Lexpera Blog

Alman ve Avusturya Hukuklarında COVID-19 Salgınının Yargılamalara Etkisi ve Türkiye Bakımından Düşündürdükleri

Giriş

Covid-19 olarak adlandırılan küresel salgın ülkelerin hukuk yargılamasını beklenmedik bir şekilde etkilemiş ve ülkeler mahkemelerin hukuk davalarına bakmaya devam edip edemeyeceği sorunuyla başa çıkmaya çalışmıştır. Bu çerçevede iki sorun gündeme gelmiştir: Mahkemeler olağan şekilde davaları görmeye devam edebilecek midir? Bu soruya olumsuz cevap verilecekse hangi davaların nasıl görülmesi gerekecektir? Küresel salgının ülkeler üzerinde etkisi ülkelerin salgınla başa çıkmak için aldığı tedbirlerle ters orantılı olarak değişkenlik göstermiştir. İnsanlık virüsle mücadele ederken yeni tecrübeler edinmiş, daha önce tavsiye edilmeyen önlemler ülke sathında uygulanmaya başlanmıştır. Buna en bariz örnek olarak maske takılması zorunluluğu gösterilebilir.

Çalışmamızda Almanya’nın ve Avusturya’nın, ilk derece hukuk mahkemelerinde yapılan yargılama açısından küresel salgın karşısında nasıl önlemler aldığı ele alınmış ve Türkiye bakımından da bu önlemler değerlendirilmeye çalışılmıştır. Takip hukukuna ilişkin önlemler iki gerekçeyle bilinçli olarak incelenmemiştir: Bu gerekçelerden birincisi konunun daha derinlemesine incelenmesinin amaçlanması, ikincisi ise anılan ülkelerin hukuk yargılamasının takip hukukuna nazaran ülkemiz hukuk sistemine daha çok benzemesidir. Bu önlemleri kaleme almadan önce bir prensip sözü de söylemek istiyoruz. Çalışmamız 2020 yılının Mayıs ayının son haftası itibariyle sonlandırılmıştır. Ülkelerin almış olduğu önlemler esnek olduğu ve salgının durumuna göre değişebildiği için bu yazının okuyucuyla paylaşıldığı zaman dahi güncelliğini yitirebileceği unutulmamalıdır.

I. Almanya’da COVID-19 Salgını Döneminde İlk Derece Hukuk Mahkemelerinde Yapılan Yargılama

A. COVID-19 Salgını Öncesi Dönemde Alman İlk Derece Hukuk Mahkemelerinde Yapılan Yargılamada Duruşmaların İcrasına Kısa Bir Bakış

Alman medenî usûl hukukunda kural olarak mahkemenin hüküm vermesinden önce umuma açık duruşma yapılması şart koşulmaktadır. Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 128. maddesi 1. fıkrası uyarınca, taraflar uyuşmazlık hakkında sözlü olarak ilk derece mahkemesi huzurunda muhakeme ederler[1]. Kanun’un 128. maddesinin 2. fıkrası uyarınca taraflar yazılı yargılama yapma konusunda anlaşırlarsa mahkeme duruşma[2] yapmadan karar verebilir. Bu anlaşma ancak yargılamada kapsamlı değişiklik olması halinde geri alınabilir. Mahkeme uygun olacağı ilk zamanda tarafların dilekçelerini ibraz etmeleri için son teslim tarihini ve kararın açıklanacağı duruşma gününü belirlemelidir. Taraflarca anlaşma yapılmasından sonra üç aydan fazla bir süre geçmişse duruşma yapılmadan karar verilmesi caiz değildir. Kanun’un 128. maddesinin 3. fıkrası uyarınca, sadece yargılama giderleri veya fer’i talepler hakkında karar verilecekse duruşma yapılmadan karar verilebilir. Kanun’un 128. maddesi 4. fıkrası uyarınca Kanun’da başka türlü belirlenmedikçe “urteil” niteliğinde olmayan mahkeme kararları duruşma yapılmadan verilebilir[3].

Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 495a maddesine göre dava konusunun değeri 600 Euro’yu aşmıyorsa, mahkeme yargılamayı makul ölçüde belirleyebilir. Talep üzerine duruşma yapılmalıdır. Görüldüğü üzere küçük alacaklarda da duruşma yapılmadan yargılamanın icrası mümkündür.

2001 yılında Alman Medenî Usûl Kanunu’na 128a maddesi eklenmiştir. Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 128a maddesinin ilk fıkrasına göre, mahkeme talep üzerine veya re’sen taraflara, vekillerine ve kanunî temsilcilerine duruşma sırasında farklı bir yerde bulunma ve oradan yargılama işlemlerini icra etmeye izin verebilir. Yargılama aynı anda ses ve görüntü olarak anılan kişilerin bulunduğu yere ve mahkeme salonuna aktarılacaktır.

Kanun’un 128a maddesinin 2. fıkrasına göre, mahkeme talep üzerine tanığın, bilirkişinin veya tarafın dinlenilmesi esnasında başka bir yerde bulunmasına izin verebilir. Dinleme aynı anda ses ve görüntü olarak anılan kişilerin bulunduğu yere ve mahkeme salonuna aktarılacaktır. Kanun’un 128a maddesinin 1. fıkrası 1. cümlesine göre, taraflara, vekillerine ve kanunî temsilcilerine duruşma sırasında farklı bir yerde bulunma ve oradan yargılama işlemlerini icra etmeye izin verilmişse ses ve görüntü aktarımı bu kişilerin bulunduğu yere de yapılmalıdır.

Kanun’un 128a maddesinin 3. fıkrasına göre, ses ve görüntü aktarımı kayıt altına alınmaz. 128a maddesinin 1. fıkrası 1. cümlesi uyarınca ve aynı maddenin 2. fıkrası 1. cümlesi uyarınca verilen kararlar kesindir[4].

B. Almanya’nın COVID-19 Salgınına Karşı İlk Derece Hukuk Mahkemelerinde Yapılan Yargılama Açısından Gösterdiği Reaksiyon

Almanya’da Covid-19 salgınından kaynaklanan ilk ölüm vakıası 9 Mart 2020 tarihinde kaydedilmiştir[5]. Federal bir devlet olan Almanya’da 9 Mart 2020 tarihinden itibaren federal bazda birçok kanun, yönetmelik ve ilan çıkarılmıştır. Bunun dışında on altı eyaletten oluşan Almanya’da eyalet bazlı birçok kanun, yönetmelik, genelge çıkarılmış, genel tasarruflarda bulunulmuş ve duyuru yapılmıştır[6]. Bu konuda hukuk yargılamasına ilişkin tek düzenleme 27 Mart 2020 tarihinde Alman Federal Resmi Gazete’de yayımlanan “Hukuk, Aciz ve Ceza Yargılamasında Covid-19 Pandemisinin Sonuçlarının Hafifletilmesi Hakkında Kanun[7]” (Gesetz zur Abmilderung der Folgen der COVID-19-Pandemie im Zivil-, Insolvenz- und Strafverfahrensrecht) olmuştur. Ancak bu düzenlemeye bakıldığında Hau’nun da tespit ettiği gibi Alman hukuk yargılamasında Alman kanun koyucusunun ilave önlemler almak için bir neden görmediği ve Alman Medenî Usûl Kanunu’nu değiştirme çabası içine girmediği görülmektedir. Ancak yeni kurallar sürpriz bir şekilde borçluları özellikle kiracıları korumak amacıyla uygulamaya konmuştur. Alman hukuk camiasında iş mahkemeleri ve sosyal mahkemelerde uygulanacak yeni usûlî hükümlerin uygulamaya konulması tartışılmaktadır. Bu tartışmaların yapılma nedeni adı geçen mahkemelerde meslekten olmayan hâkimlerin görev alması ve işçinin iş sözleşmesinin feshinden sonra dava açmak istiyorsa bunu çok kısa süre içinde yapma zorunluluğudur[8].

Alman mahkemelerinin iyi bir ekipmana sahip olmasına, hâkimlere eğitim kurslarının sürekli sunulmasına rağmen Alman hâkimlerin bilgi teknolojisinin araçlarını kullanmak konusunda çok isteksiz olduğu görülmüştür. Alman medenî usul hukukunda ses ve görüntü aktarımı konusunda takdir yetkisi hâkime aittir. Bilgi teknolojisi bütün nesiller için artık özel hayatta bir doğal sonuç iken adliyede bilgi teknolojisi kompleks, gizemli ve güvenilmez olarak algılanmıştır. “Yeni” kuralların uygulandığı davalar bugüne denk nadir görülmüştür. Ülkede Covid-19 salgınının bu durumu temelden değiştirdiği, mahkemelerin bilgi teknolojisini kullanarak salgın sürecinde daha yoğun çalıştığı düşünülebilir. Ancak 2020 yılı Nisan ayının sonuna kadar eldeki verilere bakıldığında durumun az çok aynı olduğu görülmektedir. Görünüşe bakılırsa hâkimlerin çoğu, usûlî rutinlerinde temel değişiklik yapmayı kabul etmekten daha çok ivedî olmayan duruşmaları hiç uğraşmadan ertelemeye meyilli olmuşlardır[9].

Almanya’nın her eyaletinde adliye yönetiminde Covid-19 salgınına nasıl tepki verildiğini ele almak çalışmamızın kapsamını aşacaktır. Almanya’nın en gelişmiş eyaletlerinden biri olan Bavyera Eyaleti özelinde bir örnek vermek istiyoruz. Bavyera Eyaleti yönetimi 20 Mart 2020 tarihinde Covid-19 salgınının yayılmasına karşı sokağa çıkma kısıtlaması getirmiştir. Bavyera Eyaleti Adalet Bakanı Georg Eisenreich, 24 Mart 2020 tarihinde yaptığı basın açıklamasında yargının fonksiyonunu devam ettirme, Covid-19 salgınının yayılmasını önleme ve yargı faaliyetine katılanların sağlıklarını koruma görevleri olduğunu ifade etmiş ve yargıya temel alanlarda toplanmayı, halka açık duruşmaları en zorunlu olanlarla özellikle de acele durumlarla sınırlandırmayı tavsiye etmiş, hâkimlerin konu hakkında bağımsız olarak karar vereceklerini eklemiştir. Acilen yapılması gerekli olan yargılamaların icrası esnasında hâkimlerin katılımcıları korumak için farklı imkânları olduğunu ifade etmiştir. Bavyera Sağlık Bakanlığı’nın yönergesine göre mümkün olan her yerde iki kişi arasındaki asgarî uzaklığın bir buçuk metre olarak tutulması gerektiğini dile getirmiş ve bunun sağlanması amacıyla yargılamaların daha büyük salonlarda icra edilebileceği ve duruşmayı izleyen sayısında kısıtlamaya gidilebileceğini veya oturma yerlerinin kapatılabileceğini söylemiştir. Eisenreich, Bavyera Eyaleti’nde yaşayanları sorumlu olmaya davet etmiş, acele gereken işler haricinde mahkemelerin ve adlî mercilerin ziyaret edilmesinden vazgeçilmesini şiddetle tavsiye ettiklerini ifade etmiştir[10]. Görüldüğü üzere Bavyera Adalet Bakanlığı, duruşmayı izleyen sayısına kısıtlama getirilmesinin yargılamaya hâkim olan ilkelerden aleniyet ilkesine bir aykırılık oluşturmadığı görüşündedir.

