Lexpera Blog

Takdir Komisyonuna Başvurmaksızın “İmha Edilen” Stokların Gider Yazılabilme İmkânı ve Vergi Kanunları Karşısında Durumu

Stoklar, olağan ve olağanüstü nedenlerle kısmen ya da tamamen ortadan kalkarak zayi olabilmekte ve iktisadi değerlerini kısmen ya da tamamen yitirebilmektedirler (Erkan, 2021, s.40). Çevreye ve genel sağlığa zararlı sebeplerden bazı stoklar ise imha edilmekte ve zayi olabilmektedir. Stokların imhası 213 sayılı Vergi Usul Kanunu ve 496 No’lu VUK Genel Tebliğ'de yer alan düzenlemelere dayanmaktadır. “İmha” terimi 7103 Sayılı Kanun ile 213 sayılı VUK’a 278/A maddesi eklenmiş ve 27.03.2018 tarihinden itibaren bozulduğu veya miadı dolduğu için iade gelen yiyecek maddeleri ve ilaçların belirlenecek oran dâhilinde takdir komisyonu olmaksızın imha edilmesine imkân sağlanmıştır. 278/A “İmha edilmesi gereken mallar” başlıklı maddesinde:

“Bozulma, çürüme veya son kullanma tarihinin geçmesi gibi nedenlerle imha edilmesi gereken emtia, bu mahiyetteki imha işlemleri süreklilik arz eden mükelleflerin başvurularına istinaden, bu Kanunun 267 nci maddesinin ikinci fıkrasının üçüncü bendindeki usulle mukayyet olmaksızın, Maliye Bakanlığı tarafından belirlenen usul çerçevesinde ve tayin olunan imha oranı dikkate alınmak suretiyle değerlenebilir.

Birinci fıkra hükmünden yararlanmak için yapılan başvurular, Maliye Bakanlığınca mükellefin geçmiş yıllardaki işlemleri, fiili üretimi, satış ve imha süreçleri ile sektördeki diğer mükelleflerin durumu, yetkili idare, oda ve kuruluşların görüşleri de dikkate alınmak suretiyle değerlendirilir. Bu değerlendirme neticesinde, Maliye Bakanlığınca karşılıklı anlaşmak suretiyle, tayin olunan imha oranını aşmamak kaydıyla imha edilen emtianın emsal bedeli sıfır olarak kabul edilir.

Mükellefler, imha işlemine ilişkin her türlü kayıt, belge ve evrakı bu Kanunun ilgili hükümleri uyarınca muhafaza ve gerektiğinde ibraz etmek zorundadır.

Maliye Bakanlığı, bu maddeden yararlanmak için başvuruda bulunabilecek mükelleflerde aranacak şartları, tayin olunan imha oranının geçerli olacağı süreyi, imha oranının süre-sinden önce iptaline ilişkin kriterleri, bu madde kapsamına giren emtiayı, sektörler, iş kolları ve işletme büyüklüklerini ayrı ayrı ya da birlikte dikkate almak suretiyle belirlemeye ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasları tespite yetkilidir.”

denilmiştir.

VUK’un 278/A maddesinde yer alan düzenlemeye istinaden Maliye Bakanlığı’nca (Hazine ve Maliye Bakanlığı) 496 No.lu VUK Genel Tebliği yayınlanmıştır. Bahse konu tebliğde; imha edilen emtianın değerlenmesindeki genel uygulamalar, bozulma, çürüme veya son kullanma tarihinin geçmesi gibi nedenlerle süreklilik arz eden imha işlemlerine konu emtianın değerlenmesi ve diğer hususlar olmak üzere zayi olan ve imha edilen mallara ilişkin olarak değerlendirmeler yapılmıştır (Dal, 2019, s. 247).

