Lexpera Blog

İzinsiz Yardım Toplama Faaliyeti ve Yaptırımı

Giriş

Günümüzde pek çok sebeple kişiler ve çeşitli kuruluşlar yardım toplayabilmektedir. Özellikle bu sebeplerin başında sağlık ihtiyaçları, kişilerin muhtaçlık durumu ve çeşitli kuruluşların faaliyetlerinin yürütülmesine destek olunması gelmektedir. Özellikle sosyal medyanın yaygınlaşması ile birlikte internet ortamında da çok sayıda yardım toplama faaliyeti yürütülebilmekledir. Bu kapsamda ülkemizde yardım toplama fiilleri bir kanun kapsamında düzenlenmiştir. Bu kanun 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu'dur. Bu Kanun, 23.06.1983 tarihinde kabul edilmiş ve 25.06.1983 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanmıştır. Bu Kanunda izne tabi yardım toplama faaliyetlerinin izin usulüne ve izinsiz yardım toplama faaliyetlerine ilişkin yaptırımlara yer verilmiştir.

1. Genel Olarak Yardım Toplama Faaliyetleri

2860 sayılı Kanunun amacı, yardım toplamaya yetkili olan kişi ve kuruluşları ve bu kişi ve kuruluşların hangi amaçla yardım toplayabileceklerini belirlemek ve ayrıca yardımın toplanmasıyla, kullanılmasıyla ve denetlenmesiyle ilgili usul ve esasları düzenlemektir (m.1). 2860 sayılı Kanun, yardım toplamaya yetkili kişi ve kuruluşların, amaçlarına ve kamu yararına uygun bir şekilde yardım toplama faaliyetlerini kapsamaktadır. Ancak bazı yardım toplama faaliyetleri bu Kanunun kapsamı dışındadır. Kanunun kapsamı dışında olan faaliyetler; "Türk Silahlı Kuvvetlerinin kendi bünyesi içerisindeki yardım toplama faaliyetleri ile dernekler, sendikalar ve bunların üst kuruluşlarına, spor kulüplerine, mesleki kuruluşlara ve bağış kabulüne yetkili vakıflara kendi statülerine göre üyeleri ve diğer kişiler tarafından yapılacak bağış ve yardımlarla bunların öz kaynaklarından sağlayacakları gelirler"dir (m.2).

Kanuna göre, gerçek kişiler, dernekler, kurumlar, spor kulüpleri, vakıflar, gazete ve dergiler, kamu yararına uygun olarak, amaçlarını gerçekleştirmek, muhtaç kimselere yardım etmek, kamu hizmetlerinden bir ya da birkaçını gerçekleştirmek ya da destek olmak üzere yardım toplayabileceklerdir (m.3). Bu kapsamda yardımlar çok çeşitli şekillerde toplanabilirler. Buna göre yardım, "makbuzla, belirli yerlere kutu koyarak, bankalarda hesap açtırarak, yardım pulu çıkararak, eşya piyangosu düzenleyerek, kültürel gösteriler ve sergiler yoluyla, spor gösterileri, gezi ve eğlenceler düzenlemek veya bilgileri otomatik ya da elektronik olarak işleme tâbi tutmuş sistemler kullanmak suretiyle" toplanabilecektir (m.5/1). Yardım toplamak için kullanılan makbuz ve biletlerde yardımın hangi amaçla toplandığının belirtilmesi zorunludur (m.5/3). Bir yardım toplama faaliyetinde belirtilen yöntemlerden yalnız biri kullanılabileceği gibi birkaçı da birlikte kullanılabilir (m.5/2). Ayrıca belirtmek gerekir ki yardımda bulunmak isteğe bağlıdır. Hiçbir kimse ve kuruluş yardımda bulunmaya zorlanamaz (m.4).

