Lexpera Blog

Bonoda Yer Alan Ciro Edilemez Kaydının Kambiyo Senedine Etkisi

Özet:

Kambiyo senetleri denilmekle anlaşılması gereken senet türleri, poliçe, bono ve çektir. Esasen, cirantanın ciro ederken yazacağı ciro yasağı kaydının hukuki sonucu 6102 Sayılı TTK’nın 685/II hükmünde düzenlenmiştir. İlgili hükme göre, “Ciranta, poliçenin tekrar ciro edilmesini yasak edebilir; bu hâlde, senet sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kişilere karşı sorumlu olmaz.” Söz konusu hüküm, poliçenin cirosu ile ilgili olsa da bono ve çek için de uygulama alanı bulmaktadır. Cirantanın cirosuna yazacağı ciro edilemez kaydının hukuki sonucu kanunda yer almakla birlikte, işbu makalede ele alacağımız düzenleyen tarafından senet üzerine konulan “ciro edilemez” kaydının hukuki sonuçları ile ilgili olarak TTK’da herhangi bir düzenleme bulunmamaktadır. Ancak, bu konu ile ilgili olarak doktrinde ve Yargıtay içtihatlarında baskın görüş söz konusu kaydın “menfi emre kaydı” olduğu yönündedir. Bundan anlaşılması gereken, böyle bir kaydın bono üzerinde yer alması durumunda artık bu senedin nama yazılı senet haline gelmesidir. Bononun devri ciro ve teslim yoluyla olurken, senedin bono olmasının sonucu olarak hamil ve cirantalar arasındaki def’i hususları da nama yazılı senetlere göre farklıdır. Bu çalışmada, düzenleyen tarafından bono üzerine konulan “ciro edilemez” kaydının ilgili senedi nama yazılı senet haline getirmesinin sonuçları ve buna bağlı olarak kambiyo senedi üzerindeki etkisi üzerinde durulacaktır.

Anahtar Kelimeler: Kambiyo Senetleri, Bono, Nama Yazılı Senet, Ciro, Ciro Edilemez Kaydı, Menfi Emre Kaydı.

Abstract:

The types of bills that should be understood as bills of exchange are policies, bills and checks. In fact, the legal consequence of the endorsement prohibition record that the endorser will write when endorsement is regulated in Article 685/II of the TCC No. 6102. According to the relevant provision, “The endorser may prohibit the re-endorsement of the policy; In this case, the bill is not liable to the persons to whom it has been endorsed later.” Although the provision in question is related to the turnover of the policy, it also finds an application area for bills and checks. Although the legal consequence of the non-negotiable record that the endorser will write on his endorsement is included in the law, there is no regulation in the TCC regarding the legal consequences of the "non-negotiable" entry on the promissory note, which we will discuss in this article. However, the dominant view in the doctrine and the Supreme Court jurisprudence on this issue is that the record in question is a "negative order record". What should be understood from this is that if such a record is on the bond, this bill becomes a registered bill. While the transfer of the bond is by endorsement and delivery, the issues of deferment between the bearer and endorser are different from the registered notes as a result of the bond being a bond. In this study, the results of the "non-negotiable" record placed on the bill by the issuer and the effect on the bill of exchange will be focused on.

Keywords: Bills of exchange, Promissory note, Nominative bill, Endorsement, Non-negotiable, Negative order record.

Giriş

Kambiyo senetleri denilmesiyle anlaşılması gereken, poliçe, bono ve çektir. Söz konusu üç senet türü, TTK’nın “Kıymetli Evrak” isimli üçüncü kitabının kambiyo senetleri başlığını taşıyan dördüncü kısmında düzenlenmiştir. Kambiyo senetlerinden biri olan bono, kanunen emre yazılı senetlerdendir. Bononun emre yazılı senetlerden olmasının önemli sonuçları bulunmaktadır. Bunlardan biri hiç şüphesiz bononun ancak, ciro ve teslim yoluyla devredilmesi gerektiğidir. Bundan anlaşılması gereken, bononun devrinin geçerli olabilmesi ve senedi en son elinde bulunduran hamilin yetkili olabilmesi, buna bağlı olarak talepte bulunabilmesi için düzgün bir ciro zincirine ihtiyaç bulunmaktadır. Nama yazılı senetler ise bilindiği üzere alacağın devri ve teslim yoluyla devredilmektedir. Bu senetlerin alacağın devri hükümlerine tabii olmasının da hiç şüphesiz önemli sonuçları bulunmaktadır. Bono üzerine cirantalar tarafından konulan “ciro edilemez, cirosu yasaktır” gibi kayıtlar cirantayı bir sonraki ciro işlemlerine karşı sorumluluktan kurtarmaktadır. Bu düzenleme açıkça TTK’nın 685/II maddesinde de yer almaktadır. Buna karşın, düzenleyen tarafından konulan “ciro edilemez, cirosu yasaktır” kaydının hukuki ortamda ne gibi bir sonuç doğuracağı, düzenleyenin ve senedi elinde bulunduran hamilin sorumluluklarının ne olacağı, söz konusu yasağın senede etkisinin ne olacağı ile ilgili kanunda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Ancak, öğretide yer alan görüşlere bakıldığında ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına bakıldığında düzenleyen tarafından senet üzerinde bu şekilde bir ifadeye yer verilmesi, ilgili bonoyu emre yazılı olmaktan çıkarıp nama yazılı hale getireceği şeklindedir.

