Lexpera Blog

Türk Ticaret Kanunu’nda Öngörülen Hamiline Yazılı Pay Senedi Devirlerinin Bildirilmesi Zorunluluğu

Anonim Şirketlere İlişkin Temel Dinamikler Bağlamında Bir Değerlendirme


I. Düzenleme

31 Aralık 2020 tarih ve 31351 (5. mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 7262 sayılı Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine İlişkin Kanun’un 32. maddesi ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 489. maddesi değiştirilmiş ve hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin Merkezi Kayıt Kuruluşu’na (MKK) bildirilmesi zorunluluğu getirilmiştir. Hüküm güncel haliyle:

“(1) Hamiline yazılı pay senetlerinin devri, şirket ve üçüncü kişiler hakkında, ancak zilyetliğin geçirilmesi suretiyle payı devralan tarafından Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılacak bildirimle hüküm ifade eder. Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirimde bulunulmaması hâlinde, hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, bu Kanundan doğan paya bağlı haklarını gerekli bildirim yapılıncaya kadar kullanamaz.
(2) Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde Merkezi Kayıt Kuruluşuna yapılan bildirim tarihi esas alınır.
(3) Merkezi Kayıt Kuruluşu tarafından hamiline yazılı pay senetleriyle ilgili tutulan kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili kılınmış mercilerle paylaşılır.
(4) Hamiline yazılı pay senetlerinin Merkezi Kayıt Kuruluşuna bildirilmesi ve kaydedilmesine ilişkin usul ve esaslar ile bu kapsamda alınacak ücretler Ticaret Bakanlığınca çıkarılan tebliğle belirlenir.”
şeklindedir.

Düzenleme Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) kararları ve ilgili Financial Action Task Force (FATF) Tavsiyeleri ile tam uyumun sağlanması, terörizmin finansmanı ve aklama suçları ile mücadelede yasal ve kurumsal kapasitenin güçlendirilmesi amacıyla getirilmiş olup paralel düzenlemeler İsviçre Hukuku ve Avusturya Hukuku’nda yer almaktadır[1].

TTK 489'un eski halinde hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin, şirket ve üçüncü kişiler hakkında ancak zilyetliğin geçirilmesi ile hüküm ifade edeceği belirtilmiş iken, güncel metinde hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin hüküm ve sonuç doğurması bakımından zilyetliğin geçirilmesinin yanı sıra payı devralanın devri MKK’ya bildirmesi zorunluluğu getirilmektedir. Böylece TTK kapsamındaki hamiline yazılı anonim ortaklık pay senetlerinin sahipliğine ilişkin kayıtlar MKK nezdinde izlenebilecektir. TTK 489 ve TTK'nın diğer maddelerindeki değişikliklerin yürürlük tarihi ise, 7262 sayılı Kanun'un 43.1.a hükmü uyarınca 1 Nisan 2021 olarak belirlenmiştir.

Ayrıca 7262 sayılı Kanun ile TTK’nın diğer maddelerinde de benimsenen bu yeni sisteme paralel olarak değişiklikler gerçekleştirilmiştir. Örneğin, TTK 426.2 hükmü kapsamında şirkete karşı pay sahipliği haklarının kullanılması bakımından hamiline yazılı pay senetlerinde zilyetliğin yanı sıra MKK’ya bildirimin aranacağı belirlenmiş ve TTK 486.2 hükmü kapsamında hamiline yazılı pay senetlerinin yönetim kurulu tarafından bastırılması halinde dağıtımdan önce hamiline yazılı payların sahipleri ile sahip olunan paya ilişkin bilgilerin MKK’ya bildirilmesi gerekliliği getirilmiştir. Hem TTK 489 kapsamında devralanın hem de TTK 486.2 kapsamında yönetim kurulunun MKK’ya yapacağı bildirimlerin yerine getirilmemesine ilişkin idari para cezası, TTK 562 hükmüne 13. fıkra olarak eklenmiş ve mevcut 13. fıkra ve devamındaki fıkralar teselsül ettirilmiştir. Yine, TTK kapsamında 2499 sayılı mülga Sermaye Piyasası Kanunu 10/A hükmüne yapılan atıfların, 6362 sayılı yürürlükteki Sermaye Piyasası Kanunu (SPKn) sermaye piyasası araçlarının kaydileştirilmesine ilişkin 13 hükmü ile değiştirildiği tespit edilmektedir[2].

