Lexpera Blog

Sermaye Piyasası Uyuşmazlıklarında Alternatif Çözüm Yöntemleri

Ulusal hukuk kültürü, Avrupa Birliği mevzuatı çeşitliliğinde uyumlu ve kullanılabilir bir sistem inşa etme sürecinde büyük bir rol oynar. Hukuk kültürü, sıklıkla tüketici uyuşmazlıklarının çözümü üzerine kurulduğu ve geliştirildiği bir yasal sistemin eşsiz karakteristiğinin bir temeli olarak görülür. Ulusal perspektiften bakılması uyuşmazlık çözümünde, ADR (Alternative Dispute Resolution) veya CDR (Consumer Dispute Resolution, Tüketici Uyuşmazlık Çözümü) modellerinin neden çeşitli yöntemlere sahip olduğunun anlaşılmasına yardımcıdır. Uyuşmazlık çözümüne kültürel yaklaşım, tüketicinin bir ADR modelinden temel beklentilerinde ve bu modeli kabullenmesinde kilit bir rol oynar.

Finansal piyasalarda (bankacılık, menkul kıymetler ve sigorta sektörleri) yatırımcıların/finansal tüketicilerin korunması hususuna ayrı bir önem atfedilmekte ve bu korumanın sağlanabilmesi için çeşitli mekanizmalar geliştirilmektedir. Sermaye piyasası uyuşmazlıklarını genel olarak müşteri ve sektör uyuşmazlıkları şeklinde iki ana başlık altında incelemek mümkündür. Anılan türdeki sermaye piyasası uyuşmazlıklarının çözümünde uygun metodun belirlenmesi, şüphesiz ki piyasa etkinliğini artırır. Bu metodlardan biri, yatırımcıların/finansal tüketicilerin finans kurumlarıyla ilgili iş ve işlemlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklarının, yargı dışında, bu tür uyuşmazlıkların çözümüyle özel olarak yetkilendirilmiş kurumlar tarafından çözümlenmesinin sağlanmasına yönelik uygulamalardır.

Finansal piyasalarda ortaya çıkan uyuşmazlıklar genel olarak karmaşık, çözümü özel ve teknik bilgiyi gerektirir niteliktedir. Bunun altında yatan temel nedenlerden bazıları, finans kurumları tarafından yürütülen faaliyetlerin hukuki niteliğinden kaynaklanan özellikler, finans piyasalarının teknik boyutu ve karmaşıklığı olarak sıralanabilecektir. Dolayısıyla, uyuşmazlıkların kaynak-yoğun temelli incelenmesinin azaltılarak piyasa etkinliğinin artırılması, tüketicinin korunması bağlamında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin standart oluşturma açısından mahkemelerle aynı işlevi görüp görmeyeceği sorununu gündeme getirmiştir.

Uyuşmazlık türleri içerisinde en yaygın olanlar, iletişimdeki aksaklıktan veya güven ilişkisindeki azalmadan kaynaklanan yatırım kuruluşu temsilcisinin temsil yetkisini hatalı kullanmasına yönelik iddialar, yatırım kuruluşu temsilcilerince yatırımcıların niteliğine uygun olmayan tavsiyeler verilmesi ve güvene dayalı sorumlulukların ihlali gibi konular yer alır. Genellikle yatırımcı ve yatırım kuruluşu temsilcisi hesap yönetimi ve işlemlerinin uygunluğuna ilişkin çok farklı görüşlere sahiptir. Arabulucu iki tarafın kendi duygularını ve çıkarlarını açıklamalarını mümkün kılar ve her bir tarafın diğerinin durumunu anlamasına yardımcı olur.
Sermaye piyasasındaki gelişmelerin varlığına karşın, Avrupa Birliği Üye ülkelerinde finansal hizmetler alanındaki boşluklar ve kalite standartlarındaki farklılaşma devam etmiştir. Avrupa piyasasının genişlemesi ve ilerlemeci entegrasyonu, tüketicilere ve finansal hizmet sağlayıcılara daha geniş bir seçim alanı sunmuştur.

Finansal hizmetlerin yerine getirilmesinden kaynaklanan şikayetlerde, uyuşmazlığın finansal hizmet sağlayıcısı konumunda olan -genellikle- yatırım kuruluşlarıyla doğrudan çözümlenememesi halinde, yatırımcılar söz konusu uyuşmazlıkları yargılama giderleri ve usuli kurallar zincirinin uzun süre takip edilmesi zorunluluğu nedeniyle hukuk yargısına sevk etmeye isteksiz hale gelmiştir. Bu bağlamda, yargı dışı uyuşmazlık çözüm yöntemleri, sermaye piyasası uyuşmazlıklarının hızlı ve dostane bir biçimde çözümüne katkı sunması nedeniyle hukuk yargısının önemli bir alternatifi olarak görülmüştür. Bu durum, tarafların özellikle uzun dönemli sözleşmesel ilişkiyle bağlı olduğu finansal uyuşmazlıklarda daha yaygındır.

