İdare hukuku anlatımında genel olarak benimsenen tasnife göre idari faaliyetlerin kamu hizmeti ve kolluk faaliyeti şeklinde incelendiği görülmektedir. Ancak tarihsel olarak bakıldığında devletler, teşvik ve destekleri her dönem kullanmışlardır. Buna rağmen teşvik ve desteklerin idare hukuku bakımından değerlendirilmesinde, kamu hizmeti merkezli bir yaklaşım göze çarpmaktadır. Bunun temel nedeni olarak, idare
Yürürlüğe girişinin yedinci yılını dolduran 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile birden çok kişinin birlikte bir zarara sebebiyet vermesi, bir diğer ifadeyle haksız fiillerde müteselsil sorumluluk haline ilişkin önemli değişiklikler yapılmıştır. Önceki Borçlar Kanunu döneminde (öğretide tam teselsül olarak adlandırılan) aynı zarara birlikte sebep olma hâli ile (eksik teselsül olarak
Amerika Birleşik Devletleri (“ABD”) katma değerli üretimler ve yüksek ticaret hacmi ile dünya ekonomik peyzajında önemli bir yer tutmaktadır. Sanayi ürünlerinden bilişim teknolojilerine kadar pek çok farklı segmentte üretim yapan ABD, toplam ihracatın da önemli bir bölümünü oluşturmaktadır. Bu bağlamda Türkiye ile de önemli bir ticaret hacmine sahip olan ABD,
Türk Anayasa Mahkemesi'nin Sevim Akat Eşki Kararı[1]
BAŞVURUNUN KONUSU VE BAŞVURUCUNUN İDDİASI: Başvurucu, evlilikten önceki soyadını tek başına kullanamamasının dayanağı olan 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 187. maddesinin Anayasa’nın 2., 10., 12., 17., 20., 41. ve 90. maddelerine aykırı olduğunu iddia etmiş ve özel hayatına ve aile
Bazı kişisel veriler gerek mahiyeti gerek dokunduğu hak alanının özel önem arz etmeleri nedeniyle, diğer kişisel verilerden daha farklı tanımlanmış, daha farklı düzenlemelere tabi tutulmuştur. Çeşitli uluslararası metinlerde, “hassas veri”, “özel türde veri”, “hassas bilgi” şeklinde ifadelerle betimlenen, kendine has özellikleri olan ve diğer verilere göre daha çok korunma ihtiyacı







