Lexpera Blog

Vadeden Sonra Yapılan Ciro (Gecikmiş Ciro – TTK m.690)

Giriş

Emre yazılı senetler, ciro ve zilyetliğin devri yoluyla devredilir[1]. Emre yazılı senetler, lehtar tarafından teslim alındıktan sonra senedin ve senetteki hakkın özel şekline uygun olarak devri işlemine “ciro” adı verilmektedir. Ciro, emre yazılı senetlerde, senette mündemiç olan hakkı devretmeye, rehin etmeye veya tahsil etme yetkisi vermeye yönelik, belirli zaman dilimleri içerisinde yapılabilen, tek taraflı, yazılı ve soyut bir irade beyanıdır.

Ciro, senedin keşideci tarafından imzalanarak lehtara teslim edildiği andan itibaren yapılabilir. Şekil şartlarına uygun normal bir ciro, kural olarak, emre yazılı senedin devri için yapılmış sayılır. Vadeden sonra veya ödememe protestosu çekilebilecek sürenin sonuna kadar yapılan ciro da normal bir ciro olarak kabul edilmektedir. Bu süre dolduktan sonra yapılan ciroya “gecikmiş ciro” adı verilmektedir. Gecikmiş ciro 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nda “vadeden sonraki ciro” başlığı altında 690. maddede cironun bir şekli olarak hüküm altına alınmıştır.

Gecikmiş ciro hakkındaki bazı konuların açıklığa kavuşturulması ve konu ile ilgilenen kişilere faydalı olması temennisiyle bu makalede gecikmiş ciro kavramı ve hukuki sonuçları ele alınmıştır.

Gecikmiş Ciro Kavramı

Ciro, kural olarak vadeye kadar yapılabilir (TTK. m.690. Ancak ödeme protestosu çekilmeden veya ödeme protestosu çekilebilecek sürenin sonuna kadar (ödeme gününü takip eden iki iş günü içinde- TTK m.714/3) yapılan ciro da normal bir ciro olarak kabul edilmektedir. Bu süre dolduktan sonra yapılan ciro (gecikmiş ciro) ise, alacağın temliki hükmündedir[2].

Cironun ne zaman (ödememe protestosu veya ödememe protestosunun çekilebileceği süreden önce mi sonra mı) yapıldığı tespit edilemiyorsa, ciro normal cirodur; alacağın temliki hükmünde değildir (TTK m.690/2)[3].

Gecikmiş ciro, senedin emre yazılı olma özelliğini ortadan kaldırmaz[4].

Gecikmiş ciro, alacağın temliki hükmünde olduğu için bonoda senedi bu şekilde iktisap eden kişi 10 yıl süre ile keşideciye başvurabilir.

Kural olarak ciro, vadeye kadar yapılabilir. Yani ilke, cironun vadeden önce yapılmasıdır. Çünkü vadede senedin devri için değil, tahsili için çaba sarf edilir. Ancak, vadede ciro yapılmasına bir engel de yoktur. Özellikle ciro şerhinde ciro tarihinin bulunması zorunlu olmadığından, tarihsiz bir ciro gerçekte vadeden sonra yapılmış olsa bile, aksi ispat edilene kadar vadeden önce yapılmış kabul edilir (TTK. m.690/2). Burada bir yasal karine söz konusu olup, karinenin aksini ispat iddia edene düşer[5]. Gecikmiş cironun şekli, kanun ve uygulamadaki cironun şeklidir. Sadece tarih ön plana çıkmaktadır.

Gecikmiş Cironun Hukuki Niteliği ve Sonuçları

TTK m. 690’a göre; “(1) Vadenin geçmesinden sonra yapılan ciro, vadeden önce yapılan bir cironun hükümlerini doğurur; ancak, ödenmeme protestosundan veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, sadece alacağın temliki hükümlerini doğurur.

(2) Aksi sabit oluncaya kadar tarihsiz bir ciro protestonun düzenlenmesi için öngörülen sürenin geçmesinden önce yapılmış sayılır.”.