Yatırımcıların adalete erişimini kolaylaştıran alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri, özellikle 2008 yılındaki finansal krizle birlikte tüketicinin korunması anlamında yeni bir bakış açısı ortaya koymuş ve sermaye piyasası uyuşmazlıklarının çözümünde yeni ilke ve standartların benimsenmesine yol açmıştır. Bu sebeple, günümüzde arabuluculuk, tahkim ve uzlaştırma usulü dışında pek çok ülkede “yargı reformu” adı altında, alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemleri geliştirilmektedir.

Dünyada önde gelen diğer yetki alanlarında uygulanan finansal uyuşmazlık çözüm modellerindeki farklılık, bu kalıpların ayrıca düzenleyici bir rol oynayıp oynamadığı hususundan kaynaklanır. Örneğin, Amerika Birleşik Devletlerinde, Finans Sektörü Düzenleme Kurumu’nun (Financial Industry Regulatory Authority, FINRA) alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemlerinin yürütümünde açıkça düzenleyici bir rol oynar. FINRA, emsallerine paralel olarak Securities Exchange Commission (SEC) denetimine tabi olan bir öz düzenleyici kuruluş olup, sermaye piyasasında faaliyet gösteren şirketler bakımından en büyük sivil düzenleyici kuruluştur. IOSCO (International Organisation of Securities Commissions), öz düzenleyici kuruluşların yargılama ve uyuşmazlıkları tahkim ve diğer yöntemlerle çözüme kavuşturmasına ilişkin konularda uygulama kuralları oluşturma, tavsiye etme, uygulama ve yürürlüğe koyma yetkisinin varlığını belirtmiştir.

Birleşik Krallıkta ise, Finansal Ombudsman Hizmeti’nin (Financial Ombudsman Service) düzenleyici bir rolü bulunmaz. Buna karşın, Finansal Ombudsman Hizmeti’nin finansal uyuşmazlıkların çözümünde neyin adil ve makul olduğu yönündeki geniş takdir yetkisi sayesinde, anılan kavramların somut olay bağlamında belirlenmesi amacıyla gerektiğinde delil toplaması Finansal Ombudsman Hizmeti’nin fonksiyonlarına ‘ilave standart oluşturma’ boyutu ekler.

Ülkemiz bakımından konu ele alındığında, idare hukukunda yargı dışı uyuşmazlık çözüm yöntemlerinden Kamu Denetçiliği Kurumu’nun özel sektör uyuşmazlıklarını ele almadığı hususu göz önünde tutulduğunda, yatırımcı haklarının korunmasına yönelik olarak sermaye piyasası uyuşmazlıklarının çözümünde Borsa İstanbul ve Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği’nin koruyucu bir işlev üstlendiğini söylemek mümkündür.
Sermaye piyasası uyuşmazlıklarının borsa işlemlerinden kaynaklanıp kaynaklanmadığına bağlı olarak öz düzenleyici kuruluşlar olarak Borsa İstanbul ve Türkiye Sermaye Piyasası Birliği’nin uyuşmazlıkları incelemesi şeklinde bir modelleme öngörülmüştür. Finansal Ombudsmanlık Hizmetinden farklı olarak, Türkiye Sermaye Piyasaları Birliği ve Borsa İstanbul’da uyuşmazlık hakkında karar verici mekanizmalar, sektörün kendi üyelerinden oluşan bir heyettir. Anılan Kuruluşların kararları Borsa Üyeleri bakımından bir nev’i bağlayıcı nitelikteki kararlar olarak değerlendirilir.
Yurtdışı uygulamaları incelendiğinde, yatırımcılar ile hesaplarının bulunduğu yatırım kuruluşları veya yatırım danışmanları arasında meydana gelen uyuşmazlıkların çözümlenmesi saikiyle yeni ve bağımsız bir uyuşmazlık çözüm mekanizması oluşturulmalıdır. Zira, bağımsız uyuşmazlık çözüm sisteminin, Sermaye Piyasası Kurulundan ve sektörden bağımsız ve tarafsız olması gerekmekte olup, Borsa İstanbul ve TSPB tarafından gerçekleştirilen uyuşmazlık çözüm metotlarının bağımsız ve tarafsız bir şekilde yürütüldüğü konusunda yoğun eleştiriler bulunmaktadır. Buna ilaveten, mevcut yapıda, uyuşmazlık çözüm mercii olan Borsa İstanbul ve TSPB’nin finans kuruluşlarının birer uzantısı olarak görüldüğünden ve finansal kuruluşların kar edinimlerinin ön planda tutularak yatırımcıların korunması amacının ikinci plana atıldığı düşünüldüğünden yatırımcı güveninin tam anlamıyla sağlandığını söylenemez. Anılan sebeplerle, mevcut uyuşmazlık çözüm sisteminin etkinlikten uzak olduğundan hareketle, İngiltere’deki Finansal Ombudsmanlık Sistemi ülkemizde model alınmalı ve uyuşmazlık çözüm sisteminin tüm finans alanındaki tüm uyuşmazlıkların çözümünü içeren kapsamlı bir sistem oluşturulmalıdır.



Bu konuda ayrıca Av. Dr. Onur Kalkan'ın Sermaye Piyasası Uyuşmazlıklarında Alternatif Çözüm Yolları adlı eserine başvurulabilir.

On İki Levha Yayıncılık


Author image
Istanbul
University of California, Berkeley School of Law, LL.M. Başuzman Hukukçu Sermaye Piyasası Kurulu