Lexpera Blog

Kambiyo Senetlerinde Alonj II (Karar İncelemesi)

I. İnceleme Konusu Karar

İşbu makalemizde Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/5300 E. 2021/868 K. sayılı (karar düzeltme) ilamı[1] incelenmektedir[2]. Anılan ilam karar düzeltme başvurusunun kabulüne, önceki bozma kararının kaldırılmasına ve ilk derece mahkemesi kararının onanmasına ilişkindir. Öyle ki anılan karardan; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/432 E. 2018/23 K. sayılı[3] dosyası üzerinden bir menfi tespit davası görüldüğü, davanın kabulüne hükmedildiği ve hükmün temyiz incelemesi sırasında Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 2018/2146 E. 2019/4679 K. sayılı[4] kararı ile bozulduğu anlaşılmaktadır.

Bu noktada belirtmek gerekir ki Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2021 tarihli kararına konu olan hukuki sorun, tarafımızca daha önce kaleme alınmış olan bir makalede tartışılmış ve bu sorunun çözümüne dair görüşümüz açıklanmıştır[5]. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin kararında bu makaleye atıf yapılmış ve ortaya koymuş olduğumuz görüşlerin paylaşılmış olması da ayrıca sevindiricidir.

Aşağıda yargı mercilerinin kararlarına konu olan olayın özetine yer verilecek, ardından mercilerin çözümleri özetlenecek ve değerlendirilmelerimiz sunulacaktır.

II. Olayın Özeti

Olayda menfi tespit davasına konu olan çek aşağıdaki gibidir[6].

-ek-2-vural

Çekin arka yüzündeki ciro silsilesi ise aşağıdaki gibidir;

alonj-ciro

Ön ve arka yüzüne dair açıklamalara yukarıda yer verilen çek, “İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.” aleyhine Karşıyaka İcra Müdürlükleri nezdinde kambiyo senetlerine mahsus takibe konu edilmiştir.

İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.” tarafından ise Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/432 E. 2018/23 K. sayılı dosyası ile karara bağlanan ve Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nce onanan menfi tespit davası açılmıştır. Davada;

  • Takibe konu senede ekli “İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.” ye izafe edilen ciro imzasının ve kaşesinin yer aldığı kâğıt parçasının, keşideci ve onun firması olan “M.A. İnş. Sanayi ve Tic. Ltd.” ve “İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.” arasında daha önce yapılmış olan ve karşı tarafta kalan sözleşme nüshasından kesilerek alonj gibi çek yaprağının alt kısmına eklenerek “İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.”nin de ciro silsilesine dâhil edilmeye çalışıldığı,

  • Davaya konu çekin keşidecisi ve “İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.” den önce gelen cirantaların iş hacimleri itibariyle çeki keşide ve ciro edecek durumda olmadıkları,

  • Ayşe DIŞARI”nın, boşandığı eşi “Bekir İÇERİ”’den ve yönetim kurulu üyeliği yaptığı “İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.”den haksız menfaat temin etmek, şirketi cebri icra ve haciz baskısı altına alarak ekonomik yönden zor durumda bırakmak ve bu durumdan faydalanmak için “Mehmet AYDIN” ile işbirliği yaptığı,

  • İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.” ve “Ayşe DIŞARI” arasında herhangi bir akdi ilişki bulunmadığı ileri sürülmüştür.

III. Mercilerin Olaya Dair Çözümleri

A. İlk Derece İncelemesini Yapan Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi Kararı’nın Özeti

Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2017/432 E. 2018/23 K. sayılı kararında;

  • Çekte cirosu bulunan kişilerin davacı ile öteden beri ticari ilişkileri bulunmakta ise de bu ticari ilişkinin 2010 yılı sonu itibariyle sonlandırıldığı, davacının çek miktarı kadar bu kişilerle herhangi bir satım ilişkisinin olmadığı,

  • Çekte davacıdan önceki ciro sahibi olan dava dışı “Aydın Kimya Ltd. Şti.” ile davacı arasındaki ticari ilişki incelendiğinde; davacının dava dışı bu şirkete herhangi bir satımının olmadığı,

  • Dava dışı bu şirketin davacıya düzenlediği fatura tutarlarının tamamının ödendiği ve hatta avans olarak fazladan 110.046,85-TL ödendiği,

  • Çekin “Mehmet AYDIN” tarafından düzenlendiği, lehtar “M.A. İnş. Sanayi ve Tic. Ltd.”. tarafından yapılan beyaz cirodan sonra çekin yine “Mehmet AYDIN”ın şahsi firmasına verildiği,

  • Çekin tekrar ciro edildiği ve sonraki cironun “Mehmet AYDIN”ın kardeşi “Ahmet AYDIN” tarafından yapıldığı, bundan sonraki cironun da “Aydın Kimya Ltd. Şti.” tarafından yapıldığı,

  • Çekin arka yüzünün bu şekilde dolmasından sonra alonjun eklenerek ilk cironun davacı “İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.” tarafından yapılmasının; alonja kadar yer alan cirantaların imzalarının davacı ile ilişkisi sona eren firmalar olmasının, çok büyük meblağlı çekin bu kişiler arasında senedin hamiline yazılı senet gibi tedavül etmesini sağlayan beyaz cirolarla tedavül etmesinin, lehtarın senedi tekrar düzenleyene ciro etmesinin, ciro edenler arasındaki kardeşlik bağının, çekin davacının defter kayıtlarında bulunmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu,

  • Alonj üzerinde sadece davacının imzası olduğu ve çek ile alonj arasında maddi ve iradi bağın bulunmadığı, yani alonjun dava konusu çekten tahrifat yapılmadan ayrılamayacak şekilde sıkı bir şekilde bağlı bulunmadığı, çekten doğan hakların devrine yönelik bir irade beyanı içermediği, ifade edilmiş ve davanın kabulüne karar verilmiştir.

Böylece alonj olarak çeke eklenen kağıt üzerinde imzası bulunanİçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.”nin menfi tespit talebi doğrultusunda, dava konusu çek nedeniyle borçlu olmadığı tespit edilmiştir.

B. Temyiz İncelemesini Yapan Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi Kararı’nın Özeti

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 2018/2146 E. 2019/4679 K. sayılı kararında;

  • Menfi tespit davalarında ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden davalıya düştüğü, ancak senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen iddianın kesin delille ispatı gerektiği,

  • Somut olayda davacının imzasını inkâr etmediği ancak başka bir belgeden kesilip, taşınıp, yapıştırılarak alonj haline getirildiğini iddia ettiği,

  • İmzasının başka bir belgeden kesilip alonj haline getirildiğini iddia eden davacının kesimin yapıldığı belge ile ilgili somut bir veri ya da delil sunmadığı,

ifade edilerek oy çokluğu ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.

Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin 5 üyesinden; 2’si bozma kararına muhalefet etmiştir. Muhalif üyeler tarafından karşı oy gerekçelerinde;

  • Çekin “Mehmet AYDIN” tarafından, “M.A. İnş. Sanayi ve Tic. Ltd.” lehine 08.02.2011 tarihinde düzenlendiği,

  • Lehtar tarafından birinci cironun yapıldığı daha sonra “Mehmet AYDIN”, “Ahmet AYDIN”, “Aydın Kimya Ltd. Şti.” ve “Ahmet AYDIN”ın beyaz ciroları ile çekin arkasındaki alanın dolduğu ve çeke bir alonj eklendiği,

  • Çekin bankaya ibrazını ve karşılıksız olduğunu gösteren banka tespit yazısının da 08.02.2011 tarihli olduğu,

  • Davacının cirosunun çek ile alonjun birleştiği çizgiden uzakta ve sadece alonj üzerinde yer aldığı,

  • Çek ile alonjun iki ayrı kâğıt olduğu ve bunların fiziken bir araya gelmesinin, bunları hukuken bir bütün haline getirmeyeceği,

  • Alonju oluşturan kişinin alonju oluşturan kâğıda imza atarken alonjun hangi senede bağlanacağını belirterek iradesini göstermesi ve ardından da imzalanması ve daha sonra da bu alonju senede eklemesinin alonjun varlığı açısından bir geçerlilik şartı olduğu,

  • Aksi takdirde hukuki güvenliğin olmayacağı ve sahteciliğin önüne geçilemeyeceği,

  • Bu bakımdan çek ile alonj arasında iradi bağın olması gerektiği, somut olayda bu iradi bağı gösteren bir yazının bulunmadığı, bu bakımdan davalının bu çeke dayalı olarak alacaklı olduğunu ispat edemediği, belirtilmiştir.