Bononun bu şekilde nama yazılı hale gelmesinin ise hukuki olarak önemli sonuçları bulunmaktadır. Her şeyden önce belirtilmelidir ki, bu şekilde nama yazılı hale getirilmiş bir bono artık ciro ile değil alacağın temliki yoluyla devredilebilir. Buna bağlı olarak, böyle bir devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur. Bononun emre yazılı senetlerden olmasının bir sonucu olarak ciro yoluyla devredilmesinin hiç şüphesiz en önemli sonuçlarından biri hamil tarafından senet, kişisel def’ilerden bağımsız ve senette yazılı olduğu şekilde iktisap edilmektedir. Ancak, bononun nama yazılı hale gelmesi durumunda, ciro edilemez kaydı yer alan bono, lehtar tarafından ancak alacağın devri yoluyla devredilebilir. Bunun en önemli sonucu ise temlik edene karşı ileri sürülebilecek def’iler, senedi devralana karşı da ileri sürülebilecektir. Bilindiği üzere, bono ciro edildiği takdirde taraflar arasındaki şahsi def’iler devralana karşı ileri sürülemez. Ancak değindiğimiz husus bu durumun istisnasıdır. Burada şunu da belirtmekte yarar vardır, bono üzerinde ciro edilemez ibaresinin yer alması söz konusu bononun kambiyo senedi olma vasfını etkilemez. Ciro edilemez kaydı sadece bononun artık nama yazılı olduğunu ve alacağın devri yoluyla devredilebileceği anlamına gelmektedir.

I. Kambiyo Senetleri

A. Genel Tanım

Kambiyo senetleri, poliçe, bono ve çek olmak üzere üç türden oluşmaktadır. Bu senetler, kanunen emre yazılı senetlerdir ve devirleri ciro ve teslim yoluyla olur[1]. Söz konusu kambiyo senetlerinin ortak özelliklerine değinecek olursak, her şeyden önce kambiyo senetleri bir alacak hakkını içermektedir. Bundan anlaşılması gereken, kambiyo senetlerine nakit bir para tutarı dışında herhangi bir şey yazılamaz[2]. Kambiyo senetleri, ibraz senetleridir. Yani, hamil senedi borçlunun ikametgahında ödenmek üzere ibraz ederek borcun ödenmesini isteyebilmektedir. Bununla birlikte, kambiyo senetleri bir tedavül aracıdır ve sıkı şekil şartına bağlıdır. Kambiyo senetlerinde hangi unsurların bulunması gerektiği TTK’da açıkça belirtilmiş olup, bu unsurlarda bir eksiklik olması halinde söz konusu senet kambiyo senedi olma vasfını yitirecektir. Bu hususta TTK m.671’de poliçenin[3], m.776’da bononun[4] ve m.780’de çekin[5] unsurlarına yer verilmiştir.

Kambiyo senetlerinde müteselsil sorumluluk ilkesi geçerlidir. Bundan anlaşılması gereken, senedin hamili borç ödenmediği takdirde borcun tamamı için keşideciye, lehtara, cirantalara veya avalistlere başvurabilmektedir. Belirtilmelidir ki, kambiyo senetleri mücerret (soyut) senetlerdir. Bu senetlerin oluşmasına neden olan temel borç işlemiyle aralarında herhangi bir ilişki bulunmamaktadır. Bunun en önemli sonucu ise temel borç hükümsüz olsa dahi, bu durum soyut kambiyo senedinin geçersizliğine sebep olmaz. Ayrıca, kambiyo senetlerinin bir diğer özelliği, imzaların bağımsızlığı ilkesinin geçerli olmasıdır. Senet üzerinde yer alan herhangi bir imzanın geçersizliği diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Son olarak şunu belirtmekte yarar vardır, kambiyo senetleri emre veya hamile düzenlenmiş olmak şartıyla, kamu güvenine mazhar senetlerdir[6].

B. Bononun Devri ve Niteliği

Bono, kanunen emre yazılı senetlerdendir. Kıymetli evrak olarak nitelendirilen bir senedin, emre yazılı senet olarak kabul edilebilmesi için senedin emre olduğunun senet metninden anlaşılması, yani senedin emre yazılı olduğunun belirtilmesi veya böyle bir belirleme yapılmasa bile senedin kanunen emre yazılı senetlerden olması gerekir[7]. Bono da bu tanıma uygun olarak kanunen emre yazılı senet özelliğine sahiptir. Bundan anlaşılması gereken, bono kanunen emre yazılı senetlerden olduğu için emre düzenlenmek isteniyorsa bunun açıkça senet üzerine yazılması gerekmemektedir[8]. Bu özelliğine bağlı olarak bononun devri, ciro ve teslim yani zilyetliğin geçirilmesiyle olmaktadır. Ciro, bonodan doğan hakların devri için yapılır[9]. TTK m.681/I hükmüne göre, “Her poliçe açıkça emre yazılı olmasa da ciro ve zilyetliğin geçirilmesi yoluyla devredilebilir.” Cironun niteliğiyle ilgili şunu söylemekte yarar vardır, senedin ciro edilmesiyle birlikte, senetten doğan haklarda senedi elinde bulunduran hamile geçmiş olur. Yapılan her ciro, soyut bir tasarruftur. Ciranta, senedi ciro etmesiyle birlikte TTK m.684/I gereği “kendisinin senet dolayısıyla sahip olduğu hakları değil” senetten doğan tüm hakları devretmiş olur.