Bu noktada ifade etmek gerekir ki 2860 sayılı Kanun kapsamındaki yardım toplama faaliyetleri izne tabidir. Bu bakımdan kişi ve kuruluşlar izin almaksızın yardım toplayamazlar. Ancak bu kuralın istisnası mevcuttur. Buna göre, Cumhurbaşkanı tarafından belirlenerek ilan edilen kamu yararına çalışan dernek, kurum ve vakıflar izin almadan yardım toplayabilirler (m.6/1). İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü'nün yayınladığı bilgiye göre izin almadan yardım toplama hakkına sahip kuruluşlar şu şekildedir[1]:

Sıra No Kurum Adı
1 İSTANBUL KÜLTÜR VE SANAT VAKFI (İstanbul'daki Müzelerde Giriş Biletleri Üzerine Pul Yapıştırmak Suretiyle)
2 TÜRK HAVA KURUMU DERNEĞİ (Yardım Pulu Bastırarak Şubeleri Kanalı ile Satmak Suretiyle)
3 TEMA TÜRKİYE EROZYONLA MÜCADELE, AĞAÇLANDIRMA VE DOĞAL VARLIKLARI KORUMA VAKFI
4 BİRLEŞMİŞ MİLLETLER ÇOCUKLARA YARDIM FONU (UNİCEF) TÜRKİYE MİLLİ KOMİTESİ DERNEĞİ
5 TÜRKİYE KAS HASTALIKLARI DERNEĞİ
6 LÖSEV LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR SAĞLIK VE EĞİTİM VAKFI (ESKİ ADI ANKARA LÖSEMİLİ ÇOCUKLAR SAĞLIK VE EĞİTİM VAKFI)
7 TÜRKİYE OMURİLİK FELÇLİLERİ DERNEĞİ
8 DENİZ FENERİ YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
9 TÜRKİYE DİYANET VAKFI
10 TÜRKİYE KIZILAY DERNEĞİ
11 TÜRK EĞİTİM VAKFI
12 TÜRK EĞİTİM DERNEĞİ
13 TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ MEHMETÇİK VAKFI
14 TÜRK EĞİTİM GÖNÜLLÜLERİ VAKFI
15 ARAMA KURTARMA DERNEĞİ
16 ZİHİNSEL YETERSİZ ÇOCUKLARI YETİŞTİRME VE KORUMA VAKFI
17 TÜRKİYE YEŞİLAY CEMİYETİ
18 İNSAN HAK VE HÜRRİYETLERİ İNSANİ YARDIM VAKFI
19 AZİZ MAHMUD HÜDAYİ VAKFI
20 HAYRAT İNSANİ YARDIM DERNEĞİ
21 BEŞİR SOSYAL YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ
22 TÜRKİYE GENÇLİK VE EĞİTİME HİZMET VAKFI (TÜRGEV)
23 TÜRKİYE GENÇLİK VAKFI
24 TÜRKİYE MAARİF VAKFI
25 İLİM YAYMA CEMİYETİ
26 İHLAS VAKFI
27 İLİM YAYMA VAKFI
28 TÜRK POLİS TEŞKİLATINI GÜÇLENDİRME VAKFI
29 TÜRKİYE BEYAZAY DERNEĞİ
30 TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİNİ GÜÇLENDİRME VAKFI
31 TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ ELELE VAKFI
32 TÜRK SİLAHLI KUVVETLERİ DAYANIŞMA VAKFI
33 JANDARMA ASAYİŞ VAKFI
34 ENSAR VAKFI
35 ENGELSİZ EĞİTİM VAKFI

