Lexpera Blog

Elektronik Mühür ve Türk Ticaret Kanunu’nda Yapılan Yeni Düzenlemeler

Bilindiği üzere, 7263 sayılı “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun[1] (7263 sayılı Kanun) Resmi Gazetede yayımlanmış[2] bulunmaktadır. Söz konusu kanun teklifinin genel gerekçesi, özü itibariyle şöyledir:

Emek yoğun ekonomiden, bilgi ve teknoloji yoğun ekonomiye geçişin en önemli parametrelerinden biri de Teknoloji Geliştirme Bölgeleridir. Yaygın bilinen adıyla Teknoparklar ülkelerin araştırma geliştirme (AR-GE), teknoloji ve patent üretim merkezleri olarak tanımlanabilir. Bir başka ifadeyle ise; Teknoparklar; üniversiteler/araştırma kurumları ve sanayi kuruluşlarının aynı ortam içerisinde araştırma, geliştirme ve inovasyon çalışmalarını sürdürdükleri; birbirleri arasında bilgi ve teknoloji transferi gerçekleştirdikleri; akademik, ekonomik ve sosyal yapının bütünleştiği organize araştırma ve iş geliştirme ekosistemleridir.

2001 yılında 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile yasal zemine kavuşan Teknoloji Geliştirme Bölgeleri; üniversiteleri, araştırmacıları, iş dünyasını bir araya getirerek, teknoloji üretimi ve ürünlerin ticarileşmesine izin vermektedir. 2001 yılından itibaren uygulanmaya başlanan Kanun neticesinde 85 tane Teknoloji Geliştirme Bölgesi kurulmuştur. Bunlardan 71 tanesi çalışmalarını sürdürmekte iken, diğerleri yapılaşmalarını tamamlama aşamasındadır.

Ağustos 2020 itibarıyla; faaliyette olan teknokentlerde Ar-Ge çalışmalarını yürüten firmaların sayısı 5.920’ye ulaşmıştır. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde, 2020 yılı Ağustos ayı itibarıyla toplam 60.757 personele istihdam sağlanmıştır. Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde tamamlanan Ar-Ge proje sayısı 36.963, yürütülen Ar-Ge projesi 10.208 adettir. Yabancı sermaye açısından baktığımızda; Teknoloji Geliştirme Bölgelerinde toplam 317 yabancı/yabancı ortaklı firma yer almaktadır. Bölgelerde faaliyet gösteren firmalar tarafından tescil ettirilen patent sayısı 1.201 ve başvuru süreci devam eden patent sayısı 2.734’tür.

6676 sayılı Araştırma ve Geliştirme Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunla; ülkemizin Ar-Ge ekosistemine önemli katkı sağlayan düzenlemeler hayata geçirilmişti. Bu düzenlemelerin uygulamaya geçmesinden sonraki süreçte sahadan alınan geribildirimler, teknolojik gelişim ve dönüşüm ile ortaya çıkan ihtiyaçlar gözetilerek iş bu Teklifte ilgili düzenlemelere yer verilmiştir. Teklif ile temelde; Ar-Ge insan kaynağı kapasitesini artırma, teknoloji ve yenilikçi şirketlerin ortaya çıkmasını ve gelişimini destekleme, üniversite-sanayi işbirliğini geliştirme ve kurumsallaştırma, Ar-Ge ve yenilik ekosistemini güçlendirme amaçlanmıştır.

4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ve 5746 sayılı Araştırma, Geliştirme ve Tasarım Faaliyetlerinin Desteklenmesi Hakkında Kanun ile oluşturulan yapılar birbirini tamamlayan bir ekosistem oluşturmuştur. Bundan sonraki süreçte de; ülkemiz Ar- Ge ve yenilik ekosisteminin daha da geliştirilmesi için her iki Kanunun birbirini tamamlayıp ve destekleyerek belirli bir noktaya gelen teknoloji yoğun çalışmaların daha da katma değerli hale getirilmesi amaçlanmıştır.