Bununla birlikte 681.maddenin 2.fıkrasında inceleme konumuz bakımından önemli nitelikte olan bir düzenleme yer almaktadır. TTK m.681/IIDüzenleyen, poliçeye “emre yazılı değildir” ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur.” şeklinde bir ifade içermektedir. Bundan anlaşılması gereken, bononun normal şartlarda tedavülü ve devri ciro edilmesiyle sağlanırken, düzenleyen tarafından senet üzerine yazılan ciro edilemez kaydı söz konusu senedi nama yazılı senet haline getirecek ve bu noktada senedin devri ciro yoluyla değil alacağın devri yoluyla gerçekleştirilecektir.

Belirtilmelidir ki, alacağın devrinde temlik eden kendisinin sahip olduğu hakları devreder. Bu durumda ciro ile alacağın devri arasındaki en önemli fark, senedin ciro yoluyla devredilmesiyle birlikte yetkili hamile karşı (düzenleyen ile lehtar arasındaki veya cirantalar arasındaki) kişisel def’iler ileri sürülemezken, alacağın devrinde ise borçlu, alacağı devredene karşı ileri sürebileceği tüm kişisel def’ileri alacağı devralana karşı da ileri sürebilmektedir[10].

Ciro, senetteki hakkı devretmeye yarayan yazılı bir beyan olup, senet üzerine veya senede bağlanmış olan alonj denilen bir kağıt üzerine yazılır. Belirtilmelidir ki, ciro da ciranta tarafından atılan imza el yazısı ile atılmış olmalıdır aksi durumda yapılan ciro işlemi geçersiz olacaktır. Bonoda ilk ciranta lehtardır, yani keşideci tarafından verilen senedi elinde bulunduran lehtar, bonoyu tedavüle sokabilecek ilk kişidir. İlk cirantanın lehtar olmadığı ciro zincirinde kopukluk olur[11]. Cironun kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Ciro şarta bağlı olarak yapılmışsa ciro geçersiz olmaz ancak şart yazılmamış sayılır[12]. Bononun tedavülü, kural olarak vadeye kadardır, bu durumda cironun esasen vadeden önce yapılmış olması gerekir[13]. Vadeden sonra yapılan ciro ise alacağın devri hükümlerine tabidir[14]. TTK bu düzenlemede bir ayrıma gitmiştir, buna göre vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro da vadeden önce yapılmış cironun hüküm ve sonuçlarını doğurur. Ancak, ödememe protestosundan veya bu protestonun tanzimi için belirlenen sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, alacağın devri hükümlerini doğurur ve kişisel def’ilerin ileri sürülebilme durumu söz konusu olur[15].

C. Nama Yazılı Senet Kavramı

TTK m.654 hükmüne göre, “Belli bir kişinin adına yazılı olup da onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak nama yazılı senet sayılır.” Bundan anlaşılması gereken, bir senedin nama yazılı senet olarak kabulü için üç koşula ihtiyaç vardır. Öncelikle, senet belli bir kişinin adına yazılı olmalıdır. Yani, senet metninde alacaklı veya lehtar olarak gösterilen kişinin adı yer almalıdır[16]. Senet metninde adı yazılan kişi gerçek kişiyse adı ve soyadı, ticaret şirketiyse ticaret unvanı, senede yazılmalıdır[17]. Senedin nama yazılı senet olarak kabulü için bir diğer koşul, senedin, alacaklı olarak gösterilen kişinin emrine kaydı içermemesidir. Bu durumda, senet üzerinde “emrine, emrühavalesine” şeklinde ibarelere yer verilmemelidir. Senedin nama yazılı senet olarak kabulü için son koşul ise söz konusu kıymetli evrakın kanunen emre yazılı senetlerden olmamasıdır[18]. Bilindiği üzere, kanunen emre yazılı senet olarak kabul edilen poliçe, bono ve çek, açıkça emre yazılı olmasa bile emre yazılı senetlerin devir yöntemi olan ciro yoluyla devredilebildiğinden emre yazılı senet sayılırlar[19].

Belirtilmelidir ki, kanunen emre yazılı senetlerden olan bononun nama yazılı senet haline gelmesini sağlayan bir durum da düzenleyen tarafından senet üzerine yazılan “ciro edilemez, cirosu yasaktır” kaydıdır[20]. Bundan anlaşılması gereken, kanunen emre yazılı senetlerden olan bonoyu nama yazılı hale getirebilmek için menfi emre kaydına yer vermek gerekmektedir[21].

Nama yazılı senetlerin devri, yazılı devir beyanında bulunulması ve devir anlaşmasıyla senet zilyetliğinin devralana geçirilmesi yoluyla olur[22]. Belirtilmelidir ki, nama yazılı senetler ancak alacağın temliki yoluyla devredilebilmektedir, ciro devir için yeterli değildir[23]. Burada yazılı devir beyanı denilmesiyle anlaşılması gereken, alacağın temlikidir. Temlik beyanı, senedin üzerine veya alonj üzerine yapılabilir[24].

Varılan bu sonuca göre, nama yazılı senetlerin alacağın devri yoluyla; bononun ise ciro yoluyla devri mümkündür. Bu noktada, ciro ile temlikin birbirinden farklı devir yöntemleri olması sebebiyle oluşturduğu sonuçlar da birbirinden farklıdır. Nama yazılı senetlerin alacağın devri yoluyla devredilebilmesin bir sonucu olarak, borçlu devredene karşı sahip olduğu kişisel def’ileri devralana karşı da ileri sürebilmektedir. Bundan anlaşılması gereken, söz konusu devir işlemi adi alacakların devrine ilişkin genel hükümlere göre yapılmaktadır. Bunun sonucu olarak, devredenle borçlu arasındaki def’iler, senedi devralana karşı da her zaman ileri sürülebilecektir[25]. Ancak, ciro da borçlu senedi iyiniyetli olarak devralan kişilere karşı devredenle arasında mevcut bulunan kişisel def’ileri ileri süremez.

