Etkisi

Kitapta, alacağın devrinin borçlu açısından teşkil edebileceği risklere ve bu risklere karşı borçlunun korunmasına değinilmiş; Türk Borçlar Kanunu m. 186-188 hükümlerinde yer aldığı savunulan açık ve örtülü boşlukların ratio legis ışığında doldurulması için kural önerileri sunulmuş; konuya ilişkin önemli Yargıtay ve Bölge Adliye Mahkemeleri kararları incelenmiştir.

Geçen hafta Blog’a yüklenen makaleye aşağıda yer verilmiştir:

Pınar Karacan, Yaz Tatilimin Hukukla İlgili Düşündürdükleri: Kafa Yorulacak Konular (Food for Thought)

İçtihat

Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:

MAHKEME KARAR SAYISI
Yargıtay (Hukuk) 3313
Yargıtay (Ceza) 2624
Danıştay 1934
TOPLAM 7871

Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na ait karar özellikle dikkati çekmektedir:

Yargıtay HGK., E. 2025/3 K. 2026/58 T. 11.02.2026

Davacı vekili; müvekkilinin davalıya ait yurt dışı projelerde telefon/santral operatörü ve idari sekreter olarak Amerikan doları (USD) cinsinden ücret ile çalıştığını, iş sözleşmesinin haklı neden olmaksızın feshedildiğini, fazla çalışmalarının karşılığı ücretlerin ödenmediğini ileri sürerek bir kısım işçilik alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; davacının iş görme borcunu yabancı ülkede ifa etmesi sebebiyle taraflar arasındaki ilişkide yabancılık unsuru bulunduğunu, bu nedenle uyuşmazlığa yabancı ülke hukukunun uygulanması gerektiğini belirterek usul ve esasa ilişkin diğer itirazlar ile birlikte davanın reddini savunmuştur.

İlk derece mahkemesi; iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından haksız olarak feshedildiği, davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazandığı, bilirkişi ek raporuna göre fazla çalışma ile ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

(...) Bölge Adliye Mahkemesi; dosyaya Rusya Federasyonu hukukunun uygulanmasına ilişkin düzenlemenin bulunduğu iş sözleşmesinin sunulmadığı, daha sıkı ilişkide bulunulan hukukun tespitinde en önemli unsurun işçinin menfaati olduğu, işçinin sosyal çevresinin bulunduğu ülke, ücretin hangi para birimi üzerinden ödendiği, sözleşmenin hangi ülke kurumları gözetilerek düzenlendiği, sözleşmenin ifa yeri, kuruluş yeri, tarafların ortak mutat meskenlerinin ve yerleşim yerlerinin bulunduğu yer, şirketin idare merkezi hususlarının kıstas olarak belirlendiği, davacının aylık ücretinin USD olarak belirlendiği, Rusya’da para biriminin ruble, davacı işçinin vatandaşı olduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin para biriminin ise Türk lirası olduğu dikkate alındığında ücretlerin USD olarak ödenmesinin daha sıkı ilişkide bulunulan hukukun belirlenmesinde esasa etkili olmayacağı, davacı işçinin Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı, davalı şirketin Türk menşeli bir şirket olduğu, her iki tarafın yerleşim yerlerinin, davalı şirketin idare merkezinin Türkiye olduğu, davacı işçinin sosyal çevresinin Türkiye’de bulunduğu, davacıya Türk sosyal güvenlik sisteminin uygulandığı, bordrolama işlemlerinin de Türk hukukuna göre yapıldığı, sadece işin ifa edildiği, fiilen çalışılan yerin Rusya olduğu, kıstasların neredeyse tamamı Türk hukuku lehine gerçekleştiği için davada mutat işyeri hukuku olan Rusya Federasyonu hukukunun uygulanamayacağı, daha sıkı ilişkide bulunulan Türk hukukunun uygulanması gerektiği, bu nedenle davalının yabancı hukukun uygulanmasına ve diğer bir kısım hususlara ilişkin istinaf itirazları isabetli olmamakla birlikte bordrolarda temel aylık ücretleri aşan miktarların fazla çalışma ücretinden mahsubu gerektiğine ilişkin istinaf sebeplerinin yerinde olduğu gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararı kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.