Kanun ile getirilen önemli değişikliklerden bir diğeri, genel kurulda hazır bulunanların tespit edilmesine ilişkindir. Bu bağlamda TTK 417.1 kapsamında hazır bulunanlar listesinin, kayden izlenen payların yanı sıra hamiline yazılı pay sahipleri açısından da MKK’dan temin edilecek pay sahipleri çizelgesi kapsamında düzenlenmesi öngörülmüştür. Paralel olarak da TTK 417.2 hükmünde yer alan “hamiline yazılı pay sahipleri bakımından da giriş kartı alanları” ifadesi kaldırılmıştır. Yine hamiline yazılı pay sahiplerinin genel kurula katılmak için giriş kartı almasına ilişkin TTK 415.3 hükmü de yürürlükten kaldırılmıştır. Ayrıca TTK 417 hükmüne eklenen 5. fıkra kapsamında, Ticaret Bakanlığı’nın çıkaracağı bir tebliğ ile, hamiline yazılı paylar bakımından pay sahipleri çizelgesinin MKK'dan sağlanmasının usul ve esasları, gereğinde genel kurul toplantısının yapılacağı gün ile sınırlı olmak üzere payların devrinin yasaklanması ve ilgili diğer konuların düzenleneceği belirlenmiştir.

Yeni TTK 489.4 kapsamında MKK’ya bildirim ve kayıtların tutulmasına ilişkin usul ve esaslar ve bu kapsamdaki ücretler Ticaret Bakanlığı tarafından çıkarılacak bir tebliğ ile belirlenecek ve Yeni TTK 489.3 kapsamında MKK tarafından tutulan kayıtlar, ilgili kanunlar uyarınca yetkili mercilerce paylaşılacaktır.

Ayrıca TTK’ya eklenen Geçici Madde 14 ile, mevcut durumda anonim ortaklıkların hamiline yazılı pay senetlerini elinde tutanların, 31 Aralık 2021 tarihine kadar MKK’ya bildirilmek üzere pay senetleri ile birlikte anonim şirkete başvuracağı, başvuru üzerine anonim şirket yönetim kurulunun beş iş günü içerisinde MKK’ya bildirimde bulunacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükme aykırı davranılması halinde TTK 562.13 hükmündeki cezalar uygulanacaktır. Dolayısıyla 7262 sayılı Kanun ile TTK’da getirilen değişiklikler kapsamında, hamiline yazılı pay senetlerinin devri işlemlerinin yanı sıra, hamiline yazılı pay senetlerinin mevcut durumdaki sahiplerine ilişkin bilgiler de MKK nezdinde tutulur hale getirilecektir.

Hamiline yazılı pay senetlerine ilişkin devren iktisapların MKK’ya bildirilmesi, senede bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere ileri sürülebilmesi için zorunlu olup bildirimin gerçekleştirilmemesi halinde, paya bağlı haklar kullanılamamaktadır. Bildirim yükümlülüğü devralandadır ve bildirilmeme halinde TTK 562.13 hükmündeki idari para cezaları uygulama alanı bulmaktadır.

II. Düzenleme Gerekçesi

7262 sayılı Kanun’un amacı 1. maddesinde BMGK’nin kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanının önlenmesine yönelik yaptırım kararlarının uygulanmasına ilişkin usul ve esasları düzenlemek olarak belirlenmiştir. Ancak Kanun Gerekçesi’nde hem BMGK yaptırım kararları hem de amacı, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ve terörizmin finansmanı suçları ile kitle imha silahlarının yayılmasının finansmanına karşı uluslararası düzeyde mücadele standartlarının tespit edilerek idarî ve adlî tüm araçların ülkelerce etkin bir şekilde uygulanmasını temin etmek olan, Türkiye’nin de üyesi olduğu FATF’nin ilgili tavsiye kararları işaret edilmiştir [3].