II. Ciranta Tarafından Yazılan Ciro Edilemez Kaydı

Bono düzenlenirken üzerine isteğe bağlı kayıtlar düşülebilir. Örneğin; protestodan muafiyet kaydı, bedel kaydı isteğe bağlı olarak senet üzerinde yer alabilir. Bonoda yer verilebilecek isteğe bağlı kayıtlardan biri de “ciro edilemez, cirosu yasaktır” kaydıdır[26]. Senedi elinde bulunduran yetkili hamilin, senetten kaynaklanan hakları bir başkasına devretmek amacıyla kendisine ait yazısıyla ve imzasıyla teyit ettiği irade beyanıdır[27]. Bilindiği üzere, senedi düzenleyen kişinin bonoyu lehtara vermesiyle birlikte temel borç ilişkisi kurulmuş olur. Bonoda ilk ciro senedi elinde bulunduran lehtar tarafından yapılabilir[28]. Lehtar tarafından senedin tedavüle sokulmasıyla birlikte ise bir ciro zinciri meydana gelmektedir. Bu ciro zincirine bağlı olarak senedi elinde bulunduran yetkili hamil, eğer ciro zincirinde herhangi bir kopukluk meydana gelmemişse alacak talebini ciro zincirinde üzerinde bulunan cirantalardan, avalistlerden ve düzenleyenden isteyebilecektir. Düzgün bir ciro zincirine bağlı olarak senedi elinde bulunduran hamil, senedi ciro yoluyla devrederken senet üzerine “ciro edilemez, cirosu yasaktır” kaydı yazdığında ne olacağı hakkında TTK’nın 685.maddesinin 2.fıkrasında açık bir düzenleme bulunmaktadır.

TTK m.685/II hükmüne göre, “Ciranta, poliçenin tekrar ciro edilmesini yasak edebilir; bu hâlde, senet sonradan kendilerine ciro edilmiş olan kişilere karşı sorumlu olmaz.” Ciranta tarafından bono üzerinde böyle bir kayda yer verilmesi şüphesiz cirantanın sorumluluğu bakımından önemli niteliktedir. Zira, cirantanın koyduğu ciro yasağı kendisini daha sonradan senedi ciro yoluyla devralan kişilere karşı sorumluluktan kurtaracaktır[29]. Ancak, şuna değinmekte yarar vardır. Cirantanın koyduğu ciro yasağı, bononun ciro yoluyla devrini engellemez bundan anlaşılması gereken, bu yasağa rağmen bono ciro edilerek devredilebilir, ama bu durumda ciro yasağı koyan ciranta kendisinden sonra yapılan ciro işlemlerinden ve bunun bir sonucu olarak senedi elinde bulunduran hamile karşı sorumlu olmayacaktır[30]. Belirtilmelidir ki, cirantanın koyduğu ciro yasağı düzenleyenin, lehtarın ve diğer cirantaların sorumluluğuna etki etmeyecektir ayrıca, ciro yasağı kaydı koyan ciranta senedi devrettiği kişiye karşı cirosundan dolayı sorumludur[31]. Ayrıca belirtilmelidir ki, cirantanın bu yönde bir yasak koyması kendisini daha sonra yapılacak ciro işlemlerine karşı sorumluluktan kurtarsa da söz konusu yasak kaydı, emre yazılı senet niteliğinde olan bononun nama yazılı hale gelmesine yol açmaz[32].

İnceleme konumuz ile ilgili olarak şuna değinmek gerekmektedir. Bono, daha önce düzenleyen tarafından koyulan ciro yasağı kaydı (menfi emre kaydı) ile nama yazılı hale getirilmemiş ise cirantanın böyle bir kayda yer verme imkanı vardır, aksi durumda düzenleyen tarafından menfi emre kaydı yazılmış ise kanunen emre yazılı senetlerden olan bono nama yazılı hale geleceğinden bunun bir sonucu olarak senedin ciro yoluyla devri de mümkün olmayacaktır[33].

III. Düzenleyen Tarafından Yazılan Ciro Edilemez Kaydı

Belirtildiği üzere, bono kanunen emre yazılı senetlerdendir ve bononun tedavülü için ciroya ihtiyaç bulunmaktadır. Ciranta tarafından senedin cirosunun yasaklanmasına ilişkin kanuni düzenleme TTK’da yer almakla birlikte, düzenleyen tarafından ciro yasağı konulması ile ilgili olarak TTK’da herhangi bir düzenleme yer almamaktadır.