496 No.lu VUK Genel Tebliği’ne göre; son kullanma tarihinin geçmesi nedeniyle iade alınan raf ömrü çok kısa gıda maddeleri ile bozulma veya son kullanma tarihinin geçmesi nedeniyle iade alınan ilaç ve benzeri maddelerin çevreye ve insan sağlığına zarar verecek nitelikte olmaları nedeniyle, ivedi bir şekilde, bekletilmeksizin imha edilmesi zorunluluğu doğabilmektedir. Bu kapsamda, 7103 sayılı Kanun’un 10’uncu maddesi ile 213 sayılı Kanun’a eklenen 278/A maddesi kapsamında bozulma, çürüme veya son kullanma tarihinin geçmesi gibi nedenlerle imha edilmesi gereken emtianın emsal bedelinin, takdir komisyonu kararı olmaksızın mükelleflerce belirlenebilmesine imkân sağlamış olup, Maliye Bakanlığı’na (Hazine ve Maliye Bakanlığı) da konuyla ilgili olarak düzenleme yapma yetkisi verilmiştir. Bu yetkiye istinaden, Maliye Bakanlığı’nca (Hazine ve Maliye Bakanlığı) da imha edilmesi mecburiyeti bulunan ve imha işlemleri süreklilik arz eden et, süt, yumurta ve sebze vb. sektörler belirlenmiştir.

VUK’a eklenen 278/A maddesi ve yayınlanan 496 No.lu VUK Genel Tebliği ile; VUK’ta yer alan mevcut düzenlemelere ilave olarak tebliğde yer verilen belli ürün ya da malların bozulması, çürümesi veya son kullanma tarihinin geçmesi gibi nedenlerle imha işlemleri süreklilik arz eden mükelleflere, Gelir İdaresi Başkanlığı’na yapacakları başvurulara istinaden belirlenen imha oranında değerleme yapma ve imha edilen malın emsal bedelinin sıfır kabul edilerek gider yazılmasına imkan verilmiştir. Dolayısıyla takdir komisyonuna başvurulmaksızın imha imkanı ve bu işlem sonucunda karşılık ayırma/gider yazma avantajı sağlamaktadır. Burada dikkat edilmesi gereken husus her türlü ürün ya da mal bu kapsama dahil edilmemiştir. Dolayısıyla, sadece tebliğde yer verilen ürün ya da mallar için VUK’un 278/A maddesinden yararlanılabilmektedir (Dal, 2019, s. 251).

İmha edilen emtia için karşılık ayrılıp gider yazılacak dönem 496 No.lu Tebliğ'de açıklanmış olup, buna göre:

  • Takdir komisyonu kararının,

  • İlgili bakanlık veya yetkili kurum görevlilerinin de yer aldığı komisyon nezdinde imha işlemine ilişkin olarak düzenlenen tutanağın,

  • Yurt dışında gerçekleştirilen imhalara ilişkin olarak ilgili ülke mevzuatına göre düzenlenen belgelere istinaden verilen takdir komisyonu kararının, mükelleflere bildirildiği tarih itibariyle değer düşüklüğü belli olduğundan, emtianın maliyet bedeli ile emsal bedeli arasındaki farkın, takdir komisyonu kararının veya tutanağın tebliğ edildiği dönemde gider olarak dikkate alınması gerekmektedir. Dolaysıyla gider yazılacak dönem imha işleminin gerçekleştiği tarih değil işleme ilişkin belgenin mükellefe tebliğ edildiği tarihin içinde bulunduğu dönem olacaktır (Özyer, 2018, s. 659).

İmha olan emtia fiziki açıdan yok olması ve değerlerinin sıfır olarak takdir edilmesi ya da imha işlemine ilişkin tutanağa göre değerin sıfır olması durumunda, söz konusu emtianın GVK ve KVK açısından gider olarak kabul edilebilmesi için, VUK’un 278/A. maddesindeki değerleme kapsamına girmesi gerekmektedir. Dolayısıyla VUK’un 278/A. maddesi kapsamında imhaya konu olacak stoklar; 496 No’lu VUK Genel Tebliğde belirtilen işlemlerin de yerine getirilmesi halinde (imhaya konu olan stokun maliyet bedeliyle sınırlı olması şartıyla) ortaya çıkan zayiyatlar, GVK ve KVK açısından kanunen kabul edilen gider niteliği taşıyacaktır.