Gecikmiş ciro alacağın temliki hükümlerini doğurur. Senet ciro ile el değiştirmekle birlikte kanun alacağın temliki sonuçlarını bağladığından devralan, senedi gecikmiş ciro ile devredenin hukuki vaziyetini devralmış olur. Dolayısıyla bundan sonraki devirlerde ciro, tedavül güvenliğini arttırıcı işlevini kaybeder. Cironun teminat işlevi, ileri sürülebilecek def’iler üzerindeki sınırlandırıcı etkisi gecikmiş ciroda söz konusu olmaz. Zira senedin ödenmemesi üzerine protesto çekilmesinden veya protesto için öngörülen sürenin dolmasından sonra bononun tedavül amacı ortadan kalkar. Kanun koyucu gecikmiş ciroyu alacağın temliki hükmünde kabul ederek emre yazılı senedin sahip olduğu tedavül kabiliyetini tamamen ortadan kaldırmasa da en düşük seviyede tutmak istemiştir[6].

Gecikmiş cironun alacağın temliki hükmünde olması sadece bu ciro ve sonraki devirler açısından geçerlidir. Senedi gecikmiş ciro ile devredene karşı ileri sürülebilecek def’iler senedi gecikmiş ciro ile devralana ve sonraki devralanlara karşı ileri sürülmeye devam eder. Buna göre senedi gecikmiş ciro ile ilk devreden nasıl ki önceki cirantalara başvurabiliyor ve önceki cirantalar bu devredene karşı şahsi def’ilerini ileri süremiyorlardı ise senedi alacağın temliki hükmünde bir ciroyla devralan hamile karşı da şahsi def’ilerini ileri süremeyeceklerdir. Bu şekilde iki farklı hak sahibi grubu-çevresi oluşur ve hak sahipliği tespit edilirken normal cirolar arasındaki teselsül ile gecikmiş cirolar arasındaki teselsül ayrı değerlendirmeye tabi tutulur. Sadece senedi protesto ettiren yani senedi normal ciroyla son devralan kişi veya senedi ödeyen başvuru alacaklısı ilk gecikmiş cironun cirantası olabilir. Protestodan önce yapılan son normal cironun beyaz ciro şeklinde yapıldığı hallerde gecikmiş ciro zincirinin bütünlüğü, ancak protestoyu çektiren kişi ile ilk gecikmiş ciroyu yapan kişinin aynı kişi olması halinde mümkün olur[7].

Senedin vadede ödenmemesi durumunda, hamil müracaat hakkını kullanarak diğer imza sahiplerine başvurabilir. Hamilin müracaat hakkını kullanabilmesi için “ödememe protestosu” düzenletmesi gerekir. Ödememe protestosu, vadeyi takip eden iki işgünü içinde düzenletilebilir (TTK. m.714/3). İşte, bononun ibrazına rağmen vadede ödeme yapılmamış ve hamil tarafından ödememe protestosu çekilmemiş ise, bu iki günlük süre içerisinde de ciro yapmak mümkündür[8]. Bu süre içerisinde yapılan ciro yine aksi ispat edilene kadar protesto süresinin geçmesinden önce yapılmış sayılır (TTK. m.690/2). Dolayısıyla alacağın temliki hükümleri uygulanmaz; normal ciro işlevini icra eder.

Buna karşılık, vadede bononun ibrazına rağmen ödeme yapılmamış, bunun üzerine hamil ödememe protestosu düzenletmiş[9] ve protestodan sonra senet ciro edilmişse, artık bu ciro alacağın temliki hükmündedir. Aynı şekilde, senedin vadesinde ödenmemesine rağmen hamil protesto düzenletmemiş olsa bile protesto süresi (vade + iki iş günü) geçtikten sonra yapılan ciro –bu durumun ispat edilmesi şartıyla- alacağın temliki hükümlerine tabi olur (TTK. m.690/1)[10]. Protesto süresi geçtikten sonra veya protesto çekildikten sonra yapılan ciroların alacağın temliki hükümlerine tabi olması bononun kıymetli evrak vasfının kaybına neden olmaz. Bununla birlikte, cironun alacağın temliki hükmünde olması nedeniyle cironun teminat fonksiyonu ve kişisel defilerin ileri sürülmesi bakımından farklılıklar oluşur. Böyle bir ciro söz konusu olduğunda, cironun teminat fonksiyonu ortadan kalkar, bu ciroyu takip eden diğer cirolar da alacağın temliki hükmünde olur. Ayrıca, kişisel defilerin devralana karşı ileri sürülmesi mümkün hale gelir[11].