Yine Gerekçe’de BMGK’nın ilgili kararlarının terörizmin finansmanıyla ilgili olup, genellikle bazı terör örgütlerini ve bu örgütlerle bağlantılı olan kişi ve kuruluşların malvarlıklarının dondurulmasına ilişkin düzenlemeleri içerdiği ve bu konuda devletlerin iş birliğine davet edildiği ifade edilmiştir. Ayrıca suç ve suçlulukla etkin mücadelenin bir yönü olarak suçun malî boyutuyla mücadelenin, geçtiğimiz yüzyılda kazandığı önem ile birlikte Türkiye’de de bir ceza politikası önceliği olarak benimsendiği belirtilerek konuya ilişkin hukuki düzenleme gelişimine yer verilmiştir [4]. Konuya ilişkin temel yaptırım, terör ve terörizmin finansmanı ile bağlantılı kişi, kuruluş veya organizasyonların malvarlıklarının ülkelerce dondurulmasıdır [5]. 7262 sayılı Kanun ile 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun'da gerçekleştirilen değişikliklerin yanı sıra aralarında TTK'nın da bulunduğu ilgili bazı kanun hükümlerinde de değişiklik getirilmiştir.

Halka açık olmayan anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin yalnızca zilyetliğin devredilmesi suretiyle aktarılabilmesinin suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama ve terörizmin finansmanı suçları açısından önemli bir risk faktörü oluşturduğu ve bu nedenle TTK’da değişiklik yapılarak halka açık olmayan anonim şirketlerde hamiline yazılı pay senetlerinin sahiplik bilgisinin takip edilebilmesi amacıyla bildirim yükümlülüğü getirilmesi ve pay sahiplerinin MKK nezdinde kayıt altına alınmasının hedeflendiği belirtilmiştir [6].

III. Bildirimin Hukuki Niteliği, Hüküm ve Sonuçları

Yeni TTK 489 hükmünde hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin, şirket ve üçüncü kişiler hakkında hüküm ifade etmesi için zilyetliğin geçirilmesi ve MKK’ya bildirimde bulunulması gerektiği hükme bağlamıştır. Hamiline yazılı pay senedine bağlı hakların şirkete ve üçüncü kişilere karşı ileri sürülebilmesinde MKK’ya yapılan bildirim tarihi esas alınacaktır. Bu hüküm kaydileştirilen sermaye piyasası araçlarına ilişkin hakların üçüncü kişilere ileri sürülmesi açısından MKK'ya bildirimin esas alındığı SPKn 13.5 hükmüne paraleldir. MKK’ya bildirimde bulunulmaması hâlinde, hamiline yazılı pay senedine sahip olanlar, TTK’dan doğan paya bağlı haklarını gerekli bildirim yapılıncaya kadar kullanamaz (TTK 489.1 ve TTK 426.2).

Yeni TTK 489 hükmünde getirilen hamiline yazılı hisse senedinin devrine ilişkin MKK'ya bildirim yükümlülüğünün, TTK ve bazı farklı kanun hükümlerinde devir ile ilgili olarak düzenlenen özellik arz eden izin/bildirim yükümlülüklerinden farklı olduğu belirtilmelidir.Hamiline yazılı pay senetlerinde MKK’ya bildirim, pay devirlerinde çeşitli kurumlardan (Sermaye Piyasası Kurulu, Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu, Rekabet Kurumu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu gibi) izin alınmasına ilişkin mevzuat hükümlerinin uygulamasından, bildirimde bulunulan kurumun devre ilişkin bir değerlendirme/takdir yetkisinin bulunmaması yönüyle farklıdır. TTK kapsamındaki bağlam hükümlerinde, anonim ortaklığın ilgili kurallar çerçevesinde devri onaylaması söz konusu olabilmekle birlikte bu uygulama da nama yazılı pay senetlerine ilişkindir. Son olarak, TTK kapsamında bir bildirim yükümlüğünü içermesi nedeniyle 489'e benzerlik gösteren 198 hükmü de, ortaklıklar topluluğuna ilişkindir ve bildirimin yapılmaması halinde TTK 489 hükmündeki gibi pay sahipliği haklarının ileri sürülememesi değil mevcut hakların donması sonucu doğmaktadır. Dolayısıyla TTK 489 hükmünde getirilen MKK’ya bildirim, TTK ve diğer mevzuat hükümleri kapsamında hamiline yazılı pay senetlerine ilişkin olarak uygulanabilecek izin/bildirim gerekliliklerine tam anlamıyla benzerlik göstermemekte ve “kendine özgü” bir görünüm sergilemektedir.