Diğer taraftan, Teklifle; 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununda değişiklikler yapılarak; elektronik sertifika hizmet sağlayıcısının nitelikli elektronik sertifika verdiği kişilerin kimlik bilgilerini Türkiye Cumhuriyeti kimlik kartı vasıtasıyla uzaktan güvenilir biçimde tespit etmesi halinde, nitelikli sertifikayı kimlik kartına yükleyebileceği düzenlenmiş, elektronik mühür ve elektronik mühür sahibi tanımlanmakta, elektronik mührün işlevi ve niteliği hükme bağlanmıştır.

Bu çalışmada, 7263 sayılı Kanunla getirilen diğer düzenlemeler dışarıda tutularak, sadece elektronik mühür ve TTK düzenlemeleri yer alacaktır.

1. Elektronik Mühür

7263 sayılı Kanun’un 14’üncü maddesiyle 5070 sayılı Elektronik İmza Kanununa aşağıdaki ek madde eklenmiştir.

“Elektronik mühür, başka bir elektronik veriye eklenen veya elektronik veriyle mantıksal bağlantısı bulunan ve mühür sahibinin bilgilerini doğrulama amacıyla kullanılan elektronik veridir.

Elektronik mühür sahibi; elektronik mührü oluşturan kamu kurum ve kuruluşları, kamu idareleri, kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşları ve üst kuruluşları, kamu ve özel hukuk tüzel kişileri ile yargı mercileri ve noterliklerdir.

Elektronik mühür, elektronik belgenin veya verinin mühür sahibi tarafından oluşturulduğunu, belgenin veya verinin kaynağını ve bütünlüğünü garanti eden delil kaydıdır.

Elektronik mühür, resmî mühür dâhil her türlü fiziki mühür ile aynı hukuki niteliği haizdir.

Elektronik mühür oluşturma amacı ile ilgili mühür sahibinin rızası veya talebi dışında; mühür oluşturma verisi veya mühür oluşturma aracını elde eden, veren, kopyalayan ve bu araçları yeniden oluşturanlar ile izinsiz elde edilen mühür oluşturma araçlarını kullanarak izinsiz elektronik mühür oluşturanlar bir yıldan üç yıla kadar hapis ve elli günden az olmamak üzere adlî para cezasıyla cezalandırılırlar. Suçun elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı çalışanları tarafından işlenmesi halinde, bu cezalar yarısına kadar artırılır.

Kanunlarda yer alan elektronik imzaya ilişkin hükümler, kıyasen elektronik mühür hakkında da uygulanır.

Elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının kanunlarda yer alan elektronik imza ile ilgili hak, yetki ve yükümlülükleri, elektronik mühür hakkında da uygulanır. Bu yükümlülüklere aykırı hareket eden elektronik sertifika hizmet sağlayıcıları hakkında 18 inci maddede belirtilen idari para cezaları uygulanır.”

Maddeyle, 5070 sayılı Kanuna “elektronik mühür” ile ilgili yeni bir madde eklenmiştir. Bilişim teknolojilerindeki değişim ve gelişime bağlı olarak Kanunun kapsamına elektronik mühür dâhil edilmiştir. Bu kapsamda; elektronik mühür ve elektronik mühür sahibi tanımlanmakta, elektronik mührün işlevi ve niteliği hükme bağlanmakta ve elektronik mührün usul ve esasları düzenlenmektedir. Hükümde, elektronik mührün hukuki niteliği de açıklığa kavuşturulmuştur. Buna göre elektronik mühür, resmi mühür ile resmi olmayan fiziki mühür aynı hukuki nitelikte olacak ve elektronik mühür, fiziki olarak kullanılan mühür ile aynı hukuki sonucu doğuracaktır. Ayrıca elektronik mühür oluşturma verilerinin izinsiz kullanımı suç haline getirilmekte ve elektronik sertifika hizmet sağlayıcılarının elektronik mühürle ilgili yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi halinde Kanunun 18’inci maddesinde belirtilen idari para cezalarının uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Ancak Kanunun elektronik sertifikada sahteciliğe ilişkin 17’nci maddesi ile tüzel kişilere özgü güvenlik tedbirlerine ilişkin 19’uncu maddesi elektronik mühür sertifikaları bakımından da uygulanacağından, bu maddeler yönünden ayrıca düzenleme yapılmasına gerek görülmemektedir.

