Lexpera’da Geçen Hafta (15-21 Ağustos 2026)
Literatür, içtihat ve mevzuata ilişkin önemli gelişmeleri içeren haftalık bültenimizin 245. sayısını siz üyelerimizin dikkatine sunuyoruz.
Literatür
Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen eserler aşağıda yer almaktadır:
Muhammet Özekes, Nilüfer Boran Güneysu, Deliller ve Hüküm Eksikliği Yönünden İstinaf İncelemesi ve Kararı (HMK m. 353/1-a-6)
Çalışmada, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrasının a bendinin 6. alt bendinde değiştirilen hükmün ne şekilde anlaşılması ve yorumlanması gerektiğine ilişkin temel kriterler ortaya konulmuş ve diğer hukuk sistemlerinden de yararlanarak hükmün doğru bir şekilde uygulanmasına yardımcı olmak amaçlanmıştır.
Abdülmecit Güldağı, Tele Çalışmada İzleme ve Gözetleme Araçlarının Kişisel Verilerin Korunması Bağlamında Değerlendirilmesi
Kitapta, tele çalışmada kullanılan izleme ve gözetleme araçları, iş hukuku ve kişisel verilerin korunması hukuku ekseninde mukayeseli bir bakış açısıyla irdelenmiş; işverenin yönetim hakkı ile çalışanın temel hak ve özgürlükleri arasındaki hassas dengeyi kurmak için yalnızca yasal çerçeve çizilmekle kalınmayıp teknik ve idari tedbirleri de içeren çözüm önerileri sunulmuştur.
İlker Doğan, Türk Hukukunda Dijital Bankaların Kuruluşu ve İşleyişi
Eserin birinci bölümünde dijital banka, dijital bankacılık ve elektronik bankacılık hizmetleri dağıtım kanalları açıklanmış; ikinci bölümünde dijital bankalarda kuruluş ve faaliyet izni hakkında bilgi verilmiş; üçüncü ve son bölümünde ise dijital bankaların faaliyetleri ve hukuki sorumluluğu üzerinde durulmuştur.
Pınar Altınok Ormancı, Boşanma Sonrası Ortak Velayet
Çalışmada, çocuğun üstün yararı ilkesinin velayet hakkına yansımaları, boşanma sonrası ortak velayete karar verilebilmesinin koşulları ve ortak velayetin devamına karar verilmesi halinde bunun nasıl yürütüleceği ele alınmış; ebeveynlerin çocuğa yönelik kararları alma süreçleri, çocuğun yasal temsili, himayesi/bakımı ve nafaka yükümlülükleri ayrı ayrı incelenmiştir.
Hatice Kübra Kılıç, Milletlerarası Özel Hukukta Cezalandırıcı Tazminat
Kitapta, cezalandırıcı tazminat kavramının maddi hukuk incelemesi yapılmış, Türk hukuku ve karşılaştırmalı hukukta bu hukuki müessesenin nasıl konumlandırıldığı izah edilmiş, cezalandırıcı tazminat sorumluluğunda kanunlar ihtilafı hukuku meselelerine değinilmiş ve yabancı mahkeme kararlarının tenfizinde cezalandırıcı tazminat yönünden önem arz eden konulara temas edilmiştir.
Sezen Dilege Kayı, Şirketler Topluluğunda Topluluk Menfaati Kavramı ve Hâkimiyetin Kullanılmasına Olan Etkisi
Eserde, şirketler topluluğunun oluşumu ve yapısal özellikleri incelenmiş, topluluk menfaatinin kavramsal tanımına, kavramın tarihsel gelişimine ve Avrupa Birliği bünyesinde yapılan düzenlemelerde nasıl dikkate alındığına yer verilmiş, Türk Ticaret Kanunu’nda hâkimiyetin görünüm şekilleri ele alınmış, topluluk menfaati kavramının hâkimiyetin kullanılmasında nasıl bir ölçüt oluşturacağına yönelik Alman hukukuyla mukayeseli bir değerlendirme yapılmıştır.
Aslı Topukcu, Anayasa Mahkemeleri Arası Etkileşim ve Yargısal Diyalog
Çalışmada, anayasa mahkemelerinin yalnızca kendi ulusal sınırları içinde değil, giderek artan biçimde birbirleriyle etkileşim içinde karar verdiği ve bu etkileşimin, yargısal diyalog olarak adlandırılan yeni bir hukuki olguyu ortaya çıkardığına değinilmiş; anayasal ödünç alma kavramı çerçevesinde, mahkemeler arası etkileşimin hukuki meşruluğu, sınırları ve yöntemleri tartışılmıştır.