IV. Bildirim Yükümlülüğünün Anonim Ortaklıklara İlişkin Temel Dinamikler Karşısındaki Durumu

A. Genel Olarak

7262 sayılı Kanun ile TTK’da öngörülen değişikliğin gerekçesi suç kaynaklı malvarlığı değerlerinin aktarılmasının ve terörün finansmanının önlenmesi olmakla birlikte; hamiline yazılı pay senetlerinin devredilmesi açısından zilyetliğin yanı sıra MKK’ya bildirimin aranması, konunun, anonim ortaklıkların ekonomideki işlevini güvence altına alan temel dinamikler açısından incelenmesini gerektirmektedir.

B. Payın Serbestçe Devredilebilmesi

Pay kavramı, hem anonim ortaklık sermayesinin bir kısmını [7] işaret etmekte; hem de pay sahibi açısından haklar ve borçları beraberinde getiren pay sahipliği konumunu temsil etmektedir. Anonim ortaklıklarda pay senede bağlanabilmekte veya çıplak pay olarak karşımıza çıkabilmekte; senede bağlanabilme olanağı, payın tedavülünü kolaylaştırmak ve paraya çevrilmesi olanağını artırmak suretiyle, anonim ortaklıklar aracılığıyla geniş kitlelerden yatırım toplanması amacına hizmet etmektedir.

Anonim ortaklıkta pay senedi hamiline veya nama yazılı olabilmektedir (TTK 484.1). Hamiline yazılı paylar pay bedelinin tamamen ödenmesi tarihinden itibaren üç ay içerisinde bastırılarak dağıtılmalıdır (TTK 486.2). Nama yazılı pay senetleri ise azlığın talebi halinde bastırılmaktadır (TTK 486.3). Nama yazılı pay senetlerinde sahiplerinin adı ve soyadını veya ticaret unvanını, yerleşim yerini, pay senedi bedelinin ödenmiş olan miktarına yer verilmesi gerekir ve bu senetler ortaklığın pay defterine kaydolunur (TTK 487.2).

Hamiline yazılı pay senetlerinin devri zilyetliğin geçirilmesi (ve 7262 sayılı Kanun sonrasında MKK’ya bildirilme ile), nama yazılı pay senetleri ise ciro edilmiş senedin zilyetliğinin geçirilmesi ile gerçekleştirilmektedir (TTK 489.1; 490.2). Kanunda veya esas sözleşmede aksi öngörülmedikçe, nama yazılı paylar herhangi bir sınırlamaya tabi olmaksızın devredilebilmektedir (TTK 490.1). Bağlı nama yazılı pay senetleri, anonim ortaklıklarda payın devredilmesine ilişkin serbestinin istisnası olup TTK’da 491-498 hükümlerinde uygulama koşulları ayrıntılı olarak belirlenmiştir. Konuya ilişkin güncel hükümlerde 6762 sayılı mülga TTK’da yer alan devrin esas sözleşme ile tamamen yasaklanması veya yönetim kurulunun devri onaylayıp onaylamama konusunda serbest bırakılması imkânları kaldırılmış ve serbetçe devredilebilirlik ilkesi anonim ortaklıklar bakımından daha da kuvvetlendirilmiştir [8].

Payların devrine ilişkin serbesti, anonim ortaklığın ekonomik işlevini temin eden ilkelerden biri olup payların anonim ortaklıktan kolayca ayrılabilmesini, payların satılarak değerlendirilebilmesini, payların borsada işlem görebilmesini ve “anonimlik”i sağlamaktadır [9]. Anonim ortaklık sermayesinin bağımsızlaştırılmış birimi olan payın kolay el değiştirmesi sonucunda, ortaklıkta pay sahiplerinden bağımsızlaşan kurumsal bir yapının oluşturulmasına, pay sahiplerinin yatırımlarında çeşitlendirmeye giderek yatırım risklerini azaltmalarına ve payın likiditesinin yüksek olmasına olanak tanınmaktadır [10].