C. Karar Düzeltme İncelemesini Yapan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi Kararı’nın Özeti

Karar düzeltme başvurusu üzerine tesis edilmiş olan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2020/5300 E. 2021/868 K. sayılı, 04.02.2021 tarihli kararında;

“6762 sayılı TTK’nın 730/4 maddesi yollamasıyla 595. maddesi (6102 sayılı TTK’nın 818/1-d maddesi yollamasıyla 683. maddesi) gereğince cironun, çek veya çeke bağlı olan alonj denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekmektedir. Çekte alonj kullanımı halinde, muhatap bankanın çekin ibrazı üzerine çekin karşılıksız olduğunu gösteren tespit şerhinin de alonj üzerine yazılmasına bir engel bulunmamakta, hatta bu hususta bir zaruret bulunmaktadır. Kanunda, alonjun "çeke (poliçeye) bağlı" olması gerektiğinden söz edilmiş olup bu kavramın, hukuki öngörülebilirlik ve hukuki güvenlik ilkesi kapsamında yorumlanması gerekmektedir. Bu çerçevede alonj kullanılmış bir çekte, alonjun bu çeke bağlı ve çekle irtibatlı bir belge olduğu belirlenebilir olmalıdır. Çek ve alonj iki ayrı kâğıt parçası olup bunların sadece fiziken değil, hukuken de bir bütün halinde olmaları gerekmektedir. Ancak o zaman alonj ile hak sahibi olanlar bu haklarını güven içinde ileri sürebilirler.

Bir çekin keşidecisi çek yaprağı üzerinde imzaları olan lehtar ve cirantalar zaten bu çeki ödemekle yükümlü olduklarından, alonj ile hak sahibi olan hamile ödeme yaparak sorumluluktan kurtulacaklarından alonjun bu çeke ait olması gerekliliği yönünden kural olarak fazla bir ihtilaf çıkması düşünülemez ise de, sadece alonj üzerinde cirosu bulunan bir ciranta, alonj üzerindeki kayıtlara göre hamil olan kişiye çek bedelini ödemek zorunda kaldığında, bu alonjun bu çeke ait olduğunun belirli olması önem kazanır. Zira alonj üzerinde cirosu bulunan ciranta, çekteki miktarı ödemek zorunda kalmaktadır.

TTK’da alonj ile ilgili bir tanım yapılmamakta, ancak 6102 sayılı TTK’nın 683/1 maddesinde alonju oluşturacak belgenin kâğıt olması gerektiği belirtilmiştir. Alonju oluşturan kâğıdı, diğer kâğıtlardan ayıracak en önemli özellik alonjun, eklendiği senet ile arasındaki güçlü bağdan doğmaktadır. Bu bağ, hem maddi bir bağ hem de iradi bir bağ olmalıdır. Alonj ile senet arasındaki maddi bağ, alonjun senetten tahrifat yapılmadıkça ayrılamayacak nitelikte senede sıkıca bağlanmasıdır. Alonj ile senet arasındaki iradi bağ ise, senede bağlanacak alonj üzerine söz konusu senet için alonj yoluyla işlem yapıldığının özel olarak belirtilmesiyle sağlanır. Yani alonju imzalayarak taahhüt altına giren kişinin, taahhüdünü bu kağıdın senetteki miktarı ödemeyi üstlendiğini gösteren ve senedin eki niteliğindeki alonj olduğu iradesini de belirterek yazması ve imzalaması gerekir. Senetten başka bir kağıt olan alonjun senetle olan bağını sağlamak için her iki kâğıt parçasına denk gelecek şekilde bir beyan veya imza ya da alonj üzerine senedin ayırt edici özelliklerini yazmak gibi değişik yöntemlerle iki ayrı kâğıt parçasının iradi olarak birleştirildiğinin gösterilmesi gerekir (Bakınız: Fırat Öztan, Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Baskı, Turhan Kitabevi, Ankara 1997, s. 348; Vural Seven, “Kambiyo senetlerinde (Poliçe, Bono ve Çek) “Alonj””, İzmir Barosu Dergisi, Ocak 2017, s. 55-76; Hüsnü Turanlı, “Türk Hukukunda Alonj”, TFM 2017; 3(1), s. 123).

Alonjlu bir çek hukuk muhakemesi açısından bir belgedir. O halde bu belge HMK’nın 199. maddesinde belirtildiği gibi uyuşmazlık konusu vakıayı ispata elverişli olmalıdır. HMK’nın 207. maddesinde; senette çıkıntı, kazıntı ve silinti varsa ve ayrıca onaylanmamışsa bunların inkârı halinde göz önünde tutulamayacağı ve bu durum senedin geçerliliğine etkili olacak nitelikte ise senedin kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabileceği düzenlenmiştir. Bu maddenin manasından hareketle bir kişinin bir belgeden hukuken sorumlu olabilmesi için belge ile o kişi arasında sorumluluğu doğurmaya elverişli uygun bir nedensellik bağı bulunması gerektiği söylenebilir.

Somut olayda, davaya konu çek ile alonjun birleştiği yerde yukarıda açıklandığı şekilde çek ile alonj arasında iradi ve hukuki bir bağ kuracak şekilde herhangi bir yazı, imza veya işaret bulunmadığından ve çekin tanzim tarihi ile Banka'ya ibraz tarihinin aynı olması gibi somut olayın özellikleri de dikkate alınarak davalının bu çeke dayalı olarak alonj üzerinde ilk cirosu bulunan davacıdan alacaklı olduğunu ispatlayamamış olduğundan menfi tespit davasının kabulüne ilişkin, sonucu itibariyle doğru olan kararın gerekçesinin düzeltilerek onanması gerekirken Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2019 gün, 2018/2146 esas ve 2019/4679 karar sayılı ilamı ile bozulduğu anlaşıldığından davacı vekilinin karar düzeltme itirazlarının kabulü ile Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2019 gün, 2018/2146 esas ve 2019/4679 karar sayılı bozma ilamının kaldırılmasına, HUMK. 438/son maddesi uyarınca hükmün gerekçesinin yukarıda açıklandığı şekilde değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.”

denilmiştir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin bu kararına üyelerden bir kişi muhalif kalmış aşağıdaki ve karşı oy gerekçesi kaleme alınmıştır:

“1- Dava, dava konusu çeke sonradan eklenen alonjun sahtecilik yoluyla oluşturulduğu iddiasına dayalı açılan menfi tespit davasıdır. Bu tür davalarda ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır. Davalı, alacaklı olduğunu takip ve dava konusu çek ile ispat etmek istemektedir.

2- Kıymetli evrak, üzerinde taşıdığı hak ile ayrılmaz bir bütündür. Hakkın ileri sürülmesi ve devredilebilmesi için maddi varlığı oluşturan senede ihtiyaç vardır. Senedin içerdiği hak, senetten ayrı olarak ileri sürülemeyeceği gibi başkalarına da devredilemez. Senedin taşıdığı hak, senet ile vücut bulduğu ve senetle mündemiç olduğundan kıymetli evrakla (senedin taşıdığı hak ile) ilgili tüm işlemlerin kambiyo senedi üzerinde yapılması gerekir. Kıymetli evrak tedavül amaçlı düzenlendiğinden tedavüle çıkan senetler, kanuni düzenlemelerle sıkı şekil şartlarına bağlanmıştır. Bunun nedeni, ticari hayatın güvene dayalı olması, güvenin korunmasıdır.

3- Türk Ticaret Kanunu’nda, cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve “alonj” denilen kâğıt üzerine yazılması (TTK m.683/1), beyaz cironun (TTK m.683/2), aval şerhinin (TTK m.701/1) poliçe veya alonj üzerine yazılması öngörülmüş, mücbir sebep ortaya çıktığında poliçe hamili, mücbir sebepleri gecikmeksizin kendinden önce gelen kişiye ihbar etmekle ve bu ihbarı, altına tarih, yer ve imzasını da koyarak poliçeye veya alonja kaydetmekle yükümlü olup ayrıca mücbir sebebi gecikmeksizin kendi cirantasına ihbar etmeye ve bu ihbarı çeke veya alonja kaydedip, bunun altına, yerini ve tarihini yazarak imzalamakla zorunlu tutulmuştur (TTK m.731). Bononun niteliğine aykırı düşmedikçe; Poliçelerin cirosuna ilişkin 681 ila 690 maddeleri, ödememe halinde başvurma haklarına dair 713 ila 727 ve 729 ila 732 maddeleri ile avale ilişkin 700 ila 702 nci maddeler de bonolar hakkında uygulanır (TTK m. 778). Poliçeye ait, ciro hakkındaki 683 ila 685 inci maddeler, avalin sekil ve hükümleri hakkındaki 701 ve 702 nci maddeler çek hakkında da uygulanır (TTK m. 818).

4- Ciro, tam ve beyaz ciro olarak iki şekilde yapılmaktadır. Lehine ciro yapılan kişinin ciroda gösterilmesine gerek olmadığı gibi, ciro, cirantanın sadece imzasından ibaret olabilir. Bu şekildeki cirolara “beyaz ciro” denir. Beyaz cironun poliçenin arkasına veya alonj üzerine yazılması gerekir (TTK’nın 683/2). Senedi beyaz ciro ile devralan kişi, bu senedi, kendi adına ya da diğer bir kişi adına doldurabilir, yeniden beyaz ciro ya da tam ciro ile devredebilir ya da beyaz ciroyu doldurmaksızın ve poliçeyi tekrar ciro etmeksizin poliçeyi başka bir kişiye verebilir (TTK m. 684). Görüldüğü gibi, senedi beyaz ciro ile teslim alan kisinin senedi devretmek için ciro etmesi zorunlu değildir. Beyaz ciroda, lehine ciro yapılan kişinin gösterilmesi zorunlu olmayıp sadece ciro eden kişinin imzası yeterlidir. Bu durumda, beyaz ciroyla devralan kişi, hiç ciro etmeden de senedi devredebilir.