2. Türk Ticaret Kanunu’nda (TTK) Yapılan Yeni Düzenlemeler[3]

a) 7263 sayılı Kanun’un 22’nci maddesiyle 6102 sayılı TTK’nın ‘Tescil’ başlıklı 40’ıncı maddesinin ikinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.

“(2) Gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya yetkili olanların imzaları, kamu kurum ve kuruluşlarınca veri tabanlarında tutulan imza verilerinden elektronik ortamda temin edilerek merkezi ortak veri tabanındaki sicil dosyasına kaydedilir. Kamu kurum ve kuruluşlarının veri tabanlarında imza kaydının bulunmaması halinde, imzaya yetkili kişilerin imza beyanlarının ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin usul ve esasları ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esaslar Ticaret Bakanlığınca çıkarılacak tebliğ ile belirlenir.”

TTK m.40/2’de yapılan bu değişiklikle; gerçek kişi tacir ile tüzel kişi tacir adına imzaya yetkili olanların imzalarının, kamu kurum ve kuruluşlarınca tutulan veri tabanlarında bulunması halinde, tescil talebi doğrultusunda ilgili veri tabanından temin edilerek merkezi ortak veri tabanındaki ticaret sicili dosyasına aktarılabilmesi ve ticari işletme ile ticaret şirketlerinin kuruluşu ve yetkili değişikliği tescili işlemlerinin daha az belge ve maliyetle yerine getirilmesi amaçlanmıştır. Söz konusu veri tabanını tutan kurum ve kuruluşlar, imza beyanının sağladığı hukuki ve ekonomik güvenlik fonksiyonun devamı için veri tabanlarında bulunan imzaları 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanununun 28’inci maddesinin birinci fıkrasının (ç) bendi kapsamında ticaret sicili müdürlükleri ile paylaşmakla yükümlü kılınmıştır. Veri tabanında bulunan imzaların elektronik ortamda temin edilebilmesi ile ticaret sicili müdürlüğünde huzurda imza beyanında bulunma zorunluluğu ortadan kalkacağından, uygulamanın bir sonucu olarak ticaret sicili işlemleri tamamen elektronik ortamda yerine getirilebilecektir. Diğer taraftan, veri tabanında imzası bulunmayan şahısların imza beyanlarının ticaret sicili müdürlüğüne verilmesinin usul ve esasları ile bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer usul ve esasların belirlenmesi hususunda Ticaret Bakanlığına yetki verilmiştir.

b) 7263 sayılı Kanun’un 23’üncü maddesiyle de TTK’nın ‘Tescil ve ilan’ başlıklı 373’üncü maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.

“(3) Kamu kurum ve kuruluşları tarafından, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında ticaret sicili kayıtları esas alınır ve şirketten bu kayıtlara ilişkin ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen belgeler ile Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan ilan dışında hiçbir belge istenemez.”

Sermaye şirketlerini temsile yetkili olanlar ve bunların temsil şekilleri MERSİS (Merkezi Sicil Kayıt Sistemi) ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi (TTSG) üzerinden elektronik ortamda görülebilmektedir. Diğer taraftan, pek çok kurum ve kuruluş şirket tarafından başvuru yapıldığında, başvuruda bulunan şahsın temsil şeklini kontrol ederek hukuki işlem güvenliğini tesis etmek amacıyla, şirketin imza sirküsü gibi aslında mevzuatımızda bulunmayan ancak zaman içerisinde uygulamada ortaya çıkan ilave belge istemektedir. Bu tür belgeler düzenlendiği gün şirketi temsile yetkililer dikkate alınarak oluşturulmaktadır. Ticaret sicili kayıtları anlık olarak MERSİS’e işlendiğinden ve elektronik ortamda anlık olarak görüntülenebildiğinden esasında imza sirküsü gibi belgeler tek başına hukuki işlem güvenliğini sağlamaya yetmemektedir. Kaldı ki, tescil ve ilan olunan bir olgu ile ilgili olarak, üçüncü kişiler imza sirküsüne güvenerek işlem yapmış olsa dahi, TTK’nın 36’ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, üçüncü kişilerin kendilerine karşı sonuç doğurmaya başlayan ticaret sicili kayıtlarını bilmediklerine ilişkin iddiaları dinlenmeyeceğinden mağduriyet yaşamaları da kaçınılmaz olmaktadır. Ayrıca benzer belgelere ihtiyaç duyulması tacirin hem zaman hem de mali açıdan ilave yükümlülüklere neden olmaktadır.

