Lexpera Blog

TCMB Başkanı’nın Görevden Alınması Kararının Hukuki Tahlili

TCMB Başkanı’nın görevden alınmasını düzenleyen kanun hükümleri ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerinin çatıştığı bu durumda Anayasa’ya göre kanun hükümleri uygulanmalıdır. TCMB başkanı ancak 1211 sayılı TCMB Kanunu’nun 27. maddesinde belirtilen ticaretle uğraşma veya bankalar ve şirketlerde hissedar olma yasağına aykırı davranması veyahut da 28. maddesinde belirtilen kendisine verilen görevlerin devamlı surette ifasını imkânsız kılacak durumların ortaya çıkması gerekçesi ile görevinden af olunabilir veya alınabilir. Kanaatimizce TCMB Başkanını – uygulanması gereken kanunda yer alan gerekçelere dayanmaksızın – görevden alan 2019/159 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı, Anayasa m. 104/17 ve 1211 sayılı TCMB Kanun’u m. 28'e aykırılık teşkil etmektedir.

6 Temmuz 2019 tarih 30823 Sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan 2019/159 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı ile Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanı görevinden alınarak yerine Yardımcısı atanmıştır. Kararın görevden almaya ilişkin kısmı şöyledir:
“Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Başkanı (Guvernörü) Murat Çetinkaya, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin ek 35 inci maddesi ile 3 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin 2 nci maddesi gereğince görevinden alınmış…”
Bu kısa blog yazısında, konuya ilişkin mevzuat eksenli bir değerlendirme yapılacaktır.
TCMB’nin temel amacı fiyat istikrarını sağlamak olup[1] buna ilişkin görev ve yetkisini bağımsız olarak yerine getirmektedir[2].
TCMB Başkanı’nın görevden alınması kararında, 3 Numaralı Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin atamayı düzenleyen 2. maddesi ile 375 sayılı KHK[3]’nın ek 35. maddesine dayanılmıştır. 375 Sayılı KHK’nın ek 35. maddesinin fıkrası kararda belirtilmemişse de kanaatimizce ilgili görülen fıkra, maddenin aşağıda verilen 4. fıkrasıdır:
“Cumhurbaşkanınca süreli atanan üst kademe kamu yöneticileri, ilgili kanunlarda öngörülen görevden alma gerekçeleri yanında kurumsal hedeflere ulaşılamaması nedeniyle de süreleri tamamlanmadan görevlerinden alınabilirler.”
TCMB Başkanı’nın görevden alınmasında madde metninde geçen “kurumsal hedeflere ulaşılamaması” gerekçesine dayanıldığı düşünülmektedir. Kanaatimizce bu ibarede yer alan “kurumsal hedef” TCMB’nin kurumsal hedefi olup, görev ve yetkisini bağımsız olarak yerine getirme kanunî güvencesine sahip kurumun başka hedeflere göre değerlendirilmemesi gerekir. Bu nedenle görevden alma kararında 375. Sayılı KHK’nın Ek 35. maddesinin zikredilmesi isabetsiz olmuştur.
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 25. maddesinin birinci fıkrasına göre TCMB Başkanı, beş yıllık süre için Bakanlar Kurulu kararıyla atanmaktayken, 703 sayılı KHK’nın 151 maddesinin (h) bendi ile anılan fıkra ilga edilmiştir. TCMB Başkanının atanmasına ilişkin hüküm mülga olduktan sonra konu, 3 Numaralı “Üst Kademe Kamu Yöneticileri ile Kamu Kurum ve Kuruluşlarında Atama Usûllerine Dair Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’yle düzenlenmiştir. TCMB Başkanı anılan kararnameye ekli (I) sayılı cetvelde yer almaktadır ve Kararname’nin 2. maddesinin (2) numaralı fıkrasında “(2) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alan kadro, pozisyon ve görevlere Cumhurbaşkanı kararıyla, … atama yapılır.” şeklinde düzenlenmiştir.