5- Türk Ticaret Kanunu’nun alonj üzerine beyaz ciro yapılmasına izin vermesi karsısında, alonj üzerine sadece imza atılarak ciro işlemi yapılabilir olması (TTK m. 683/2), aslında irade beyanı ile imzanın farklı kâğıtlarda olduğu istisnai bir durum oluşturulduğundan bahsedilemez.

Alonj, arka yüzünde yer kalmadığı zaman, yapılacak işlemler için bono, çek veya poliçeye eklenen kâğıt parçası olup, alonj üstüne yapılacak işlemlerin hukuki açıdan senet üzerinde yapılan işlemlerle aynı hükümlere tabi olduğu kabul edilmelidir. Alonj, senedin arka yüzünün devamı/uzantısıdır. Kambiyo senedine ekli alonja atılan imza, ciro ve aval niteliğini kazanır.

Emre yazılı kambiyo senetlerinin devri ciro ve zilyetliğinin teslimi ile gerçekleşir. Ciro, kural olarak senedin arka yüzüne yapılır, ancak yer kalmadığı takdirde arka yüzünün uzantısı olarak kabul edilen ve senede iliştirilen alonj adlı kâğıda da yapılabilir. Hukuki olarak, “alonj” üzerine yapılacak işlemler, senet üzerine (özellikle arka yüzüne) yapılan işlemler ile aynı hükümlere tabidir. Dolayısıyla senedin arkasına yazılabilen tüm kayıtlar, bu bağlamda, ciro, aval, ihbar, ibraz şerhi işlemi alonj üzerine yazılabilir. Tam ve beyaz cirolarla senet tedavül edeceğinden müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan yetkili olduğu anlaşılan (senedi elinde bulunduran) kişi şeklen yetkili hamildir.

6- Hukuk Muhakemeleri Kanunu, senette çıkıntı, kazıntı ve silinti olmasını ve senekteki yazı veya imza inkarını özel olarak düzenlenmiştir. Senetteki çıkıntı, kazıntı veya silinti ayrıca onanmamışsa, inkar halinde göz önünde tutulmaz. Bu tür çıkıntı, kazıntı veya silinti mahkemece senedin geçerliliğine ve anlamına etkili olacak nitelikte görülürse, senet kısmen veya tamamen hükümsüz sayılabilir (HMK m.207/1). Alonj üzerinde imzası bulunan kişinin, başka bir işlemde bulunan imzasının kesilerek senede eklendiği, imzası bulunan kağıdın kendi iradesi dışında senede eklendiği, imzasının üretildiği/çoğaltıldığı veya sahte olarak atılmış olduğunun iddia edilmesi, aslında senetteki kambiyo ilişkisine dâhil olunmadığından HMK m. 208/1 anlamında sahtelik iddiasıdır. Kendisi tarafından düzenlendiği iddia edilen bir belgedeki yazı veya imzayı inkar etmek istenirse, sahtelik iddiasında bulunmalıdır; aksi halde belge, aleyhine delil olarak kullanılır (HMK m.208/1). Adi bir senetteki yazı veya imza inkar edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir isleme esas alınamaz (HMK m.209/1). Resmi senetlerdeki yazı veya imza inkar edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir isleme esas alınamaz (HMK m. 209/2). Bu durumda ise, aradaki kambiyo ilişkisinin varlığından lehine hak çıkartan kambiyo senedi alacaklısı olduğundan Hukuk Muhakemeleri Kanunu gereği ispat yükü onun üzerinde kalmaktadır (HMK m. 190/1).

Alonj üzerindeki imzanın, başka bir işlemde bulunan imzasının kesilerek senede eklendiği (alonj yapıldığı) veya alonj üzerinde imzanın sahte olduğu, sahte olarak üretildiği/çoğaltıldığı iddia edildiğinde, kambiyo senedinin ayrılmaz bir parçası, senetle bir bütünlük oluşturmuş alonj üzerine ciro yapıldığını iddia eden kambiyo senedi alacaklısı (hamil) bu iddiasını kanıtlamalıdır.

7- Ayrıca başka bir işlemde bulunan imzanın kesilerek senede eklenmesi (alonj yapıldığı) veya alonj üzerinde imzanın sahte olması, sahte olarak üretilmesi/çoğaltılması halinde kâğıt üzerinde imzası bulunan kişinin alonj oluşturma ve ciro etme iradesi olamaz. Böyle bir iradenin olup olmadığının da tespitine gerek yoktur. Ortada sahte olarak üretilmiş kâğıt (alonj) ve imza vardır.

8- Sahtecilik iddiası, res’en cezai soruşturma ve kovuşturmayı gerektirir. Özel belgede sahtecilik suçunun konusunun, emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması halinde, resmi belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır (TCK m.210). Kambiyo senekleri resmi belge hükmünde belgelerdir. Bir resmi belgeyi sahte olarak düzenleyen, gerçek bir resmi belgeyi başkalarını aldatacak şekilde değiştiren veya sahte resmi belgeyi kullanan kişi, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır (TCK m.204/1).

Sahte olduğu iddia edilen kambiyo senedi, kambiyo senetlerine mahsus takip yolu ile takip yapılması halinde icra müdürlüğünün suçta araç olarak kullanılması nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçu işlenmiş olur (TCK m.158/1-d).

9- Kanun Koyucu alonju, kanun ve ikincil düzenlemelerde/mevzuatta şekil şartına bağlamamıştır. Aksi halde belirli bir şekil öngörür bunu da geçerlilik şartı öngörebilirdi. Alonj dışında Kanun Koyucunun öngördüğü, geçerlilik şekil şartları aynı kanun içinde düzenleme bulmuştur. Kıymetli evrakla ilgili düzenlemelerinde, maddi senet varlığı birden fazla parçadan oluşuyorsa bunun senet metninde belirtilmesini (açıklanmasını) zorunlu tutmuştur. Örneğin, bu durum nüshalarda görülebilir. Poliçe birbirinin aynı olmak üzere birden fazla nüsha olarak düzenlenebilir (TTK m.743/1). Bu nüshalara teselsül eden sıra numaraları konulur. Numaralar metne yazılır. Aksi takdirde nüshaların her biri ayrı bir poliçe kabul edilir (TTK m.743/2).

Hamiline yazılı çekler hariç olmak üzere; bir ülkede düzenlenip de diğer bir ülkede veya aynı ülkenin denizaşırı bir kısmında ödenmesi şart olan ve aksine, bir ülkenin denizaşırı bir kısmında düzenlenip o ülkede ödenmesi şart olan ya da aynı ülkenin denizaşırı olan aynı kısmında yahut çeşitli kısımlarında düzenlenip ödenmesi şart olan her çek, birbirinin aynı olarak çeşitli nüshalar halinde düzenlenebilir. Bu nüshalar senet metninde teselsül eden sıra numaraları ile gösterilir. Aksi takdirde her nüsha ayrı bir çek sayılır (TTK m. 813) hükümleri nazara alındığında Kanun Koyucu gerektiğinde maddi senet varlığının birden fazla olduğu hallerde, bunların birbiriyle ilişkili olduğunun senet metninden anlaşılması zorunlu tutmuştur.

Ayrıca kefalet sözleşmesinde olduğu gibi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmayacağı, kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesini şart koşmuştur (TBK m.583). Tüm bu hususlar nazara alındığında Kanun Koyucu gerektiğinde geçerlilik şartı olan şekli, ayrıntılı olarak düzenlemiştir.

10- Alonj hususunda bir şekil şartı öngörülmemiş olması Kanun Koyucunun bilinçli tasarrufu olup bu hususta kanun boşluğundan da bahsedilemez. Alonjda yapılan işlemlerde imzanın yanında yazı ve ibare gibi şekil şartının öngörülmemiş olması, alonjun, senede fiziken bağlı olup senedin arka yüzünün ayrılmaz bir parçası olması buna etkili olmuştur.

11- Türk Ticaret Kanunu da “poliçeye bağlı olan” ifadesiyle alonjun senede maddi olarak bağlanması gerektiğini vurgulamıştır (m. 683/1). Kanun’da bu bağlılığın ne şekilde olacağı ise belirtilmemiştir.

Kanunda alonjun senede bağlı olduğu, özellikle fiziki bir bağlantının olduğu ifade edilmekte, alonjun, senede yapıştırılması, tutturulması kast edilmektedir. Böylece, poliçenin arka yüzü olarak kabul edilen alonj ile senedin arkasına yapılabilen işlemler zincirinde kopukluk yaşanmasının önüne geçilmeye çalışılmaktadır. Alonj, senetle sıkı bağ/ilişki olmasının ötesinde senedin arka yüzünün devamı dolayısıyla senedin ayrılmaz bir parçasıdır. Önemli olan alonjun, senetten tahrifat yapılmadan ayrılamayacak nitelikte sıkı bir şekilde bağlı olmasıdır. Ciro, aval işlemi yapılabilen, ihbar ve ibraz şerhi yazılabilen alonj, bağlandığı senetle fiziken ve hukuken bir bütünlük oluşturur.