KDV Kanunu’nun 30/c maddesinde yazılı deprem, sel felaketi ve Maliye Bakanlığı’nın (Hazine ve Maliye Bakanlığı) yangın sebebiyle mücbir sebep ilân ettiği yerlerdeki yangın sonucu zayi olanlar hariç olmak üzere, zayi olan mallara ait katma değer vergisi mükellefin vergiye tabi işlemleri üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden indirilemez. Bununla birlikte, zayi olan mallara (imha edilen) ait KDV, KDV beyannamesinde indirim konusu yapılmış ise, bu tutarın da beyannamede ilave edilecek KDV olarak dikkate alınması gerekmektedir. Ayrıca, KDV Kanunu’nun 58’inci maddesinin mefhumu muhalifinden anlaşılacağı üzere, ilave edilecek KDV olarak dikkate alınması gereken tutarın Gelir ve Kurumlar Vergisi matrahlarının tespitinde mükelleflerce gider olarak dikkate alınması da mümkündür (Dal, 2019, s. 251).

Sonuç olarak mükelleflerin öncelikle imha edilmesi gereken ürün veya grubunu belirlemesi ve gerekli belgelendirme işlemlerini yapmaları gerekmektedir. Bu kapsamda mükelleflerin Maliye Bakanlığına başvurularıyla birlikte 496 Sıra No’lu Tebliğde belirtilen belgeleri hazırlamaları ve Bakanlıkça belirtilen diğer usul ve esasları yerine getirmeleri gerekmektedir. Böylece mükellefler takdir komisyonuna başvurulmaksızın çevreye ve sağlığa zarar olabilecek bazı stokları (imhaya konu olabilecek ürün grubu 496 Sıra No’lu Tebliğde belirtilmiştir) imha edilebilecek ve bu işlem sonucunda mükelleflerce Gelir ve Kurumlar Vergilerine göre karşılık ayırma/gider yazma avantajı doğacaktır. Diğer yandan, KDV mevzuatına göre mükelleflerin faaliyetlerine ilişkin olarak stoklarında mevcut olan ancak kullanım süresi geçen veya bir başka nedenle kullanılamayacak durumda olan malların iktisabı dolayısıyla yüklenilen KDV’nin, indirim konusu yapılması mümkün değildir. Yine aynı Kanun’un 58’inci maddesinin mefhum u muhalifine göre indirim konusu yapılamayan söz konusu KDV, Gelir ve Kurumlar Vergisi mükelleflerince matrahın tespitinde gider ya da maliyet olarak dikkate alınabilecektir.

Kaynakça

Dal, E. (2019). İşletme Stoklarında Yer Alan Emtianın Zayi Olması Ve İmha Edilmesi Halinde Yeni Düzenlemeler Kapsamında Vergisel Açıdan Yapılması Gereken İşlemler Nelerdir? Mali Çözüm, 156, 245-252.

Erkan, Ü. (2021). Stoklar. İstanbul: On İki Levha Yayınları

Özyer, M.A. (2018). Vergi Usul Kanunu Uygulaması. İstanbul: Hesap Uzmanları Derneği

Maliye Bakanlığı (26.04.2014) Katma Değer Vergisi Genel Uygulama Genel Tebliği. Ankara: Resmi Gazete (28983 sayılı)

Maliye Bakanlığı (25.05.2018). 496 No.lu Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği. Ankara: Resmi Gazete (30431 sayılı)

T.C. Yasalar (10.01.1961). 213 sayılı Vergi Usul Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (10705 sayılı)

T.C. Yasalar (06.01.1961). 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (10700 sayılı)

T.C. Yasalar (13.06.2006). 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (26205 sayılı)

T.C. Yasalar (25.10.1984). 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu. Ankara: Resmi Gazete (18563 sayılı)

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Hakkında Vm. Ümit Erkan
YMM, E.Vergi Müfettişi