Burada üzerinde durulması gereken bir başka konu da gecikmiş (vadeden sonra yapılan) cironun senedin tahvili (senedin hukuki niteliğinin değiştirilmesi) niteliğinde olup olmadığıdır. Nitekim ödememe protestosundan veya bu protesto için öngörülen sürenin (ödeme gününü takip eden 2 iş gününün) dolmasından sonra yapılan ciro (gecikmiş ciro), alacağın temliki hükümlerine tabidir. Cironun öngörülen sürenin dolmasından sonra yapılması halinde, senedin devir şekline ilişkin kurallar farklılaştığı için bu durum hatalı olarak kanuni tahvile örnek olarak gösterilebilmektedir[12]. Ancak kanaatimizce gecikmiş ciro, tahvile örnek olarak gösterilemez[13]. Çünkü gecikmiş ciroda, senedin hukuki niteliği ve senedin türü değişmemektedir[14].

Alacağın temlikinde -ivazsız temliklerde- temlik eden açıkça taahhüt etmedikçe borçlunun ödeme gücünü muhafaza edeceğini taahhüt etmiş değildir. Bir başka deyişle, alacağın temlikinde kural olarak teminat fonksiyonu yoktur. Bu yüzden, gecikmiş ciro ile senedi devralan kimsenin, kendisinden öncekilere müracaat etmesi söz konusu olamaz[15].

Bonoda, a) Senedi, tekrar ciro edilmesini yasaklayarak devreden, b) Senedi tahsil cirosu ile devreden, c) Senede sorumsuzluk kaydı koyan ve d) Senedi gecikmiş ciro ile devreden cirantalar müracaat borçlusu sayılmaz.

Dolayısıyla senedi gecikmiş ciro ile devreden ciranta (gecikmiş cironun sahibi), müracaat borçlusu değildir. Diğer bir ifade ile senedi gecikmiş ciro ile devreden ciranta, müracaat borçlusu olarak sorumlu değildir; ancak alacağın temliki nedeniyle temlik eden sıfatıyla sorumludur.

TTK m. 682/1’e göre “Cironun kayıtsız ve şartsız olması gerekir. Cironun bağlı tutulduğu her şart yazılmamış sayılır”. Bununla birlikte TTK’nın 685. maddesi gereğince ödememeden sorumsuzluk ya da tekrar cironun yasaklanmasına dair kayıtlar konulabilir.

Gecikmiş cironun aynı zamanda bir geriye ciro olması yani gecikmiş cironun önceki cirantalardan birisine yapılmış olması halinde ise bu kişiler ilk ciro ile edindikleri konumlarına döndüklerinden, borçlu gecikmiş cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olduğundan bahisle devredene karşı sahip olduğu kişisel defileri hamile karşı ileri süremez[16].

Gecikmiş cirodan sonra uyuşmazlık halinde TTK hükümlerine değil alacağın temliki ile ilgili olarak TBK hükümlerine müracaat edilir. Borçlu (gecikmiş ciro ile) devredene karşı ileri sürebileceği defileri devralana karşı da ileri sürebilir[17]. Ancak senedi gecikmiş ciro ile alan, alacağın temliki hükümlerine göre cirantanın yerine geçeceği ve onun haklarına halef olacağı için, gecikmiş ciro öncesindeki normal ciro zincirinde bulunan müracaat borçlularına da başvurabilir. Bu durumda müracaat borçluları şahsi defilerini hamile karşı ileri süremez; ancak gecikmiş ciro ile devreden cirantaya karşı ileri sürebilecekleri müstesna. Nitekim bu durumda hamil bu cirantanın haklarına halef olmuştur.