Hamiline yazılı pay senetleri, kıymetli evrak türleri arasında en kolay ve süratle devredilebilenlerdir (Bozer, Ali/ Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, 7. Bası, Ankara 2017, s. 35). Ayrıca bu senetler bakımından esas sözleşmede devrin sınırlandırılması veya tümden yasaklanması mümkün değildir [11]. Yine, TTK 659 hükmünde hamiline yazılı pay senetleri için benimsenen defi sistemi de, pay senedinin zilyetliğini elinde bulunduran hamili korumakta; TTK 484.2 kapsamında hamiline yazılı pay senetlerinin bastırılması pay bedelinin tamamen ödenmiş olmasına bağlandığından senedin dolaşım yeteneği artmaktadır. 7262 sayılı Kanun ile getirilen hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin MKK’ya bildirilmesi yükümlülüğü, her ne kadar pay senedinin serbestçe devredilmesi olanağını prensip olarak ortadan kaldırmamakta ise de zilyetliğin devrine ek bir işlem gerektiğinden devir süreci devralanın önceki düzenlemenin uygulamasına kıyasen daha fazla emek sarf etmesi sonucunu doğurmaktadır. Ayrıca, TTK'da nama yazılı hisse senetleri açısından dahi red sebeplerinin sınırlandırılması ile serbestlik tanıyan yeni bir anlayışın benimsenmesi karşısında, hamiline yazılı pay senedinin devrinin MKK'ya bildirimi gerektirmesi, payın devredilmesine ilişkin serbesti karşısında tartışılabilir konumdadır.

C. Pay Sahibinin Anonimliği

Anonim ortaklığı karakterize eden özellikler içerisinde sermayenin kim tarafından ödendiğinin önemli olmaması, pay sahiplerinin “anonim” olması da yer almaktadır. Bu kapsamda, pay sahiplerinin kimliklerinin ve kişisel özelliklerinin bilinmez ve bir anlamda önemsiz olduğu ifade edilmiştir [12]. Anonim ortaklığın küçük yatırımların biraraya getirilmesi suretiyle yatırımın tabana yayılmasını teşvik etmesindeki işlevi kapsamında, bu ortaklıklarda pay sahiplerinin sayısı diğer ortaklıklara kıyasen fazla olabildiğinden çoğu kez tüm pay sahiplerinin bilinmesi olanak dahilinde de gözükmemektedir.

Ortaklık açısından önemli olan taahhüt edilen sermaye borcunun yerine getirilmesidir. Anonim ortaklık, pay sahibi açısından ise gerek ortaklığa ve diğer pay sahiplerine gerek ise üçüncü kişilere karşı kimliklerini gizli tutma, bir başka deyişle "anonim kalma" olanağı tanımaktadır (Tütüncü, s. 752). Nitekim bu durum ortaklığın "anonim" olarak adlandırılmasının da sebebidir [13]. Pay sahiplerinin anonim kalmaya ilişkin bu olanağı kötüye kullanmaları olasılığının mevcudiyeti ise konunun özellikle suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin aklanması ile terörizmin finansmanı bakımından önem arz etmesine neden olmuştur. Bu kapsamda, 7262 sayılı Kanun ile TTK'da değişikliklikler öngörülmüştür.

Pay sahiplerinin anonim kalmalarına hizmet eden temel araç, hamiline yazılı pay senetleridir [14]. Bu senetlerde,senedin metninden veya şeklinden, hamil kim ise o kişinin hak sahibi sayılacağı anlaşılmaktadır (TTK 658). Çıplak payların malikleri ile nama yazılı pay senetlerinin sahipleri pay defterine kaydolunmaktadır (TTK 499). 7262 sayılı Kanun ile öngörülen değişiklik öncesinde, hamiline yazılı pay senetleri bakımından pay defterine kayıt yapılmadığından pay sahiplerini izleme olanağının bulunmadığı kabul edilmekteydi [15]. Yeni TTK 489 hükmü uygulamasında, hamiline yazılı pay senetlerinin sahipliğine ilişkin değişiklikler her ne kadar doğrudan ortaklığa bildirilmeyecekse de MKK nezdindeki kayıtlardan ilgili pay sahipleri tespit edilebilecektir. Bu bağlamda, hamiline yazılı pay senedi sahipleri artık MKK nezdinde “anonim” olma özelliklerini yitirmiş ve “görünür” hale gelmişlerdir. Ayrıca, MKK kayıtları, ortaklık tarafından TTK 417.1 hükmü uyarınca genel kurulda hazır bulunanlar listesinin düzelenmesinde esas alınacaktır. Yine Geçici Madde 14'ün uygulaması kapsamında, 31 Aralık 2021 tarihine kadar pay sahipleri ortaklığa bildirimde bulunacağından, ortaklık mevcut pay sahiplerinin kimliklerine doğrudan vakıf olacaktır.