Bu minvalde, TTK’nın 373’üncü maddesine eklenen üçüncü fıkrayla, ticaret siciline tescil olunan temsile yetkili kişiler ile bunların temsil şekilleri hakkında kamu kurum ve kuruluşlarınca ticaret sicili müdürlüklerince düzenlenen belge ve TTSG’de yayımlanan ilanlar dışında ilave belge aranmaması hususunda düzenleme yapılarak hukuki işlem güvenliğinin sağlanması ve tacirler bakımından ilave işlem ve maliyet doğuran uygulamanın sonlandırılması amaçlanmıştır.

3. Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanununda Yapılan Yeni Düzenleme

7263 sayılı Kanun’un 24’üncü maddesiyle 6750 sayılı Ticari İşlemlerde Taşınır Rehni Kanununun 5’inci maddesinin ikinci fıkrasının birinci cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiştir.

“Ticari işletme ve esnaf işletmesinin tamamı üzerinde rehin kurulması hâlinde, rehnin kuruluşu anında işletmenin faaliyetine tahsis edilmiş olan her türlü varlık; bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi hâlinde ise bu gruba dâhil varlıkların tamamı rehnedilmiş sayılır.”

“Bir işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bir bütün olarak rehnedilmesi hâlinde 4 üncü maddenin altıncı fıkrasının (c) bendi uygulanmaz.”

6750 sayılı Kanunun 5’inci maddesinin ikinci fıkrasında yapılan değişiklikle; işletmenin tamamı üzerinde rehin kurulmadan işletmenin belirli bir taşınır varlık grubunun bütünü üzerinde rehin kurulmasına imkân tanınması amaçlanmıştır.

Kaynakça

Mevzuat ve İnternet Siteleri

Türk Ticaret Kanunu, Kanun Numarası: 6102, Kabul Tarihi: 13.01.2011, RG 14.02.2011/27846

Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, Kanun Numarası: 7263, Kanun Tarihi: 28.01.2021, RG 03.02.2021/31384

TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu, < https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem27/yil01/ss229.pdf> erişim tarihi 03 Şubat 2021


Bu yazıda yer alan görüşler yazarına ait olup çalıştığı kurumu bağlamaz, yazarın çalıştığı kurum veya göreviyle ilişki kurulmak suretiyle kullanılamaz. Yazıdaki tüm hatalar, kusurlar, noksanlıklar ve eksiklikler yazarına aittir.


Dipnotlar


  1. Mezkûr kanun teklifi ve TBMM Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonu Raporu için bkz. < https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem27/yil01/ss229.pdf> erişim tarihi 03 Şubat 2021 ↩︎

  2. 7263 sayılı Kanun için bkz. < https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2021/02/20210203-11.htm> erişim tarihi 03 Şubat 2021 ↩︎

  3. TTK’da 2012-2020 döneminde sırasıyla; 6273, 6335, 6455, 6462, 6495, 6552, 6728, KHK/691, KHK/694, KHK/696, 7069, 7078, 7079, 7099, 7101, KHK/700, 7155, 7244, 7251 ve 7262 sayılı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerle mevcut toplam 124 asıl maddede (bunlardan sadece 1 adedi ilave yeni maddedir) ve mevcut toplam 12 geçici maddede (bunlardan 2 adedi ilave yeni geçici maddedir) değişiklik yapılmıştır. ↩︎

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Hakkında Yavuz Akbulak
SPK Başuzmanı