TBK’nın 183 vd. maddelerine göre alacağı devreden -bir edim karşılığında alacağı devrettiği durumlarda- devralana karşı, devir sırasında alacağın varlığını ve borçlunun ödeme gücüne sahip olduğunu garanti etmiş olur. TBK’nın m. 191 vd. garanti yükümlülüğüne ilişkin hükümler düzenleyici niteliktedir. Bir diğer ifadeyle bu hükümler emredici nitelikte olmadığından taraflar aksini kararlaştırabilir[18]. Dolayısıyla bonoyu gecikmiş ciro ile (veya alacağın temliki ile) devreden, senede sorumsuzluk kaydı (veya benzer kayıtlar) koyabilir.

Alacağın temliki, devreden ile devralan arasındaki ilişki bakımından ifa yerine ya da ifa uğruna devir olabilir. İfa yerine devirde devreden devralana olan borcunun ifası yerine geçmek üzere 3. kişiden olan alacağını devretmektedir. Bu halde devredenin devralana borcu alacak devredildiği (temlik edildiği) anda sona erer. Borcun sona ermesi alacak devrinin ivazını oluşturur[19]. İfa uğruna devirde ise, alacağı devralanın devredilen alacağı tahsil ederek devredenin kendisine olan bir borcuna mahsup etmesi söz konusudur. Buna göre ifa uğruna devirde, devredenin devralana olan borcu alacağın temliki anında değil, devralanın kendisine devredilen alacağı tahsil ettiği anda (ve tahsil edebildiği ya da gereken özeni gösterseydi tahsil edebileceği oranda) son bulur (TBK m. 192. Bu nedenle alacağın temlikinin, devreden ve devralan arasındaki ilişki bakımından ifa yerine mi ifa uğruna mı olduğunun tespiti önem taşır. Alacağın temlikinin asıl borç yerine geçmek üzere yapıldığı belirtilmedikçe ifa uğruna devir olduğu kabul edilmektedir[20].

Son olarak ceza hukuku bakımından bir çekin gecikmiş cirosuna değinmekte fayda görmekteyiz. Yargıtay[21] cezai sorumluluk açısından gecikmiş cironun, senet hamiline şikâyet hakkı tanımayacağını kabul etmektedir[22]. Yargıtay’ın bu kararı uygulamada istikrar kazanmıştır. Çekte vade bulunmamaktadır. “Vadeden sonraki ciro” kavramı çekte doğru bir ifade olmayacaktır. Ancak çekin ödenmemesi söz konusu olabilir. Ödenmeme protestosundan veya bu protestonun düzenlenmesi için öngörülmüş sürenin geçmesinden sonra yapılan ciro, alacağın temliki hükümlerini doğurur. Ayrıca ibraz süresi içinde muhatap bankaya ciro edilmeyen ve tedavüle devam eden bir çekte, ibraz süresi geçtikten sonra yapılan ciroların alacağın temliki hükümlerine tabi olduğu açıktır (bkz. 793)[23]. Yargıtay’a[24] göre, ibrazdan sonra alacaklının çekte hak sahibi olabilmesi için, adına alacağın temliki sonucunu doğuran bir cironun bulunması gerekir.

Sonuç

Emre yazılı senetler, ciro ve zilyetliğin devri yoluyla devredilir. Ciro, kural olarak, vadeden önce yapılır. Ancak uygulamada vadeden sonra da ciro yapıldığı görülmektedir. Vadeden sonra yapılan ciro, gecikmiş cirodur. Kanun, gecikmiş cironun “alacağın temliki” hükümlerine tabi olduğunu düzenlemiştir. Gecikmiş cironun alacağın temliki hükümlerine tabi olması, özellikle defilerin ileri sürülmesinde olmak üzere farklı hukuki durumları ortaya çıkarmaktadır. Örneğin, normal cirodan (vadeden önce yapılan cirodan) farklı olarak, senedi gecikmiş ciro ile devredene karşı ileri sürülebilecek şahsi def’iler, senedi gecikmiş ciro ile devralana ve sonraki devralanlara karşı da ileri sürülebilmektedir.