Doktrinde yer alan görüşlere bakıldığında görülmektedir ki, düzenleyen tarafından senet üzerine ciro edilemez veya cirosu yasaktır kaydı konulması “menfi emre kaydı” niteliğindedir ve kanunen emre yazılı senet olan bonoyu nama yazılı hale getirmektedir[34]. Bononun menfi emre kaydı taşımasının önemli sonuçları bulunmaktadır. Menfi emre kaydı taşımasıyla nama yazılı kıymetli evrak niteliği kazanan bono, TTK m.681/II hükmü gereği, ancak alacağın temliki yoluyla devredilebilir[35]. Hiç şüphesiz bononun ciro yoluyla değil de alacağın temliki yoluyla devredilmesinin kambiyo senedine etkisi bulunmaktadır. TTK’nın 687’nci ve 825’inci maddelerine göre, emre yazılı senetlerde borçlu, senedi ciro ile iyiniyetli olarak devralan kişiye karşı, cirantaya karşı sahip olduğu şahsi def’ileri ileri süremez. Bundan anlaşılması gereken, emre yazılı senetleri ciro ile iyiniyetli olarak iktisap eden kişi korunmaktadır. Esasen, ciro yoluyla devredilen bonolarda düzenleyenin senedi devralan hamile karşı şahsi def’ilerini ileri sürememesinin sebebi, TTK m.684/I maddesidir: “- (1) Ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur.” Söz konusu maddeden de anlaşılacağı üzere, ciro ile senetten kaynaklanan haklar devredilmektedir, şahsi def’iler ise bu haklar arasında yer almamaktadır, bunun sonucu olarak cirantanın şahsına karşı ileri sürülebilen def’iler devralana karşı ileri sürülememektedir[36].

TTK m.687’nin 2.fıkrasında ise bir istisnaya yer verilmiştir. TTK m.687/II hükmüne göre, “Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır.” Bundan anlaşılması gereken, kural olarak bononun kanunen emre yazılı olmasının bir sonucu olarak, borçlu tarafından şahsi def’ilerin kimlere karşı ileri sürülebileceği hususunda bir sınırlama varken, alacağın temliki yoluyla yapılan devirler de bu düzenlemeye istisna getirilmiştir. Varılan bu sonuca göre, alacağın temlikinde borçlu, devredene karşı ileri sürebileceği şahsi def’ileri devralana karşı da ileri sürebilecektir[37]. Buna ek olarak belirtilmelidir ki, alacağın temlikinde devralan, iyiniyetli olsa da tasarruf yetkisi olmayan kişiden alacak hakkını iktisap edemez. Ancak ciroda, bono üzerinde bir hakkı olmasa dahi ciranta senedi düzgün bir ciro zinciri ile elinde bulunduruyorsa, kötüniyetli veya ağır kusurlu olmadıkça senetten kaynaklanan hakları kazanmış olur[38].

IV. Yargıtay Kararları Işığında Konunun Değerlendirilmesi

Düzenleyen tarafından senet üzerine yazılan ciro edilemez kaydının, menfi emre kaydı olması sebebiyle senedi nama yazılı senet durumuna getirdiğini ve artık söz konusu senedin devrinin alacağın temliki yoluyla olabileceğini belirtmiştik. Çalışmamızın bu kısmında Yargıtay içtihatlarına yer vererek konuyu daha kapsamlı olarak açıklayacağız.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, bu hususta vermiş olduğu bir kararda,

“Bono, poliçe ve çek kanun gereği emre düzenlenen senetlerdir. Bu senetler üzerine ciranta tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı bir kambiyo senedi haline getirmez ise de keşideci tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı hale getirir. (Prof. Dr. Fırat Özten Kıymetli evrak Hukuku 2. Bas. sayfa 638-639). Bu şekilde nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkanı kalmaz. Ancak alacağın temliki yoluyla devredilebilir. Bu yasağa rağmen yapılan ciro alacağın temliki hükümlerine tabi olur. Zira nama yazılı senetler ancak alacağın temliki sonuçlarını yaratmak üzere devredilebilirler. Nama yazılı senet üzerinde yapılan ciroda temlikin sonuçlarını yaratabilir. (Fırat Özten Kıymetli Evrak Hukuku 2. Bas. sayfa 200) Bu durumda senedi temellük edene karşı keşideci her türlü defiilerini ileri sürebilir. (HGK. 11.4.2007 tarih 12-206/202 Sayılı kararı) Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olayın incelenmesinde senedin ön yüzünde bulunan "Teminat senedidir ciro edilemez" ibareleri keşidecinin menfii emre kaydı olarak değerlendirilse de bu kayıtlar senedin ciro yoluyla devrine dolayısıyla takip alacaklısının yetkili hamil sayılmasına engel değildir. Bu devir alacağın temliki hükmünde sayılacağından..”

demektedir[39].

Benzer nitelikte bir Yargıtay kararında bononun menfi emre kaydı içermesinin sonuçları şu şekilde ifade edilmektedir:

“TTK.nun 778. maddesi yollaması ile bonolar hakkında uygulanması gerekli kanunun 681. maddesi uyarınca ciro edilemez veya emre yazılı değildir şeklindeki ibarenin yazılması, o senedin kambiyo senedi niteliğini etkilemez ise de, böyle bir şerhi içeren bonoyu "ciro" yolu ile elde eden kişi (yasağa rağmen) ciroya dayalı olarak keşideciyi takip edemez. Bu kaydı kapsayan cirolar ancak alacağın temliki yolu ile devrolunabilir. Bir başka anlatımla senette ciro edilemez kaydının bulunması, senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmayacağı gibi devrine de engel değildir. Diğer taraftan bu durum alacağın temliki hükümlerini doğuracağından keşideci, lehdar ile arasındaki ilişkiden kaynaklanan şahsi defileri ileri sürebilir.”[40].