Mehmet Mücahit Arvas, Modern Teminatlı İşlemler Hukuku
Kitapta, modern teminatlı işlemler hukukunun çıkış noktası, tarihsel gelişimi, dijital varlıkların eşya hukuku açısından niteliği, üçüncü tür eşya olarak kabul edilmesi ve teminata konu edilebilmesi, modern teminatlı işlemler hukukunda yer alan fonksiyonel yaklaşım, teminat hakkının kurulması, aleniyeti, öncelik sırası gibi hususlar incelenerek Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanunu ile karşılaştırma yapılmıştır.
Ertuğrul Doğan Erzengin, Kiralananın Sözleşmenin Sona Ermesinden Önce İadesi (TBK m. 325)
Eserde, mehaz İsviçre Borçlar Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu (TBK) m. 325 hükmü ayrıntılı biçimde incelenmiş; TBK m. 325 hükmünün tarihsel gelişimi, hükmün genel özellikleri, niteliği ve uygulama alanı ortaya konulmuş; hükmün uygulanabilmesi için gereken şartlar ve kiralananın sözleşmenin sona ermesinden önce geri verilmesinin hüküm ve sonuçları mercek altına alınmıştır.
Nagehan Çakır, Nükleer Santral İşletenin Hukuki Sorumluluğu
Kitapta, Nükleer Düzenleme Kanunu ile 1960 tarihli Paris Sözleşmesi ışığında işletenin hukuki sorumluluğu ele alınmış; nükleer hadise sonrası meydana gelen hangi zararlar bakımından sorumluluğu doğuran olgu, sorumluluğun şartları, zarardan kimin sorumlu olduğu, kimlerin ne zamana kadar tazminat talebinde bulunabileceği, tazminat talebinin yöneltilmesi gibi birçok hukuki mesele masaya yatırılmıştır.
İçtihat
Geçen hafta Lexpera’ya yüklenen kararların dağılımı şu şekildedir:
| MAHKEME | KARAR SAYISI |
| Yargıtay (Hukuk) | 3602 |
| Yargıtay (Ceza) | 5732 |
| Danıştay | 1834 |
| Bölge Adliye Mahkemesi | 1004 |
| Bölge İdare Mahkemesi | 1 |
| TOPLAM | 12173 |
Yüklenen kararlar arasında aşağıda özetine yer verdiğimiz Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na ait karar özellikle dikkati çekmektedir:
Yargıtay HGK., E. 2025/629 K. 2026/385 T. 18.06.2026
Asıl dosyada borçlular vekili; alacaklı vekili tarafından (...) 6. İcra Müdürlüğü’nün ilgili dosyasında müvekkilleri aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takipte borçlu şirkete ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğini, ödeme emrinin borçlu şirkete ilk olarak ticaret sicilinde kayıtlı olan adrese tebliğe çıkarıldığını ancak muhatap tanınmadığından bila tebliğ iade edildiğini, bunun üzerine yine aynı adrese Tebligat Kanunu’nun (TK) 35. maddesi gereğince çıkartılan tebligatın tebliğ edildiğini, TK’nın 35/4. maddesine göre tebligat yapılabilmesi için borçlunun ticaret sicil adresine usulüne uygun bila tebliğ işleminin yapılması gerektiğini, iade edilen tebligatta muhatabın adreste kime sorulduğuna ve kim tarafından tanınmadığının beyan edildiğine ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmadığını, bu hususun Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik’in (Yönetmelik) 30. ve 31. maddelerine aykırı olduğunu, takip konusu senedin asıl borçluya tebliğ edilmeyip sadece adresinde faal olmayan ve senette kefil olan borçlu şirkete tebliğ edildiğini, bu durumun alacaklının kötüniyetini açıkça ortaya koyduğunu ileri sürerek usulsüz tebliğ şikâyetinin kabulü ile hacizlerin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen dosyada ise borçlular vekili; alacaklı vekili tarafından (...) 6. İcra Müdürlüğü’nün ilgili dosyasında müvekkilleri aleyhine başlatılan kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla takibe dayanak senetteki imzanın müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, borca ve faize de itiraz ettiklerini ileri sürerek takibin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.