Kanunun 7. maddesinde yardım toplamaya izin vermeye yetkili makamlar düzenlenmiştir. Buna göre; "Yardım toplama faaliyeti bir ilin birden fazla ilçesini kapsıyorsa o ilin valisinden, bir ilçenin sınırları içinde ise o ilçenin kaymakamından izin alınır. Yardım toplama faaliyeti birden fazla ili kapsıyorsa yardım toplama faaliyetine girişecek gerçek veya tüzel kişilerin yerleşim yerinin bulunduğu ilin valisinden izin alınır ve izni veren valilik tarafından ilgili valiliklere ve İçişleri Bakanlığına bilgi verilir." İlgili makama başvuru üzerine izin vermeye yetkili makam başvuruyu inceler ve en geç iki ay içinde sonucu başvuranlara bildirir (m.9/1). İzin vermeye yetkili makam inceleme sırasında işin önemine, yardım toplayacak olanların yeterliliklerine, yardım faaliyetinin başarıya ulaşıp ulaşmayacağına ve gerekli görülen diğer konulara bakacaktır. Yardım toplanmasına izin verilmesi halinde yardım toplama süresinin ne kadar olacağını izin veren makam takdir edecektir. Ancak bu süre bir yılı geçemeyecektir. Bununla birlikte haklı bir nedenin bulunması halinde verilen süre izin verilen makamca bir yılı geçmemek üzere uzatılabilecektir (m.10).

2. İzinsiz Yardım Toplama Faaliyeti ve Yaptırımı

Yukarıda da ifade edildiği üzere 2860 sayılı Kanun kapsamında yardım toplama faaliyetleri izne tabidir. Bu bakımdan bu Kanun kapsamında izin alınmadan yardım toplama faaliyetinde bulunulamaz. Eğer izin alınmaksızın bir yardım toplama faaliyetinde bulunulursa bu yardım toplama faaliyeti güvenlik güçlerince derhal menedilecektir (m.6/2). Bu kapsamda özellikle günümüzde sosyal medya ve internet iletişiminin yaygınlaşması ve yardım toplama faaliyetlerinin bu mecralara kayması nedeniyle Kanuna 2020 yılında 7262 sayılı Kanun ile yeni bir hüküm eklenmiştir. Bu hükme göre; "İzinsiz yardım toplama faaliyetinin internet ortamında yapıldığının tespiti hâlinde ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı tarafından içerik ve/veya yer sağlayıcıya, yardım toplama faaliyetine ilişkin içeriğin çıkarılması için internet sayfalarındaki iletişim araçları, alan adı, IP adresi ve benzeri kaynaklarla elde edilen bilgiler üzerinden elektronik posta veya diğer iletişim araçları ile bildirimde bulunulur. İçeriğin en geç yirmi dört saat içinde içerik ve/veya yer sağlayıcı tarafından çıkarılmaması veya içerik ve yer sağlayıcıya ilişkin bilgilerin edinilememesi ya da teknik nedenlerle bildirimde bulunulamaması hâlinde ilgili valilik veya İçişleri Bakanlığı internet ortamındaki söz konusu içeriğe ilişkin erişimin engellenmesine karar verilmesi için sulh ceza hâkimliğine başvurur. Hâkim, talebi en geç yirmi dört saat içinde duruşma yapmaksızın karara bağlar ve gereği yapılmak üzere doğrudan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumuna gönderir. Bu karara karşı 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre itiraz edilebilir. Bu fıkra kapsamında verilen erişimin engellenmesi kararı, içeriğe erişimin engellenmesi (URL vb.) yöntemiyle verilir." Bu hükümle internet ortamında izinsiz yardım toplanmasının engellenmesi amacıyla valilik veya İçişleri Bakanlığının talebi üzerine hâkim kararıyla internet ortamında izinsiz yardım toplama faaliyetlerine ilişkin içeriklere erişimin engellenmesi kararı verilebilmesine imkân tanınmıştır[2].