12- Alonj ile senet arasındaki iradi bağ, senede bağlanacak alonj üzerine söz konusu senet için alonj yoluyla işlem yapıldığının özel olarak belirtilmesiyle sağlanacağı, yani alonju imzalayarak taahhüt altına giren kişinin, taahhüdünü bu kağıdın senetteki miktarı ödemeyi üstlendiğini gösteren ve senedin eki niteliğindeki alonj olduğu iradesini de belirterek yazması ve imzalaması gerektiği, senetten başka bir kâğıt olan alonjun senetle olan bağını sağlamak için her iki kâğıt parçasına denk gelecek şekilde bir beyan veya imza ya da alonj üzerine senedin ayırt edici özelliklerini yazmakla gibi değişik yöntemlerle iki ayrı kâğıt parçasının iradi olarak birleştirildiğinin gösterilmesi gerektiği, aksi takdirde hukuki güvenlik kalmayacağı, sahtecilik olayları önlenemeyeceği gerekçesiyle alonjun varlığı açısından kanunda düzenlenmemiş bir geçerlik şartı getirilmesi uygun değildir.

Alonjun, senetle sıkı bağ olmasının ötesinde senedin arka yüzünün devamı dolayısıyla ayrılmaz bir parçası olup senetle bütünlük oluşturur. Sadece bağ veya derecelendirilmiş bağ yönünden bakıldığında taahhüdün bu kağıdın alonj olduğu iradesini de belirterek yazılması gibi fiziki bağın gerekliği halinde, bu fiziki bağın tespiti gerekecektir. Her fiziki bağ pesinden tespit edilmeyi de gerektirir.

Eğer bu ilişki/bağın kurulabilmesi için alonj üzerine konulacak işaret, yazı, şerh vb. ibarelerin nelerden ibaret olacağı, alonj üzerinde imzaları bulunan ciranta/lar, hamil ile birlikte hangi şahıslar tarafından nasıl konulacağı, üçüncü şahsın dahlinde ne olacağı, ayrıca alonj olduğunun tespitinin hangi şahıslar tarafından yapılacağı hep bir sorun oluşturacaktır. Tüm bu hususların tartışılmasına neden olacak, uyuşmazlıkları artıracaktır.

13- “Kanunu bilmemek mazeret sayılmaz ilkesi” kanuni düzenlemeler için geçerlidir. Kanunda alonj yönünden geçerlilik şartı olarak kâğıt olması gerektiği belirtilip bir şekil şartı öngörülmediği halde kanuni düzenleme dışında alonjun geçerliliği için şekil şartı öngörülmesi halinde bu ilkenin uygulanması mümkün olmayacak, uyuşmazlıkların azaltılmasına değil, artmasına sebebiyet verecektir. Kanuni veya ikincil düzenlemeler dışında getirilen şekil şartlarına uyulmadığında, senede eklenmiş alonjda özellikle ciro iradesiyle imzası bulunan cirantanın, getirilen şekle uygun olmadığından bahisle alonjun geçersizliğini kötü niyetli olarak ileri sürmesi halinde, alonj geçerlilik kazanmadığında yeni uyuşmazlıklar ortaya çıkaracağı gibi getirilen şeklin, alonj üzerinde işlem sahiplerince kötü niyetli olarak ileri sürülmesi nedeniyle öncelikle müracaat sahibine ait hakların kaybına sebebiyet verecektir. Aynı şekilde kanuni düzenleme dışında getirilen şekil şartlarına uygun olmayan, ancak kanuni düzenlemeye uygun alonj halinde iyi niyetli hamil, alonj üzerinde imzası bulunan aval veya cirantaya müracaat hakkını kullanamayacaktır.

14- Alonj, bono, çek veya poliçeye, arkalarında işlem yapmak için yer kalmadığında yapılması gereken ciro, aval, mücbir sebep, ihbar ve ibraz şerh işlemi için eklenen/iliştirilen kâğıttır. Çekte alonj kullanımı halinde, muhatap bankanın çekin ibrazı üzerine çekin karşılıksız olduğunu gösteren tespit şerhinin de alonj üzerine yazılmasına bir engel bulunmamaktadır. Alonj, hukukumuzda senedin arka yüzünün devamı niteliğinde bir kâğıt olarak nitelendirilmektedir.

Olması gerektiği belirtilen yazı gibi eksikliğin çeke ekli alonj üzerinde bulunması nedeniyle karşılıksızdır şerhi bulunan alonjun geçersiz sayılması halinde, müracaat hakları kullanılamaz hale gelecektir. Özellikle bankaya ibraz edilen çekin, eksiklik nedeniyle alonj vasfında sayılmadığından bahisle banka tarafından karşılıksız şerhi konulmaması halinde çek süresinde ibraz edilmemiş sayılacaktır.

Çek, TTK.nun 796. maddesinde belirlenen süre içinde muhatap bankaya ibraz edilmez ise, bu çekle artık müracaat hakkı kullanılamaz. Böyle bir çek, adi senede dahi dönüşmez. Bu durumdaki çek ancak, HMK.nun 202. maddesi anlamında yazılı delil başlangıcı niteliğinde bir belge olup, davada temel ilişkiye dayanılmış ise, alacağın diğer yan delillerle kanıtlanması gerekir. Öte yandan, çeki ciro yoluyla elde eden hamilin keşideci ile aralarında bir akdi ilişki bulunmayacağına göre, temel ilişkiye dayalı olarak keşideciye karsı bir talepte bulunmasına da imkân yoktur.

Tüm bu nedenlerle uyuşmazlıklar azalmayacak, hak kayıpları ile birlikte uyuşmazlık çeşitlenerek çoğalacaktır.

15- Dava konusu takip dayanağı çek incelendiğinde, “….” beyaz ciroları ile çekin arkasındaki alanın dolduğu, çeke bir alonj eklendiği ve bu alonj üzerinde yalnızca davacının cirosu ile davalının bankaya ibraz için attığı imza ve muhatap bankanın çekin karşılıksız olduğunu gösteren şerhin bulunduğu anlaşılmaktadır. Davacının cirosu, çek ile alonjun birleştiği çizgiden uzakta ve sadece alonj üzerinde yer almaktadır.

Somut olayda iddia edildiği gibi başka bir işlemde imzası kesilerek alonj yapılması mümkündür. Alonju oluşturacak belgenin kâğıt olması gerektiği kanun belirttiğinden, senedi oluşturan belge dışında her türlü kâğıt, alonj olabilir. Beyaz ciro işlemlerinde sadece imzanın yeterli olduğu düşünüldüğünde imza atılabilecek kadar bir kâğıt parçası da senede eklenerek alonj olabilecektir. Özellikle sözleşme altında imzaların metinden bir kaç santim altında bulunması ve kesilerek alonj yapılması halinde sahteliğe konu imzadan önce birkaç beyaz ciro işlemi yapılabilir/yapmak mümkündür. Başka bir işlemde ki irade beyanını ihtiva eden imzanın kesilmek suretiyle bir senede ciro olarak eklenmesi suretiyle sahtecilik işlemi olarak kullanılabilmektedir. İşlemin yapılması cezai ve hukuki sorumluluk doğurur. Ceza soruşturması amacı maddi gerçeği bulmak olduğundan her türlü delille ispatlanabileceği gibi res’en her türlü araştırma ve inceleme yapılabilir. Sahtecilik iddiası res’en soruşturmaya konu olur. Basit şekilde yapılabilen bu sahteciliğin tespiti de mümkündür. Örneğin başka bir işlemdeki imzanın bulunduğu kâğıt kesilerek alonj yapılması halinde alonj yapılan kağıttaki sahteliğe konu yapılan imza, senedin ön/arka yüzündeki yazı ve imza ile alonjdaki imza ve yazılardan eski olacağından bu konuda belge inceleme uzmanına, kâğıt ve mürekkep analizi yaptırılarak teknik inceleme sonucunda bile sahtecilik kolaylıkla tespit edilebilir.

16- Kanun Koyucu özellikle imzadan ibaret beyaz ciroyu bile kabul ettiği halde, ispat kolaylığı sağlanması, sahteciliğin önünü geçilmesi, uyuşmazlıkların azaltılması öngörüsü ile (kanuni düzenleme veya kanunun izin verdiği mevzuat dışında geçerlilik şartı getirilemeyeceğinden) eldeki davaya konu çek ile alonjun birleştiği yerde, çek ile alonj arasında hukuki bir bağ kuracak şekilde herhangi bir yazı, imza ve işaret bulunmağından bahisle değiştirilerek onanması yönündeki çoğunluk görüsüne iştirak edilmemiştir.”

denilmiştir.

IV. Değerlendirme

A. Hukuki Sorun

İncelenen karara konu olan olayda davacı “İçeri Makine İmalat ve Mühendislik A.Ş.” tarafından; imzasının başka yerden kesilerek çeke eklendiği, bu imzanın alonj için atılmadığı ifade edilerek menfi tespit talebinde bulunulmuştur. Bu bakımdan işbu karar incelemesinde alonj ile kambiyo senedi arasındaki bağ değerlendirilecek ve iradi bağın ispatı hakkında açılamalar yapılacaktır. Daha sonra bu açıklamalar çerçevesinde Yargıtay’ın kararı değerlendirilecektir.

