İnsanoğlu, yaradılıştan bu yana daha iyi olana sahip olabilmek arzusu ile sürekli yer değiştirmiştir. Genel olarak göç adı verilen bu olgu, insanlık tarihi kadar eski bir kavramdır. Göçler, yapılan çeşitli sınıflandırmalarla farklı isimlere sahip olmaktadır. Bu sınıflandırmalardan birisi de, göçün birey iradesine bağlı olarak yapılıp yapılmadığı ile ilgilidir. Gerçekten, irade
6356 sayılı Kanun’da işçi kuruluşunda yönetici olanlara bazı güvenceler getirilmiştir. Öncelikle 6356 sayılı Kanun’a göre, işçi kuruluşunda yönetici olarak görev alması sebebiyle işyerinden ayrılan işçinin iş sözleşmesi askıda kalır (m. 23). Bu düzenlemede ifade edilen işçi kuruluşu, sendika ve konfederasyonları kapsamaktadır (m. 2/1, g). Yönetici sıfatı ise,
İcra ve İflâs Kanununda borçlulara mali durumlarını iyileştirebilmeleri ve borçlarını tasfiye edebilmeleri için muhtelif imkânlar tanınmıştır. Borçlunun bu hukuki yollara müracaat ettikten sonra gerçekleştirdiği hukuki işlemlerin iptal davasına konu olup olamayacağı daha önce iflâsın ertelenmesi kurumu yürürlükte iken gündeme gelmiştir. Halihazırda ise bu meselenin odağında, konkordato mühleti alan borçlunun
I. GENEL OLARAK HAYAT SİGORTASI SÖZLEŞMELERİ
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1487. maddesinde hayat sigortası düzenlenmiştir. Buna göre, sigorta ettirenin prim ödemesi karşılığı, riziko şahsının ölümü halinde veya hayatta kalması şartı ile sigortacının lehdara belirli bir meblağı ödemeyi üstlendiği sözleşmeye hayat sigortası sözleşmesi denir. Bu sözleşme, taraflara karşılıklı borç
Av. Barış Ülker – Galatasaray Üni. Huk. Fak. Öğr. Eylem Işık
ÖZET:
Müteselsil borç ilişkisi farklı hukuk sistemlerinde var olan bir kurum olmakla birlikte, söz konusu ilişkinin niteliği konusunda görüş birliğine varılamamıştır. Türk hukukunda esas alınan “borç ilişkisinin çokluğu teorisi” uyarınca aralarında teselsül ilişkisi bulunan borçluların birbirinden farklı hükümlere tabi olabilmektedir.