2860 sayılı Kanunda izinsiz yardım toplama fiilleri birer kabahat olarak düzenlenmiştir. Buna göre 2860 sayılı Kanun hükümlerine aykırı bir şekilde izinsiz yardım toplayanlara beş bin Türk lirasından yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecektir. Ancak izinsiz yardımın internet ortamında toplanması durumunda on bin Türk lirasından iki yüz bin Türk lirasına kadar idari para cezası verilecektir (m.29/1). Ayrıca yukarıda ifade edildiği üzere Kanunda yardım toplama şekli olarak birden fazla yöntem öngörülmüştür. Buna göre izin verilen yardım toplama şekli dışında Kanunda belirtilen diğer yardım toplama şekillerine göre izinsiz yardım toplayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa beş bin Türk lirasından yirmi bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılacaktır (m.29/5). Bu kapsamda örneğin kişi veya kuruluşun yalnız makbuzla yardım toplamasına izin verilmişse ve fakat bankalarda hesap açtırarak veya belirli bir yere kutu koyarak yardım toplanılmışsa ve bu durum üzerine yardım toplayan kişi veya kuruluş uyarılmış olmasına rağmen izinsiz yardım toplama faaliyetini sonlandırmamışsa idari para cezası ile cezalandırılacaktır. Burada dikkat edilirse tamamen izinsiz bir yardım toplama faaliyeti söz konusu değildir. Esasen kişi veya kuruluşun belli bir şekilde yardım toplamasına izin verilmiştir. Ancak kişi veya kuruluş izin verilen yöntemin dışında başka bir yöntemle yardım toplamıştır. Yine idari para cezasına karar verebilmek için kişi veya kuruluşunun izin verilenin dışında başka bir yöntemle yardım toplaması yeterli olmayıp ayrıca bu konuda uyarılmaları ve buna rağmen izinsiz olan faaliyeti sonlandırmamaları gerekmektedir. Burada dikkat edilmelidir ki bu halde uyarı üzerine sonlandırılması gereken faaliyet tüm yardım toplama faaliyeti değil yalnız izin verilen yöntemin dışında başka bir yöntemle yürütülen yardım toplama faaliyetidir.

Kanuna göre, yetkili makamca izin verilen yer dışında yardım toplayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa beş bin Türk lirasından yirmi bin Türk lirasına kadar idari para cezası ile cezalandırılacaktır (m.29/6). Yine izinsiz yardım toplanmasına yer ve imkân sağlayanlar, uyarılmalarına rağmen bu faaliyeti sonlandırmazsa beş bin Türk lirası idari para cezası ile cezalandırılacaktır (m.29/2). 2860 sayılı Kanun kapsamında izinsiz yardım toplanmış olması durumunda izinsiz toplanan mal ve paralara el konularak mülkiyetinin kamuya geçirilmesine karar verilecektir (m.29/8).

2860 sayılı Kanununda düzenlenen idari yaptırımlara karar vermeye yardım toplama iznini veren makam yetkilidir. Ancak izinsiz yardım toplanması hâlinde idari yaptırımlara vali karar verecektir. Vali bu yetkisini vali yardımcılarına ya da kaymakamlara devredebilir (m.29/9). Bu hükümden anlaşılması gereken şudur: Yetkili makamca yardım toplanmasına izin verilmiş ancak yardım toplama faaliyeti verilen iznin kapsamı dışına çıkmışsa örneğin izin verilenden başka bir yöntemle yardım toplanmışsa veya izin verilen yerden başka bir yerde yardım toplanmışsa bu durumda idari yaptırıma yardım toplamaya izin veren makam karar verecektir. Ancak yardım toplanması konusunda herhangi bir izin verilmemişse ve bu halde yardım toplanmışsa bu durumda idari yaptırıma vali veya vali bu yetkisini devretmişse vali yardımcıları veya kaymakamlar karar verecektir.