Yapılan açıklama iki açıdan kayda değerdir. Öncelikle açıklamada elektronik iletişimin faydasından söz edilmemiş ve elektronik iletişim teşvik edilmemiştir. İkincisi mahkemelerin açık olup olmayacağı konusunda karar veren, Bakanlık veya Mahkeme Başkanlığı değil duruşmayı yapan hâkimdir. Uygulamada mahkemeler resmî tavsiyelere uymuş ve görünüşte duruma adapte olmuşlardır. Küresel salgının adliyenin faaliyetlerini hemen hemen tamamen durma noktasına getireceği yönündeki başlangıçta duyulan korku gerçekleşmemiştir. Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 245. maddesinde savaş veya başka bir olay sonucunda mahkeme faaliyetlerini durdurursa yargılama işlemlerinin bu durum boyunca kesintiye uğrayacağı düzenlenmiştir. Ancak bu hüküm uygulamaya girmemiştir. Ülkede uygulamada durum daha da kötüye gidecek şekilde görünmemiş, kriz 2020 yılı Nisan ayı sonu itibariyle mahkemeye daha az sayıda yeni vakanın ulaşmasına neden olmuştur. Internette yer alan hukuk bloglarında uygulamacılar yargılamanın ertelenmesi veya zamanaşımı, hak düşürücü süre gibi sürelerin uzatılması konusunu tartışmışlardır. Çoğu hâkim evlerinde dava dosyaları üzerinde çalışmaya devam etmiştir. Halkın sokağa çıkma yasağı boyunca mahkemeye erişiminin olmaması en azından hukuk davalarında özel bir mesele olmamıştır. Sözlülük prensibi ve aleniyet ilkesinin kamu sağlığının menfaatine olacak şekilde sınırlandırılabileceği düşünülmüştür[11].

Bavyera Eyaleti Adalet Bakanlığı 6 Mayıs 2020 tarihinde basına yaptığı açıklamada, Bavyera Eyaleti’nin, mahkeme salonlarında salgının yayılması tehlikesini minimize etmek istediğini ve bunun için dijital imkanları kullanmak istediğini ifade etmiştir. Bavyera Adalet Bakanı Georg Eisenreich, dijitalleşme fırsatını yargıda da kullanmak istediklerini, bunun için mahkeme salonlarında da video tekniğini güçlendirmek istediklerini dile getirmiştir. Bavyera mahkemelerinin teknik bakımından iyi bir yolda olduğu ve donanımıyla Almanya’nın önde gelen eyaletlerinden biri olduğuna ilişkin açıklamada elli video konferans ekipmanının kullanıma hazır olduğu, bu ekipmanın elli üç Bavyera mahkemesi tarafından kullanılabileceği ancak Bavyera’nın bu ekipmanla yetinmeyeceği ve yatırıma devam etmek istediği ifade edilmiştir. Eisenreich yaptığı açıklamada sekiz video konferans ekipmanı daha edindiklerini, amaçlarının kapsamlı bir donanım olduğunu dile getirmiştir. Ayrıca pilot proje kapsamında Microsoft Teams programının hukuk yargılamasında duruşmalarda deneneceği ifade edilmiştir. Bavyera Adalet Bakanlığı yaptığı açıklamada hukuk yargılamasında video konferansın Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 128a maddesine göre uygulanmasının mümkün olduğunu, bazı durumlarda yargılamanın çevrimiçi duruşma için uygun olup olmadığına hâkimin bağımsız olarak karar vereceği, tamamıyla çevrimiçi duruşma yanında talep üzerine münferit tanıkların, bilirkişilerin, tarafların video aktarımı yoluyla dinlenebileceğini dile getirmiştir[12].

Almanya’da krizin ardından bazı eyaletlerde avukatlık ücretinin ve yargılama giderlerinin arttırılması konusunda uzlaşmaya varılması ve uzun yıllardır iyi paralar kazanan büyük hukuk firmalarının çalışanlarını kriz başlar başlamaz geçici olarak işten çıkarmaları hayal kırıklığıyla karşılanmıştır[13].

II. Avusturya’da COVID-19 Salgını Döneminde İlk Derece Hukuk Mahkemelerinde Yapılan Yargılama

A. COVID-19 Salgını Öncesi Dönemde Avusturya İlk Derece Hukuk Mahkemelerinde Yapılan Yargılamada Duruşmaların İcrasına Kısa Bir Bakış

Avusturya Medenî Usûl Kanunu’nun[14] 171. maddesinin 1. fıkrasına göre, ilk derece mahkemesinin önündeki duruşma, hâkimin kararını tefhim halka açık şekilde cereyan etmektedir. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca silahsız kişiler duruşmaya girebilirler. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca reşit olmayanların duruşmaya katılımı, onların mevcudiyeti halinde kişisel gelişimlerine tehlike arz edecekse reddedilebilir.

Kanun’un 172. maddesinin ilk fıkrasına göre, duruşmaların halka açıklığı yoluyla ahlâk ve kamu düzeni tehlikede görünürse veya duruşmaların halka açıklığının, yargılamanın aksaması amaçlı veya uyuşmazlık konusu olayın tespitinin güçleştirilmesi amacıyla suistimal edileceği yönünde haklı şüpheler oluşmuşsa duruşma halka kapatılmak zorundadır. Aynı maddenin 2. fıkrası uyarınca aile hayatına ilişkin uyuşmazlık konusu vakıalar hakkında karar vermek için bu vakıaların açıklanması veya ispat edilmesi yahut karar vermek amacıyla ticarî sırların açıklanması veya ispat edilmesi gerekiyorsa, mahkeme taraflardan birinin talebi üzerine duruşmaları halka kapatabilir. Aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca halka kapalı olma durumu bütün yargılama veya yargılamanın bir kısmı için vuku bulabilir. Ancak kapalılık kararın tefhimine hiçbir şekilde teşmil edilemez. Yargılama halka kapatıldığı müddetçe yargılamanın içeriğinin tebliğ edilmesi yasaklanır.

Kanun’un 173. maddesinin ilk fıkrası uyarınca, yargılamanın halka kapatılması talebi hakkında yapılan yargılama halka açık olmayan oturumda yapılır. Kanun’un 173. maddesinin 2. fıkrası uyarınca, duruşmanın halka kapatılması hakkındaki karar halka açık tefhim edilmelidir. Bu karara karşı istisnaî bir kanun yoluna başvurmak mümkün değildir.

Kanun’un 174. maddesinin ilk fıkrasına göre, yargılama halka kapatılırsa her bir taraf vekilleri dışında güvendiği üç kişinin yargılamada hazır bulundurulmasına izin verilmesini talep edebilir. Aynı maddenin 2. fıkrasına göre, Kanun’un 172. maddesi 2. fıkrasında anılan sebeplerden dolayı yargılama halka kapatılmadıkça yargılamada görevli hâkimlerin, Adalet Bakanlığı’nda ve savcılıkta görev yapan “Conceptsbeamten” isimli yargı görevlisinin ve avukatların duruşmaya girme izinleri baki kalır.

Kanun’un 175. maddesinin ilk fıkrasına göre, yargılamanın halka açık olma gerekliliği bu Kanun’un hükümlerine göre önceki isticvap talebi hakkında karar verme veya taraflardan birinin yahut her ikisinin dinlenmesi için geçerli değildir.

Kanun’un 175. maddesinin 2. fıkrasına göre, ilk derece mahkemesi önündeki yargılama dışında gerçekleşen tarafın isticvabı, tanığın, bilirkişinin veya başka kişilerin dinlenmesi aynı şekilde halka kapalı gerçekleştirilir.

Kanun’un 277. maddesine göre, mahkeme teknik imkânlar ölçüsünde istinabe olunan hâkim yoluyla dinlemek yerine ses ve görüntü aktarımı için teknik donanımın kullanılması yoluyla aracısız delil ikame faaliyetini yürütebilir, meğer ki naip hâkimin veya istinabe olunan hâkimin dinlemesi yoluyla usûl ekonomisi açısından değerlendirildiğinde amaca uygun veya özel nedenlerden dolayı gerekli olsun.

B. Avusturya'nın COVID-19 Salgınına Karşı İlk Derece Hukuk Mahkemelerinde Yapılan Yargılama Açısından Gösterdiği Reaksiyon

Avusturya’da ilk Covid-19 vakasına 25 Şubat 2020 günü Tirol’de rastlanmıştır[15]. Avusturya’da Covid-19 salgını döneminde birçok Covid-19 ile ilgili kanun, yönetmelik ve genelge çıkarılmıştır. Bunların listesine Avusturya Adalet Bakanlığı’nın sitesinden ulaşılabilmektedir[16]. 21 Mart 2020 tarihli Federal Resmi Gazete’de 2. Covid-19 Kanunu yayımlanmıştır. Bu Kanun’un 21. maddesinde “Yargıda Covid-19 İçin İlave Tedbirlerle İlgili Federal Kanun” (Bundesgesetz betreffend Begleitmaßnahmen zu COVID-19 in der Justiz) olarak çevirebileceğimiz Kanun yayımlanmıştır[17]. Kanun salgının akışına göre başka Kanunlarla değiştirilmiş ve/veya Kanun’a yeni hükümler eklenmiştir[18]. Biz Kanun’u 25 Mayıs 2020 tarihi itibariyle esas alacağız.