B. Kambiyo Senetlerinde ve Özellikle Beyaz Ciro İşleminde Alonj Hakkında Genel Açıklamalar

Kısaca belirtmek gerekir ki senet; düzenleyeninin iradesini dış âleme taşıyan yazılı bir belgedir. Bu bakımdan senedin, bir irade beyanını ihtiva etmesi gerekir. Öyle ki bu iradeyi ihtiva eden senet altındaki imza, “yukarıda yazılanlar benim irademe uygundur” anlamına gelmektedir[7].

6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (“TTK”)[8] m. 683/2 hükmünde; “Lehine ciro yapılan kişinin ciroda gösterilmesine gerek olmadığı gibi, ciro, cirantanın sadece imzasından ibaret olabilir. ...” denilmiştir. Bu bakımdan beyaz ciro işleminde sadece imzanın varlığı yeterli görülmüştür.

Aşağıdaki örnekten görülen yazı sadece bir imza olup, senet değildir. Zira, burada bir irade beyanı mevcut değildir.

vural-imza

Bu imzaya bakarak bunun bir ciro ya da aval olup olmadığını anlamak da mümkün değildir. Böyle bir imzaya ciro ya da aval niteliğini verecek olan, onun eklendiği/üzerine yazıldığı (atıldığı) kambiyo senedidir. Başka bir ifade ile üzerinde herhangi bir irade beyanı içermeyen bir belgedeki imza, diğer bir belge olan kambiyo senedi ile maddi olarak bağlandığında/yazıldığında ciro ya da aval niteliğini kazanabilecektir. Oysa bu imzanın bir kira sözleşmesinden, kargo teslim fişinden ya da herhangi bir nedenle imzalanmış sair bir belgeden kesilerek senede eklenmesi de pekâlâ ihtimal dahilindedir. Böyle bir ihtimalde senede eklenen bu kâğıda “alonj” denilebilecek midir?

İşte bu tehlikeyi bertaraf etmek için alonj ile kambiyo senedi arasında maddi bir bağın yanında iradi bir bağın da bulunması zaruridir. ÖZTAN’a göre de senet ile alonj arasındaki yoğun bağ, ancak maddi bir bağ veya hem emre yazılı senet hem de alonj üzerine yazılacak iradi bir beyanla (iradi bağ) sağlanabilir. Bu bakımdan ÖZTAN’ın anılan eserinde; “… Alonj ve senet arasındaki bağ, o kadar güçlü olmalıdır ki, aynı bağın ikinci bir alonjla sağlanması mümkün olmasın. Bu derece yoğun bir bağ, ancak maddi bağ veya gerek emre yazılı senet, gerek alonj üzerine yazılı uygun bir beyanla sağlanabilir. ..” denilmiştir[9].

Bilindiği gibi TTK m. 683/1 hükmünde; “Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve “alonj” denilen bir kâğıt üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekir.” denilmektedir. Bu kanun hükmü bize alonja ait bir tanım vermese dahi; alonj ile kambiyo senedi arasında maddi ve iradi bir bağ bulunması gerektiğini ortaya koymaktadır. Öyle ki alonj ile kambiyo senedi arasındaki maddi bağ, alonjun senede bir daha ayrılamaz bir şekilde bağlanmasını ifade etmektedir. TTK m. 683/1 hükmünde yer alan “poliçeye bağlı olan ve alonj denilen” ifadesiyle alonjun senede maddi olarak bağlanması gerektiği vurgulanmıştır. Bu nedenle alonjun senede maddi olarak bağlanması zorunlu bir unsurdur. Kanun’da bu bağlılığın ne şekilde sağlanması gerektiği ise belirtilmemiştir. Önemli olan alonjun, kambiyo senedinden tahrifat yapılmadan ayrılamayacak nitelikte sıkı bir şekilde kambiyo senedine bağlı olmasıdır[10].

Alonju oluşturan kişinin, alonju oluşturan kâğıda imza atarken, bu kâğıda alonj iradesini taşıyarak imza atması (iradi bağ) ve alonju bu iradeyle kambiyo senedine eklemesi, alonjun varlığı açısından geçerlilik şartı oluşturur. Diğer bir deyişle geçerli bir alonjun oluşabilmesi için; bu kâğıdın mutlaka alonj oluşturma iradesiyle kambiyo senedine eklenmiş olması gerekir. Dolayısıyla imzalı bir kâğıdın senede eklenmiş olması onu tek başına alonj yapmaz. Aksinin kabulü halinde, yukarıdaki örnekte yer verildiği gibi, başka bir senet veya irade beyanı için imzalanmış kâğıdın, herhangi bir senede eklenmek suretiyle bu kambiyo senedi için alonj verildiği ve kişinin sanki bu kambiyo senedi için işlem yapmış olduğu gibi bir anlam ortaya çıkar ki bu son derece tehlikelidir. Bu tehlikenin bertaraf edilebilmesi için alonj ile kambiyo senedi arasındaki iradi bağın da sorunsuz olması gerekmektedir.

Belirtmek gerekir ki öğretide başka yazarlar tarafından da izah edilen tehlikeye dikkat çekilmiş ve bu husustaki açıklamalarımıza iştirak edilmiştir. Bu eserlerde;

Senet ile alonj arasında iradi bir bağ kurulmaksızın, alonj üzerinde yer verilmiş gibi gösterilen bir (beyaz) cirodan kaynaklanan sorumluluk ile ilgili olarak son dönemde gündeme gelen önemli bir sorun ve çözüm önerisi için bkz. Seven, İzmBD 2017, 55 vd., özellikle 62-69; ayrıca bkz. aynı sorunu inceleyen ve çözüm olarak senet ile alonj arasında hukuki bağ kurulması gereğinden söz eden Turanlı, 119 vd., özellikle 127.”[11].

“Alonj kavramı ile alonj alonj üzerinde yer verilmiş gibi gösterilen bir (beyaz) cirodan kaynaklanan sorumluluk hakkında son dönemde gündeme gelen önemli bir sorun ve çözüm önerisi için bkz. SEVEN, 60 vd.” denilmiştir[12].

Yine aynı sorunu inceleyen bir makalede;

“… örneğin alonj olarak kullanılacak kağıtların matbu olması, üzerinde “bu bir alonjdur” gibi bazı kayıtların bulunması, öte yandan ilave edildiği senet ile arasında sadece maddi anlamda değil hukuki anlamda da bir bağ kurulabilmesi için bir takım kayıtların zorunlu tutulması gerekmektedir. Bu kayıtlara örnek olarak ilave edildiği senedin tarihi, varsa senet numarası, senedin düzenlendiği yer vb. örnekler verilebilir.

Alonjla ilgili olarak yukarıda önerdiğimiz bazı önlemler hayata geçirildiği takdirde, giriş bölümünde de aktarılan ve alonj süsü verilmiş biçimde, emre yazılı senetle hiçbir ilgisi olmayan kişilerin imzaları kullanılarak yapılan sahtecilik işlemlerinin önüne geçilebileceği düşünülmektedir.” denilmiştir[13].

Tüm bu görüşler alonj ile kambiyo senedi arasındaki maddi ve iradi bağın kusursuz olması gerektiğini ortaya koymaktadır.

C. Senede Eklenmiş Bir Kâğıttaki İmzanın Alonj Oluşturma İradesiyle Atıldığına Dair İspat Yükü Hakkında Açıklamalar

Yukarıdaki açıklamalarımız kambiyo senedine eklenen kâğıttaki imzanın alonj oluşturma iradesi ile atılması gerektiğini, başka bir deyişle kambiyo senedi ile alonj arasında; maddi ve iradi bağlanma bakımından bir sorun olmaması gerektiğini ortaya koymaktadır. Peki bir kişinin senede eklenmiş olan imzasını alonj oluşturma iradesi ile atmadığını, bu imzanın başka yerden kesilmiş ve senede eklenmiş bir imza olduğunu iddia etmesi durumunda ispat yükü kimin üzerinde olacaktır?

Takdir edileceği gibi böyle bir durumda iddia sahibi kişi aslında senetteki kambiyo ilişkisine dâhil olmadığını ileri sürmektedir. Bu durumda ise, aradaki kambiyo ilişkisinin varlığından lehine hak çıkartan davalı olduğundan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”)[14] gereği ispat yükü davalı konumundaki önceki hamil/ciranta üzerinde kalmaktadır. Nitekim HMK m.190/1 hükmüne göre; “İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.” Öyle ki ispat yükü belirlenirken vakıayı hangi tarafın ileri sürdüğü değil, o vakıadan hangi tarafın lehine hak çıkardığı önemlidir[15]. Zira bir davada, bir vakıayı ileri sürenle ispat yükünü taşıyan taraflar farklı olabilir.

Konumuz açısından baktığımızda ise, kambiyo senedine eklenen kâğıdın alonj olarak nitelendirilebilmesi ve buna bağlı olarak hamilinin eklenen kâğıt üzerinde imzası bulunan kişiye başvuru hakkının doğabilmesi için, senede eklenen imzalı kâğıdın alonj iradesiyle imzalanmış olması (iradi bağ) şarttır. Yani senet hamilinin başvuru hakkının temeli, senede eklenen kâğıdın alonj olmasına bağlıdır.