TCMB Başkanı da dâhil olmak üzere ilgili cetvelde yer alanların görevden alınması aynı kararnamenin görev süresini düzenleyen maddede şu şekilde yer almaktadır:
“MADDE 4- (1) Bu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesine ekli (I) sayılı cetvelde yer alanların görev süresi, atandıkları tarihte görevde bulunan Cumhurbaşkanının görev süresini geçemez. Cumhurbaşkanının görevi sona erdiğinde, bunların görevi de sona erer. Ancak bunlar, yerlerine atama yapılıncaya kadar görevlerine devam eder. Görev süreleri sona erenler, yeniden atanabilir. Bunlar, görev süreleri sona ermeden de Cumhurbaşkanınca görevden alınabilir.”
Anılan kararnamenin anayasal dayanağını Anayasa’nın Cumhurbaşkanı’nın Görev ve yetkilerini düzenleyen 104/9 “Üst kademe kamu yöneticilerini atar, görevlerine son verir ve bunların atanmalarına ilişkin usul ve esasları Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle düzenler.” hükmü oluşturmaktadır. Bu alanın Cumhurbaşkanlığı Kararnamesinin mahfuz alanı olduğu, konunun kanunla değil yalnızca Cumhurbaşkanlığı Kararnamesiyle düzenleneceği görüşü doktrinde savunulmaktadır[4].
Öte yandan TCMB başkanının “görevinden af olunabilmesi”nin hüküm ve şartları da 1211 sayılı Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu’nun 28. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre TCMB Başkanı ancak mezkûr kanunun 27. maddesinde belirtilen ticaretle uğraşma veya bankalar ve şirketlerde hissedar olma yasağına aykırı davranması veyahut da 28. maddesinde belirtilen kendisine verilen görevlerin devamlı surette ifasını imkânsız kılacak durumların ortaya çıkması hallerinde görevinden af olunabilecektir.
TCMB Başkanı’nın görevden alınmasını düzenleyen 3 Numaralı Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin hükümleriyle 1211 sayılı TCMB Kanunu’nun görevden affı düzenleyen 28. maddesi aynı konuyu düzenleyen ve çatışan hükümlerdir.
Kanun ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’nin çatışması halinde hangi hükmün uygulanacağı Anayasa’nın m. 104/17 beşinci cümlesinde “Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile kanunlarda farklı hükümler bulunması halinde, kanun hükümleri uygulanır.” şeklinde belirtilmektedir. Konuyu düzenleyen kanun hükmü yürürlükteyken ve kanun ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi çatışmasında mahfuz kabulünde dahi bu alandaki konulara ilişkin ayrıca bir çatışma kuralı olmadığından, meselenin kanun hükümlerine göre çözülmesi gerekir. Şu halde kanun hükümlerinin uygulanması zorunlu olan durumda TCMB Başkanı’nın Kararname hükümlerine göre görevinden alınması Kanun’a ve Anayasa’ya aykırılık oluşturmaktadır.
Sonuç olarak, TCMB Başkanı’nın görevden alınmasını düzenleyen kanun hükümleri ile Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi hükümlerinin çatıştığı bu durumda Anayasa’ya göre kanun hükümleri uygulanmalıdır. TCMB başkanı ancak 1211 sayılı TCMB Kanunu’nun 27. maddesinde belirtilen ticaretle uğraşma veya bankalar ve şirketlerde hissedar olma yasağına aykırı davranması veyahut da 28. maddesinde belirtilen kendisine verilen görevlerin devamlı surette ifasını imkânsız kılacak durumların ortaya çıkması gerekçesi ile görevinden af olunabilir veya alınabilir. Kanaatimizce TCMB Başkanını – uygulanması gereken kanunda yer alan gerekçelere dayanmaksızın – görevden alan 2019/159 sayılı Cumhurbaşkanlığı Kararı, Anayasa m. 104/17 ve 1211 sayılı TCMB Kanun’u m. 28'e aykırılık teşkil etmektedir.