Kanun’un 1. maddesi 1. fıkrasına göre bu Federal Kanun’un yürürlüğe girmesinden sonraki zamanda adlî yargıdaki yargılamaya ilişkin işleyecek bütün süreler ve bu Kanun’un yürürlüğe girmesine kadar adlî yargıda yargılamaya ilişkin henüz dolmamış süreler 30 Nisan 2020’nin bitimine kadar duracaktır. 1 Mayıs 2020 tarihinde süreler yeniden işlemeye başlayacaktır. Sürelerin gün olarak hesaplanmasını düzenleyen Avusturya Medenî Usûl Kanunu’nun 125. maddesinin 1. fıkrasına göre sürelerin hesaplanmasında 1 Mayıs 2020 tarihi sürenin başlamasında esas alınan tarih olacaktır. Sürelerin hafta, ay, yıl olarak hesaplanmasını düzenleyen Avusturya Medenî Usûl Kanunu’nun 125. maddesinin 2. fıkrasına göre sürelerin hesaplanmasında 1 Mayıs 2020 tarihi, sürenin başladığı tarih olacaktır. Sürelerin durmasına ilişkin bazı yargılamalar istisna tutulmuştur. Bu yargılamalar Gözlem Altına Alma Kanunu’na, Yurtta Kalma Kanunu’na, Tüberküloz Kanunu’na ve Epidemi Kanunu’na göre hürriyetten mahrum bırakmanın hukuka uygunluğu hakkında mahkemenin karar verdiği yargılamalardır. Edimlerin ifasına ilişkin süreler de durma açısından istisna tutulmuştur.

Kanun’un 1. maddesi 2. fıkrasına göre, mahkeme ilgili yargılamada sürelerin 1. madde 1. fıkrada tespit edilen sürede durmayacağına karar verebilir. Bu halde mahkeme aynı zamanda uygun bir süre tayin edecektir. Mahkemenin bu kararına karşı itiraz edilemez.
Kanun’un 1. maddesi 3. fıkrasına göre, bütün şartların dikkatli değerlendirilmesinden sonra yargılamaya devam etme, beden ve hayatı, güvenlik ve özgürlüğe yönelik tehlikeyi önlemek, yargılamanın tarafının ciddî ve telafi edilemez zarara uğramasını önlemek için elzem ise ve Covid-19’un yayılmasını önleme, Covid-19’un yayılmasıyla mücadele konusunda genel menfaat ile düzenlenmiş mahkeme faaliyetinin devamındaki menfaat bireylerin menfaatinden üstün değilse ancak Kanun’un 1. maddesi 2. fıkrası uyarınca işlem yapılacaktır.

Kanun’un 2. maddesine göre, Federal Kanun’un yürürlüğe girmesinden, 30 Nisan 2020 tarihinin bitimine kadar olan süre dava açmak, talep ileri sürmek, açıklamada bulunmak için gereken süre olarak hesaba katılmayacaktır.

Kanun’un 3. maddesi 1. fıkrası 1. bendine göre, mahkeme, 31 Aralık 2020 tarihinin sonuna kadar tarafların anlaşmasıyla duruşmaları ve tarafların dinlenmesini taraflar ve temsilcileri olmadan uygun teknik iletişim araçlarını kullanarak ses ve görüntü aktarımı yoluyla icra edebilir. Mahkeme bu şekilde Avusturya Medenî Usûl Kanunu’nun 277. maddesinde öngörülen koşullar olmadan duruşmada veya duruşma dışında delil toplayabilir ve bunun dışında duruşmaya çağırdığı kişilerin katılımını sağlayabilir. Taraflar mahkemece belirlenen uygun bir süre içinde karşı koymazlarsa onay vermiş sayılırlar.

Kanun’un 3. maddesi 1. fıkrası 2. bendinde ise mahkeme tarafların onayı olmadan, 31 Aralık 2020 tarihinin sonuna kadar duruşmaları ve tarafların dinlenmesini uygun teknik iletişim araçlarını kullanarak, adliye yönetimi tarafından kullanıma hazır tutulan yerler dışında icra edilmesi mümkünse, ses ve görüntü aktarımı yoluyla icra edebilir ve bu şekilde duruşmada veya duruşma dışında delil toplayabilir ve bunun dışında duruşmaya çağırdığı kişilerin katılımını sağlayabilir.

Kanun’un 3. maddesi 2. fıkrasına göre, 1. fıkrada belirtilen zaman aralığında yargılamaya katılan, tanık, bilirkişi, tercüman ve bunun dışında yargılamaya çağrılan herkes uygun teknik iletişim araçlarını kullanılarak duruşmaya katılmak, dinlenmek, bilirkişi raporu vermek, tercüme hizmetini sunmak için talepte bulunabilirler. Ancak sayılan kişilerin bu kişiler için Covid-19 nedeniyle yüksek sağlık tehlikesi olduğunu veya bu kişilerle zorunlu olarak özel veya meslekî irtibatta bulunan kişilerin Covid-19 nedeniyle yüksek sağlık tehlikesi olduğunu belgelendirmesi şart koşulmuştur. Bunun için uygun teknik iletişim araçları taraflardan birinin veya tanığın kullanımına hazır değilse, temsil edilmeyen taraf duruşmanın ertelenmesini, temsil edilen taraf ve tanık, dinlenmeden geçici olarak vazgeçilmesini talep edebilir. Şartların varlığı halinde bu talepler kabul edilmelidir. Talepleri kabul etmeyen kararlara karşı kanun yoluna başvurmak caiz değildir. Talepleri reddeden karara karşı yapılan itiraz geciktirici etkiye sahiptir.

Kanun’un 3. maddesi 3. fıkrasına göre, duruşma uygun teknik araçlarla ses ve görüntü aktarımı yoluyla icra edilmişse, duruşma tutanağının taraflarca imzalanması aranmamaktadır. Duruşmanın sonuna kadar sunulması gereken yargılama gideri listesi, en geç duruşmayı takip eden iş gününün bitiminin sonuna kadar elektronik hukuk düzeni içinde veya karar organı tarafından bildirilen adrese E-mail ile gönderilirse zamanında sunulmuş sayılacaktır. Avusturya Medenî Usûl Kanunu’nun 54. maddesi 1a fıkrasında yargılama giderleri listesinin verilmesi için öngörülen süre bu halde mahkeme tarafından yargılama gideri listesinin karşı tarafa tebligatıyla başlar. Taraflar sulh olmak isterlerse, mahkeme ya sulh metnini taraflara ekran üzerinden görünür kılmalı ya da taraflara anlaşma metnini yüksek ve anlaşılır bir sesle okumalı veya ses teçhizatı tarafından kaydedilen sulh metnini herkes için açıkça duyulabilecek şekilde taraflara dinletmelidir. Taraflar mahkeme içi sulh sözleşmesi akdetme konusunda iradelerini net ve açık bir şekilde ifade etmelidir. Uygun teknik iletişim araçları kullanarak ses ve görüntü aktarımı yoluyla “Praetorischer Vergleich[19]” adı verilen sulh sözleşmesinin akdedilmesinde de aynı esaslar geçerlidir.

Avusturya Medenî Usûl Kanunu’nun 161. maddesinin ilk fıkrasına göre, savaş veya başka olaylar nedeniyle bir mahkemenin faaliyetleri sona ererse bu durum boyunca mahkemede görülmekte olan bütün davaların yargılamasına ara verilecektir. Avusturya Çekişmesiz Yargı Kanunu[20]’nun 25. maddesi 1. fıkrası 5. bendine göre, mahkeme savaş veya başka karşılaştırılabilir ağır olaylar nedeniyle resmî faaliyetini sona erdirirse yargılamaya ara verilecektir. Yargıda Covid-19 İçin İlave Tedbirlerle İlgili Federal Kanun’a geri dönersek Kanun’un 4. maddesine göre, yukarıda belirtilen kanunlar uyarınca Covid-19 salgınının ortaya çıkması ve yayılması nedeniyle mahkeme faaliyetine son verirse, Adalet Bakanı bu durumu Adalet Bakanlığı’nın sitesinde ilan etmek zorundadır. Kanun’un 4. maddesi 2. fıkrasına göre, taraflardan birinin başvurusu üzerine Eyalet Yüksek Mahkemesi duruşma ve yargılama hakkında karar vermek için mümkün olabildiğince aynı çeşit başka bir mahkemeyi belirlemek zorundadır. Eyalet Yüksek Mahkemesi, beden ve hayatı, güvenlik ve özgürlüğe yönelik tehlikeyi önlemek, yargılamanın tarafının ciddî ve telafi edilemez zarara uğramasını önlemek için ara verme süresi boyunca yargılama usûl işlemlerini yapmak elzem ise başka bir mahkemeyi belirleme işini yapacaktır. Eğer amaca uygun veya gerekli ise Eyalet Yüksek Mahkemesi’nin yargı çevresi dışındaki başka bir mahkeme de belirlenebilir. Böyle bir durumda veya Eyalet Yüksek Mahkemesi de faaliyetlerine son verirse Avusturya’da Yargıtay’ın muadili olan “Oberste Gerichtshof” isimli yüksek mahkemenin başka bir mahkemenin belirlenmesi konusunda fonksiyonel yetkisi vardır.

Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasına göre, Adalet Bakanı, Covid-19 salgınıyla mücadele ve yayılmasını önlemek için gerekliyse Kanun’un 1. maddesi 1. fıkrasında düzenlenen genel sürelerin durma halini uzatmak için Yönetmelik çıkarmakla yetkilidir. Yargılamanın taraflarının özgürlüğüne, güvenliğine, hayat ve bedenine yönelik tehlikeden korumak için veya ciddi ve telafi edilemez zararları önlemek için gerekli ise Kanun’un 1. maddesi 1. fıkrasında düzenlenen istisnalardan başka istisnaları öngörmekle yetkilidir. Adalet Bakanı, mahkemeye başvurma ile ilgili süreleri düzenleyen Kanun’un 2. maddesinde tespit edilmiş süreleri ve tayin edilen günleri uzatabilir ve Covid-19’un genişlemesini önlemek için alınan tedbirlerin etkisi ile ilgili başka düzenlemeleri öngörebilir.

Kanun’un 11. maddesine göre, adlî yargıdaki mahkemelerde halka açık olmayan oturumlarda karar verilmesi gereken işlerde mahkeme başkanı istişare ve oylamayı dönüşümlü olarak düzenleyebilecektir. Sadece heyet üyelerinden birinin talebi üzerine kurul toplantısının zamanı belirlenmek zorundadır.

Kanun’un 12. maddesinin 1. fıkrasına göre, bu Federal Kanun, Federal Resmî Gazete’de ilan edildiği günün bitiminde yürürlüğe girmekte ve 31 Aralık 2020 tarihinin bitiminde yürürlükten kalkmaktadır[21].