Bu noktada alonj üzerinde imzası bulunan kişi, bu kâğıdı alonj iradesiyle imzalamadığını ileri sürerse, aradaki kambiyo ilişkisinin varlığından lehine hak çıkartan taraf kambiyo senedinin alacaklısı olduğundan, ispat yükü de davalı konumundaki kambiyo senedinin alacaklısı üzerinde olacaktır (HMK m. 190). Nitekim senet hamilinin başvuru hakkının temeli eklenen kâğıdın alonj olmasına bağlıdır ve bu kâğıdın alonj niteliğinde olduğu vakıasından lehine hak çıkartan senet hamilidir[16].

Davalı senet hamilinin, kambiyo senedine eklenmiş olan kâğıdın alonj iradesiyle imzalanmış olduğunu, diğer bir deyişle kambiyo senedi ile bu senede eklenmiş olan kâğıt arasında maddi bağ dışında iradi bağın da mevcut olduğunu ispatlayamaması durumunda kâğıt üzerinde imzası bulunan kişinin alonj oluşturma iradesinin olmadığı ortaya çıkacaktır. Bu durumda kâğıt üzerindeki imzanın yanında bir irade beyanı olmadığından ve sadece imza senet olarak nitelendirilemeyeceğinden, böyle bir imza sahibini sorumluluk altına sokmayacaktır. Kambiyo senedine bağlı olan kâğıtta yer alan imzanın, bu kâğıdın ilgili kambiyo senedinin alonju olduğu iradesiyle imzalanmış olmadığına yönelik iddia ise, senet metninden anlaşılan senetteki taahhüdün geçersizliğine ilişkin bir def’i oluşturur. Bu def’i de geçersizlik sebebi üzerinde doğan kişi tarafından, iyi niyetli olup olmadığına bakılmaksızın hamil dâhil herkese karşı ileri sürülebilir.

D. Kararın Değerlendirilmesi

İncelememize konu Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2021 tarihli kararı kambiyo senetlerinde alonj bakımından çok büyük önemi haizdir. Hemen belirtmek gerekir ki bugüne kadar çok sayıda haksızlığa neden olan bir uygulamadan dönülmüştür. Bu bakımdan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin kararındaki çoğunluk görüşü, konu ile ilgili daha önce ortaya koyduğumuz açıklamalar ile paraleldir. Bu bakımdan çoğunluk görüşündeki değerlendirmeler tarafımızca da paylaşılmaktadır[17].

Kararın karşı oy görüşünde ise Kanun’un alonj bakımından bir “şekil şartı getirmediği”, “TTK m. 683/1 hükmünde özellikle maddi/fiziki bağın kast edildiği”, iradi bağı ortaya koymaya yönelik bir düzenlemenin olmadığı belirtilmiştir. Böylece karşı oydaki görüşler büyük ölçüde bu gerekçe üzerine inşa edilmiştir.

Bilindiği gibi Kanun sistematiği içinde alonj kelimesi ilk kez TTK m. 683/1 hükmünde
kullanılmıştır. Bu hükümde de; “Cironun poliçe veya poliçeye bağlı olan ve “alonj denilen bir kâğıt” üzerine yazılması ve ciranta tarafından imzalanması gerekir.” denilmiştir. Buradan görüleceği üzere alonjun “poliçeye bağlı olan” denilmek suretiyle kambiyo senediyle fiziki bir bağı; “alonj denilen bir kâğıt” ifadesi kullanılmak suretiyle ise iradi bir bağı olması gerektiği açıklanmıştır. Bu bakımdan karşı oy görüşündeki TTK m. 683/1 hükmünün özellikle fiziki bağlantıyı kastettiği, iradi bağlanmayı ortaya koymaya yönelik bir şart aramadığına dair açıklamalara katılmak mümkün değildir.

Yukarıda açıklandığı üzere alonj kambiyo senedinin arka yüzünde yer kalmadığında senede eklenen kağıdın adıdır. Bu bakımdan alonj bir hukuki işlemi değil, senede eklenen kağıdı ifade etmektedir. Hukuki işlem olan, alonj üzerindeki ciro yahut avaldir. Bu bakımdan alonj bakımından kanunda bir “şekil şartı” aramak zaten anlamsızdır. Gerek Yargıtay’ın çoğunluk görüşünde gerek önceki tarihli makalemizde kastedilen, alonjun geçerliliği için iradi bağın kurulmuş olmasının şart olduğudur. Bu bakımdan bir şekil şartı kastedilmemektedir. Bu iradi bağ, alonj üzerine hangi kambiyo senedi için işlem yapıldığının özel olarak belirtilmesiyle sağlanabilecektir. Bu nedenle TTK m. 683/1 hükmünde “alonj denilen bir kâğıt” ifadesini kullanmıştır. Bu ifadeden de anlaşılmaktadır ki, alonju imzalayarak taahhüt altına giren kişinin, taahhüdünü bu kâğıdın alonj olduğu iradesini taşıyarak ve bu iradesini alonj üzerinde belirterek imzalaması gerekir. Bu irade, açık olarak ortaya konulabileceği gibi örtülü olarak da ortaya konulmuş olabilir. Alonj iradesinin örtülü olarak ortaya konulması açısından, alonj üzerine basılan kaşenin ve atılan imzanın, alonjun ek yerine veya senede denk gelecek şekilde atılması örnek gösterilebilecektir. Zira alonj üzerinde atılan imzanın ve basılan kaşenin ek yerine veya senede taşırılması, imza atan kişinin kağıdın senede eklenmesinden sonra ve alonj oluşturma iradesiyle imza attığı konusunda fiili bir karine ortaya koyacaktır[18]. Dolayısıyla karşı oyda yer alan alonj bakımından kanunun bir şekil şartı aramadığına dair açıklamalara katılmak mümkün değildir. Elbette ki Kanun başlı başına bir hukuki işlemi ifade etmeyen ve sadece senede eklenen kağıdın adı olan alonj bakımından bir şekil şartı öngörmemiştir. Ancak kanun, sadece fiziki olarak senede eklenmiş bir imzanın peşinen kambiyo senedini ciro etmek yahut aval vermek maksadıyla atıldığını da kabul etmemiş, alonj ile kambiyo senedi arasında kusursuz bir iradi bağ aramıştır[19].

Burada alonj üzerine yapılan beyaz ciro açısından özel bir değerlendirme yapmak gerekmektedir. TTK’nın alonj üzerine beyaz ciro yapılmasına izin vermesi karşısında, alonj üzerine sadece imza atılarak ciro işlemi yapılabilir (TTK m. 683/2). Bu durumda aslında irade beyanı ile imzanın farklı kağıtlarda olduğu istisnai bir durum oluşturulmaktadır. Böyle bir durumda Kanun gereği, alonj iradesinin alonj üzerine yazılması aranmamış, sadece imza atılması ile beyaz ciro işleminin geçerli olacağı kabul edilmiştir. Burada iradi bağ unsuru açısından, alonj üzerinde açık bir beyan aranmayacak ise de, alonj üzerinde imzası bulunan kişinin bu kağıdın alonj oluşturma iradesi ile imzalamış olması gerekmektedir[20]. Bu iradenin varlığını göstermek açısından yukarıda belirtildiği üzere, atılan imzanın veya basılan kaşenin alonjun ek yerine veya senede denk getirilmesi yerinde olacaktır.

Bu bakımdan irade içermeyen sadece imzalı bir kâğıdın senede eklenmiş olması (maddi bağ) onu tek başına alonj yapmayacaktır. Alonjun oluşturulması için imzanın alonj oluşturma iradesiyle senede bağlanmış olması gerekir. Aksinin kabulü halinde, başka bir kambiyo senedi veya sair bir hukuki işlem için imzalanmış kâğıdın, herhangi bir kambiyo senedine eklenmek suretiyle bu kambiyo senedi için alonj verildiği ve kişinin sanki bu kambiyo senedi için işlem yapmış olduğu gibi tehlikeli sonuçlar bertaraf edilemez. Bu sebeple, maddi bağ açısından alonju düzenleyenin, belge (alonj) üzerinde alonj iradesini belirtmesi, bu kâğıdın eklendiği kambiyo senedinin alonju olduğu yönündeki tereddütleri ortadan kaldıracaktır. Ayrıca bu durum uygulamada zaman zaman görülen bazı kötüye kullanımların önüne geçmek açısından da uygun bir çözümdür. Kaldı ki TTK m. 683/1 hükmü de bu iradi bağın kusursuz şekilde kurulmasını aramaktadır. Bu bakımdan Kanunun düzenlemediği bir geçerlilik şartı getirilmesi söz konusu değildir, bilakis Kanunun aradığı bir şart söz konusudur.