Senedi devralan iyiniyetli üçüncü kişiler açısından sadece senedin yarattığı görünüşün önem taşıdığı kıymetli evraklar, kamu itimadına mazhar senetlerdir. Kıymetli evrak niteliğindeki (kamu itimadına mazhar) senetlerde iyiniyetli üçüncü kişilerin; senette yazılı hususların var olduğuna ve senet metninden anlaşılmayan hususların kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğine ilişkin güvenleri korunmaktadır. Bir kıymetli evrakın kamu itimadına mazhar olmasının en önemli sonucu; senetten anlaşılamayan defilerin, iyiniyetli hamile karşı ileri sürülememesidir.

Gecikmiş ciro ile emre yazılı bir senedin kamu itimadına mazhar olma özelliği ortadan kalkmaktadır. Gecikmiş cironun alacağın temliki hükümlerine bağlı olması devredenin tüm haklarının devralana geçmesi sonucunu doğurmaktadır. Bu itibarla, nasıl ki, nama yazılı bir kambiyo senedinde, borçlu, devredene karşı ileri sürebileceği ve senet metninden anlaşılamayan haklarını dahi iyiniyetli hamile karşı ileri sürebilmektedir; aynı şekilde gecikmiş ciro ile yapılan devirlerde de borçlu (senet metninden anlaşılsın anlaşılmasın) devredene karşı ileri sürebileceği (şahsi defiler dahil) tüm defileri devralanlara karşı ileri sürebilmektedir. Diğer taraftan, senedi gecikmiş ciro ile alan hamil kural olarak, alacağın temliki hükümlerine göre cirantanın yerine geçeceği ve onun haklarına halef olacağı için, gecikmiş ciro öncesindeki normal ciro zincirinde bulunan müracaat borçlularına da başvurabilir. Bu durumda müracaat borçluları (gecikmiş ciro ile devreden cirantaya karşı ileri sürebilecekleri müstesna) şahsi defilerini hamile karşı ileri süremez. Nitekim son durumda hamil bu cirantanın haklarına halef olmuştur.

Ancak ivazsız temlikin söz konusu olduğu alacağın temliki durumunda, temlik eden açıkça taahhüt etmedikçe borçlunun ödeme gücünü muhafaza edeceğini taahhüt etmiş değildir. Bir başka deyişle, bu hallerde alacağın temlikinde kural olarak teminat fonksiyonu yoktur. Bu yüzden, bir edim karşılığı olmadan gecikmiş ciro ile senedi devralan kimsenin, kendisinden öncekilere müracaat etmesi söz konusu olamaz.

Bonoda, a) Senedi, tekrar ciro edilmesini yasaklayarak devreden, b) Senedi tahsil cirosu ile devreden, c) Senede sorumsuzluk kaydı koyan ve d) Senedi gecikmiş ciro ile devreden cirantalar müracaat borçlusu sayılmaz. Dolayısıyla senedi gecikmiş ciro ile devreden ciranta (gecikmiş cironun sahibi), müracaat borçlusu değildir. Diğer bir ifade ile senedi gecikmiş ciro ile devreden ciranta, müracaat borçlusu olarak sorumlu değildir; ancak alacağın temliki nedeniyle temlik eden sıfatıyla sorumludur.

Çeklerde de gecikmiş ciro söz konusu olabilir. Ancak çekte vadeden değil, ibraz süresinden bahsedilebilir. İbraz süresi geçtikten sonra yapılan cirolar alacağın temliki hükümlerine tabidir. Ayrıca Yargıtay’a göre süresinde ibraz edilmeyen çek kambiyo vasfını kaybeder. Yine uygulamada gecikmiş cironun, çek hukuku kapsamında cezai sorumluluk açısından senet hamiline şikâyet hakkı tanımayacağı Yargıtay’ca kabul edilmektedir.