III. Türkiye’de COVID-19 Salgını Döneminde İlk Derece Hukuk Mahkemelerinde Yapılan Yargılamaya Dair Alınan Tedbirler

Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının 11 Mart 2020 tarihinde görülmesinin[22] ardından Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı tarafından 13 Mart 2020 tarihinde bir duyuru yapılmış “Sağlık Bakanlığı bünyesinde oluşturulan Koronavirüs Bilim Kurulu’nun önerileri kapsamında; yargılama faaliyetlerinin yürütülmesinde herhangi bir soruna sebebiyet vermemek amacıyla, (…) ivedi sayılacak diğer hususlar haricinde duruşma ve keşiflerin ertelenmesi ile gerekli görülen hallerde SEGBİS uygulaması kullanılması hususunun mahkemelerimizce değerlendirilmesi, mezkûr Kurulun önerileri doğrultusunda yeni tedbirlerin hayata geçirilmesi için gerekli dikkat ve özenin gösterilmesi, keyfiyetin merkez ve mülhakat adliyelerinde görev yapan tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarına duyurulması[23]” rica edilmiştir.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı tarafından COVID-19 Kapsamında Kamu Çalışanlarına Yönelik İlave Tedbirler ile ilgili 2020/4 sayılı Cumhurbaşkanlığı Genelgesi[24]’ne dayanarak 23 Mart 2020 tarihinde yeni bir duyuru yapılmış “(…) (her birimden yeterince nöbetçi mahkeme ve Cumhuriyet savcısı uygulaması yapılmak suretiyle) geri kalan hâkim ve Cumhuriyet savcılarının UYAP imkânlarından faydalanarak evden çalışmalarının temini için gereğini ve keyfiyetin merkez ve mülhakat adliyelerinde görev yapan tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarına duyurulması[25]” rica edilmiştir.

Covid-19 salgınının Türkiye’de görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla 7226 Sayılı Torba Kanun[26]’a geçici 1. madde eklenmiştir[27]. Geçici 1. maddenin 1. fıkrası (a) bendine göre, dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usûl hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk kurumlarındaki süreler 13 Mart 2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30 Nisan 2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibariyle, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır.

Kanun’un geçici 1. maddesinin 2. fıkrası (c) bendine göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda düzenlenen ihtiyatî tedbiri tamamlayan işlemlere ilişkin süreler geçici 1. maddenin kapsamı dışındadır.

Kanun’un geçici 1. maddesinin 4. fıkrasına göre, durma süresince duruşmaların ve müzakerelerin ertelenmesi de dâhil olmak üzere alınması gereken diğer tüm tedbirler ile buna ilişkin usul ve esasları; Yargıtay bakımından ilgili Başkanlar Kurulu, ilk derece adlî yargı mercileri ile bölge adliye mahkemeleri bakımından Hâkimler ve Savcılar Kurulu, adalet hizmetleri bakımından Adalet Bakanlığı belirleyecektir.

Kanun’un 52. maddesine göre, Kanun’un geçici 1. maddesi yayımı tarihinde yürürlüğe girecektir. 7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un geçici 1. maddesinin 1.fıkrasına dayanarak Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı tarafından 2480 sayılı “Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Karar” alınmıştır. Bu karar ile 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresi 1 Mayıs 2020 tarihinden (bu tarih dâhil) 15 Haziran 2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar uzatılmıştır. Salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önceden ortadan kalkması halinde durumun yeniden değerlendirileceği düzenlenmiştir. Bu karar 30 Nisan 2020 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmıştır[28]. Kararın 2. maddesine göre, Karar yayımı tarihinde yani 30 Nisan 2020 tarihinde yürürlüğe girmiştir.

Yargıtay Başkanlar Kurulu, 7226 sayılı Kanun’un kendisine verdiği yetkiye dayanarak 26 Mart 2020 tarihli ve 3 sayılı kararında şu tedbirleri almıştır:

1. Hukuk ve Ceza Genel Kurulları ile Dairelerdeki tüm mürafaa ve duruşmaların 30 Nisan 2020 tarihine kadar ertelenmesine,
2. Bütün Kurullardaki ve Dairelerdeki müzakerelerin 17 Nisan 2020 tarihine kadar ertelenmesine, bu tarihten sonrası için gelişen şartlara göre yeniden değerlendirme yapılmasına,
3. Acil ve zorunlu işlerin yapılması ve mevzuat değişiklikleri ile İlgili gerekli tedbirlerin alınması hususunda Kurul ve Daire Başkanlarına yetki verilmesine,
4. 22.03.2020 tarih ve 31076 sayılı mükerrer Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren COVİD-19 kapsamında Kamu Çalışanlarına Yönelik İlave Tedbirler ile ilgili 2020/4 sayılı Cumhurbaşkanlığı genelgesi uyarınca ilgili Kurul ve Daire Başkanları tarafından belirlenecek esnek çalışma yöntemlerinden faydalanacak Yargıtay Tetkik Hakimlerinin UYAP imkanlarından faydalanarak evden çalışmalarının sağlanmasına,
5. Kurul ve Dairelerin çalışmasının sağlanması ve kalem işlerinin yürütülmesi için sağlıkla ilgili gerekli tedbirler alınmak suretiyle yeterli personelin görevlendirilmesi hususunda Kurul ve Daire Başkanlarına yetki verilmesine
”, karar vermiştir[29].

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı tarafından 30 Mart 2020 tarihinde yapılan duyuruda ise 7226 sayılı Kanun’un amacı doğrultusunda bazı ek tedbirler alınmış bu çerçevede “ (…) acil işler (…) ile ivedi sayılacak diğer iş ve işlemler haricindeki ilk derece adli (…) yargı mercileri ile bölge adliye (…) mahkemelerine ait duruşma, müzakere ve keşiflerin 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar ertelenmesine, 2) Duruşma, müzakere ve keşiflerin ertelenmesine yönelik işlemlerin evrak üzerinden ve duruşma açılmadan icra edilmesine, yeni duruşma günü ile keşif saatinin, masrafları gider avansından veyahut kamu bütçesinden karşılanmak ve her türlü iletişim vasıtalarından istifade edilmek suretiyle uyusmazlığın taraflarına bildirilmesine (…), 4) Erteleme süresince, yargıda hedef sürelere uyulamamasının terfi incelemesinde ve teftiş sırasında aleyhe değerlendirilmemesine, 5) Erteleme süresinin hâkim ve Cumhuriyet savcıların terfilerinde aleyhe değerlendirilmemesine (…) 9) Erteleme süresince salgının önlenmesine yönelik tedbirlere riayet edilmek suretiyle ihtiyati tedbir ve bu isleme yönelik itirazların değerlendirilmesi gerektiğine, 10) 6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin korona virüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiğine (…) 13) Erteleme süresince hâkim ve Cumhuriyet savcılarının uhdelerinde bulunan iş ve işlemleri mümkün olduğunca uzaktan çalışma, dönüşümlü çalışma gibi esnek çalışma yöntemleri kapsamında takip etmeleri, bu kapsamda dava dosyalarının incelenmesi, kararların süresi içerisinde yazılması ve diğer zorunlu adli hizmetlere ilişkin yükümlülüklerini imkan dâhilinde evden yerine getirmeleri gerektiğinin bilinmesine (…)“ karar verilmiştir[30].

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı tarafından 13 Nisan 2020 tarihinde yapılan duyuruda[31] ise “ (…) Kısıtlanması veyahut başka bir yasal sebeple vesayet altına alınmasına karar verilen dezavantajlı şahısların, salgınla mücadele kapsamında alınan tedbirlerin icrası sırasında mağdur olmamaları adına, vesayet süresi dolan vasilere ilişkin işlemlerin "acele işler" olarak kabulü ile vesayet yenileme işlemlerinin gecikmeksizin yerine getirilmesi hususunda Sulh Hukuk Mahkemesi Hâkimlerinin gerekli hassasiyeti göstermelerine, 2- Keyfiyetin merkez ve mülhakat adliyelerinde görev yapan tüm hâkimlere duyurulması (…) “ rica edilmiştir.

Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı tarafından 30 Nisan 2020 tarihinde yapılan duyuruda[32] ise “Genel Kurulumuzun 30/3/2020 tarihli ve 2020/51 sayılı kararı ile belirlenen tedbirlerin 15/6/2020 ( bu tarih dâhil) tarihine kadar aynen uygulanmasına devam olunmasına, (…) uygulama sırasında ortaya çıkabilecek sorunların gecikmeksizin Hâkimler ve Savcılar Kurulu'na bildirilmesine, erteleme süresince adli hizmetlerin tamamen durması gibi bir durumun söz konusu olmadığının ve Genel Kurulumuzca 15/6/2020 tarihine kadar meri olacağına karar verilen 30/3/2020 tarihli Genel Kurul kararımızın 11’ inci maddesi doğrultusunda adliyelerdeki iş ve işlemlerin durdurulmadığının bilinmesine, (…) mahkemeler önünde dava ve iddia hakkının bir gereği olarak, hukuk hizmetinin esnek çalışma yöntemleri ve acil durumlar bakımından da rutin faaliyetlerin gecikmeksizin yerine getirilmesi suretiyle icrasına ayrıca; tedbirlerin kalkacağı tarih itibarıyla dava ve duruşma takviminin sıkışmaması amacıyla hâkim ve savcılarımızın uhdelerinde bulunan dosyaları evlerinde incelemek, notlamak ve eksikliklerini gidermek suretiyle tekemmül ettirmelerine, COVID-19 salgınının yayılmasını önlemek amacıyla alınan zorunlu tedbirler nedeniyle geçilen esnek çalışma yönteminin hiçbir şekilde bir tatil veya işlerin durdurulmasını gerektirecek bir dönem olmadığının bilinmesine ve çalışmaların bu bilinçle yürütülmesine, belirlenen tarih öncesinde salgın hastalığın yayılma tehlikesinin ortadan kalkması hâlinde gelişen şartlara göre durumun yeniden değerlendirilmesine, keyfiyetin merkez ve mülhakat adliyelerinde görev yapan tüm hâkim ve Cumhuriyet savcılarına duyurulmasına” karar verilmiştir.

Sürelerin uzatılmasına ilişkin 2480 Sayılı Cumhurbaşkanlığı kararı ile birlikte Yargıtay Başkanlar Kurulu da 30 Nisan 2020 tarihinde bütün kurullardaki ve dairelerdeki müzakerelerin 31 Mayıs 2020 tarihine kadar, tüm murafaa ve duruşmaların ise 15 Haziran 2020 tarihine kadar ertelenmesine karar vermiştir[33].