7262 sayılı Kanun ile getirilen hamiline yazılı pay senetlerinin devrinin MKK’ya bildirilmesi yükümlülüğü, ilgili pay sahiplerinin kimliklerinin MKK tarafından tutulması sonucunu beraberinde getireceğinden pay sahiplerinin kim olduğunun ortaklık açısından önem arz etmemesi şeklinde görünüm kazanan “anonimlik” özelliği, pay sahipleri ile bağlantılı hükümlerin uygulanması kapsamında doğrudan ortadan kalkmamış olsa da anonimlik özelliğinin bir ölçüde azalacağı sonucuna varılmalıdır. Artık bu kişilere ilişkin bilgiler MKK'da tutulmakta ve genel kurul bakımından TTK 417.1 hükmü kapsamında ortaklık yönetim kurulu tarafından da ele geçirilebilmektedir. Son olarak, hamiline yazılı pay senetlerinin sahipleri pay defterine kaydedilmese de, Yeni TTK 489 ile MKK kayıtlarının bu pay sahipleri açısından adeta bir pay defteri benzeri işlev taşıyacağı belirtilmelidir. Her koşulda, pay sahiplerine ilişkin kayıtların hassas olduğu ve amacı dışında kullanılmamasının temin edilmesi gerektiği vurgulanmalıdır.

V. Sonuç ve Değerlendirme

7262 sayılı Kanun ile TTK için getirilen değişiklikler, suç kaynaklı malvarlığı değerlerinin aktarılmasının ve terörün finansmanının önlenmesi ve konuya ilişkin uluslararası alandaki kararlara ve tavsiyelere uyum sağlanması amacına dayanmakla birlikte, hamiline yazılı pay senetlerinin devri bakımından bir bildirim yükümlülüğünün getirilmesi, anonim ortaklığın temel dinamikleri arasında bulunan payın serbestçe devredilmesi ve pay sahibinin anonimliğine etki edilmesi sonucunu beraberinde getirmektedir. Şüphesiz hukuk düzeni içerisinde bazı menfaatlerin ön plana konulmasını gerektiren haller söz konusu olabilecek ve bu bağlamda birtakım kuralların farklılaştırılması gerekebilecektir. Bu halde de korunan menfaat karşısında, bir miktar uzaklaşılan kurallar sistemi ve dinamikler bütününe hangi etkilerde bulunulduğunun bilincinde olunması gerekmektedir.

Son olarak, Yeni TTK 489 hükmüne ilişkin uygulamanın, hamiline yazılı pay senedini devralana gereğinden fazla yük getirmeyen ve MKK nezdindeki bilgilerin sadece gerekli hallerde ilgili kurumlarca paylaşılacak şekilde güvende tutulacağı etkin bir işleyişe kavuşturulmasını temin eden ikincil düzenlemelerin öngörülmesinin gerekli ve kritik derecede önemli olduğu vurgulanmalıdır.