Kararın temyizi sonucunda ilgili Yargıtay Dairesi; hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde mülga Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 24. maddesinin 2. fıkrası ile Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 27. maddesinin 2. fıkrası kapsamında mutat işyeri hukuku olan Rusya Federasyonu hukukunun uyuşmazlıkta uygulanması gerektiği, uzman bir bilirkişiden de denetime elverişli rapor alınmak suretiyle dosya kapsamındaki delil durumu birlikte değerlendirilerek dava konusu alacaklar hakkında -usuli kazanılmış haklar da gözetilerek- bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle sair temyiz itirazları incelenmeksizin kararı bozmuştur.

(...) Bölge Adliye Mahkemesi; önceki gerekçeye ilaveten Yargıtay HGK., E. 2023/168 K. 2023/430 T. 10.5.2023 kararı ve aynı yöndeki diğer kararlarda da belirtildiği üzere, yabancılık unsuru taşıyan iş sözleşmelerinde taraflarca açık veya örtülü olarak bir hukuk seçimi yapılmadığı veya yapılan seçimin geçersiz olduğu hallerde Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun’un 27/4. maddesi gereğince daha sıkı ilişkili yer hukukunun uygulanmasının söz konusu olacağı, bu fıkra ile sözleşmenin zayıf tarafı olan işçinin korunmasının amaçlandığı, bir başka deyişle ancak işçinin menfaatine uygun olduğu takdirde söz konusu fıkradaki hükmün uygulanmasının mümkün olacağı gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.

Davalı vekili; uyuşmazlığa, mutat işyeri hukuku olan Rusya Federasyonu hukukunun uygulanması gerektiği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun içtihadının da bu yönde olduğu, Türk hukukunun uygulanmasına karar verilmesi halinde ise davacının kıdem ve ihbar tazminatlarına hak kazanamadığı, davacının saat ücretine göre çalıştığı, davacının fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücreti alacaklarının kendisine ödendiği ve husumetli tanık anlatımlarına itibar edilemeyeceği gerekçesiyle direnme kararını temyiz etmiştir.

Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; yaptığı kapsamlı hukuki değerlendirme sonucunda, davacı işçi ile davalı işverenin tabiiyeti, tarafların yerleşim yerleri, sosyal ve hukuki ilişkilerin yoğunlaştığı yer ile işçinin tâbi olduğu sosyal güvenlik sistemi ve işçinin ücretinin ödeme yerinin Türkiye olduğu dikkate alındığında hukuk seçimi anlaşması bulunmayan tüm çalışma döneminde daha sıkı ilişkili hukukun Türk hukuku olduğu ve uyuşmazlığa Türk hukukunun uygulanmasının isabetli olacağı gerekçesiyle direnme kararının usul ve yasaya uygun olduğuna oybirliği ile hükmetmiştir.

Mevzuat

Uzaktan Çalışma Yönetmeliği

Çalışma süresinin belirlenmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Türkiye Yeşil Taksonomisi Yönetmeliği

Sürdürülebilir kalkınma hedefleriyle uyumlu ekonomik faaliyetlerin desteklenmesi, sürdürülebilir yatırımlara finansman akışının teşvik edilmesi ve piyasada yeşile boyamanın önlenmesi amacıyla Türkiye Yeşil Taksonomisinin usul ve esasları düzenlendi.

Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 5)

Suç Gelirlerinin Aklanmasının ve Terörün Finansmanının Önlenmesine Dair Tedbirler Hakkında Yönetmelik çerçevesinde yükümlü sayılanlar tarafından müşterinin tanınması ilkesi kapsamında uyulması gereken tedbirlerin düzenlendiği tebliğdeki parasal sınırlar yeniden tespit edildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Mali Suçları Araştırma Kurulu Genel Tebliği (Sıra No: 34)

Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun ile Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun kapsamına giren listeleme kararlarına konu kişi, kuruluş veya organizasyonlar ile ilgili olarak Suç Gelirlerinin Aklanmasının Önlenmesi Hakkında Kanun çerçevesinde ivedilikle alınması gereken tedbirler belirlendi.

Milli Emlak Genel Tebliği (Sıra No: 324)

Devlet İhale Kanunu’nun 17. maddesine göre ilan yapılmaksızın doğrudan kullanma izni verilebilecek veya irtifak hakkı tesis edilebilecek haller yeniden tespit edildi.

Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer mevzuat hükümlerine aykırı ve bilimsel yazma etik kurallarını aşan iktibaslar konusunda yazarların ve On İki Levha Yayıncılık’ın rızası bulunmamaktadır.
Author image
Hakkında Göktürk Öcal
gokturk.ocal@lexpera.com.tr