Bu hususta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun düzenleyen tarafından senet üzerine yazılan ciro edilemez kaydının kambiyo senedine etkisini açıkladığı kararına yer vermek gerekmektedir. YHGK ilgili kararında durumu şu şekilde ifade etmektedir;

“Senet üzerinde "Ciro edilemez kaydını" nasıl ciranta koyabilirse, aynı şekilde keşideci de koyabilir. Bono, poliçe ve çek kanun gereği emre düzenlenen senetlerdir. Bu senetler üzerine ciranta tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı bir kambiyo senedi haline getirmez. Bunun aksine keşideci tarafından konulan ciro edilemeyeceği kaydı senedi nama yazılı hale getirir. Bu şekilde, keşideci tarafından konan kayıtla nama yazılı hale gelen senedin ciro edilme imkanı kalmaz. Ancak alacağın temliki yolu ile devredilebilir. Bu yasağa rağmen yapılan ciro da alacağın temliki hükümlerine tabi olur. (TTK. m.591) Bu durumda senedi temellük edene karşı keşideci her türlü defilerini ileri sürebilir (Prof.Dr.Fırat Öztan Kıymetli Evrak Hukuku 12.Bası, Eylül 2006 s. 118 vd.). Somut olayda takip konusu bono üzerine keşideci tarafından "ciro edilemez" şerhi konulmuş, lehtar tarafından senet ciro edilmemiş ve bizzat icra takibine konu edilmiştir. Hal böyle olunca, bono üzerine konulan "ciro edilemez" şerhinin senedin kambiyo senedi olma niteliğini engellemeyeceğinden Daire Bozması doğrudur.”[41].

Yargıtay içtihatlarına bakıldığında ciranta ve düzenleyen tarafından senet üzerine ciro edilemez yazılmasının sonuçlarının farklı olacağı belirtilmiştir. Ciranta tarafından senet üzerine yazılan “ciro edilemez, cirosu yasaktır” kayıtları, senedi nama yazılı senet haline getirmez ancak cirantanın daha sonra yapılacak cirolara karşı sorumluluğunu ortadan kaldırır. Bununla birlikte, düzenleyen tarafından senet üzerine “ciro edilemez, cirosu yasaktır” yazılması, kanunen emre yazılı senetlerden olan bonoyu nama yazılı senet haline getirmektedir. Yargıtay kararlarında da değinilen ve senedin nama yazılı senet haline gelmesinin en önemli sonucu ise ilgili senedin artık ciro edilemeyeceğidir. Varılan bu sonuca göre, şayet söz konusu senedin devredilmesi isteniyorsa bu durum ancak alacağın devri yoluyla mümkün olabilecektir.

Belirtilmelidir ki, senet üzerine ciro edilemez kaydı yazılmasıyla senedin kambiyo senedi olma vasfı ortadan kalkmayacaktır. Bu husus, Yargıtay içtihatlarında açıkça kabul edilmektedir. “TTK.nun 690. maddesi göndermesi ile TTK.nun 597/2. maddesi hükmü gereğince bir bonoda “emre yazılı değildir” Veya bu manayı ifade eder şekilde “ciro edilemez” gibi ibarelerin yazılması halinde o bononun kambiyo senedi niteliğini etkilemez. Böyle bir bonoya dayalı olarak hamilin keşideci borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapması mümkündür. Açıklanan sebeplerle mahkemece şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde takibin iptaline dair hüküm tesisi isabetsizdir.”[42]. Benzer nitelikte olan birçok karar mevcuttur[43]. Zira, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararında da açıkça görüleceği üzere, bono üzerine yazılan ciro edilemez kaydı, yalnızca senedin nama yazılı hale gelmesine yol açmakta ve ciro yoluyla devrini ortadan kaldırmaktadır, senedin kambiyo senedi olma niteliğine etki etmemektedir.

Sonuç

Kambiyo senetlerinden biri olan bono, kanunen emre yazılı senetlerdendir. Bononun emre yazılı senetlerden olmasının önemli sonuçları bulunmaktadır. Bunlardan biri hiç şüphesiz bononun ancak, ciro ve teslim yoluyla devredilmesi gerektiğidir. Bundan anlaşılması gereken, bononun devrinin geçerli olabilmesi ve senedi en son elinde bulunduran hamilin yetkili olabilmesi, buna bağlı olarak talepte bulunabilmesi için düzgün bir ciro zincirine ihtiyaç bulunmaktadır. Nama yazılı senetler ise bilindiği üzere alacağın devri ve teslim yoluyla devredilmektedir. Bono üzerine yazılan ciro edilemez kaydının kambiyo senedine olan etkisinin belirlenmesinde öncelikle ilgili kaydın kim tarafından senet üzerine yazıldığına bakılmalıdır. Ciranta tarafından senet üzerine yazılan ciro edilemez kaydı, senedi nama yazılı senet haline getirmemektedir, yalnızca cirantayı daha sonra yapılabilecek ciro işlemlerine karşı sorumluluktan kurtarmaktadır. Ancak, senet üzerine yazılan ciro edilemez kaydı düzenleyen tarafından yazılmışsa bu durumda söz konusu senet menfi emre kaydı taşıması sebebiyle artık nama yazılı senet haline gelecektir ve ciro yoluyla devri mümkün olmayacaktır. Kanunen emre yazılı senet olan bononun, düzenleyen tarafından yazılan kayıtla nama yazılı senet haline gelmesinin en önemli sonucu, senedin alacağın devri yoluyla devredilebilecek olmasıdır.