Dipnotlar


  1. İsviçre Hukuku'ndaki düzenlemeler ve konunun Türk Hukuku açısından değerlendirilmesine ilişkin olarak bkz. Aytaç, Zühtü: İsviçre Hukukunda Anonim Şirket Pay Sahiplerinin Pay Edinimlerinde Bildirim Yükümlülüğüne İlişkin Yeni Düzenlemeler ve Konunun Türk Hukuku Açısından Değerlendirilmesi, Prof. Dr. Seza Reisoğlu Armağanı, Ankara 2016, s. 55-103. Bildirim yükümlülüğüne ilişkin Avusturya'daki gelişim için bkz.Tütüncü, Muharrem: “Anonim” Şirketin Sonu: Hamiline Yazılı Pay Senetleri İçin Öngörülen Yeni Düzenlemeler, İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2017, Cilt:16, Sayı:2, s. 749-782. Belirtilmelidir ki konu İsviçre'de bir adım daha ileri taşınarak 2019 yılında çıkarılan federal yasa ile, Global Forum on Transparency and Exchange of Information for Tax Purposes'ın tavsiyelerinde yer aldığı şekilde hamiline yazılı pay senetlerinin çıkarılabileceği haller oldukça sınırlandırılmış ve mevcut hamiline yazılı pay senetleri için nama yazılı hale dönüştürülme gerekliliği getirilmiştir. Ayrıntılı bilgi için bkz. Vogler, Manuel/ Meili, Mark: Switzerland Restricts Bearer Shares Capital Markets: Swiss Bearer Shares, International Finance Law Review, 2020, Volume:24, Issue:2, s. 24-28. ↩︎

  2. Bilindiği üzere sermaye piyasası araçlarının senede bağlanmaksızın elektronik ortamda kayden ihracı esastır (SPKn 13.1) ve bu araçlar, nama veya hamiline yazılı olmalarına bakılmaksızın isme açılmış yatırımcı hesaplarında izlenir. Konuya ilişkin ayrıntılar Kaydileştirilen Sermaye Piyasası Araçlarına İlişkin Kayıtların Tutulmasının Usul ve Esasları Hakkında Tebliğ (II-13.1)’de yer almaktadır. Konuya ilişkin ayrıntılı bilgi ve düzenleme gelişimi için bkz. Manavgat, Çağlar: Sermaye Piyasası Kanunu’nun 10/A Maddesi Hükmüne Göre Kaydi Sistemin Esasları, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, 2001, Cilt: 50, Sayı: 2, s. 159- 191. ↩︎

  3. TBMM Yasama Dönemi:27, Yasama Yılı:4, Sıra Sayısı: 247, s. 6-7. ↩︎

  4. TBMM Yasama Dönemi:27, Yasama Yılı:4, Sıra Sayısı: 247, s. 7. ↩︎

  5. 6415 sayılı Terörizmin Finansmanının Önlenmesi Hakkında Kanun 6,7. ↩︎

  6. TBMM Yasama Dönemi:27, Yasama Yılı:4, Sıra Sayısı: 247, s. 8-9 ↩︎

  7. TTK 329 kapsamında anonim ortaklık sermayesi paylara bölünmüştür. ↩︎

  8. Sevi, Ali Murat: Anonim Ortaklıkta Payın Devri, 3. Baskı, Ankara 2014, s. 53. ↩︎

  9. Tekinalp, Ünal (Poroy, Reha/ Çamoğlu,Ersin): Ortaklıklar Hukuku I, 13. Bası, İstanbul 2014, Nr. 722b s. 555. ↩︎

  10. Şehirali Çelik, Feyzan Hayal (Kırca,İsmail/ Manavgat, Çağlar)]: Anonim Şirketler Hukuku Cilt 1, Ankara 2013,s. 111. ↩︎

  11. Aytaç, Zühtü: Sermaye Piyasası Hukuku ve Hisse Senetleri, Ankara 1988, s. 86; Tekinalp (Poroy/ Çamoğlu), Nr. 772b s. 505; Taşdelen, Nihat: AO’ta Pay Sahipliği Sıfatının Kazanılması, İstanbul 2005, s. 173. ↩︎

  12. Şehirali Çelik (Kırca/ Manavgat), s. 89; Tütüncü, s. 754. ↩︎

  13. Şehirali Çelik (Kırca/Manavgat), s. 90; Tütüncü, s. 752-753. ↩︎

  14. Sevi, 183; Tütüncü, s. 755. ↩︎

  15. Taşdelen, s.173; Tütüncü, 751. ↩︎

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Ankara, Turkey
Uzman Yardımcısı,Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası ( -2017). Araştırma Görevlisi, Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi,Ticaret Hukuku Anabilim Dalı (2017-2010).