Alacaklı vekili; borçlu şirkete tebliğ edilen ödeme emrinin usulüne uygun olduğunu, bu nedenle imzaya itirazın süreden reddi gerektiğini belirterek istemlerin reddini savunmuştur.
İlk derece mahkemesi; asıl dosya yönünden, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine TK’nın 35. maddesi gereğince tebligat yapılabilmesi için bu adrese gönderilen tebligatın adresin kapalı olması ya da muhatabın adresten taşınmış olması şerhiyle tebliğ edilemeden iade edilmesinin zorunlu olduğu, ilk tebligatın tanınmadığından bahisle iade edilmesi halinde TK’nın 35. maddesine göre tebligat yapılamayacağı, dolayısıyla borçlu şirkete ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiği; birleşen dosya yönünden ise, takibe konu senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olmadığının tespit edildiği gerekçesiyle asıl dosyada şikâyetin kısmen kabulüne, borçlular vekilinin tazminat ve para cezası talebinin şartları oluşmadığından reddine, borca itiraza ilişkin karar verilmesine yer olmadığına karar vermiştir.
Alacaklı vekilinin istinaf başvurusu üzerine (...) Bölge Adliye Mahkemesi; asıl dosya yönünden, borçlu şirketin ticaret sicilinde kayıtlı adresine gönderilen ilk ödeme emri tebligatının iade edilmesi üzerine aynı adrese TK’nın 35/4. maddesine göre tebligat yapıldığı, tebligat mazbatasında kapıya ihbar kağıdı yapıştırıldığı şerhinin de bulunduğu, borçlu şirket vekili tarafından müvekkilinin bu adreste halen faal olduğu, bu adresi kullandığı hususunun da ileri sürülmediği, bu durumda borçluya yapılan ödeme emri tebligatı usulüne uygun olduğundan borçlu şirket yönünden usulsüz tebliğ şikâyetinin reddine; birleşen dosya yönünden ise borçlu şirkete ödeme emri usulüne uygun tebliğ edildiğinden imzaya itirazın süreden reddi gerektiği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan kabulüne karar vermiştir.
Borçlu şirket vekili ile alacaklı vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine ilgili Yargıtay Dairesi; borçlu şirket adına çıkarılan ve “tanınmıyor” şerhiyle bila tebliğ iade edilen tebligat üzerine TK’nın 35. maddesi gereğince yapılan ödeme emri tebliğ işleminin usulsüz olduğunun kabulü ile TK’nın 32. maddesi gereğince tespit edilecek öğrenme tarihine göre imza itirazının süresinde olup olmadığı hususunun (...) Bölge Adliye Mahkemesince değerlendirilmemesi nedeniyle kararı bozmuştur.
(...) Bölge Adliye Mahkemesi; önceki karar gerekçesinin yanında, TK’nın 35/4. maddesinin uygulanabilmesi için tebligatın adresin kapalı olması veya muhatabın bu adresten taşınmış olması nedeniyle tebliğ edilemeden iade edilmiş olması yönünde bir düzenlemenin bulunmadığı, ilk tebligatın “tanınmıyor” şerhi ile iade edilmesinin TK’nın 35. maddesine göre yapılan tebligatın usulsüzlüğüne sebebiyet vermesi nedeniyle değil, çıkarılan ilk tebligattaki adres ile TK’nın 35. maddesine göre çıkarılan tebligattaki adresin farklı olması sebebiyle tebligatın usulsüz olduğu sonucuna varıldığı, borçlu vekilinin şikâyet, istinaf ve temyiz dilekçelerinde tebligat yapılan ve aynı zamanda ticaret sicili adresi olan bu adreste faal olmadıklarının açıkça beyan ve kabul edildiği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.