Dipnotlar


  1. TTK. m. 647. “Bir kambiyo senedi, sarahaten emre yazılı olmasa dahi ciro ve teslim yoluyla devir olunabilir. Cironun kayıtsız ve şartsız olması, senet veya alonj üzerine yazılması, cirantanın imzasını ihtiva etmesi lazımdır. Bir kambiyo senedi; temlik, terhin veya tahsil olmak üzere üç maksatla ciro olunabilir, temlik cirosu; senetle mündemiç hakkın kayıtsız ve şartsız yeni hamile devir ve temlikini tazammun eder. Bu netice, maksadı ifade edici bir meşruhatla (kapalı ciro) veya yalnız senedin arkasın(a) ve açığa bir imza konularak (açık ciro) ile mümkün olur...”. Bkz. YİBK, 05.11.1969, E. 1969/6, K. 1969/7. ↩︎

  2. Kabul etmeme protestosu çekildikten sonra yapılan ciroyu da alacağın temliki hükmünde saymak gerekir. Çünkü kabul etmeme protestosu çekilen hallerde ödememe protestosu çekilmesine gerek yoktur. ↩︎

  3. Abuzer Kendigelen/İsmail Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, Genel Esaslar, Kambiyo Hukuku, İstanbul 2019, s. 216 vd. ↩︎

  4. Bu konuda tartışmalar mevcuttur. Ancak görüşümüze göre, Kanun ve Yargıtay vadeden sonra yapılan ciro için senedin vasfına değil, yapılan ciroya alacağın temliki hükümlerini bağlamıştır. Bir emre yazılı senette hem vadeden önce hem vadeden sonra ciro bulunabilir. Vadeden önce yapılan cirolar, normal ciro olarak hüküm ve sonuç doğurmaktadır. Ancak vadeden sonra yapılan cirolar ve akabinde gerçekleşen cirolar alacağın temliki hükümlerine bağlıdır. Senet yine Kanundaki vasfını korumaktadır. Ancak süresinde bankaya ibraz edilmeyen çekin kambiyo vasfını kaybedeceğini ve TTK m. 793 uyarında alacağın temliki hükümlerine tabi olacağı yönünde Yargıtay kararları mevcuttur. Burada “süresi içinde ibraz edilmeyen çek”e sonuç bağlanmıştır. Bkz. 19. HD. 11.09.2017, E. 10529, K. 5734. İbrazdan sonra yapılan cirolar alacağın temliki hükümlerine bağlıdır. 10. CD. 13.05.2010, E. 2008/10817, K. 2010/11607. ↩︎

  5. Bkz. HGK. 08.11.2006, E. 2006/12-683, K. 687. ↩︎

  6. Abdullah Revaha Gencer, Kıymetli Evrakta Ciro Kavramı, İstanbul 2020, s. 69. ↩︎

  7. Gencer, s. 69 vd. ↩︎

  8. Görüldüğünde vadeli senetlerde ödememe protestosu çekilmesi bakımından diğer vadelerde söz konusu olan iki iş günlük süre geçerli değildir. Bkz. Hüseyin Ülgen (Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya), Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2015, s. 156, N. 568. Görüldüğünde vadeli senetler, keşide tarihinden itibaren bir yıl içerisinde ödeyecek kişiye ibraz edilerek ödeme talep edilebilir. Bu süre içerisinde tekrar tekrar ibraz mümkündür. Bu yüzden vadeden sonra ilave bir süre tanınmasına gerek duyulmaz. Bir yıllık süre içinde senet ibraz edilmemiş veya ibrazına karşın ödenmemiş ve ödememe protestosu düzenlettirilmemişse müracaat hakkı düşer (TK. m.730/1-a). ↩︎

  9. Doktrinde kabul etmeme protestosu çekildiği takdirde ödememe protestosu çekilmesine gerek kalmamasından hareketle, kabul etmeme protestosu çekildikten sonra yapılan cironun da alacağın temliki hükmünde olduğu ileri sürülmektedir. Bkz. Reha Poroy/Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 2013, s. 184; Tamer Bozkurt, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2012, s. 112; aksi yönde bkz. Ayşe Şahin, Kambiyo Senetlerinde Gecikmiş Ciro’ya Bağlı Hukuki Sonuçlar, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, Ankara 2010, s.1935-1936. ↩︎