Tekrar belirtelim; senede eklenen kağıttaki imzaya ciro yahut aval diyebilmek için “alonj” gerçek bir “alonj” olmak zorundadır. Alonjun başka yerdeki bir imza kesilerek, senede yapıştırılıp oluşturulması halinde buna gerçek bir alonj demeye ihtimal yoktur. Böyle bir durumda ceza hukukunun suçu tespit etmeye yönelik yöntemlerine müracaat etmeye de gerek bulunmamaktadır. Zira başka bir yerden imzasının kesilerek senede eklendiğini iddia eden kimse aslında senetteki kambiyo ilişkisine dâhil olmadığını iddia etmektedir. Bu iddia ise, HMK m. 208/1 anlamında sahtelik iddiasıdır ve yazıya ilişkindir. Çünkü, alonjda sadece imza vardır ve bu sahte değildir, imzayı ciro haline getiren ise alonjun eklendiği senetteki ifadelerdir. İmza sahibi bu senetteki ifadeleri (yazıyı) kabul etmemektedir. HMK m. 209/1 gereği bu konuda karar verilinceye kadar, söz konusu senet herhangi bir işleme esas alınamaz. Bu durumda ise, aradaki kambiyo ilişkisinin varlığından lehine hak çıkartan kambiyo senedi alacaklısı olduğundan HMK gereği ispat yükü onun üzerinde kalmaktadır (HMK m. 190/1). Alonj üzerindeki imzanın alonj oluşturma iradesi ile atılmadığı iddia edildiğinde, bu imzanın alonj oluşturma iradesiyle atıldığını iddia eden kambiyo senedi alacaklısı (hamil) bu iddiasını kanıtlamalıdır. Zira, Medenî Usûl Hukukunda ispat yükü belirlenirken vakıayı hangi tarafın ileri sürdüğü değil, o vakıadan hangi tarafın lehine hak çıkardığı önemlidir. Nitekim bir davada, bir vakıayı ileri sürenle ispat yükünü taşıyan taraflar farklı olabilir[21]. Konumuz açısından baktığımızda ise, senet hamilinin alonj üzerinde imzası bulunan kişiye başvuru hakkının doğumu için, senede eklenen imzalı kâğıdın alonj iradesiyle imzalanması gerekir. Yani senet hamilinin başvuru hakkının temeli, senede eklenen kâğıdın alonj olmasına bağlıdır.

Dolayısıyla alonj üzerinde imzası bulunan kişi, bu kâğıdı alonj iradesiyle imzalamadığını ileri sürerse, senet hamilinin başvuru hakkının doğumunu engelleyen bir vakıa ileri sürdüğü için bu vakıayı ispat yükü de, bu kâğıdın alonj olduğunu ileri süren davalı tarafa düşecektir. Çünkü senet hamilinin başvuru hakkının temeli eklenen kâğıdın alonj olmasına bağlıdır ve bu vakıadan lehine hak çıkartan senet hamilidir.

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 04.02.2021 tarihli kararının karşı oyunda, senet ve alonj üzerindeki imzaların teknik vasıtalarla tarihlerinin tespiti yoluyla bir sonuca gidilebileceği de söylenmiştir. Ancak bu şekilde bir tespitle sonuca varmak mümkün değildir. Zira uygulamada çoğu zaman çekler ileri tarihli keşide edilmektedir. Başka bir deyişle çek üzerindeki mürekkebin yaşı ile çekin tarihi aynı olmamaktadır. Yine çekin düzenleme tarihinden sonraki tarihte düzenlenmiş bir kira sözleşmesinden de imzanın kesilerek çeke eklenmesi mümkündür. Bu durumda mürekkep yaşının tespitinin bir anlamı yoktur. Bu açıklamalar söz konusu tehlikeleri bertaraf etmemektedir. Dolayısıyla kanaatimizce, kararın çoğunluk görüşünde ifade edildiği gibi, alonj ile senet arasındaki iradi bağın da kusursuz bir şekilde mevcut olması gerekmektedir.

Bunun dışında karşı oyda alonj hususunda bir şekil şartı öngörülmemiş olmadığı ve bunun Kanun Koyucu’nun bilinçli tasarrufu olduğu, bu nedenle bu hususta kanun boşluğundan da bahsedilemeyeceği savunulmuştur. Belirtmiş olduğumuz üzere kanaatimizce TTK m. 683/1 hükmünde “alonj denilen bir kâğıt” ifadesi kullanılmak suretiyle alonjda iradi bir bağ olması gerektiği açıklanmıştır. Bununla birlikte, şayet TTK m. 683/1 hükmünün lafzi ve amaçsal yorumuyla alonjda iradi bağın arandığı kanaatine varılamasaydı dahi kanun boşluğu söz konusu olurdu ve hâkimin 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu[22] m. 1/2 uyarınca hukuk yaratarak bu boşluğu doldurması gerekirdi. Zira kanun boşluğu türlerinden örtülü boşlukların (verdeckte Lücke)[23] söz konusu olduğu durumlardan biri de hükmün lafzı ve ruhu itibariyle tespit edilen anlamda uygulanmasının dürüstlük kuralıyla bağdaşmaması olup; böyle hallerde de kanunda uygulanabilir bir hüküm bulunmadığı sonucuna varılır[24]. Hukuken sonuç doğuran bir alonjun varlığından söz edebilmek için iradi bağın aranmaması halinde, başkaca senetlerden kesilmek suretiyle alonj görünümü verilen kâğıt parçalarından dolayı kambiyo ilişkisine girme iradesi bulunmayan kişilerin borç altına sokulması ve akabinde bu kişilerden esasen borçlu olmadıkları tutarların tahsili Kanun’un amacına ve adalete aykırı sonuçlar doğuracak ve hatta bunun ötesinde kamu düzeni bozacaktır. Dolayısıyla TTK m. 683/1 hükmünün alonjda iradi bağın aranmadığı şeklinde yorumlanması ihtimalinde bir kanun boşluğu söz konusu olacak ve bu boşluğun da alonjda iradi bağın aranması yoluyla giderilmesi gerekecekti.

V. Sonuç

Yukarıda yer verilen açıklamalar çerçevesinde, aşağıdaki sonuçlara varılmıştır:

  • Tek başına bir “imza” senet değildir. Zira bir irade beyanı içermemektedir. Tek başına bir imzaya bakarak; bu imzanın ciro için atıldığını söylemek de mümkün değildir. Bir imzanın ciro için atıldığını gösteren şey, o imzanın eklendiği kambiyo senedidir. Bu sebeple senede eklenen kâğıdın alonj olarak nitelendirilebilmesi için; kambiyo senedi ile sıkı ve kusursuz bir maddi ve iradi bağın bulunması gerekmektedir.

  • Maddi bağ; eklenen kâğıdın kambiyo senedinden tahrif edilmeden ayrılamayacak şekilde bağlanmasını ifade etmektedir.

  • İradi bağ ise alonj üzerine hangi kambiyo senedi için işlem yapıldığının özel olarak belirtilmesiyle sağlanır. Bu nedenle TTK m. 683/1 hükmünde “alonj denilen bir kâğıt” ifadesi kullanılmıştır. Bu ifadeden de anlaşılmaktadır ki, alonju imzalayarak taahhüt altına giren kişinin, taahhüdünü bu kâğıdın alonj olduğu iradesini taşıyarak ve bu iradesini alonj üzerinde belirterek imzalaması gerekir. Aksi halde geçerli bir alonjun varlığından söz edilemez. Zira “irade” bir hukuki işlemin kurucu unsurudur. Bu irade, açık olarak ortaya konulabileceği gibi örtülü olarak da ortaya konulmuş olabilir. Alonj iradesinin örtülü olarak ortaya konulması açısından, alonj üzerine basılan kaşenin ve atılan imzanın, alonjun ek yerine veya senede denk gelecek şekilde atılması örnek gösterilebilecektir. Zira alonj üzerinde atılan imzanın ve basılan kaşenin ek yerine veya senede taşırılması, imza atan kişinin kağıdın senede eklenmesinden sonra ve alonj oluşturma iradesiyle imza attığı konusunda fiili bir karine ortaya koyacaktır.

  • Aksini kabul halinde ortaya çıkacak olan hukuki tehlikelerin bertaraf edilmesi mümkün değildir. Böyle bir ihtimalde bir kimsenin kargoyu teslim almak için veya bir dilekçe ya da bir kira sözleşmesi üzerine attığı imzanın dahi yerinden kesilip, alonj olarak bir kambiyo senedine eklenmesi mümkün olabilir. Bu durumda hukuki güvenliğin kalmayacağı açıktır.

  • Diğer yandan bir imzanın çekte alonj oluşturmak ve beyaz ciro yapmak için atıldığını ispat yükü, bundan lehine hak çıkaran alacaklıya düşmektedir.

  • Bu bakımdan Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin alonj ile kambiyo senedi arasında maddi bağ dışında iradi bağın da bulunması gerektiğinin kabul edilmiş olduğu 2020/5300 E. 2021/868 K. sayılı ve 04.02.2021 tarihli kararı, kambiyo senetleri uygulaması bakımından yenilik getiren ve önemli bir karardır.