Bononun nama yazılı senet vasfını alarak alacağın devri yoluyla devredilmesinin de oluşturacağı sonuçlar bulunmaktadır. TTK’nın 687’nci ve 825’inci maddelerine göre, emre yazılı senetlerde borçlu, senedi ciro ile iyiniyetli olarak devralan kişiye karşı, cirantaya karşı sahip olduğu şahsi def’ileri ileri süremez. Ancak, alacağın temlikinde borçlu, devredene karşı ileri sürebileceği şahsi def’ileri, iyiniyetli olsa bile devralana karşı da ileri sürebilmektedir. Bononun ciro edilememesinin ve alacağın devri yoluyla devredilebilmesinin bir diğer sonucu, alacağın temlikinde devralan, iyiniyetli olsa da tasarruf yetkisi olmayan kişiden alacak hakkını iktisap edemez. Ancak ciroda, bono üzerinde bir hakkı olmasa dahi ciranta senedi düzgün bir ciro zinciri ile elinde bulunduruyorsa, kötüniyetli ve ağır kusurlu olmadıkça lehine ciro yapılan kişi bonoda mevcut olan hakkı kazanmış olur. Son olarak belirtilmelidir ki, düzenleyen tarafından senet üzerine ciro edilemez kaydı konulması her ne kadar senedi nama yazılı senet haline getirmekteyse de senedin kambiyo senedi olma niteliğini ortadan kaldırmaz.


Dipnotlar


  1. PULAŞLI, Hasan, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, Adalet Yayınevi, ANKARA 2011, s.9, KENDİGELEN, Abuzer/KIRCA, İsmail, Kıymetli Evrak Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 3.Bası, İSTANBUL 2020, s.123, GÖNEN, Eriş, Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Kıymetli Evrak, Seçkin Yayınevi, ANKARA 2014, s.27, ÖZTAN, Fırat, Kıymetli Evrak Hukuku, Turhan Kitabevi, 2.Bası, ANKARA 1997, s.360. ↩︎

  2. PULAŞLI, s.104. ↩︎

  3. TTK m.671: “Poliçe; a) Senet metninde “poliçe” kelimesini, senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde poliçe karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Belirli bir bedelin ödenmesi hususunda kayıtsız ve şartsız havaleyi, c) Ödeyecek olan kişinin, “muhatabın” adını, d) Vadeyi, e) Ödeme yerini, f) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, g) Düzenlenme tarihini ve yerini, h) Düzenleyenin imzasını, içerir.” ↩︎

  4. TTK m.776: “Bono veya emre yazılı senet; a) Senet metninde “bono” veya “emre yazılı senet” kelimesini ve senet Türkçe’den başka bir dille yazılmışsa, o dilde bono veya emre yazılı senet karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedeli ödemek vaadini, c) Vadeyi, d) Ödeme yerini, e) Kime veya kimin emrine ödenecek ise onun adını, f) Düzenlenme tarihini ve yerini, g) Düzenleyenin imzasını, içerir.” ↩︎

  5. TTK m.780: “Çek; a) Senet metninde “çek” kelimesini ve eğer senet Türkçe’den başka bir dille yazılmış ise o dilde “çek” karşılığı olarak kullanılan kelimeyi, b) Kayıtsız ve şartsız belirli bir bedelin ödenmesi için havaleyi, c) Ödeyecek kişinin, “muhatabın” ticaret unvanını, d) Ödeme yerini, e) Düzenlenme tarihini ve yerini, f) Düzenleyenin imzasını, içerir.” ↩︎

  6. PULAŞLI, s.104 vd., KENDİGELEN/KIRCA, s.125 vd. ↩︎

  7. SEVEN, Vural, "Hamiline Yazılı Çekte Ciranta Tarafından Konan Bedeli Teminattır Kaydının Hukuki Sonucu", Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.5, S.2 İzmir 2003, s.(143-158), s.146. ↩︎

  8. SEVEN, s.147. ↩︎

  9. KENDİGELEN/KIRCA, s.200, TTK m.684/I: “ - (1) Ciro ve zilyetliğin geçirilmesi ile poliçeden doğan bütün haklar devrolunur.” ↩︎

  10. PULAŞLI, s.168. ↩︎

  11. PULAŞLI, s.171. ↩︎

  12. PULAŞLI, s.169, TTK m.682/I: “(1) Cironun kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Cironun bağlı tutulduğu her şart yazılmamış sayılır.” ↩︎

  13. PULAŞLI, s.170. ↩︎

  14. TTK m.690/I: “(1) Vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan bir cironun hükümlerini doğurur; ancak, ödenmeme protestosundan veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, sadece alacağın temliki hükümlerini doğurur.” ↩︎

  15. PULAŞLI, s.171. ↩︎

  16. KENDİGELEN/KIRCA, s.31. ↩︎

  17. KENDİGELEN/KIRCA, s.31. ↩︎

  18. SEVEN, s.148. ↩︎

  19. KENDİGELEN/KIRCA, s.32. ↩︎

  20. KENDİGELEN/KIRCA, s.32. ↩︎

  21. SEVEN, s.148, ERİŞ, s.101. ↩︎

  22. PULAŞLI s.49. ↩︎

  23. ERİŞ, s.101. ↩︎

  24. PULAŞLI, s.49, TTK m.647/II: “Bundan başka emre yazılı senetlerde ciroya, nama yazılı senetlerde yazılı bir devir beyanına da gerek vardır. Bu beyan kıymetli evrakın veya ayrı bir kâğıdın üzerine yazılabilir.” ↩︎