Bu noktada değinilmesi gereken bir husus da yardım toplama faaliyeti kapsamında toplanan yardımların yardım toplama amacı dışında kullanılması ve özellikle yardım toplayan kuruluşun veya kişinin zimmetine geçirilmesi halinde ne olacağıdır. Kanuna göre yardım toplama faaliyetine girişenler bu faaliyetin düzenli ve verimli bir biçimde yürütülmesinden, süresi içinde sonuçlandırılmasından, toplanan para ve eşyanın korunmasından ve amaca uygun bir biçimde kullanılmasından sorumludur (m.14). Ayrıca yardım toplama faaliyetleriyle sağlanan net gelirin gerçekleştirilmek istenen amaç doğrultusunda kullanılıp kullanılmadığı izin veren makamın gözetim ve denetimine tabidir (m. 16/1). Bu kasamda toplanan yardımın, amacı gerçekleştirecek miktara ulaşamaması ya da amacın gerçekleşmesinden sonra bir miktarının artması durumunda; söz konusu yardımlar, izin veren makamlarca, yardım hangi amaç için toplanmışsa, o veya benzeri amacı gerçekleştirebilecek kuruluş ya da kuruluşlara devrettirilir (m.25). Bu hükümlerden anlaşılacağı üzere yardım toplama faaliyeti sonucunda elde edilen para ve mallar yardım toplama amacına uygun olarak kullanılmalı ve bu amacın gerçekleşmesi halinde veya amacın gerçekleşmesi bakımından yeterli olmamaları durumunda izin veren makamlarca, yardım hangi amaç için toplanmışsa, o veya benzeri amacı gerçekleştirebilecek kuruluş ya da kuruluşlara devredilmelidir. Kanuna göre, ayrıca yaptırımları belirtilen fiiller haricinde, Kanunun diğer hükümlerine aykırı davranışta bulunanlara, fiilleri suç oluşturmadığı takdirde, bin Türk lirası idari para cezası verilecektir. Bu halde gerçekleştirilen fiillerin suç oluşturup oluşturmadığına bakmak gerekecektir. Eğer gerçekleştirilen fiiller suç teşkil ediyorsa ilgili suça ilişkin yaptırım uygulanacak ayrıca idari para cezasına hükmedilmeyecektir. Bu noktada 2860 sayılı Kanuna göre, yardım toplama faaliyetinden elde edilen mal ve paraları zimmetine geçiren kişi, kamu görevlisi olup olmadığına bakılmaksızın, Türk Ceza Kanununun zimmet suçuna ilişkin hükümlerine göre cezalandırılacaktır (m.28). Şu halde bir kimse yardım toplama faaliyeti kapsamında elde edilen mal veya paraları zimmetine geçirmişse TCK m. 247 ve devamı hükümlerine göre cezalandırılacaktır.

İzinsiz yardım toplama fiilleri bakımından üzerinde durulması gereken bir diğer husus ise bu fillerin dolandırıcılık suçu bakımından değerlendirilmesidir. Bu noktada örneğin bir kimse kızının hasta olduğunu belirterek kızının tedavi masrafları için izin almaksızın insanlardan yardım toplamışsa bu durumu iki açıdan ele almak gerekecektir. Bu kimsenin kızı gerecekten hasta ise bu durumda izinsiz yardım toplama kabahati söz konusu olacaktır ve kişi idari para cezası ile cezalandırılacaktır. Ancak eğer bu kişinin kızı gerçekten hasta değilse ve insanları kandırarak yardım topluyorsa bu halde bu durumu dolandırıcılık suçu kapsamında değerlendirmek gerekecektir. TCK m. 157/1'e göre; "Hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlayan kişiye bir yıldan beş yıla kadar hapis ve beşbin güne kadar adlî para cezası verilir." Bu kapsamda kişinin yardım toplamak için beyan etmiş olduğu amacı (nedeni) esasen gerecekte mevcut değilse veya sahteyse ve bu suretle kişileri kandırarak kendisine veya başkasına menfaat sağlamışsa bu durumunda dolandırıcılık suçunun oluşacağını kabul etmek gerekir. Zira burada bir "hile" söz konusu olmaktadır. Nitekim Yargıtay'da pek çok kararında bu yönde karar vermiştir:

"Sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyete ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: … Dövizcilik isimli iş yerinin ortağı olan tanık S.. T..'nın, sanık tarafından telefonla arandığı, telefonda kendisini F.. olarak tanıtan sanığın, .. Ticaret Borsası’ndan aradığını, borsa başkanının bilgisi dahilinde şehit ailelerine ve şehit ailelerinin üniversitede okuyan çocuklarına yardım topladıklarını belirterek yardımcı olup olmayacaklarını sorduğu, tanığın olumlu cevap vermesi üzerine sanığın telefonda yanınıza Nida isimli bir arkadaşımızı gönderiyorum yapacak olduğunuz yardımı gelen kişiye verirsiniz diyerek telefonu kapattığı, 10-15 dakika kadar sonra sanığın, tanığın yanına gittiği, tanığın telefondan kısa bir süre sonra sanığın gelmesinden kuşkulanarak prosedür gereği kimliğinizi almak zorundayız diyerek kimlik istediği, fotokopisini çektikten sonra sanığa iade ettiği, sanığın telefon numarasını da aldığı, sanığın tıp fakültesinde öğrenci olduğunu belirtmesi üzerine, tanığın daha fazla yardım yapabileceklerini belirterek öğrenci kimliğini istediği, sanığın öğrenci kimliğinin üzerinde olmadığını söyleyerek kimliği getireceğini belirterek tanığın yanından ayrıldığı ve tekrar dönmediği, daha sonra tanığın Ticaret Borsasını arayarak genel sekreter olan katılan A. A. Y.'yı arayarak durumu aktardığı ve böyle bir yardım toplama faaliyetlerinin olup olmadığını sorduğu, katılanın böyle bir kişinin burada çalışmadığını beyan etmesi üzerine durumun anlaşıldığı, sanığın bu şekilde üzerine atılı suçu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanık, tanık ve katılan beyanları ile tüm dosya kapsamına göre sanık hakkında verilen mahkumiyete ilişkin hükümde bir isabetsizlik görülmemiştir." (Yargıtay 15. CD., E. 2015/15014 K. 2016/2993 T. 5.4.2016).

"Sanığın çocuğunun hasta olduğundan bahisle Kocaeli Valiliğince düzenlenmiş gibi gösterilen sahte yardım toplama belgesi ile yardım topladığı, bu çerçevede şikayetçiden birçok kez para aldığı somut olayda; eylemin suç tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delillerin takdirinin üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi'ne ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi yerine, yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması, bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 15. CD., E. 2013/4959 K. 2014/20848 T. 10.12.2014).

"Sanıklardan A.. Y..'ın Kurtuluş Savaşı ... Dergisi'nin satış temsilcisi, M.. K..'ın ise çalışanı olduğu, sanık A.. Y..'ın şikayetçi U.. B..'i telefonla arayarak Gaziler Derneği'ne yardım topladıklarını söyleyip 200 TL para istediği, şikayetçinin yardım etmeyi kabul etmesi üzerine sanık Ahmet'in elemanlarından birini gönderdiğini söyleyerek sanık M.. K..'ı şikayetçinin işyerine gönderdiği, şikayetçinin dolandırılabileceğini düşünerek polise haber verdiği, sanık Mustafa işyerine gittiğinde sivil polislerin yardım toplama izin belgelerini istediği ancak sanığın panikleyerek herhangi bir belge ibraz edemediği ve yakalandığı, böylece eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı; sanıkların aynı yöntemle şikayetçi H. Ö..'ı da arayıp ...Derneği'ne yardım topladıklarını belirterek 150 TL parayı alıp adı geçen dergiye ait fatura kestiklerinin iddia edildiği olayda, 5237 sayılı TCK'nın 158/1-d maddesinde öngörülen “kamu kurumunun araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçunun oluşabilmesi için kamu kurumunun isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının da kullanılması gerektiği, somut olayda ise sanıkların sadece ... Derneği'ne yardım topladıklarını söyleyerek menfaat temin etmiş olmaları, derneğin maddi varlığı olarak nitelendirilebilecek kimlik, yazı, belge ya da basılı bir evrakın kullanılmaması karşısında, sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK'nın 157/1. maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık ve basit dolandırıcılığa teşebbüs suçlarını oluşturduğu gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülerek sanıklar hakkında fazla ceza tayini, bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 15. CD., E. 2013/3768 K. 2014/20355 T. 3.12.2014).