IV. Değerlendirme

Covid-19 salgınına karşı ilk derece hukuk mahkemelerinde yapılan yargılama ile ilgili gösterdiği reaksiyon bakımından incelediğimiz Almanya’da hukuk yargılamasına ilişkin sürelerle ilgili Federal bazda herhangi bir düzenleme yapılmamışken[34], Avusturya ve Türkiye’de bu konuda kapsamlı düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç duyulmuştur[35]. Almanya’da bu konuda özellikle hâkimlere inisiyatif tanınması ve hâkimlerin bağımsızlık ilkesi içinde karar vereceğine vurgu yapılması dikkat çekicidir.

Almanya’nın Medenî Usûl Kanunu’nda yargılamanın ses ve görüntü aktarılarak icrasına ilişkin düzenleme olmasından dolayı Almanya Covid-19 salgını karşısında yargılamanın icrasına ilişkin federal bazda bir hukuk kuralı koyma ihtiyacı içine girmemiştir. Bu konuda takdir hâkime bırakılmış, sadece öneride bulunulmuştur. Avusturya’da ise Medenî Usûl Kanunu’nda ses ve görüntü aktarılarak yargılamanın icrasına ilişkin genel bir düzenleme olmasına rağmen Covid-19 salgını döneminde ses ve görüntü aktarılarak yargılamanın icrasına ilişkin daha detaylı düzenlemeler yapma ihtiyacı duyulmuştur. Yargılamanın tarafları dışındaki tanık, bilirkişi, tercüman ve yargılamaya katılan diğer kişilerin dahi ses ve görüntü aktarılarak yargılamanın icrası talebinde bazı şartların gerçekleşmesi halinde bulunabilmeleri dikkat çekicidir. Avusturya kendisi açısından gerçekleşebilecek felaket senaryosunu da göz önünde bulundurarak mahkemelerin yargılama faaliyetine ara vermesi ihtimalini de Covid-19 salgınına karşı aldığı tedbirleri içeren Kanun’da özellikle düzenlemiştir.

7226 sayılı Kanun çeşitli kanun değişikliklerini içeren bir kanun olduğu için Kanun süreli bir Kanun değildir. Oysa Avusturya’da çıkarılan Covid-19 Kanunu’nun sınırlı bir geçerlilik tarihi vardır.

Avusturya’da çıkarılan Covid-19 Kanunu’na rağmen hâkimin sürelerin durmasına ilişkin uygun bir süre tayin etmek ve Kanun’da belirtilen bazı şartlarla inisiyatif alma hakkı saklı tutulmuştur. Ülkemizde 7226 sayılı Kanun bu konuda hâkimlere herhangi bir inisiyatif tanımamıştır.

Türkiye’de ilk Covid-19 vakasının görülmesinin hemen ardından Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı 13 Mart 2020 tarihinde duruşmaların icrasında mümkün mertebe SEGBİS’in (Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi) sisteminin kullanılması yolunda duyuru yapmıştır. Ancak 26 Mart 2020 tarihinde 7226 sayılı Kanun’un Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından Hâkimler ve Savcılar Kurulu Başkanlığı’nın 30 Mart 2020 tarihinde yaptığı duyuruda haliyle yargılamaya ilişkin süreler durduğu için SEGBİS sisteminden bahsetmemesi; evde çalışma, esnek çalışmaya yönelmesi dikkat çekicidir.

V. COVİD-19 Özelinde Salgın Hastalıklar Karşısında İlk Derece Mahkemelerinde Yapılan Hukuk Yargılaması Açısından Önerilerimiz

Ülkemizde Covid-19 salgını nihaî bir şekilde bitene kadar hiçbir şey ilk vakanın tespit edildiği 11 Mart 2020 öncesi gibi olamayacaktır. Covid-19’un ülkemizdeki etkisinin azaldığı şu günlerde 15 Haziran sonrası için Sağlık Bakanlığı Koronavirüs Bilim Kurulu’nun tıp alanında ileri süreceği ve uyulması hayatî bir mesele olan önerileri olacaktır. Bu önerilerin dışında biz de 15 Haziran sonrası için ve Türkiye tarihinde bundan sonra görülebilecek, daha yıkıcı olabilecek salgınlar için en azından hukuk yargılaması bazında bazı önerilerimizi sunmak isteriz.

Ülkemizin Covid-19 salgınına karşı hukuk yargılaması için gösterdiği refleksin zamanlaması ve alınan tedbirler genel olarak isabetlidir. Salgının etkisinin şu günlerde azaldığı, iyi tedbirler alınıp bu tedbirlere uyulursa yeni bir dalganın geleceğinin umulmadığı ve her yıl yirmi temmuzda başlayan, otuz bir ağustosta sona eren adlî tatilde salgının iyice etkisini yitireceğinin öngörüldüğü göz önünde bulundurulursa İsviçre örneğinde olduğu gibi adlî tatil öne çekilip daha sonra da Covid-19’a özgü Avusturya ve Almanya’da olduğu gibi müstakil bir kanun çıkarılması daha isabetli olurdu. Zira yargılama hukukunu ve takip hukukunu etkileyen, bu denli önemli olan önlemler 7226 sayılı Torba Kanun’un geçici 1. maddesinde yer almış ve geçici maddeler kanuna sonradan eklendiği için teklif edilen Kanun’un gerekçesinde alınan önlemlerin neden alındığına ilişkin herhangi bir bilgi bulunmamaktadır[36]. Yargıda sürelerin durduğu 15 Haziran 2020 tarihinden sonra 20 Temmuz 2020 tarihine kadar normal seyrinde yürüyecek ancak 20 Temmuz 2020 tarihinden sonra rutin adlî tatile girecek Türk hukuk yargısının ne derecede etkin olabileceği özellikle kimi avukatlar tarafından sorgulanmakta ve kimi avukatlar bu durumdan hoşnut olmadıklarını sosyal medyadaki hukuk platformlarında dile getirmektedirler.

Yargılamanın alenî bir şekilde yürütülmesi, İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkının bir unsurudur. Anayasa’nın 141. maddesinde, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun da 28. maddesinde düzenlenen aleniyet ilkesine ilgili hükümler uyarınca ancak genel ahlâkın veya kamu güvenliğinin kesin olarak gerekli kıldığı hallerde sınırlamalar getirilebilmektedir. Aleniyet ilkesi anayasal bir ilke olduğu için ve istisnaları da Anayasa’da yer aldığı için Anayasa’ya aykırı düzenlemeler yapmamak için öncelikle Anayasa’da bir değişikliğe gidilerek halk sağlığının gerektirdiği hallerde aleniyet ilkesine sınırlamalar getirilebileceği düzenlenmelidir. Anayasa’da yapılacak düzenlemenin ardından yargılamanın tamamı veya bir kısmının halk sağlığının gerektirdiği hallerde halka kapalı hale getirilebileceği düzenlenmelidir[37]. Doktrinde aleniyet ilkesinin kaldırılması konusunda çeşitli sınıflandırılmalar yapılmıştır[38]. Ancak yüzyılda bir gerçekleştiği söylenen küresel salgın doğal olarak aleniyet ilkesinin sınırlanması kapsamında incelenmemiştir. Küresel salgın nedeniyle aleniyet ilkesinin sınırlanmasının dayanağı aleniyet ilkesinin nispî sınırlandırılması sebeplerinden biri olan hukuken korunmaya değer menfaatlerden biri olan kamu sağlığı nedeniyle aleniyetin kaldırılması olacaktır. Zira kamu düzeninin unsurlarından biri de kamu sağlığıdır[39]. Bavyera örneğinde olduğu gibi yargılamayı izleyen katılımcı sayısına kısmen kısıtlama getirilmesi, hatta taraf ve vekilleri ile doğal olarak yargılama faaliyetine katılan hâkim, zabıt kâtibi ve mübaşir dışında herkese yargılamanın kapatılabilmesini gerektiren haller konusunda etraflıca düşünülerek düzenleme yapılmalıdır. Yargısal bir temel hak niteliğindeki adil yargılanma hakkının unsuru olan alenî bir yargılamada yargılanma hakkına getirilen sınırlama, temel hakka yapılan bir sınırlama olacağı için bu düzenlemeler Anayasa’nın 13. maddesi gereğince elbette ki bir kanun ile getirilmelidir[40].

Görülen o ki Covid-19 aşısının bulunması ve Türkiye dâhil dünyanın her sathına bu aşının yayılması birkaç yıl sürecek ve Covid-19 tehdidi ülkelerin gündemini birkaç yıl boyunca işgal edecektir. Bu nedenle salgın anında veya başka olağanüstü hallerde ses ve görüntü aktarılarak yargılamanın icra edilmesi konusunda kapsamlı düzenlemeler yapılmasına ihtiyaç vardır. Gelecekte Covid-19 salgınından daha şedit, yıkıcılık bakımından dünya tarihine geçen veba salgınlarıyla yarışabilecek salgınlarla karşı karşıya kalınması durumunda birkaç yıl yargılamanın ertelenmesi de katlanabilecek bir hal olamayacağı için bu tip salgınlara hazır olunmalı ve bu tip salgınlarda hem hâkimin takdir hakkı hem de ses ve görüntü aktarımıyla yargılama yapılmasının kapsamı genişletilebilmelidir.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 149. maddesinde mahkeme, tarafların rızası olmak şartıyla, tarafların veya vekillerinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yoluyla bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usûl işlemleri yapabilmelerine izin verebilmektedir. Mahkeme tanığın, bilirkişinin, uzmanın veya bir tarafın dinlenilmesi esnasında başka bir yerde bulunmalarına ise tarafların rızası olmak kaydıyla izin verebilmektedir. Hükmün ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma icrasında tarafların veya vekillerinin bir mahkemeye gitmek zorunda bırakılmayacak şekilde kaleme alınmıştır. Sadece mahkeme nezdinde ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma icrasının olabileceğini kabul etmek hükmün uygulama alanını daraltacaktır[41]. Kanımızca hükmün uygulanma alanını daraltmayan yorum salgın hastalığın yayılmasını önleme amacına uygun olacaktır. Bölge Adliye ve Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdarî ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 218. maddesinde ise SEGBİS ya da benzeri sistemlerin ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmanın icrası için kullanılabileceği düzenlenmiştir. Ses ve görüntü nakli yoluyla duruşmanın icrası Kanun seviyesinde bir hukuk kuralı ile düzenlendiği için salgın hastalık zamanlarında ilk derece mahkemelerinde yapılacak hukuk yargılaması açısından çıkarılacak özel bir kanunla ses ve görüntü nakli yoluyla yargılamanın icrasına ilişkin hâkimin re’sen karar verebileceği haller de dahil olmak üzere ses ve görüntü nakli yoluyla yargılama icrası usûlü, üzerinde etraflıca düşünülerek düzenlenmelidir[42]. Bu olağanüstü dönemde dahi kural olarak tarafların onayının alınması gerekliliği yargılamada tasarruf ilkesine, taraflarca getirilme ilkesine, usûli eşitlik ilkesine ve özellikle doğrudanlık ilkesine riayet edilmesini sağlayacak, adil yargılanma hakkını tehdit etmeyecektir[43]. Zira olağan bir şekilde yürüyen hukuk yargılamasında ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma icrasında tarafların rızasının özellikle aranmasının nedeni doğrudanlık ilkesi gereğince hâkimin delilleri doğrudan ve tarafların huzurunda incelemesi gerekliliğidir[44]. Hatta Avusturya örneğinde olduğu gibi tanık, bilirkişi ve tercüman gibi yargılamaya katılan kişilere de gerektiğinde bu şekilde yargılamanın yapılmasını talep etme hakkı tanınmalıdır. Diğer taraftan ise yargıda bilgi teknolojisinin kullanım yoğunluğu arttırılmalı, kişisel verilerin korunması ve siber güvenlik konuları göz önünde bulundurularak teknik altyapı oluşturulmalıdır.