Dipnotlar


  1. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu
    m. 4/1 “Bankanın temel amacı fiyat istikrarını sağlamaktır. Banka, fiyat istikrarını sağlamak için uygulayacağı para politikasını ve kullanacağı para politikası araçlarını doğrudan kendisi belirler.” ↩︎

  2. Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası Kanunu
    m. 4/5 “Banka, bu Kanun ile kendisine verilen görev ve yetkileri, kendi sorumluluğu altında bağımsız olarak yerine getirir ve kullanır.” ↩︎

  3. 657 Sayılı Devlet Memurları Kanunu, 926 Sayılı Türk Silahlı Kuvvetleri Personel Kanunu, 2802 Sayılı Hakimler ve Savcılar Kanunu, 2914 Sayılı Yükseköğretim Personel Kanunu, 5434 Sayılı T.C. Emekli Sandığı Kanunu ile Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması, Devlet Memurları ve Diğer Kamu Görevlilerine Memuriyet Taban Aylığı ve Kıdem Aylığı ile Ek Tazminat Ödenmesi Hakkında Kanun Hükmünde Kararname ↩︎

  4. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi olarak adlandırılan yeni hükümet sisteminde Cumhurbaşkanı, yürütme yetkisine ilişkin konularda kaynağını doğrudan Anayasa’dan alan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (CBK) isimli düzenleyici işlem yapabilme yetkisini haizdir. CBK’ların genel çerçevesi Anayasa’nın 104. maddesinin 17. fıkrasında çizilmektedir. Dayanağını doğrudan Anayasa’dan alan ve Kanun Hükmünde Kararnamelerin aksine yetki kanunu gibi herhangi bir yasal düzenlemeye dayanma zorunluluğu bulunmayan CBK’lar yalnızca yürütme yetkisine ilişkin konularda çıkarılabilmektedir. Anayasa 123. maddesinin üçüncü fıkrasında “Kamu tüzelkişiliği, kanunla veya Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kurulur.” hükmüne yer vererek, hem kanun hem de CBK ile düzenlenebilecek alanlardan birine işaret etmiştir. Anayasa koyucunun ayrıca yürütme yetkisine ilişkin olan üst kademe kamu yöneticilerinin atanmalarına ilişkin usul ve esaslarının; bakanlıkların kurulması, kaldırılması, görevleri ve yetkileri, teşkilat yapısı ile merkez ve taşra teşkilatlarının kurulmasının; Devlet Denetleme Kurulunun işleyişi, üyelerinin görev süresi ve diğer özlük işlerinin; Milli Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliğinin teşkilatı ve görevlerinin CBK’larla düzenleneceğini vurgulaması, bu dört alanın yalnızca CBK’larla düzenlenebilecek, başka bir ifadeyle bu konularda kanun çıkarılamayacak alan olarak yorumlanmasına sebebiyet vermiştir.
    bkz. Atar, Y. (2018). Türk Anayasa Hukuku, Ankara: Seçkin Yayınları, s. 196-197.; Eren, A. (2018). Anayasa Hukuku Ders Notları (Genel Esaslar-Türk Anayasa Hukuku), İstanbul: On İki Levha Yayınları, s. 563; Gözler, K. (2018) Türk Anayasa Hukuku, Bursa: Ekin Kitabevi Yayınları, s. 867; Tunç, H. (2018). Türk Anayasa Hukuku (Ders Kitabı), Ankara: Gazi Kitabevi, s. 223-224; Ülgen, Ö. (2018). “Cumhurbaşkanlığı Kararnamelerinin Niteliği ve Türleri”, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, S. 1., s. 17; Yıldırım, T. (2017). “Cumhurbaşkanlığı Kararnameleri”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 23., S. 2., s. 16. ↩︎

Author image
Hakkında Taylan Barın
Ankara Websitesi
Anayasa Hukuku