Ancak Yargıtay bazı kararlarında benzer fiillerin dolandırıcılık suçunu oluşturmadığına da karar vermiştir:

"İsimleri yazılı mağdur-sanıklar haricindeki, sanıktan şikayetçi olmayan kırk ayrı mağdur yönünden, mağdurların aşamalarda değişmeyen, sanık Bülent’in bilimsel çalışmalarını ve ihtiyaç sahiplerine yardım etmesi amacıyla isteyerek para gönderdikleri, kandırılmadıkları, istediği takdirde yine göndermeye devam edecekleri yönündeki beyanları, tamamına yakınının çeşitli üniversitelerden mezun olup doktor, diş hekimi, öğretmen, memur gibi mesleklerden oldukları, soruşturma başladıktan sonra da düşüncelerinde herhangi bir değişiklik olmadığı gözönüne alınarak mahkemece aldatma öğesi bulunmadığından eylem 2860 sayılı Yardım Toplama Kanunu’na muhalefet etmek kabahati olarak değerlendirilerek gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığı kararı verilmiş ise de, yukarıdaki anlatım ışığında, sanığın hayali bir yaratık ile işbirliği yaptığı, kendisine yapılacak yardımların Allah’a borç verme kabilinden sayılacağı, gerçekte mevcut olmayan hastalıklarının bulunduğu, yabancı istihbarat birimlerinin peşinde olduğu, kansere ilaç bulduğu gibi yalanlarla sanal ortamdaki takipçilerini etkileyip kendisine para gönderilmesini sağladığı hususları dikkate alındığında, sanıkların bahsi geçen mağdurlara yönelik eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-a maddesinde düzenlenen dini inanç ve duyguların istismar edilmesi suretiyle dolandırıcılık suçunun unsurlarını oluşturacağı gözetilmeksizin yazılı şekilde sanıklar hakkında idari yaptırım uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi, bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 15. CD., E. 2011/14419 K. 2012/39544 T. 20.6.2012).

"Dolandırıcılık suçundan sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık tarafından temyiz edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü: Sanığın mağdura ait firmaya gelerek kızı gerçekte hasta olmamasına rağmen; kızının karaciğer hastası olduğuna dair gazete küpürü, sahte sağlık kurulu raporu, diğer kişi ve kurumlardan bağış aldığını gösterir toplam 33 adet antetli kağıdı göstererek mağdurdan 20 TL aldığının iddia edildiği olayda; sanığın eyleminin 2860 sayılı Yardım Toplama Kanun'una muhalefet kapsamında kaldığı idari para cezası gerektirdiği, sanığın dolandırıcılık kastı ile hareket ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı, atılı dolandırıcılık suçunun yasal unsurları itibariyle oluşmadığı anlaşılmakla, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi, kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir[3]." (Yargıtay 15. CD., E. 2013/27441 K. 2016/2020 T. 23.2.2016).

Bu noktada son olarak bir kimse hakkında izinsiz yardım topladığından bahisle dolandırıcılık suçundan dolayı kamu davası açılmış olması ve bu davada fiilin suç değil kabahat oluşturulduğunun anlaşılması halinde kabahate ilişkin idari yaptırıma kim tarafından karar verileceği hususuna değinmek gerekir. Kabahatler Kanunu m. 24'e göre; "Kovuşturma konusu fiilin kabahat oluşturduğunun anlaşılması halinde mahkeme tarafından idarî yaptırım kararı verilir." Bu halde fiilin suç değil de kabahat oluşturduğunun anlaşılması durumunda davayı görmekte olan mahkeme ilgili idari yaptırıma karar verecektir:

"Sanık hakkında dolandırıcılık suçunu işlediğinden bahisle düzenlenen iddianamenin kabulünden sonra yapılan duruşmada, fiilin izinsiz yardım toplama olarak anlaşılması ve 4854 sayılı Yasa'nın 31. maddesi gereğince idari para cezasını gerektiren kabahat niteliğine dönüştüğü kabul olunmasına göre; 5326 sayılı Kabahatler Kanunu'nun 24. maddesi uyarınca mahkemece idari yaptırıma hükmolunması yerine görevsizlik kararı verilmesi, bozmayı gerektirmiştir." (Yargıtay 11. CD., E. 2006/8334 K. 2007/562 T. 7.2.2007).

Sonuç

Türk Hukukunda belirli ihtiyaçlar sebebiyle kişi ve kuruluşlarca yardım toplanması istisnalar dışında 2860 sayılı Kanun kapsamında izne tabi kılınmıştır. Yine aynı Kanuna göre izin alınmaksızın yardın toplanması kabahat olarak öngörülmüş ve bu fiillere ilişkin idari yaptırımlar düzenlenmiştir. İnternetin ve sosyal medyanın gelişmesi ve yaygınlaşması ile birlikte internet ortamında düzenlenen yardım toplama faaliyetlerine ilişkin Kanuna özel düzenlemeler eklenmiştir. Yine internet ortamında izinsiz yardım toplanması daha ağır bir yaptırıma tabi kılınmıştır. Bundan başka yardım toplama fiilleri kimi zaman çeşitli suçların oluşmasına da neden olabilmektedir. Bu kapsamda özellikle dolandırıcılık suçu önem arz etmektedir. Bu açıdan insanları kandırarak yardım topluyormuş gibi davranarak kişinin kendisine veya bir başkasına menfaat sağlaması dolandırıcılık suçunu oluşturabilecektir.


Dipnotlar


  1. İzin Almadan Yardım Toplama Hakkına Sahip Kuruluşlar için bkz. https://www.siviltoplum.gov.tr/izin-almadan-yardim-toplama-hakkina-sahip-kuruluslar (Erişim Tarihi: 07.05.2022). ↩︎

  2. Madde gerekçesi için bkz. https://mevzuat.tbmm.gov.tr/mevzuat/faces/maddedetaylari?psira=139675. ↩︎

  3. "KARŞI OY: Sanık ... olay günü mağdur ... ....'nın .... ilçesi Organize Sanayi Bölgesinde faaliyet gösteren ..... Malzemeleri Ltd. Şti. ne ait işyerine gelerek, kızı gerçekte hasta olmamasına rağmen karaciğer hastası olduğunu beyan edip buna dair sahte sağlık raporunu ve çeşitli kişi ve kurumlardan bağış aldığı, evrakları ve yine doğruyu yansıtmayan gazete küpürlerini göstererek hileli hareketlerle mağduru ikna edip 20 lirasını alıp aynı şekilde eylemlerine devam ederken ... ilinde yakalanması neticesi hakkında TCK'nın 157.maddesinde belirtilen dolandırıcılık suçundan açılan kamu davasının yapılan yargılaması sonucu mahkeme eylemin sübut bulduğunu kabul ederek sevk maddesi uyarınca sanığın tecziyesine hükmetmiş Yargıtay C.Başsavcılığının tebliğnamesi kararın onanması yönünde olup, mağdurun beyanları, olay tutanakları, sanığın aşamalardaki ifade ve savunmaları birlikte değerlendirildiğinde atılı suçtan mahkumiyet hükmü kurulan sanığın cezasının tebliğname doğrultusunda onanması gerekirken eylemin Yardım Toplama Kanunu kapsamında kaldığından bahisle bozulması yönündeki sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmemekteyiz." ↩︎

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Recep Tayyip Erdoğan Üniversitesi Hukuk Fakültesi
gencturkunal@gmail.com