Türk medenî usûl hukukunda her daim uygulanabilecek bir genel hüküm olarak, Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 128. maddesinin 2. fıkrasına benzeyen bir düzenleme yapılıp tarafların anlaşması halinde hâkimin duruşma yapmadan yargılamayı yürütebilmesi mümkün hale getirilebilir. Salgın hastalıklar karşısında ilk derece hukuk mahkemelerinde yapılacak yargılamayı düzenleyecek kanun ile hâkimin re’sen karar vereceği, duruşma yapmadan yargılamayı yürütebilmesi halleri üzerinde etraflıca düşünülerek bir düzenleme yapılması mümkün olmalıdır. Bu hallere uyuşmazlığın ivedilikle çözülmesini gerektiren haller ile ses ve görüntü nakli yoluyla yargılamanın icrası konusunda teknik imkansızlıklar örnek olarak gösterilebilir. Ancak söz konusu hallerin son derece istisnaî haller olması gereklidir ve söz konusu halleri düzenleyen istisnaî hüküm dar yorumlanmalıdır[45].

Sonuç

Covid-19 salgınının bitmesinden sonra sayısız ertelenmiş duruşmalar ve Covid-19 salgınının doğuracağı uyuşmazlıkların ülkelerin yargı sistemini zor duruma sokacağı öngörülmektedir[46]. Öngörülen bir diğer sonuç ise mahkemelere ayrılan kaynağın azalması nedeniyle yargılama harçlarının ve giderlerinin artmasıdır[47]. Yargıdaki iş yükü bilinen bir yargı meselesi olan Türkiye için Covid-19 maalesef daha büyük sıkıntılar getirecektir. Daha çok özellik arz eden bu dönemde yargının her zamankinden daha iyi ve hızlı işlemesi hayatî derecede önemlidir. Covid-19 salgınına karşı kesin zaferin elde edildiği döneme kadar olan zaman zarfında ilk derece mahkemelerinde hukuk yargılaması dâhil bütün yargılamalar için detaylı önlemleri içeren ve Covid-19’dan bağımsız olarak her türlü olağanüstü hale karşı azamî derecede teknik imkanları kullanmayı öngören, gerekli önlemleri içeren bir kanunî düzenlemeye ihtiyaç vardır. Böyle bir kanuna dayanılarak Anayasa’nın 119. maddesi 1. fıkrasındaki tehlikeli salgın hastalık halinde olağanüstü hal ilan etme seçeneğine başvurulmadan ülkede yargı faaliyetinin ve diğer faaliyetlerin yürütülmesi işi kolaylaşacaktır.


Dipnotlar


  1. “Deutsche Zivilprozessordnung”, https://www.gesetze-im-internet.de/zpo/, (25.05.2020). Bu atıftan sonra Alman Medenî Usûl Kanunu ile ilgili açıklamalarda ayrıca atıf yapılmayacaktır. ↩︎

  2. Kanun’daki ifade “mündliche Verhandlung” olarak geçmektedir. Ancak biz bu ifadeyi bizim hukukumuzdaki sözlü yargılama aşaması ile karışmaması için “duruşma” olarak çevirdik. ↩︎

  3. Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 128. maddesi hakkında detaylı bilgi için bkz. Özkaya-Ferendeci H. Ö., (Alman Hukuku’ndaki Örneği İle) Sözlülük İlkesi, s. 41-47. ↩︎

  4. Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 128a maddesi ile ilgili detaylı bilgi için bkz. Özkaya-Ferendeci, s. 48-50. ↩︎

  5. “Erste Corona-Todesfaelle in Deutschland”, (https://www.dw.com/de/erste-corona-todesfälle-in-deutschland/a-52597027, 24.05.2020). ↩︎

  6. Federal ve eyalet bazında bu çıkarılan kuralların listesi için bkz. “Liste der infolge der COVID-19-Pandemie erlassenen deutschen Gesetze und Verordnungen”, (https://de.wikipedia.org/wiki/Liste_der_infolge_der_COVID-19-Pandemie_erlassenen_deutschen_Gesetze_und_Verordnungen, 25.05.2020). ↩︎

  7. Bu Kanun’daki düzenlemeler hakkında genel bir bakış açısı veren çalışma için bkz. Özekes M./Güneysu N. B., “KOVID-19 Salgınından Dolayı Alman Hukukunda Yargılama ve Takip Hukukuna İlişkin Hukukî Durum ile Özellikle İflâslar (Küllî İcra) Hakkındaki Düzenlemeye Genel Bakış”, (https://blog.lexpera.com.tr/kovid-19-salginindan-dolayi-alman-hukukunda-yargilama-ve-takip-hukukuna-iliskin-hukuki-durum/), (22.5.2020). ↩︎

  8. Hau W., “Litigation in the Time of Covid-19: Some Observations from Germany”, Civil Justice and Covid-19- Septentrio Reports 2020/5, s. 30-31. ↩︎

  9. Hau W., s. 29. ↩︎

  10. ‘Ausgangsbeschränkungen / Bayerns Justizminister Eisenreich: "Es ist unsere Aufgabe, die Ausbreitung des Corona-Virus einzudämmen und die Gesundheit der Beteiligten zu schützen. Die Gerichte und Justizbehörden halten den Betrieb für dringende und eilbedürftige Verfahren aufrecht." ‘,https://www.justiz.bayern.de/presse-und-medien/pressemitteilungen/archiv/2020/29.php, (22.5.2020). ↩︎

  11. Hau W., s. 30. ↩︎

  12. “Bayern treibt Digitalisierung der Gerichte voran / Gerichte im Freistaat verfügen bereits jetzt über 50 Videokonferenzanlagen / Justizminister Eisenreich fordert: "Zumindest für die Dauer der Corona-Pandemie sollten die Möglichkeiten eines Video-Einsatzes im Strafverfahren ausgeweitet werden", https://www.justiz.bayern.de/presse-und-medien/pressemitteilungen/archiv/2020/34.php, (23.05.2020). ↩︎

  13. Hau W., s. 31. ↩︎

  14. Avusturya Medenî Usûl Kanunu için bkz. “Österreiche Zivilprozessordnung”, (https://www.ris.bka.gv.at/GeltendeFassung.wxe?Abfrage=Bundesnormen&Gesetzesnummer=10001699, 24.05.2020). Bundan sonraki Avusturya Medenî Usûl Kanunu ile ilgili açıklamalarda ayrıca atıfta bulunulmayacaktır. ↩︎

  15. “Die ersten Infizierten: Wie Corona nach Österreich kam”, (https://www.addendum.org/coronavirus/wie-corona-nach-oesterreich-kam/, 25.05.2020). ↩︎

  16. https://www.justiz.gv.at/home/covid-19/rechtsgrundlagen/zivilrecht~8a6.de.html, (23.05.2020). ↩︎

  17. “ 2. Covid-19 Gesetz”, Bundesgesetzblatt für die Republik Österreich, https://www.ris.bka.gv.at/Dokumente/BgblAuth/BGBLA_2020_I_16/BGBLA_2020_I_16.pdfsig, (23.05.2020). ↩︎

  18. Tespit edebildiğimiz kadarıyla bu Kanunlar 4 Nisan 2020 tarihinde Federal Resmi Gazete’de (https://www.ris.bka.gv.at/Dokumente/BgblAuth/BGBLA_2020_I_24/BGBLA_2020_I_24.pdfsig, 23.05.2020) yayımlanan 4. Covid-19 Kanunu, 5 Mayıs 2020 tarihinde Federal Resmi Gazete’de (https://www.ris.bka.gv.at/Dokumente/BgblAuth/BGBLA_2020_I_30/BGBLA_2020_I_30.pdfsig, 23.05.2020) yayımlanan 8. Covid-19 Kanunu’dur. ↩︎

  19. Avusturya Medenî Usûl Kanunu’nun 433. maddesi uyarınca dava açmak isteyen kişinin dava açmadan önce karşı tarafın yerleşim yerindeki “Bezirksgericht” mahkemesinde karşı tarafı çağırarak sulh olma girişimi “Praetorischer Vergleich” olarak adlandırılmaktadır. ↩︎

  20. Avusturya Çekişmesiz Yargı Kanunu için bkz. “Ausserstreitgesetz”, (https://www.ris.bka.gv.at/GeltendeFassung.wxe?Abfrage=Bundesnormen&Gesetzesnummer=20003047, 24.05.2020). ↩︎

  21. İsviçre’de Covid-19 ile ilgili çıkarılan Yönetmeliğin 30 Eylül 2020 tarihine kadar geçerlilik tarihi vardır. Dişel, B., “İsviçre Hukukunda Kovid-19 Sebebiyle Yargıda Alınan Tedbirler Özellikle Medenî Yargıdaki Düzenlemeler ve Bu Düzenlemelerin Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/isvicre-hukukunda-kovid-19-sebebiyle-yargida-alinan-tedbirler-ozellikle-medeni-yargidaki-duzenlemeler-ve-bu-duzenlemelerin-ulkemiz-acisindan-degerlendirilmesi/, 25.05.2020). ↩︎