Bu karara karşı da taraf vekillerinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; tüzel kişilerin adreslerinin, bir sicil veya resmî kayıtta belirli olması sebebiyle meçhul olmasının düşünülemeyeceği, muhatap ticaret şirketinin ticaret sicilindeki adresini değiştirmesine rağmen yeni adresini ticaret siciline bildirmemişse ticaret sicilinde kayıtlı olan mevcut adresi nedeniyle adresinin meçhul sayılamayacağı, TK’nın 35/4. ve Yönetmelik’in 57/4. maddelerinin “daha önce kendilerine tebligat yapılmamış olsa bile” hükmünü içerdiği ve ticaret sicilinde kayıtlı adrese çıkarılan tebligatın hangi sebeple bila tebliğ iade edilmesi gerektiğine ilişkin bir hüküm bulunmadığı, muhatap ticaret şirketinin ticaret sicilindeki adresine TK’nın 35/4. uyarınca tebligat yapılabilmesi için bu adrese daha önce çıkartılan tebliğin yapılamayıp iade edilmiş (bila tebliğ dönmüş) olmasının yeterli olduğu, aksinin kabulü halinde muhatap ticaret şirketine TK’nın 35. maddesine göre tebliğ yapılmasının imkânsız hale geleceği gerekçesiyle ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olduğuna ve direnme kararının onanmasına oyçokluğu ile hükmetmiştir.
Mevzuat
Ceza sorumluluğunu kaldıran veya azaltan nedenlerden biri olan yaş küçüklüğü ve aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlaline ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
İddianamenin iadesi hükümlerinde değişikliğe gidildi. Uzlaştırma hükümlerinde yer alan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirildi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun
Çocuk kapalı ceza infaz kurumları, çocuk eğitimevleri ve koşullu salıverilme hükümlerinde değişikliğe gidildi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Millî Dayanışma ve Toplumsal Bütünleşmenin Güçlendirilmesine Dair Kanun
PKK/KCK terör örgütünün ve bununla bağlantılı her türlü oluşumun fiilî varlığına son verdiğinin ve kontrolü altında bulunan her türlü silah ve mühimmatı teslim ettiğinin güvenlik kurumlarınca tespiti ve bu tespitin teyidine dair Millî Güvenlik Kurulu kararının Resmî Gazete’de yayımlanmasını müteakip, yürütülen soruşturma ve kovuşturmalar ile verilen mahkûmiyet hükümlerinin infazının ertelenmesi işlemleri ve bu hususta yapılacak diğer işlemler belirlendi.
Kamu görevlilerinden yurtiçinde ve yurtdışında görevlerini ifa ederlerken veya sıfatları kalkmış olsa bile bu görevlerini yapmalarından dolayı terör eylemlerine muhatap olanlara aylık bağlanmasına ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Kanunun ilgili hükümlerinde yer alan “suça sürüklenen çocuk” ifadesi “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirildi. Acil koruma kararı alınması, hükmün açıklanmasının geri bırakılması, sosyal inceleme, kurumlar ve yönlendirme tedbirlerine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Diğer Aletler Hakkında Kanun
Ateşli silahın dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde muhafaza edilmesi suretiyle çocuk tarafından ele geçirilmesine neden olan kişiler hakkında cezai hüküm düzenlendi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Amaç dışı bıçak taşımaya ilişkin hükümler düzenlendi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Gazilik ünvanı verilenlere ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu
Kanun kapsamında olan er ve erbaşlar, 55 yaşını doldurdukları tarihe kadar yeniden muayene edilmelerini Sosyal Güvenlik Kurumu’ndan isteyebilecek.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Kanunda yer alan Çocuk Koruma İlk Müdahale ve Değerlendirme Merkezi’nin tanımındaki “suça sürüklenen çocuk” ifadesi “adli süreçteki çocuk” olarak değiştirildi.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Motorlu Kara Taşıtlarının Kiralanması Hakkında Yönetmelik
Motorlu kara taşıtlarının kiralanması faaliyetlerine ilişkin usul ve esasların düzenlendiği yönetmelik, 01.01.2027 tarihinde yürürlüğe girecek.
Yönetmelik yürürlükten kaldırıldı.
Zorunlu Deprem Sigortası Genel Şartları
Menfaat sahibinin değişmesine ilişkin hükümlerde değişikliğe gidildi. Değişiklikler, 04.09.2026 tarihinde yürürlüğe girecek.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.
Yeminli mali müşavirler tarafından karşıt inceleme tutanakları, 01.01.2027 tarihinden itibaren zorunlu olarak dijital vergi dairesi üzerinden sadece elektronik ortamda oluşturulacak.
Değişiklikleri karşılaştırmalı olarak görmek için bu bağlantıyı tıklayabilirsiniz.