  25. ERİŞ, s.101. ↩︎

  26. BİLGİLİ, Fatih, "Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Bonoda Ciro Edilemez Kaydına İlişkin 2007/202 No’lu Kararı Üzerine Bir Değerlendirme", TBB Dergisi, S.78, 2008, s.(29-36), s.32. ↩︎

  27. KENDİGELEN/KIRCA, s.201. ↩︎

  28. KENDİGELEN/KIRCA, s.202, PULAŞLI, s.171, HACIÖMEROĞLU, s.34, ERİŞ, s.216. ↩︎

  29. HACIÖMEROĞLU, Abdülhamid Oğuzhan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Kıymetli Evrak Hukukunda Ciro, Yetkin Yayınları, ANKARA 2017, s.70. ↩︎

  30. HACIÖMEROĞLU, s.70, ERİŞ, s.212. ↩︎

  31. HACIÖMEROĞLU, s.70. ↩︎

  32. HACIÖMEROĞLU, s.70. ↩︎

  33. HACIÖMEROĞLU, s.71. ↩︎

  34. ÖZTAN, s.998, KENDİGELEN/KIRCA, s.186, HACIÖMEROĞLU, s.70, POROY, Reha/TEKİNALP, Ünal, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Vedat Kitapçılık, 19.Bası, İSTANBUL 2010, s.154, KENDİGELEN, Abuzer, Çek Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 5.Bası, İSTANBUL 2019, s.169, (Eserde çek hakkında yapılan açıklamalar poliçe ve bono için de geçerlidir.) ↩︎

  35. KENDİGELEN/KIRCA, HACIÖMEROĞLU, s.70, ÖZTAN, s.998, REİSOĞLU, Seza, Çek Hukuku, ANKARA 2011, s.191. (Eserde çek hakkında verilen bu bilgilerin poliçe ve bono için de geçerli olduğu görülmektedir.) ↩︎

  36. HACIÖMEROĞLU, s.111. ↩︎

  37. HACIÖMEROĞLU, s.87. ↩︎

  38. KENDİGELEN/KIRCA, s.215. ↩︎

  39. Yargıtay 12.HD, E.2011/3304, K.2011/19632, T.20.10.2011. ↩︎

  40. Yargıtay 12.HD, E.2014/6229, K.2014/8383, T.24.3.2014. ↩︎

  41. YHGK, E.2007/12-206, K.2007/202, T.11.4.2007. ↩︎

  42. Yargıtay 12.HD, E.2008/17653, K.2008/20986, T.27.11.2008. ↩︎

  43. T.T.K.'nun 690.madde göndermesi ile T.T.K.'nun 597/2.maddesi hükmü gereğince bir bonoda “emre yazılı değildir” veya bu manayı ifade eder şekilde “ciro edilemez” gibi ibarelerin yazılması halinde o bononun kambiyo senedi niteliğini etkilemez. Böyle bir bonoya dayalı olarak lehtarın keşideci borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapması mümkündür.O halde Mahkemece, yukarda belirtilen ilkeler ışığında şikayetin reddine karar verilmesi gerekirken takibin iptali yönünde hüküm tesisi isabetsizdir.” (Yargıtay 12.HD, E.2006/20936, K.2006/24150, T.19.12.2006), Benzer yönde bkz. ”Bonoda "emre yazılı değildir" veya bu manayı ifade eder şekilde "ciro edilemez" gibi ibarelerin yazılması halinde o bononun kambiyo senedi niteliğini etkilemez. Böyle bir bonoya dayalı olarak lehtarın keşideci borçlu aleyhine kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takip yapması mümkündür.” (Yargıtay 12.HD, E.2006/7431, K.2006/10310, T.9.5.2006) ↩︎

Kaynakça

BİLGİLİ, Fatih, "Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun Bonoda Ciro Edilemez Kaydına İlişkin 2007/202 No’lu Kararı Üzerine Bir Değerlendirme", TBB Dergisi, S.78, 2008, s.(29-36).

GÖNEN, Eriş, Türk Ticaret Kanunu Hükümlerine Göre Kıymetli Evrak, Seçkin Yayınevi, ANKARA 2014.

HACIÖMEROĞLU, Abdülhamid Oğuzhan, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunu’na Göre Kıymetli Evrak Hukukunda Ciro, Yetkin Yayınları, ANKARA 2017.

KENDİGELEN, Abuzer, Çek Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 5.Bası, İSTANBUL 2019.

KENDİGELEN, Abuzer/KIRCA, İsmail, Kıymetli Evrak Hukuku, On İki Levha Yayıncılık, 3.Bası, İSTANBUL 2020.

ÖZTAN, Fırat, Kıymetli Evrak Hukuku, Turhan Kitabevi, 2.Bası, ANKARA 1997.

POROY, Reha/TEKİNALP, Ünal, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, Vedat Kitapçılık, 19.Bası, İSTANBUL 2010.

PULAŞLI, Hasan, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, Adalet Yayınevi, ANKARA 2011.

REİSOĞLU, Seza, Çek Hukuku, ANKARA 2011.

SEVEN, Vural, "Hamiline Yazılı Çekte Ciranta Tarafından Konan Bedeli Teminattır Kaydının Hukuki Sonucu", Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C.5, S.2 İzmir 2003, s.(143-158).

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Hakkında Kemal Taşkale
Yaşar Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mezunu, Gümüşhane Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi YL, İzmir Barosu Stajyer Üyesi, Özekes-Seven Hukuk Bürosu