  22. “Türkiye’de ilk koronavirüs vakası tespit edildi”, (https://www.trthaber.com/haber/gundem/turkiyede-ilk-koronavirus-vakasi-tespit-edildi-466216.html, 25.05.2020). ↩︎

  23. “87742275-010.07-0040-2020-94/16812 Sayılı COVID-19 Kapsamında İlave Tedbirler”, https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/Dosyalar/f275097a-aef5-4b51-b98d-c7b69ceb3b9f.pdf, (25.05.2020). ↩︎

  24. RG., 22.03.2020, S. 31076 (Mükerrer). ↩︎

  25. “87742275-010.07-0053-2020-105/17582 Sayılı COVID-19 Kapsamında İlave Tedbirler”, (https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/Dosyalar/f275097a-aef5-4b51-b98d-c7b69ceb3b9f.pdf, 25.05.2020). ↩︎

  26. RG., 26.03.2020, S. 31080. ↩︎

  27. 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin hem medenî usûl hukuku hem takip hukuku bakımından detaylı bir değerlendirmesi hakkında bkz. Pekcanıtez H., “2279 sayılı Cumhurbaşkanı (Fevkalâde Mühlet) Kararı ile 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesinin Birlikte Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/2279-sayili-karar-ile-7226-sayili-kanunun-birlikte-degerlendirilmesi/, 25.05.2020). 7226 sayılı Kanun’un geçici 1. maddesinin sadece medenî usûl hukuku bakımından ayrıntılı yapılan bir değerlendirilmesi hakkında bkz. Atalı, M./Erdoğan E., “Covid-19 Salgını Sebebiyle Yapılan Düzenlemelerin Medenî Usul Hukuku Alanına Yansımaları (7226 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci Maddesi ile Getirilen Tedbirlerin Hukuk Yargılaması Açısından Değerlendirilmesi)”, (https://blog.lexpera.com.tr/covid-19-salgini-sebebiyle-yapilan-duzenlemelerin-medeni-usul-hukuku-alanina-yansimalari/, 25.05.2020). Özekes/Seven, 7226 sayılı Kanun yürürlüğe girmeden önce olağanüstü hallerde adalet hizmetinin yürütülmesi ve süreler hakkında bir kanun önerisinde bulunmuştu. Özekes M./Seven V., “Fevkalade Hallerde Adalet Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Süreler Hakkında Kanun Önerisi”, (https://blog.lexpera.com.tr/fevkalade-hallerde-adalet-hizmetlerinin-yurutulmesi/, 25.05.2020). ↩︎

  28. RG., 30.04.2020, S. 31114. ↩︎

  29. “Yargıtay Başkanlar Kurulunun 26/03/2020 tarih ve 3 sayılı kararı”, (https://d.barobirlik.org.tr/2020/YargitayBaskanlarKurulu.pdf, 25.05.2020). ↩︎

  30. “COVID-19 Kapsamında İlave Tedbirler“, (https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/Dosyalar/274da669-ec5d-4994-ad0e-2a30c0868f89.pdf, 25.05.2020). ↩︎

  31. “Vesayet Süresi Dolan Vasilerin, Görevlerinin Uzatılması Hususunda Gerekli Hassasiyetin Gösterilmesi Hakkında Duyuru”, (https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/files/13-04-2020.pdf, 25.05.2020). ↩︎

  32. “COVID-19 Kapsamında Alınan Tedbirlerin Uzatılması”, (https://www.hsk.gov.tr/Eklentiler/files/GENEL KURUL KARARI-30-04-2020.pdf, 25.05.2020). ↩︎

  33. “Yargıtay Başkanlar Kurulu 30 Nisan 2020 tarihli ve 5 sayılı karar”, (https://d.barobirlik.org.tr/2020/Belge454729.pdf, 25.05.2020). ↩︎

  34. Özekes/Güneysu, önemli bir sebebin varlığı halinde sürelerin uzatılması veya kısaltılmasının talep edilebileceği Alman Medenî Usûl Kanunu’nun 224. maddesinin salgın sürecinde de uygulanabileceğini savunmaktadır (Özekes M./Boran Güneysu, N., (https://blog.lexpera.com.tr/kovid-19-salginindan-dolayi-alman-hukukunda-yargilama-ve-takip-hukukuna-iliskin-hukuki-durum/, 25.05.2020). ↩︎

  35. İsviçre’de ise her yıl 15 Temmuz-15 Eylül arasında yapılan adli tatil öne çekilmiş, 21 Mart 2020-19 Nisan 2020 tarihleri adli tatil yapılmasına karar verilmiştir. Adli tatilden sonra ise yargılama ve takiplerde sürelerin durmasına ilişkin genel bir düzenleme yapılması yerine, yargıya ilişkin özellikle salgının yayılmasını önleyici tedbirler almak ve aynı zamanda yargılama faaliyetine de devam edebilmek amacıyla on maddeden oluşan bir yönetmelik çıkarılmıştır. Bu konuda ayrıntılı bilgi için bkz. Dişel B., “İsviçre Hukukunda Kovid-19 Sebebiyle Yargıda Alınan Tedbirler Özellikle Medenî Yargıdaki Düzenlemeler ve Bu Düzenlemelerin Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/isvicre-hukukunda-kovid-19-sebebiyle-yargida-alinan-tedbirler-ozellikle-medeni-yargidaki-duzenlemeler-ve-bu-duzenlemelerin-ulkemiz-acisindan-degerlendirilmesi/, 25.05.2020). ↩︎

  36. “Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu”, (https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem27/yil01/ss196.pdf, 25.05.2020). Özekes de bu düzenlemenin bir torba kanunda çıkarılmasını eleştirmiştir. Özekes M., “Salgın Sebebiyle Özel Hukuk Alanında Yapılan Bazı Düzenlemeler ve Devletin Sorumluluk Almaktan Kaçınmasının Doğurduğu Çelişki ve Sorunlar Üzerine Tespitler”, (https://blog.lexpera.com.tr/salgin-sebebiyle-ozel-hukuk-alaninda-yapilan-duzenlemeler-uzerine-tespitler/, 25.05.2020). İsviçre’de ise çıkarılan Yönetmeliğin genel amacını ortaya koyan, getirdiği istisnaî tedbirleri ve bu tedbirlerin şartlarını her bir madde özelinde açıklayan kapsamlı bir gerekçesi vardır. Dişel B., “İsviçre Hukukunda Kovid-19 Sebebiyle Yargıda Alınan Tedbirler Özellikle Medenî Yargıdaki Düzenlemeler ve Bu Düzenlemelerin Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/isvicre-hukukunda-kovid-19-sebebiyle-yargida-alinan-tedbirler-ozellikle-medeni-yargidaki-duzenlemeler-ve-bu-duzenlemelerin-ulkemiz-acisindan-degerlendirilmesi/, 25.05.2020). ↩︎

  37. Zira aslolan isteyenin yargılamayı izleyebileceği asgari ve sağlıklı bir izleme ortamının oluşturulmasıdır (Erdönmez G., Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, C. 1, İstanbul 2017, s. 896-897). ↩︎

  38. Pekcanıtez’e göre, aleniyetin kaldırılması, aleniyetin kanun tarafından kaldırılması, aleniyetin mahkeme tarafından kaldırılması ve duruşmaların belli kişilere kapalı olması üzere üç başlık altında incelenmiştir. Pekcanıtez H., “Medenî Usûl Hukukunda Aleniyet İlkesi”, Makaleler, İstanbul 2016, C. 1, s. 582-587. Kurt Konca’ya göre, aleniyetin mutlak kaldırılması sebepleri çocuğun ve ailenin korunması, nispî kaldırılması sebepleri ise hukuken korunmaya değer menfaatler sebebiyle aleniyetin kaldırılması, durulmanın disiplinine ilişkin kurallara dayanılarak aleniyetin kaldırılması, adliye binasına ilişkin düzenlemelere dayanılarak aleniyetin kaldırılması ve kolluk kuvvetlerinin aldığı tedbirler nedeniyle aleniyetin kaldırılmasıdır. Kurt Konca N., Medenî Usûl Hukukunda Aleniyet İlkesi, Ankara 2009, s. 241-303. ↩︎

  39. Kurt Konca N., s. 260. ↩︎

  40. Aynı yönde görüş için bkz. Dişel B., “İsviçre Hukukunda Kovid-19 Sebebiyle Yargıda Alınan Tedbirler Özellikle Medenî Yargıdaki Düzenlemeler ve Bu Düzenlemelerin Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/isvicre-hukukunda-kovid-19-sebebiyle-yargida-alinan-tedbirler-ozellikle-medeni-yargidaki-duzenlemeler-ve-bu-duzenlemelerin-ulkemiz-acisindan-degerlendirilmesi/, 25.05.2020). ↩︎

  41. Kale S., “Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası”, Legal Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukuku Dergisi 2013/2, s. 151. ↩︎

  42. İsviçre’de Covid-19 salgınına karşı çıkarılan Yönetmelik’te de hâkimin istisnaen de olsa re’sen ses ve görüntü nakli yoluyla duruşma yapılmasına karar verebileceği yönündeki bilgi için ve aynı yöndeki görüş için bkz. Dişel B., “İsviçre Hukukunda Kovid-19 Sebebiyle Yargıda Alınan Tedbirler Özellikle Medenî Yargıdaki Düzenlemeler ve Bu Düzenlemelerin Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/isvicre-hukukunda-kovid-19-sebebiyle-yargida-alinan-tedbirler-ozellikle-medeni-yargidaki-duzenlemeler-ve-bu-duzenlemelerin-ulkemiz-acisindan-degerlendirilmesi/, 25.05.2020). ↩︎

  43. Aynı yönde görüş için bkz. Dişel B., “İsviçre Hukukunda Kovid-19 Sebebiyle Yargıda Alınan Tedbirler Özellikle Medenî Yargıdaki Düzenlemeler ve Bu Düzenlemelerin Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/isvicre-hukukunda-kovid-19-sebebiyle-yargida-alinan-tedbirler-ozellikle-medeni-yargidaki-duzenlemeler-ve-bu-duzenlemelerin-ulkemiz-acisindan-degerlendirilmesi/, 25.05.2020). Pekcanıtez/Atalay/Özekesde Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 149. maddesinin ilk fıkrasını değiştiren ve taraflardan birinin talebi üzerine talep eden tarafın veya vekilinin, aynı anda ses ve görüntü nakledilmesi yolu ile bulundukları yerden duruşmaya katılmalarına ve usûl işlemleri yapabilmelerini mahkeme kararıyla mümkün kılan Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ni bu ilkeler bazında eleştirmişti. Pekcanıtez H./Atalay O./Özekes M., “Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2020) Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/hmk-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifinin-2020-degerlendirilmesi/, 28.05.2020). ↩︎