  10. Kanunda “vadeden sonraki ciro” olarak nitelendirilen bu ciro, doktrinde “gecikmiş ciro” olarak nitelendirilmektedir. Bkz. Hasan Pulaşlı, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 3. Baskı, Ankara 2013, s. 190; Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, Ankara 1997, s. 572. Ayrıntılı bilgi için bkz. Şahin, s.1925 vd. ↩︎

  11. Şahin, s. 1944; Bozkurt, s. 114. “TTK’nun 602. maddesinde ‘ödenmeme protestosundan yahut bu protestonun tanzimi için muayyen olan müddetin geçmesinden sonra yapılan ciro ancak alacağın temliki hükümlerini meydana getirir’ hükmü öngörülmüştür. Senetlerin bu tarihten sonra ciro edilmeleri kıymetli evrak niteliklerini kaybetmesine neden olmaz. Sadece def’iler yönünden alacağın temliki hükümlerinin uygulanmasını gerektirir (HGK 13.3.1970, E. 69 İcra İflas, K. 898’de bu doğrultudadır).” 12. HD. 18.06.2001, E. 9794, K. 10915; 12. HD. 3.3.2005, E. 759/4497. Ancak Öztan’a göre, temlik edene karşı ileri sürülebilecek defiler senedi gecikmiş ciro ile devralana karşı da ileri sürülebilir. Bkz. Öztan, s. 572. ↩︎

  12. Bkz. Yaşar Karayalçın, Ticari Senetler (Kambiyo Senetleri), 4. Baskı, Ankara 1970, s.34; Halil Arslanlı, Ticari Senetler Dersleri, İstanbul 1954, s. 26; Ernst E. Hirş, Ticaret Hukuku Dersleri, İstanbul 1939, s. 479; Naci Kınacıoğlu, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1999, s. 50. ↩︎

  13. Aynı yönde bkz. Helvacı (Ülgen/Kendigelen/Kaya), Kıymetli Evrak, s. 80; Ali Bozer/Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2013, s. 28, dn.18; Mertol Can, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2012, s. 35; Aytekin Çelik, Ticaret Hukuku, Ankara 2019, s. 382. ↩︎

  14. Bkz. 12. HD. 14.06.1971, E. 1971/6702 K. 1971/6715: “Vadeden sonra yapılan ciro, senedin vasfını ve geçerliğini etkilemeyeceği göz önünde tutulup…”. ↩︎

  15. Hayri Bozgeyik, Poliçede Müracaat Hakkı, Ankara 2003, s. 38. ↩︎

  16. Cengiz Kutlu, Kambiyo Senetlerinin Devri, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli 2013, s. 102. ↩︎

  17. Numan Sabit Sönmez, Kambiyo Senetlerinde Şahsi Defiler, İstanbul 2019, s. 101. ↩︎

  18. M. Kemal Oğuzman/M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, İstanbul 2012, C. 2 s. 563. Hüseyin Can Aksoy, Alacağı Temlik Edenin Kanundan Doğan Garanti Sorumluluğunun Ekonomi Hukuku Prensipleri Işığında Değerlendirilmesi, Ankara Barosu Dergisi, 2012/1, s. 151. ↩︎

  19. Oğuzman/Öz, s. 567. ↩︎

  20. Oğuzman/Öz, s.568. ↩︎

  21. “...ibraz süresi içinde hamiline yazılı çekleri M’ye vermek suretiyle ciro etmiş, “M” de ibraz süresi içinde yasal hamil sıfatıyla muhatap bankaya ödeme için çekleri ibraz etmiş, karşılıksız bulundukları arkalarına yazılı çekler bu aşamadan sonra ... “A”’ya ciro edilmiştir. Muhatap bankaya çekleri ödeme için ibraz anında yasal hamil “M” dir. Bu aşamadan sonra çeklerin ciro (devir) yoluyla “A” ya geçmesi olanaklı olmayıp ancak BK.’nun 162 vd. maddelerinde düzenlenen alacağın temliki hükmündedir... Ödeme için ibraz anında yasal hamil “A” olmayıp “M” olduğundan … Çekin ibrazından sonra bu çeki ciro suretiyle alan kimse, bu çeke temlik yolu ile sahip olmuş sayılır (TK 705) çeki bu biçimde alanın şikâyet hakkı yoktur.”. YCGK. 22/10/1990, E.7-222, K.327. Karar için bkz. Muharrem Gençtürk, 5941 Sayılı Yeni Çek Kanuna Göre Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçunda Şikâyet Hakkı, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Y.2010, C.15, S.2 (s.237-257), s. 244, dp. 28. ↩︎