Dipnotlar


  1. Yargıtay 11. HD., E. 2020/5300 K. 2021/868 T. 4.2.2021. ↩︎

  2. Davacı tarafın başvurusu üzerine uyuşmazlık hakkında karar düzeltme aşamasında, tarafımdan HMK m. 293 anlamında uzman görüşü (Hukukî Mütalâa) yazılmıştır. ↩︎

  3. Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesi E. 2017/432 K. 2018/23 T. 31.1.2018. ↩︎

  4. Yargıtay 19. HD., E. 2018/2146 K. 2019/4679 T. 9.10.2019. ↩︎

  5. SEVEN Vural; “Kambiyo Senetlerinde (Bono, Poliçe, Çek) Alonj”, İzmir Barosu Dergisi, Y. 82, S. 1, s. 55-77. Makale için bkz. http://ozekesseven.com/wp-content/uploads/2020/02/Kambiyo-Senetlerinde-Alonj.pdf ↩︎

  6. Çekin ön ve arka yüzündeki isim ve unvanlar ile merci kararlarındaki unvan ve isimler kişisel bilgilerinin korunması adına değiştirilmiştir. ↩︎

  7. ERDÖNMEZ Güray; Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, On İki Levha, İstanbul 2017, s.1774. ↩︎

  8. Kabul Tarihi: 13.01.2011; Resmî Gazete: 14.02.2011/27846. ↩︎

  9. ÖZTAN Fırat; Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 1997, s. 348. ↩︎

  10. Alman ve İsviçre hukuklarında poliçede cironun şekli hukukumuza paralel şekilde düzenlenmiş ve beyaz cironun cirantanın sadece imzasından ibaret olabileceği ve poliçenin arkasına veya alonj üzerine yazılabileceği öngörülmüştür (Alman Poliçe Kanunu m. 13; İsviçre Borçlar Kanunu m. 1003). Alman hukukunda alonj ile ilgili bilgi için bkz. BAUMBACH Adolf/HEFERMEHL Wolfgang/CASPER Matthias; Wechselgesetz, Scheckgesetz, Recht des Zahlungsverkehrs: WG, ScheckG, Recht des Zahlungsverkehrs, 23. Aufl., München 2008, Art. 13 WG, Rn. 1-3; BÜLOW Peter; Heidelberger Kommentar zum WechselG/ScheckG/AGB, 4. Aufl., Heidelberg 2004, Art. 13 WG, Rn. 7-10. İsviçre hukukunda alonj ile ilgili bilgi için bkz. HONSELL Heinrich/VOGT Nedim Peter/WATTER Rolf (Hrsg.); Basler Kommentar- Wertpapierrecht, Basel 2012, OR Art. 1003, Rn. 4-5; HONSELL Heinrich (Hrsg.); Kurzkommentar Obligationenrecht, Basel 2014, OR Art. 1003, Rn. 3, 6. ↩︎

  11. KENDİGELEN Abuzer; Çek Hukuku, 6. Bası, On İki Levha, İstanbul 2021, s. 228, dn. 65. ↩︎

  12. KENDİGELEN Abuzer/KIRCA İsmail; Kıymetli Evrak Hukuku, On İki Levha, İstanbul 2019, s. 206. ↩︎

  13. TURANLI Hüsnü; “Türk Hukukunda Alonj”, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 2017, C. 3, S. 1, s. 119-128. ↩︎

  14. Kabul Tarihi: 12.01.2011; Resmî Gazete: 04.02.2011/27836. ↩︎

  15. ATALAY Oğuz; Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, s. 1696. ↩︎

  16. SEVEN, s. 68. ↩︎

  17. SEVEN, s. 55-77. ↩︎

  18. Cironun, çek ile alonjun birleştiği çizgiden uzakta ve sadece alonj üzerinde yer alması fiili karineyi ortadan kaldırır.
    Keza, posta zarflarının kapatılmasından sonra başka kişilerce açılıp açılmadığının kontrol edilmesi açısından, zarfın kapağı ile ana gövdesine denk gelecek şekilde imza atılmakta veya kaşe basılmaktadır. Bu şekilde imzanın zarfın kapatılmasından sonra atıldığı ve zarfın kapağının bir daha açılmadığına dair fiili bir karine oluştuğu söylenebilecektir. ↩︎

  19. "... İnceleme konusu senette "..." adına damga pulları üzerinde atılı bulunan imzanın ...'nun eli ürünü olduğu, senette "..." adına damga pulları üzerinde atılı bulunan imzanın kalem baskı izinin senet yüzeyinde bulunmadığı, senet yüzeyinin damga pulları arasındaki perforasyon deliğine denk gelen bölümünde imza hattının devam etmediği saptandığından, "..." adına atılı bulunan imzanın damga pulları senet yüzeyi üzerindeyken atılmamış olduğu, damga pullarının imzalı vaziyette senet yüzeyine haricen yapıştırılmış olduğu sonucuna varıldığı,..." bildirilmiştir….muteriz-avalist ...'na ait aval imzasının salt senet üzerine yapıştırılan pul üzerinde bulunduğu ve pul imzalı vaziyette iken senet metni üzerine yapıştırıldığı tespit edildiğine göre, adı geçene ait senet metni üzerinde bir imzanın varlığından söz edilemez. Bkz. Yargıtay 12. H.D.’nin E. 2015/30122 K. 2015/32805 T. 24.12.2015 sayılı kararı. ↩︎

  20. “…mezkur bono ve pul üzerindeki fiziksel ve kimsayasal bulgular üzerinde de özellikle durulmak suretiyle imzayı havi pulun başka bir senetten nizalı bonoya nakledilip nakledilmediği hususunda rapor alınmak…” Bkz. Yargıtay HGK’nun E. 1991/11-398 K. 1992/487 T. 10.10.1992. ↩︎

  21. PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES Muhammet; Medenî Usûl Hukuku Ders Kitabı, 8. Bası, On İki Levha, İstanbul 2020, s. 670. ↩︎

  22. Kabul Tarihi: 22.11.2001; Resmî Gazete: 08.12.2001/24607. ↩︎

  23. Örtülü boşluk durumunda, kanunda somut olaya uygulanması mümkün bir kuralın açıkça düzenlenmiş olduğu görülmektedir, ancak kanunun amacı ve ruhu esas alındığında, düzenleme somut olaya uygun değildir. Çünkü kanun, söz konusu olayların değerlendirilmesinde önem taşıyan bazı özellikleri dikkate almamıştır. Kanunun lafzı çok geniş olup, tüm daraltıcı yorum çabalarına rağmen, somut olayın istisnai özelliklerine uymamakta, adalete aykırı sonuçlar doğurmaktadır. Bu durumda boşluk görünürde bir kanun hükmü olmasına rağmen, kanunun amacı ve negatif eşitlik ilkesi esas alındığında düzenlenmesi gereken bir nokta olarak ortaya çıkan, bir sınırlama eksikliğinden doğan boşluktur. İlk bakışta bir düzenleme varmış gibi görünmesinden dolayı bu boşluk örtülüdür (gizlidir).” KIRCA Çiğdem, “Örtülü (Gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)”, AÜHFD, C. 50, S. 1, 2001, s. 96-97. ↩︎

  24. OĞUZMAN M. Kemal/BARLAS Nami, Medeni Hukuk: Giriş, Kaynaklar, Temel Kavramlar, 25. Bası, Vedat Kitapçılık, İstanbul 2019, s. 107. ↩︎

Kaynakça

ATALAY Oğuz; Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, On İki Levha, İstanbul 2017.

BAUMBACH Adolf/HEFERMEHL Wolfgang/CASPER Matthias; Wechselgesetz, Scheckgesetz, Recht des Zahlungsverkehrs: WG, ScheckG, Recht des Zahlungsverkehrs, 23. Aufl., München 2008.

BÜLOW Peter; Heidelberger Kommentar zum WechselG/ScheckG/AGB, 4. Aufl., Heidelberg 2004.

ERDÖNMEZ Güray; Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, On İki Levha, İstanbul 2017.

HONSELL Heinrich (Hrsg.); Kurzkommentar Obligationenrecht, Basel 2014.

HONSELL Heinrich/VOGT Nedim Peter/WATTER Rolf (Hrsg.); Basler Kommentar- Wertpapierrecht, Basel 2012.

KENDİGELEN Abuzer; Çek Hukuku, 6. Bası, On İki Levha, İstanbul 2021.

KENDİGELEN Abuzer/KIRCA İsmail; Kıymetli Evrak Hukuku, On İki Levha, İstanbul 2019.

KIRCA Çiğdem, “Örtülü (Gizli) Boşluk ve Bu Boşluğun Doldurulması Yöntemi Olarak Amaca Uygun Sınırlama (Teleologische Reduktion)”, AÜHFD, C. 50, S. 1, 2001, s. 91-119.

OĞUZMAN M. Kemal/BARLAS Nami, Medeni Hukuk: Giriş, Kaynaklar, Temel Kavramlar, 25. Bası, Vedat Ki-tapçılık, İstanbul 2019.

ÖZTAN Fırat; Kıymetli Evrak Hukuku, 2. Bası, Turhan Kitabevi, Ankara 1997.

PEKCANITEZ Hakan/ATALAY Oğuz/ÖZEKES Muhammet; Medenî Usûl Hukuku Ders Kitabı, 8. Bası, On İki Levha, İstanbul 2020.

SEVEN Vural; “Kambiyo Senetlerinde (Bono, Poliçe, Çek) Alonj”, İzmir Barosu Dergisi, Y. 82, S. 1, s. 55-77. (http://ozekesseven.com/wp-content/uploads/2020/02/Kambiyo-Senetlerinde-Alonj.pdf)

TURANLI Hüsnü; “Türk Hukukunda Alonj”, Ticaret ve Fikri Mülkiyet Hukuku Dergisi, 2017, C. 3, S. 1, s. 119-128. (https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/347221)

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve diğer mevzuat hükümlerine aykırı ve bilimsel yazma etik kurallarını aşan iktibaslar konusunda yazarların ve On İki Levha Yayıncılık’ın rızası bulunmamaktadır.