  44. Özekes M., Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, İstanbul 2017, C. 2, s. 1347. Kanun’da açıkça belirtilmese de doktrinde ses ve görüntüsü nakledilecek tüm ilgililerin kişilik haklarının korunması için onların dahi izninin alınması gerektiği savunulmaktadır. Kale, s. 148. ↩︎

  45. Aynı yönde görüş için bkz. Dişel B., “İsviçre Hukukunda Kovid-19 Sebebiyle Yargıda Alınan Tedbirler Özellikle Medenî Yargıdaki Düzenlemeler ve Bu Düzenlemelerin Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/isvicre-hukukunda-kovid-19-sebebiyle-yargida-alinan-tedbirler-ozellikle-medeni-yargidaki-duzenlemeler-ve-bu-duzenlemelerin-ulkemiz-acisindan-degerlendirilmesi/, 25.05.2020). ↩︎

  46. Krans H. B./Nylund A., “Concluding Remarks on Covid-19 and Civil Justice”, Civil Justice and Covid-19- Septentrio Reports 2020/5, s. 56. Atalay, takip hukuku açısından malî durumu bozulan işletmelerin rehabilitasyonuna, şirket kurtarmaya, borç yapılandırmasına ve konkordatoya olan ihtiyacın öncekinden çok daha güçlü bir biçimde kendisini göstereceğini öngörmektedir. Atalay O., “COVİD-19 Salgını Sebebiyle Gerçekleşen Takip Tatili Sonrasına İlişkin Bazı Düşünceler ve Öneriler”, (https://blog.lexpera.com.tr/covid-19-salgini-sebebiyle-gerceklesen-takip-tatili-sonrasina-iliskin-bazi-dusunceler-ve-oneriler/, 25.05.2020). ↩︎

  47. Krans/Nylund, s. 56-57. ↩︎

Kaynakça

• “2. Covid-19 Gesetz”, Bundesgesetzblatt für die Republik Österreich, (https://www.ris.bka.gv.at/Dokumente/BgblAuth/BGBLA_2020_I_16/BGBLA_2020_I_16.pdfsig, 23.05.2020).

• “4. Covid-19 Gesetz”, (https://www.ris.bka.gv.at/Dokumente/BgblAuth/BGBLA_2020_I_24/BGBLA_2020_I_24.pdfsig, 23.05.2020).

• “8. Covid-19 Gesetz”, (https://www.ris.bka.gv.at/Dokumente/BgblAuth/BGBLA_2020_I_30/BGBLA_2020_I_30.pdfsig, 23.05.2020).

•“Ausserstreitgesetz”, (https://www.ris.bka.gv.at/GeltendeFassung.wxe?Abfrage=Bundesnormen&Gesetzesnummer=20003047, 24.05.2020).

Atalay, Oğuz, “COVİD-19 Salgını Sebebiyle Gerçekleşen Takip Tatili Sonrasına İlişkin Bazı Düşünceler ve Öneriler”, (https://blog.lexpera.com.tr/covid-19-salgini-sebebiyle-gerceklesen-takip-tatili-sonrasina-iliskin-bazi-dusunceler-ve-oneriler/, 25.05.2020).

Atalı, M./Erdoğan E., “Covid-19 Salgını Sebebiyle Yapılan Düzenlemelerin Medenî Usul Hukuku Alanına Yansımaları (7226 sayılı Kanun’un Geçici 1’inci Maddesi ile Getirilen Tedbirlerin Hukuk Yargılaması Açısından Değerlendirilmesi)”, (https://blog.lexpera.com.tr/covid-19-salgini-sebebiyle-yapilan-duzenlemelerin-medeni-usul-hukuku-alanina-yansimalari/, 25.05.2020).

• ‘Ausgangsbeschränkungen / Bayerns Justizminister Eisenreich: "Es ist unsere Aufgabe, die Ausbreitung des Corona-Virus einzudämmen und die Gesundheit der Beteiligten zu schützen. Die Gerichte und Justizbehörden halten den Betrieb für dringende und eilbedürftige Verfahren aufrecht." ‘, (https://www.justiz.bayern.de/presse-und-medien/pressemitteilungen/archiv/2020/29.php, 22.5.2020).

• ‘Bayern treibt Digitalisierung der Gerichte voran / Gerichte im Freistaat verfügen bereits jetzt über 50 Videokonferenzanlagen / Justizminister Eisenreich fordert: "Zumindest für die Dauer der Corona-Pandemie sollten die Möglichkeiten eines Video-Einsatzes im Strafverfahren ausgeweitet werden" ‘, (https://www.justiz.bayern.de/presse-und-medien/pressemitteilungen/archiv/2020/34.php, 23.05.2020).

• Bundesministerium Justiz, (https://www.justiz.gv.at/home/covid-19/rechtsgrundlagen/zivilrecht~8a6.de.html, 23.05.2020).

• “Denizli Milletvekili Nilgün Ök ile 46 Milletvekilinin Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi (2/2633) ile Plan ve Bütçe Komisyonu Raporu”, (https://www.tbmm.gov.tr/sirasayi/donem27/yil01/ss196.pdf, 25.05.2020).

• “Deutsche Zivilprozessordnung”, (https://www.gesetze-im-internet.de/zpo/, 25.05.2020).

• “Die ersten Infizierten: Wie Corona nach Österreich kam”, (https://www.addendum.org/coronavirus/wie-corona-nach-oesterreich-kam/, 25.05.2020).

Dişel, Buse, “İsviçre Hukukunda Kovid-19 Sebebiyle Yargıda Alınan Tedbirler Özellikle Medenî Yargıdaki Düzenlemeler ve Bu Düzenlemelerin Ülkemiz Açısından Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/isvicre-hukukunda-kovid-19-sebebiyle-yargida-alinan-tedbirler-ozellikle-medeni-yargidaki-duzenlemeler-ve-bu-duzenlemelerin-ulkemiz-acisindan-degerlendirilmesi/, 25.05.2020).

Erdönmez, Güray, Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, 15. Bası, C. 1, İstanbul 2017.

• “Erste Corona-Todesfaelle in Deutschland”, (https://www.dw.com/de/erste-corona-todesfälle-in-deutschland/a-52597027, 24.05.2020).

Hau, Wolfgang, “Litigation in the Time of Covid-19: Some Observations from Germany”, Civil Justice and Covid-19- Septentrio Reports 2020/5, s. 29-31.

Kale, Serdar, “Ses ve Görüntü Nakledilmesi Yoluyla Duruşma İcrası”, Legal Medenî Usûl ve İcra-İflâs Hukuku Dergisi 2013/2, C. 9, s. 141-155.

• Krans, Bart/Nylund, Anna, “ Concluding Remarks on Covid-19 and Civil Justice”, Civil Justice and Covid-19- Septentrio Reports 2020/5, s. 29-31.

Kurt Konca N., Medenî Usûl Hukukunda Aleniyet İlkesi, Ankara 2009.

• “Liste der infolge der COVID-19-Pandemie erlassenen deutschen Gesetze und Verordnungen”, (https://de.wikipedia.org/wiki/Liste_der_infolge_der_COVID-19-Pandemie_erlassenen_deutschen_Gesetze_und_Verordnungen, 25.05.2020).

• “Österreiche Zivilprozessordnung”, (https://www.ris.bka.gv.at/GeltendeFassung.wxe?Abfrage=Bundesnormen&Gesetzesnummer=10001699, 24.05.2020).

Özekes M., Pekcanıtez Usûl Medenî Usûl Hukuku, C. 2, İstanbul 2017.

Özekes M./Seven V., “Fevkalade Hallerde Adalet Hizmetlerinin Yürütülmesi ve Süreler Hakkında Kanun Önerisi”, (https://blog.lexpera.com.tr/fevkalade-hallerde-adalet-hizmetlerinin-yurutulmesi/, 25.05.2020).

Özekes, Muhammet/Boran Güneysu, Nilüfer, “KOVID-19 Salgınından Dolayı Alman Hukukunda Yargılama ve Takip Hukukuna İlişkin Hukukî Durum ile Özellikle İflâslar (Küllî İcra) Hakkındaki Düzenlemeye Genel Bakış”, (https://blog.lexpera.com.tr/kovid-19-salginindan-dolayi-alman-hukukunda-yargilama-ve-takip-hukukuna-iliskin-hukuki-durum/, 22.5.2020).

Özekes Muhammet, “Salgın Sebebiyle Özel Hukuk Alanında Yapılan Bazı Düzenlemeler ve Devletin Sorumluluk Almaktan Kaçınmasının Doğurduğu Çelişki ve Sorunlar Üzerine Tespitler”, (https://blog.lexpera.com.tr/salgin-sebebiyle-ozel-hukuk-alaninda-yapilan-duzenlemeler-uzerine-tespitler/, 25.05.2020).

Pekcanıtez Hakan, “Medenî Usûl Hukukunda Aleniyet İlkesi”, Makaleler, C. 1, s. 561-590, İstanbul 2016.

Pekcanıtez Hakan, “2279 sayılı Cumhurbaşkanı (Fevkalâde Mühlet) Kararı ile 7226 Sayılı Kanunun Geçici 1. Maddesinin Birlikte Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/2279-sayili-karar-ile-7226-sayili-kanunun-birlikte-degerlendirilmesi/, 25.05.2020).

Pekcanıtez Hakan/Atalay Oğuz/Özekes Muhammet, “Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifinin (2020) Değerlendirilmesi”, (https://blog.lexpera.com.tr/hmk-ile-bazi-kanunlarda-degisiklik-yapilmasina-dair-kanun-teklifinin-2020-degerlendirilmesi/, 28.05.2020).

Lexpera Blog’da yayımlanan yazılar, yazarlarının görüşlerini ifade eder. Lexpera Blog’da bir yazıya yer verilmesi, o yazıda savunulan görüşlerin On İki Levha Yayıncılık tarafından benimsendiği anlamına gelmez. Yazılar, bilgi amaçlı olup, hukuki mütalaa ya da tavsiye niteliği taşımamaktadır.
Author image
Dokuz Eylül Üniversitesi Hukuk Fakültesi, Medeni Usûl ve İcra İflâs Hukuku Anabilim Dalı Araştırma Görevlisi