  22. Aynı görüşte bkz. Abuzer Kendigelen, Çek Hukuku, İstanbul 2006, s. 173; Öztan, s. 321. ↩︎

  23. Bkz. Yarg.10. CD. 13.05.2010, E. 2008/10817, K. 2010/11607. ↩︎

  24. “…Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 24.04.1996 tarihli 1996/12-136 esas ve 1996/288 karar sayılı kararında da açıklandığı gibi, hamile yazılı bir çekin bankaya, ibrazından sonra ciro edilmeksizin başkasına elden devri olanaksızdır. İbrazdan sonra alacaklının çekte hak sahibi olabilmesi için TTK'nun 705. maddesi uyarınca adına alacağın temliki sonucu doğuran bir cironun bulunması gerekir.”. 12. HD. 27.01.2014, E.2014/624, K.2014/1974. ↩︎

Kaynakça

Abdullah Revaha Gencer, Kıymetli Evrakta Ciro Kavramı, İstanbul 2020.

Abuzer Kendigelen, Çek Hukuku, İstanbul 2006.

Abuzer Kendigelen/İsmail Kırca, Kıymetli Evrak Hukuku, Genel Esaslar, Kambiyo Hukuku, İstanbul 2019.

Ali Bozer/Celal Göle, Kıymetli Evrak Hukuku, 3. Baskı, Ankara 2013.

Ayşe Şahin, Kambiyo Senetlerinde Gecikmiş Ciro’ya Bağlı Hukuki Sonuçlar, Prof. Dr. Fırat Öztan’a Armağan, Ankara 2010, (s.1925-1966).

Aytekin Çelik, Ticaret Hukuku, Ankara 2019.

Cengiz Kutlu, Kambiyo Senetlerinin Devri, (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), Kocaeli Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kocaeli 2013.

Ernst E. Hirş, Ticaret Hukuku Dersleri, İstanbul 1939.

Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, Ankara 1997.

Halil Arslanlı, Ticari Senetler Dersleri, İstanbul 1954.

Hasan Pulaşlı, Kıymetli Evrak Hukukunun Esasları, 3. Baskı, Ankara 2013.

Hayri Bozgeyik, Poliçede Müracaat Hakkı, Ankara 2003.

Hüseyin Can Aksoy, Alacağı Temlik Edenin Kanundan Doğan Garanti Sorumluluğunun Ekonomi Hukuku Prensipleri Işığında Değerlendirilmesi, Ankara Barosu Dergisi, 2012/1, s. 151 vd.

Hüseyin Ülgen (Mehmet Helvacı/Abuzer Kendigelen/Arslan Kaya), Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2015.

M. Kemal Oğuzman/M. Turgut Öz, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, C. 2, İstanbul 2012.

Mertol Can, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 2012.

Muharrem Gençtürk, 5941 Sayılı Yeni Çek Kanuna Göre Karşılıksız Çek Keşide Etme Suçunda Şikâyet Hakkı, Süleyman Demirel Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Y.2010, C.15, S.2 (s.237-257).

Naci Kınacıoğlu, Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara 1999.

Numan Sabit Sönmez, Kambiyo Senetlerinde Şahsi Defiler, İstanbul 2019.

Reha Poroy/Ünal Tekinalp, Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, İstanbul 2013.

Tamer Bozkurt, Kıymetli Evrak Hukuku, İstanbul 2012.

Yaşar Karayalçın, Ticari Senetler III Kambiyo Senetleri, 4. Baskı, Ankara 1970.

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.